EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 2 · Haziran/2007
TÜRK PETROL KANUN TASARISI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2007
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- Türk Petrol Kanunu Tasarısı
- petrol yasası
- Irak Petrol Yasası
- enerji jeopolitiği
- ulusal çıkarlar
- hidrokarbon kaynakları
Özet
Yazar, TBMM'de görüşülen ancak kadük kalan Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nı, dünya çapında artan enerji kaynakları rekabeti ve ulusal çıkarların korunması bağlamında eleştirel biçimde değerlendiriyor. Tasarının Irak Petrol Yasa Tasarısı ile karşılaştırılarak ulusal çıkarları yeterince koruyamadığı ve toplumda yeterince tartışılmadığı vurgulanıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
7¶5.
3(752/
.$181
7$6$5,6,¶=(5İ1(
'¶ì¶1&(/(5
Hikmet Uluğbay
Bizim sonsuza dek yanımızda olacak dostlarımız yoktur, bizim sürekli kalıcı düşmanlarımız da yoktur.
Bizim sürekli ve sonsuza dek var olacak çıkarlarımız mevcuttur ve işte bu çıkarlarımızı kollamak bizim görevimizdir. Henry Temple Palmerston 1784-18651
Ocak 2007 ayında Türk Petrol Ka- nunu başlığı ile bir yasa çıkarma girişimi oldu. TBMM'den, sıra dışı bir yöntem olan ve beşi geçici olmak üzere toplam 44 maddeden oluşan Türk Petrol Yasa Tasarısı gibi kısa bir kanun için öngörülmemiş olan, temel kanun müzakere usulü uygulanarak geçirilen bu tasarı, Cumhurbaşkanı tarafından dört maddesinin yeniden görüşülmesi istemi ile Meclis'e iade edilmiştir. TBMM iktidar kanadı, iade edilen bu tasarıyı, diğer iade edilen tasarılarda olduğu gibi süratle gündemine alıp aynen Cumhurbaşka- nı'na göndermemiştir. Bu yaklaşımın yeni Cumhurbaşkanı'nın seçilmesini beklemek amacı ile mi izlendiği bilin- memektedir. Ancak Cumhurbaşkanı seçim süreci de Anayasa'da öngörülen kurallara uygun olarak tamamlana- madığı için TBMM'nin yenilenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu ge- lişmeler ışığında TBMM seçimlere kadar konuyu yeniden ele almaz ise Türk Petrol Kanunu tasarısı kadük olacaktır.
Çıkarılmaya teşebbüs edilen Türk Petrol Kanunu'nun nasıl köklü bir an- layış değişikliği öngördüğünü hatırda tutarak, konu üzerinde fikir üretme- ye devam etmek, gelecekteki benzeri girişimlere karşı kamuoyu duyarlılı- ğını canlı tutmak bakımından önem taşımaktadır. Anılan tasarı, giderek kıtlaşacağı ileri sürülen hidrokarbon kaynaklarına yönelik olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında oluşan rekabet koşullarını ve enerji kaynaklarını denetim yarışını göz ardı eden bir mantığa sahipti. Bu yönü ile de ulusal çıkarları gözetme boyutu ciddi şekilde tartışmaya açıktı.
Uzun süredir dünya petrol üretiminin 2010-2020 döneminde tavan yapaca- ğı ve bir süre bir platoda seyrettikten sonra düşmeye başlayacağı tezleri güç kazanmaya başlamıştır. Bu savlar, yıl- lık ekonomik büyüme hızı yüzde 10 dolayında gezinen Çin ile oldukça yüksek büyüme temposu sergileyen Hindistan'dan gelen büyük enerji talepleri ile birleşince petrol fiyatları yükselme eğilimi göstermiştir. Dünya
petrol pazarına bu atmosfer yön ve- rirken, ABD'nin rafineri kapasitesinin Katrina fırtınası ile ciddi darbe alması ham petrol fiyatlarını 2006 yılında 80 dolara yaklaştırmıştır.
20. yüzyılın sonları ile 21. yüzyılın yaşamakta olduğumuz yıllarında dünyanın birçok bölgesinde ve bu arada özellikle Ortadoğu'da sıcak savaşların sıkça yer aldığı ve çeşitli ülkelerde rejim değişikliği senaryo- larının uygulandığı ortamın geniş ölçüde enerji kaynakları ile ilgili re- kabetten kaynaklandığını ileri süren yazarların sayısı giderek artmaktadır. Bunlardan ikisini anımsamakta yarar vardır. Gazeteci David Morse, bir makalesinin girişinde şu gözlemde bulunmuştur:
çHalen, Sudan diye bilinen Kuzey- doğu Afrika'nın çöllerinde geleceğe yönelik bir savaş sürmektedir. e. Bu savaş kalaşnikoflarla, sopalar- la ve bıçaklarla yürütülmektedir. e Kullanılan en son teknolojiler, bir tarafta siyah Afrikalıların köylerine saldıran milisleri des-
<D]DUÜQ7ÖUN3HWURO.DQXQ7DVDUÜVÜnQD\ĞQHOLND\UÜQWÜOÜJĞUÖşOHULYHEXWDVDUÜQÜQ,UDN3HWURO<DVD7DVDUÜVÜYH.X]H\,UDN%ĞOJHİGDUHVLWDUDIÜQGDQKD]ÜUODQDQ 3HWURO<DVD7DVDUÜVÜLOHELUOLNWHGHğHUOHQGLULOPHVLQHLOLşNLQGLğHU\D]ÜODUÜQDKLNPHWXOXJED\FRPZHEDGUHVLQGHQXODşÜODELOLU
İQJLOL] %DşEDNDQÜ
$YDP .DPDUDVÜQGD 0DUW JÖQÖ \DSWÜğÜ NRQXşPDGDQ )DPLOLDU 4XRWDWLRQV %DUWOHWW -RKQ YH .DSODQ -XVWLQ 6L[WHHQWK (GLWLRQVD\ID
teklemek için Hükümet güçleri- nin helikopterleri, diğer tarafta tamamen farklı bir silah, yabancı petrol şirketlerinin yeraltındaki petrol yataklarını tespit etmek için yararlandıkları sismografi cihazları. e. Bu büyük ekonomik güçlerin büyümelerini sürdürmek için gereksinim duydukları sınırlı doğal kaynaklar havuzu için, maşalar aracılığı ile yaptıkları bir kaynak savaşıdır.2p
Diğer gözlem petrol konusunda de- ğerli birçok kitabı ve sayısız makalesi bulunan Michael T. Klare'e aittir:
çKüresel enerji kaynaklarına yönelik mücadele yoğunlaştıkça, Vaşington'dan Yeni Delhi'ye, Karakas'a, Moskova'ya ve Pe- kin'e değin ulusal liderlerin ve şirket yöneticilerinin belli başlı petrol ve doğalgaz kaynaklarını kontrol etmeye yönelik çabaları da artmaktadır.3p
Dünya enerji kaynaklarına yönelik re- kabetin bu boyutlara ulaştığı ortamda, kaynak sahibi ülkelerin bu varlıklarına sahip çıkma bilinç ve anlayışları çok güçlenmiş ve bu kaynaklara yönelik pazarlık güçleri de o denli artmış bulunmaktadır. Bu bağlamda birçok ülke kamu ve özel statüdeki ulusal şirketlerine büyük mali ve hukuki destekler sunmakta ve bu şirketlerini ülke içi ve ülke dışı enerji kaynakları- na yatırım yapmaya özendirmektedir. Bu konuda en başarılı örnekler olarak Japonya, Norveç, Çin ve Hindistan'ın adları sayılabilir. Giderek sayısı artan ülkeler, kendi topraklarında petrol veya doğalgaz arayacak yabancı şir- ketlere, kendi ulusal şirketlerinin bu girişimlerde önemli pay sahibi olmalarını ve yüksek oranlı royalti ödemeyi şart koşuyor, geçmişte bu fırsatı bulamamış ülkeler ise (ör- neğin Rusya Sakhalin II projesinde ve Venezuela Orinoco Bölgesi'nde) mevcut sözleşmeleri ulusal çıkarla- rını güçlendirecek şekilde değiştirme yoluna gitmektedirler.
İşJDODOWÜQGDNL,UDNELOH\DEDQ FÜODUÜQKD]ÜUODGÜğÜLOHULVÖUÖOHQ 3HWURO .DQXQ 7DVDUÜVÜnQD XOX VDO ÁÜNDUODUÜQÜ NRUXPD\D \ĞQH OLN KÖNÖPOHU NR\PXş XOXVDO NDPX şLUNHWLQH ED]Ü \DWDNODUÜQ LşOHWLOPHVLQGH ĞQFHOLN WDQÜPÜş \LQHXOXVDOşLUNHWLQ\DEDQFÜODUÜQ \DSDFDNODUÜDUDPDYHLşOHWPHID DOL\HWOHULQH VHUPD\HGDU RODUDN NDWÜOPDKDNNÜQÜVDNOÜWXWPXşYH ÖUHWLOHQ SHWUROÖQ ELU EĞOÖPÖ QÖQ XOXVDO JHUHNVLQLP LÁLQ D\ UÜODFDğÜNRşXOXQXGDNR\PXşWXU 8OXVDOÁÜNDUODUÜĞQSODQGDWXWPD EDNÜPÜQGDQ7ÖUN3HWURO.DQXQ 7DVDUÜVÜnQDJĞUHÁRNGDKDJÖÁOÖ \DSÜGDRODQ,UDN3HWURO<DVD7DV ODğÜnQÜQ,UDN0HFOLVLnQGH\RğXQ WDUWÜşPDRUWDPÜQGDJĞUÖşÖOPHVL YH FLGGL WRSOXPVDO PXKDOHIHWOH NDUşÜODşPDVÜ EHNOHQPHNWH GLU 6WRQ\ %URRN ¶QLYHUVLWHVL 3URIHVĞUÖ 0LFKDHO 6FKZDUW]nD JĞUHo,UDN3HWURO<DVD7DVDUÜVÜ NDQXQODşVDELOHÖ]HULQHEDVÜOGÜğÜ NDğÜWWDQ GDKD GHğHUOL ROPD\D FDNWÜU%X\DVDJHOHFHNWHJĞUHY \DSDFDNYHXOXVDOFÜDQOD\ÜşWDROD FDN,UDNKÖNÖPHWOHULWDUDIÜQGDQ NHQGLOHULQL EDğOD\ÜFÜ QLWHOLNWH JĞUÖOPH\HFHNWLU %X \DVD ELU VÖUH \ÖUÖUOÖNWH NDODELOVH ELOH ÁRNX]DNROPD\DQELUJHOHFHNWH NHQGLVLQLWDULKLQÁĞSNXWXVXQGD EXODFDNWÜUp
Türk Petrol Yasa Tasarısı ne TBMM'de, ne de toplumda hak ettiği ölçüde tartışılmamıştır. Dün- yadaki birçok ülkenin enerji kaynak- larına bakış açılarındaki gelişmeler ne tasarının hazırlığında, ne de mü- zakereleri sırasında göz önüne alın- mıştır. Yerine geçeceği 1954 tarihli Yasa'nın uygulandığı 53 yıl zarfında, Türkiye'nin yaşadığı acı birçok dene- yimler sonucunda kazandığı ulusal çıkarları koruma refleksi yeni tasarı ile tamamen yok edilmiştir. Tasarıya yönelik olarak yapılabilen çok sınırlı tartışmalar da yazılı ve görsel basında toplumu bilgilendirici boyuta ulaşa- mamıştır.
Seçim sonrasında, kaderin bir cilvesi olarak halen yürürlükte kalabilen 1954 tarihli Petrol Kanunu'nun de- ğiştirilmesi yeniden gündeme gelir- se, bu sürecin Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın yaşadığı süreçten farklı ve daha sağlıklı olabilmesi için, başta enerji ve bu bağlamda petrole yönelik meslek kuruluşları olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının ve ayrıca siyasi partilerin şimdiden derslerini çalışması gerekmektedir.
Meslek kuruluşlarının sözcüleri ve ya- yın organları seçimlere giden süreçte siyasi partileri genel olarak enerji ve özel olarak da petrol ve doğalgaz ara- maları konusunda izleyecekleri po- litikaları toplumla paylaşmaya davet etmelidirler.
2 Morse David, çWar of the Future, How oil drives the genocide in Darfurp, MotherJones.com, August 18, 2005. 3 Klare Michael T., çThe Global Struggle for Energyp, MotherJones.com May 9, 2005. 4 Schwartz Michael, çThe Struggle over Iraqi Oilp, tomdispatch.com May 7, 2007.