Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011
YAŞASIN KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ!
Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- 8 Mart
- Dünya Emekçi Kadınlar Günü
- EMO Yönetim Kurulu
- kadın cinayetleri
- cinsiyetçilik
- Clara Zetkin
Özet
EMO Yönetim Kurulu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada kadına yönelik ayrımcılık, şiddet ve ekonomik sömürüyü eleştirerek kadınların örgütlü mücadelesine destek verdiğini bildirdi.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yazılı bir açıklama yaparak; “cinsiyetçiliğin her türüne, fiziksel ve psikolojik şiddete, mesleki ayrımcılığın, düşük ücretle çalıştırılmanın, sömürü düzeninin, erkek egemen dilin/söylemin/eylemin kanıksanmasına” karşı mücadele eden tüm kadınları desteklediğini bildirdi.
EMO Yönetim Kurulu’nun açıklamasında, ABD’nin New York Eyaleti’nde 8 Mart 1857 tarihinde, daha iyi çalışma koşulları ve insanca yaşam talebiyle greve giden on binlerce dokuma işçisi kadına polisin saldırdığı ve 129 kadını fabrikaya kilitleyerek çıkan yangında hayatlarını kaybetmelerine sebep oldukları anımsatıldı. Clara Zetkin’in 1910’da 2. Uluslararası Kadın Kongresi’nde yaptığı öneriyle 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak kabul edildiği belirtilen açıklamada, “Aradan geçen 154 yıla rağmen hala kadınlar ayrımcılığa, eşitsizliğe, sömürüye karşı eşit ücret, sosyal hak, adalet ve özgürlükler için mücadele etmeye devam ediyor” denildi.
Açıklamada, ülkemizde yaşanan sürece ilişkin olarak da şu değerlendirmelere yer verildi: “İktidarlar eliyle gerçekleştirilen özelleştirme, taşeronlaştırma uygulamaları ve esnek çalışmanın yaygınlaşmasıyla, kadın emeğinin sömürüsü artmaya devam ediyor. Büyüyen işsizlik ve yoksullaşmayla kadınlar, ev eksenli çalışmaya itilerek güvencesiz ve sosyal haklardan yoksun kılınıyor. Ucuz iş gücü olarak çalıştırılan kadınlar, hayatın her alanında cinsiyetçi politikalar nedeniyle ayrımcılığa uğruyor. Bunların yanı sıra kadınların, gündelik olarak yerine getirdiği işleri kapsayan ev içi emek ise hala ‘görünmezlik zırhı’ içinde. AKP Hükümeti ile gittikçe yükselen muhafazakârlık, cinsiyetçilik ile de birleşerek kadına yönelik fiziksel, psikolojik, cinsel ve duygusal her türlü şiddetin artmasına sebep olmaktadır. Kadın cinayetleri son yedi yılda yüzde 1400 oranında artarken; resmi kayıtlara göre 2010’da erkekler tarafından 217 kadın öldürüldü, 164 kadın yaralandı, 381 kadın tacize, 207 kadın tecavüze uğradı. Bu duruma son verebilmek için gerekli yasal düzenlemeler ve toplumsal dönüşümü sağlayacak sosyal-kültürel çalışmalar bir türlü yapılamıyor. Toplumsal cinsiyet rollerini iliklerine kadar benimsemiş olan zihniyet, tecavüz davalarında tahrik indirimi uygulamaya devam etmekte. Toplumun her köşesine sinmiş olan bu cinsiyet ayrımcılığı, özellikle son zamanlarda, medyada kendini en çirkin haliyle göstermekte. Bazı ‘aydın’ kalemşörlerin ‘maço’ bir yaklaşımla geliştirdikleri, kadınlara yönelik nefret söylemleri görmezden gelinmekte ve bu davranışı mahkûm eden bir yaptırım da uygulanmamaktadır.”
elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 165