Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011

TÜM DERELER BAŞKENT’E AKTI

Çevre ve iklim Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
3
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Çevre ve iklim

İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • HES karşıtlığı
  • Munzur Vadisi
  • Gerze termik santral
  • Akkuyu nükleer santrali
  • Derelerin Kardeşliği Platformu
  • Ankara mitingi

Özet

9 Nisan 2011'de Ankara'da düzenlenen 'Doğamıza ve Yaşamın Yağmalanmasına Hayır' mitinginde, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen yerel platformlar HES, termik ve nükleer santral projelerini protesto etti; konuşmacılar doğa tahribatına ve yaşam alanlarının talan edilmesine dikkat çekti.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Derelerin Kardeşliği Ankara Sokaklarında…

Ç evreyi tahrip eden enerji yatırımlarına karşı oluşan yerel tepkiler, 9 Nisan 2011 tarihinde Ankara’da düzenlenen Doğamıza ve Yaşamın Yağmalanmasına Hayır Mitingi’nde birleşti. Çok sayıda yerel örgütün çağrısı ile düzenlenen mitinge, başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere ülkenin dört bir yanından binlerce insan katılım sağlarken; TMMOB örgütü de destek verdi. Vadilerde, köylerde, kentlerde Türkiye’nin dört bir yanında doğalarına ve yaşamlarına sahip çıkmak için mücadele edenler, AKP Hükümeti’ni bir kez de Ankara’dan uyardı.

Derelerin Kardeşliği Platformu, Munzur Koruma Kurulu, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, Bursa Su Platformu, Sinop Nükleer Karşıtı Platformu, Mersin Nükleer Karşıtı Platformu, Yeşil Gerze Koruma Platformu, Fethiye Saklıkent Koruma Platformu, Perisuyu Koruma Platformu, Çanakkale Çevre Platformu, GDO’ya Hayır Platformu, 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, EGEÇEP ve Çiftçi-Sen’in çağrısı ile Ankara’ya gelen binlerce kişi, 9 Nisan sabahı Toros Sokak’ta buluştu. Mitinge ayrıca KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Çağdaş Hukukçular

Derneği, ODTÜ Mezunlar Derneği, Halkevleri, AFSAD ile siyasi partiler destek verdi.

Mitinge, HES projelerinin nedeni ile Fethiye, Şavşat, Kemalpaşa, Borçka, Fındıklı, Ardeşen, Hopa, Pazar, İkizdere, Munzur Vadisi, Hasankeyf, Trabzon, Ordu, Giresun ve Samsun yörelerinden yoğun katılım olurken, Gerzeliler, Bartınlılar, İskenderunlular ve Kazdağları yöresinde yaşayanlar termik santral projelerini protesto etmek için mitinge katılım sağladı. Nükleer santral kurulumuna karşı çıkan Sinop ve Mersin’den katılımcılar da yürüyüş kortejinde yer aldı.

Katılımcılar, hidroelektrik santralların (HES) yol açtığı doğa tahribatının yanı sıra çevre kirliliğine neden olan termik santralları, siyanürle altın çıkarılmasını ve nükleer santral projelerini protesto ettiler. Yöresel kıyafetler ile renkli bir tablo oluşturan sarı yazmalarıyla kadınlar, çocuklar, dedeler, nineler; türküler ve horonlar eşliğinde Kolej Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca her grubun kendi bölgesinde yürütülen projelere ilişkin sloganlar attığı görülürken, “Yaşasın derelerin kardeşliği”, “Dereler Ankara’ya aktı”, “Su haktır satılamaz”, “HES yapma boşuna yıkacağız başına”,

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 93

HES’lere Hayır”, “Doğamı bozma, havamı bozma”, “Bu dere, bu vadi, bu su satılık değil” sloganları atıldı.

Mitingde ilk olarak Tertip Komitesi adına konuşan Mustafa Eberliköse, mitingin yalnızca uyarı amaçlı düzenlendiğini belirterek, siyasal iktidarın taleplerini dikkate almaması halinde 100 binlerce kişiyi Ankara’ya çağıracaklarını kaydetti.

Fındıklı Dereleri Koruma Platformu adına konuşan Necmettin Kutluata ise doğanın ve yaşamın yağmalanmasına sessiz kalmayacaklarını belirterek, Su, Çevre ve Yaşam Bakanlığı kurulmasını istedi.

Derelerin Başında Nöbetteyiz

Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan, tüm Türkiye’de doğal hayatın tahrip olmasına neden olan HES projelerine karşı yürütülen mücadelenin büyüyerek sürdüğüne dikkat çekerek, “Biz burada mitingde iken yüzlerce arkadaşımız derelerin başında nöbet tutuyor. Doğayı ve yaşama alanlarımızı korumak için 24 saat nöbetteyiz. Sizlere Karadeniz’den, İç Anadolu’dan, Akdeniz’den, Marmara’dan binlerce selam getirdik” diye konuştu.

Suyuna, toprağına, havasına sahip çıkan yürekli insanların Ankara’da buluştuğunu dile getiren Gürkan, “Buğdayın sarısı, pamuğun beyazı, toprağın sesi, gökyüzünün mavisi burada. Yüzyıllarca yaşadığımız, koruyup kolladığımız yörelerimizden geldik” dedi.

Mehmet Gürkan, “derelerin kardeşliğine” inandıklarını belirterek, “Bizler suyumuza sahip çıkarak, toprağımıza, ürünümüze, hayatımıza, dünümüze, bugünümüze ve yarınlarımıza sahip çıkıyoruz” diye konuştu. AKP Hükümeti’nin yasal düzenlemeleri ve uygulamaları ile yaşam alanlarının talan edilmesine neden olduğunu vurgulayan Gürkan, şöyle devam etti:

“Bizi göçe zorlayanlara yaşam alanlarımızı katledenlere, ‘Toprağımızı, suyumuzu elimizden alıyorsunuz’ dedik; bize ‘Bir avuç çapulcu’ dediler. ‘Yargı kararlarını yok sayıyorsunuz’ dedik, bize ‘Aykırı tipler’ dediler. Biz bütün bu söylenenlere karşı yüreğimizi ortaya koyarak, toprağımızı, sularımızı, yaşam alanlarımızı, yerel halkla birlikte savunmaya devam edeceğiz.”

Munzur Vadisi İnsansızlaştırılmak İsteniyor

Munzur’u Koruma Kurulu adına konuşan Bülent Akdağ ise Munzur Vadisi’ne kurulmak istenen HES’lerin onlarca endemik bitki türünün yok olmasına neden olacağını kaydederek, HES’ler nedeni ile bölgenin insansızlaşacağını söyledi. Munzur Vadisi’nde HES projeleri nedeni ile 84 köyün sular altında kalacağına dikkat çeken Akdağ, yürütülen projeleri “ikinci Dersim katliamı” olarak nitelendirdi. Bölge halkının göç etmek zorunda kalacağını belirten Akdağ, sermayenin kendisine ucuz işgücü yaratmak istediğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Barajlarla yüzlerce hayvan yok edilecek. Munzur, Dersim insan ve doğa kültürü üzerine kuruludur. Doğa kültürü olmadan yaşam olmaz. Dersim’de doğa sadece baraj ve HES’lerle katledilmiyor. Askeri operasyonlarda ormanlarımız yakılarak, şirketlere peşkeş çekiliyor. Dersim insansızlaştırılmak isteniyor. Ey iktidar sahipleri bu gücün karşısında duramayacaksınız; çünkü biz doğamızla birlikte büyük bir gücüz.”

“Doğayı Metalaştırmanıza İzin Vermeyeceğiz”

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu adına konuşan Prof. Dr. Beyza Üstün ise Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı’nın TBMM gündeminde olduğunu belirterek, “Tasarı çevrenin katledilmesine

94 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011

olanak sağlamaktadır. Tüm doğayı, sermayeye teslim eden bu yasayı çekmeniz için bir kez daha uyarıyoruz” diye konuştu. Bergama’da yürütülen çevre mücadelesinin bugün tüm ülkeye yayıldığını kaydeden Üstün, şöyle konuştu:

“Vadilerimizi, suyumuzu, doğamızı meta olarak kullanmanıza izin vermeyeceğiz. Mücadelemiz yaşam mücadelesidir. Kapitalizme karşı mücadeledir. Bu mücadelenin karşısında duramazsınız. Egemenlere yanıtı vadilerimizden vereceğiz.”

Gerze Termik Santral İstemiyor

Yeşil Gerze Platformu Sözcüsü Şengül Şahin ise enerji yatırımı yapıyor görüntüsü altında doğayı tahrip eden şirketlere karşı Sinop Gerze’de mücadele etiklerini belirterek, “Çocuklarımız ve dünyamızın geleceği için, daldaki meyvelerimiz, ağaçlarımız, insanlığımız için direneceğiz” diye konuştu. Gerze’de içme suyu tesislerinin, tarım arazilerinin tam ortasına termik santral kurulmak istendiğini belirten Şengül, “Termik santralı bizlere dayatmak, doğaya, sağlıklı yaşam hakkımıza ihanettir. Termik santral demek, asit yağmuru demektir. Ağır metaller ile suyumuzun, toprağımızın kirlenmesi demektir” diye konuştu.

İnsan Zinciri’ne Çağrı

Mitingin son konuşmacısı olan Mersin Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Sabahat Aslan ise nükleer yerine yerli ve yenilenebilir kaynaklara yatırım yapılmasını isteyerek, katılımcıları nükleer lobilere karşı Mersin’de gerçekleştirilecek insan zinciri eylemine davet etti. Japonya’da yaşanan nükleer felaketin uyarı niteliğinde olduğunu kaydeden Aslan, “Akkuyu’da ölümle eş değer olan nükleer santrala izin vermemeliyiz” diye konuştu.

Mitingde, Bergama’da siyanüre karşı verilen mücadelede simge olan Burhan Kuzu, kanserden yaşamını yitiren

Kazım Koyuncu ve Japonya’da deprem sonrasında oluşan nükleer felaketten dolayı yaşamını yitirenler anıldı. Konuşmaların tamamlanmasının ardından katılımcılar, Grup Sisli Rüya ve Grup Kibele’nin seslendirdiği ezgiler eşliğinde halay çekti. <

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 95