Elektrik Mühendisliği · Sayı 392 · 1993 / 2
TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1993
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- Türkiye Elektrik Kurumu
- özelleştirme
- KİT
- enflasyon
- aşırı istihdam
- dağıtım şirketleri
Özet
Yazar, Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin özelleştirilmesi gerekliliğini savunarak Türkiye Elektrik Kurumu'nun üretim, iletim ve dağıtım fonksiyonlarına ayrılıp bunların özelleştirilmesine ilişkin bir model önerisi sunmaktadır. Metin, KİT zararlarının enflasyona etkisini ve aşırı istihdam sorununu da tartışmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
VE TÜRKİY E ELEKTRİK KURUMU
Birkan ERDAL TEK Eski Genel Müdürü, Bilkent Holding Genel Koordinatörü
TANIM
II
zelleştirme geniş anlamı ile, yönetimi Kamunun elinde
O bulunan kuruluşların, özel sektör yönetimine devredilmesidir. Bu devir, kuruluş hisse lerinin %51'nin özel sektör mülkiyetine geçmesi sonucu olabileceği
gibi, işletme hakkının 20 30 49 59
yıl gibi süreler özel sektöre
devredilmesi, veya tesisin
kiralanması şeklinde de olabilir.
Aslolan yönetimin özel sektör
elinde olmasıdır. Hatta, özel sektör
eli ile yürütülebilecek olan bir
sahada bulunan, zarar eden bir
Kamu Kuruluşunun kapatılması da
bir anlamda özelleştirmedir. Bir
adım daha öte, özel sektör ile
yürütülebilecek bir konuda kamu
iktisadi kuruluşu olmayan ancak
fonksiyon olarak kamu iktisadi
kuruluşların yaptığı türden hizmet
gören, bakanlık teşkilatında
bulunan, genel müdürlük ve
bağımsız daire başkanlıklarının
kapatılması da bu kavram kapsamında mütalaa edilmelidir.
AMAÇLAR
Kamu Kuruluşları'nın yürüttükleri hizmetlerin bu şekilde özel sektör vesıtasıyla yönetilmesinin yanında, Devletin ticari ve sınai konulardaki, düzenleyici, kontrol edici, mükafatlandırıcı veya cezalandırıcı, ve özellikle belirleyici olma durumunun süratle asgari bir düzeye indirilmesi ve nihai hedef olarak da tümüyle ortadan kaldırılması gerekmektedir. Geniş bir kesimin hemfikir olduğu bu model küçük fakat güçlü bir Devlet yapısına ulaşmak en önemli belirleyici husustur.
Kamu Kuruluşları'nın özerk bir şekilde çalışarak verimli işletmeler haline getirilebilmeleri mümkün değildir. Çünkü Kamu Kuruluşları hiçbir zaman kelimenin tam anlamı ile özerk çalışamamaktadır. Esasen, bugün mevcut mevzuata göre (233
ve 399 Sayılı KHK'lar ve ilgili kuruluş kanunları, ana sözleşmeler vs.) Kamu iktisadi Kuruluşları zaten özerk kuruluşlardır. Bu kuruluşlar, kendi yönetim kurulları bulunan, basiretli bir tüccar gibi çalışmaları istenen ve her türlü baskıdan uzak olduğu varsayılan müesseselerdir.
Diğer taraftan bu kuruluşların Genel Müdürleri, Genel Müdür Yardımcıları, Yönetim Kurulu Üyeleri üçlü kararnameler ile (ilgili Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanın imzalaması ile) atanır ve görevden alınırlar. Sermayelerinin tamamı Devlete aittir. Personelin maaşlarını Hazine'den aldıkları paralar ile öderler. Bu nasıl bir özerkliktir, nasıl bir basiretli tüccar davranışıdır ki, çoğunun tüm satışları kendi personel ücretlerini dahi karşılamaktan uzaktır? Hangi basiretli tüccar ihtiyacının birkaç misli personel ile çalışır, ticari faaliyeti sonucu kazanacağı ile ödemesi imkanı kesinlikle bulunmayan ücret artışlarına evet diyebilir?
126 392 E L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ
WUHKi.lt i
Sermayesi ve idari tasarruf yetkisi, öyle veya böyle, bir şekilde siyasi otoritenin elinde olan hiçbir kuruluş, aslında özerk değildir ve verimlilik esasları içerisinde çalışma şansına sahip değildir.
Siyasi otoritelerin yapacağı en büyük fedakarlık bu kuruluşların kendi kontrol ve yetki sınırlarının dışına çıkmasına müsaade eden yasal düzenlemeleri getirmektir. Gerçekte, bu fedakarlık, siyasi otorite için en akılcı belki de en akıllı bir karar olacaktır. Bu kararın olumlu sonuçları üç ila beş yıl içinde görülebilecek, sosyal ve ekonomik meyvaları toplanabilecektir.
AŞIRI İSTİHDAM
Bugün, yurdumuzdaki işsizliğin önemli sebeplerinden biri Kamu Kuruluşlarındaki aşırı istihdamdır. Evet, aşırı istihdam bir işsizlik sebebidir. İşsizliği ortadan kaldıracak tek yöntem ise yatırımların artırılmasıdır. Yatırım olacaktır ki, o yatırımı gerçekleştirecek, o yatırım sonucu oluşacak iş yerinde çalışacak iş gücüne ihtiyaç olsun. Kamu Kuruluşları ise yatırıma ayıracakları kaynaklarını ihtiyaç fazlası elemanlarına üretim azalışına sebep olmalarının karşılığı olarak, ücret şeklinde ödemektedirler.
Bugün kamu kuruluşlarının hemen hepsinde personel fazlalığından "Azalan Verimler Kanunu" işlemektedir. Personel sayısı arttıkça verim azalmaktadır. Çünkü, yeterli iş verilemeyen personel çalışabilecek durumda olan personeli de kötü yönde etkileyerek verimin düşmesine sebep olmaktadır. Personel giderini ödeyebilmek için gümrüğe gelen makina yedek parçasını çekecek parayı bulamayan, dolayısıyla gerekli araç gerecini çalıştıramayıp, en azından aylarca geç çalıştırarak, hem kendisi ekonomik kayba uğrayan, hem de ülkeyi kayba uğratan Kamu Kuruluşları pek çoktur. Aslında Kamu Kuruluşlarının hemen hepsi maalesef bu durumdadır.
Kamu iktisadi Teşebbüslerinin özelleştirilmesi de, teknik olmaktan ziyade öncelikle siyasi, ve bunu takiben de ekonomik bir konudur. Konunun teknik yanı bu iki hususun
Personel giderini ödeyebilmek için gümrüğe gelen makina yedek parçasını çekecek parayı bulamayan, dolayısıyla gerekli araç gerecini çalıştıramayıp, en azından aylarca geç çalıştırarak, hem kendisi ekonomik kayba uğrayan, hem de ülkeyi kayba uğratan
Kamu Kuruluşları pek çoktur.
arkasından ancak üçüncü önceliktedir. Siyasi kararın verilmesindeki en büyük zorluk, özelleştirilecek kuruluşlardaki aşırı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Tabiatıyla, serbest rekabet şartları içinde belirlenen ücretlerle değil de, siyasetçilerin uygun buldukları ücretlerle çalışan ihtiyaç fazlası personel işten çıkarılma durumundadır. Bugün memur, işçi, sözleşmeli ve geçici işçi olarak Devletten ücret alan kişi sayısı 2.100.000'i aşmıştır. Halbuki ülkemizde halen mevcut ekonomik şartlara göre bu sayının 1.4 milyonu aşmaması gerekmektedir. Bu sayının fazlası özelleştirme süreci içerisinde Devletten aylık temin ediyor olmaktan uzaklaştırılacaktır. Özelleştirmenin, verim artışı, kaynak israfının önlenmesi ve piyasaya gelecek canlılık gibi sonuçlarının iki üç yıl içerisinde görülmesi ile, özelleştirme ile işten çıkarılan eleman sayısından çok daha fazlası gerçek üretici olarak tekrar iş hayatına geri dönecektir. Bu şekilde mahiyet itibarıyla, gerçekten üretken bir istihdam sağlanacaktır. Bu üretken istihdam ise, her zaman için yeni iş sahalarını yaratabilecek sonuçlar doğuracaktır.
Kamu Kuruluşlarında özelleştirme sonucunda işten çıkarılacak personele kıdem tazminatlarının yanında işten ayrıldıkları ilk bir veya iki yıl için, almakta oldukları son çıplak maaşları ödenmeye devam edilebilir. Bu maaş, bu süreden önce
herhangi bir iş bulmaları halinde kesilir. Ayrıca maaş ödeme süresi içerisinde, Devlet tarafından düzenlenecek beceri geliştirme kurslarına devam mecburiyeti olabilir. Bu şekilde işten çıkartılan personel kendini yeni bir işe adapte edebilecek olanaklara sahip olacaktır.
Özetle, özelleştirme getireceği birçok ekonomik yararla beraber, işsizliğin de çözümüne katkıda bulunacak bir program halinde değerlendirilebilir.
ÜLKEMİZDEKİ KİT SİSTEMİNİN ENFLASY ONA ETKİLERİ
Bugün enflasyonun en önemli sebeplerinden birinin belki de başlıcasının Kamu Kuruluşlarının finansman açıkları ile zararları olduğu bilinmektedir. Ülkemizdeki KİT sisteminin 1992 yılı zararı bu 16.5 trilyon TL'dır. 1993'te bu zarar muhtemelen 30 trilyon TL civarında olacaktır. (Bütçe tahmini 23,417 Trilyon TL'dır). Bu açığa bir çözüm olarak muhtemelen KİT ürünlerine yıl içinde aşırı zamlar yapılacaktır. 1992 yılı içerisindeki 16.5 Trilyon TL olan buzararın 15 Trilyon TL'sı Türkiye Elektrik Kurumu, Türkiye Taşkömürü Kurumu, T.C. Devlet Demiryolları ve Türkiye Demir ve Çelik işletmelerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile özelleştirme çalışmalarında öncelikle bu dört KiT'in üzerinde gidilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, KİT sistemi finansman ihtiyacının ise, en önemli bölümü üç KiT'ten, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tekel ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'den kaynaklanmaktadır. Bu son üç KİT tarım ve destekleme alımı politikaları ile ilgilidir. Dolayısı ile bu yedi KİT, ülkemizde enflasyon probleminin esasını oluşturmaktadır. Bu konularda alınması gerekli radikal kararlardan kaçmak mümkün değildir. Aksi yönde davranışlar problemin giderek daha fazla büyümesi pahasına sorunları ertelemek anlamına gelecektir.
Ekonomideki yeniden yapılanmada özellikle yukarıda bahsedilen yedi KİT mutlaka gözönüne alınmak zorundadır. Son üç KİT ile ilgili
127 392 E L E K T R İ K
MÜHENDİSLİĞİ
« * m» ısı i iti mn ••* um
tedbirler başka bir yazının konusudur.
Diğer 4 KİT'e gelince, bunların her biri ile ilgili çözümler farklı olmalıdır. TEK ile ilgili çözüm çok kısa olarak şu şekilde özetlenebilir.
Türkiye Elektrik Kurumu'nun Durumu:
TEK üretim, iletim ve dağıtım fonksiyonlarına göre üçe ayrılıp, bu fonksiyonlardan yalnız iletim, başlangıçta Devlet elinde kalarak, üretim ve dağıtım tesisleri öncelikle özelleştirilmelidir. Bugün, TEK elektriğin kilovvat saatini 9 cent civarında satmakta ve bu yüksek fiata rağmen hala zarar etmektedir.
ÜRETİM SİSTEMİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ:
TEK'in hiçbir santralının yapım süresi 10 12 yıldan daha kısa sürmemektedir. Bir santralın yapımında binlerce malzemenin zamanında ve herbiri ile uyumlu olarak seçimi, satmalıma kararlarının verilmesi, temini, montajı ve devreye alınması, sistem ile entegrasyonu söz konusudur. Bugün, Devlette en zor olan iş ise ne kadar esnek çalışırsanız çalışın, birden fazla girdisi olan işlerde karar almak, organizasyon ve koordinasyondur. Devlet yatırımları bu yüzden hiçbir zaman süresi içinde bitirilememekte, teknik ve
ekonomik ömrü 25 30 yıl olan bir santral üretime geçtiğinde birçok elemanı zaten 10 12 yıl eskimiş olmaktadır. Öte yandan özel sektör, bu yatırımları 3 4 yıl içinde bitirebilmekte ve ekonomik kullanımını sağlayabilmektedir. Yine özel sektör, enerjinin kilovvat saatini 4 5 cent'ten TEK'e satmaya hazırdır. Konunun daha fazla detayına girmeden buradaki ana politikayı vurgulamakta yarar vardır. Enerji üretim tesisleri süratle özelleştirilmelidir. Ayrıca büyük miktarda enerji tüketen sanayi tesislerine kendi enerjilerini üretmelerini sağlayan teşvikler getirilmelidir.
DAĞITIM SİSTEMİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
Dağıtım sistemleri ise, bugün mevcut bazı aksaklıkları giderilerek yeni bir hukuki baza oturtulmalı, ve derhal özelleştirilmelidir. Bugün özelleştirmenin en güzel örnekleri bu sahada verilebilir. TEK işçilerinin, TEK çalışanlarının talip oldukları, çok ortaklı şirketler kurarak devralmaya hazır ve istekli oldukları, dağıtım müesseseleri mevcuttur. Bu, çalışanlarına devredilebilecek güzel bir işletme örneği olmaya adaydı.r.
İLETİM SİSTEMİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
İletim sistemi ise işletmeye talip özel şirketler ortaya çıkana kadar Devlet
elinde kalmalıdır. Üretim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesini müteakip üç yıl içerisinde iletim sistemine de özel sektörün ilgi göstermesi mümkündür.
TEK ile ilgili tüm bu özelleştirme işlemleri, işletme hakkının 25 30 yıllık devri şeklinde gerçekleştirilebilir. Özelleştirmede mülkiyet devri sözkonusu olmamalıdır.
Devlet bu sahada düzenleyici bir fonksiyon yürüterek, değişik özel sektör kuruluşlarına ait santrallardan ihtiyacına göre ve rekabet içerisinde elektrik satın alıp dağıtım şirketlerine satabilir. Ya da, Devlet, özel dağıtım şirketlerinin yine özel üretim şirketlerinden yapacakları enerji alışverişinde bir hakem pozisyonunda durur, iletim sisteminin de özelleştirilmesini müteakip (bu işlemlerin tümü beş yılda tamamlanabilir) Devlet bu sahada sadece bir kural koyucu olarak varlığını sürdürmelidir.
Enerji sektöründeki söz konusu model'in uygulamaları nüans farkları ile Japonya, İspanya, İngiltere, USA gibi birçok ülkede mevcuttur. Bu uygulamaların ışığı altında; eleştiriye açık ve muhtaç olan bu model, üzerinde çalışmaya değer bir fikir platformu oluşturmaktadır.
128 392 E L E K T R İ K MÜHENDİSLİĞİ