EMO Kadın Bülteni · Sayı 2 · Aralık 2014
Kadının Tadı Yok
Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2014
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- ataerkillik
- anaerkil sistem
- toplumsal cinsiyet rolleri
- Perçinci Rosie
- Engels
- kadın emeği
Özet
Yazar, mizahi ve deneme tadında bir dille anaerkil ve ataerkil sistemlerin tarihsel kökenlerini, kadına toplumsal olarak dayatılan rolleri ve medyada/reklamlarda pekiştirilen cinsiyet kalıplarını tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
KADININ (T)ADI YOK
Eylem ÖLMEZOĞLU POYRAZ
Bu yazıya “herşey ne kadar da sıkıcı” makro analizimle başlamazsam olmaz. Haberlerden, siyasetçilerden, televizyondan gına geldi. Beleşe Truman Show’ da oynuyorum ama parayı Jim Carrey götürüyor gibi hissediyorum. Şu siyasetçi ne demiş, burada ne yazmış, gündemde ne varmış, sinemaya ne gelmiş diye merakla beklemeyi bıraktım. Bizi kim kuruyor, kim oynatıyor, neler olup bitiyor diye anlamadan ömrümün yarısının geçtiğine mi yanayım, ya ömrümü tamamladıysam diye mi hayıflanayım bilemedim.
Oysa biz eskiden, misal üniversitedeyken, güzel müzik dinlerdik, az yerdik, parasız çok güzel gezerdik, çok konuşur, çok gülerdik. Sonra mezun olduk, işlere girdik çıktık, bize bir haller oldu. Hevesimiz gitti,
renkler gitti, çoşkumuz heyecanımız kayboldu. Kurulmuş bir sistem var, dahil olduydun olmadıydın derken bütün tadımız kaçtı. Ya devir bozuldu ya da bizi bişeyler bozdu. Aslında bu “devir bozuldu” işi Orhun Yazıtlarında bile var. Orta Asya’ dan baksan 1300 yıllık distörşın ama ben bozulma işinin neolitik dönemde başladığını düşünüyorum. Düzen o zaman bozuldu da biz biraz
geç fark ettik. Ezcümle, biz er- Yıllar yılları kovaladı, gel o sırada kadın kahramanız
keklere bu oyunu vermeyecek- zaman git zaman bizim ho- ortaya çıktı ve ilk atasözünü
tik arkadaş, anaerkil bacıerkil moerectus evrile çevrile oldu söyledi “sakla samanı gelir
hayata devam edecektik.
mu sana homoneandertal, o zamanı”. Olaya el atan ka-
Düzen bozulmasa ne olurdu bulabilir miyiz? Takdir edersiniz ki 2,5 milyon yılın
da kesmedi serpilip beyin attı derken hoop homosapien oluverdi. Sayılı yüz yıl çabuk gedın toplayıp sakladıklarıyla açların karınlarını doyurdu. “Mum kalmak” deyimini ilk
hesabını sormaya kalkışıyo- çermiş, geldik mezolitik döne- kez kullanan homosapienoğrum, zorlanırsam defansa me. Artık devir değişti, e tabi lu, ekonomik güce ulaşan kagelin. Öncelikle çağlara bakı- homosapien de değişti. Sene dına toplum içinde saygın bir
caz ki bu çağ işleri
yer verdi. Kadınlar
çok karışık; bunun
söz söyleme hakkı,
paleolitiği var, mekarar verme hakkı
zolitiği var, neolitiği
gibi pek çok şey
var, eskisi, ortası, yenisi, var da var. Ben en az paleolitik
kazandı. İşin aslı, bir kere kadın doğurgandı ve bu yadönemi seviyorum.
pısıyla toplulukta
Aksi gibi en uzun da
önemli yeri vardı.
bu sürüyor, M.Ö. 2
Erkek her zaman et
milyon yılında bir
getiremiyordu, ka-
başlıyor M.Ö. 12 bin yılına kadar.
dın topladıklarıyla ve biriktirdikleriy-
Onca yıl taş yontle açlık sorununu
makla geçer mi?
çözüyordu.
Bu homoerectus
Ay resmen anaresmen tembelliğin
erkillik! Hastasıyım
dibi, düşünün ki hıbu dönemin. O da
zını yüzde 0,1 bile
ne, yoksa Tanrıça
artırsaydı şimdi
mı oluyoruz deparalel evrende 2
meye kalmadan
bin yıl sonrasınday-
Engels lafa girer;
dık. Ama sorsan o
“kadının tanrıçalıda haklı, ömrü 20-
ğı onun toplumda-
25 yıl, bir şey icat
ki yeri ile ilgilidir,
etse; icat ettiğini
toplumdaki yeri ise
fark edene kadar tahtalı köyü boylayacak, ki tahtalı köy daha icat edilmedi. Dil de bilmiyorlar, konuşabilselerdi acaba kadın erkeğe “sen bugün ava git, ben de bir
olmuş M.Ö. 12 binle 6bin arası, neredeyse barbar olacağız eli kulağında. Yeryüzü ısındı, iklim yumuşadı, tabiri caizse ilk karpuz kabuğu denize
ekonomide üstlendiği rolle ilgili”. Kalpsiz Engels işi hep maddiyata döküyor, bozuluyorum. Ankara’da Medeniyetler Müzesi’nde gezerken çağlar ve dönemler arasındaki
ortalığı toplıyayım” mı derdi? düştü. Ormanlar oluştu, tabi geçişi çok iyi fark edebiliyor
Yok artık, bana avcı & toplayıcı doğum kontrolü yok, nüfus insan, birden Tanrıça heykelletoplum böyle ortaya çıktı de- artıyor, avcılık yetersiz kaldı, ri meydana çıkmaya başlıyor.
dirtemezsiniz, kimse sabrımızı çocuklar kulübelerde açlıktan Sevilesi bir çağ, gitsen gidilir,
sınamasın!
inim inim inliyorlardı... ki tam kalsan kalınır. Hem daha özel
mülkiyette yok, herkes uzun Başka bir dünya tahayyülü, başka olmayacaktır. Belki de
evlerde yuvarlanıp gidiyor ko- “başka” nın neler olabilece- bu yüzden bir çoğumuz için
mün komün. Yok ben illa ayrı eve çıkacam diyeni klandakiler dövüyor falan. Bu uzun evlerden Çatalhöyük’ te var, fırsatı olanlar gidip görmeli.
ğine dair ne kadar alternatif üretebileceğimizle ilgilidir. Bu alternatifleri üretebilmemizde; zihnimizle, düşünce
en kolayı “evrende kusursuz bir denge var” sözüne sırtımızı yaslamak. Peki ya evren kusurluysa? Kusursuz fizik, kusursuz araba, kusursuz
Anaerkil sistem sürüp gitseydi ne olurdu diye düşünürken sanki hepimiz İskitli Amozon kadınları olarak at üstünde gezermişiz gibi bir şey canlanıyor zihnimde. O kadar yol at üstünde gelinir mi, elbet bulurduk bir araç diyorum ama nasıl bir şey olurdu bilemiyorum. İnsan somut bir dünya varken “bu dünya alt üst olsa nasıl olurdu” diye canlandırmakta zorlanıyor. Ben değil NASA bile canlandıramamış ki 1977 yılında uzaya gönderilen Voyager 1’ in üzerine ‘olur da bir uzaylıyla karşılaşırsak’ diye kadın ve erkek resmi çizmişler. Bu aslında insan evladının kendisini bir uzaylıya anlatırken ilk aklına gelenin
hayat, kusursuz erkek ve kusursuz kadın tariflerimiz hep bizim kusurlu bakış açımızın mahsulüyse?
Gelelim asıl meselemize; anaerkil
sistem kalsaydı ya da
ataerkil sistem hiç
olmasaydı diye hayal
etmeye çalışıyoruz.
İçinde bulunduğumuz dünya şartlarında başka bir dünyayı
nasıl hayal edebiliriz;
evler, okullar olur
muydu; yöneticiler, ordular, ülkeler, sınırlar,
meslekler, diller nasıl
olurdu soruları oldukça kazık sorular, kabul
ediyorum. Cevap için
yapabileceğimiz anca
kadın olan yere erkek, erkek olan yere
kadın oturtmak olur.
Böyle bir hayalin olası simülasyonu bile
bu kabule dayanır.
Gerçekteyse kusurne olduğunu gösteren
suz algımızı, denge
acıklı bir hikaye bensandıklarımızı, doğru
ce, uzaylıların cinsiyet
bildiklerimizi ters yüz
kavramı olduğunu nerden biliyoruz ki. Kosmozu kendi dünyamızın kalıplarında görme alışkanlığımız en yaşekil ve yöntemlerimizle ilgili. Eğer hayal kurmanın ve yaratıcılığın kısa zamanda
etmemiz gerekir. Oysa ki bu imgeleri çağlar boyunca birbirimize aktardık, benzer yaşamları zihnimize kazıdık,
ratıcı bilim kurgu filmlerinde törpülendiği bir dünyaday- yeri geldi geçmiş gelenekleri
bile temel klişe.
sak, bu “başka”larımız hiç de sürdürmemizle övündük. Ar-
tık kabul edelim, doğa/doğal iyi bir margarinle yaptığı leziz sever, kahraman kadınlardan
diye algıladığımız herşey bize pilavı da bir kadın getiriyor. endüstriyel üretime katılarak
öğretilen bakış açımızın yan- Ama son model arabaları hep erkeklerin rollerini üstlenmesıması, “kadının doğası”, “er- erkekler kullanıyor. Her türlü sini istemiştir, fakat yalnızca
keğin doğası” gibi kabullerde ev işi, temizlik, mutfak eşyası, savaş bitene kadar. Toplumsal
koca koca yalanlar.
beyaz eşya, mobilya, yiyecek rollerin ekonomik oluşumlarla
Yeryüzünün pek çok yerinde kadınlar, töreler ve yasalar arasında kendisine dayatılan
ürünü “kadının görevi bunlardır” algısı üzerinden reklam ediliyor.
içli dışlı olduğunu bilmeliyiz.
Velhasıl kelam sadece Türkiye’de değil dünyanın
rollere sıkışmış durumda. Ka- Ataerkillik ve kapitalizm pek çok yerinde mitler, töredına verilen roller çeşit çeşit. iki ayrı sistemse de ikisi de ler, yasalar, roller arasında
En temel rol analık rolü, öy- kendi bekaları için birbirinin kadın olmak ve kendini bullesine kutsanmış ki çocuğu olanaklarını bol bol kullanıyor. mak zor iş. Birleşmiş Milletler’
olmayan kadın eksik kadın
in düzenlediği Dünya Kadın
kabulünde. Ataerkil sistem
Konferanslarından birinin
olmasa ne olurduyu bilmek
notlarında okuduğum Afrikalı
belki zor ama en azından “ne olmazdı” yı görmek de önem-
Kadının iki seçeneği vardır. Ya kocasını uyandıracak ve uyandırdığı
bir kadının anlattığı hikayeyi paylaşmak istiyorum.
li. Ahlak algımızı bile kadın bedeni üzerinden tarifliyoruz. Aksi bir sistemde yaşasaydık
için dayak yiyecektir ya da uyandırmayacak ve sabah niye
“Bizim
buralarda
(Kenya’da) erkek eve geç ve
sarhoş gelir. Gelir gelmez
yasalar, kurallar, kabuller er- uyandırmadın diye dayak yiyecektir. karısına açım der. Karısı
kek egemen olmazdı. Televiz-
Dolayısıyla kadın dayak yer.
çoktan hazırlamış olduğu
yon olur muydu bilmiyorum
yemeği erkeğe getirir. Erkek
ama televizyon programları
yemeğe bakar ve “benim caböyle olmazdı. Devasa bir
nım tavuk yüreği istiyor” der.
medya var ve içindeki her
Kadın yapmazsa dayak yer.
zerreyi kadın erkek ilişkileri Perçinci Rosie vakası bu du- Bu yüzden kadın gece yarısı
tanımlıyor. Reklamları, dizi- ruma çok yerinde bir örnek. bahçeye çıkar, tavuğu yakalar,
leri, haber sunumlarını, köşe II.Dünya Savaşı sırasında er- keser, temizler, yüreği çıkarır,
yazılarını, gazete eklerini, gör- kek işgücünün savaşa katıl- pişirir ve erkeğe getirir. Erkek
selleri, kullanılan renkleri bile. dığı ve endüstriyel üretimin çoktan uyumuştur. Kadının iki
Törelerin ve geleneklerin tanımladığı cinsiyet rollerinden ayrı bir de koca bir sistemin kendi ürettiği tanımlar var. En basit olayların bile toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden kurgulandığı bu dünyada, kurgunun her safhası kadının aleyhine işletiliyor. Herşeyden önce bizzat tanık olduğumuz sistemli bir “beleş iş gücü” empozesi var. Hangi reklamda
bunalıma girdiği bir dönemde, ataerkil sistemin kadınların erkek işlerini yapamayacağı görüşüne karşın, kadınları işgücüne çekmek için ABD’ de bir model yaratılır: Perçinci Rosie. Kampanyanın başarılı olabilmesi için hepimizin bildiği o posterle birlikte bir de şarkı bestelenir ki sözleri olanı biteni çok net açıklar. Aynı anda İngiltere’de “İngiltere’nin
seçeneği vardır. Ya kocasını uyandıracak ve uyandırdığı için dayak yiyecektir ya da uyandırmayacak ve sabah niye uyandırmadın diye dayak yiyecektir. Dolayısıyla kadın dayak yer. Kimi gecelerse erkek eve gelir gelmez sızar ve ertesi sabah “dün gece istememişte olsam bana niye tavuk yüreği hazırlamadın” der. Kadın yine dayak yer.”
dağ gibi bulaşığı yıkayan bir kadınları fabrikaları gelin” Evet, dayak yemek için başerkek gördük, kirli çamaşırlar afişleri heryeri kaplar. Kapita- ka olasılık kalmadığına göre
hep kadınların sorunu, sofraya lizm savaş bitene kadar vatan- galiba yazı bitti...