Elektrik Mühendisliği · Sayı 162-163 · Haziran-Temmuz 1970
A. Ü. HUKUK FAKÜLTESİ GÖRÜŞÜ
Mevzuat ve hukuk Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1970
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik eğitimi, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Ankara Hukuk Fakültesi
- özel Yüksek Okullar
- Danıştay
- 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu
- Anayasa Mahkemesi
- Üniversiteler Kanunu
Özet
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin, özel bir hukuk yüksek okulu açılmasına karşı Danıştay'a sunduğu layihada, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun üniversite düzeyinde özel yüksek okul açılmasına ilişkin hükümlerinin kamu yararı ve Anayasa'ya aykırılık gerekçeleriyle iptali istenmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Ankara Hukuk Fakültesinin Özel Yüksek Okullarla İlgili Gülüşü
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, «Hukuk özel Yüksek Okulu» açmak isteyen bir şahsın Milli Eği tim Bakanlığı aleyhine açtığı davaya müdahil olarak katılmak isteğiyle Danistaya başvurmuştur. Fa külte, bu dâva vesilesiyle özel Yüksek Okullar konusundaki görüşünü belirtmiş olmaktadır. Aşağıda, Fakültenin Danıştaya verdiği lâyihayı sunuyoruz.
Danıştay Başkanlığı Yüce Katına
DURUŞMA ÎSTEMİ VARDIR
LAYİHAYI VEREN : Ankara Hukuk Fakülte si hükmî şahsiyeti adına Dekan Profesör Dr. Uğur Alacakaptan.
Diğer taraflar : 1) Hasan Halis Sungur, İstan bul (Davacı), 2) Millî Eğitim Bakanlığı (Dâ vâlı).
İSTEJMÎN KONUSU : Danıştay Kanununun 88. cı maddesi ve EMUK. nun ilgili hükümleri ge reğince Yüce Danıştay'ın 12. ci Dairesinin 968/ 433 esasında kayıtlı olup davacı Hasan Halis Sungur tarafından Millî Eğitim Bakanlığı aley hine açılmış bulunan iptal dâvasına, dâvâlı Ba kanlık yanında katılmamız, dâvanın dayanağ: olan 625 sayılı özel öğretim Kurumları Kanu nunun Üniversite seviyesinde öğretim yapan özel Yüksek Okullarla ilgili hükümlerin Anayasaya aykırılığı nedeniyle, konunun Anayasanın 151. cı maddesi gereğince Anayasa Mahkemesine gön derilmesi ve sonuçta dâvanın reddi hakkında dır.
HUKUKÎ NEDENLER: Hukuk öğretimini ül kemizde Üniversite düzeyinde yapmakta bulu nan Ankara Hukuk Fakültesinin bu öğretimi bir özel okul açmak suretiyle yapmak isteyen bir kişinin açmış olduğu dâvanın sonucuyla huku ken ilgili bulunduğunda tereddüdü gerekli kı lacak herhangi bir durum yoktur. Bu nedenle Üniversiteler Kanununun 8. ci maddesi gereğin ce Ankara Hukuk Fakültesi tüzel kişiliğini tem sil yetkisine haiz olarak Yüce Danıştay'a baş vurmamız gereği ortaya çıkmıştır. Davacı Sun gur'un İstanbul'da bir özel Yüksek Hukuk Oku lu açmak yolundaki dileğinin dâvâlı Millî Eği tim Bakanlığınca kabul edilmemesi üzerine Yü ce Danıştay'a ikame ettiği ve halen Yüksek 12 ci Dairenin 968/433 esasında kayıtlı bulunan iptal dâvasının aşağıdaki nedenlerle reddi gerek mektedir.
A — Kamu Yararının Bulunmaması :
İkinci beş yıllık planın saptadığı ilkeler ara sında «İnsan Gücünün Gelişen Ekonominin ge reklerine göre eğitilmesi ve yetişmiş insan gü cünün yetiştikleri alanda kullanılmasının sağ lanması» yer almış bulunmaktadır. Aynı şekil
de «İktisadî Gelişmenin Gerektirdiği İnsan Gü cünün nitelik ve niceliğine oranla bugünkü ça lışan nüfusun çeşitli meslek kollarına bölünü şünde dengesizlik vardır. Bu dengesizliği gide rici ve ortaya çıkan yeni iş imkânlarına göre, yurtta iktisadî sektörler ve çalışma kademeleri arasında İnsan Gücünün dengeli bir dağıtımını ve yapı değişikliğini sağlayıcı bir İnsan Gücü politikası güdülecektir» hükmü de ikinci beş yıl lık plan döneminde uygulanması gerekli yol ve yöntemi göstermektedir (ikinci beş yıllık plan S. 145 b ve f bentleri).
Ülkemizdeki Hukukçu ihtiyacı Ankara İstan bul Hukuk Fakülteleriyle Siyasal Bilgiler Fa kültesi tarafından fazlasıyla karşılanmakta, hat tâ bugün Hukuk Fakültelerini bitirenler Hukuk alanında çalışmak istedikleri taktirde çoğu za man iş bulamamaktadırlar. Bu bakımdan son zamanlarda kurulmuş veya kurulmasına teşeb büs edilmiş bulunan özel Yüksek Hukuk Okul larının planın yukarıda kayıt ettiğimiz ilkeleri ne ve amaçlarına uygun oldukları iddia edilemez. Dolayısiyle kurulmalarnda Kamu açısından bir yarar bulunmadığı ortadadır. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlğının davacının okul açma yolun daki dileğini reddederken isabetli davranmış ol duğunda şüphe yoktur Esasen Yüksek 12. cı Daire benzeri bir çok dâvalarda, «... idarenin özel öğretim Kurumlarının açılması hususunda, Kamu yararına uygun olarak sübjektif karar lar almasına mâni yoktur. Aksi takdirde hiz met hiç ifa edilmemiş veya eksik yapılmış olur . İdare Anayasa'nın 21. ve 120. ci maddeleri kar şısında, Yüksek öğretimin her bakımdan verim li olmasını ve özel Yüksek Eğitimin Kamu ya rarına işlemesini temin etmek zorundadır.» esa sını benimsemiş bulunmaktadır.
Böyle bir okulun açılmasında Kamu çıkar ları bakımından yarar değil zarar bulunduğunu ortaya koyan bir başka neden de şudur ; Tür kiye Cumhuriyeti devrimci bir hukuk sistemine sahiptir. Bu, onu geleneksel ve zaman içinde ya vaş yavaş gelişen hukuk sistemlerine sahip ül kelerden ayıran en önemli özelliktir Yürürlük teki hukuk sistemimizin devrimci niteliğini kay betmemesindeki yarar açık olduğu gibi bu doğ rudan doğruya yürürlükteki Anayasamızın em ridir. Bu niteliğin kaybedilmemesi hukukun uy gulanması ve adaletin dağıtılması kadar öğre timinin de devlet eliyle yapılması halinde müm kün olabilir.
Elektrik Mühendisliği 1Ö2 163
B — Anayasaya Aykırılık :
Bilindiği gibi 8. Haziran 1965 tarih ve 625 sayılı özel öğretim Kurumları Kanunu kapsa mına giren özel öğretim Kurumları, «Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel Hu kuk Tüzel Kişileri veya özel Hukuk Hüküm lerine göre idare edilen tüzel kişiler tarafından açılan her derecedeki okullar» ve benzeri ku rumlar şeklinde tanımlamakta, ayrıca çeşitil maddelerinde (m. 8/2, 3, 4; m. 10 1 m. 13) özel Yüksek Okullara değinmek suretiyle, bu çeşit okulların açılmasına cevaz vermiş bulunmakta dır. Tartışma konusu, 625 sayılı kanunun özel Yüksek Okullara ilişkin bu hükümlerinin Ana yasamıza aykırı olup olmadığı.
Anayasamızın 120. ci maddesi Üniversitelerin «ancak Devlet eliyle ve Kanunla» kurulacağını belirttiğine göre, ilk olarak çözülmesi gereken sorun, özel Yüksek Okulların veya bunlardan bir kısmının, «Üniversite» teriminin kapsamına girip girmediğidir Temsilciler Meclisine sunu lan Anayasa Komisyonu Tasarısında bu konu da açıklık yoktur Ancak, maddenin görüşülme si sırasında bazı Temsilciler Meclisi üyeleri (Yekta Karamustafaoğlu ve Bedrettin Tuncel), 120. ci madde hükmü karşısında, özel kişilerin «Yüksek Okul» ve «Yüksek İnceleme ve Araş tırıma Kurumları» kurmalarının da imkansızla şacağını ileri sürmüşler ve bu konuda değiştir geler vermişlerdir, özel Üniversiteler kurulabil mesini öngören bu değiştirgeler Temsilciler Mec lisince reddedildiği gibi, maddenin görüşülmesi sırasında Anayasa Komisyonu sözcüleri, Yük sek Okulların Üniversite kapsamına girmeyece ği, dolayısiyle «özel Yüksek Okul açılabileceği yolunda bir beyanda da bulunmamışlardır (T. Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, C. 4, 21 4 1961, birleşim 50). Başka bir deyimle, mad denin tarihsel yorumu, Temsilciler Meclisinin, Yüksek Okulları da Üniversite teriminin kap samı içinde gördüğü düşüncesine güç kazandı racak niteliktedir.
Anayasa'mn 120. ci maddesinin amacına gö re yapılacak yorumda, bizi aynı sonuca götür mektedir. Anayasa koyucunun, Üniversitelerin ancak Devlet eliyle kurulabileceğini belirtmek teki amacı, toplumsal hayatımız ve toplumsal gelişmemiz bakımından özel önem verdiği bir faliyet dalını, özel teşebbüs dalından çıkarmak ve kamu kuruluşlarının tekeline veımektir Ger çekten, Anayasa, toplumsal hayat bakımından öremli gördüğü başka alanlarda da benzer hü kümlere yer vermiştir. Meselâ, 130. cu maddeye göre, «Tabiî Servetler ve Kaynakları Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aran r.ıosı ve işletilmesi hakkı Devlete aittir.» Bu run gibi,. 39 cu maddeye göre, «Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararı nın gerektirdiği hallerde ... Devletleştirilebilir»..
Nihayet, Anayasa'da hüküm olsun veya olma sın, ulusal savunma ve güvenlik gibi bir takım hİ2metlerin, Devlet Kurumunun niteliği gereği olarak, ancak kamu kuruluşları tarafından ye r r e getirilebileceği açıktır. Bütün bu gibi kısıt lamaları, Anayasamızdaki çalışma ve özel te şebbüs kurma hürriyetiyle çeliştiği iddia edile roiyeceği gibi, Üniversitelerin ancak Devlet eliy le açılabileceği hükmünün de bu hürriyete ay I<ırı düştüğü ileri sürülemez. Esasen, Anayasa' rın çalışma ve sözleşme hürriyeti ile ilgili 40. cı rnoddesi, Genel Hüküm, Üniversiteler hakkın daki 120. ci maddesi ise bu istisna getiren bir özel hüküm niteliğindedir. Genel hükümle özel Hikmün çatıştığı hallerde, özel hükmün uygu lanacağı, belli başlı yorum kurallarından biri dir
Anayasa'nın 120. ci maddesinin amacı, yuka rıda da işaret edildiği gibi toplumsal önemi çok btyük olan bir faaliyet dalını yalnız Kamusal Kuruluşlara bırakmaktır. Gerçekten, bir mem leketin her alandaki liderlerini, yöneticilerini, seçkinlerini yetiştirecek olan Yüksek öğretimin, memleketin geleceği bakımından taşıdığı önem, son derece açıktır.. Madem ki Anayasa, taşıdığı bzel toplumsal önem dolayısiyle bir kısım öğ retim faaliyetlerini özel teşebbüs alanı dışında bırakmıştır; o halde 120. ci maddenin kapsamı nın tayininde uygulanacak kriter de ilgili ku rumun adı, hattâ hukukî statüsü değil, görmek te olduğu fonksiyonun niteliği olmalıdır. Dola yısiyle, Üniversite düzeyinde öğretim yapmak ta olduğunu iddia eden ve mezunlarına üniver sltt mezunları ile eşit haklar tanınan bir özel öğretim kurumunun kurulması, bu kurumun adı ve hukukî statüsü ne olursa olsun Anayasa'ya aykırıdır.
Gerçekten, üniversite fonksiyonu ifa eden bir c?,el öğretim kurumunun, sırf adı «Yüksek Okul» olduğu için Anayasaya uygun sayılması, 120. ci maddenin güttüğü amaca aykırı düşmekte ve Anayasaya karşı hileyi tecviz etmektedir, öte yandan, bu günkü mevzuata göre kurulan Yük sek Dereceli özel Okulların bir Üniversite fonk siyonu ifa etmedikleri de ileri sürülemez; çün kü, özel öğretim Kurumlan Kanununun 13. cü maddesi, yüksek dereceli özel okullarda sınavla rın, üniversite öğretim, üyelerinin de katılacağı biı kurul tarafından ve ilgili üniversite yada resmî yüksek okulun usulüne göre yapılacağını ön görmektedir. Bu da yüksek dereceli özel öğ ret îm Kurumlarının Üniversite fonksiyonu gör düklerinin bir delilidir.
öte yandan 625 sayılı kanun, 26. cı madde sinde «özel Okullarda yönetim ve eğitim, öğ rtüm aynı derecedeki Devlet okulları ile erişil mek istenen seviyeye göre düzenlenir» demek tedir. Bu ifade, üniversite düzeyi altındaki özel
okullar için normaldir ve Anayasanın 21. ci maU aesinin 3. cü fıkrasındaki esasa uygundur; fa kat, 625 sayılı kanunun 26. cı maddesinde her hangi bir ayrım yapılmadığı için Üniversite dü zeyindeki özel Okulları da içerisine alır.
625 sayılı kanun, özel Okullarla denklik sağ lamak için başka tedbirler de getirmiştir. Yük sek dereceli özel Okullar için öngörülen tedbir lerden biri, kanunun 8. ci maddesine göre, Mil lî Eğitim Bakanlığının «Kurum Açma tzni» ver me yetkisini «kendi teşkilâtına dair kurumlarla lf.zumu halinde üniversitelerden alınacak ÖĞ RETİM ÜYELERİNDEN müteşekkil bir uzman lar heyeti vasıtasiyle» kullanmasıdır.
Oysa, 4936 sayılı Üniversiteler Kanununun 3. ctl maddesinin (a) bendine göre Yüksek öğre nime dayanan mesleklerde eleman yetiştirmek Üniversitelerin görevleri arasındadır. Yukarıda ki açıklamalarımız iddiamızın doğru olduğunu, yani 625 sayılı kanuna göre kurulan özel Yük sek Okulların sadece bir isim değişikliği ile Üni versite fonksiyonlarını yerine getirmek durumun da bulunduğunu göstermektedir.
Üniversiteler, hem Anayasamıza hem de Üni versiteler Kanununa göre bilimsel ve yönetsel özerkliğe sahiptir. Oysa 625 sayılı kanuna göre kurulan özel Yüksek öğretim Kurumları ne bi limsel ne de yönetsel özerkliğe sahip bulunma maktadır. Bu kanunun 26. cı maddesine göre özel öğretim Kurumlarının yönetmelikleri ve müfredat programları Millî Eğitim Bakanlığın ca onanır. 27. el maddeye göre özel öğretim Ku rumları, eğitim ve yönetim bakımlarından bu konunla ve kurumlarla ilgili olarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerde tesbit edilen esaslar içinde Millî Eğitim Bakanlığınca lüzum görüle cek tedbirleri alırlar, öte yandan, özel öğretim Kurumlarında okutulacak olan ders kitapları ile her türlü yardımcı kitapların ve kullanılacak araçların seçilmesi ... Millî Eğitim Bakanlığının iznine bağlıdır. (Madde 29) son olarak her dere ce ve nitelikteki özel öğretim Kurumları eği tini,^ öğretim ve yönetim bakımından Milli Eği tltytî Bakanlığınca özel Yönetmeliğine göre tef tig ve denetlemeye tâbi tutulur (Madde 43).
Böylelikle Anayasanın Üniversitelere tanımış olduğu bilimsel ve yönetsel özerkliğin sonuçla rı, başka isim altında fakat, yukarıda da açık ladığımız gibi aynı fonksiyonu gören özel öğ retim Kurumları açmak suretiyle etkisiz kılına bilecek ve bertaraf edilebilecektir.
Bir başka sorun da şudur : ^Üniversite ile Yüksek Okul statüleri bakımından da ayırtedi lemez.' Gerçi Anayasamız, Üniversite statüsü nün unsurları olarak, kamu tüzel kişiliği, bilim sel özerklik, yönetim özerkliği ve seçimli içten yönetim gibi bir takım unsurlar saymaktadır; ancak, gene Anayasanın getirdiği istisnaya gö re, özel kanunla kurulmuş olan ve Genel Üni
versite Statüsünün bazı unsurlarına sahip ol madığı halde Üniversite adı taşıyan öğretim ku ruluşları da vardır. Keza bazj. özel öğretim ku rumlarının da, Anayasada Üniversite statüsünün unsurları olarak belirtilen niteliklerden bir kıs mına sahip kılınmasına engelliyecek bir hüküm yoktur. Nihayet Üniversiteyle Yüksek Okulun ayrımında «Kamu Tüzel Kişiliği» ne dayanmak da, «Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve Ka nunla kurulur» hükmünü tamamen anlamsız ve Totolojik hale getirecektir. Çünkü.hiçbir özel kişinin, kamu tüzel kişiliği kuramayacağı, ka mu tüzel kişiliğinin ancak Devlet eliyle ve ka nunla verilebileceği apaçıktır.
Şayet, Anayasa koyucu, Üniversiteyi kamu tüzel kişiliği ile tanımlamak istemiş olsa idi, «Üniversiteler ancak devlet eliyle ve kanunla kurulur» hükmünü sevk etmeğe lüzum duymaz dı. Anayasa koyucuya abesle iştigal izafe edile miyeceğine göre söz konusu hüküm, ancak şu şekilde anlaşılabilir: «Üniversite fonksiyonu gören, Üniversite düzeyinde öğretim yapan bir öğretim kurumu ancak Devlet eliyle ve Kanun la kurulabilir.» Kısacası, Üniversiteyle Yüksek Okul yalnız görmekte oldukları fonksiyonu nite liği açısından ayırtedilebillr. Belli bir bilim da lında bir Üniversite Fakültesinin açılması, o dal daki öğretim üniversite düzeyinde yapılması ge rektiğini gösterir ve aynı dalda, özellikle mezun ları üniversite mezunları ile eşit haklara sahip olacak şekilde bir özel öğretim kurumu açıla maz.
özetle, Anayasanın 120. ci maddesinin tarih sel ve amaçsal yorumu, Üniversite düzeyinde öğ retim yapacak ve mezunlarına üniversite me zunları ile eşit haklar verecek bir özel öğretim kurumunun açılamıyacağını göstermektedir. Bu çeşit öğretim kurumlarının açılmasına cevaz ver mesi bakımından 625 sayıh kanunun özel Yük sek Okullara ilişkin maddelerinin (m. 8/2, 3. 4; m. 10/1; 13) Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali gerekir.
SONUÇ;
Yukarıdaki nedenlerle davacı Halis Sungur tarafından, İstanbul'da bir özel Yüksek Hukuk Okulu açmak için Milli Eğitim Bakanlığı aley hine Yüksek 12. ci Dairede ikame edilmiş bu lunan dâvaya, dâvâlı Bakanlık yanında katıl mamıza, dâvaya dayanak olan 625 sayılı ka nunun özel Yüksek Okullarla ilgili hükümleri Anayasanın hükümlerine aykırı olduğundan ko nunun Anyasanın 151. ci maddesi gereğince Ana yasa Mahkemesine gönderilmesine, incelemenin duruşmalı yapılmasına dâvanın reddine yargıla ma giderlerinin dâvâlıya yükletilmesine karar verilmesini Ankara Hukuk Fakültesi adına say gılarımla arz ve talep ederim. 7/12/1968.
Prof. Dr. Uğur ALACAKAPTAN Ankara Hukuk Fakültesi Dekanı