EMO Kadın Bülteni · Sayı 2 · Aralık 2014

DNA’nın Karanlık Leydisi Rosalind Franklin

Özlem Özmen

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Biyografi ve anma

Yıl
2014
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Kadın ve toplumsal cinsiyet

Anahtar kelimeler

  • Rosalind Franklin
  • DNA yapısı
  • X ışınları kırınımı
  • Nobel Ödülü
  • Watson ve Crick
  • kristalografi

Özet

DNA'nın çift sarmal yapısının keşfinde önemli katkıları olan ancak bilim tarihinde yeterince tanınmayan İngiliz biyofizikçi Rosalind Franklin'in yaşamı ve bilimsel çalışmaları anlatılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Özlem ÖZMEN

Rosalind Elsie Franklin, DNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulunan İngiliz biyofizikçi ve kristalografçısıdır.

Rosalind Elsie Franklin 25 Temmuz 1920'de Londra'da seçkin bir Yahudi ailenin çoçuğu olarak doğdu. O dönemde İngiltere'de bulunan kız okulları için de fizik ve kimya eğitimi veren nadir okullardan birinde çalışkanlığı ve bilgisiyle ön plana çıkıyordu. Rosalind, 15 yaşına geldiğinde gelecekte ne olacağıyla ilgili fikri kesinleşmişti artık: O, bir bilim kadını olmak istiyordu. Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı. Babası, kızının yüksekokula gitmesine karşıydı. Rosalind'in tıpkı ailesinin ve nazilerden kaçan akrabalarının yıllardır yaptığı gibi yardım kuruluşlarında çalışan bir sosyal hizmet uzmanı olmasını istiyordu.

Babasına yaptığı sonu gelmez ısrarlardan sonra Ellis Franklin, kızının Cambridge’de bulunan Newnham Koleji’ne gitmesine izin verdi. Böylece 1938 yılında Rosalind, adını bütün dünyaya duyurmasını sağlayacak buluşlara imza attığı akademik hayatına başlamış oldu. Burada fiziksel kimya öğrenimini tamamladıktan sonra 1941'de mezun oldu. Okuldan mezun olduğunda iş yaşamı onu bekliyordu. Ulusal Hizmet Harekatı'na yardım amacıyla İngiliz Kömür Değerlendirme Araştırma Birliği'nde (BCURA) işe başladı. Bu dönemde, yönetimini nazilerden kaçan mültecilerin oluşturduğu BCURA'da Rosalind, Yahudi olmanın zorluklarıyla bir kez daha karşılaştı; kaçakların ve mültecilerin anılarına ve sıkıntılarına ortak oldu. Burada kömür gözenekleri ve kömürün soğurma yapısı üzerine yaptığı çalışma 1945 yılında Cambridge Üniversitesi’nden doktora unvanını almasını sağladı.

Avrupa'da II. Dünya Savaşı sona ermiş, yıkım dolu günlerin ardından bilimsel çalışmalar yeniden hız kazanmaya

Kasım 2014

başlamıştı. Rosalind Franklin, Rosalind Franklin'in konumu başlattığı için bu ödüle dahil

Cambridge'te geçirdiği yılla- erkek meslektaşlarının yanın- edildi. Nobel konuşmalarınrın ardından geldiği Fransa'da, da sönük kalmıştı. O dönemde da Watson ve Crick, Rosalind

çok üretken üç yıl geçirdi. bilim kadınlarının çok fazla ön Franklin’den bahsetmezken,

1947-1950 yılları arasında plana çıkmaması önemli ölçü- Wilkins, Franklin’e teşekkür

Paris'te Jacques Mering ile de erkeklerin kadınlara önyar- etti. Franklin ölmüş olmabirlikte Devlet Kimya Hizmet- gıyla bakmasından kaynakla- saydı, Wilkins yerine Nobel

leri Merkez Laboratuvarı'nda nıyordu.

ödülüne dahil edilebileceği

X ışınları kırınımı yöntemi üzerinde çalıştı. Bu yöntemle, bir maddenin atomlarına X ışınları kullanarak bakıldığında atomların kristal yapısı görülebiliyordu. Bu çalışmaların etkisiyle, ısıtılan karbonlarda grafit oluşumundan kaynaklanan yapısal değişiklikleri araştırarak kok kömürü sanayii ve atom teknolojisi açısından değerli bulgular elde etti.

Rosalind, 1953 şubatında araştırmalarını tamamladı ve Birkbeck Koleji’ne transfer olma kararı aldı. Hemen ardından MRC Biyofizik Ünitesi, Rosalind'in çalışmalarını da içeren pek çok DNA araştırma raporunu Francis Crick'e vermeyi uygun buldu. 28 Şubat 1953'te Francis Crick ve James Watson yaşamın sırrını keşfettiklerini açıkladılar

düşünülse de Franklin’in ismi hep ikinci planda bırakıldı. DNA’nın ikili sarmal yapısı hakkında Rosalind’in katkılarının görmezden gelinmesi halen tartışılmaktadır.

Watson, 1968'de İkili Sarmal kitabında DNA araştırmaları sürecinde yaşanan günlük olaylardan ve Rosalind'den de bahseder. Kitabında Rosalind’i "araştırma bilgilerini-sonuç-

Fransız kültüründen bir ve aynı yılın Nisan ayında larını paylaşmayan, kıskanç

hayli etkilenmiş olan Rosa- DNA'nın çift sarmal yapısı- ve korkunç" biri olarak tasvir lind, eşitlikçi bir ilke benimse- nı açıklayan araştırmalarını eder. Oysa ki aynı kitabın sonyen Fransız kültürünü muha- kamuoyuna duyurdular. Ne söz kısmında James Watson,

fazakar ve emperyalist İngiliz yazık ki bu keşiflerini yapma- Rosalind Franklin hakkında

kültürüne tercih ediyordu. Buradan hiç ayrılmayı düşünmelarını mümkün kılan Rosalind Franklin’e ve O’nun çektiği

aynen şu şekilde bahsetmektedir :

mesine rağmen ailesinin ve fotoğraflara atıfta bulunma “ …İkimizde Rosy‘nin kişisel

özellikle Dorothy Hodgkin’in ihtiyacı duymadılar. Makale- dürüstlüğünü ve soyluluğunu

yoğun ısrarı üzerine 1951’de lerinde sadece dipnot olarak kabul ediyor ve akıllı bir katekrar İngiltere’ye geri dön- “Franklin ve Wilkins’in yayın- dının, kadınları ciddi düşünce

dü. Londra'da Kings Koleji’ne lanmayan katkılarından gelen işlerinin dışında bir eğlence

bağlı laboratuvarlarda John genel bilginin teşvikiyle” şek- aracı olarak gören bir bilim

Randall'la birlikte çalışma- linde bir ifadeye yer verdiler. dünyasına kabul edilebilmek

ya başladı. Burada, ileride Nobel Ödülü alacak Maurice Wilkins ile tanıştı. John Randall, Franklin'e DNA üzerinde çalışmasını söylemişti. Genç bilim kadını, burada Fransa'da öğrendiği X ışınları kırınım yöntemini kullanarak DNA'nın yoğunluğunu, sarmal biçimini ve başka önemli özelliklerini saptadı. 1951'den 1953'e dek süren çalışmaları sırasında

1956 yılının yaz aylarında Rosalind Franklin kanser olduğunu öğrendi. İki yıldan kısa bir sürede 16 Nisan 1958'de henüz 37 yaşındayken yaşama gözlerini yumdu. Rosalind Franklin’in ölümünden 4 yıl sonra Watson ve Crick, DNA’nın yapısını çözdükleri için 1962’te Fizyoloji ve Tıp Nobel ödülünü aldılar. Wilkins ise DNA kırınım çalışmalarını

için verdiği mücadeleleri yıllar sonra da olsa kavrayabiliyorduk. Rosalind’in örnek cesareti ve sağlamlılığı, kurtuluşu olmayacak derecede hasta olduğunu bildiği halde şikayet etmeyip ölümünden birkaç hafta öncesine kadar olağanüstü çalışmasını sürdürmesiyle hepimizi duygulandırdı.”(İkili Sarmal-James D.Watson / TÜBİTAK Yayınları )

EMO Kadın Bülteni