Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011

AKKUYU’NUN FUKUŞİMA OLMAYACAĞININ GARANTİSİ NE?

Nükleer enerji Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Çevre ve iklim, Yenilenebilir enerji

Anahtar kelimeler

  • Akkuyu
  • Fukuşima
  • Çernobil
  • Musa Çeçen
  • Didim Çevre Platformu
  • nükleer santral karşıtlığı

Özet

EMO Enerji Çalışma Grubu Başkanı Musa Çeçen, Didim Çevre Platformu'nun düzenlediği konferansta Fukuşima ve Çernobil kazalarına değinerek Akkuyu Nükleer Santrali'ne karşı çıktı ve Türkiye'nin kullanılmayan yenilenebilir enerji potansiyeline dikkat çekti.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Didim Çevre Platformu’nun Düzenlediği Nükleer Konferansa EMO Adına Musa Çeçen Katıldı…

D idim Çevre Platformu (DİÇEP) tarafından Didimlileri nükleer tehlike konusunda bilgilendirmek ve uyarmak amacıyla düzenlenen konferansta TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyesi ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Çalışma Grubu Başkanı Musa Çeçen, EMO adına sunum yaptı.

Nurullah Kocabıyık Kültür Merkezi Salonu’nda düzenlenen konferansta, dünyada bir bir kapatılmaya çalışılan, ancak ülkemizde tesis edilmesi gündemde olan nükleer santralların Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından mutfak tüpü gibi örneklerle benzer tutulmasının anlamsızlığı gözler önüne serildi. Japonya’da yaşanan felaketin etkilerinin 14 yıldan 100 yıla, hatta 370 bin yıla kadar yok olmayacağına ilişkin bilim adamlarının farklı açıklamaları bulunduğuna dikkat çekildi.

TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyesi ve EMO Enerji Çalışma Grubu Başkanı Musa Çeçen, Çernobil Felaketi’nin ve Japonya’daki Fukuşima Felaketi’nin ardından yaşanan gelişmeleri şöyle özetledi:

“Japonya’daki Fukuşima Nükleer Santral Kazası’nın hemen ardından Almanya ve İsviçre, 1980 öncesi yaptıkları nükleer santrallarını durdurdular. Fransa’da halk sokağa döküldü. Çin Hükümeti yeni santralların onayını durdurdu. Avusturya Hükümeti, yapımı 1979

yılında biten tek nükleer santralını referandum sonucunda açmama kararı aldı. 1986 Çernobil Kazası’nın ardından İtalya, nükleer reaktörleri kapattı. Belçika 2002 yılında santralları kapatma kararı aldı. Danimarka daha 1970’lerde ülkede nükleer santral kurmama kararı almıştı! İspanya 55 nükleer reaktör kararından vazgeçti ve 9 tanede kaldı! 2006’da da nükleer santrallardan vazgeçtiler.”

“Yaşadıklarından ders alan bu ülkelerin nükleer çılgınlığa ‘dur’ derken; bizde neden başlanmak istiyor?” diye soran Çeçen, “Kaldı ki vazgeçmek de öyle sanıldığı kadar kolay değil” diyerek, nükleer santralların kapatmak için yapılması gerekenlere işaret etti. Yüzyıllarca santrala su devridaimi yaptırmak, reaktörün çubuklarını yüzyıllarca soğut tutmak gerektiğini kaydeden Musa Çeçen, “Buna ülkelerin ekonomileri ne kadar dayanabilir? Zira soğutma işlemi nesilden nesile geçerek, yüzyıllar almakta! Küçük bir dalgınlığı asla affetmiyor!” dedi.

Ülkemizin enerji potansiyeline dikkat çeken Musa Çeçen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkemizin son derece zengin jeotermal, güneş ve rüzgar gibi kaynakları var. Ki bunlar hiç kullanılmamış denecek kadar yeni. 48 bin megavatlık rüzgar potansiyelimizin şu anda sadece ve sadece yüzde 2’si kullanılmakta! 3 milyar kilovat saat jeotermal potansiyelimiz var ve kullanılmayı bekliyor! Bir diğer yenilenebilir ve yerli kaynağımız güneş var! Bu kaynaktan elde edilecek elektrik üretimi Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından yıllık 380 milyar kilovat olarak açıklanmışken ve henüz hiç el değmemişken, Türkiye’nin nükleer santral macerasına sürüklenmesini anlamak mümkün değil.”

Musa Çeçen konuşmasını, katılımcıları nükleer santrallara karşı mücadele etmeye çağırarak şöyle tamamladı:

“Yaşamı, doğayı ve çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, nükleer santrala direneceğiz. Hayır diyeceğiz… Çernobil’i asla unutmayacağız… Japonya gibi süper zengin bir ülkenin geçirdiği nükleer kaza örneği gün gibi ortada ve reaktörlerin soğutma çabasına rağmen soğutulamadığını, sızdırmaların devam ettiğini, yaşamı tehdit ettiğini unutmayacağız! Türkiye’deki Akkuyu’nun da bir gün Çernobil gibi Fukuşima gibi olmayacağının garantisi ne?” <

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 89