Elektrik Mühendisliği · Sayı 162-163 · Haziran-Temmuz 1970
2. BOYKOT VE TEKSEN KONGRESİ
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1970
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- TEKSEN
- boykot
- personel kanunu
- teknik personel sendikası
- kitle mücadelesi
- Ankara şube kongresi
Özet
1970'te yapılan üç günlük boykot ve TEKSEN Ankara şube kongresi ışığında teknik eleman mücadelesinin tarihi, hedefleri ve içindeki yanlış görüşler tartışılıyor; personel kanununa karşı mücadelenin bütün çalışan kitlelerle birlik içinde sürdürülmesi gerektiği savunuluyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
2. Boykot ve
Teksen Kong res i
îki günlük ilk boykottan sonra, Teknik Per sonel 6, 7, 8 Temmuz tarihlerinde 3 günlük ikin ci bir boykotla personel kanununa kargı direndi. Bu arada iki binden fazla teknik elemanın üye olduğu Teknik Personel Sendikası (TEKSEN) nin Ankara şube kongresi yapıldı. Üyelere iyi duyurulmr,dığı için katılma oranının düşük ol duğu kongre, genel olarak teknik eleman dire nişinin bugüne kadar geçirdiği aşamaları, bu günkü durumunu, hedeflerini tartıştı, hareket içinde beliren yanlış eğilim ve görüşleri eleştir di. Kongrede ayrıca TEKSElSTin gelişme olanak ve yolları hakkında görüşler açıklandı.
Bu yazımızda, TEKSEN kongresi ışığı altın da ve orada çoğu oybirliği ile kabul edilen gö rüşler anılarak teknik eleman hareketin geçmi şi ve gelişimi üzerinde durulacaktır.
Son boykotumuz, Elektrik Mühendisliği Der gisi'nin geçen sayısında «Her meslekten gelen bu "işbirlikçi bürokrat" azınlık iktidarın çalı şanlar arasındaki baskı aracıdır.» diyerek rolü nü ortaya koyduğumuz yüksek «mevki» sahiple rinin asıl niteliklerini gün ışığına çıkardı. Bu İktidar ajanı azınlık, daha önceki boykotumuzda gerçek niteliklerini saklamak amacıyla ve bel ki de «bu geçici bir hevestir, bu yüzden kitlenin karşısına çıkmıyalım» diyerek hayırhah bir tu tum benimsemişti. Boykot yapan personele bas kının şiddetini attırmaya yönelmemişti. Bu kez, işin ciddî olduğu, teknik personelin haklan uğ ğuruna gittikçe sertleşen bir mücadeleye gir mekte olduğu ortaya çıkınca, baskı mekanizma sı olanca şiddetiyle çalıştırıldı. D.S.Î., Karayol
Elestrik Mühendisliği 162 163
ları, D.D.Y., Belediyeler ve hemen bütün devlet kuruluşlarında teknik elemanları tek tek çağı rıp tehdit etmekten toplantılar yapmaya, çeşitli ceza uygulamalarına kadar her yola başvurula rak boykot önlenmeye çalışıldı. Genel müdürler, yardımcıları, Başkanlar yardımcıları kendi ara larında toplanarak bu baskılan görüştüler.
İşbirlikçi bürokratlar iktidann safındadır. Şu veya bu meslekten olmalan önemli değildir. Onların asıl mesleği, kitleler üzerinde işbirlik çilerin baskı ve zulmünü hakim kılmaktır.
Bu gerçekler ortaya çıkınca, daha önce «bü tün meslektaşların birliği», «Teknik Personel yekvücuttur» görüşlerinin içi Iboş kalıplar oldu ğu ortaya çıktı. Yekvücut olması gereken işbir likçilerin ve iktidar ajanlannın dışında çalışan kitlelerdir. Bu ayırımı yapmadan, dostu düşma nı seçmeden mücadele verilemez. Tabii böylece bir de, «hukuklu, maliyeci, teknik v.s.» diye.ya pılan ayırımlann yanlışlığı bir kere daha orta ya çıktı. Gerçekten, Teknik personel olup ta boy kotu kırmak istiyenlerle, personel kanununu ha zırlayıp iktidarın halkımızı sömürmesini planla yanların aslında aynı cephede; buna karşılık hangi meslekten olursa olsun, bütün çalışanların bir cephede olduklan görüldü. Mücadele, bütün yanlış görüşleri iflas ettirip, doğru görüşlerin za ferini sağlamıştır.
Bu yüzden TEKSEN kongresi «Teknik per sonel mücadelesinin bütün çalışan kitlelerin mü cadelesi ile birliği» ilkesini kabul etti.
Personel kanunu tasarısının mecliste saade ce 21 oyla kabul edilişi ve son boykot, mücade lenin hukuk oyunlarıyla, kulislerle ve kof birleş melerle zafere ulaştınlamıyacağını; kitle müca delesinin, demokratik haklar uğruna mücadele nin çetin ve uzun süreli bir mücadele olduğu nu ortaya koydu. Kitlelerin kendi gücünden baş ka şeylere güvenemiyecekleri gerçeğini bir ke re daha doğruladı. TEKSEN kongresi bu yüz den, «mücadelemizde, önce teknik personel kit lesine ve genel olarak bütün halk kitlelerine dayanma ve güvenme esastır» ilkesini benimse di.
Geçen boykotta bazı arkadaşlar bunun bir «centilmen» boykotu olduğunu ileri sürmüşler di. Tabii bu, temelde yüksek otaritelere (!) so runlar kibarca anlatılırsa her şey düzelir yanlış görüşüne dayanıyordu. Son boykotumuz hak al ma mücadelesinin «centilmenlik» le bir İlgisi ol madığını gösterdi
Üç günlük boykota katılma oranının şöyle veya böyle olması mücadele hakkında varılabi lecek yargılan pek az etkiler. Teknik personelin mücadelesi bir boykotla, bir forumla bitebilecek, başarıya ulaşabilecek değildir. Bu "mücadele, uzun süreli ve çetin yollardan geçerek zafere ulaşacaktır. Bazı bozguncuların ileri sürdükleri gibi katılma oranının düşük olması olsa olsa boykotu yürüten örgütlerimizin daha iyi çalış maları gerektiğini teknik eleman kitlesinin mü cadele hedefleri konusunda yeterince bilinçlenip, birlik olamadığını gösterir, önümüzdeki işler konusunda bize ışık tutar. Yoksa moral bozucu, kötümserlik ve kitleye güvensizlik getirici bir etken olamaz.
Ancak, kimse de hareketi olduğundan büyük göstermemelidir. Gerçekleri olduğu gibi açıkla mak, saptamak doğru yolu bulmanın başlıca yoludur. Kitleler, mücadele içinde başarı yolla rını öğrenir ve gittikçe daha başarılı eylemlerle zafere ulaşabilir. Yanlış açıklamalar bizi ileri götüremez. Teknik elemanların son boykotu, ancak teşkilatlı ve kazanılması gereken büyük tecrübelere dayalı mücadelenin başarılı olabile ceğini de göstermiştir. Kitle içinde yaygın bu lunan «bir iki boykotla demokratik hakların ka zanılacağı, bunlar kazanılınca da derhal maddi durumun düzeleceği» görüşü yeniden gözden ge çirilmelidir. Demokratik hakları ancak onlar uğruna mücadele eden, bu mücadele içinde tec rübeler kazanan kitleler kullanabilir. TEKSEN kongresi bütün bu görüşlerin tartışıldığı, «De mokratik haklar uğruna mücadelenin, maddi olanakları düzeltme mücadelesinden aynlamıya cağı» ilkesinin oybirliği ile kabul edildiği bir toplantı oldu.
Mücadelenin henüz başmda bulunulması, bazı arkadaşlarda, her zaman geçerli olan «mücade
lenin en geniş cephe ile kazanılabileceği» ilkesi nin, somut durumlar, örneğin personel kanunu gibi bir raesele çıkınca uygulanabileceği yanlış görüşünün doğmasına yol açmıştı. Oysa böyle çok özel durumlarda kurulan sonra da paydos edilen, ilkeleri temelinden kavramayan cepheler yukardaki ilkeyi kucaklıyamaz. Çalışan kitlele rin, kurtuluş yol ve hedefleri aynıdır. Ayrı ege men güçler tarafından sömürülüp, baskı altımda tutulmaktadırlar. Onların «geri cephesini kur mak» her zaman geçerli bir ilkedir. Bunu sağ lamadan mücadele verilemez. Başın darda kal dığı zaman geniş cepheci; durumu kurtardığını sandığın zaman • başına buyruk oLma anlayışı fırsatçı, sorumlara uzun vade açısından bakmı yan bir dar görüşlülüğün eseridir. TEKSEN kongresi bu görüşü reddederek «her zaman» mücadeleyi en geniş cepheyle yürütme ilkesini benimsemiştir.
Teknik personelin mücadelesi öyle kanunun meclisten geçmesiyle, yürürlüğe girmesiyle bitmeyecektir. Bütün çalışanlarla birlikte, mad di şartların düzeldiği, yeteneklerimizi özgürce geliştirebileceğimiz, demokratik ve siyasî hak larımızın sonuna kadar sağlandığı bir duruma gelinciye kadar devam edecektir.
önümüzdeki ödev, demokratik hakların ka zanılmasında önemli roller oynıyabilecek olan ve Odalardan çok daha geniş ve güçlü mücadele olanakları tanıyan TEKSEN'İ güçlendirmek ve yaymaktır. Doğru ilkeleri kitlelere ulaştırmak tır.
Bu yazıda mücadele sırasında ortaya çıkan bazı yanlış görüşleri de eleştirip, doğrulan or taya koymak zorunludur.
Bunların en önemlilerinden biri «Bizi devlet sektöründen uzaklaştırarak, plan ve yatmmla n kontrol etmemizi önlüyorlar» görüşüdür. Bu görüş, devlet sektörünün işbirlikçi yönünü göz lerden, uzak tutmaktadır. Bugün çoğu işbirlikçi planlan uygulıyan, emperyalizmin sömürüsüne uygun olarak işleyen devlet sektörüdür. Devlet sektörü, bugün iktidardaki güçlerin, halkımız üzerinde kurduğu sömürü mekanizmasının dışın da değildir. Teknik personel ne kadar ilerici ve yurtsever olursa olsun bu mekanizmayı denetle yip değiştirmesi olanağı yoktur. Bu olanak var mış ta personel kanunu ile yokediliyormuş gibi düşünmek yanlıştır. Buna bağlı olarak «bizim yerimize özel yüksek okul mezunlannı alıp iste dikleri yolsuzluğu yapacaklar.» görüşü de yan lıştır. Esasen devlet sektöründe her türlü yol suzluk yapılmaktadır ve kim çalışırsa çalışsın, işbirlikçilerin iktidarı sona erinceye kadar ya pılacaktır. Ancak, maddî şartlan yetersiz bu larak ayrılan teknik elemanın yerine özel yük sek okul mezunlarının alınması, özel okullara talebi arttıncı, gittiçe öğrencilerin direnişi kar
şısında kalan patronlara nefes aldırıcı bir du rum yaratacaktır. Diğer yandan esasen yurdu muzdaki ambalajcı ve montajcı geri sanayi, özel okulların bilgi düzeyi ile tam bir uygunluk ha lindedir. Bu, «özel Yüksek Okiullar Sorunu» başlıklı yazımızda ele alınmıştır.
Personel kanununun gerçek anlamını dosdoğ ru saptamak gerekir. Bu kanun, bizi daha zor maddî şartlar altma sokan, hiçbir demokratik hakkımızı tanunıyan, yeteneklerimizi özgürce geliştirmemizi engelleyen, hiçbir sosyal güvenlik tanımıyan, hiç bir reform niteliği bulunmıyan bir kanundur. Bütün halk kitlelerini ve çalışan yığınları yoksullaştıran vergiler ve zamları per delemek amacıyla hazırlanmıştır. Bizim per sonel kanununa karşı çıktığımız ana noktalar bunlardır. Bir takım ayrıntılara dalarak bu esasları gözden uzak tutmak bizi başarıya ulaş tıramaz. TEKSEN kongresi de bu ana mücadele hedeflerini oybirliği ile benimsemiştir .
Birde boykot sırasında ve genel olarak mü cadele içinde kaypaklık yapan teknik eleman ör güt yöneticilerine değinelim. Bunlar hareketin gittikçe güçlenip kitleye mal olması kargasında kişisel korkulara kapılıp temsil etmekte olduk ları kitlelere sırt çevirmişler, boykotun başa rısı için yapılması gereken propoganda çalışma sını engellemişlerdir. Zamanı geldikçe kitle
önünde teşhir edilmeleri gereken bu yönetici ler, kitle mücadelesinde oldukça sağlam duran bizim odamızı ve diğer ilerici kuruluşları daha olumlu çabalar göstermekten alıkoymuşlardır. Aslında böylelerinin kitleyi temsil etmeleri şek il bir konudur. Yoksa kitleyi onun menfaatlan nı savunmıyanların temsiline imkân yoktur.
Son olarak bütün örgütlerimize hâkim olan «kitleyi kaybetmemek için yanlış, ta olsa bazı görüşleri savunmanın gerekli olduğu» düşünce sini ele alalım. Bizim hareketimizde bunun pek çok örnekleri vardır. Esasen bütün yazı boyun ca bunlar eleştirilmiştir, tikelere dayanmıyan birleşmeler yoktur. Ergeç dağılırlar. Onun İçin uzun vadeli mücadeleleri göze alıyorsak, azınlık ta olsak bile kitleleri doğru hedeflere yöneltme gayretinden hiçbir zaman vazgeçemeyiz. Yanlış görüşlerin bizi başarıya ulaştıracağı da hiç sa vunulamaz. Mutlaka alkışlanan konuşmalar yapmayı takdir edilmek için kitleler içinde yay gın fakat yanlış görüşlere sırt dayamak yöne ticilikle ve kitle önderliği ile bağdaşamaz. Eğer bir mücadelede, mücadelemizin düşmanları da bizi alkışlıyorsa, söylediklerimizi bir kere daha gözden geçirmek zorundayız demektir.
Teknik eleman direnişi yanlışlarını düzelte düzel te doğru hedefler yönünde gelişecek ve mutlaka zafere ulaşacaktır.
DUYURU
Odamız Bursa îli temsilciliğine Üyemiz Süreyya Aydın tayin edil miştir. Sayın Süreyya Aydın'ın adresi şöyledir : Acemler Cad. No. 12 Bursa.
Üyelerimize duyururuz.