Elektrik Mühendisliği · Sayı 35-36 · Kasım-Aralık 1959
T.E.K. KANUNU VE TÜRKİYE'NİN MÜSTAKBEL ENERJİ POLİTİKASI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1959
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- T.E.K. Kanunu
- Türkiye Elektrik Kurumu
- enerji politikası
- belediye santralleri
- DSİ
- sermaye entansitesi
Özet
Yazar, Türkiye'de elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtımının tek elde toplanması gerekliliğini tartışarak T.E.K. Kanunu tasarısının hazırlanış sürecini, belediyelerin ve DSİ'nin itirazlarını ve tasarının Meclis'ten geri alınma nedenlerini değerlendiriyor. Ayrıca elektrik sektöründeki yatırımların sermaye entansitesi açısından diğer sektörlerle karşılaştırmasını yaparak merkezi bir enerji politikasının önemini vurguluyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
tatistık tutma faaliyetlerini yüklenmeği düşünmüştür. Oysaki bu görevler 2819 sayılı kanunla E İ. E. İdaresine verilmiş işlerdir.
Sana}'i Vekâleti kanununun enerji işlen ile ilgili diğer hükümleri şöyledir:
Madde 3 — G - 1 . Enerji İstihsali için devlet, vilâyet ve belediyelerce verilecek imtiyaz ve müsaadelere ait mukavelename ve şartname tiplerini mevzuat ve ihtiyaçlara uygun bir şekilde ihzar ve tasdik ile kurumların tatbikatını murakabe eder.
2. Devlet, vilâyet veya (su kuvvetlerinden) istihsal olunan enerjiden maadası için belediyeler tarafından verilen imtiyaz ruhsat veya müsaadenamelere dayanarak hakiki veya hükmi şahıslar tarafından vücude getirilen veyahut devlet, vilâyet ve belediyelerce doğrudan doğruya yapılan enerji tesis ve işletmelerinin :
a) Fenm, iktisadî ve idarî esas ve nizamlara, memleketin ve tesis mahallinin ihtiyaç ve menfaatlerine uygun olarak yapılmalarını ve işletilmelerini murakabe, b) Tarife esaslarını tesbitve tasdik ile tatbikatını murakabe, c) Umumi şebekelere bağlı dahili tesisleri yapanların ehliyetlerini tâyin ve murakabe eder,
3 Devlet ve vilâyetlere ait arazı,
yollar ve sulardan istifade ve bunları işgal suretiyle vücuda getirilecek enerji tesislerine ait plânlan tasdik ve inşalarını mürabake eder.
Böylece elektrik işleri ile ilgili müesseselerin kısmen de olsa bir Vekâlet bünyesinde toplanması mümkün olmuştur Ancak her yeni kurulan teşekküle elektrikle ilgilenmek salâhiyetinin verilmesi geleneği bozulmamıştır. Meselâ 1968 de kurulan imar ve tskân Vekâleti'ne şu salâhiyet verilmiştir (10) :
Madde 9 — J) Şehir ve kasabalarda İmar ile ilgili içme suyu, lâğım tesisleri, yol, elektrik vesaııe gibi âmme hizmetlerine müteallik işlerin alâkalı idarelerin talebi üzerine projelerini yapmak, yaptırmak ve bunların salahiyetli mercilere tasdikini veya tekemmülünü sağlamak ve projelere göre tatbikata geçilmesini temin etmek veya bu hususlarda gerekli yardımlarda bulunmak. Gene bu kanunla İller Bankası, İmar ve İskân bağlanmış olup İller Bankasının iş programının bu Vekâlet tarafından tasdik edildikten sonra yürürlüğe gireceği hükmü konulmuştur (7116 sayılı kanun Madde 17) Yukarıda sıralanan hükümlere göre ve bilhassa mevcut tatbikat nazarı ıtibare alınarak elektrikle ilgili işlerin hangi müessese ler tarafından ele alındığı 127. sayfada verilmiştir. Tabloda işlerin hangi safhasının hangi müesseselerce yapıldığı ve bu arada bazı önemli vazifelerin ifasına imkân kalmadığı görülmektedir
T.E.K. Kanunu ve Türkiyenin Müstakbel Enerji Politikası
Son beş altı senedir memleketimizde muhtelif ellerde bulunan elektrik enerjisi istihsal ve tevzi işinin bir elde toplanıp toplanmaması, münakaşa konusudur. Memleketimizde hakim olan ekonomik • tutum bakımından böyle bir münakaşanın uzayıp gitmesinin sebebini anlamak doğrusu pek güçtür. Her ekonomik tutumun bir icabı vardır.
Mehmet ERDEMIR y; Müh
Meselâ liberal bir ekonomide ayni sektöre ait muhtelif istihsal müesseselerinin bir elde toplanması veya birleşmeleri aızu edilmez. Çünkü bu takdirde liberal ekonominin ana kaidelerinden bin yanı rekabet- zedelenir Bu sebeple bu gibi müesseselerin birleşmesini enlemek dahi gerekir. Netekim A. B. D. de ve Avrupada bu maksatla «antitrost ve anti (10) imar Ve' iskân Vekâleti Kuruluş ve Vazifeleri hakkında Kanun,- No 7116 Neşir tarihi 14 Mayıs ':1958~
E M M 35-30
kartel» kanunları çıkarılmıştır. Bizim Ticaret kanunumuzda da bu kanunlara benzer maddeler mevcuttur. Buna mukabil liberal ekonomilerde bile bazı sektörler vardır ki bunların tek elde toplanması ve devletleştirilmesi bir asırdan' beri artık zaruri sayılmaktadır. Bunlar arasında Demir Yolları ile PTT idarelerini sayabiliriz. Bu zaruret nereden doğmaktadır ? Uzun izahlara girışmeksizın ifade edersek, Demir yolu ile PTT gibi işler, şirketler eluıdebulunursa bunlar, sadece kârlı yerlerde işletmeler tesis edip kâr getırmiyen yerleri ihmal ederler ve böylece bir kısım vatandaş, bu gibi medeni ihtiyaçlarını temin edemez. Binaenaleyh bunların bir elde ve tercihan devlet elinde toplanması en doğru yol demektir Nitekim daha geçen asrın sonlarına doğru, koyu liberal olan Avrupa devletleri, bahse konu hizmetleri devletleştırmişleT ve bir elde toplamışlardır. Böylece kâr, birinci derecede bir gaye olmaktan çıkmakla beraber, zararlı işletmelerin zararları, kârlı işletmelerin kârları ile karşılandığından ekonomik bir muvazene hasıl olmuş ve bınnetice rantabel olmayan yerlere demar yolu hattı çekmek veya PTT hizmetleri götürmek mümkün olmuştur. Elektrik enerjisi ihtiyacı da yavaş yavaş zaruri ve mühim ihtiyaçlardan sayılmıya başlanmış ve bilhassa İkinci Dünya Harbinden sonra, sermaye terakümündeki güçlüklerin de tesiriyle, liberal memleketlerden bazılarında da devletleştirilip tek elde toplanmıştır. Liberal ekonominin hakim olduğu memleketlerde hususî sermaye sahiplerine ait elektrik tesisleri devletleştirilip bir elde toplanırken memleketimizde devletin ve belediyelerin elinde bulunan bu işlerin bir elde toplanamamasına biz hayret' etmekteyiz Hususî sermaye sahiplerinin tesislerinin ellerinden alınmasına karşı koymaları beşeri bir zaaf olarak anlaşılır ise de sermayesi millete ait olan tesislerin bir elde toplanmasına karşı konmasını anlamak cidden pek güçtür.
Elektrik enerjisi tesislerinin bir elde toplanması, bir başka bakımdan da önemlidir.' Bilindiği gibi memleketimiz, Batı dünyasının ancak İkinci Dünya Harbinden sonra fark ettiği geri kalmış bir çok memleketlerden bindir ve bu bakımdan düşük olan hayât seviyesini yükseltmek için fazla miktarda yatırım yapmıya mecburdur Ancak diğer geri kalmış memleketlerde olduğu gibi yatırım sermayesi pek mahdut olan memleketıT mizin, her kuruşunu yerine masruf olarak yatırması lâzımdır, öte yandan elektrik enerjisi sektörü, «sermaye entansitesî» çok yüksek olan bir sektördür. Burada sermaye' entarisitesınden, 'bir tesise yatırılan sermaye-
E M" M 35 -
nin ciro müddetini kasdedıyorum. Meselâ ileri memleketlerde bu konu ile ilgili durum şöyledir. İmalât sanayii sektörüne yatırılan her bir lira, ortalama olarak bir sene de, elektrik enerjisi sektörüne yatırılan her bir lira ısc ortalama dört senede ciro edilmektedir. Memleketimizin bu bakımdan durumunu tespit için Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının bir neşriyatından istifade ederek şu neticelere varıyoruz : Mezkûr neşriyattan, bu Bankanın kredi verdiği imalât sanayii sektörüne 30/9/1959 tarihine kadar 812.000 000.— TL yatırım (müteşebbislerin öz kaynaklarından yapılan yatırımlar bu meblâğa dahildir.) yapıldığı ve bu müesseselerin senelik satış (ciro) yekûnunun 1.100.000.000,—TL. olduğu anlaşılmaktadır, buna göre bizde imalât sanayii sektörünün' sermaye entansitesi nispeti, 812 000.000/1.100.000.000 = 0,74 tür. Bu değer, ilen memleketler ortalamasından daha müsaittir Maamafıh bahse konu tesislerin bir çokları, 1$ = 2.80 TL. hesabiyle kıymetlendirildiklerinden, satışlar ise bugünkü fiyat seviyesine göre hesaplandıklarından yatırılan sermaye, hakikatte daha fazla bir değer taşımaktadır. Bu husus göz önünde bulundurulduğu takdirde bizdeki ortalama entansite nispetinin de ileri memleketler civannda olduğu anlaşılır. Elektrik enerjisi sektörüne gelince, 1959 senesi içinde T. B. M. M. nde müzakere edilen T. E K. kanununun esbabı mucibe lâyihasında elektrik sektörüne son 7-8 sene içinde 2 milyar TL. civannda bir yatmm yapıldığı belirtilmektedir. Bu müddet zarfında enerji artışı da 2 milyar kWh a yakın olmuştur. Buna göre bir kWh enerji- istihsali için yuvarlak bir hesapla bir lira yatınm yapılmıştır. kWh satış bedelini ortalama olarak 10 kuruş kabul edersek bir liralık yatmm kadar ciro yapmak için 10 sene beklemek icap edecektir. Bu on sene, yatınmın entansite nispetini göstermekte olup iierı memleketlerinkine nazaran (ortalama 4 sene) çok yüksek bulunmaktadır. Bu yüksekliğin sebeplerinden biri elektrik tarifelerinin sunni olarak alçak tutulması ise diğeri de yatırımlarda kâfi derecede ahenk bulunmayışıdır. Bu ahenksizliğin başlıca sebebi de yatmmlann Etıbank, DSİ, İller Bankası ve çeşitli belediyeler tarafınd?n yapılmış olmasıdır. Bu çeşitli müesseseler arasında, arzulanan ahenk, her zaman temin edilememiştir Binaenaleyh, memleketin esasen mahdut olan yatmm imkânlannı en verimli bir tarzda kullanma bakımından da elektrik enerjisi sektörü büyük Bir önem taşımaktadır
Buraya kadar verdiğimiz izahattan anlaşılacağı veçhuie elektnk enerjisi istihsal, nakil ve tevzi işini bir elde toplamak zarure-1
ti vardır. Esasen yukarıda da belirttiğimiz gibi İngiltere, Avusturya ve Fransa gibi çoğunlukla liberal ekonominin hakim olduğu memleketlerde on seneden fazla bir müddetten beri devletleştırılip bir elde toplanmış olan bu faaliyetin bizimki gibi çoğunlukla devletçi bir ekonominin hakim olduğu bir memlekette tek bir teşkilât haline getirilmesi kadar tabii bir hareket olamaz.
1953 senesinde Ankarada toplanan «Birinci İstişarî Enerji Kongresi» böyle bir organizasyon kurulmasını tavsiye etmiş ve> mevzuu ele alan hükümet, uzun çalışmalardan sonra «Türkiye Elektrik Kurumu» veya kısaca T E K. adıyla bir tasarı hazırhyarak 1959 senesi başlarında T. B. M. M. ne sunmuştur. T E K tasarısının ilk hazırlıkları sırasında Odamızın da bir hayli çalışmaları olmuştur. Ancak her nedense sonradan Odamızın bu çalışmalara resmen katılması mümkün olamamıştr.
Tasarı hazırlanırken alâkalı müesseseler arasında bir takım sürtünmeler olmuş ve bilhassa su santrallannın DSİ tarafından mı, yoksa T E K tarafından mı kurulacağı hususu, geniş münakaşalara yol açmıştır. Neticede galip maksadı, elektrik istihsali, olan su santrallarının T E K tarafından kurulması kabul edilmiş, ancak Meclis Muvakkat Encümenindeki - müzakerelerde su santrallannın kurulması tamamen DSİ ye bırakılmıştır. Kanaatımızca bu tarza hareket, yanlış bir düşüncenin neticesidir. Çünkü öyle görünüyor ki, su santralından bahsedilirken yalnız baraj santralları düşünülmüş, kanal santralları hiç nazarı itibara alınmamıştır Halbuki kanal santrallarının sulama veya taşkın önleme ile hiç bir ilgisi yoktur. Bu bakımdan hükümet tasarısındaki hüküm, aynen muhafaza edilmeliydi. Maamafih aslında bu temennimiz de yersizdir, zira malûm olduğu üzere T E K tasarısı 15 ci maddesinin müzakeresi sırasında hükümetçe geri alınmıştır.
T E K tasarısının mahiyeti kısaca şudur:
1) Halen enterkonekte şebekeye bağlı bölge santrallarüe yine bu şebekeye bağlı şehirlerin belediye santrallarını ve en az 1000 kW zirve takati veya 2 milyon kWh yıllık istihsali bulunan diğer belediye santrallarını devralmak ve işletmek.
2) DSİ tarafından inşa edilen su santrallarını devralmak ve işletmek.
3) Memleketin enerji ihtiyacını temin maksadiyle bölge santralları, enerji, nakil hatları ve tevzi şebekeleri kurmak.
Şimdi bir nebzecık bu tasarının T. B. M. M. nden niçin geri alındığı konusu üzerinde' duralım. Tasarının gen alınmasına sebep, bazı belediyelerin *yi bir kazanç membaını kayuetme korkusundan dolayı itiraz edişleri olmuştur. Türkiyede belediyelerin çoğunluğu elektrik işinde zarar etmektedirler. Ancak İstanbul başta olmak üzere büyük istihsal yapan 4-5 kadar belediye kârlı vaziyettedir. İşte bu belediyelerle ilgili şehirlerin temsilcileII, tasarının geri alınmasını temin etmişlerdir. Hükümetin, bu tazyike dayanamamış olması üzüntü ile karşılanacak bir hâdise olmakla beraber demokratik idarelerde bunu olağan saymak ve çoğunluğu ikna etmek lâzımdır. Bir kere bu kanunla Belediyelerin elektrik enerjisi satmaları men edilmemektedir. Binaenaleyh Belediyeler, T E K . ten satın alacakları enerjiyi muayyen bir kârla satabilecekleri gibi T E K tarafından satılacak enerjiden de muayyen bir vergi alabilirlerdi İlk fırsatta hükümetçe' tekrar ele alınması şayanı arzu olan T E K tasarısında, evveı emirde, ilk merhalede olmasa bile münasip zamanlarda bütün belediye işletmelerinin T. E. K. e devri ve Belediyelerin hissedar olmaları gozonünde bulundurulmalıdır. Böyle bir kuruluşun şu iki mühim faydası olacaktır:
1) TE K'ın ortağı olacak her belediye, T E K'ınkârına, kendi huduttan dahilinde istihlâk edilen enerji nispetinde veya buna benzer Dır tevzi usulü ile iştirak eder ve böylece kârlı durumda olan belediyeler şimdiki kadar olmasa bile yine kârlı durumda kalırlar.
2) Kftçük belediyelerin ekserisinde işletmelerin bakım ve tamir işleri ehil ellerde olmadığından buralarda büyük millî zararlar olmaktadır. Halbuki T E K , memleket içinde bölge teşkilâtı kurmak ve bu bölgeler emrinde seyyar bakım ekipleri bulundurmak suretiyle işletmelerin durumunu İslah eder. Burada, T E K'in lüzumundan fazla büyümek suretiyle bürokrasiye boğulup âtıl duruma düşeceğinden endişe edenler bulunabilir. Ancak biz bu kanıda değiliz. Müesseseler büyüdükçe bunların rantabıliteleri de artmaktadır. İktisat ilminde bu hususa işaret eden ilk nazarıyeci, aslen bir Alman olup Amerikada yaşıyan meşhur iktisatçı Schumpeter olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra iktisadi müesseselerin gittikçe büyümesi karşısında rantabilitenin azalacağını ileri sürenlere karşı Schumpeter, 1928 senesinde A. B. D. için şu tahminlerde bulunmuştu: İşletmelerin büyümesi sayesinde nüfus başına reel milli gelir 50 senede iki misline çıkacaktır. Bu arada Scnumpeter, A. B. D nüfusunun 1978 de yani tahmin tarihinden 50 sene sonra 160
E M M 35-36
milyona çıkacağını hesaplamıştı. Halbuki nüfusun,1956 da 165 milyonu bulmasına rağmen nüfus başına reel mülı gelir, 28 sene içinde 1,6 misline çıkmıştır. Binaenaleyh teşkilâtın büyümesi aslında daha ıyı imkânlar hazırlar. Yeter ki teşkilât iyf kurulsun.
Nihayet T E K'ın her bakımdan ıyı çalışması ile ilgili olan İdare Meclisinden de bahsedelim. Fransadaki benzer teşekkül olan E D F'in İdare Meclisi, 18 kişiden müteşekkildir. Bunların 6 sini hükümet tâyin eder, 6 sini büyük müstehlikler seçer ve diğer altısını da E D F'ın personeli seçer. T E K kurulduğu takdirde bilhassa elektrik mühendisleri, bu bir tek müessese ile karşı karşıya kalacaklarından İdare Meclisine Elektrik Mühendisleri Odası Umumî Hey'etince seçilecek bir azanın girmesi çok isabetli olur. Bu kabul edilmediği takdirde hiç olmazsa T E K , memur vo müstahdemleri tarafından seçilecek bir elektrik mühendisinin İdare Meclisinde bulunması temin edilmelidir Tâyinle gelecek İdare Meclisi azaları arasında elektrik muhendısı bulunması, kanaatımızca meslekdaş haklarını korumak bakımından kâfi bir emniyet sayılamaz.
Üzerinde durulması lâzım gelen fcaşka bir husus da T E K' in mümkün mertebe politik tesirlerden uzak tutulmasıdır. Politik tesirlerden kastımız, sosyal ve diğer sebeplerle mahalli menfaatlar için T E K'i, verimsiz yatırımlara mecbur etmektir. Bu gibi yatırımların doğuracağı zararların bütçeden karşılanması uygun olur. Netekım Muvakkat Encümenin tâdili tasarısı, çok isabetli olarak bu hususu nazarı itibara almıştır.
Kısaca ifade etmek lâzım gelirse Muvakkat Encümenin tadıllenyle meydana gelen T E K tasarısı, elektrik enerjisi sektörünü bugünkü dağınık durumdan kurtulmak için, bazı eksikliklerine rağmen, (bunların başında ıdrolık santrallann DSİ ye bırakılması gelmektedir) atılmış ilen bir adımdı. Müstakbel enerji politikamızın ilk hedefi bu adımın gerçekleştirilmesi olmalıdır. Bu husus gerçekleştikten sonra enerji politikasının diğer problemleri kendiliğinden halledilecektir Zira memleketimizde son beş - altı sene içinde «iyi »ve «kötü» bir .çok tecrübeler edinilmiştir. Diğer sahalarda olduğu gibi enerji sahasında da nelerin mümkün ve nelerin erken olduğu, kanaatımızca, artık anlaşılmış bulunmaktadır.
Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu Layihası ve Muvakkat Encümen Mazbatası
HÜKÜMETİN TEKLİFİ Türkiye Elektrik Kurumu kanunu lâyihası
Bölüm : I
Kuruluş ve vazifeler MADDE 1. — Hükmi şahsiyeti haiz bulunmak ve bu kanunla 3460 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olmak üzere «Türkiye Elektrik Kurumu» adiyle bir teşekkül kurulmuştur. - Bu kanunda «Türkiye Elektrik Kurumu» (TEK) remzi ile ifade olunmuştur JTEK, Sanayi Vekâletine bağlı olup merkezi Ankara'dır. TEK, yurt içinde bölge ve,işletme müdürlükleri kurabilir.
M M 35,-36
MUVAKKAT ENCÜMENİN TADİLİ Türkiye Elektrik Kurumu kanunu lâyihası
Bölüm : I , Kuruluş ve vazifeler MADDE 1 — Lâyihanın birinci maddesi aynen kabul edilmiştir.