Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLANDI

Kadın ve toplumsal cinsiyet Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • 8 Mart
  • Dünya Emekçi Kadınlar Günü
  • kadın cinayetleri
  • Ankara Kadın Platformu
  • Feminist Kolektif
  • Torba Yasa

Özet

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Ankara ve İstanbul'da düzenlenen miting ve etkinliklerde kadınlar; şiddete, tacize ve kadın cinayetlerine karşı taleplerini dile getirdi, örgütlenme ve güvenceli çalışma çağrısı yaptı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yoğun kar yağışına rağmen binlerce kadının katılımı ile alanlarda coşkuyla kutlandı. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen miting, yürüyüş ve etkinliklerde kadınlar; tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine, erkek egemen kültürüne karşı isyanlarını dile getirerek, kadınlara yönelik eşitlikçi yaklaşımların yasal düzenlemelerde yer almasını talep etti.

Ankara’da, yoğun kar yağışına rağmen “Ankara 8 Mart Kadın Platformu” tarafından düzenlenen mitinge çeşitli sivil toplum kuruluşu, sendika ve siyasi parti üyesi yüzlerce kadın katıldı. Öğle saatlerinde Kolej Kavşağı’nda bir araya gelen kadınlar, davullar, tefler eşliğinde halaylar çekip, dans ettiler. Mor renkli atkıları, bereleri, yaka iğneleri, gül ve karanfilleriyle yürüyüşe geçen kadınlar, “Tayyip bizden 45 santim uzak dur”, “Kadınlar artık susmayacaklar”, “Yasta değil isyandayız”, “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan, inadına özgürlük”, “Tacize, tecavüze son” sloganları atan kadınlar, “AKP gericiliğine isyan et, bize acil eşitlik gerek”, “Beni erkek devlet katletti”, “Kadın cinayetlerini durdurun ya da defolun” pankartları ve sloganlarıyla protestolarını dile getirdiler.

Katılımcı grupların oluşturduğu kortej, Ziya Gökalp Caddesi üzerinden mitingin yapılacağı SSK İş Hanı’na ulaştı. Kortejde, gelinlik giyerek,“Gelinlik kefenimiz olmasın” yazılı döviz ve devletten koruma talep ettikten sonra eski kocası tarafından öldürülen Ayşe Paşalı’nın fotoğrafının bulunduğu pankartı taşıyan kadınlar dikkat çekti. Yolu araç trafiğine kapatan kadınlar, SSK İş Hanı önünde polis tarafından oluşturulan barikat önünde toplandı.

Kadın cinayetlerine kurban edilenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından mitingde basın açıklamasını, Emekçi Kadınlar Derneği adına Tülya Sönmez Aytekin yaptı.

“Bir Haftada 7 Kadın Öldürüldü”

Aytekin, her gün beş kadın öldürülürken “Yasta değil, isyandayız” diye alanlara çıktıklarını söyledi. 2011’in Ocak ayında 17, son bir haftada ise 7 kadının öldürüldüğünü ve bu kadınların katillerinin en yakınlarındaki erkekler olduğuna dikkat çeken Aytekin, devletin ise katilleri “haksız tahrik” kalkanı ile koruyup kolladığını, teşvik ettiğini söyledi.

AKP Hükümeti’nin politikalarını eleştiren Aytekin, kadına yönelik şiddetin planlı, sistematik ve bir devlet politikası olarak yürütüldüğünü vurguladı. Aytekin, buna örnek olarak da Ayşe Paşalı ve Necla Yıldız cinayetlerini gösterdi.

“Kadın Emeği Tüm İşkollarında Sömürülüyor”

Kadınların yaşamın her alanında baskı ve şiddete maruz kaldığına, kadın emeğinin tüm işkollarında sömürüldüğüne dikkat çeken Aytekin, örgütlenmenin önemini vurguladı. Aytekin, şöyle konuştu:

“Torba Yasa gibi ucube uygulamalarla emeğimiz iyice değersizleştirilmektedir. Bundan 150 yıl önce New York’taki tekstil işçisi kadınların başlattığı mücadelenin ışığında, güzel, eşit ve özgür bir dünyayı ellerimizle, direnişimizle kuracağız. Biz kadınlar, yaşamın her

166 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011

alanında örgütlenmeyi ve mücadeleyi çok önemsiyoruz. Bu sebeple de güvencesiz, şiddete ve istismara çok açık bir biçimde maruz kalan kadın emekçilerin mücadelesini destekliyoruz. Esnek ve güvencesiz çalışma koşulları; kadınları ‘yarınsız bırakıyor’, eve ve şiddete mahkum ediyor. Kadın açısından seçim, artık ‘ya evde köle olmak ya da hem evde hem de işte köle olmak’. Biz kadınlar kapitalizmin esnek, güvencesiz ve sendikasız çalıştırmasına ‘hayır’ diyoruz. Ücretli bir işte çalışan veya çalışmayan bütün kadınlara sosyal güvence istiyoruz.”

“İşten Atılmayı Kabul Etmiyoruz”

Aynı metnin Kürtçe olarak da okunmasının ardından mitingde, Türk Patent Enstitüsü’nde Sosyal İş’te örgütlendikleri için işten çıkarılan Özgühan Şirin de söz aldı. Şirin, “8 Mart’ın 101. yılının kutlandığı bugünde ne yazık ki Türkiye işçi sınıfı açısından kutlanılacak, övülecek ve yüceltilecek bir gelişme bulamıyoruz. Her gün yeni bir emek sömürüsü her gün yeni bir işten atılma süreci ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Hükümetin, ekonomik ve sosyal politikalarını eleştiren Şirin, Türk Patent Enstitüsü’nde işten çıkarılan 110 işçinin 64’ünü kadınların oluşturduğunun altını çizerek, kadınların 8 Mart’ta işten atılmalarının da manidar bulduğunu ifade etti. Şirin, işten atılmayı kabul etmediklerini, emeklerine sahip çıkarak mücadeleyi sürdüreceklerini belirtirken, sosyal ve çalışma yaşamı içinde örgütlenmenin önemine dikkat çekti.

Etkinlik, davul eşliğinde çekilen halayların ardından sona erdi.

İstanbul’da Kadın Cinayetleri Protesto Edildi

İstanbul’da ise Feminist Kolektif Üyesi kadınlar, Kadıköy Bahariye Caddesi’ndeki Kadıköy Adliyesi önünde toplanarak, kadın cinayetlerini protesto etti. Üzerinde, “Kadınlar en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Bu katliamı durdurmak için daha ne bekliyorsunuz?” yazan pankart taşıyan kadınlar, cinayetlere kurban giden kadınların resimlerini taşıdı.

Kolektif adına konuşan Filiz Karakuş, adli süreçlerin katilleri “haksız tahrik indirimi” ile kollamayacak şekilde işletilmesini istediklerini, sonuçsuz kalan suç duyurularını arkalarında bırakarak öldürülmek istemediklerini söyledi.

Torba Yasa Tasarısı’na da değinen Karakuş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugün 8 Mart’ta kadınların artık şiddete uğramadıklarını söylemek isterdik. Kadınların şiddete uğradığında gidebilecekleri sığınak sayısının, Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak, her 7 bin 500 kadın ve çocuğa bir tane düşecek şekilde açıldığını söylemek isterdik. Kadınların şiddetten uzaklaşmak istediklerinde ekonomik güvencelerinin sağlandığını, erkek şiddetinin artık meşru olmadığını duyurmak isterdik. Oysa şu anda elimizde 8 Mart öncesi acele açıklaması yapılan yasa tasarısından başka bir şey yok. Kâğıt üzerinde kalması muhtemel yasalar değil, acil önlem istiyoruz.” <

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 167