Elektrik Mühendisliği · Sayı 392 · 1993 / 2
ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE ÖZELLEŞTİRME
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1993
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 23 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- özelleştirme
- ABD elektrik sektörü
- İngiltere modeli
- National Grid Company
- SCADA
- talep yönetimi
Özet
Yazı, ABD'de 1970'lerden itibaren başlayan elektrik sektörü özelleştirme ve düzenleme değişikliklerinin kökenlerini ve İngiltere'deki somut özelleştirme uygulamasının kurumsal yapısını (üretim, iletim, dağıtım, satış ayrımı ve rekabet mekanizmaları) inceliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ÖZELLEŞTİRMENİN KÖKENLERİ
B ugün çeşitli ülkelerde elek trik sektöründe yer alan özelleştirme uygulamalarının kökenlerinde bu alanda 1970'lerin başından itibaren önemli dönüşümler geçiren ABD örneği yatar. Aslında ABD'de elektrik üreten şirketlerin büyük çoğunluğu zaten özeldir. Bu nedenle, sözünü ettiğim dönüşüm basit bir mülkiyet transferi değil, bu şirketlerin Devlet tarafından düzenlenen ayrıcalıkları ve yükümlü lükleri üzerinde yer alan değişiklikler dir.
1970'li yıllara kadar elektrik enerjisi sektörüne ilişkin değişmez varsayım lar şöyle özetlenebilir:
1. Elektrik enerjisi üreten, ileten ve dağıtan şirketler doğal tekellerdir. Çünkü, hem düzenli, sürekli ve ris klerden uzak bir kamu hizmeti ver meFeri gerekir, hem de kullandıkları teknolojinin bir sonucu olarak aynı coğrafi alan içinde birden fazla şirke tin fiziksel altyapı yatırımı yapıp servis vermesi olanaklı değildir.
2. Elektrik enerjisi üretiminde ölçek ekonomileri önemli rol oynar. Yani, üretim birimlerinin kapasitelerinin bü yümesi ile birim üretim maliyetleri düşer.
3. Elektrik enerjisinin önemli müşteri leri arasında küçük ölçekli tüketicile rin yanısıra, büyük sanayi şirketleri yer alır. Bu nedenle, piyasa oligopo listik olsa bile bu enerjiyi tüketen büyük şirketler, büyük ciroları olan elektrik şirketlerinin aşırı kar ederek bir tekel haline gelmelerine razı ol mazlar ve bunu engelleyecek güce sahiptirler. Bu nedenle, çeşitli ülke örneklerinde elektrik enerjisi üreten şirketler ya Devlet tekelleridir ya da yoğun bir kamusal denetim altında ve garantisinde çalışan özel şirketlerdir (Regulated Monopolies).
1970'li yılların başında ABD'de genel
ekonomik göstergelere uyumlu ola
rak talepteki artış beklenenin altında
kaldı. Hemen arkasından da 1973
petrol bunalımı yer aldı. Bu gelişmeler
Prof. Dr. Kemal İNAN burada ayrıntısına girmeyeceğim bir takım nedenlerden dolayı elektrik
ODTÜ Elektrik EIektronik Mühendisliği Bölümü, 06531, Balgat Ankara enerjisi üreten birçok şirketin birim
. , . , . . . , . . . . .,ı ıı • üürreetim maliyyetlerini artırdı. Bu şşirke
Bu yazı 1991 yılı sonunda kaleme alındı. Bu neodlaernalek gyeaçzeındaıkyı eyrılailçainndgeöküişdleeiğnişikliekleri ve yenilikleri içermiyor. Ancak genel eğilimlerboölüamraükbyuagzüındaiçyinerdaelagneçgeörrliülişğleinrinköonrueymoli
bir
tt(llReerre,,guuvvaalaamrrtoıoolaalrannyn
dHüüzyepnnllpevyirici i Indsütizteuntiloenyisc)i
kukururummllaarrıınn alkışuarugmellamrıinş
bölümü bugün için de geçerliliğini koruyor (Re
392 ELEKTRİK f « Q MÜHENDİSLİĞİ I fcî/
Her ne kadar sektörün iletim ve dağıtıma yönelik fiziksel yatırımları üstüste çakışamayacağı için doğal bir tekel olma varsayımı geçerli görünse bile, rekabetin oluşabileceği iki alan ortaya çıktı.
Bunlardan ilki üretim birimleridir.
kuralları çerçevesinde söz konusu maliyet artışlarını müşterilerine yan sıttılar. ABD ekonomisinin zorlandığı bu dönemde büyük tüketiciler bu ar tışlara tepki göstererek daha ucuz seçenekler arama yoluna gittiler. Bu yolların arasında, taleplerini değişik şirketlerden, ya da kendi ihtiyaçlarını kendi üretim olanaklarını geliştirerek karşılamalarından hatta bazı durum larda üretim fazlalarını ilgili enerji şir ketinin satın almasını zorlayarak (1977'den itibaren Kalifoniya'da uy gulanan bir yönetmeliğin çerçevesin de) söz edilebilir.
Daha sonra, bilindiği gibi petrol fiya tları düştü. Ancak, faiz oranlarının artması ile sermaye piyasası kısa dö nemli karlılığa yönelik bir yapıya dö nüştü. Uzun dönemde tamamlanabi len büyük santral yatırımları (özellikle nükleer ve kömür) gerek çevre so runlarının gerekse kredi fiyatlarının artması ile riskli girişimler olarak gö rülmeye başlandı, ve bu etkenler ya tırım maliyetlerini olumsuz yönde et kiledi.
Öte yandan iletişim sanayinde de önemli değişiklikler oldu. ABD'deki ana telefon iletişim tekeli olan AT&T zor bir rekabet altında kaldı ve anti tröst yasalarının işletilmesiyle bölün dü, ve böylece kamu işlevi gören bir tekel olma ayrıcalığını kaybetti. İleti şim alanında kamu tarafından dü zenlenen tekellerin yerlerini rekabetçi bir piyasaya bırakması diğer sanayi alanlarını da derinden etkiledi. Öyle ki, 1980'li yıllarda ABD'de olduğu gibi dünyada da deregulation ve market
forces sözcükleri ekonominin sihirli sözcükleri olarak görülmeye başlan dı. Bu gelişmeler genelde muhafaza kar bir yapıya sahip olan elektrik enerjisi sektörünü gerek kurumsal gerekse teknolojik yönden etkiledi.
GELİŞMELER VE SONUÇLAR ilk göstergeleri ABD'de yer alan, ancak diğer örneklerde de görüldüğü gibi gitgide yaygınlaşma eğiliminde olan bu gelişmelerin sonuçları şöyle özetlenebilir:
1 Elektrik enerjisi sektörünün doğal bir tekel olma özelliği sorgulanmaya başlandı.
Her ne kadar sektörün iletim ve dağı tıma yönelik fiziksel yatırımları üstüste çakışamayacağı için doğal bir tekel olma varsayımı geçerli görünse bile, rekabetin oluşabileceği iki alan orta ya çıktı. Bunlardan ilki üretim birimle ridir. Yani, tek bir şirketin bütün üre tim birimlerini kurması yerine her bir üretim birimine ya da üretim birimi gruplarına lisans alarak düzenlenmiş (regulated) bir iletim şirketine bağla nabilecek bir üretim girişimcisi olarak bakılabilir. Bunun sonucunda, örne ğin, yatırım maliyeti günden güne artan bir nükleer santral bu maliyetler sonra satış fiyatlarına yansıtırsa diğer üretim birimlerinin ağır rekabeti ile karşılaşacak ve arzına talep bulama yacaktır.
İkinci bir rekabet alanı müşteriye ser vis verme düzeyindedir. Örneğin, A bölgesini besleyen bir dağıtım şirketi kendine B bölgesinde de bir talep bulabilir. Bunun için gerekli düzenle meler arasında B bölgesini işletmekle yükümlü dağıtım şirketinin, söz konu su talebin gerekli dağıtım hizmetini belli bir ücret karşılığında A bölgesin deki şirketin B bölgesindeki müşteri lerine verme yükümlüğü yer almalıdır. Gerekirse bazı büyük özel müşteriler için fiziksel yatırımları da uzaktaki bir dağıtım şirketi yapabilir. Aslında bu yaklaşım uzun bir süredir enterko nekte bir sistem içinde enerji üreten şirketlerin enerji alışverişi için geliştir dikleri kurumsal yapının tüketicilere kadar uzanmasından başka bir şey değil.
2 Üretimin büyük ölçekli birimlerle yapılmasının eskisi kadar maliyet dü şürücü bir etkisi olmadığı görüldü. Bunda, çevre sorunları, uzun dönemli
kredi maliyetlerinin artması, petrol fi yatlarının düşmesi, ile küçük ölçekli petrole dayalı veya güneş, rüzgar ve jeotermal gibi alışılmamış kaynaklara dayalı santralların daha az riskli ve ekonomik olması rol oynayan etken ler arasında. Bu özellik üretim piya sasına çok sayıda küçük ve orta boy santralların katılması ile üretimde re kabet ortamını destekleyen bir niteli ğe sahip.
3 Üçüncü önemli etken iletişim ve bilgisayar teknolojilerinin sağladığı olanaklarla ilgili. İletişim ve bilgisayar teknolojilerinin üretim ve iletim dü zeylerinde uygulamaya girmesi süre kliliği olan bir gelişmedir. Gelişmiş ül kelerde, enerji şirketleri tarafından işletme ve yönetim alanlarında kulla nılan EMS (Energy Management System) ve SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) sis temlerinin çağdaş teknolojik olana klara paralel olarak geliştiği kolaylıkla söylenebilir. Öte yandan, bu teknolo jilerin dağıtım ve müşteri düzeylerin de uygulamaya girmesi daha henüz başlangıç aşamasındadır.
Müşteri düzeyinde en erken uygula maya giren uygulama alanı talep yö netimidir (Direct Load Management). Bu uygulamanın amacı müşteri ile di rekt ve tek yönlü bir iletişim (örneğin radyo) kanalı kurarak müşterinin su ısıtıcısı ya da havalandırma gibi te sislerini uzaktan ve kısa bir süre için kesme olanağını sağlamak. Kesinti süresinin kısa olması nedeniyle müş terinin kullanım niteliğini etkilemeyen bu uygulama ile sistem puantını daha geniş bir alana yaymak ve böylece kapasite yatırımlarından tasarruf etmek olanağı doğuyor. Bunun yanı sıra, henüz daha yaygın uygulamaya geçmemiş, ancak gitgide gelişme gösteren konular arasında iletişim teknolojisinin dağıtım sistemlerine uygulanması (dağıtım otomasyonu) ve böylece bir yandan kapasite yatı rımlarında önemli ölçüde bir tasarruf elde ederken tüketicilere verilen ser visin niteliğini artıran çok sayıda uy gulama olanaklı görülüyor. Örneğin, ABD'de elektrik enerji sektörüne hiz met veren EPRİ (Electric Power Re arch Institute) adlı araştırma kurulu şu, iletişim teknolojileri ile gerçekleştirilebilecek 165'in üzerinde (1) Böyle bir sistemin kurumsal yapısı için birazdan İngiltere örneği ele alınacak.
130 392 E L E K T R I K MÜHENDİSLİĞİ
fiyatları, birimi başlatma fiyatı, ve bir de sabit fiyat. Yani diğer bir deyişle birimin arz eğrisi,
2. Her yarım saatlik aralık için birimin kullanılabilir çıkış gücü,
3. Birimin sıcak yedekte beklemesi için istenilen fiyat,
ıi T X J'Z'Tü J ? X ' l
„ fw ı ;'s:z JJi.x x; T: r, y
»3SM3 JJ J
IJ , 1 T 1 T^.f , T 1 p j
r~\
ayrı dağıtım otomasyonu işlevi sap tamış bulunuyor.
Dağıtım otomasyonunun yanısıra müşteriler ile iki yönlü iletişim kurarak ortaya çıkan uygulamaların arasında tüketici sayaçlarının uzaktan okun ması, güvenilirlik tarifeleri (reliability pricing) ve gerçek zaman fiyatlandı rılması (real time pricing) gibi konular yer almakta. Bu alanlardan ilki ve ikincisi yani müşteri kontratlarını farklı kesinti olasılıklarına göre farklılaştır mak (iletişim sayesinde müşterilerin bağlantısını tek tek kesebilme olana ğının doğurduğu bir seçenek) haliha zırda uygulanan ve yakın gelecekte uygulanabilecek alanlar olarak görü lüyor.
SOMUT BİR ÖRNEK: İNGİLTERE UY GULAMASI
Amaçlar
İngiltere ve Galler bölgesini içeren yaygın bir özelleştirme uygulaması 1990 yılının başlarında uygulamaya girdi. Bu uygulamanın nasıl bir ku rumsal yapı içinde gerçekleşmekte olduğu hem yukarıda sözünü etmiş olduğum bazı kavramların pratikte uygulanan somut bir örneğini oluş turmakta, hem de biraz sonra deği neceğim Türkiye'de yer alan özelleş tirme mevzuatı ve uygulamaları için bir karşılaştırmayı olanaklı kılmakta.
İngiltere örneğinde özelleştirmenin temel amacı elektrik enerjisi sektörü nü rekabete açmak olarak belirtiliyor. Sektörün yapısı dört işlevden ve bu işlevleri yerine getiren şirketlerden oluşuyor. Bu işlevler: üretim, iletim, dağıtım ve müşteriye satış olarak
saptanmış. İletim ve dağıtım işlevleri doğal tekeller olarak görülüyor ve bu nedenle bu işlevlere ilişkin fiyatlar ve hizmetler bir denetim altında düzen leniyor. Öte yandan, kurumsal dü zenleme üretim ve satış alanlarını elden geldiğince rekabete açmaya yönelmiş durumda. Sistemin bütün lüğünü sağlayan National Grid Com pany üretim ile dağıtım ve yüksek gerilimli (büyük müşteriye) satış ka demeleri arasındaki tüm düzenleme leri gerçekleştiren bir ulusal iletim şir keti. Bu şirketin elindeki yönetim gücünü kötüye kullanmaması için şir ket hissedarları arasında tüm dağıtım şirketleri yer almakta.
Üretimde Rekabet
Üretim alanı rekabete açık. İngiltere örneğinde, ilk aşamada, bütün üretim birimleri, biri nükleer santralları içer mek üzere üç ayrı şirket altında to planmış. Ancak ürettikleri güce bağlı olarak, gerek yüksek gerilim iletim kademesinde gerekse alçak gerilim dağıtım kademesinde, yeni üretim şirketlerinin gerekli lisansı alarak enerji satmalarına olanak verilmiş, hatta teşvik ediliyor. Üretimde reka betin nasıl gerçekleştiğini anlamak için sistemin günden güne nasıl işle diği üzerinde, fazla ayrıntıya girme den söz etmekte yarar var.
Ulusal İletim Şirketi her gün sabah saat 10'a kadar ertesi gün için enerji üretebilecek her birimden aşağıdaki bilgileri alıyor:
1. Her yarım saatlik zaman aralığı için (yani 48 ayrı zaman aralığında) üç ayrı güç düzeyinde enerji birim üretim
4. Birimin kullanılabilir gücü ötesinde sınırlı süreler için üretebileceği mak simum güçte çalışma fiyatı.
Kısacası, bu fiyatlar ile her bir birimin ertesi gün için piyasaya arz ettiği hiz metlerin fiyatları belirlenmiş oluyor. Ulusal İletim Şirketi bu arz fiyatlarını elde ettikten sonra birkaç saat içinde dağıtım ve satış şirketleri ile beraber ce tahmin ettiği talep seviyelerini ve kendisine verilen arz bilgilerini kulla narak talebi karşılayacak en ucuz üretim programını hesaplıyor ve bu sonuçları üretim şirketlerine bildiriyor. Kaba bir hesap ile iletim şirketinin yaptığı, her yarım saatlik aralık için üretim seviyelerini verilen birim üre tim fiyatlarına göre en ucuzdan pa halıya doğru talep karşılanıncaya kadar sıralamak. Bu kaba hesap so nucunda tüm birimlere ödenecek enerji birim fiyatı o yarım saat için en pahalı santralın birim fiyatına eşit.
Bir Örnek
Buradaki ilke ile rekabetçi bir piyasa nın çalışması arasındaki ilişkiyi açı klayabilmek için basit bir örnek vere lim. Farzedelim ki, portakal üreten çok sayıda üretici serbest pazarda malını satmak istiyor. Portakal üreti cilerinin birim maliyeti, kullandıkları toprağın niteliği sonucu (verimli to prak, gübre kullanılması vb.) birtakım farklılıklar gösteriyor. Bu koşullar al tında her üreticinin sınırlı üretim ka pasitesi olması nedeni ile üreticiler, talebi karşılayan toplam kapasiteye varılıncaya kadar birim maliyeti en ucuzdan pahalıya doğru sıralanarak satışı gerçekleştirirler. Fakat, sonun da piyasada tek bir fiyat olacağı için bu fiyat, sıralamanın en tepesinde olan yani en pahalı üreticinin birim maliyeti (artı bir kâr marjı) olacaktır. Eğer piyasa fiyatı bundan düşük ol saydı en pahalı üreten üretici üret meyecek ve talep karşılanmayacaktı. Bu yapı içinde kâr marjı en yüksek olan üretici, birim maliyeti en lüşük olan üreticidir. Bu ekstra kâr marjı, ya toprağın doğal verimliliğinden doğan
392 E L E K T R i K 4 Q •* MÜHENDİSLİĞİ I O I
Gerçekte, iletim şebekesinin oluşturduğu kısıtlar ve kayıplar, birimlerin çalışabilir güç seviyeleri ve güç alma ve atma hızları üzerindeki kısıtlar, emniyet ve kararlılık kısıtları ve daha birçok faktör bu hesap üzerinde çeşitli ayarlamalar yapılmasını gerektiriyor.
bir ranttır, ya da o üreticinin istenilen verimliliği sağlamak için yaptığı yatı rımları karşılayan bir marjdır. Elektrik üretiminde doğal rantlar olmadığına göre ucuz enerji üreten birimlerin sa ğladığı ekstra gelir o birimlerin yatı rımlarını karşılayan miktar olacaktır. Rasyonel ve geleceği belirli bir piya sada bu farkın optimum kapasite ya tırımlarını karşıladığı gösterilebilir.
Yukardaki örnekte rekabetin meka nizmasını açıklayabilmek için birtakım basitleştirici varsayımlar yapılmıştır. Gerçekte, iletim şebekesinin oluştur duğu kısıtlar ve kayıplar, birimlerin çalışabilir güç seviyeleri ve güç alma ve atma hızları üzerindeki kısıtlar, emniyet ve kararlılık kısıtları ve daha birçok faktör bu hesap üzerinde çeşi tli ayarlamalar yapılmasını gerektiri yor. Aslında sistemin işletme progra mı tek bir enerji kuruluşunun talebi karşılamak için hesapladığı optimum birim çalıştırma (Unit Commitment) yönteminin çok benzeri. Belirleyici fark şu: Tek bir şirket, tüm sistemin çalıştırılma koşullarını maliyetleri en azlamaya yönelik olarak hesaplar, ve bu çalıştırma koşulları üzerinde elde edilen toplam maliyete belli bir kâr marjı ekler. Halbuki, yukarıdaki ya klaşımda sistemdeki her bir üretim şirketi kendi kâr edebilme koşulların dan sorumlu, ve ona göre fiyat veri yor, iletim sisteminin yaptığı, üretim maliyetlerinden deği, fakatl deklare edilen serbest üretim fiyatlarından hareket ederek işletme programını saptamaktan ibaret. Böylece toplam
maliyetin enazlanması yerine her bir üretim şirketinin kendi maliyetini en azlaması ve ucuz fiyat vererek piya sada daha büyük bir payı alabilmesi teşvik edilmiş oluyor.
Dağıtımda Rekabet
Dağıtım mekanizmanısını anlayabil mek için dağıtım ve satış işlevlerine eğilmek gerekiyor. İngiltere örneğin de farklı bölgelerden sorumlu 12 şir ket (eski yapıdaki Area Board lar) yer almakta. Kamu Elektrik Satış Şirketi (Public Electhcity Supply Company (PES)) olarak adlandırılan bu şirketler hem dağıtım, hem de satış işlevlerini sürdürüyorlar. Ancak, bunun dışında da lisans alarak satış şirketleri kuru labiliyor. Doğal bir tekel olarak görü len dağıtım işlevine ilişkin işletme yöntemleri ve fiyatlar denetim altında tutuluyor. Sistemdeki müşteriler puant yüklerine göre sınıflandırılmak ta. İlk aşamada PES'ler puant yükü 10 MVV'ın altında olan tüm müşterile re, her tüketici grubu için (ticari, do mestik, küçük sanayi vb.) önceden hazırlanmış bir tarife yapısını sunmak zorundalar. Bu tarifeler Enerji Ba kanlığının ilgili kuruluşu tarafından denetleniyor. Puant yükü 10 MW'ı aşan müşteriler ise bu tarifelerden yararlanamıyor. Bunun yerine ya yerel PES ile, ya başka bir PES ile ya da diğer bir satış şirketi ile özel kon trat üzerinden enerji alabiliyorlar. Puantı 10 MVV'ın altında olan müşte riler de, eğer isterlerse, tarife dışına çıkıp böyle bir özel kontrat çerçeve sinde enerji alabiliyorlar. Uygulama nın ilk 5 yılından sonra bu 10 MVV'lık sınır 1MW'a düşürülüyor, daha son raki bir aşamada ise tümüyle ortadan kalkıyor ve bütün satışlar özel kon tratlar üzerinde yapılıyor. Böylece, zaman içinde özel kontratlar ile elek trik satış ve servisi üzerinde piyasa fiyatları oluşuyor. Öyle anlaşılıyor ki, serbest fiyatlar üzerinden oluşan kontratların zaman içinde tüm müş terilere yayılmasındaki amaç, ortala ma kontrat fiyatları ile uygulanan de netimli tarifeler arasında bir karşılaştırma yapmak ve uygulama nın istenen rekabet sonucunu verip vermediğini gözleyerek gerekli dü zeltmeleri yapabilmek.
Bu işlevlerin yanısıra PES'ler dağıtım sistemi üzerinde farklı gerilim düzey lerinde elektrik satabiliyorlar. Bu satış fiyatları gerilim düzeyine bağlı olarak belirleniyor ve denetime tabi.
Satış şirketleri iletim ya da dağıtım şebekesi üzerinde enerji üreten üre ticiler, PES'ler veya yalnızca ticaret yapan şirketler olabiliyor. Yukarda açıkladığım gibi düzenlenmiş (regu lated) iletişim şirketinin enerji alış ve satış fiyatları her yarım satte bir deği şiyor. Birçok tüketici (özellikle büyük müşteriler) bu fiyat değişmelerindeki belirsizliklerden arınabilmek için belli bir satış şirketi ile kontrat yapabiliyor. Örneğin, bu kontrata göre her yarım saat için iletim şirketinin gerçek za mandaki satış fiyatı kontratta belir lenmiş bir sabit fiyatın üstüne çıkarsa, tüketici enerjiyi bu sabit fiyattan alı yor. Eğer gerçek satış fiyatı sabit fi yatın altında ise, tüketici yalnızca bu gerçek fiyatı ödüyor. Bu tek yönlü bir kontrat, iki yönlü bir kontratta ise tü ketici gerçek fiyattan bağımsız olarak satış şirketine kontratta yazılı olan fi yatı ödüyor. Bu şekilde, kontratlarda kullanılan sabit fiyatlar ve koşullar satış şirketi ile tüketici arasındaki an laşmaya bağlı ve bu şekilde çeşitli tür kontratların arz ve talep piyasasında ki fiyatları oluşuyor.
Cezai Hükümler
Uygulamada servisin niteliğine de önem verilmiş. Örneğin, düzenlenmiş tarifeler üzerinden enerji alan müşte riler belirli haklara sahip.
Verilen servisin standartları arasında:
1. Müşterinin enerjisiz kalabileceği azami bir süreyi aşmamak,
2. Müşterinin başvurularına yanıt al ması için azami bir süreyi aşmamak,
3. Müşteri servisi için verilen rande vunun yerine getirilmesi, gibi müeyyideler yer alabiliyor. Bu standartlara uymayan PES'ler tarife koşullarına göre müşteriye belli bir ceza ödemekle yükümlü tutuluyor. Öte yandan, enerjiyi özel kontrat üzerinden alan müşteriler için bu tür servise ilişkin maddeler kontratın ko şullarına bağlı. Böylece, enerjinin gü venilirliği üzerine farklılık gösteren pi yasalar oluşabilecek. Diğer bir deyişle, isteyen tüketiciler daha az fiyat ödeyerek kesinti ihtimali ya da servis kalitesi daha düşük olan bir kontrat yapma şansına sahip olabile cekler.
Y edek Kapasite
132 392 E L E K T R I K MÜHENDİSLİĞİ
Uygulamanın ilginç bir yönü de uzun bir süredir yoğun bir tartışma ve po lemik konusu olan "Sistemin yedek üretim kapasitesi ne olmalı?" sorusu na farklı bir yaklaşım getirmesi. ABD'de ve birçok ülkede uzun bir süre yedek kapasitenin ne kadar ol ması gereği tartışılmıştı. Sorunun ekonomik açıdan yanıtı kesintisi ya pılan birim enerjinin ekonomiye olan değerinin hesabıydı. Bu değer bilinir se kesinti olasılığı ile bu değer çarpı larak kurulacak yedek kapasite biri minin yararı hesaplanıyordu. Ancak, bu değerin ne olduğu hala tartışmalı bir konu. Sorun, tüketicilerin kesinti ihtimalini ne ölçüde azaltmanın ne kadar paraya karşılık geleceğini bil memelerinden geliyor. Aslında, İngil tere uygulamasında da iletim şirketi nin belirlediği yedek kapasite fiyatı bu yaklaşımla hesaplanıyor. Ancak, zaman içinde oluşan kontratlar sis tem güvenirliliğinin parasal ölçüsünü daha sağlıklı olarak ortaya çıkarabi lir.
Yukarıdaki açıklamaları toplu bir perspektif içinde değerlendirebilmek için İngiltere örneğine bir kez daha bakalım. Alışılmış örgütlenme şekilleri içinde elektrik enerjisi üreten kuru luşlar üretimden satışa kadar uzanan işlevleri dikey bir örgütlenme içinde gerçekleştirirler. Bu dikey örgütlen meden doğan tekelci konumlarını kö tüye kullanmamaları için söz konusu şirketler özel bile olsalar denetim al tında tutulurlar. Öte yandan bu dene timli yapının şu sakıncaları ortaya çıkmaktadır:
• Yatırım ve fiyatlar üzerinde uygula nan denetim, şirkete daha verimli ça lışması için bir teşvik oluşturmaktan çok alışılmışı sürdürmek eğilimini ya ratır,
• Bu eğilimin sonucunda dikey ör gütlenme içinde farklı işlevler gören birimlerin teker teker verim artırıcı önlemler alması yerine, çeşitli birim lerin diğerlerini subvanse ettiği çarpık bir ekonomik yapı ortaya çıkar.
• İstenilen verimin düzenleyici ku ruluş tarafından zorlanması pratikte sınırlı sonuçlar vermektedir. Bunun bir nedeni, maliyet yapısını, düzenle yici bürokrasilerin büyük bir şirketin özellikle iyi niyet olmadığı varsayılır sa, anlayabilmesi ve yönlendirebil
mesi hemen hemen olanaksız olma sıdır.
ingiltere örneğinde bu sakıncaların üzerinde durulmuş ve özellikle üretim ve satış fiyatları serbest bırakılarak denetleme işlevi iletim, dağıtımda ve yalnızca geçiş dönemi için küçük müşterilerin satış alanları ile sınırlan mıştır. Böylece, alışılmış dikey örgü tlenme yapısı kırılmış ve doğal tekel olarak görülen iletim ve dağıtım işle vlerinin dışında kalan alanların reka bet ortamında verimliliklerinin artırıl ması düşünülmüştür.
İngiltere uygulamasının ne gibi sonu çlar doğuracağını zaman gösterecek. Enerji sektörünün aynen finans ve mal piyasaları gibi çalışması olası değil, çünkü fiziksel kısıtlar her saniye için arzın talebe eşit olmasını gerekti riyor. Bu nedenle de sistemin günde lik olarak çok teknik kurallar içinde yönetilmesi şart. Rekabete açılan alanlarda fiyatların düşüp düşmeye ceği, servis niteliğinin iyileşip iyileş meyeceği ise ekonominin genel gidi şine bağlı görünüyor. Yönetim pratiğinde denetim ile serbest fiyat oluşumu arasındaki dengenin ne ol ması gerektiği bu uygulamanın en değerli sonuçlarından biri olacak ka nısındayım.
TÜRKİY E'DEKİ DURUM
Türkiye'de elektrik enerjisinin büyük bir bölümünün üretilmesi, iletilmesi dağıtılması ve satılması bir devlet te keli olan TEK tarafından gerçekleşti riliyor. 1980'lerden sonra dünyadaki gelişmelere paralel olarak yer alan özelleştirme atılımı 4 Aralık 1984 ta rihli ve 3096 Sayılı Yasa ve bu yasayı izleyen yönetmelik ve kararnameler çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Bu çerçeve içinde önemli sayılacak uy gulama İstanbul Anadolu yakasını kapsayan bölgede elektrik enerjisi dağıtım ve satış haklarını AKTAŞ Elektrik A.Ş firmasına devreden uy gulama. Bu bölge için kabaca yıllık 2.5 milyar KW saat olan talep ortala ma 250 TL/KVV saat fiyatı ile çarpılırsa yıllık cironun 625 milyar TL olduğu görülür. Bu basit hesap bile olayın boyutları hakkında bir fikir veriyor.
Her ne kadar mevcut gayrimenkul değeri, istihdam kapasitesi, yıllık ci rosu gibi ölçütler altında TEK dünya nın sayılı büyük şirketleri arasında yer almaktaysa da teknik, ekonomik ya
da yönetim yetenekleri açısından benzeri Batılı şirketler ile karşılaştırıl sa aradaki nitelik farkı, hayrete düşe cek kadar büyüktür. Herhalde, enerji sektöründe özelleştirme çabaları, ne denlerine burada giremeyeceğim bu saptamanın rol oynaması ile bir ras yonalleştirme yolu olarak da düşü nüldü.
3096 Sayılı Yasa ve onu izleyen yö netmelik ve kararnameler ile yukarda açıklanan İngiltere uygulaması ara sında önemli farklar var. Bu farklar içinde en temel olanı 3096 Sayılı Ya sanın hiçbir yerinde verimli işletme, isabetli yatırım gibi kavramlar bir pi yasa rekabeti içinde düşünülmemiş. Alınacak bütün kararlar merkezi bir niteliğe sahip, yani TEK ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ön planda tutulmuş. Diğer bir deyişle, Bakanlı ğın ve TEK'in denetim ve yönetiminin dışında şirketlerin hangi doğrultuda verimi artırıcı önlemler alabileceği ve bu doğrultuda ne gibi teşvikler verile bileceği yasada ya yer almıyor, ya da, belki, çok örtülü bir şekilde zoraki yo rumlarla yer almış oluyor. İkinci önemli bir fark ise, özelleştirme böl geleri tanımlarken, ingiltere örneğin de olduğu gibi işlevsel bir ayrımı ya pılmaması. Bu yönüyle, 3096 Sayılı Yasanın getirdiği özelleştirme uygu laması ile elektrik enerji sektöründeki varolan düzenlenmiş devlet tekeline (regulated state monopoly) bölgesel düzenlenmiş özel tekeller eklenmiş oluyor.
Konuya özelleştirme uygulamasına girmek isteyen şirketlerin açısından bakarsak, yasanın önemli bölümleri tarifelerle ilgili olanlarıdır. Ancak, gerek yasada, gerek daha sonra yer alan yönetmelik ve kararnamelerde bu konu yalnızca hangi tarifelerin tesbitinde yer alabileceğini söyleme kle yetinmiş. Örneğin 3096 Sayılı Ya sanın daha sonra 15 Mart 1990 tarihli ve 20462 Sayılı Yasanın 2. Maddesi nin ikinci fıkrası ile değişikliğe uğra yan 9. Maddesinin ikinci fıkrası tarife lerin hangi ana kalemleri içereceğini belirtiyor. Değişikliğin nedeni ise ek maddelerde tanımlanmış olan Elek trik Enerjisi Fonu, ve bu fonun ama (2) Böyle bir olanağın sağlanabilmesi için dağıtım şirketinin belli bir ileti şim ağı üzerinden istediği müşteri lere kesinti yapabilmek gibi tekno lojik bir olonağa sahip olması gerektiğini unutmayalım.
392 E L E K T R I K 4 Q Q MÜHENDİSLİĞİ I OO
cini, gelir kaynaklarını
ve yönetim yapısını be
lirleyen hususlar. Tarife
konusunun yer aldığı diğer bir bölüm ise 23 Şubat 1987 tarihli ve
19381 Sayılı Yönetme
liğin Beşinci Bölümü.
Bu bölümde, şirketlerin
tesbit edeceği ve Enerji
ve Tabii Kaynaklar Ba
kanlığı tarafından onay
lanacak tarifenin tesbi
tinde
gözönünde
bulundurulması gere
ken kalemler ifade edil
miş. Yatırımları da kap
sayan maliyet artı
makul bir temmetü yüz
desi olarak belirlenmiş. Bu tarife ya
pısında da şirketler açısından yatı
rımları artırıcı, teknolojik ve yönetimsel yenilikler getirici, girişimi teşvik edici hiçbir özellik görülmüyor.
Öte yandan yasanın en ayrıntılı olarak ele alınan kısmı yatırım yapmak iste yen şirketlerin, bu yatırımların onay lanabilmesi için hangi aşamalardan geçmesi gerektiğini hesap metodolo jilerine girerek yapan bölümleri (4 Eylül 1985 tarihli ve 18858 Sayılı Yö netmelik ve ekleri). Bu özellik, öze lleştirme stratejisinin, İngiltere örne ğinde olduğu gibi maliyeti düşürücü, teknolojiyi yenileyici rekabete dayalı verimlilik yerine, özel sermayeyi enerji yatırımlarına yöneltmek olduğu anlaşılıyor.
Özetlersek, söz konusu özelleştirme ye ilişkin yasal mevzuat, TEK ve Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığının belirleyeceği işletme ve yatırımları kapsayan, ancak özellikle tarifelere yönelik ayrıntıları tam olarak açıklığa kavuşmamış denetim normları altın da, bölgesel esasa göre ayrılmış özel tekellere bölmeyi amaçlıyor. Yukarı da ifade edildiği gibi bu amaç özel sektörün bu bölgelerde yatırım yap masını sağlamak. Eğer bir teşvik varsa o da denetlenmiş satış tarifeleri içinde söz konusu şirketlere makul bir kâr oranını garanti etmek.
İngiltere Uygulaması ve Türkiye
Geleceğe yönelik olarak ingilte re'dekine benzer bir uygulamanın Türkiye için geçerli, hatta yararlı olup olmadığı sorulabilir. Böyle radikal bir uygulamanın önünde teknik yönden bir engel ve ekonomik yönden sakın
ca oluşturabilecek iki pürüz görülüyor. Türkiye'de elektrik enerjisini yönetme ve işletme birikiminin örneği olarak TEK'in deneyimini alırsak, bu teknik altyapının özellikle İngiltere uygula masının teknik belkemiği sayılacak Ulusal İletim Şirketinin işlevini yürüte bilecek bilgi birikiminden çok uzak ol duğu görülür. Çünkü, bu teknik altyapı TEK'in yıllardır modernleştiremediği gündelik işletme sistemini bir de üre tim birimlerinin ekonomik deklaras yonlarına dayalı olarak yürütmekle yükümlü. Sanırım, uygulama açısın dan yalnızca bu nokta bile ciddi ve yoğun bir teknik eğitimi gerektiriyor, ikinci pürüz ise ekonomik. Türkiye gibi enflasyonist bir ortamda enerji fiyatla rını piyasanın diğer fiyatlarına böyle sine sıkı bağlayacak bir uygulama, en azından siyası yönden kabul edile mez başta istihdam olmak üzere riskler ve sonuçlar doğurabilir. İngilte re örneğinde bile bu uygulamanın fi yatlar üzerinde oynayacağı rolün ne olacağı henüz tam olarak bilinemiyor. Bu nedenle de, uygulama aşamalı olarak düşünülerek yumuşak geçiş önlemleri alınmış.
Bu görüşleri mutlak bir olumsuzluk nedeni olarak ifade etmiyorum. Ör neğin, belli mevzuat ve yönetim de ğişikleri yapıldıktan sonra pekala makul bir dönem içinde TEK'in ya da benzer bir kurumun gerekli teknik bilgi ile donanmış bir altyapısı oluşa bilir. Böyle bir altyapı oluştuktan sonra İngiltere örneğine benzer, işle vleri özel veya kamu şirketlerine bölen bir kurumsal dönüşüm, özelli kle diğer ülkelerin deneyimlerini ya kından izleyerek ve yumuşak geçiş için gerekli emniyet subaplarını da
açık tutarak pekala gerçekleştirebilir ve olumlu sonuçlar alı nabilir. Yukarıda söylemek istediğim nokta, bugün için hiçbir göstergesi ol mayan bu ön çalış malar yapılmadan böylesine riskli ve radikal bir girişimin tam bir keşmekeş ile sonuçlanacağı dır.
Üzerinde durulması gereken ikinci bir konu da bu sektör de gereken tekno lojik yenilemenin boyutları. Bugünler de Batı ülkelerinde elektrik enerjisi sektörü, birçok diğer sektör gibi yoğun bir teknolojik kabuk değiştirme sürecinden geçiyor. Otomasyona yö nelik bu dönüşüm, daha önce de ifade edildiği gibi, üretim birimleri ve iletim şebekeleri için bir süreklilik içinde yer almış ve hala almakta. Öte yandan dağıtım şebekelerinde ve müşteri satış uçlarında yeni teknoloji lerin iletişim teknolojilerinin oynaya cağı rollerin gündeme gelmesi olduk ça yeni bir olay. Dağıtım Otomasyonu (Distribution Automation) ile dağıtım sistemlerinin daha nitelikli servis ve rebilmesi ve gerçek zaman bilgisini kullanarak aşırı kapasite yatırımların dan tasarruf edebilmesi önerilen terrîel hedefler arasında. Bu olana kları sağlayan altyapı, dağıtım şebe kesi üzerinde kurulmuş bilgisayarlı bir iletişim şebekesi. Bunun yanısıra müşteri uçları ile iki yönlü iletişimin sağlanması ile yeni tarife yapıların dan verilecek yeni servislere kadar uzanan yeni olanaklar doğuyor.
TEK yaklaşık 15 yıl gibi çok uzun bir süre içinde ancak iletişim şebekesi düzeyinde ve çok temel sayılabilecek bir enerji yönetim sistemini (EMS) İn giliz VVestinghouse ve İtalyan Telettra şirketlerine kurdurabildi. Şimdi ise, bu sistemin işletmeye alınmasında büyük sıkıntılar içinde olduğu bilini yor. Bunun nedeni, varolan teknoloji ve işletme alışkanlıklarının, kurulan sistemin gerektirdiği standartlar ile uyum içinde olmaması. Dağıtım sis temlerinde ise bu konular henüz gündeme bile girmiyor. Halbuki bu teknolojilerin küçümsenmeyecek ta sarruflara ve nitelik sıçramalarına olanak sağladığı da biliniyor.
1IOO*/tl
392 E L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ
Türkiye'de elektrik enerjisi sektörün de yer alan özelleştirme atılımlarını somut bir örnek ile karşılaştırarak ve teknik ayrıntılarına girmeden bir perspektife koymaya çalıştım. Bu perspektifin ışığında, Türk Elektrik Endüstrisindeki şirketlerin özelleştir me uygulamasına katılıp katılmama ları konusunda şu sonuçlar çıkartıla bilir:
1. Dağıtım ve satış alanına girmek isteyen özel şirketlerin halen yürür lükte bulunan yasal mevzuat ile kâr edememeleri zayıf bir ihtimaldir. Çünkü, denetimin niteliği kâr yüzde sini sıralayan ancak hemen hemen garanti eden bir yapıdadır. Doğabile cek tek sakınca, iç sübvansiyonları belirsiz olan TEK'in, tarifelerin yapısı üzerinde maliyetleri doğru dürüst be lirlenmemiş normları empoze etme sinden doğabilir. Bu, kanımca zayıf bir olasılık ve zaman içinde çözüle cek bir sorundur.
2. Özellikle büyük kentlerin etrafın daki bölgelerde enerji tüketimi yoğun olduğu için dağıtım şirketlerinin ciro ları büyük olacaktır (AKTAŞ Elektrik A.Ş örneğinde olduğu gibi). Bu ne denle, böyle bir bölge içinde işletme hakkı alabilmek avantajlı görünüyor.
3. Üretim veya dağıtım alanında ya bancı şirketlerin işe girmekte isteksiz olmaları anlaşılır gibi görülüyor. Çünkü, tarife yapıları henüz belli değil ve gelir ve giderleri üzerinde savunu labilir kesinlikte bir hesap yapamıyor lar. Öte yandan, yerli şirketler işlet meyi zarara itecek bir tarifenin uzun ömürlü olmayacağını düşünerek bu sakıncayı göz önüne almayacaklar dır.
4. Dağıtım alanında ayrıcalık alan şir ketlerin diğer bir avantajı da teknoloji yenileme yatırımlarını başlatabilecek ve denetleyebilecek bir konumda ol malarmdadır. İlk aşamada akla gelen yatırımlar arasında elektromekanik aksam ve daha da önemlisi uzaktan
okunan müşteri sayaçlarıdır. Daha ileri bir aşamada gelişmiş ülkelerin örneklerini izleyerek dağıtım şebe kesini müşteri uçlarına kadar kapla yan bir iletişim sisteminin kurulması söz konusu olabilir ki bu da çok önemli bir elektronik ve bilgisayar yatırımını içermektedir.
5. Şirketler için üretim birimlerinde özelleştirmeye katılmanın dağıtım şirketleri kadar avantajlı olacağı in ancında değilim. Bunun temel nede ni, bir önceki maddede ifade ettiğim kitle üretimi yatırımlarının bu alanlar için geçerli olmaması ve modernleş tirmeye yönelik otomasyon yatırım larının büyük ölçüde TEK'in iletim sistemine bağımlı olmasıdır. Kaldı ki, bugün birçok gelişmiş ülkede dağı tım otomasyonu ve müşteri uçlarına iletişim ile erişebilme, enerji sektö ründe en fazla verimlilik sağlayabi len bir yatırım alanı olarak görülmek tedir.
SÖNMEZ TRANSFORMATÖR SANAYİİ A.Ş.
DAĞITIM VE GÜÇ TRANSFORMATÖRLERİ TAMİRAT VE İMALATI
• Transformatör imalatında 30 yıllık deneyim
• TSE Güvencesi • ISO.9001 Güvenceli • İki Yıl Garanti İMALAT PROGRAMI
16 KVA dan 1600 KVA birim güç ve 34500 volt üst gerilime kadar dağıtım transformatörleri imalat ve tamiratı 5000 KVA ta kadar güç transformatörleri imalat ve tamiratı Ark ocağı Indüksiyon ocağı ve her çeşit özel maksat transformatörü imalat ve tamiratı.
Fabrika : Ankara Asfaltı No. 15 P.K.: 65 GEBZE Tel : Fab. Gebze (9 19) 555 450 • Fax : (9 19) 555 752
392 ELEKTRİM QC MÜHENDİSLİĞİ I O*J