Elektrik Mühendisliği · Sayı 452 · Kasım 2014
MESLEK ÖRGÜTLERİ VE ASANSÖR
Mevzuat ve hukuk Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2014
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Elektrik tesisatı, aydınlatma ve güvenlik
Anahtar kelimeler
- asansör yönetmeliği
- Danıştay kararı
- elektrik mühendisi istihdamı
- kamusal denetim
- TMMOB
- yapı denetimi
Özet
Yazar, asansör sektöründe elektrik mühendisi bulundurma zorunluluğunun 2008 yönetmeliğiyle kaldırılmasını ve bunun can-mal güvenliği açısından Danıştay tarafından iptal edilmesini, kamusal denetimin özelleştirilmesi tartışması bağlamında ele almaktadır. Meslek odalarının Anayasal konumu ve kamusal denetim ilkesi çerçevesinde hukuki bir değerlendirme sunulmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
$VDQVĞU$ODQÜQGD(OHNWULN0ÖKHQGLVLQLQİVWLKGDPÜQÜQ&DQYH0DO*ÖYHQOLğL $ÁÜVÜQGDQ=RUXQOXOXğX<DUJÜ.DUDUÜ\OD6DSWDQGÜe
0(6/(.°5*¶7/(5İ9($6$16°5
0=HNLİşOHNHO (02İ]PLUìXEH+XNXN0ÖşDYLUL
_ilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın çabaları ile içinden çıkılmaz hal alan asansör mevzuatı, Danıştay 10. Dairesi'nin son kararları ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından önceden çözümlendiği noktaya, yani mantığın gösterdiği noktaya doğru evirilmeye başladı.
Asansör yapımı ve işletmesi aşamalarının da içinde yer aldığı çyapıların proje ve uygulamasının denetlenmesip olgusu bir problem olarak her zaman karşımıza çıktı. Türkiye bu konuda yapıların mimar ve mühendislerin tasarım ve uygulama sorumlulukları içerisinde yapıldığını ya da yapılması gerektiğini, müteahhitlerin sadece finansör olduğu gerçeğini hiçbir zaman kabul etmedi.
İQVDQODUÜQEDUÜQPDLKWL\DÁODUÜQÜQNDUşÜODQPDVÜDQFDNHVWHWLN YHPÖKHQGLVOLğLQELUDUD\DJHOPHVLLOHÁĞ]ÖPOHQHELOLU%X QHGHQOH\DSÜODUYHRQODUÜQD\UÜOPD]SDUÁDODUÜDVDQVĞUYE
HVWHWLNRODUDNWDWPLQHGLFLROGXğXJLELPXWODNRODUDNJÖYHQOL RODFDNşHNLOGHWHVLVHGLOPHOLYHLşOHWLOPHOLNDPXWDUDIÜQGDQ GD GHQHWOHQPHOLGLU .DPX WDUDIÜQGDQ \DSÜODQ EX GHQHWLP NDPXVDOGHQHWLPGLU
Aynı şekilde işveren olarak devletin kamu görevlisinin işine son vermesi, ancak kanunda belirtilen hallerle sınırlı tutulmuştur. Görevinden haksız olarak çıkarılan kamu görevlisi işine dönmektedir. Hatta işine iade edilmemesi durumunda; ayrıca tazminat hakkı olduğu gibi ayrıca amiri hakkında görevi ihmal veya suistimal suçu oluşmaktadır. En son Torba Yasa olarak adlandırılan yasa ile yapılan aksi yöndeki düzenleme de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.
°]HOKXNXNÁDOÜşDQÜNDPXJĞUHYOLVLQLQEHOLUWLOHQKDNODUÜQÜQ KLÁELULQHVDKLSGHğLOGLU+HUQHNDGDUİş.DQXQX0DGGHVLnQGHLşYHUHQLQÁDOÜşDQÜQÜQLşDNGLQLVRQODQGÜUPDVÜLÁLQJHÁHUOLPD]HUHWLQLQEXOXQPDVÜJHUHNWLğLEHOLUWLOVHGDKLEXKDN PDKNHPHWDUDIÜQGDQLDGHVLQHNDUDUYHULOGLğLQGHYHLşYHUHQ WDUDIÜQGDQLşHEDşODWÜOPDGÜğÜQGDLşÁL\HVÜQÜUOÜELUWD]PLQDW KDNNÜYHUPHNWHGLU$\UÜFD0DGGHnQLQX\JXODQDELOPHVL LÁLQLş\HULQGHHQD]NLşLQLQÁDOÜşPDVÜJHUHNPHNWHGLU
Kamusal denetim, mutlak olarak kamu organları tarafından, kamu görevlileri vasıtası ile yapılır (Anayasa-Madde 128). Ancak 1980'lerden itibaren ülkemizde siyasi iktidarlar çkamusal denetimip tam deyimi ile piyasalaştırmayı amaç edinmişlerdir.
Ancak, ücreti denetlenen tarafından ödenen ve denetleyecek olanları seçim hakkını da veren bir sistemde bir de çalışanlara ek güvenceler vermezseniz kamusal denetimin olmazsa olmaz koşulu çtarafsızlıkp ilkesini büyük ölçüde risk altına atarsınız. Ya da ceza hukuku deyişiyle çZehirli ağacın meyvesi de zehirli olurp dedirtirsiniz.
Anayasa'nın 128. Maddesi; kamu görevlilerinin nitelikleri,
atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yetkileri, aylık ve
ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğini
hüküm altına almıştır. Anayasa'nın 128. Maddesi'nin
getirdiği çKanunla Düzenlenmep ilkesinin kamu görevlilerinin işinin yürütümünde güvence sağladığı açıktır. Kamu görevlisi için alacağı ücret kanunla belirlenmiştir. Kanunla
2008 y×l×ndan itibaren asansör sektöründe
düzenlenme ilkesi, kamu görevlisine çamirlerinden bağımsız davranabilmep yeteneğini vermektedir. Kanun bu niteliğe çok büyük önem vermiştir. Örneğin kamu görevlisi çKanuna aykırı emre
gözlenen olgu; gerek asansör firmalar×nda gerekse yetkili servislerin bünyelerinde görev yapan elektrik mühendislerinin
uymamakla yükümlüdürp (Türk Ceza iülerine son verildiùi, özellikle
Kanunu Madde 24). Keza kamu görevlisine görevi sırasında öğrendiği suçu yetkili makamlara bildirme görevi de yüklemiştir (Türk Ceza Kanunu Madde 279).
bak×m aüamas×nda iülemlerin elektrik mühendisi olmaks×z×n yürütüldüùü
üeklindedir.
Yap×lar×n, yap× ayr×lmaz parçalar×n×n ve hülasa tüm olarak mühendislerin yetki ve sorumluluùunda gerçekleümesinin kontrolünü saùlamak; genel olarak kamunun görevi içerisindedir. Kamusal denetimin ´kamu hizmetiµ boyutunu bir tarafa b×rakarak, sadece karl×l×k boyutu üzerinden yapan özel sektör faaliyeti olan görüüün ülkemizde yaratt×ù× felaketler ortadad×r.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay bu nedenle çDenetimle Görevlip özel şirketlerin kamusal denetim yetkisine ve sorumluluğuna sahip olamayacağını, çalışanların bir takım yasa maddeleri ile ceza sorumluluğuna sahip olmalarına dair düzenlemelerin bu şirket çalışanlarını çkamu görevlisip statüsüne sokamayacağını; bu nedenle de örneğin 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun'a ilişkin vermiş olduğu 2001/377 E ve 2002/59 K sayılı kararında çyapı denetim kuruluşlarının kamusal yetki ve sorumluluklarının olmadığı, aslında bir kamu hizmeti de yapmadıkları sadece ilgili idareye yardım eden muhbir olarak nitelendirilebilecek kuruluşlar olduğunup belirtmiştir.
Asansör A tipi muayene kuruluşları da aynı yapıda kuruluşlardır.
Asansörlerin imali montajı ve işletme ve bakımı konusu 1989 yılından itibaren Bakanlık tarafından sürekli olarak yeniden, yeniden yapılan düzenlemelere konu olmuştur. 1989 yılı öncesi asansör, sadece elektrik, elektrik-elektronik mühendisleri tarafından tasarlanan ve uygulama sorumluluğu üstlenilen bir ihtisas alanıdır.
Ancak 12 Mayıs 1989 tarih ve 20163 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansör Yönetmeliği ile asansörler makine ve elektrik mühendisleri tarafından çbirliktep tasarlanan ve uygulama sorumluluğu üstlenilen, işletme ve bakım sorumluluğu üstlenilen bir alan olarak düzenlenmiştir.
1989 tarihli Yönetmelik, 20 Aralık 1995 tarih ve 22499 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile değişmiştir. Söz konusu yönetmelikte de elektrik ve makine mühendisinin birlikte çalışması esası devam etmiştir. Bu esas 15 Şubat 2003 tarih ve 25021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikte de korunmuştur.
Ancak 18 Kasım 2008 tarih ve 27058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikte bu esastan ayrılınmış ve gerek asansör firmaları için gerekse yetkili servis için çElektrik Mühendisip bulundurma koşulundan bahsedilmemiştir. Keza yönetmelik 5 Kasım 2011 tarih ve 28106 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile değiştirilmiş ise de 2008 tarihli Yönetmelik'te belirtilen esaslar korunmuştur. Yani Elektrik Mühendisi çalıştırma zorunluluğundan hiçbir şekilde bahsedilmemiştir.
2008 yılından itibaren asansör sektöründe gözlenen olgu; gerek asansör firmalarında gerekse yetkili servislerin bünyelerinde görev yapan elektrik mühendislerinin işlerine son verildiği, özellikle bakım aşamasında işlemlerin elektrik mühendisi olmaksızın yürütüldüğü şeklindedir.
Danıştay 10. Dairesi 2009/771 ve 2014/3638 sayılı kararı ile asansör firmalarında ve yetkili servislerinde elektrik mühendisi bulundurulmasını zorunlu tutmayan yönetmeJ
lik maddelerini (can ve mal emniyeti için uygun olmadığı gerekçesi ile ) iptal etmiştir.
Dava kamusal denetimin özel sektör tarafından algılanış biçimini göstermesi açısından ilginçtir. Hele bugünlerde üst üste gelen ve birer felaket boyutunda olan iş kazalarının nedenlerinden bir tanesini belki de en önemlisini ortaya koymaktadır. Özel sektör için önemli olan sadece ve sadece karlılıktır. Verimlilik ise ekonomik olarak getiriyi ifade eder. Yoksa hizmet kalitesi ile falan ilgisi yoktur.
Bu mantık içerisinde en akıldışı argümanlar dahi rahatlıkla savunulabilmekte ve uygulamaya konulabilmektedir. Bir asansör sisteminde elektrik mühendisinin bulunmasına gerek olmadığını ileri sürmek bir yana düşünmenin bile çok mantıklı olmadığını söylemek gerekmektedir.
Ancak maalesef böyle olmuştur. Nitekim EMO tarafından uygulamaya karşı da dava açılmış ve davada çsadece makine mühendisi imzası ilep yapılan onlarca denetim raporu örnek olarak gösterilmiştir. Dava halen devam etmektedir.
0HVOHNRGDODUÜ$QD\DVDPÜ]ÜQLNLQFLNÜVPÜQGDo&XPKXUL\HWLQ2UJDQODUÜpLÁHULVLQGHVD\ÜOPÜşWÜU1LWHNLPVLVWHPDWLN RODUDN EDNÜOGÜğÜQGD $QD\DVDnQÜQ PHVOHN RGDODUÜQD LOLşNLQ 0DGGHVL&XPKXUL\HWnLQRUJDQODUÜLÁHULVLQGH\HUDODQ PHVOHN RGDODUÜQÜQ oİGDUHnQLQp WDP RODUDN İGDUHnGH Ğ]HUN \HJ¼QHRUJDQÜRODUDNWDQÜPODPDNWDGÜU$QD\DVDn\DJĞUHPHVOHNRGDODUÜRUJDQODUÜÖ\HOHULDUDVÜQGDQo\DUJÜJĞ]HWLPLQGH GHPRNUDWLN HVDVODUD JĞUH \DSÜODQ VHÁLPOHUOH EHOLUOHQHQp LGDULRUJDQODUGÜU
Anayasa'nın 135. Maddesi düzenlemeleri genel olarak meslek odalarının görevlerini düzenlerken, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, özel olarak mühendislerin görev ve yetkilerini düzenlemiştir. Anayasa'nın 135. Maddesi meslek odalarının, 6235 sayılı Kanun'un 2. Maddesi TMMOB'un ve 19. Maddesi de Odaların temel görevleri arasında çmesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamakp görevine yer vermiştir.
Yapıların, yapı ayrılmaz parçalarının ve hülasa tüm olarak mühendislerin yetki ve sorumluluğunda gerçekleşmesinin kontrolünü sağlamak; genel olarak kamunun görevi içerisindedir. Burada kamunun tek temsilcisinin bakanlık olduğunun söylenmesi mümkün değildir. Meslek odaları da kamunun bir parçasıdır ve mühendislik mesleğinin yerine getirilmesine ilişkin normları ve gerekirse uygulamaları oluşturmakla görevlidir.
Kamusal denetimin çkamu hizmetip boyutunu bir tarafa bırakarak, sadece karlılık boyutu üzerinden yapan özel sektör faaliyeti olan görüşün ülkemizde yarattığı felaketler ortadadır. Açıkçası gerçekleşenler gerçekleşeceklerin öngörüsünü oluşturmaktadır.