Elektrik Mühendisliği · Sayı 392 · 1993 / 2
ÖZEL ELEKTRİĞİ KAÇA SATALIM?
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1993
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Yenilenebilir enerji
Anahtar kelimeler
- İngiltere elektrik özelleştirmesi
- CEGB
- Bağımsız Elektrik Üreticileri Birliği
- kombine çevrim santralı
- NFFO
- Ulusal İletim Şirketi
Özet
İngiltere'de elektrik sektörünün özelleştirilme sürecinde bağımsız elektrik üreticilerinin ortaya çıkışı, fiyatlandırma sorunları, kombine çevrim santrallarının gelişimi ve nükleer ile yenilenebilir enerji kaynaklarının sübvansiyon politikaları ele alınmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
BAĞIMSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİNİN GEÇMİŞİ
• ngiltere'de 80'li yılların başında I elektrik sektöründe Devlet teke I linin giderek güçlenmesi üzerine bağımsız elektrik üreticilerinin devreye girmesi önem kazanmıştır. Teknik standartlardaki gelişmeler ve tüketicilerin yüksek kaliteli elektriği ucuza satın almak istemesi, bu teke lin sorgulanmasına ve özelleştirme nin gündeme gelmesine yolaçmıştır.
80'li yılların başlarında CEGB (Cen tral Electricity Generating Board, in giltere Merkezi Elektrik Üretim Kuru mu'nun sektördeki tekel durumu, tekelciliğe fazla inanmayan o za manki reformcu Hükümet tarafından sorgulanmaya başlandı. 1983 yılında bu hükümet tarafından hazırlanan Enerji Yasası CEGB'nin sektördeki bu hakimiyetini sona erdirmeyi ama çlıyordu. Sözkonusu yasaya göre, özel girişimciler tarafından elektrik üretilmesi, ve üretilen bu elektriğin daha sonraları "bölgesel elektrik da ğıtım kuruluşları" olarak adlandırıla cak olan görevli dağıtım şirketleri ta rafından satın alınması teşvik edilecekti. Bu yasa, daha sonra 1988 yılında yayınlanan "Elektriğin Öze lleştirilmesi Hakkındaki Beyaz Kitap"ta da itiraf edildiği gibi işlemdi.
Beyaz Kitapta da belirtildiği gibi, çı karılan bu yasa, özel girişimciler ta rafından üretilecek elektriğin satış fiatının elektrik endüstrisi yetkilileri tarafından saptanmasını öngörüyor du. Bu endüstri ise, 80'li yılların ba şında güçlü bir Devlet tekeli altınday dı, ve yöneticileri sektörde serbest bir rekabet ortamı yaratılmasından ken dileri açısından herhangi bir fayda görmüyorlardı. Bu nedenlerle, uygu lanan teşvikler, ve öngörülen elektrik satış fiatları yetersiz kaldı ve sonuçta yasa ile beklenen yatırımlar yapılma dı.
CEGB tarafından Bağımsız elektrik
üreticilerine kuruluşun kendi (kamu)
üreticilerine uyguladığı satın alma
David PORTER
fiatının % 30 eksiği ödenmekteydi. Bundan başka, bu üreticilere kendi
Genel Direktör, gayretleri ile buldukları müşterilere Association of lndependent Electricity Producers ulusal iletim sistemi yardımıyla elek
(İngiliz Bağımsız Elektrik Üreticileri Birliği), trik satmalarına da izin verilmemek
1 st Eloor, 41 Whitelıall, London, SW1A 2BX, ingiltere. teydi. Sistemin uygulanışındaki ağır
masraf ve ödemeler, fiat avantajın
(*)
ilk defa Modern Power System Dergisinin Temmuz 1992 sayısında yayınlanan bu razının tercüme edilmesi ve bu sayıda yayınlanması için Prof. Dr. Osman
dan beklenen tüm gelirleri sildi sü
Sevaioğlu tarafından Association of lndependent Electricity Producers'ın pürdü. Sonuçta özel girişimciler bu
Başkanı olan David Porter'dan izin alınmıştır. işten kar edemediler.
144 392 E L E K T R I K MÜHENDİSLİĞİ
Devlet elinde bulunan kömür işletmelerinin özelleştirilmesinin ardından, kömür üzerindeki sübvansiyon kaldırıldı, ardından da kömür fiatları artmaya başladı.
Bugün, 1992 yılı ortalarında, Ulusal İletim Şirketi tarafından satılan elek triğin ortalama satış fiatı 2.2 pens/ kWh düzeyindedir. Özelleştirmeden önce 80'li yılların başında Bağımsız Elektrik Üreticilerine uygulanan ve bu üreticiler tarafından düşük bulu nan elektrik satış fiatı 2.8 pens/kwh, CEGB tarafından kendi kuruluşlarına uygulanan fiat ise 3.5 pens/kwh civa rında idi.
Tüm bu caydırıcı yönlerine rağmen, çıkarılan Enerji Yasasının sektöre iki önemli katkısı olmuştur. Bunlardan birisi, Devletin bu yasanın başarılıol madığını kabul etmesi, ve bu nedenle de sektörde daha büyük çapta deği şiklikler yapmaya karar vermesidir. İkinci katkı ise, üretici şirketlerin ha klarını daha adil bir şekilde sağlama ya çalışan bir "Bağımsız Elektrik Üre ticileri Birliği"nin kurulmasıdır.
Bugün, Beyaz Kitap'ta öngörülen ve özel sektör tarafından inşa edilen çe şitli kaynaklardan elektrik sağlamak fikri artık genel kabul görmüştür ve kendini ispatlamıştır. Bağımsız Elek trik Üreticileri Birliği tarafındansatış fiatlarının yükseltilmesi yönünde ya pılan baskılar bu olumlu sonuçların doğmasına ne ölçüde yol açmıştır, bu bir tartışma konusudur, ama her ba kımdan ortada bunun işaretleri var dır.
KOMBİNE ÇEVİRİM SANTRALLARINA DOĞRU
Elektrik Yasasındaki kombine çeviri me dayalı gaz türbini santrallarla elektrik üretilmesi yönündeki karar sektörde tam bir rekabet ortamı oluş masına yol açmıştır. Halbuki, daha üç yıl öncesine kadar karamsar düşün celi görüşteki kimseler, kombine çe
virim santrallarının fiatlarının yüksek olması nedeniyle, gerçek bir serbest rekabet ortamı içinde ayakta dura mayacaklarını iddia ediyorlardı.
1991 yılının Kasım ayında Lakeland Elektrik tarafından Burrow in Furness'te inşa edilen ilk kombine çevirim gaz türbini Rooscote hizmete açıldı. 229 MW gücündeki bu santral, CEGB tarafından işletilen eski bir termik santralın yerine kuruldu. San tral, üzerine kurulduğu eski santralın iki katı düzeyinde enerji üretmekte, çok daha az çevre kirliliği yaratmakta, ve % 50 oranında bir yakıt randımanı ile çalışmaktadır.
Lakeland Elektrik buradan elde ettiği elektriği bağlı bulunduğu Görevli Dağı tım Şirketi ile olan NORVVEB'e sat maktadır. NORVVEB aynı zamanda bu yatırıma küçük bir hisse ile ortaktır.
Ulusal Elektrik Şirketi'nin Mart 1992 de başlayan Yedi Yıllık Gelişme Pla nında, 1997 tarihine kadar, 20 000 MW civarında kombine çevirim san tralı kurulması öngörülmektedir. Bu santralların yaklaşık 11 000 MW ka darı iki ana özel sektör üretici olan National Elektrik ve PowerGen dışın daki şirketler tarafından kurulacaktır.
ULUSAL İLETİM ŞİRKETİ DIŞINDAN (DİREKT) SATIŞLAR
Bağımsız elektrik üreticileri tarafından kurulan santrallar, bu konudaki eleş tirileri büyük çapta ortadan kaldırmış tır. Bununla birlikte, Ulusal Elektrik ve PowerGen dışındaki şirketler tarafın dan kurulan bu santralların hiçbiri bir Görevli Dağıtım Şirketi olmadan işle rini yürütemez, yani kendi başlarına elektrik satamaz durumdadırlar.
Benzer şekilde, bu şirketlerin hepsi aldıkları yetki belgesindeki şartların gereği olarak İngiltere ve Galler Ulu sal İletim Şirketinin üyesi olmak zo rundadırlar. Bununla birlikte, bu şir ketlerin hiçbirisi Ulusal İletim Şirketine sattığı elektrikten kazandığı gelirle ayakta durmamaktadır.
Bu şirketler ticari geleceklerini gü vence altına alabilmek için, ulusal iletim şirketi dışında kendi buldukları müşterileri ile uzun vadeli satış kon tratları yapmak zorundadırlar. Şirke tlerin kurduğu bu ticari ilişkiler, sektö re para yatıran yatırımcılar ve bankerler tarafından anlaşılabilir bir durumdur. Fakat bu durum, aynı za manda Ulusal iletim Şirketinin rolü
hakkında da bazı sorgulamaları gün deme getirmektedir. Bağımsız elek trik üreticileri, fazla bir somut hizmet ve fayda sağlayamadıkları böyle bir yapıyı maddi olarak neden ve ne öl çüde desteklemelidirler?
Bağımsız elektrik üreticileri elektrik satışlarının % 90'dan daha fazlasını Ulusal İletim Şirketi dışında gerçe kleştirmektedirler. Satış kontratların da Ulusal iletim Şirketi tarafından uy gulanan fiat tarifelerinin esas alınmış olmasına rağmen, Ulusal iletim Şir keti dışında yapılan bu tür satışların bu şirketin işlevini ve önemini giderek daha fazla yıprattığı ve varlık nedeni nin giderek daha fazla sorgulanmaya başlandığı da bir gerçektir. Bu konu önemlidir, çünkü Ulusal İletim Şirketi, geliştirilmeye çalışılan serbest reka bet ortamında fiatları belirleyen temel organlardan birisidir. Ulusal iletim Şirketinde oluşan fiatların halen ol dukça düşük bir düzeyde seyretmesi, bu şirket tarafından talepleri karşıla nan müşterilerin doyduğunu, yani piyasada bir arz fazlası olduğunu göstermektedir.
Ulusal iletim Şirketi'nde oluşan düşük fiatlar, bir kombine çevirim santralının fizibilitesi için gerekli olan düzeyin çok altındadır. Sektörde iki ana özel üretici şirket durumunda olan Natio nal Elektrik ve PowerGen; eğer sa dece bu düşük fiatlarla Ulusal İletim Şirketine elektrik satmak zorunda kalmış olsalardı, milyonlarca pound kaybetmiş olacaklarını ifade etmek tedirler. Bu husus şu soruyu akla ge tirmektedir: Eğer, Ulusal İletim Şirketi dışında yapılan bu satışlara izin veril meseydi, fiatlar ne düzeyde olacaktı ?
TERMİK SANTRALLARIN ETKİSİ
Devlet elinde bulunan kömür işlet melerinin özelleştirilmesinin ardın dan, kömür üzerindeki sübvansiyon kaldırıldı, ardından da kömür fiatları artmaya başladı. Bunun üzerine sek törde iki ana özel elektrik üretici şirket durumunda olan National Elektrik ve PovverGen, kömür üreten şirketi, fia tlarını bu şekilde arttırmaya devam ederse, yurtdışından kömür ithal et mekle tehdit ettiler. Bu tehdidin ülke de birtakım sosyal ve politik çalkantı lara yolaçtı. Bunun ardından da, Bağımsız Elektrik Üreticileri Birliği, Devlete bu iki ana özel elektrik üretici durumundaki şirketten elektrik alım larını azaltmasını, ve bu şekilde de
145 392 E L E K T R i K
MÜHENDİSLİĞİ
kömür tüketimininin azaltılmasını önerdi. Aksi takdirde, daha da arta cak olan kömür Matları, elektrik Matla rına yansıyacak, ve kurulmaya çalı şan serbest rekabet ortamı bundan zarar görebilecekti.
Aslında, bu kömür gaz tartışmasın da gözardı edilen ana nokta, çevre faktörüydü. Daha geçen yıl, tüm in giltere basını, bu termik santralları çevreyi, havayı kirlettikleri, ve gökten asit yağdırdıkları için lanetliyordu. Halbuki bu yıl, aynı basın, çok daha ileri bir üretim teknolojisine sahip, ve çevreyi çok daha az bir düzeyde kir leten kombine çevirim santrallarını tartışmaktadır.
Kombine çevirim santralları, yeni üretim teknolojisinin bir üst düzey ör neğidir. Bununla birlikte, Devletin (Enerji Bakanlığının) fosil dışı kayna klardan elde edilen, yenilenebilir tür den enerji üretimini teşvik etmesi so nucunda yatırımlar bu yöne kaymaktadır.
NÜKLEER VE Y ENİLENEBİLİR ENERJİ KAY NAKLARI
Nükleer santrallardan elde edilen elektriğin Matının yüksek olduğu orta ya çıktıktan sonra, ve Londra Bele diyesinin sektörün bu kısmının öze lleştirilmesine sırtını dönmesi üzerine, Enerji Bakanlığı nükleer santralları yaşatabilmek için sübvanse etmeye karar verdi.
Nükleer santralların sübvanse edil
mesinde uygulanan yaklaşım, diğer
tür elektrik üretimlerinden, yani temel
olarak, fosile dayalı enerji üretimin
den bir fon kesintisi yapmak ve bu
fonda biriken kaynağı nükleer enerji
den elde edilen elektriğin fiatını dü
şürmek için kullanmaktan ibaretti. Bu
fonun %1 2 kadar bir kısmı da yeni
lenebilir enerji kaynaklarından elek
trik elde edilmesi için geliştirilen pro
jelerin
desteklenmesi
için
kulanılıyordu. Kesintilerin bu kısmına
Non Fossil Fuel Obligation (NFFO)
adı verilmişti. Bu şekilde NFFO Fo
nundan yenilenebilir enerji kaynakla
rından elektrik üretebilmek için birta
kım projeler başlatılmıştı.
Yenilenebilir kaynaklar üzerinde 1990 ve 1991 yıllarında başlatılan iki proje konuya ilgiyi daha da arttırdı. Bununla birlikte, yapılan ön fizibilite çalışmalarında bu tür enerji kayna klarından elde edilen elektriğin Matı
nın fosile dayalı kaynaklara göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle de, 1998 yılından önce yenilenebilir kaynaklara dayalı fazla bir üretim yapılmayacaktır. Bu tarihe kadar konu üzerindeki araştırma ve geliştirme çalışmaları sürdürülecek, bu tarihten sonra da, bu tür kayna klardan elde edilecek elektriğin satış fiatına NFFO Fonundan sübvansiyon yapılacaktır.
Bağımsız Elektrik Üreticileri Birliği ta rafından yenilenebilir enerji kayna kları üzerinde yakın zamanda hazır lanan bir raporda NFFO Fonunun yatırımcılar açısından getirdiği fırsat ve dezavantajlar incelenmiş, gelişti rilen teknolojilere daha fazla güvenil mesi ve konuya daha fazla yatırım yapılması gerektiği görüşü öne sürül müştür. Raporda, araştırma ve geliş tirme çalışmaları için 1998 sonu ola rak öngörülen zaman süresinin projelerin önündeki en büyük engel olduğu belirtilmiştir. Yine aynı rapor da göre, Enerji Bakanlığı tarafından bu yüzyılın sonunda yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili olarak 10 000 MW olarak tahmin edilen kurulu güç kapasitesi çok düşük bulunmuş tur, ve en az iki katı katına çıkarılması hedeflenmelidir.
ingiliz Avam Kamarası, Enerji Komi tesi Mart 1992 tarihli raporunda Ba ğımsız Elektrik Üreticileri Birliğinin bu konudaki görüşlerine katılmış, hatta daha da ileri giderek, Enerji Bakanlı ğının 3000 MW veya 4000 MW kurulu güç kapasitesinde bir yenilenebilir enerji santralı kurulması yönünde in celemeler yapmasını önermiştir.
Dünya atmosferinin giderek ısınması herkesi endişelendirmekte, ve bu ısınmaya karşı alınması gereken ön lemler tüm dünya tarafından araştırıl maktadır. Yenilenebilir enerji kayna kları, atmosfere karbondioksit gazı çıkarmaması, ve bu nedenle de çevre kirliliği yaratmaması nedeniyle gide rek daha fazla ilgi çekmektedir.
Y EREL ÜRETİM SANTRALLARI
İngiltere ve Galler Ulusal İletim Şirketi tarafından "Yerel Üretim" olarak nite lenen bu tür enerji üretimi, elektrikte özelleştirmede gözardı edilmemesi gereken önemli bir olgudur. Bu tür üretimde, bir şirket kendi endüstriyel üretimi esnasında bir yan ürün olarak elde ettiği ısı veya buharı elektriğe çevirerek kendi gereksinimi için ku
llanmakta, hatta fazla olması duru munda çevreye satmaktadır.
Yerel üretim ile ilgili olarak mevcut yapılar ve ticari haklar 1995 yılına kadar olan geçerli olan bir geçiş yö netmeliği çerçevesinde korunacaktır. Bu tarihten itibaren geçerli olacak yeni düzenlemede, bu tür üretimlerin üzerindeki tüm korumalar kaldırıla caktır. Bu yeni düzenleme altında, kurulu gücü 10 MW düzeyinin üze rinde olan yerel üretim santralları Ulusal iletim Şirketi'ne üye olmak zo runda kalacaklardır. Bundan başka, kurulu gücü 100 MVV'tan daha fazla olan yerel üretim santrallarının çıkış ları, Ulusal Yük Tevzi Şirketi tarafın dan programlanacak ve dağıtılacak tır.
Aralık 1991 tarihinde Ulusal İletim Şirketinin yapısı üzerinde yapılan bir takım şiddetli tartışmalar sonucunda, Enerji Bakanlığı Sekreterliği, yerel üretim santralları tarafından üretilen ve yerel olarak tüketilen elektrikten Ulusal iletim Şirketi tarafından alınan "yükseltme bedelinin", yani elektriğin alış/satış fiatları arasındaki farkın alın maması yönünde bir karar verdi. Bu karara göre, bu fark eğer varsa, sa dece yerel üretim santralının dışarıya sattığı elektrik için uygulanacaktır.
Bu arada Bağımsız Elektrik Üreticileri Birliği Ulusal İletim Şirketi yetkililerine yerel üretim santrallarına karşı nor mal hizmetlerini yürütmelerini, fakat santralın yerel yük taleplerini karşıla masına fazla karışmamalarını önerdi.
Şubat 1988'de elektrikte özelleştirme ile ilgili olarak "Beyaz Kitap" yayın landığı zaman, Enerji Bakanlığı Se kreteri İngiltere Avam Kamarasında yaptığı bir konuşmada: "Elektrikte dağıtım ile ilgili kararlar, tamamen tü keticilerin istek ve gereksinimleri do ğrultusunda alınacaktır. Tüketicilerin istek ve gereksinimleri ise en iyi bir rekabet ortamı içinde karşılanabilir" demiştir.
İngilterede yakında tamamen serbest rekabete dayanan bir elektrik pazarı gerçekleştirilmiş olacaktır. Eğer yöne ticiler pazarın giderek daha şeffaf bir yapıya sahip olmasını sağlayabilirler se,ve oyunu oynayanlar mevkilerini kendi avantajları için kötüye kullan mazlarsa, gerçek anlamda bir ser best rekabet ortamı sağlanacak de mektir.
146 392 E L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ