EMO Kadın Bülteni · Sayı 2 · Aralık 2014

Bir Çirkin Ördek Yavrusu

Emel Akpınar

Kadın ve toplumsal cinsiyet Kültür ve eğlence

Yıl
2014
Sayfa
2
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • Banu Akın
  • Kırmızı Leke
  • feminizm
  • kadın bedeni
  • müzik albümü
  • toplumsal cinsiyet

Özet

Yazar, müzisyen Banu Akın'ın 'Kırmızı Leke' albümünden hareketle kadınlık, feminizm ve toplumun kadına yönelik ikiyüzlü tutumları üzerine kişisel bir değerlendirme yapıyor; metnin sonunda Banu Akın'ın kısa biyografisi ve albüm bilgileri yer alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Emel Akpınar

“Sessiz çığlıklarını peşi- larını temizlemek için bizi mi derslerinde “münazara konune takarak gizlice kaçan” bir kirleteceklerdi!

su” olarak telaffuz edilmekkadın tanıdım. Nasıl, hangi tesadüfle hayatıma girdiği-

Genç bir kadının, üstelik de kendi müziğiyle, buna isyan

teydi. Kadının bedeni tarihin her döneminde toplulukların

ni hatırlamıyorum bile

“namusu” olarak görülşimdi. Kasetlerin henüz

müştür. Ancak o günlerde

raflardan kalkmadığı,

henüz “devlet eliyle” sishatta CD alabilmenin

tematik bir kıskaca alınbir sosyal statü ifademamıştı. Ama belki Banu

si olduğu zamanlardı.

Akın bütün bu olacakları

Belki –bilinçsizce- ilginç

önceden görmüş gibiydi…

gelmişti “Kırmızı Leke” ismi, belki de albüm kapağında elinde flütüyle duran kadının o duru-şu etkilemişti beni…

Kaseti dinlemeye başladığımda henüz bir “feminist” değildim. Daha doğrusu kendimi bu şekilde tanımlayacak kadar

Nasıl bir leke olabilirdüşünmemiştim kadın

di ki bu “kırmızı”? Kanlı

kimliğim üzerine. Yine de

olabilirdi örneğin ya da

çok aşinaydı “Oya”nın doyasak bir elmanın kırğumundaki “kız mı doğmızısı… Hem davetkâr, hem etmesi umut vericiydi. Tabi o du” sessizliği... Hepimiz bilidoğurgandı; kesinlikle kadınsı günlerde devletimiz henüz “en riz, erkek olsaydık daha çok

olmalıydı. Peki neden kirliy- az üç çocuk” talebinde bulun- sevinecek birileri olduğunu

di? Birileri elinde kalan kiri mamıştı. Hamilelik testi yap- hayatımızda.

mi silmişti yoksa habire… İyi de hem kirlerini üzerimize silecekler, hem de bizi “lekeli” mi kılacaklardı! Kendi vicdantıranlar fişlenmediği gibi doğum kontrol ilaçlarına erişim de kısıtlanmıyordu. Kürtaj ise bazı üniversitelerde İngilizce

Henüz bir iş hayatım yoktu. Aslında bir aşk hayatımda yoktu. Bilmezdim büroyu sü-

Kasım 2014

pürdükten sonra ilk iş aşkımı Çoğumuz “çirkin ördek yav- Ve nihayetinde “erkeğim

fakslamayı… Oysa ne çok me- rusu” olmaktan mustariptik. ben, her şeyi bilirim” diyen

sai yapıyorduk kadınlar ola- (Neye ve kime göre?) Güzel kendinden emin bir erkek

rak yüzyıllardan beri… “Ucuz olmazsak masayı tutan demir sesi… Bütün bir “kaset” (daha

iş gücü” olarak sömürülen görevini ifa etmeye mahkûm o zaman “albüm” terimi pek

emeğimiz, eve gelince “beleş edilmiştik toplum tarafından. kullanılır değildi) boyunca

iş gücü”ne dönüşüyordu.

Hem zaten feministsek de ke- duru ve sakin sesiyle sözünü

Su gibiydi yaşamlarımız… Su gibi duru ve erkeklerin kirli elleriyle bulandırılmaya müsait… Suların sırlarına ermek zordu, suların kendi için bile… Zamanla dönüşen kimliğimiz, benliğimiz ve sevgilerimizle

sin çirkindik! Ve fakat bu toplum da ne kadar ikiyüzlüydü ki, çirkin deyip aşağıladığı kadınlar sayesinde ayakta kaldığını itiraf edebiliyordu. Çünkü her zaman her yerde masayı tutacak bir demire ihtiyaç vardı.

söyleyen bir kadının ardında, Vedat Sakman adeta kadınları görmezden gelen o “müthiş” eril özgüven ile dalga geçiyordu… Belki de bu hemcinslerine yapılmış bir özeleştiri davetiydi, kim bilir…

temiz kalacaktık; kadınlığımızı Oysa –basit bir fizik kuralı ola- …ve belki dünyanın bir kötanıdıkça.

rak düşünürsek- masanın her şesinde yine bir kadın sokak

Sessiz çığlıklarımızı peşi- bacağı üzerine düşen görevi ortasında dövülmekte, bir mize takarak gizlice gitmek yaparsa, masa da kendi do- başkası tecavüze uğramakta,

istedik. Bunalmıştık hiç bir ğası içinde ayakta durabilirdi. diğeri aile meclisinden çıkan

şey demeden ne çok şey söy- Ve ne aşağılıktı ki bu toplum, kararla intihara zorlanmakleyen bu mahalle baskısından. güzel olmak zorunda hisset- taydı…

Babamız biraz para verseydi memizi sağlayarak bedenimiözgürlük alırdık, kendimiz çalı- zi sömürmenin kolay yolunu

BANU AKIN KİMDİR?

şıp kazanmak zorunda kaldık. bulmuştu.

“1970’te İstanbul’da doğdum.

Enis Akın, ağabeyim. Şair. Dört

yaşındayken babamı kaybet-

(Tüm eserlerin söz ve bestesi Banu Akın’a aittir) Kırmızı Leke Oya Suların Sırları

Bu Evden Kaçıyorum Aşkımı Fakslarım Yarını Dinle Şaşkın Zaman

tim. Üvey babam var. Ailenin üç kuşak kadını ayrı yaşıyoruz. Anneannem, annem ve ben... Çemberlitaş Kız Lisesi mezunuyum. Müzikle ilgili her şey, 1989’da, İTÜ Devlet Konservatuvarı’na girmemle başladı. İTÜ’deyken Müjdat Gezen’in okulunu kazandım. İTÜ’de kayıt dondurdum. İki

Çirkin Ördek Yavrusu

yıl şan- opera eğitimi aldım.

Yapım : Ada Müzik Müzik Direktörü : Vedat Sakman

Beste ve Sözler : Banu Akın Davul : Volkan Öktem Bas : İsmail Soyberk

Elektrik Gitar : Cihat Akyıldız Vokal & Geri Vokaller : Banu Akın

Akustik Gitar : Cem Yarkın Stüdyo : Ada http://adamusic.com.tr/album/211/137/kirmizi_leke/AnaSayfa (13.08.199 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan röportajından)

Daha sonra derslerim çakışınca İTÜ’ye geri döndüm ve bitirdim. Üniversite yıllarımda ve sonrasında bir takım barlarda, şarkıcıların arkasında, çocuk oyunlarında müzik yaptım. Bir sürü grubum oldu. Bu gruplarla yurtiçinde, yurtdışında konserler verdim. Sonra da kendi solo albümümü yapmak istedim.”

EMO Kadın Bülteni