Elektrik Mühendisliği · Sayı 392 · 1993 / 2

TÜRKİYE'DE ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE ÖZELLEŞTİRME SORUNLARI VE ÖNERİLERİ

Münir Z. Tanyelioğlu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1993
Sayfa
4
Okuma süresi
11 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mevzuat ve hukuk, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • TEK
  • özelleştirme
  • 3096 Sayılı Kanun
  • Yap İşlet Devret
  • Kepez Elektrik
  • Çukurova Elektrik

Özet

Yazar, Türkiye'de elektrik enerjisi sektöründe TEK'in mali ve idari sorunlarını, 3096 Sayılı Kanun kapsamındaki özelleştirme uygulamalarının yetersizliklerini ele alarak üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesine dair öneriler sunmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

T Ü R K İ Y E ' D E Y APISAL GELIŞMELER

ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖÜRÜNDE ÖZELLEŞTİRME

SORUNLARI VE ÖNERİLER

B ilindiği üzere; yurdumuzdaki elektrik enerjisi üretimi, ileti mi ve dağıtımı işleri, 1970 yı lında kurulan Türkiye Elek trik Kurumu (TEK) ile devletleştirilmiş, ve Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. dışındaki tüm kuruluş ların elektrik üretim, iletim ve dağıtım faaliyetleri, tesis ve çalışanlarıyla bir likte TEK'e devredilmiştir. Böylece, yirmiüç yıllık süre içerisinde, bu kuru luş Türkiye'nin en büyük Kamu ikti sadi Teşebbüslerinden biri haline gelmiş bulunmaktadır. Yurdumuzdaki elektrik enerjisi tüketimi her altı yedi yılda bir iki katına çıktığına göre, sek tördeki büyüme elbette daha da devam edecektir. Ayrıca; 1980li yı lların başlarında Belediyelerin dağıtım işleri de devletleştirilerek TEK'e de vredilmiştir.

Son on yıldan beri yatırımların da tü ketimlere paralel artması sonucunda, Devlet finansman yönünden gereken kaynağı TEK'e aktarmakta giderek zorlanmaya başlanmış ve Kurum bil hassa 80'li yıllardan beri, pek çok üretim ve iletim tesisini dış kredilerle yapma mecburiyetinde bırakılmıştır. Bu durumda, Türkiye Elektrik Kuru mu her yıl yüklü miktarda (yaklaşık olarak ticari maliyetin %35'i kadar) faiz ve kur farkı verir bir duruma gel miştir. Diğer taraftan, Kurumun en büyük gelir kaynaklarını oluşturan büyük hidro elektrik santralların gelir leri kamu Ortaklığı İdaresi'ne aktarı larak yeni barajlar, otoyollar gibi alt yapı hizmetlerinin yapımına kaydırıl mış bulunmaktadır.

TARİFE

Tarife yönünden incelendiğinde, durum yine Türkiye Elektrik Kuru mu'na fazla bir gelir sağlayamamak tadır. Çünkü, her yönden bugün yur dumuzdaki elektrik enerjisi satış bedeli, diğer ülkelerle kıyaslandığın da ucuz görülmemekte ise de, bu ta rife içerisinde pek çok vergi ve fonlar bulunmaktadır. Bu nedenle, elektrik satışlarından TEK'e aktarılan gelirde önemli kesintiler olmaktadır.

Münir Z. TANY ELOGLU

Danışman, Kepez Elektrik T.A.Ş., Antalya

Bugün TEK'de oluşan öz sermaye borç oranları o hale gelmiştir ki şayet, TEK bir özel anonim şirket statüsün de olan bir kuruluş, olsaydı iflas et mesi kaçınılmaz olurdu.

392 E L E K T R İ K 0 7 M Ü H E N D İ S L İ Ğ İ 57 #

Dağıtım işlerinin Kayseri Bölgesinde ve istanbul'un Anadolu Bölgesinde özelleştirilmesi ise mahiyet itibarıyla tam bir özelleştirilme olmayıp, kanaatimce; buralardaki elektrik enerjisi dağıtım işlerinin, şimdilik iki kuruluşa birer tabiri caiz ise "Taşaronluk Sözleşmesi" ile yaptırılmaya çalışılmasından ibarettir.

SİY ASİ İKTİDARLARIN ETKİSİ

Yukarıda sıralanan bu olumsuz fak törlerin yanısıra, böylesine büyük ve önemli bir kuruluşun yönetimine si yasi iktidarların baskı ve müdahaleleri önemli boyutlara ulaşmış olup, Kuru mun kendi kendine bir işletme ve ya tırım politikası oluşturmasını engelle yecek bir düzeydedir. TEK'de kuruluşundan bugüne kadar değişen üst düzey yöneticilerin sayısı o kadar fazladır ki, bir TEK Genel Müdürü'nün ortalama görev süresi iki yılı geçme mektedir. Yine siyasi bir görüşle ha reket edilerek, Kurumun her ildeki dağıtım teşkilatı bir "Müessese" hali ne getirilmiş ve kuruluşun işleyişin deki bürokrasi katlanarak artırılmıştır. Esasen, üretimi olmayan ve yalnız dağıtım ve tahsilat hizmetleri veren illere ait bu işletme (dağıtım) mües seselerinin hukuki bir gerekçesi de yoktur. Ancak, üzülerek belirtmek gerekir ki, Türkiye Elektrik Kuru mu'nun gerek merkez teşkilatındaki yaz boz daire başkaları ve gerekse müesseselerin çokluğu, Kurumun yeni atılımlar yapmasını büyük ölçüde kösteklemektedir.

Esasen dünyanın her yerinde Devlet ve siyasi otoritenin, elektrik enerjisin den sorumlu kuruluşlarında söz sahi bi olma ısrarı ve yanlış yönetim he vesleri hep gözlenmektedir.

3096 SAY İLİ KANUNDAN SONRAKİ GELİŞMELER

Bütün bu gelişmeler olurken, 1980'li yıllarda siyasi iktidar önce Yap işlet Devret (B.O.T.) modelini geliştirmeye çalışmış, daha sonra da 1984 yılında 3096 Sayılı Kanunla; "Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elek trik Üretimi, iletimi, Dağıtımı ve Tica reti ile Görevlendirilmesi"ni destekle yerek elektrik enerjisi sektöründe özelleştirmenin kapılarını, hukuken açmış bulunmaktadır. Ancak, 3096 Sayılı Kanun'un neredeyse dokuz yıl dır yürürlükte olmasına karşın, her nedense, sadece bir iki ufak hidro elektrik santral üretime geçebilmiş ve iki yerde de dağıtım işi özel kuruluş lara verilebilmiştir.

Uzun yıllar hükümet ile görüşme ve pazarlıkları sürdürülen iki büyük üre tim projesinin yap işlet devret anlaş ması nihayet imzalanmış ve bu giri şim kamuoyuna açıklanmış ise de, uygulamaya geçilebilmek için daha birçok sorunların çözümlenmesinin gerektiği anlaşılmaktadır. Dağıtım iş lerinin Kayseri Bölgesinde ve istan bul'un Anadolu Bölgesinde özelleşti rilmesi ise mahiyet itibarıyla tam bir özelleştirilme olmayıp, kanaatimce; buralardaki elektrik enerjisi dağıtım işlerinin, şimdilik iki kuruluşa birer tabiri caiz ise "Taşaronluk Sözleş mesi" ile yaptırılmaya çalışılmasından ibarettir. Esasen, özelleştirmenin böyle anlaşmalarla yürütüle meyeceği de şimdiden anlaşılmış olup, mevzuat üzerinde revizyon ça lışmaları halen devam etmektedir. Bu iki özel kuruluşa tanınan "yeni tesis kurma ve tevsi etme" yetkileri ile kaynak ödeme şekilleri ise; bazı önemli eksiklikleri içermektedir, ve mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir.

ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN TÜMDEN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Yukarıda başlıca sorunlarına değin diğimiz sektörün Türkiye Elektrik Ku rumu'nun tümden özelleştirilmesi önce özel bir kanunla şirket statüsü ne kavuşturulması, ve daha sonra da şirket hisselerinin derhal ve peyder pey halka satılması şeklinde olabilir. İtalya'da uygulanan özelleştirme ça lışmalarında bu yaklaşım uygulan maktadır. Ancak, bu yola gidilebilme si için, öncelikle TEK'in mali durumunun düzeltilmesi, borç öz

sermaye oranlarının kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi, ve de yöneti minin artık politik baskı ve müdahale nin arındırılması gerekir.

Kanaatimce; bu yola gidilmesi, şim dilik hem mali imkânlar, hem de poli tik ortam yönünden uygun ve pratik çözüm olarak görülmemektedir.

ÜRETİM TESİSLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Kanaatimce; elektrik üretim tesisleri nin özel sektör eliyle; yap işlet devret (B.O.T.) modeli ile de olsa, kurulup işletilmesi çok olumlu bir gelişmedir. Düşünülen modelin en kısa bir za manda geliştirilerek büyük üretim projeleri için uygulanmasının, finans man yönünden TEK'e veya Hazine'ye büyük katkıları olacaktır. Ancak, bu rada iki noktayı gözardı etmemek ge rekmektedir, şöyle ki:

a) Bu gibi yap işlet devret modeline talip olan yerli yabancı firma grupları nın tesis maliyetleri çok iyi kontrol edilmeli, ve bu konuda bazı oto kontrol yöntemleri geliştirilmelidir.

b) Ortaklığa nakit (Türk Lirası) ile katılan kişi veya kuruluşun tesis sü resince enflasyon nedeni ile erozyo na uğrayan hak ve menfaatleri ya tesis esnasında temettü verilerek, ya da yatırıldığı tarihteki belirli yabancı para birimi ile korunmalıdır.

Y ÜKSEK GERİLİM İLETİM SİSTEMİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

380 KV ve daha yüksek gerilimlerde kurulan ve kurulacak, ana arter duru mundaki enerji iletim sisteminin öze lleştirilmesi, bugünkü durumda sa kıncalıdır. Çünkü:

I Türkiye çapında enterkonnekte bir sistemde idarenin (gerek işletme ve gerekse tamir, bakım yönünden) mutlaka tek elden yönetilmesi gere klidir.

II Planlanması, tesisi ve tevsiatının aynı elden ve belirli standartlara uygun olarak yapılması yurt ekono misi yönünden yararlı ve gereklidir.

Ancak; bu otoritenin TEK olması ye rine, TEK'in ve dağıtım kuruluşlarının tümünün ortak olduğu özel statüde bir kuruluş tarafından yapılması dü şünülebilir. İngiltere'deki "National Power Grid Company" şeklinde ör gütlenen çözüm de bu şekildedir.

98 392 E L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ

ORTA GERİLİM İLETİM VE DAĞITIM ŞEBEKELERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

154 KV ve daha düşük gerilim düze yindeki iletim ve dağıtım sistemleri ise, yerine ve bölgesine göre, dağıtı mı üstlenen kuruluşlara bırakılabilir. Bilhassa bölgesinde üretim tesislerini kurup işleten Çukurova Elektrik A.Ş. ile Kepez Elektrik T.A.Ş. gibi kuru luşların bölgesindeki tüm 154 KV ve altındaki orta gerilim sistemi, dağıtım sistemiyle birlikte kendilerine devre dilmelidir. Zira, aynı bölgede iki kuru luşa hukuken yer ve görev vermek hem yurt ekonomisi ve hem de teknik işletmecilik yönünden doğru değildir.

DAĞITIM TESİSLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

3096 Sayılı Özelleştirme Kanunu ve bu kanuna dayalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ya yınlanan yönetmeliklere göre, her ne kadar elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesi öngörülmekte ise de, bugüne kadar yapılan uygulamalarda, sadece belirli bölge veya il sınırları içinde ve yalnız dağıtım işleri özelleştirilmektedir. Türkiye Elektrik Kurumu tarafından şimdiye kadar yapılan anlaşmaların hiçbirinde, kâr zarar riskini taşıyan bir özelleştirme öngörülememiştir. Yu karıda da belirtildiği gibi; daha ziyade yükleniciye bir taşaronluk görevi ve rilmekte, ve her yıl başında karşılıklı görüşme ve ayarlamalar ile özel ku ruluşun ne zarar etmesi ne de aşırı kâr etmesi önlenmeye çalışılmakta dır.

Halbuki özelleştirmede ana hedefler den birisi de "Tüketicinin yararını ko rumanın en iyi teminatı olan rekabet edebilmek" olmalıdır. Ayrıca; bu gibi görevlere soyunan özel sektöre, Hü kümetler tarafından müdahele edil meden kendi ticari işlerinin yürütül mesinde bağımsı? olarak hareket etme eri fırsatı sağlanmalıdır.

Bu l.uruluşların bölgelerinde yapıla cak yeni yatırımların da yeni ve ob jektif kriterlere bağlanması gerekli olup, gerek proje ve gerekse uygula ma yönünden tüketicinin hakları gö zetilmelidir.

Dağıtım işlerini devralan kuruluşun görevini aksatmadan yürütebilmesi için gerekli sermaye birikimine sahip olması şartı aranmalıdır.

HUKUKİ SORUNLAR VE TAVSİY ELER

3096 Sayılı Kanun ile yürürlükteki iş ve istimlak Mevzuatı yönünden de enerji tesislerinin özelleştirilmesinde bazı sorunlar vardır. Hakkaniyete da yalı bir sözleşme için bu sorunların bir çözüme bağlanması sağlanmalıdır. Bu sorunların başlıcaları aşağıda be lirtilmiştir:

I Özelleştirilen bölgede veya tesis te çalışan personelin yeni kuruluşa devri:

a) TEK'in mali yükümlülüğünün, devren geçen personelin devir tari hinde almakta olduğu ücret veya yevmiye seviyesi ile sınırlı tutulması, b) İleride özel sektörde görevi sona eren kişilere ödenecek olan emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatı far klarının tarifeye yansıtılması öngörül mektedir. Böyle bir uygulama bilhas sa işçi yoğun bir yapıya sahip olan dağıtım işlevini üstelenen özel sektö re büyük mali külfetler getirecektir. Bu farkların tarifeye yansıtılması ise ku ruluşun rekabet gücünü ortadan kal dıracaktır.

Esasen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni "Revize EdiMiş Görev Sözleşmesi" taslağında, kıdem tazminat farkları ile birlikte fonlar, paylar, teknik sermaye amortismanları, kredi anapara ve faizleri ile bunlara ait kur farkları, öz sermaye amortismanları gibi grev ko nusu ile ilgili çeşitli giderlerin tarifeye yansıtılması kabul edilmektedir.

Ancak; böylesine genişletilmiş ve gider esasına dayalı bir tarifeden or taya çıkacak rakamlar o kadar yüksek olacaktır ki; Türkiye Elektrik Kuru mu'nun tarifesinin bile üstüne çıka caktır. Bu durumda, tüketicinin daha pahalı enerji almak zorunda bırakıla cağı açıktır. Bu durum ise özelleştir meden beklenen ana hedefin tam tersi bir durumu ortaya koymaktadır.

II. Kamulaştırma: 3096 Sayılı Kanuna göre onaylanmış uygulama projeleri ne göre elektrifikasyon için kamulaş tırma gereği duyulduğunda, kamu laştırma bedelinin şirket tarafından ödenmesi kaydıyla Bakanlıkça Genel Hükümlere göre yapılacağını belirt mektedir. Ancak; uygulamada Ba kanlık adına tescil yapılması mümkün olamamakta ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün görüşlerine göre ka mulaştırmanın Hazine adına yapılabi leceği sonucu çıkmaktadır. Bu du rumda uygulamada pek çok sorun ortaya çıkmış durumdadır. Konuya kesin çözüm getirilmesi için, Kanun da kamulaştırmanın şirketler tarafın dan doğrudan yapılmasına imkân ve recek değişikliğin yapılması zorunludur.

III. Yeniden Değerlendirme: Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu'na göre yalnız imtiyazlı şirketler yeniden de ğerlendirme dışında tutulmaktadırlar. Fransa'daki imtiyaz durumuna göre hazırlanmış olan bu konu, yurdumuz daki uygulamaya hiç uymamaktadır ve mutlaka düzeltilmelidir. Zira; Tür kiye'deki imtiyazlı şirketler yatırımları tesislerini, kendi öz sermayeleri ile yapmaktadırlar ve son zamanlardaki

392 E L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Ba kanlığının teklifi üzerine, Çu kurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. ile bölgelerin deki üretim, iletim ve dağıtım işlerini kendilerine devredil mesi hususunda 1988 Ekim ayında bir anlaşma imzalan mış olmasına rağmen Türkiye Elektrik Kurumu Üretim ve iletim tesislerini devretmek is temediği için bu anlaşmada fiilen ortada kalmış durumda dır. Yap işlet Devret modeliy le yapılan bir üretim tesisinin TEK'e satılacak elektrik bedeli üzerinde aylarca süren anlaş mazlıklar da bir diğer tipik ör nektir.

yüksek enflasyon değeriyle varlıkları yok olma durumuna gelmiştir. Bu yanlışlığın en kısa zamanda düzeltil mesi zorunludur. Bu öneriye karşı bu tesislerin süresi sonunda Devlete inti kâl edeceği varsayımı öne sürülürse, bu takdirde de kişi ve kuruluşların ya tırdıkları sermayelerin yeniden değer lendirilerek ortakların haklarının ko runması mutlaka sağlanmalıdır.

Şayet, önceleri düşünüldüğü gibi, bazı tesislerin mülkiyeti TEK'de bıra kılarak sadece işletmesi özelleştirile cek ise, bu durumda yeniden değer lendirme de söz konusu olmamalıdır.

IV. Fonlar ve Paylar: Son zamanlarda uygulamaya konulan ve paylar, satış fiyatının belirgin bir kısmını oluştur maya başlamıştır. Sanki, elektrik enerjisi satışı sayesinde, Devlet halk tan bir çeşit vergi toplamakta ve geli rini arttırmaktadır. Ancak; bunun dü zeyinin daha fazla yükseltilmemesi ve de her kuruluşa eşit olarak uygulan ması gerekmektedir. Bilindiği kada rıyla, son olarak çıkarılan elektrik fonu, satış fiyatının %10'nu gibi yük

sek bir değerdedir ve yalnız özel sek tör elektrik satışlarına uygulanmak is tenilmektedir.

Böyle bir uygulamadan TEK'in istisna edilmesi, hem özelleştirmenin amacı olan serbest rekabet ortamını ortadan kaldıracak, hem de belirli bölgelerdeki tüketicilerin zararına olacaktır. Devlet ve özel teşebbüs tarafından yapılan benzeri iş ve hizmetlerde de eşitlik esas olmalıdır.

TARAFSIZ YÜRÜTME KURULU

Son olarak, özelleştirmede gerçe kleştirilmesini en mümkün gördüğüm önemli bir bölüme değinmek istiyo rum. Yurdumuzda mevzuatın değiş mediği zamanlarda bile, hükümetlerin özel sektöre bakış açıları hep değişe gelmiştir. Kanunların ve yönetmeli klerin uygulamaları çoğu zaman bir takım bürokratların insafına, veya en azından yorumuna bırakılmıştır. Son on yıldır, 3096 Sayılı Kanun ve ona bağlı yönetmelik ve uygulamalarının ne denli değişiklikler ve farklılıklar ge çirdiği herkesçe malumdur.

Gerek özelleştirme anlaşma larında, gerekse uygulamalar da ve özellikle de enerji alış veriş ve tüketiciye satışlarında kamu ile özel sektörün hak ve menfaatlerinin bir hakkaniyet çerçevesinde anlaşmalarda yer almasını sağlamak, ve ay rıca tüketicinin haklarını koru mak ve özelleştirmede reka beti sağlamak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bu hususlardaki yetkilerini özel bir kanunla kurulacak bir "Tarafsız Yürütme Heyeti"ne devret mesinde sayısız yararlar vardır. Siyasi kadrolar özelleştirme konusunda eğer samimi iseler, öncelikle böyle bir ta rafsız Heyet'in gerekliliğini kabul et melidirler. Bu Heyetin konularında uzman, mevzuatı hakkıyla ve taraf sızlık içinde uygulayabilen kişilerden oluşması, ve politik baskılardan arın dırılabilmesi için de üyelerinin en az altı yıl süreyle seçilmesi ve de örneğin beş kişi iseler her üç yılda bir veya iki üyesinin yeniden seçilmesi (veya atanması) gibi kanuni temina tların getirilmesi gerekmektedir. Bu Heyet üyelerinin enerji sektöründe, sanayide ve Devlet hizmetlerinde üst kademelerde hizmet vermiş kişiler den ve tüketici temsilcilerinden seçil mesinde ve görev alanlarının da halen Devlet memuru olmamalarında kesin yarar vardır.

Bu uygulama elektrik enerjisi dahil, kamu hizmetlerinin özel sektör tara fından yürütüldüğü pek çok ülkede halen mevcut olup bu tür Tarafsız Yürütme Kurulları başarı ile görev yapmaktadırlar.

100 392 E L E K T R İ K MÜHENDİSLİĞİ