EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 2 · Haziran/2007

YA POLİTİKA YANLIŞ, YA NE OLDUĞUNU ANLAMIYORUZ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
2007
Sayfa
5
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

Anahtar kelimeler

  • Enerji Politikaları ve Sektörel Stratejileri
  • Dünya Enerji Konseyi
  • BTC Projesi
  • Nabucco Projesi
  • yap-işlet-devret
  • özelleştirme

Özet

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen Kalite Günleri kapsamında Türkiye'nin enerji politikaları ve yatırım açmazı tartışıldı; Enerji Bakanlığı temsilcisi Türkiye'nin enerji ticaret merkezi olma potansiyelini vurgularken, Dünya Enerji Konseyi Başkanı özel sektör yatırımlarının yetersizliğine ve politika belirsizliğine dikkat çekti.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Türkiye'nin enerji politikaları tartışıldıe o<$32/İ7İ.$<$1/,ì <$1(2/'8ï818 $1/$0,<258=p

Yıldız Teknik Üniversitesi Kalite ve Verimlilik Kulübü tarafından 13-16 Mart 2007 tarihlerinde çEnerji Politi- kaları ve Sektörel Stratejilerp başlığıy- la gerçekleştirilen 9. Kalite Günleri ve Kariyer Fuarı 2007'de enerji konusu masaya yatırıldı. Türkiye'nin genel enerji politikası ve stratejilerinin ele alındığı açılış oturumunda yatırım açmazı ortaya konuldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkan Vekili Murat Ze- keriya Aydın, doğalgaz ve petrol yolları kapsamında Türkiye'yi çticaret mer- kezip olarak konumlandırmaya çalış- tı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Yücel Özden ise, çTürki- ye'nin ya enerji politikasının yanlış olduğunu ya da enerji politikasının anlaşılmadığınıp söyledi.

Öğrencilerin yoğun katılım göster- diği etkinliğin açılışında konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durul Ören, enerji kaynak- ları yüzünden stratejiler hazırlanıp, savaşlar yapıldığına dikkat çekerek, çsavaşsız, temiz enerjilerin kulla- nıldığı bir dünyap dileğini paylaştı. Etkinliğin hazırlanmasında Proje Lideri olarak görev alan Kuvvet En- düstri Mühendisliği Öğrencisi Arif Koray, bütün ülkeler için stratejik öneme sahip olan enerjinin Türkiye için konumundan ötürü daha önce- likli olduğunu, ancak bu konunun öğrenciler tarafından bilinmediğini ifade etti. Dünyanın ve Türkiye'nin önde gelen firmalarının bu etkinliği destekleyenler arasında yer almadı- ğını söyleyen Koray, çBu süreç bo- yunca çoğu şirket gelmeyi reddetti.

Önümüzdeki 4 gün boyunca tahmin ediyorum bunun sebebini göreceğizp diye konuştu.

Petrol ve Doğalgaz Ticaret Yollarındaki Sıkışıklık çTürkiye'nin Genel Enerji Politikası ve Stratejilerip başlıklı ilk oturumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkan Vekili Murat Zekeriya Aydın, Ulusla- rarası Enerji Ajansı'nın projeksiyonu- na göre dünya enerji ihtiyacının 2020 yılında bugüne göre yüzde 40, 2030 yılına göre de yüzde 60 daha fazla olacağı, petrol, doğalgaz, kömür gibi fosil yakıtlara olan bağımlılığın devam edeceği, bu bağımlılığın da 2030'a ka- dar yüzde 80'nin üzerine çıkmasının beklendiği bilgilerini aktardı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl×ù× Strateji Geliütirme Baükan Vekili Murat

Zekeriya Ayd×n, doùalgaz ve petrol ticareti kapsam×nda

Türkiye·nin konumunu ´ticaret merkeziµ olarak nitelendirmeye çal×üt×.

Bölgelerarası petrol ve doğalgaz tica- ret yollarındaki sıkışıklığa dikkat çe- ken Aydın, 2030 yılında bölgelerarası petrol ticaretinin bugünün 2 katına çıkacağını, doğalgazda da 3 kat artış olacağını, yapılan projeksiyonlara göre doğalgaza olan bağımlılığın çok daha fazla artacağını söyledi.

Petrol ve doğalgazın bulunduğu ülke- ler ile yoğun olarak tüketildiği ülkele- rin farklı olduğunu anımsatan Aydın, bu kaynakların genel olarak istikrarsız ülkelerin elinde bulunduğuna işaret etti. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ül- kelerinin petrolde rezervin yüzde 65'ine sahip olmalarına karşın üre- timdeki paylarının yüzde 45, toplam dünya rezervinin yüzde 45'ine sahip oldukları doğalgazda da üretimdeki paylarının yüzde 18 olduğunu be- lirten Aydın, bu ülkelerin giderek ön plana çıktıklarını, petrol ve doğalgaz ticaretindeki rollerinin artmasının beklendiğini ifade etti. Aydın, çok basit bir kaza nedeniyle 1 milyon va- rilin eksilmesi durumunda 84 milyon varillik günlük petrol tüketimi kapsa- mında fiyatlar üzerinde yüzde 10-15 artışa neden olacağı hesabını verdi. Petrol varil fiyatındaki her 10 dolarlık artışın gelişmiş ülkelerde yüzde 0.5, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 0.75 oranında doğrudan ekonomik küçül- meye neden olduğunu belirtti.

2FDNİWLEDUL\OH°QHPOL*D]5H]HUYOHULQH6DKLS¶ONHOHU

Ülke

Dünya Toplam Rezervinden Aldığı Pay (Yüzde)

5XV\D

İUDQ

Irak

Türkmenistan

Özbekistan

Kazakistan

0ÜVÜU

Azerbaycan

Koridor Değil, Ticaret Merkezi Vurgusu

Aydın, Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle petrol ve doğalgazın yüzde 75'lik bölümünü muhafaza eden bir bölgede bulunduğunu kaydetti. Tür- kiye'nin jeopolitik konumunun getir- diği avantajlarla yalnızca koridor ülke olarak değil, bu işin ticaretini yapan bir merkez olarak piyasalara nak- letme işlevini göreceğini savundu. Aydın, Türkiye'yle ilgili bazı projeler hakkında şu bilgileri verdi:

çBTC Projesi: 4 milyar dolar ya- tırım tutarı olan, yılda 50 milyon ton Hazar petrolünün Ceyhan'a akıtılmasını sağlayacak bir proje. Irak ham petrol boru hattı: Şu

anda kapasitesine göre hiç çalı- şamadığı söylenebilir. Bunun ka- pasitesi yılda 70 milyon tondur. Samsun-Ceyhan Hattı: Özel sek- tör tarafından yürütülen bir proje. Yaklaşık 70 milyon ton civarında kapasitesi olacak. Yaklaşık toplam 200 milyon ton petrolün Ceyhan'a akıtılmasının mümkün olduğunu görüyoruz. Ceyhan'ın, bir enerji ticaret merkezi haline dönüştü- rülmesi mümkün. Buradan dün- ya piyasalarına naklediyorsunuz. Ceyhan sadece petrol değil, doğal- gaz anlamında da ciddi merkez haline gelecek. Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı: Hazar kaynaklarının ülkemize getirilmesini hedefliyor. Toplam kapasitesi 10 milyar metreküp. Türkiye'nin alacağı pay da zaman içerisinde artabilecek. Özellikle Kazak petrolünün de aynı hat üzerinden aktarılması mümkün olacak. Nabucco Projesi: Türkiye, Bulga- ristan, Romanya ve Macaristan doğalgaz hattı projesiyle 30-35 milyar metreküplük doğalgaz taşıması yapılacak.p

7ÖUNL\HnQLQHQHUMLWLFDUHWPHUNH]LKD OLQHJHWLULOPHVLQRNWDVÜQGDGDKDID]OD DÁÜOÜP\DSÜOPDVÜJHUHNWLğLQLEHOLUWHQ $\GÜQ+D]DUGRğDOJD]Ü\ODELUOLNWH,UDN YHİUDQnGDQGRğDOJD]QDNOLQGHQ.X ]H\$IULNDÖONHOHULQGHQ/1*RODUDN &H\KDQnD JD] XODşWÜUÜOPDVÜQGDQ VĞ] HWWL$\GÜQ*ÖQH\$YUXSD*D]5LQJL LOH 7ÖUNL\HnQLQ $YUXSD SL\DVDODUÜQD

yaklaşık 11 milyar metreküplük do- ğalgazı ulaştırabileceğini ifade eder- ken, enerji politikası ana unsurlarını şöyle sıraladı:

çArz güvenliği ve kaynak çeşit- lendirmesi, liberalizasyon ve ye- niden yapılanma, enerji koridoru ve ticaret merkezi, verimlilik ve çevresel uyum.p

2020'ye Kadar 128.5 Milyar Dolar Yatırım Lazım

Türkiye'nin birincil enerji talebinin 2005 yılındaki 90.2 milyon ton petrol eşdeğeri (mtep) düzeyinden 2020 yılında yüzde 140 artışla 222 mtep düzeyine ulaşacağını savunan Aydın, bu yüksek senaryoya göre enerji ih- tiyacının karşılanabilmesi için 104 milyar 765 milyon doları elektrik için olmak üzere toplam 128 milyar 574 milyon dolarlık yatırımın 2005-2020 yılları arasında yapılması gerektiğini söyledi. Elektrik için yapılması gere- ken yatırım tutarının 91 milyar 276 milyon dolar ile büyük bölümünü yeni tesis ihtiyacının oluşturduğunu ifade eden Aydın, düşük talep tahmi- ni senaryosuna göre 80 bin megavat, yüksek talep tahmini senaryosuna göre de 96 bin megavatlık kurulu güç gerektiğini bildirdi.

Murat Zekeriya Ayd×n, Türkiye·nin enerji politikas×n×n ana unsurlar×n× ´Arz güvenliùi ve kaynak çeüitlendirmesi, liberalizasyon ve yeniden yap×lanma, enerji koridoru ve ticaret merkezi, verimlilik ve çevresel uyumµ olarak s×ralarken, yat×r×m açmaz×n×n nas×l çözüleceùi sorununu ele almad×.

Politikamız Varsa Neden Sıkıntıya Gidiyoruz?

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Yücel Özden, Türkiye'de elektrik üretiminin 1984 yılına kadar salt devletin ürettiği bir hizmet olarak görüldüğünü, yap-işlet-devret finans- man modeli ile özel sektörün sahnede yer almaya başladığını, son yıllarda ise kamu artık enerjide, özellikle elektrik alanında yatırım yapmasının denildi- ğini anlattı. Bazı çevrelerin ve Dünya Bankası'nın elektrik açığı konusunda- ki uyarılarını anımsatan Özden, mev- cut durumu şöyle değerlendirdi:

çPolitikamız vardı da, iyiydi de neden bu sıkıntıya doğru gidiyo- ruz? Politikayı tarif ediyoruz da acaba izlediğimiz yol mu buna uygun değil? Elektriği kullanan tüketiciler, çarşıdan mal alırcası- na kim ucuz kim kaliteli üretiyorsa seçsin ondan alsın. Böylesine ser- best piyasa ortamı olsun denildi.

1984'lerden sonra bir ara geçişe geçen Türkiye, 2000'den sonra ta- mamen serbest piyasaya geçen bir ülke. Tamamen yasalar içerisinde peki bu böyle tarif ediliyorsa, ne- den 500 milyar kilovatsaat elektrik ihtiyacı olacak, bunu karşılama- ma tehlikesi ile karşı karşıyayız? Denildi ki özel sektör yatırım yap- sın. Şu anda büyük ölçüde üretim yapabilecek bir elektrik üretim santral inşaatı görmüyoruz. Ba- kınız, ülkenizde kasabanızda, illerde A santralı, B santralı diye basında söz ediliyor mu? Bu üre- tim kapasitesi oluşturulamayacak. Acaba bu oluşturulamayacaksa biz politikada mı hata yapıyoruz? Bir yerde bir yanlışlık var. Ya po- litikamız yanlış, ya politikadan biz ne denildiğini anlamıyoruz.p

Özel Sektör Kar Yoksa Yatırım Yapmıyor çKamu kesimi yatırım yapmasın de- yince neyi kastediyoruzp diye soran Özden, Türkiye'de uygulanan enerji politikasını şöyle sorgulamaya devam etti:

çKamu kesiminde oluşturulan finansal kaynaklar ülke gerek- sinimi karşılayabilecek olandan uzaktır. Bu kaynaklar yetersizse ek kaynaklar bulalım. Özel sek- törü, yabancı sermayeyi davet edelim. O zaman ne anlama gel- diğini anlamalıyız. Bugün özel sektör diyor ki ben ancak karlı ise yatırım yaparım. Özel sek- törden söz ettiğimiz zaman kar kelimesini doğal olarak kabul etmemiz gerekiyor. Özel sektörün iş yapabilmesi, insanları çalıştıra- bilmesi, yatırım yapabilmesi için kar etmesi gerekiyor. Bu işten kar görmüyorsa mYatırım yapmam' di- yor. Özel sektöre dönüp, mBu vatan millet, kalkınma meselesidir. Ne olur bunu yap' diyemiyorsunuz. Özel sektör bunu kendi cebinden de karşılayamıyor. Bankalardan, kreditörlerden kredi alması gere- kiyor. Tanımladığımız politikalar, izlediğimiz strateji yanlış mı?p