Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011
ÇMO’DAN ÇED MUAFİYETLERİNE DAVA
Çevre ve iklim Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Nükleer enerji, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- ÇMO
- ÇED Yönetmeliği
- Danıştay
- nükleer santral
- AKP Hükümeti
- basın açıklaması
Özet
Çevre Mühendisleri Odası, ÇED Yönetmeliği'nde yapılan ve nükleer santraller dahil birçok projeyi ÇED'den muaf tutan değişikliğe karşı yeniden dava açtığını duyurdu ve hükümetin bu düzenlemesini eleştiren bir basın açıklaması yayınladı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Ç evre Mühendisleri Odası (ÇMO), AKP Hükümeti’nin 14 Nisan 2011 tarihli Resmi Gazete yayımladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde değişiklik yapan düzenlemesiyle nükleer santrallar dahil olmak üzere pek çok projeyi ÇED’den muaf tutulmasına karşı dava açtı.
Resmi Gazete’nin 17 Temmuz 2008 tarihli sayısında yayımlanan ÇED Yönetmeliği’nin Geçici 3. Maddesi ile 7 Şubat 1993 tarihinden önce “yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projeleri ÇED uygulamasından muaf tutulmuştu. Ancak ÇMO açtığı dava sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 7 Ekim 2010 tarihinde bu düzenlemenin yürütmesini durdurmuştu. ÇMO Yönetim Kurulu, bu davaya ilişkin süreci anlatan ve ÇED Yönetmeliği’nde hukuku yok sayan yeni düzenlemeye karşı açtığı yeni davayı duyurduğu bir basın açıklaması yaptı. ÇMO Yönetim Kurulu’nun “Hukukun arkasından dolaşarak, ÇED’e çomak sakan AKP Hükümeti Neyin Peşinde?” başlıklı basın açıklamasında, Danıştay’dan alınan yürütmeyi durdurma kararının yarattığı umut, ve hükümetin yeni düzenlemesiyle yaşanan hayal kırıklığı şöyle anlatıldı:
“Bilimsel verilerle de desteklenen, geleceğe olan inancımızı arttıran, yurdun dört bir yanında müjdelenen bu iptal kararı, ne yazık ki 14 Nisan 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ndeki değişiklikle hayal kırıklığı yaratmıştır.
Yapılan değişiklikle, 1993 yılından önce herhangi bir zamanda, herhangi bir mekanda, herhangi bir siyasal ortamda, herhangi bir hükümette ve herhangi bir idari yapıda, ayak üstü, çalakalem belirlenen projelerde; ülkemizin ve dünyanın çevresel durumunu değiştirebilecek, halk sağlığını tehdit edebilecek projelerde ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi’ yapılmasının önüne geçilmektedir.
Kısacası, tarihte ve günümüzde yüz binlerce insanın hayatına mal olan, ciddi çevresel sorunlar yaratan nükleer santralların çevresel etkilerinin değerlendirilmesinden AKP Hükümeti korkmaktadır. Tüp gazın riski ile nükleer santralın riskini aynı kefeye koyan, helikoptere binip 3. köprünün güzergahını belirleyen bir Başbakan, halkımızın sağlığını ve doğasını tehdit eden konularda yapılacak bilimsel değerlendirmelerden korkmaktadır.
Yargı kararının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen, AKP Hükümeti herhangi bir toplumsal mutabakat aramadan, davaya konu olan sorunlara dair herhangi bir tartışma yapmadan, yüz binlerin tepkilerini, dertlerini göz ardı ederek, hukukun arkasından dolaşmayı tercih etmiştir.”
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Yakında nükleer santralın temeli atılacak” açıklaması hatırlatılarak, bu açıklamaya dayanılarak böyle bir yönetmeliğin kabul edilemeyeceği vurgulanan açıklamada, “Çevre sorunlarını gündelik siyasete alet eden ve gelecek perspektifi olmayan bir hükümetin bu pervasız, bu aceleci tavrı ile ‘neyin peşinde’ olduğunu merak ediyoruz. AKP Hükümeti, bakanları ve bürokratları rantın, paranın, memleketin doğasının pazarlanmasının, kendi iktidarlarını kökleştirmenin ve bu uğurda halk sağlığının göz ardı edilmesinin mi peşindeler?” sorusu gündeme getirildi.
Hukukun arkasından dolaşan AKP Hükümeti’nin bu düzenlemesine karşı tekrar dava açtıklarını bildiren ÇMO Yönetim Kurulu, bu işin peşinde olacaklarını vurguladı. Açıklama, “Çevre Mühendisleri Odası olarak, bu bilim dışı düzenlemelerin, halk sağlığını tehdit eden uygulamaların karşısında, halkımızdan ve bilimden beslenen duruşumuzla mücadele etmeye devam edeceğiz. Danıştay kararının idari bir kararla beş yıl ertelenemeyeceğini göstereceğiz” kararlılığı belirtilerek tamamlandı. <
92 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011