EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 2 · Haziran/2007

UZUN SOLUKLU YÜRÜYÜŞ

Cengiz Göltaş

Nükleer enerji Görüş ve değerlendirme

Yıl
2007
Sayfa
5
Okuma süresi
8 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Çevre ve iklim, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • Nükleer Karşıtı Platform
  • Sinop nükleer santrali
  • Akkuyu
  • EMO
  • Cumhurbaşkanı veto
  • Hilmi Güler

Özet

EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, AKP hükümetinin nükleer santral kurma girişimlerini, Cumhurbaşkanı'nın yasayı veto etmesini ve Nükleer Karşıtı Platform'un 1990'lardan bugüne süren mücadelesini değerlendiriyor. Yazıda Sinop ve Akkuyu'daki toplumsal muhalefet ile enerji-demokrasi ilişkisi tartışılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

8=8162/8./8%İ5 <¶5¶<¶ì

Cengiz Göltaş EMO Yönetim Kurulu Yazmanı

´«Para yaz× da tura da gelse, hatta dik de dursa« µne AKP Hükümeti, ne de sonras×nda gelecek olan iktidarlara nükleer santral kurdurmayacaù×z.

$.3 +ÖNÖPHWLnQLQ \ÜO ĞQFH +ÖNÖPHW 3URJUDPÜ YH $FLO (\OHP 3ODQÜnQGD DÁÜNODGÜğÜ QÖNOHHU VDQWUDO PHVHOHVL &XPKXUEDşNDQÜnQÜQ 6D\ÜOÜ o1ÖNOHHU *ÖÁ 6DQWUDOODUÜQÜQ .XUXOPDVÜ YH İşOHWLOPHVL LOH (QHUML 6DWÜşÜQDİOLşNLQ.DQXQpXQYH PDGGHOHULQL YHWR HWPHVL LOH EHOLUVL] ELUVÖUHFHHYULOGL

Nükleer santral konusuna ne denli gayri ciddi yaklaşıldığı aslında tasarının kendisi ile açığa çıkmıştı. 3 sayfalık me- tinde nükleer atıklara ilişkin fon kurul- ması gibi ucu açık bir söylemin dışında hiçbir önlemden söz edilmemesi, ihale yerine özel bir seçme yönteminden bahsedilmesi, nükleer santralın pahalı elektriği için daha şimdiden 15 yıllık

alım garantisi verilmesi ve planlamadan uzak günü birlik politikaların en çarpıcı göstergesi olarak nükleer ile ilgili bir yasada yaklaşan kriz ortamına çözüm bulmak adına tasarının içine kömür santrallarına alım garantisi veren bir düzenlemenin de eklenivermiş olması zaten ilgili herkese pes artık dedirtecek boyutlardaydı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in, 22 Şubat 2007 tarihinde TBMM'de yaptığı açıklama.

AKP Hükümeti'nin Meclis'in ilgili komisyonlarından ve Genel Kurul'dan sağlıklı bir tartışma yapılmadan oldu- bittiye getirerek geçirdiği yasaya karşı EMO olarak Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'e görüşlerimizi ilettik. EMO'nun duyarlılığını payla- şan Cumhurbaşkanı Sezer, hukuka bağlı objektif ve sorumlu yaklaşımla bu yasayı veto etti.

Hükümet, Cumhurbaşkanı'nın veto- sunu ayrıntılı olarak değerlendirmek yerine yasayı hemen Enerji Komisyo- nu'ndan yeniden geçirerek, inatlaş- masını sürdüreceğinin işaretini verdi. Alınan erken seçim kararı ve zaman kısıtlılığı ile birlikte yaşanan siyasal belirsizlik ortamını değerlendirdi- ğimizde aklın yolu, nükleer santral ısrarından vazgeçilmesidir.

Nükleer Karşıtı Şenlik'te yaşamlarını yitiren SONER ve ÖNER BALTA ile GÜNEŞ KORKMAZ'ın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

AKP Döneminde Nükleer Santral Kurma Çabaları

AKP, nükleer santral konusunu özel- likle 2006 yılından itibaren değişik platformlarda gündeme getirerek bir yandan nükleer santral yapımına talip şirketlerin önünü açmayı hedef- lerken, diğer yandan oluşacak tepkileri en aza indirmek ve ikna sürecini geliştirmek üzere her türlü yanlış bilgi ile yeni bir toplum mühendisli- ği yaratmanın imkanlarını da sonuna kadar kullanıyordu.

Anımsanacağı gibi önce Başbakan Tayyip Erdoğan 2006'nın ilk ayların- da Sinoplular gecesinde traji komik bir müjdeyle Sinop'da 1800 megavat nükleer santral kurulması kararını al- dıklarını açıklamış, hemen ardından Enerji Bakanı Hilmi Güler de başta Sinop ve Akkuyu olmak üzere 2011

Bugün ülkemizde nükleer santral tartışmalarının yoğunlaştığı son 1.5 yıllık süreçte EMO'nun yürüttüğü sekreteryada aktif bir çalışma yü- rüten Nükleer Karşıtı Platformu da merkez ve yerel örgütlülüklerini oluşturan tüm bileşenleriyle bir kez daha kutlamak gerekiyor.

Zaman zaman kendi özgün kimlikle- ri ve yaklaşımları ile farklı refleksler içermiş olsa da platformu oluşturan her kurumsal yapı, nükleer santral konusunda ülkenin geleceğine ait insandan ve doğadan yana bilimsel düşünceyi esas alan bir yaklaşımda ortaklaşmayı ve önemli işlere imza at- mayı becermişlerdir. Sürecin bundan sonra takibinde de platform, üzerine düşeni yapmaya devam edecektir. Bu uzun soluklu yürüyüşte örgütlü gü- cün değerini bilen ve birikimlerini ortak bir iradede sürekli geliştiren bir tarz ile 35 yıl boyunca bu ülkenin nükleer santral macerasına girmesi engellenmiştir.

Bu tarihsel uzun yürüyüşte kaybetti- ğimiz nice dostlarımız oldu. Bugün yanımızda olan ya da olamayan her dostumuzu yaşanılır bir Türkiye yaratma mücadelesinin sıra neferi olarak anarken, geçtiğimiz yıl Sinop

yılından itibaren peş peşe devreye girecek 3 nükleer santral yapılaca- ğını ifade etmişti. Bu konuşmalar üzerinden de santralın kurulacağı yerler konusunda alternatif öneriler basında yer almıştı.

çEnerji politikalarıp adına ben bili- rim mantığı ile yapılan yanlış uygu- lamaların sonucu ülkeyi milyarlarca dolar zarara uğratanların halen Yüce Divan'da yargılandığı bir dönemde, toplumun birçok kesiminden farklı bilgi ve belgelerle nükleer santrallara itiraz edenleri hiçe sayan bir dayatma- nın içinde olmak demokrasi kültürü- nün eksikliğinden ziyade, ancak cahil cesareti ile açıklanabilir.

Yaşadığımız süreç nükleer santralla- rın, sadece ihtiyaçların ve önceliklerin değerlendirildiği teknik bir tartışma ile sonlandırılamayacağını gösterdi. Çünkü böylesine bir tartışmada, ül- kemizin başta yenilenebilir kaynak- ları olmak üzere bir Akdeniz ülkesi olarak avantajlarının yok sayıldığı, su ve kömür kaynaklarının değerlendi- rilmediği ortaya çıkacaktı. Bu somut durum ise, AKP'nin IMF'ye dayalı özelleştirme politikaları içinde nük- leer santral konusunda uluslararası şirketlere verdiği sözlerin boşa düş- mesi anlamına gelecekti.

Nükleer santral konusu teknik bir tartışmanın dışına ise ancak tekno- lojiye sahip olma ve arka planında Ortadoğu'da siyasal nüfuzu nükleer silahlanma hayali üzerinden geliştir- me projesi olarak yükselen ırkçı şoven milliyetçiliğin ruhunu okşayarak çıka- rılabilirdi. Elbette bu kafa karışıklığı ve toz duman içinde, kim hangi ge- rekçeyle nükleer santral kurulmasını isterse istesin kazanan yine bir avuç uluslararası tekelci şirket ve onların yerli işbirlikçileri olacaktı.

Tam da bu noktada çenerji-demok- rasip ilişkisi üzerine yanı başımızda nasıl bir barbarlığın hüküm sürdü- ğüne herkesin şahit olduğu koşul- larda, enerji kaynaklarına sahip olma adına insanın ve doğanın yok oluşu izlenirken, elbette kimsenin aklına çYahu ne oldu bu Irak'taki insanlığı

tehdit eden nükleer silahlarp sorusu gelmiyordu.

İONDQGDNRQXELUD]GDğÜOPÜşJLELDO JÜODQVDGDHVDVVRUXQXQNLOLWQRNWDVÜ ÖONHPL] DÁÜVÜQGDQ GD HQHUML YH GH PRNUDVL NDYUDPODUÜQÜQ ELU DUDGD HOH DOÜQPDVÜQGDQ JHÁL\RU (ğHU \DşDPÜQ WÖP DODQODUÜQGD ROGXğX JLEL HQHUML DODQÜQGD GD NDUDU YHUPH VÖUHÁOHULQ GH GHPRNUDVL\L KHU DGÜPGD LşOHWPH ND\JÜVÜWDşÜQPD]VDORELOHULQÁÜNDUODUÜ LOH ÖONHPL]LQ ÁÜNDUODUÜ NDUşÜ NDUşÜ\D NDODFDN YH VRQXÁWD EDşÜPÜ] EHODGDQ NXUWXOPD\DFDNWÜU

Demokrasi tanımı üzerine kurulan her cümlede kendi bakışını ya da önceliklerini (bulunduğu konumun doğal bir gereği olarak) öne çıkaran her yaklaşım, ilk anda çelişki olarak görünse de kendi içinde anlamlı ve tutarlı bir iradeyi yansıtır.

Demokrasi üzerine bu eğilim ve fark- lı bakış açılarını sorun olarak değil, toplumsal yaşam içinde demokrasi kavramının zenginliği olarak görmek gerekiyor. Ancak böyle bir mantıkla çok seslilik, katılım, azınlıkta kalanın hukuku, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü gibi ana yaklaşımlar hoş- görüyü esas alan geleneksel değerler ile örtüşebilir.

Tam da bu noktada, son dönemde ülkemizde nükleer santral kurulması konusunda yürütülen tartışmalar ve bu tartışmalara karşı siyasal iradenin tutumu demokrasi meselesinin nasıl kavrandığına dair en çarpıcı örneği oluşturmaktadır.

Sinopluların 2006 yılının başından iti- baren geliştirdikleri ve giderek başta kentin dışında yaşayan hemşerileri olmak üzere bütün ülkeye fark ettir- dikleri çyaşadıkları yörenin geleceğini sorgulama hakkına sahip yurttaş olma iradesinep, yönetenler tarafından ne yanıt verileceği, 21. yüzyılda nasıl bir Türkiye'de yaşayacağımızın da açık- laması olacak.

Şimdi soru şu olsa gerek: ç30 bin nüfuslu kentte neredeyse eli kalem tutan herkesin im- zalarıyla karşı çıktığı, Türkiye

tarihinin en görkemli çevre- enerji ve doğal yaşamı savunma mitinginin gerçekleştirildiği, son bir yılda yapılan halk toplantı- ları, panel, forum ve şenliklerle dayanışmanın geliştirildiği, yurt- taşların neredeyse tamamının hangi gerekçeyle olursa olsun kendi yaşam alanlarında nükleer santral kurulmaması konusunda hemfikir oldukları Sinop'ta nasıl nükleer santral yapacaksınız?p

Kentin bütün farklılıklarını bir konu- da birleştiren, parti, dernek, meslek kuruluşları ve her çeşit bireysel katı- lım ile tek ses olan Sinop'a rağmen bu santral yapılabilir mi?

Evet, yukarıda değinildiği gibi önce demokrasi meselesinde gelişmiş ülkelerin vatandaşlarına karşı so- rumlu ve saygılı davranışlarının bir anlamı olup olmadığı, vatandaşları- nın isteklerine rağmen herhangi bir meseleyi dayatıp dayatmadıklarının bizler açısından bir örnek oluşturup oluşturmayacağına karar verilmesi gerekiyor.

Kaldı ki dünyada böyle deneyler ya- şanmamış olsa bile, ülkeyi yöneten- lerin toplumun itirazları karşısında insanların huzur ve güvenini sağla- yacak, kaygıları önemseyen, hayır de- nilmesini bir ölçü olarak kabul eden vatandaşıyla barışık yeni bir politika tercihine yönelmesi en temel insan haklarından biri değil mi?

Tabi, biz ne dersek diyelim imam bildiğini okur misali yapmayın denil- diği halde Samsun'un nefes borusu- nu fuel-oil yakıtlı mobil santrallarla kesmeye çalışanların sorumsuzluğuna hep birlikte şahit olmamış mıydık. Yine 3 yıldır çalışmayan bu santral ile kural tanımazlığın maliyetini vergilerimizden hep birlikte halen ödemiyor muyuz?

22 Temmuz'da nasıl bir Türkiye'de yaşamak istediğimize ait tercihimizi yaparken bizlerden oy isteyen tüm si- yasal partilere yanıtlamaları için açık ve net bir soru yöneltelim:

oİQVDQ\DşDPÜQÜYHGRğD\ÜWHKGLW HGHQ QÖNOHHU VDQWUDOODUD NDUşÜ PÜVÜQÜ]"p

NKP-Çoğalmak, Direnmek ve Alternatifini Söylemek Adınae!

AKP iktidarının son 1.5 yılında yo- ğunlaşan nükleer santral tartışmala- rına örgütlü bir yaklaşım için 100'ün üzerinde parti, dernek, çevre, oda ve yerel yapıların bir araya gelmesi ile oluşturulan platformun miladı 1990'lı yıllara kadar uzanıyordu. Mesut Yılmaz'ın Başbakan olduğu, ANAP'ın Enerji Bakanlığı'nı kim- seye bırakmadığı koşullarda, yine bu dönemlerde olduğu gibi hararetli bir tartışma seyri izleyen nükleer santral macerasından Beyaz Enerji Operas- yonu'yla ortaya dökülen, ancak kamu vicdanında sonuçlandırılmamış bir dizi yolsuzluk kalmıştı.

O günleri anımsayanlar için tartışma çok kesin ifadelerle yürütülüyor, nük- leere karşı çıkanlar ülkeye duydukları inanç eksikliği ve dinazor kimlikleriyle sorgulanıyorlardı. Böylesine yolsuzluk- larla beslenen IMF'ye dayalı politikalar karşısında yine bu ülkenin gerçek yurt- severi vicdan ve namus sahibi emek ve demokrasiden yana kesimler güçlerini birleştirmeyi başardılar.

Nükleer santrallarla pahalı, sorunlu ve eski bir teknoloji ile dışa bağımlı- lığımızın arttırılmasına karşı çıktılar. Yine broşürler, dergiler, basın bül- tenleri çıkarıldı. Paneller, sempoz- yumlar, şenlikler, kampanyalar dü- zenlendi. Sonuçta, 1990'ların sonuna gelindiğinde mızrak çuvala girmedi ve toplumsal muhalefetin aydınlık yüzü nükleerci lobilerin karanlık yüzünü açığa çıkardı.

2 JÖQOHULQ NDUDUOÜOÜğÜQÜ EXJÖQÖQ PÖFDGHOHVLQGH JHOHQHN RODUDN VD KLSOHQHQOHU GH ERş GXUPDGÜ ¡HU QRELO )HODNHWLnQLQ \ÜOGĞQÖPÖQÖ GH LÁHUHQ JÖÁOÖ ELU 6İ123 0LWLQJL 1LVDQ nGD JHUÁHNOHşWLULOGL 1ÖNOHHU .DUşÜWÜ 3ODWIRUPnXQ 6LQRS KDONÜ\ODEXOXşWXğXEXşĞOHQHLQVDQODU \XUGXQKHUNĞşHVLQGHQVHYJLGRVWOXN YH GD\DQÜşPD PHVDMODUÜ\OD EDşND ELU HQHUMLQLQ PÖPNÖQ ROGXğXQX KD\ NÜUPDN Ö]HUH JHOGLOHU 6LQRSOXODU NDUDUÜQÜYHUPLşWL6Ğ\OHQHFHNKHUşH\L VĞ\OHPLşOHUGL ¡RN XOXVOX WHNHOOHULQ NDUKÜUVÜLÁLQÁRFXNODUÜQÜQJHOHFHNOH ULQLULVNHDWPD\DFDNODUGÜ

Ardından Ağustos sıcağında Akku- yu halkı ile buluştu nükleer santral karşıtları. Yine aynı kararlılıkla ses- lendiler Türkiye'ye. Bilim insanları, meslek örgütleri, çevre ve ekoloji dernekleri, emekten yana sendika- lar, oynanmak istenen oyunu boza- caklarını, Türkiye'nin başına çorap örülmesine izin vermeyeceklerini haykırdılar. Yetmedi yurdun dört- bir yanından toplanan imzalar ile Meclis'in kapısına dayandılar, bilim insanlarının karşı çıkışına ait dekla- rasyonu sahiplendiler, bulundukları her yerde panel, söyleşi, forum, basın açıklaması ve sempozyumlara imza- larını attılar.

6RQXÁWDRJÖQOHUGHQEXJÖQHJHOLş WLULOHQ PÖFDGHOHGH \DUDWÜODQ HPHğL ELOHUHN QÖNOHHU VDQWUDO PDFHUDVÜQD NDUşÜ X\DQÜN ROPD\Ü VÖUGÖUHUHN \D şDPÜ YH ÁRFXNODUÜPÜ]ÜQ JHOHFHğLQL VDYXQPD\DGHYDPHGHFHğL]1ÖNOHHU ORELOHULQ\ÜOOÜNGD\DWPDODUÜQDNDUşÜ İVSDQ\DİÁ6DYDşÜnQGD)DşL]PnHNDUşÜ ED\UDNODşDQ \ÜOOÜN LIDGH\OH VHVOH QL\RUX]

1R3DVVDUDQee