Elektrik Mühendisliği · Sayı 162-163 · Haziran-Temmuz 1970
ÖZEL YÜKSEK OKULLAR SORUNU
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1970
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Özel Yüksek Okullar
- 625 sayılı kanun
- Mimarlar Odası
- Anayasa Mahkemesi
- İTÜ Öğrenci Birliği
- teknik eğitim
Özet
Yazı, 1962'den itibaren kurulan özel yüksek okulların ticari kuruluşlar olarak eğitimi sömürü aracına dönüştürdüğünü, 625 sayılı kanunun bu okulları koruduğunu ve devlet üniversitelerini niteliksizleştirdiğini eleştiren siyasi-görüş yazısıdır. Öğrenci eylemleri, Anayasa Mahkemesi süreci ve patron zorbalıklarına dair örnekler üzerinden sorun genel ekonomi-politikayla ilişkilendirilerek ele alınmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
GtRtŞ özel Yüksek Okullar üzerindeki tartışma ilk özel yüksek okulun kurulduğu 1962 yılında bağlamıştır. 1964 65 yıllarında Türk Eczacılar BLliği, Mimarlar Odası ve İTÜ öğrenci Birliği ayrı ayrı bir takım çalışmalar sürdürmüşlerdir. Bu çalışmalar, halka duyurma ve yetkilileri uyarma yanında, 625 sayılı özel Yüksek Okul lar Kanununun çıkmaması amacını gütmüştür. Bu çabalar 1915 yılında yürürlüğe giren Mekatibi Hususiye Talimatnamesinden çok daha geri hü kümler getiren bu kanunun çıkışını önleyeme miştir. 1967 yılı ise tartışma ve eylemlerin yoğunlaştığı bir yıl olmuş, sorun bütün ayrıntı ları ile gözler önüne serilmiştir. 7 21 Kasım 1967 tarihleri arasında sorunu anlatmak ve protesto etmek amacıyla İTÜ öğrenci Birliği' nin önderliğinde büyük bir eylem düzenlenmiş tir. Üniversite bu tarihler arasında boykota git miş, 150 genç te Ankara'ya kadar yürümüşler dir. Eyleme hemen bütün resmî üniversite ve yüksek okullar, boykot ve yürüyüşlerle katıl mışlar, birçok özel okullu hareketi desteklemiş, gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmuş tur.
özel Yüksek Okullar konusunda ileri sürü len bütün doğru görüş ve öneriler bu yürüyüş sırasında ileri sürülmüştür. O sıralarda bu eyle me karşı çıkanlar bile bugün o görüşleri savun maktadırlar Ayrıca bu görüşler kaçınılmaz ola rak yapılan resmî araştırmalar tarafından — bü tün yumuşaklıklara ve kaçamaklara rağmen — doğrulanmıştır. Bu yazıdaki görüşler de genel olarak o zaman ortaya çıkanların geliştirilmiş bir özeti olacaktır.
Eylem üzerine sorun Millet Meclisinde tartı şılmış, basında geniş yer bulmuş, senato bir araştırma komisyonu kurmuştur. Daha sonra, süren öğrenci eylemleri özel Yüksek Okullara önemle eğilerek üniversite yöneticilerinin de bu konuda tutumlarını belirlemeye zorlamıştır.
Cumhuriyet Senatosu, üniversite senatoları, DPT ve hukukçu öğretim üyelerinin görüşlerini kapsayan belgeler kısmında sorunu aydınlatacak geniş bilgiler vardır.
Son olarak, Mimarlar Odası'nın özel Yüksek Okul mezunlarını odaya kaydetmemesi üzerine sorun , Anayasa Mahkemesine gitmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin kararı 625 sayılı Kanunun Ana yasa karşısındaki konumunu tesbit edecektir.
Ne var ki, bu karar hangi yönde olursa olsun; özel Yüksek Okulların Türkiye'nin sanayileşme sini ilerlemesini baltalayan soygun kuruluşları olduğu gerçeğini değiştirmiyecektır. Kısaca; özel Yüksek Okulların çağ dışı ve asla savunu lamıyacak durumunu ortaya koyacak o kadar rakam, o kadar bol veri var ki Anayasa Mah kemesinin karan bu delillerden ancak biri olabi lir. Tabii ayrıca işbirlikçilerin hergün Anaya sayı çiğnediklerinin son bir belgesi olabilir. Kal dı ki bu kanunun Anayasa'ya aykırılığı da hu kuk bilginleri tarafından daha şimdiden kesin Uğe yakın biçimde ortaya konmuştur.
özel Yüksek Okullar sorunu, bugün de ka nayan ve gittikçe kangrenleşen bir yara olarak sürüp gitmektedir. Sırtım işbaşındaki temsilci lerine dayıyan patronlar sömürü ve baskılarını şiddetlendirerek sürdürmektedirler, özel Okul Patonlarının direnen öğrencilere karşı Zorbalar kiralayarak cinayetler işlettiklerini .işkenceler düzenlediklerini gazetelerden sık sık okumakta yız. Nitekim. Işık Mühendislik Mimarlık özel Yüksek Okulu'na mevzilenen zorbalar okula sok madıkları öğrencilerin girmek istemeleri karşı sında ateş ağmışlar ve Mehmet Cantekin adlı öğrenciyi şehit etmişlerdir. Bir özel Okulda ise, «buradan badanacı bile çıkmaz» diyerek direnen öğrencilere, müstahdem diye tutulan silahlı zor balar saldırtılarak öğrenciler yaralanmıştır. Bu olaylar sayılmıyacak kadar çoktur.
özel Yüksek Okulların önemli ıbir başka ya nı, iktidardakiJerin sömücü ve soygundan yana olduklarım; Patronların şortlarını dayaklıkları, hatta emir ve kumanda ettikleri işbirlikçiler ol duklarını belgeliyen yanıdır. Biz bu yazıda genel olarak özel Yüksek Okullar konusunda ortaya konan gerçekleri ve sorunun özünü kucaklıyan bir açıklama yapmak istiyoruz. Yayınladığımız belgeler bu özle bir bütünlük oluşturacaktır.
GENEL
Yalnız başına ve ayrı olarak bir «eğitim so runu» ndan sözedilemez. Eğitim bir ülkede ikti darı elinde tutanların genel ekonomi politikala rının ayrılmaz bir parçasıdır. Esasen tek basma bir hukuktan, bir sanattan, bir ahlâktan, bir si yasetten de sözedilemez. Nasıl ki düşünce ve davranışları insanların içinde bulundukları mad dî koşullar belirlerse bütün bunları da ekonomi tayin eder Siyaset ise «ekonominin yoğunlaş mış ifadesi» olarak ekonomiye kumanda eder,
EleKtrlk Mühendisliği 162 1Ş3
ve karşılıklı etki tepki ilişkisi İçinde onu etki ler. Ele aldığımız özel okullar sorunu da bu ge nel yasanın ışığında incelenmelidir. Ancak böy lece sorunun temelleri doğru olarak kavranabilir ve uzun vadeli çözümler bulunabilir.
özel Okulların da içinde bulunduğu genel Türkiye eğitimi bugün siyasî iktidarı ellerinde tutanların ekonomi ve politikaları bütününün bir sonucu ve bir parçasıdır. Bunun anlamı; yurdumuzdaki eğitimin, genel olarak iktidar güç lerinin — halk kitlelerini baskı ve sömürü altın da tutma esasına dayalı — düzenlerinin uzun ömürlü olmasını, bu düzenin kolayca yürütülme sini ve niteliklerinin kitlelerden saklanmasını amaçlayan ve amaçlamak zorunda olan bir eği tim olduğudur.
Teknik eğitimi ele 'alalım, Bugün yurdu muzdaki tüm teknik eğitim kuruluşlarının, kop yacı, gelişmeleri çok geriden izleyen, İçine ka pdlt, yenilik getirmeyen bir işleyiş içinde bu lundukları herkes tarafından kabul edilmekte dir. Başka sözlerle açıklamak gerekirse; bu ku ruluşlar, yurdumuzda egemen olan montajcı ve ambalajcı sanayiin gerektirdiğinin ötesinde bil gi ve yetenekler kazandira<mamaktadırlar. Esa sen ibu ölçünün dışına çıkan bilgilerin ülkede uy gulama alanı bulamaması yüzünden bir anlam ve önem, taşımadığı da açıktır. Bütün teknik elemanlar okulda birçok gereksiz şeyler öğre tildiği bunların uygulamada işe yaramadığı gö rüşündedirler.
özetlersek, bizdeki devlet teknik eğitim ku ruluşları bugün montaj sanayiinin belirlediği bir ölçü içinde kalmakta, bunu aşan bir kısım bilgiler ise işe yaramamaktadır. İşte özel yük sek okullarla, resmi eğitim kurumları arasında ki nitelik farkı bu «işe yaramıyan> bilgilerle or taya çıkmaktadır, özel yüksek okullar, resmî okullar tarafından öğretilen bu fazladıkları da budayarak tam tamına montaj sanayinin gerek lerine göre eğitim yapmak üzere ortaya çıkmış lardır. Yani, resmî eğitim kurumları —bir ba kıma— geri sanayie göre ileri bir nitelik taşır ken, özel okullar onunla tam bir uygunluk İçin de geriliği temsil etmektedirler. Tabii aynı za manda, iktidar güçlerinin yurdumuzu ilelebet ge ri sanayie mahkûm eden, yabancıların pazarı olarak kalmasına yol açan ekonomi politikasını da temsil etmektedirler.
Yurdumuzda ileri tekniğe göre eğitim yapa cak kuruluşların ortaya çıkabilmesi, ancak, bu günkü işlerliğe son vermekle mümkündür. Sa nayiimiz üzerindeki işbirlikçi egemenliğinin yok edilmesi işbirlikçilerin politik iktidarına son ve rilmesi ile mümkündür. Bu aslında öyle ulaşıla mıyacak bir hedef de değildir. Şimdi iş başında bulunanlartn yıllarca sonra ulaşılabileceğini söy ledikleri ekonomik düzeye, halkın fedekâr ça
Elektrilc Mühendisliği 162 163
lışmasını gene onun yararına düzenliyecek bir politika sayesinde çok kısa zamanda ulaşmak mümkündür. Ve ulaşılacaktır Bu sanayileşmeye paralele olarak da bugün özlemini çektiğimiz eğitim zorunlu olarak gerçekleştirilecektir.
Teknik dışı alanlardaki eğitimi de gene bu açıdan değerlendiren, genel olarak eğitim üze rine geniş bir inceleme ortaya koymak belki «özel yüksek okullar sorunu» na öncelik taşırdı. Fakat hem bizi çok yakından ilgilendirmesi, hem de günün konusu olmaya devam etmesi bakı mından bu konuda bir takım hatırlatmalar ya parak, işin özüne ışık tutmaya çalışmak daha yararlı olmaktadır.
ÖZEL OKULLAR TİCARİ KURULUŞLAR
DIR
Montajcı ve amıbalajcı geri sanayiin gereği olarak ortaya çıkan özel yüksek okullar aynı zamanda bugün iktidarı ellerinde tutanların aşı rı kâr ihtiraslarının da sonucu ve aletidir özel yüksek okullar, bu kâr ihtirasının eğitimi bile ticaret aracı galine getirebilecek azgınlıkta ol duğunun kanıtıdır.
Yönetici güçlerin eğitimle güttükleri amaç, hiçbir zaman ülkemizin gelişmesi, ilerlemesi doğ rultusunda değildir. Aynı zamanda, bu güçlerin Anayasa'ca getirilmiş olan yurttaşların eğitimi nin sağlanmasını zorunlu kılan ödevi de umur sadıkları yoktur. Böyle olunca devlet üniversite ve yüksek okulları eğitim için çırpman binlerce genç yurttaşın ihtiyacına cevap verememektedir. Üniversite kapılarına yığılan bu binlerce genç «ticaret erbabı» için iyi bir kâr konusu oluştur maktadır. Daha 625 sayılı kanun çıkmadan bu yüzden bir sürü özel yüksek okul açılmıştır. Na sıl olsa kanunun kendi lehlerine çıkacağından emin bulunan patronlar, tatlı kârın peşine takıl mışlardır, iktidardakiler ise üniversiteye girmek istiyenlerin protestolan karşısında «üniversiteye glremiyorsanız özel okullara gidin» gibi sorum suzca bir bahane bularak, genç yığınları patron ların kâr öksesine İtmişlerdir 1962 den bu yana, han ve apartıman katlarının kapılarına asılan levhalarla özel yüksek okul sayısı bugün 50 nin üstüne çıkmıştır. Her yıl liselerden sanat okul larından gelen binlerce öğrenci sayesinde son suz denebilecek bir talep karşısında tatlı kâr peşindeki bir avuç azınlık Millî Eğitim Bakanlı ğı'nın kanatları altında palazlanmıştır. Bu ka natların ne kadar koruyucu ve müşfik (!) oldu ğunu yazımızın sonundaki belgeler göstermekte dir.
özel yüksek okullarda okuyanlar, dyle çoğun luğun sandığı gibi tamamen zengin çocuğu de ğillerdir. Geniş çoğunluğu yoksul ve orta halk tabakalarından gelen bu yurttaşlarımızın dolan
dırıcıların eline düğmekte oluşları asıl sorundur. Yoksa, özel yüksek okullara zengin çocukları nın da gidiyor oluşu ancak ayrıntıda önem ta şır. Esasen bu düzenin başındakiler çocuklarını değil özel yüksek okullarda devlet üniversitele rinde bile pek nadir okutmaktadırlar. Çegitli yollarla onlar, Avrupa'da, Amerika'da okuma olanaklarını da elde tutmaktadırlar.
Hâkim güçler öyle olmazsa böyle, ne kadar sömürü konusu varsa hepsini, doymak bilmez bir ihtirasla mideye indirecek bir mekanizma kurmuşlardır. Ve bunu yaşatmaya azimlidirler, özel Yüksek Okullara gidenlerde, bilgilerine pek birşey katmıyan bir eğitim ve uzun sürede hiç bir anlam ifade etmiyecek bir diploma için, var larını yoklarını ortaya koymaya mahkûm edil mektedirler.
ÇEŞİTLİ OYUNLAR
İktidar, çevreleri özel yüksek okullar açıl dığı sıralarda — şimdi de — gençlik hareketleri içinde karşı bir alternatif yaratabileceklerini, özel yüksek okullarla diğer üniversite gençliğini birbirine düşürebileceklerini ummuşlar, bu yolda çaba harcamışlardır. Odalar, özel Yüksek Okul mezunlarını kaydetmeyince, bu gençleri yanlış hedeflere, odalara ve ilerici kuruluşlara karşı kullanmak amacıyla kanunları hiçe sayarak bu mezunları odalara kaydolmadan çalıştıracak larını açıklamışlardır. Her zaman uygulamaya çalıştıkları yolları deneyerek, özel Yüksek Okul öğrenci Cemiyetlerinin başına kendi adamları nı! getirip demeçler verdirmişlerdir.
Fakat bu oyunlar çoklukla boşa çıkmıştır. Hem resmî üniversitlerin öğrencileri, hem de odalar, özel okulda okuyan gençleri her zaman soyguna ve sömürüye kargı ortak eyleme çağır mışlardır, özel Okul öğrencileri geniş kitle ola rak bu çağrılara yurt severce katılıp eylemlere girmişlerdir. Aslında özel Yüksek Okulları yı kacak belli başlı unsurlardan biri bu öğrenciler dir.
Şimdilik bazı okulların öğrencileri, bu okulla rı satınalmak gibi olanaksız ve geçersiz yolları denemektedirler. Fakat Öğrenciler arasında ger çek kurtuluş yolunu görenler, bu yolda örgütle nip mücadeleye girenler hergün çoğalmaktadır. Bütün ilerici yurtsever kuruluş ve kişilerle bir likte patron sömürüsüne karşı duran özel yüksek okul öğrencileri bu sorunun çözümünde önem li rol alacaklardır.
ÖZEL OKULLAR DEVLET ÜNİVERSİTE LERİNİ BALTALIYOR
Bugün, haklı olarak eleştirdiğimiz —ve da ha çok eleştirmemiz gereken — devlet üniversite ve yüksek okulları nitelik bakımından özel
yüksek okullar tarafından baltalanmakta ve geri götürülmektedir.
Üniversiteler, Anayasanın da öngürdüğü gi bi, bilimsel araştırmalara, ülkenin geleceği ile ilgili çalışmalara önem ve ağırlık vermek zo rundadır. Oysa, bu görevi gereği ile yapamı yan Üniversiteler; öğretim üyeleri özel okullar tarafından kiralandıkları için çalışamaz, göre vini hiç yerine getiremez duruma sokulmak tadır. Dünyanın hiçbir yerinde 8 10 saattaa fazla ders veren öğretim üyesi bulunmadığı halde, bizde haftada 40 saatten fazla ders veren öğretim üyelerinin bulunduğu tesbit edilmiştir. İktidar, öğretim üyelerinin bu durumu kargı sında maddî, manevî hiçbir tedbir aJrruyarak patronlara yardımcı olmaktadır. Kanunda belir tildiğinin aksine bütün özel yüksek okulların kendilerine ait hiç öğretim üyeleri yoktur. Ye ni üniversiteler açma konusunda, öğretim üye si azlığından yakınan üniversite senatolaftrnin ve iktidann mevcut öğretim üyelerinin bu ka dar çok özel yüksek okulu da idare etmeleri karşısından bir diyecekleri olabilir rai?
Bu durumda üniversite senatolarının kay pak tutumlarının ve öğretim üyelerinin para karşısında bilim adamlığı niteliklerini unutma larının da önemli rolü vardır.
Şimdiye kadar üniversitelerden bu' konuda olumlu olumsuz birçok sesler çıkmıştır, öğren ci eylemi karşısında İstanbul Üniversitesi, İs tanbul Teknik Üniversitesi ve birçok fakülte özel Okullara karşı tavır belirtmişlerdir. Fa kat (bu tavırların uygulamada sonuç verme mesi bu kuruluşların gevşek tutumlarını açığa vurmuştur. Son olarak İstanbul Üniversitesi Se natosu'nun kendi kurduğu ve Anayasa profe sörlerinden oluşan komisyonun «özel Yüksek Okullar Anayasaya Aykırıdır.» yolundaki kesin tesbitini değiştirip «bu haliyle» gibi bir ibarey le kaypaklaştırması bu gevşekliğin örneği ol muştur.
ÖZEL YÜKSEK OKULLAR YETERSİZDİR özel Yüksek Okullarda uygulanan eğitimin, nasıl bir eğitim olduğunu ortaya koyacak bir sürü rakam ve bilgi açığa çıkmış bulunmak tadır. Resmî Üniversite ve Yüksek Okullarla birkaç bakımdan yapılacak bir karşılaştırma bu eğitimin ne kadar çağ dışı ve yetersiz olduğu nu meydana çıkaracaktır. İstanbul Teknik Üni versitesi'nde bir öğrenciye harcanan yıllık gider 15.000 liranın üstündedir. Aynı eğitimi verdi ğini iddia eden özel Yüksek Okullar ise öğren ciden 3000 6000 lira almaktadır. Bunun % 50 si patronun cebine gittiğine göre, eğitime har canan paranın gülünçlüğü ortadadır Resmi üni versite ve yüksek okullarda bir öğretim üye sine 4 10 öğrenci düşerken, özel yüksek okul
larda bu rakam 50 80 e çıkmaktadır. Bir öğ renciye düşen alan bakımdan, laboratuvar, ki taplık ve diğer teçhizat bakımından yapılacak kıyaslamalar da bunlara eklenmelidir.
özel yüksek okullarda aınıf geçme konu sunda da çok iğrenç oyunlar oynanmaktadır. Aşağı sınıflarda sınıf geçme oranı çok yük sek, yukarı sınıflarda ise çok düşüktür. Böy lece, okulu terk oranı en aza ve sömürme oranı ise en çoğa çıkarılmış olmaktadır.
Bütün bu konuları saptıyan rakamlar bel geler kısmında gösterilmiştir.
Resmî Okullarla eşit «seviyede» eğitim ve öğretim yapması şart koşulan özel yüksek okulların içyüzü işte budur. Bu seviyenin nasıl tesbit edildiği, otellerde, iş hanlarında, terzi, berber, avukat bürosu yanlarında özel okul aç ma izninin nasjl verildiği gene Cumhuriyet Se natosu Araştırma Komisyonu Raporunda açık lanmaktadır.
Dünyanın hiç bir yerinde bir benzerine bile ••astlanamıyan bu eğltijm biçiminin, Türkiye Sa nayilegmeslne, ilerlemesine olumlu en ufak bir katkısı olabileceğini iddia etmek asla mümkün değildir.
625 SAYILI KANUN İSTERSE ANAYA SAYA DA UYGUN OLSUN, BÖYLE BÎR İŞ LEYİŞE HİÇBİR YURTSEVER BOYUN EDE MEZ.
JKTÎDAR DURUMDAN MEMNUNDUR : Aslında, egemen güçler planlayıp uyguladık ları bu oyunun sonuçlarından pek memnundur lar. Böylece yoğunlaşacak iş talebi karşısında ancak kendi güdük sanayilerine yetecek kadar bilgisi olanları — rekabet sayesinde — düşük ücretlerle çalıştırarak sömürüyü artırabilecek lerdir. Personel Kanunu ile Teknik Personelin ücretlerinin düşürülmesi bu bakımdan anlamlı dır.
«özel okullar sorunu» nun bir de, şu bizim «derdimizi otoritelere daha iyi anlatalım!» di yerek kanunların virgüllerini yorumlamaya ça lışanlara cevap niteliği vardır, özel okullar so runu en iyi propaganda edilmiş sağır sultana kadar herkese duyurulmuş sorunlardan biridir. (Aslında egemen güçlerin çeşitli sorunlar kar şısanda habersiz oldukları için halk düşmanı tutum takındıklarını söylemek kadar büyük saçmalık olamaz). Fakat ilgililer, patronların temsilcisi olduklarını belgeleyenler dışında bir davranıp göstermemişlerdir. Bu bizim yakan cüara (!) yal vararak mücadelelerin başarıya ulaşamayacağı konusunda esaslı bir ders olma lıdır.
TEK YOL : DEVLETLEŞTİRME özel Yüksek Okullar konusunda, iktidar çevresinden olup ta rezaletin bu kadar apaçık ortaya çıkmasından korkanlardan, muhalefet cephesinden olup ta gerçekleri görme yetenekle ri sarsıntı geçirmiş olanlara kadar pek çok ku ruluş ve kişi bunların daha iyi denetlenmesi önerisini getirdiler. Yukarıdanberi anlattıkları mız, özel okulları hiç bir denetimin yola getire miyeceğini, yola getirmeye kararlı bir deneti min onları mutlaka kapamak zorunda kalaca ğını ortaya koymuştur. Bu öneri, sonuçta pat ronları korumayı, özel okulları sahte bir de netim görünüşü altında yaşatmayı hedef alan bir öneridir. ~
Gene patronlarca önerilen vakıflaştırma tezi vardır. Bu da statüleri ayarlayıp sömürüyü sür dürme yoludur. Okulları satınalma gibi iyi ni yetli davranışlar da geçersiz yollardır.
1967 de «Büyük Ankara Yürüyüşü» nün önerdiği yol : «DEVLETLEŞTİRME», bugün de geçerli tek doğru yoldur. Bu görüşe karşı çı kan iktidar ve patron çevreleri, bunun çok zor ve devletin maddî olanaklarını aşan bir iş oldu ğunu İleri sürmektedirler. Bu görüş bir aldat macadan ibarettir, özel yüksek okulların eği tim amacıyla kullanılmak üzere para karşılığı devle tlegtirilebilecek hiçblrşeyleri YOKTUR. (Ama deniz kenarında olanları turistik amaç larla, han şeklinde olanlarıda torpille alınmış devlet memurlarını yerleştirmek amacıyla dev letleştirllebilir. Ona bir diyeceğimiz olamaz.) Esasen patronlar özel okul yaptıkları binaları böyle bir ihtimale karşı, hamı otel, hem han, hem hastane olabilecek şekilde inşa etmekte dirler.
«DEVLETLEŞTİRME» den kastedilen, bu okulların KAPATILMASI ve birdaha açılmala rının ÖNLENMESİDİR. Buralarda okuyan öğ renciler ise devlet üniversite ve yüksek okul larının bütün olanakları zorlanarak eğitilmeli dir. Maddî yük getiren nokta budur. Bu ise, Dev lete Anayasaca yüklenmiş bir ödevdir.
«DEVLETLEŞTİRME» nin bugün iktidarı ellerinde tutanlarca sağlanamıyacağı gün gibi ortadadır. Devletleştirmeyi halk kitlelerinin gü cü gerçekleştirebilir, özel okullarda okuyanlar dan, resmî okulda okuyanlara kadar bütün genç lik, yurtsever herkes özel okullar gibi açık ve iğrenç bir sömürü mekanizmasına son vermek üzere birleşmeli, haekete geçmelidir.
Yurdumuzun geleceğini düşünerek forumlar toplıyan, boykotlar yapan teknik elemanlar bu mücadelede önemli görevler yüklenebilirler, yüklenmelidirler Esasen odalarımız, özel yük sek okul mezunlarını kaydetmiyerek, özel okul larda ders veren oda üyesi öğretim üyelerini onur kurullarına vererek bu mücadeleye girmiş lerdir.