Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011
İSTATİSTİK TUTAMAYAN ÜLKEDE NÜKLEER RİSK ÖLÇÜLEMEZ
Nükleer enerji Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 3 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Akkuyu Nükleer Santrali
- Fukuşima
- Antalya Nükleer Karşıtı Platform
- Mehmet Bozkırlıoğlu
- enerji politikası paneli
Özet
EMO Antalya Şubesi ve Antalya Nükleer Karşıtı Platform'un düzenlediği panelde EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu, Türkiye'nin nükleer santral kararının siyasi olduğunu ve istatistik altyapısı yetersiz bir ülkede nükleer risklerin izlenemeyeceğini belirtti.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Antalya’da Fukuşima’nın Ardından Nükleer Santral Gerçeği ve Enerji Paneli Yapıldı
E lektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi ve Antalya Nükleer Karşıtı Platform, “Japonya-Fukuşima’nın Ardından Nükleer Santral Gerçeği ve Enerji” konulu panel düzenledi. Panele katılan EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu, enerji politikasının dış politikadan, sanayi politikalarına varıncaya kadar bütünleşik olarak planlanması gerektiğini vurgularken, nükleer santral yapma kararının da bilimsel değil, siyasal bir tercih olduğunun altını çizdi. Bozkırlıoğlu, sağlık alanında istatistiki bilgilerin dahi toplanamadığı bir ülkede nükleer riskin algılanamayacağına dikkat çekti.
Antalya’da 17 Mart 2011 tarihinde düzenlenen “JaponyaFukuşima’nın Ardından Nükleer Santral Gerçeği ve Enerji” konulu panel, Antalya Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Hediye Gündüz ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın açılış konuşmaları ile başladı. Panelde oturum başkanlığını üstlenen EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu sunum yaptı.
Mehmet Bozkırlıoğlu, enerji politikasının; dış politika, güvenlik politikası, sanayi ve tarım politikaları, ulaştırma politikası, ekonomi politikası, eğitim politikası ve çevre politikasıyla bir arada planlanması gerektiği üzerinde durdu. Enerji politikasının hukuki altyapısının da özenle belirlenmesi gerektiğini ifade eden Bozkırlıoğlu, depolama özelliğine sahip olmayan elektrik alanında planlamanın olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin 40 yıllık nükleer santral macerasını tarihsel olarak anlatan Bozkırlıoğlu, Türkiye’nin enerji alanında güvenlik politikasında da sorunlar yaşandığını ortaya koydu. Bozkırlıoğlu, “Güvenlik politikamızın olduğundan çok bahsedemeyiz. Bundan 12 yıl önce Küçükçekmece‘de bir hurdalıkta çıkan radyoaktif maddeden ve etkisinden koşarak uzaklaşan uzmanın görüntüsü hala gözümün önünde” diye konuştu.
Enerji alanı ile dış politika arasındaki ilişkiye değinirken, ülkemizin Rusya’ya enerji alanındaki bağımlılığına işaret eden Mehmet Bozkırlıoğlu, Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santral ile de dışa bağımlılığın pekiştirileceğini kaydetti. Bozkırlıoğlu, Rusya’nın ülkemizde santral kurup, santralın da tek sahibi olacağının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünyada böyle bir örnek ilk defa uygulanıyor. Rusya’daki bir nükleer santraldan hatla elektrik satın almaktan farksız olan bir uygulamaya gidiyoruz. Akkuyu’yu
verip santral yaptırıyoruz. Sonra da 15 yıllığına satın alma garantisi ile burada üretilen elektriği alıyoruz. Ve bunu Rusya’ya doğalgazdaki bağımlılığımız azaltmak için yaptığımızı söylüyoruz.”
Mehmet Bozkırlıoğlu, uygulanan enerji politikalarının kamu yararından uzaklığını anlatırken, enerji-ekonomi arasındaki ilişkide yaşanan çarpıklığa dikkat çekti. Bozkırlıoğlu, toplanan vergilerin yüzde 65’nin dolaylı vergi olduğunu, kullandığımız benzin için ödenen bedelin 3’te 2’sini vergilerin oluşturduğunu kaydetti. Kayıp ve kaçakları azaltma konusunda özelleştirmeden medet umulmasını da eleştiren Bozkırlıoğlu, “Yıllardır dillendirdiğimiz merkezi planlama ve kamusal anlayış yerine enerji politikamızı aslında tümüyle ve sadece neo-liberal bir ekonomi politikası olarak görüyor ve neo-liberal bir gözlükle özel sektöre bırakalım rekabet nasıl olsa düzenler diye yönetiyoruz” dedi.
Bozkırlıoğlu, nükleer santralların sağlık ve çevre üzerindeki etkisine ilişkin olarak şu noktaya dikkat çekti:
“İstatistik önemli bir bilim ve tekniktir. Ülkemiz, en çok görülen, en çok sakat bırakan ve en çok öldüren hastalıklarının; hastalık nedenlerinin, nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unun yaşadığı köy ve beldelerde gerçekleşen ölümlerinin ve toplam kanserlerinin vb. gerçek sayısını hala bilememektedir. Nükleer teknolojiye göre çok daha basit olan istatistik tekniği olmayan bir ülke, nükleer santrallarından gelecek çevre ve sağlık risklerini izleyemez, değerlendiremez, yönetemez, iletemez, algılayamaz, denetleyemez ve toplumunu radyasyonun zararlı etkilerine karşı koruyamaz.”
Mehmet Bozkırlıoğlu, Türkiye’ye nükleer santral yapma kararının bilimsel olmadığını vurgulayarak, nükleer santral yapma kararını “nükleer uygarlıkla/güneş uygarlığı arasında siyasal bir seçim” olarak değerlendirdi. <
elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 79