Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011

“SUSMAYACAĞIZ”

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • DİSK
  • KESK
  • TTB
  • TMMOB
  • Susmayacağız eylemi
  • basın açıklaması

Özet

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin AKP'nin baskı politikalarına karşı 18 Mart 2011'de Ankara, İstanbul ve İzmir'de düzenledikleri 'Susmayacağız' ortak eylemi ve okunan basın açıklaması metni haber olarak aktarılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den Ortak Eylem…

K amu Emekçileri Sendikası (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), AKP’nin baskı politikalarına karşı “Susmayacağız” eylemini gerçekleştirdi. “Özgür, laik, demokratik ve bağımsız bir Türkiye için şimdi susmanın değil ses çıkarmanın zamanıdır” demek için 18 Mart 2011 tarihinde üç büyük kentte alanlara çıkan 4 örgütün gerçekleştirdiği eyleme, Ankara, İstanbul ve İzmir’de yüzlerce kişi katıldı.

Ankara’da Kolej Kavşağı’nda toplanan eylemciler Sakarya Caddesi’ne yürürken, İstanbul’daki basın açıklaması Taksim Tramvay Durağı’nda gerçekleştirildi. İzmir’de de Konak YKM önünde toplanılarak eski Sümerbank önüne yüründü. Basın açıklaması metni Ankara’da TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, İzmir’de TMMOB İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Ferdan Çiftçi, İstanbul’da KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar tarafından okundu. İstanbul’daki eylemde DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de bir konuşma yaptı.

Ankara Kolej Meydanı’nda toplanan yaklaşık 300 kişilik grup, “Susmayacağız” pankartı açtı. Ziya Gökalp Caddesi’ni trafiğe kapatarak Kızılay’a doğru yürüyüşe geçen grup, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Tayyip sonun Mübarek olsun”, “Özgür basın susturulamaz”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla tepkilerini dile getirdi.

“Baskılar Artarak Sürüyor”

Sakarya Caddesi’nde 4 örgüt adına ortak metni açıklayan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, konuşmasına Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiiri ile başladı. Ankara, İstanbul ve İzmir’de eşzamanlı olarak açıklanan ortak metinde şöyle denildi:

“AKP, sermaye yanlısı politikalarına dayalı saldırıları ile birlikte gündelik hayatın muhafazakârlaşması temelindeki baskılarını arttırarak sürdürüyor. Referandum ile birlikte darbelerle hesaplaşarak ‘ileri demokrasiye’ geçileceğini söyleyen AKP, darbe dönemlerine özgü yöntemlerle baskıcı-otoriter bir rejim inşa ediyor. Referandum sonrasında yargıya yönelik müdahalelerle ‘AKP’nin yargısı’ oluşturularak ‘hukukun üstünlüğü’ yerine sınırsız bir hukuksuzluğun hüküm sürdüğü polis devleti yöntemleri devreye sokuldu. AKP, emekçilere yönelik ‘Torba Yasa’ saldırısı ile emperyalist sömürü politikalarının yarattığı işsizlik ve güvencesizliği yaygınlaştırdı. ‘Torba Yasa’ya karşı çıkan emekçiler ise polis barikatı, cop ve gazla durdurulmaya çalışıldı. Tayyip Erdoğan, Mısır halkının yoksulluk ve işsizliğe karşı isyanı karşısında Mübarek’e ‘halkın taleplerini dikkate al’ diye seslenirken, ülkemiz sokaklarında polis gazından göz gözü görmüyordu. Türkiye’de ‘ileri demokrasi’ adı altında otoriter bir rejim kurulurken emekçilerin tarihe düştüğü ‘Sonun Mübarek Olsun’ sözü unutulmamalıdır.

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 149

Anayasa referandumu yapılırken, AKP’nin istediği değişimlerin 12 Eylül Anayasası’ndan bir farkının olmadığını, yeni bir vesayet sistemi oluşturulacağını ve yeni hak kayıplarına zemin hazırlandığını hep söyledik. Ve aradan uzun bir süre geçmeden görülüyor ki; AKP darbe dönemlerini aratmayan yöntemlerle, her dönem baskı altında olan yurtseverlere, devrimcilere, emekçilere, gençlere, gazetecilere yönelik saldırılarında ve muhalefeti bastırmaya, sindirmeye yönelik baskı politikalarında hızını arttırdı. İnsanların kendini savunma hakkının dahi elinden alındığı, daha yargılama gerçekleşmeden medya kanallarında suçlu ilan edildiği, sınır tanımaz bir hukuksuzluğun hüküm sürdüğü, adeta kimsenin nefes alamadığı, yeni bir otoriter yönetimin oluşturulduğu bir sürece giriyoruz. Üniversitelerde söz ve karar hakkı, kamusal, parasız, bilimsel, demokratik ve ana dilinde eğitim için mücadele eden gençlerin talepleri polis baskısıyla, gözaltılarla,  tutuklamalarla ve iktidarın provokasyonları ile susturulmaya çalışıldı. İktidarın iliştirilmiş yazarları gençleri ‘terörist’ ilan ederek hedef haline getirmeye çalışmakta. Sisteme muhalif olan ve halktan yana yayın yapan devrimci, yurtsever ve sosyalist basın helikopterli baskınlarla, cezalarla susturulmaya çalışılırken, şimdi de AKP’nin düzenini ve cemaati eleştiren gazeteciler, ‘terörist’ ilan edilerek gözaltına alınmaktadır. AKP’ye karşı olan herkesi ‘Ergenekoncu’ ilan ederek, aslında gerçek ‘Ergenekon’u aklamaya, ilgisi olmayanları da itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşım artık ifade ve düşünce özgürlüğünü hedef almaktadır. Siyasi tutsakların bulunduğu tüm cezaevlerinde tecriti en katı bir şekilde uygulayan AKP iktidarı kendi yayınladığı genelgeleri dahi uygulamamaktadır. Hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavilerini engelleyerek ölümlerine seyirci kalarak intikam almaktadır. Kürt Sorunu’nda ‘demokratik açılım’ bir tasfiye operasyonuna dönüştürülerek yeni çatışma ve savaş zeminini ortaya çıkardı. Barışçıl ve demokratik çözüm için oluşturulan umudun, milliyetçi histeriyle boğulması bir arada yaşam zeminlerini tahrip etmektedir.

On binlerce Alevi yurttaşın bir araya gelip seslendirdiği ‘eşit yurttaşlık’ taleplerine kulaklarını tıkayan AKP,  Alevisiz ‘Alevi Çalıştayları’ ile Aleviliği kendi fikri sınırlarının içerisine çekmeye çalışmaktadır. Sözün Bittiği Yerdeyiz. AKP’nin ülkemizi nasıl bir karanlığa doğru sürüklediği alenen ortadadır. Aydınlık bir gelecek, eşit, özgür, bağımsız ve demokratik Türkiye için bu baskıcı-karanlık düzene karşı direnmekten başka bir çare, başka bir umut yoktur. AKP’nin yaratmak istediği korku imparatorluğuna karşı direnmekten başka bir yol yoktur. AKP’nin karanlığına ve sömürü düzenine karşı bugün eşitlik ve özgürlük için yürüyoruz. Bu yürüyüş sesimizi birleştirmeye, çok ses tek yürek direnmeye bir çağrıdır.”

“İktidar Pembe Tablo Çiziyor”

İstanbul’da da DİSK, KESK, TTB ve TMMOB Taksim Tramvay Durağı’nda buluştu. Eylemde “Susmayacağız!” yazılı pankartın yanı sıra KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun pankartı ve TMMOB İstanbul İKK’nın “Başbakan der ki; nükleer santral riski=tüpgaz riski” yazılı pankart açıldı. Eylemde Metal İşçileri Greviyle Dayanışma Platformu ve direnişteki Ontex-Canbebe işçileri de pankart açtı. Yağmura rağmen eyleme 100’ün üzerinde emekçi katıldı. Eylemde ilk konuşmayı DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün yaptı. Görgün, iktidarın yönetime geldiğinden beri istatistiklerle oynayarak Türkiye’de pembe bir tablo çizmeye çalıştığını söyledi. Torba Yasası’yla birlikte eğitimin ve sağlığın ticarileştirildiğini belirten Görgün “İktidar kendilerine lazım yasaları gece yarısı Meclis mesaileriyle çıkarırken, emekçilere gerekli yasaları arka plana atmaktadır” dedi. Mücadele çağrısında bulunan Görgün, “Nasıl, 30 yıl sonra mücadelelerimizin sonucu olarak Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs alanı yaptıysak, yine mücadele edip, haklarımızı alacağız” diye konuştu. Görgün’ün ardından KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar, ortak basın açıklamasını okudu. İzmir’de ise KESK, DİSK, TMMOB, TTB üyesi 500’e yakın işçi ve emekçi Konak YKM önünden, “Karanlığa, baskılara ve zulme karşı susmayacağız” pankartıyla eski Sümerbank önüne yürüdü. Burada ortak basın açıklamasını TMMOB İKK Sekreteri Ferdan Çiftçi okudu. <

150 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011