EMO Kadın Bülteni · Sayı 2 · Aralık 2014

Kadın ve Doğa

EMO Kadın Komisyonu

Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme

Yıl
2014
Sayfa
3
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Çevre ve iklim, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • kadın ve doğa
  • ataerkillik
  • ekofeminizm
  • tohum ıslahı
  • gıda egemenliği
  • HES karşıtlığı

Özet

EMO Kadın Komisyonu, tarih boyunca kadın-doğa ilişkisini ataerkil ve kapitalist sistemin doğa ve kadın emeği üzerindeki tahakkümü çerçevesinde ele alıyor; kadınların tohum, tarım ve çevre koruma pratiklerindeki rolüne dikkat çekiyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

KADIN VE DOĞA

EMO Kadın Komisyonu

Günümüzün özel mülkiyete İlk insanlar doğada hazır Başlarda erkek, sınırlı oranda

dayalı sınıflı toplumunda, sos- bulunan besinleri tüketti. bu etkinliklere katıldı, o daha yal ve ekonomik alanın örgüt- Neolitik döneme kadar erkek çok av peşinde koşuyordu.

lenişi, kuralların koyulma şek- çevredeki otçul hayvanların

li, var olan kuralların işletilişi avcısı, kadın ise mevcut bitki,

ataerkil sistem algılarına gö- yumurta, mantar ve yumuşakredir. Kapitalizm ve ataerkillik çaların toplayıcısıydı. Topluluikili sarmalı, insanın doğa ile ğun yiyeceğini tabiatta arayan

olan organik bağını tamamen kadın, onun büyük bir takipçisi

göz ardı etmiştir. Doğanın bir oldu, gözlem yaptı. Topladıkparçası olan insanın, ona hük- larının hangisinin yenilir olmeden bir sahipe dönüşmesi, insan-doğa ilişkisini negatif bir niteliğe büründürmüştür.

duğunu, hangisinin zehirli olduğunu anladı. Kimisini tedavi amaçlı kullandı. Kimisini zehirlerinden

“Uygar Adam der ki: Ben Benim, Ben Efendiyim, geri kalan her şey öteki – dışarıda, altta, altımda, itaatkar. Ben sahip olurum, ben kullanırım, ben araştırırım, ben sömürürüm, ben denetlerim. önemli olan benim yaptığımdır. isteklerim maddenin var olma sebebidir. Ben benim, geri kalanıysa uygun gördüğüm şekilde kullanılacak kadınlar ve vahşi doğa.” Ursula K. Le Guin

arındırmayı bildi. Belki de farkında olmadan ekosistemin doğal bir parçası oldu, doğayla bütünleşti, tarımsal etkinlikleri başlattı.

Ancak Geç Neolitik başında erkek de tarımsal çabalarını artırmaya başladı, av esnasında kullandığı taş aletler ve edindiği fiziksel özellikler, onun tarımsal üretimde daha etkin olmasını sağladı. Önceleri topluluk üyelerine eşit dağıtılan üretim fazlası, sonraları onu üretenin (yani erkeğin) elinde kalır oldu. Toplulukta eşitlik ve hakça paylaşım bozuldu. Erkek egemen sistemin tohumları da bu zamanda atıldı.

“Sınıflı sistem ve özel mülkiyet düzeni insanın doğasına, dolayısıyla bizatihi doğanın kendisine bir tecavüzdür”

Joel Kovel

Kadın, erkeğin hakimiyeti Tarımsal iş bölümünde bitki Şu an şehirlerde yaşıyor

altında dar bir alana hapsol- toplama ve saklama işinin olsak da bir çoğumuz kırsal

du. Bu dar alanda geçen 5 bin yıllık sürede her zaman doğa ile pozitif ilişkiler içindeydi. Kendi bedeni ile doğa arasında bir özdeşlik kurulmuştu. Tıpkı kadın gibi, doğa da anaydı, toprak da.

kadınlar tarafından yapılması tıpkı avcı-toplayıcı toplumdaki kadının rolüne benziyor. Tohumları kadınlar saklıyor, ilaçlama yöntemlerini de kadınlar daha iyi biliyor.

kökenliyiz. Ziyaret için gittiğimiz köyümüzde, babaannemiz/anneannemiz mutlaka toprakla uğraşıyordur ve onların sürekli bir işi vardır. Yaşamlarını sürdürebilmeleri için her daim ça-

Tabi bu özdeşliğin

lışmaları gerekir.

iki taraf açısından

Toprak hayatlarıda dezavantajları

dır. Ya yağmuru

oldu. Mesela birbeklerler ya güçok kalıplaşmış

neşi, ya hasatta

eril hükümler hep

sevinirler ya dolu

“doğanın yasası”

yağarsa diye endikılığına büründüşelenirler. Ayın evrüldü. Yine erkeğin

relerinin yaşamkadın bedeni üzelarını etkilediğine

rindeki hakimiyeti

tanık oluruz, misal

kendini doğa üzerinde de hissettir-

“ayın yenisinde

(yeniayda) ekim

di. Kısacası ikisi de

yapılmaz” derler,

aynı kaderi paylaş-

“şu zamanda ürün

tı.

toplanırsa böcek-

“Ekolojik kriz, doğal ve dişil olan her şeyden nefret eden ‘beyaz, batılı ve eril’ felsefi, teknolojik ve ölüm üreticisi sistemlerle bağlantılıdır”

lenir” derler. Onların doğa ile aralarında başka bir iletişim vardır ve kadınların hayatları doğa ile kurdukları ilişkilere bağlıdır. Evin gıda güvenliği onlardan sorulur,

Fatmagül BERKTAY

“Bir başka gerçek de; kadın- sandıklarında taşıdıkları to-

Bugün ülkemizde ve geliş- lar, tohumu keşfeden, biteviye humlarla biyolojik çeşitliliğin mekte olan ülkelerde kadın- ıslahını sürdüren, her geçen za- sürmesini sağlarlar.

larının çoğunun hala toprakla manda veriminin artmasını ba- Bu yüzden çevre sorunlabağları sürüyor. Bitki zincirinin şaranlardır. Tohum keşfinden rından ilk önce onlar etkilenirher aşamasında kadın var. Yani bu yana insanlığa emanet. En ler. Tehlikeyi ilk onlar görürler,

kadınlar ekiyor, yetiştiriyor, çok da kadınlara.”

sonunda ucu hepimize dokutopluyor, pişiriyor, tohumluk çıkarıyor ve yeniden ekiyor.

Abdullah AYSU

nacak olan felaketlerin farkına daha çabuk varırlar. Tarımsal

Kasım 2014

ve hayvansal faaliyetlerin, çevre olaylarından doğrudan etkileneceklerinin bilincindedirler. Köylerine HES mi yapılıyor, sularına sahip çıkarlar. Ağaçları mı kesilecek, kendilerini ağaçlar zincirlerler, iş makinalarının önüne yatarlar.

Eril güç her daim kazanmak isterken, örneğin nükleeri

paraya dönüştürmenin hesabını yaparken, ya da atıklarını doğaya atarak kurtulmayı

beklerken doğanın sesini hiç

dinlemez. Kadına uyguladığı

şiddetin bir benzerini doğaya

uygular. Çünkü ikisinin de hakimidir. İkisi de aynı ataerkil

endüstriyel kapitalist kültür

tarafından tahakküm altındadır. Tüm doğal kaynakların

kullanım hakkı devletin, büyük

tekellerin ve ulus ötesi şirketlerin elindedir. Kapitalist sistem, ekonomik kalkınmasını

doğanın ve kadın emeğinin sömürülmesi ile sağlamaktadır.

“Tarih boyunca gıda ve tarımla ilgili bilginin yaratıcısı olan, en fakir dünya ülkelerinde hala gıdanın yüzde 80 ini üreten ve bugün biyoçeşitliliğin ve tarımsal tohumların asıl koruyucuları olan kadınlar, neoliberal ve cinsiyetçi politikalardan etkilenmektedir.”

Kadınların Gıda Egemenliği Deklarasyonu

Her zaman ekosistemin bir parçası olduğunun farkında olan kadınlar özgürleştikçe bu yazgıyı değiştirecekler. Çevre ile uyumlu bir yaşamın örülebilmesi kadınların sosyal hayata katılmalarıyla mümkün olacak. Boşuna demiyoruz; Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa!