Elektrik Mühendisliği · Sayı 452 · Kasım 2014

TÜRKİYE’DE ASANSÖRÜN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Aydın Gürpınar (haz.), Mustafa Tutsak (haz.)

Elektrik tesisatı, aydınlatma ve güvenlik Teknik / bilimsel makale

Yıl
2014
Sayfa
7
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Elektrik tesisatı, aydınlatma ve güvenlik

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • asansör tarihi
  • Pera Palas
  • İzmir tarihi asansör kulesi
  • Hıdiv Kasrı
  • asansör sektörü
  • Türkiye asansör firmaları

Özet

Yazı, Türkiye'de asansör sektörünün Pera Palas ve İzmir'deki tarihi örneklerden başlayarak gelişimini, sektördeki öncü firmaları ve 1950'lerden günümüze kadar yaşanan teknolojik ve ekonomik dönüşümü ele alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

7¶5.İ<(n'($6$16°5¶1'¶1¶ 9(%8*¶1¶

Hazırlayanlar: Aydın Gürpınar - Sektör Emekçisi Mustafa Tutsak - Elektrik-Elektronik Mühendisi

Yılda tahminen 50 bin civarında asansör tesis edilen, toplam 410 bin civarında yapı tescili alınmış asansör olan, 3 bin civarında irili ufaklı şirkete sahip ve yaklaşık 35 bin kişinin ekmek yediği bir sektöre sahip ülkemizin bu sektörü geçmişte nasıldı ve bugünlere nasıl geldi, kısaca bir göz atalım isterseniz.

%LOLQGLğLJLELÖONHPL]GHLONDVDQVĞUİVWDQEXOnGDWDULKLQVDNOÜ ROGXğXELUNHQW$OWÜQ%R\QX]nXQEÖ\ÖOH\LFLJÖ]HOOLğLQHEDNDQ2ULHQW([SUHVV\ROFXODUÜQÜDğÜUODPDNLÁLQLQşDHGLOHQ 3HUD3DODV2WHOLnQGH\ÜOÜQGD)UDQVÜ]0LPDU$O[DQGHU 9DOOH\WDUDIÜQGDQNXUXOPXşWXU3HUD3DODV%H\RğOXnQGDLON HOHNWULNNXOODQDQELQDROPDNODELUOLNWH7ÖUNL\HnQLQHQHVNL HOHNWULNOLDVDQVĞUÖGHEXUDGDEXOXQPDNWDGÜU

2WHOLQ HQJÖ]HONĞşHOHULQGHQELULQLROXşWXUDQDVÜUOÜNDVDQVĞUDGHWD 3HUD3DODVnODEÖWÖQOHşPLş\HQLOHULQHWDşÁÜNDUÜUFDVÜQDJÖQÖPÖ]HNDGDUJÖ]HOOLğLQLYHLKWLşDPÜQÜNRUX\DUDNJHOPLşWLU NLşL NJ ELU DğÜUOÜN WDşÜ\DELOHQ DVDQVĞUÖQ KDIWDGD ELU EDNÜPÜ YH \ÜOGD ELU NH] GH PXD\HQHVL \DSÜOPDNWDGÜU %LU YDWPDQÜQ LGDUH HWWLğL DVDQVĞUGH şLPGL\H GHN ĞQHPOL ELU ND]DQÜQ PH\GDQD JHOPHPHVL \Ö]\ÜOOÜN DVDQVĞUÖQ JXUXU ND\QDğÜROPXşWXU

%XLONDVDQVĞUGHQWDP\ÜOVRQUDÖONHPL]LQYH(JH%ĞOJHPL]LQLQFLVLRODQİ]PLUnGH\ÜOÜQGD0XVHYLYDWDQGDşÜPÜ]1HVLP/HYLWDUDIÜQGDQ.DUDWDş6HPWLnQGHELUDVDQVĞU NXUXOGX°]HOLNOH\DşOÜYHVDNDWODUÜQNXOODQÜPÜLÁLQ\DSÜODQ EX DVDQVĞU ĞQFHOHUL VX EXKDUÜ LOH ÁDOÜşÜ\RUGX %XJÖQ LVH HOHNWULNOHÁDOÜşÜ\RU%X\DSÜİ]PLUnLQWDULKLDVDQVĞUNXOHVL\GL PHWUH\ÖNVHNOLNWHRODQEXNXOHGHPHWUHVH\LUPHVDIHOL LNLDVDQVĞUEXOXQX\RU<DNÜQELUGĞQHPHNDGDUER]XNRODQ DVDQVĞUOHU\ÜOÜQGDİ]PLU%HOHGL\HVLWDUDIÜQGDQUHVWRUH HGLOPLşWLU$VDQVĞUÖQÖVWNDWÜQGDGLQOHQPHQL]YHİ]PLU.ĞUIH]LnQLQHşVL]PDQ]DUDVÜQÜVH\UHWPHQL]HRODQDNVDğOD\DQELU NDIHYHUHVWDXUDQWEXOXQPDNWDGÜU

İVWDQEXO ¡XEXNOXnGD \ÜOÜQGD \DSÜPÜ EDşOD\DQ +ÜGLY .DVUÜnGHWDPDPODQPÜşWÜU1DGLGHHVHUOHUGHQELULRODQ +ÜGLY.DVUÜEXKDULOHÁDOÜşDQÖÁDVDQVĞUHVDKLSWLU0HNDQLN NÜVPÜDşDğÜ\XNDUÜPXKDID]DHGLOPLşVHGHEXKDUOÜWDKULNVLVWHPLGHYUHGHQÁÜNPÜşWÜU0XKDID]DHGHELOVH\GLNEXJÖQLÁLQ GÖQ\DGDÁRNEÖ\ÖNWDULKLELU\HULROXUGX¡ÖQNÖÖÁDVDQVĞU WHNELUEXKDUND]DQÜQGDQWDKULNHGLOPHNWH\GLYHEXQXQGÖQ\DDVDQVĞUWDULKLQGHEÖ\ÖN\HULYDUGÜU%XDVDQVĞUOHUGHKHU şH\PHNDQLNWL7DKULNYHNXPDQGDVDGHFHEXKDUJÖFÖLOH \DSÜOÜ\RUGX$VDQVĞUÖÁDğÜUPDNLÁLQEDVÜODQEXWRQELUYDOIH GHğL\RU NXPDQGD DODQ DVDQVĞU JLGHFHğL NDWD JHOLQFH ELU EDşNDYDOIHEDVÜ\RUNDSDQDQYDOIDVDQVĞUÖGXUGXUX\RU%X DVDQVĞUOHUGHQELUL(QJLQ*ĞNKDQWDUDIÜQGDQHOHNWULNJÖFÖ LOHÁDOÜşDFDNşHNLOGHRQDUÜOPÜşWÜU$QFDNGLğHUDNVDPODUÜQÜQ GHğLşPHPHVLQHEÖ\ÖNĞ]HQJĞVWHULOPLşWLU

%XWDULKLDGÜPODUGDQVRQUDELUNDÁ\ÜODUD\ODĞ]HOOLNOHİVWDQEXOnXQ %H\RğOX VHPWLQGH ELUÁRN DVDQVĞU LQşD HGLOPLş QH \D]ÜN NL \DSÜODQ LPDU WDGLODWODUÜQGD \D GD \ÜNÜODQ ELQDODUÜQ \HULQH\HQLOHULQLQ\DSÜOPDVÜVXUHWLLOHEXWDULKLDVDQVĞUOHU \RNROPXşWXU

$VDQVĞUILUPDODUÜPÜ]ÜQWDULKLQHEDNDFDNROXUVDN%XUNKDUG *DQWHEHLQYH6NLVHQHVLQGHİVWDQEXOnGDNLHQHVNLWLFDUHWILUPDVÜQGDQELUL\GLVHQHVLEDşODUÜQGD:HUWKHLP $YXVWXU\D

)LUPDVÜLOHEHUDEHULPDODWPRQWDMEDNÜPLşOHUL \DSPD\DEDşODGÜODU\ÜOÜQGD%XJD)LUPDVÜ2WLVYH*DQWHQEHLQLOHELUDUD\DJHOGLOHU(VNLILUPDODUGDQELULRODQ/HEHU %URWKHUV\ÜOÜQGD6FKLQGOHUnLQPÖPHVVLOLLGL(PLQ$NWDU YH.RÁ*UXEX6FKOLHUHQLOH+DXVDQLÁLQELUILUPDNXUGXODUVD GD NÜVD VÖUH VRQUD D\UÜOGÜODU .RÁ *UXEX +DXVDQ $VDQVĞU )LUPDVÜnQÜGHYUHWWL2GĞQHPLÁLQ9HKEL.RÁnXQEL]]DWNHQGL HYLQHJHOHQDVDQVĞUDUÜ]DLKEDUODUÜQGDQEÜNWÜğÜLÁLQVHNWĞUGHQ D\UÜOGÜğÜGDşHKLUHIVDQHOHULDUDVÜQDJLUPLşWLU6KOLHUHQ(PLQ $NWDUnGD NDOGÜ 'DKD VRQUD (PLQ $NWDU WDUDIÜQGDQ nGD 6FKOLHUHQ 7ÖUNHOL )LUPDVÜ NXUXOGX 'DKD VRQUD 6FKOLHUHQ 7ÖUNHOL PDUNDVÜ 6FKLQGOHUnH GĞQÖşWÖ 0D\ÜVÜnQGD 0HKPHW .DYDODnQÜQ 0XKDVHEH %ĞOÖPÖnQGH (URO (UELUHU ÁDOÜşPD\DEDşODGÜ.DYDODnQÜQLVWHğLLOH(UELUHU6QDWHV.ROO ìWLYHLPDODWLÁLQ7HNLPDO.ROOìWLnQLQNXUXOXşODUÜQÜ(\OÖO D\ÜQGDELWLUGL%Ğ\OHFH6HODKDWWLQ*HQÁLOH0HKPHW.DYDODnQÜQ RUWDNOÜğÜEDşODGÜ6QDWHV7HNLPDO.ROOìWL6WDKOPDUNDVÜLOH VHNWĞUÖQLWLFLJÖFÖKDOLQHJHOGLOHU%XILUPDODUNÖÁÖNGHROVD LONDVDQVĞUIDEULNDODUÜQÜNXUGXODU <XNDUÜGDVD\ÜODQILUPDODUGDÁDOÜşDQPÖKHQGLVYHXVWDODUEX ILUPDODUGDQD\UÜOGÜNWDQVRQUDÁRNGHğHUOLDVDQVĞUşLUNHWOHULQLQNXUXOPDVÜQGDDQDND\QDNYHRNXOROGXODU <DQL DVDQVĞUÖQ ÖONHPL]H JLUPHVLQGHQ EX \DQD \DNODşÜN \ÜOOÜNELUVÖUHJHÁPLşEXOXQPDNWDGÜUnOL\ÜOODUDNDGDU7ÖU-

Bilindiùi gibi ülkemizde ilk asansör şstanbul·da tarihin sakl× olduùu bir kent Alt×n Boynuz·un büyüleyici güzelliùine bakan, Orient Express yolcular×n× aù×rlamak için inüa edilen Pera Palas Oteli·nde, 1892 y×l×nda Frans×z Mimar Alxander Valley taraf×ndan kurulmuütur.

NL\HnGH FLGGL ELU DVDQVĞU VHNWĞUÖQGHQ EDKVHWPHN PÖPNÖQ GHğLOGL İVWDQEXO $QNDUD YH İ]PLUnGH NDPX ELQDODUÜ GÜşÜQGD EÖ\ÖNLşKDQODUÜYHWHNWÖNOÖNVDSDUWPDQODUGÜşÜQGDDVDQVĞU \DSÜOPD]GÜ%XDVDQVĞUOHULQGHWÖPPDO]HPHOHUL\XUWGÜşÜQGDQ JHWLUWLOLU YH KDWWD PRQWDM LşOHPLQGH GH \DEDQFÜ WHNQLV\HQOHU JĞUHYDOÜUGÜ$QNDUDnGDNLED]ÜNDPXELQDODUÜQÜQSHUL\RGLNEDNÜP LşOHPOHULELOH\DEDQFÜWHNQLV\HQOHUWDUDIÜQGDQ\DSÜOÜUGÜ

Asansör sektörü, Türkiye'de 1950'lerden sonra, nispeten bir hareket kazandı ve tamamen ithalat yoluyla ihtiyaçların karşılandığı bir sektör yapısından sıyrılarak, kademeli olarak montaj ve aksam imalatı alanlarında yerli üretimin arttığı bir sektör yapısına dönüşmenin ilk adımlarını atmaya başladı. Ama talebin düşük olmasından ötürü sektörde beklenen gelişme uzun yıllar gerçekleşmedi.

Gerçi bu firmalar, asansör ekipmanlarının can alıcı kısımları olan, makine-motor, kumanda panosu, sinyalizasyon aksamları ve şalt malzemelerini ithalat yolu ile temin etse de, kendi fabrikalarında çarpma kapı, kabin ve metal bağlantı elemanlarını imal etmeye başladılar. Bu firmaların bünyesinde aynı zamanda asansör montaj ve arıza-bakım ekipleri de kurulmaya başlandı. Kuşkusuz ki bu durum önemli bir noktaydı. Bu fabrikaların kurulması, yan sanayi için de bir ilham kaynağı oldu. Zamanla kilit, butonyer ve yardımcı makine ekipmanları imalatı yapan imalathaneler de açılmaya başladı. Sektördeki bu ilk ciddi hareketlenme ne yazık ki teknolojik olarak aynı oranda bir gelişme gösteremedi. 1950'li yıllardan, 1980'li yılların ortalarına kadar ülkede tesis edilen asansörlerin ezici bir çoğunluğu, tek hızlı, basit kumandalı ve çarpma kapılı asansörlerdi. Oysa aynı yıllar içinde Avrupa'nın birçok ülkesinde, sosyal konutlarında bile otomatik kabin kapılı, toplamalı kumandalı asansörler tesis ediliyordu. Peki öyleyse bu yaklaşık 30 yıl süren durağanlığın sebepleri nelerdi?

1-) 1980'li yılların ortalarına kadar, Türkiye'de kentleşme süreci oldukça yavaştı. Günümüzde yüzde 80 olan kentli nüfus oranı, 1927 yılında yüzde 24'tü ve 1985 yılında sadece yüzde 53'e ulaşabilmişti. Yani kentleşme oranı bu dönemde oldukça düşük kalmıştı. Dolayısıyla asansör yapılacak bina sayısı fazla değildi, konutlarda dikey yönde büyüme yoktu. 2-) Asansör sektöründeki firmalar, büyük sermaye grupları değildi ve asansör, bu firmaların neredeyse tek iştigal konusuydu. Oysa Avrupa ve diğer ülkelerdeki firmalar güçlü sermaye gruplarıydı ve asansör dışında başka sektörlerde de yatırımları vardı. Bu nedenle ülkemizdeki asansör firmaları teknoloji gerektiren büyük sermaye yatırımlarına giremiyorlardı. 3-) Mevcut ithalat rejimi oldukça katıydı. Teknoloji gerektiren ekipmanları ülkeye getirip eşdeğer nitelikte üretim yapmak oldukça zordu. Ayrıca sektörün lokomotif firmaları da mevcut durumdan çok da şik¼yetçi değillerdi ve bu konularda biraz da

isteksiz davranıyorlardı. Sektörde ilk olmanın ve yabancı bir isim kullanmanın avantajları ile ülke şartlarına göre oldukça iyi kazanıyorlardı.

1990'lı yıllara gelindiğinde, uygulanmaya başlayan yanlış tarım politikaları ve Güneydoğu'da yaşanan düşük yoğunluklu iç savaştan dolayı kentlere doğru nüfus artışı hızlandı ve inşaat sektöründe hızlı bir gelişme yaşanmaya başlandı. Ayrıca turizm teşvik politikaları ile birçok büyük kentte ve turistik yörelerde turizm yatırımları furyası başladı. Özellikle bu turizm yatırımları ile ileri teknolojiye haiz asansörlerin tesisi hızlandı. Diğer yanda, sektörün lokomotif firmalarında çalışmış olan birçok mühendis, yönetici personel ve nitelikli teknik elemanlar da almış oldukları eğitim, iş deneyimi ve birikimleri ile sektöre girmeye başladı.

$%LOH*ÖPUÖN%LUOLğL$QODşPDVÜLP]DODQPDVÜLOHVHNWĞUGHNL ILUPDODUÜQDVDQVĞUHNLSPDQODUÜQÜWHPLQHWPHVLYHWHNQRORML\HNROD\HULşLPLKÜ]ODQGÜİQWHUQHWYHELOJLVD\DUNXOODQÜPÜQÜQ \D\JÜQODşPDVÜGDVHNWĞUÖDWHşOH\HQELUGLğHUHWNHQROGX

Türkiye asansör sektörü, artan talebe paralel olarak büyümeye devam etti. Doğal olarak bu büyüme, dünya asansör sektörünün de ilgisini çekti. Birçok yabancı firma ülkeye direkt kendisi gelerek şubelerini açtı; kimisi de yeni yatırım yaptı veya mevcut yatırımlarını geliştirdi.

Türkiye asansör sektörünün cirosu genel olarak diğer sektörlere göre düşük olmakla birlikte, yerine getirdiği işlev, toplumda geniş halk kitlelerinin asansörü en yaygın dikey ulaşım aracı olarak tercih etmesi nedeniyle, ülke sanayisi ve ekonomisi açısından önemli bir faaliyet alanı haline geldi.

Dünyada gelişen yeni teknolojilerle birlikte, Türkiye asansör sektörü de büyük bir değişim sürecine girdi ve dünya ticaretinde önemli pazar paylarına ulaşmaya başladı. Dolayısıyla, Türkiye asansör sektörünün doğrudan kentleşme ve buna bağlı olarak gelişim gösteren inşaat sektörü ile birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde, Türkiye'deki kentleşme sürecinin devam edeceği dikkate alındığında, inşaat sektörüne paralel olarak, asansör sektöründeki büyümenin devam etmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Ayrıca Ortadoğu, Balkanlar, Orta Asya ve son zamanlarda Afrika ülJ kelerinde devam eden Türkiye yatırımlarının, asansör sektörünü olumlu yönde etkilemesi de ihtimal d¼hilinde bulunmaktadır.

Son yıllarda gelişen bu olumlu gelişmelere rağmen gerek sektör gerekse de devlet, özellikle piyasa denetimi hususunda ne yazık ki geçer not alamamış bulunmaktadır. Geç alınan kararlar, denetim sisteminin sağlıklı işlememesi, ulusal marka yaratamamak, örgüt bütünlüğünün sağlanamaması, sektörün çalışan personele yatırım yapmaması en büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısa vadede bu sorunların çözülememesi halinde, sektörün dinamizminin kaybolması ne yazık ki kaçınılmaz bir hal alacaktır.

Asansör sektörü, Türkiye·de 1950·lerden sonra, nispeten bir hareket kazand× ve tamamen ithalat yoluyla ihtiyaçlar×n karü×land×ù× bir sektör yap×s×ndan s×yr×larak, kademeli olarak montaj ve aksam imalat× alanlar×nda yerli üretimin artt×ù× bir sektör yap×s×na dönüümenin ilk ad×mlar×n× atmaya baülad×. Ama talebin düüük olmas×ndan ötürü sektörde beklenen geliüme uzun y×llar gerçekleümedi.