Elektrik Mühendisliği · Sayı 217 · Ocak 1975
ORTA VE UZUN DALGA YAYINLARININ GELECEĞİ
J. G. Spencer, Ünal Derman (çev.)
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1975
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 23 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- orta dalga yayını
- uzun dalga yayını
- radyo frekans planlaması
- ITU
- CCIR
- gök dalgası yayılımı
Özet
Yazı, Cenevre'de toplanan Bölgesel İdari Yayın Konferansı çerçevesinde orta ve uzun dalga radyo yayınlarının yayılma özelliklerini, kanal aralığı ve girişim sorunlarını, kafes modeli yöntemiyle frekans planlamasını teknik olarak incelemektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ORTA VE UZUN DALCA YAYINLARININ
GELECEĞİ
Yazan:
J . G . SPENCER
Çeviren:
ÜNAL DERMAN
ÖZET
UDK: 621.396. 712: 621.396.8
Bu makale, ilki Ekim 1974'te Cenevre'de toplanan, bundan sonraki toplantısı muhtemelen 1975'te yapı lacak Radyo Yayın Planlama Konferansında OD ve UD ile ilgili olarak ele alınacak sorunları kapsamak tadır. Yazı ayrıca orta ve uzun dalgaların genel yayılış özellikleriyle bu dalgaların modülasyon tiplerini incelemektedir.
SUMMARY
The topics related to MF and LF propagation discus sed in the first session of Regional Administrative Broadcasting Conference in Geneva in October 1974 are presented. Propagation characteristics and mo dulation types used are also covered.
Radyo dalgalarının girişim yapmadan yayılmaları nın sağlanabilmesi için; verici frekansları ve güçleri üzerinde uluslararası bir' işbirliği gerek lidir. Bu durum özellikle orta dalgalar için çok önemlidir, örneğin, orta dalgada yayın alanı 50 km yarıçaplı bir daire olan bir verici, güneşin batışı ile doğuşu arasında, civarındaki frekans ları kendi menzilinin elli katı uzaklığa kadar gök dalgalarıyla rahatsız edebilir. Uluslararası Uziletîşim Birliği (International Telecommunica tion Union) yayın frekanslarını birbirleriyle karışmayacak biçimde düzenler. Şekil 1. radyo plan lama amaçları için dünyanın bölündüğü Uç bölgeyi göstermektedir.
Birinci bölgenin ilk durumu 1948 de Kopenhag'da sonuçlanan Avrupa Yayın Anlaşmasıyla, Afrika'nın bu bölgeye dahil edilmesi de 1966 da Cenevre'de kararlaştırıldı. Ancak bugün Avrupa'da çalışan verici sayısı planlanan verici sayısının üç ka tıdır, üçüncü bölgede bugün 1800 den fazla ve rici çalışmaktadır. Fakat biçimsel de olsa bir plan mevcut değildir. Ortak görüş geniş çapta bir planlamanın gerektiği yönündedir. Bu sonuç, geceleyin orta dalga bantını tarayan her dinle yici tarafından bilinir.
Geçen yıl Cenevre'de birinci ve üçüncü bölgede ki OD ve UD bantlarının yeniden planlanması için bir "Bölgesel İdari Yayın Konferansı" toplanması kararlaştırıldı. Konferansın ilk bölümü 7 24 Ekim 1974 tarihleri arasında yapıldı. Bu konferansta; kanal aralıkları, modülasyon sistemleri; koruma oranları ve dalgaların yayılma özellikleri gözönü ne alındı. Konferansın ikincisinin 1975 ya da 1976 da toplanması ve son planı oluşturması öngö rülüyor.
J.G.Spencer (BBC Research Department) Ünal Derman (Sümerbank)
iyi yer iletkenligi için yer dalgası alan şiddeti o= 10^ mho/m, c= 4
— j*:
Şekil 1. Radyo planlama amaçları için Uluslararası Uzile tişimBirliği 'nin belirlediği bölgeler
YAYILMA
Orta ve uzun dalga bantlarının en uygun kullanıl masını belirliyen etkenler, ortamın yayılma özel likleridir. Şekil 2'de orta ve uzun dalga veri cilerinde genellikle kullanılan, tabandan besle meli düşey bir anten için alan şiddeti uzaklığa bağlı olarak gösterilmiştir. Frekansla belirlen miş eğriler yer dalgası, h anten yüksekliği ile belirlenmiş eğriler de gök dalgası alan şiddeti ni göstermektedir. Aşağıda eğrilerin genel özel liklerinden çıkan sonuçlar açıklanıyor.
1. Eğriler 300 voltluk besleme gerilimi için çi zilmiştir. Bu gerilim, alan şiddeti ile vericiye olan uzaklığın çarpımının uzaklık sıfıra gider kenki değeridir. Çarpım gerilim boyutundadır. (E/d X d) ve çoğu zaman E d olarak gösterilir.
oo
Bu 300 V değeri; anten boyu dalga boyundan çok küçük (h « A ) ve antenin 1 kVJ'lık güç yaydığı zamanki gerilimdir, h = 0,575 X olduğu zaman güç 0,5 kW'tır. Antenden yayılan güç, monopol'ün yaymış olduğu güce göre de bulunabilir.
2. Gök dalgası eğrilerinin biçimi ve düzeyi, ve rici antenin düşey yayılma örüntüsüne (vertical radiation pattern) dolayısıyla yayıcı yüksekli ğine bağlıdır, h yüksekliği sıfıra yaklaşırken düşey yayılma örüntüsü yükselti açısına göre kosinüs yasasını izler. Bunun sonucu olarak h << X için gök dalgası eğrisi elde edilir. Bu eğri h = 0,2 X ya kadar geçerli kabul edilebi lir, h büyüdükçe yatay düzlemde yayılma huzmesi keskinleşir, bu esnada ise iyonosfere giden dal ga miktarı azalır. Bu durum h = 0,475 X ya ula şıncaya kadar devam eder. h > 0,475 X olduğu za man yatay düzlemde yayılma örüntüsünde ana huzme küçülür, yan huzmeler oluşur, h > 0,575 X olduğu zaman yatay düzlemde yayılan enerji miktarı aza lır, h; 0,15 X değerine kadar düşerse yayılma di renci azalır ve empedansın reaktif bileşeni yük selir. Toprak direncindeki düşüşlerin artması verimin düşmesine neden olur. Bu durum özellikle uzun dalgada istenilen bant genişliği için anten le verici arasındaki uygulamayı zorlaştırır.
3. Şekil 2'deki eğriler genel geçerli değildir, özel koşullarda geçerlidir. Örneğin; eğriler yer iletkenliğinin iyi olduğu varsayılarak çizilmiş tir. 1,5 MHz'lik yer dalgasının alan şiddeti, yayılma deniz üzerinde olsaydı bir derece yük sek, yer iletkenliği kötü bir ortamda olsaydı bir derece düşük olacaktı. Anten civarında, gök dalgasının alan şiddeti yer iletkenliğine bağlı dır.
46 44 42
3 4967S9K)'
Şekil 2. İletkenliği iyi yer üzerindeki tabandan
beslenen düşey antenin alan şiddeti.
Tabaka yüksekliği
= 100 km
Yansıma katsayısı
Besleme gerilimi
= 300 V
Verici anten hız faktörü 0,9
Anten yüksekliği
=h
Yer yansıma faktörü
= 1,9
Yer dalgası ile yayının temel sınırları Şekil 2' de açıkça görülebilir. Geceleyin, yeterli yayın alanı sınırı en az kabul edilebilir yer dalgası/ gök dalgası oranı ile belirlenir. Şekil 2'de gök dalgası eğrileri, iyonosferdeki yansıma katsayı sı 1 varsayılarak çizilmiştir. Gerçekte .gök dal gası OD'da 10, UD'da 15 dB'lik iyonosferik zayıf lamaya uğrar. 10 dB'lik yer dalgası/gök dalgası oranı bayılmasız (fading) ve yan bant bozulma sız bir yayın için en az kabul edilebilir değer varsayılırsa; en çok yayın uzaklığı OD'da Şekil 2'deki yer dalgası ve gök dalgası eğrilerinin kesiştiği uzaklık, .UD'da gök dalgasının yer dal gasından 5 dB fazla olduğu uzaklık olur. Bu sı nırlar verici gücüne bağlı değildir, verici fre kansına bağlıdır.
Verilen bir bantta ve verilen bir bölgedeki top lam verici sayısını kısıtlayan ana etkenler; ay nı kanalda, daha az önemli olarak da bitişik ka nallar arasında meydana gelen girişimdir. Bu gi rişimler geceleri uzun mesafe gök dalgası yayıl
2000 4000 «000 8O0O
Şekil 3. Gök dalgası yayılma eğrisi (alan şiddeti, dayanak: 1 vV/m)
ması sonucu ortaya çıkar. Şekil 3'de OD bantı için gök dalgasının yayılma eğrisi görülüyor. Gök dalgasının düzeyi ancak istatistiksel ola rak belirlenebilir. Bu düzey yıldan yıla, mev simden mevsime, günden güne, saatten saate de ğiştiği gibi, iyonosferdeki akıştan dolayı an dan ana da değişir. Bunun için gök dalgalarının uzaklığa göre zayıflaması ölçülerek bu güne ka dar elde edilen değer bir araya toplanmıştır. Uluslararası Radyo Danışma Komitesi (CCIR) ve Avrupa Yayın Birliği (EBU) süregelen bu çalış malara dayanarak Şekil 3'deki 300 V'luk besleme gerilimi için uzaklığa göre alan şiddetini ve ren eğriyi önermiştir.
ORTAK KANAL, KOMŞU KANAL. GİRİŞİMİ ve TEMEL PLANLAMA KAFESLERİ
Planlamanın ana sorunu dinleyicilere en fazla sa yıda program, diğer vericilerin girişiminden ko ruyarak sunmaktır. Vericiler için iki önemli gi rişim kaynağı, ortak kanalın beraber kullanılması ya da komşu kanalların yarattığı girişimdir. Bu nedenle önce kanallar arasındaki frekans aralık larının saptanması gerekir. Bugün Avrupa'da iki kanal arasındaki fark 9 kHz'dir. Fakat bu en uy gun aralık kabul edilmemelidir.
Şekil 4'de kanal aralıklarının işlevi olarak, bağıl korunma oranları görülmektedir.
Şekil 5. Basit kafes düzeni lir fakat bu durumda ortak kanal girişimi azala cak, kanallar arasındaki girişim artacaktır. Bu sınırlar arasında en uygun bir aralık olacaktır, bu da ideal verici planlarına dayanarak düzgün geometrik kafesler yardımı ile hesaplanabilir. Vericilerin en basit diziliş biçimi Şekil 5'de gösterilmektedir, n kanalını ortaklaşa kullanan vericiler, D kenarlı bir eşkenar üçgenin köşele rine yerleştirilmiştir. Bu durum planlanan bölge yi kapsayacak kadar tekrarlanmıştır, n+1 ve n 1 inci kanalları paylaşan vericiler de aynı şekilde düzenlenmişse her kanal kafesi öyle ayarlanmıştır ki; ortak kanallı istasyon üçgenlerinin merkezin de bitişik kanala ait bir istasyon bulunur. Bu düzenlemeye Şekil 5'de gösterilen yerleşmenin sü rekli olarak tekrarlandığı kabul edilirse; her verici D uzaklıkta 6 ortak kanal vericisiyle ve D/V5 uzaklıkta 6 başka kanal vericisiyle çevre lenmiş olur.
\
.
1>
•
1 1 1I
]
Frekans aralığı (kHz)
Şekil 4.Bağıl koruma oranı. A eğrisi: Vericide sınırlı derecede modülasyon sıkıştırılma sı. B eğrisi: Vericide yüksek derecede modülasyon sıkıştırılması. C eğrisi: A eğrisi gibi, fakat vericide ses bant ge nişliği 4,5 kHz'le sınırlanmış. D eğrisi: B eğrisi gibi, fakat vericide ses bant genişliği 4,5 kHz'le sınırlanmış.
Elimizde sabit bir frekans bantı ve sonlu bir bölge için belirli sayıda verici olduğunu var sayalım, örneğin kanallar arasında 15 kHz'lik bir aralık olduğu zaman kanallar arasındaki giri şim ihmal edilebilir, ancak bu durumda yararlanı lan kanal sayısı azalır. Bunun sonucu olarak aynı kanaldan yararlanan vericiler arasıi ''aki coğrafi ayırımın azalması zorunluğu ortaya acak ve or tak kanal girişimi büyük çapta art <tır. Diğer taraftan kanallar arasındaki frek? aralığı 5 kHz olduğu zaman, daha fazla kana' 41 yararlanı
Şekil 6. 26 kanallı kafes düzeni
Bu elemanter model pratik durumun daha basitleşti rilmiş şeklidir, örneğin bize n+2 kanalındaki ve ricilerin nereye yerleştirileceğini göstermemekte dir. Bu nedenle bir sonraki adım kafesi bozarak pratik sayıda kanalı buna sığdırmak olacaktır. Bu nun bir örneği Şekil 6'da verilmiştir. Kafesin başlangıç hücresi bir eşkenar dörtgen olmakta ve bölgeyi kapsamak üzere gerektiği kadar tekrarlan maktadır ki, bu düzen 26 kanalı kapsamak olanağı nı sağlamaktadır. Bu kafes ortak kanal, komşu ka nal uzaklık oranını vermektedir. Şekil 3'ün bir örneği olduğu gök dalgası yayılma eğrisinden; u zaklıkların bu oranı, girişen im düzeylerinin ora nına dönüştürülebilir. Ortak ve komşu kanal giri şimi ile ortaya çıkan bozulma Şekil 4'ten elde e dilir. İdeal kafes modelleri ve gerçek verici yer leri planları üzerinde yapılan çalışmalar en uy gun kanal aralığının 8 kHz'e çok yakın olduğunu
göstermektedir. BBC dahil bir çok yayın örgütü 8 kHz'lik kanal aralığının gelecek planlamada OD ve UD için standart aralık olarak benimsenmesini önereceklerdir.*
Kafes modeli yalnızca kanal aralığı hesaplarında yararlı olmayıp, planlama için, güçlü genel amaç lı bir araçtır. 100 veya daha fazla kanal için ka fes modeli yapılabilir ve bütün OD bantı kapsana bilir. Fakat kafes modeli yalnızca aynı güçteki vericiler için yapıldığından vericilerin farklı güçlerde olması durumunda yararlı olmamaktadır. Uluslararası Uziletişim Birliği (ITU) bölgele rindeki verici kategorilerine bağlı olarak bir bölgenin pratik planlama yöntemi kararlaştırılır. Örneğin bunun yalnız yerel yayınlar için zayıf, bölgeler için orta ve ülkeler için kuvvetli güç te olmak üzere üç kategoriden oluştuğunu kabul e dersek; bu üç verici kategorisi OD bantında kendi lerine ayrılan bölümlere yerleştirilebilir. Şe kil 2. geniş bölgelerin kapsanabilmesi için düşük frekans kanallarının, dar bölgeler için de yüksek frekans kanallarının daha uygun olduğunu göster mektedir. Böylece her verici kategorisi için ay rı bir kafes düzeni hazırlanabilir ve D uzaklığı (Şekil 6) güce göre ayarlanabilir. Komşu kanal problemlerinden kaçınabilmek için, tayfta farklı güçlü kanalların birleştiği noktalar arasına ulus lararası ortak dalga kanal olarak bir kaç kanal yerleştirilebilir. Ortak dalga kanallar çok düşük güçteki vericilerle planlama gereklerine uymadan kullanılabilir.
Kafes yapı biçimine aynen uyulmasıyla, ideal ola rak bir bölgeyi en iyi şekilde kapsamak olanaklı dır. Ancak istenen şey en iyi bölge kapsaması ol mayıp, en iyi nüfus kapsanmasıdır. Buna ek olarak yerel arazinin özelliklerinin de gözönünde tutul ması gerekir. Kimse, kimsenin yaşamadığı bir çö lün ortasında düşük iletkeni ikii bir granit dağın tepesine verici kurmak istemez. Bunun için bu et kenlerin de dikkate alınması gerekir. Eğer bir vericinin belirli bir yerde olması isteniyorsa, bu vericiye en yakın kafes konumuna ait kanal a lınabilir. Ancak vericinin yayın gücünün, ortak kanal ve .komşu kanal girişimi teorik sınırları geçmeyecek şekilde kısıtlanması gerekir. Ortak kanal uzaklığının % 10 değiştirilmesiyle, 2 ile 4 dB arasında bir güç kısıtlamasına gerek olacağı hesaplanmıştır. Yönlenmiş anten kullanılmasıyla verici gücü arttırılabilir.
Cenevre konferansında kararlaştırılacak planlama parametrelerinin biri de ortak kanal koruma ora nı olacaktır. Avrupa Yayın Birliği (EBU) bunun 30 dB olmasını önermektedir. Bunun kabul edilebi lir bir girişim düzeyi olduğunu kimse öne sürme mekle beraber birçok durumda bu sınır ancak gece leri yalnızca sınır bölgesinde olan dinleyicile ri etkileyecektir.
Koruma oranının değeri, yayın alanı yarıçapının ortak kanal uzaklığına oranını belirler. Planla mada kabul edilen yaklaşım, sabit bir alanda, sa bit sayıda vericilerin, sabit sayıda kanallarla yayın yapması ise yukarıdaki oran, ortak kanallar arası uzaklığı ve ortak kanal koruma oranını be lirleyecek ve sınırlı girişimli yayın alanını saptayacaktır.
* Cenevre konferansında 9 kHz standart aralık olarak kabul edilmiştir.
YER ve GÖK DALGALARININ SEÇlMÎ, MODÜLASYON TÎPLERÎ
•OD bantı üç şekilde planlanabilir.
1. Her verici için iki devre seçilir. Bunlardan biri; gece gök dalgasının kapsadığı alana, diğe ri gündüz yer dalgasının kapsadığı alana yayın yapar. •
2. Yer dalgasının, gündüz kapsadığı en geniş alan için planlama. Bu durumda gök dalgasının sadece gece girişime neden olduğu kabul edilir.
3. Yer dalgasının, gece kapsadığı en büyük alan için planlama.
Yukarıdaki üç yöntemden planlamaya en elverişli olanı birincisidir. Alıcıdan yayını hem gece hem de gündüz dinleme olanağı sağlar. Ancak bir takım sakıncaları vardır. Birincisi; gök dalgası yayı nında bayılma ve seçici yanbant bayılması sonucu bozulma olur. Teknolojideki son gelişmelerle eş zaman detektörlü alıcılarla doğrusal olmayan bo zulmalar önlenebilmektedir, ancak bu tip alıcılar ucuz değildir ve henüz fazla miktarda piyasaya sürülmemiştir, tkincisi, gök dalgasını uzaklıkla orantılı olarak zayıflaması az olduğundan, yüksek güçlü bir verici çok geniş bir alanı etkisi altı na alır. Bu durumda gök dalgasından yararlanacak vericilerin geniş aralıklarla yerleştirilmiş bir kaç güçlü vericiden oluşması gerekir. Bu ise özel likle Avrupa'daki bir çok ülkelerde sorunlar yara tır. Programı dinlemiyecek olan bir çok bölgelere de yayın yapılmış olur.
İkinci yöntem pratik değildir. Geceleri gök dalga sı girişimi o kadar fazladır ki; alıcı dinienemez. Kış aylarında yüksekte olan yerlerde bu durum he men hemen her gün olur.
tik iki yöntemin sakıncaları sonucu planlama için en çok üçüncü yöntem kullanılır. Yer dalgasını e sas dalga olarak kabul edip, gece için gök dalga sının girişimi bulunur. Bu durumdan hareketle OD bantından yararlanma planlanabilir, tki önemli uygulama vardır. Bunlardan biri çok geniş alanlı ülkelerde yapılacak yayınlar (Birinci bölgede bu na örnek SSCB), diğeri ise izin alınarak özel a larak kullanılacak dış veya uluslararası yayınlar.
Dalga durumundan sonra OD ve UD bantlarında göz önüne alınacak en önemli sorun modülasyon tipini seçmektir. Son bir kaç yılda OD ve UD yayınları nın TYB (tek yan bant) ile yapılması için yoğun bir çalışma göze çarpmaktadır. ÇYB (çift yan bant) modülasyonu ile karşılaştırılırsa, TYB modülasyo nu varolan verici sayısı ile girişim miktarını azaltır, ya da varolan girişim miktarı ile veri ci sayısı arttırır. TYB alıcılar çok pahalıdır, böyle bir uygulamaya geçince de mevcut bütün alı cıların değişmesi gerekir. TYB için ileri sürü len diğer bir yarar da gök dalgası yayını ile o luşacak doğrusal olmuyan bozulmanın azalmasıdır. Gerçekte bu doğru değildir. Bu tür bozulmanın a zalması öncelikle TYB alıcısındaki eşzaman detek siyona bağlıdır. Modülasyon tipine bağlı değildir.
Uyumlu tek yan bant (compatible single^side band) modülasyonu doğru zarfı içerir. Yayılan e nerji bir yan banta ve taşıyıcıya yüklenir. Nor mal radyolarla dinlenebilir. Son uluslararası
tartışmalar bu tür modülasyon tipinin reddedil mesi yönündedir. Çünkü bu tip modülasyon ile plan lanacak gelişmeler yeni tip alıcılar gerektirmek te, yukarıda sözü edilen eşzaman deteksiyon müm kün olmadığından doğrusal olmıyan bozulmaları a zaltılamamaktadır.
tzli yan b a n t , (vestigal side band) çift yan bant iminin taşıyıcıda 6 dB zayıflama sağlayacak, simetrik olmıyan bir süzgeçten geçirilmesiyle el de edilir. Bu sayede bir yan bant tamamıyla ile tilir, öbür yan bant taşıyıcıdan belirli bir fre kans ötede (örneğin 1 kHz) tamamen bastırılır. % 70 veya % 80 modülasyon derinliği ile bu tip modülasyon normal alıcılarla alınabilir. Uyumlu luk, verilen bir taşıyıcı yan bant oranı ile, yal nızca taşıyıcı ve tek banttan biraz daha iyi ol maktadır.
Tek yan b a n t (single side band) taşıyıcısız olarak noktadan noktaya iletişimde geniş bir şe kilde kullanılmaktadır. Taşıyıcının alıcıya ile tilmemesi komşu kanallar arasındaki girişimi ve iyonosferik çapraz modülasyonu (intermodulation) azaltmaktadır (Luxemburg olayı). Normal alıcılar la alınamamaktadır.
T a ş ı y ı c ı l ı tek y a n b a n t modülasyonunda yan bantın tepe değeri taşıyıcının % 70'i ise normal alıcı ile alınabilir. Taşıyıcı olması nedeniyle tek yan bant modülasyonunun bir kaç sakıncası yok edilmiş olur.
B a ğ ı m s ı z yan b a n t (independent side band) mo dülasyonu taşıyıcısız yapılırsa tek yan bant mo dülasyonuna benzer. Fakat alt ve üst yan bantlar la iki değişik program nakledilir. Bu sistemde TYB'ın üstünlükleri ve sakıncaları aynen vardır, tstenmiyen yan bantın yeteri kadar bastırılması gerekiyorsa alıcının tasarımı çok zorlaşmaktadır. Bu özellik aşağıda daha ayrıntılı olarak açıkla nacaktır.
Taşıyıcı Bileşenli Bağımsız yan bantlı M o d ü l a s y o n Sistemi Bağımsız yan bant sistemi ne benzer, ancak otomatik kazanç ayarı ve taşı yıcının yeniden üretilmesinde yardımcı olmak ü zere taşıyıcı im de birlekte gönderilir. Bu sis temin iki farklı işletme yöntemi vardır.
Birinci yöntem; iki yan bantın aynı verici tara fından yayınlanmasını içerir. Bu durumda, alıcı da yan bantların alan şiddetleri ve bayılma ni telikleri benzer özellikte olup ortak taşıyıcı bileşeni her iki işaretin otomatik kazanç kontro lü için gerekli bilgiyi taşır. Fakat her iki a lıcıda da istenmiyen yan bantların kuvvetli bir şekilde bastırılması gereği ortaya çıkar.
İkinci yöntem; alt ve üst yan bantların coğrafi olarak ayrılmış iki verici tarafından yayınlan masını içerir. Bu durumda ortak girişime engel olabilmek için iki im arasında 20 dB'lik bir koruma payının bulunması gerekir.
Bu yöntem, alıcılarda daha zayıf bir yan bant bastırma gerektirdiği gibi, taşıyıcı 3 dB veya daha fazla bir oranda yan bantları aşabiliyor sa, mevcut sistemlerle de uyuşabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, taşıyıcılı, uyum lu tek yan bant sisteminin uygulama olanakları fazla değildir. Tek yan bant ve taşıyıcısız ba ğımsız yan bant sistemleri ise, alıcıda yeteri derecede otomatik kazanç kontrolü olanağı sağ
lamadıklarından pratikte pek kullanılmazlar, izli yan bant sistemi ise Avrupa'da yer yer kul lanılmasına rağmen, genel olarak tercih edilmez. Tek yan bant + taşıyıcı ile karşılaştırıldı ğında daha iyi uyum sağlamakla beraber kanallar arasında, daha büyük aralıklar gerektirir. Ayrı ca bir tür tek yan bant sistemi olması nedeniy le yüksek modülasyon frekanslarında bozulmasız deteksiyon için eşzaman detektörlü alıcılar ge reklidir. Fakat çift yan bantlı olması nedeniy le de düşük modülasyon frekanslarında, yeniden üretilen taşıyıcı işareti, gelet işareti taşı yıcı bileşenine faz bakımından kilitlenmelidir.
Bu faz kilitlenmesi alıcıda tek yan bant veya bağımsız yan bantta gerekli olmıyan ek karma şıklıklara yol açar.
Tek yan bant ve bağımsız yan bant (taşıyıcıyla birlikte) çift yan bantlı sisteme Avrupa'da en büyük rakip olarak görülmektedir.
Tek yan bant sisteminin her türü için öne sürü len bir görüşde, alıcıları ne kadar karmaşık o lursa olsun, teknolojide kaydedilen hızlı geliş meler nedeniyle, bu durumun gereksiz maliyet ar tışlarına yol açmayacağıdır.
Bu görüş doğru olabilir. Fakat İngiltere'de, Radyo Alıcılarının çoğu orta ve uzun dalga bant lı pilli portatif cihazlardır. Bu nedenle, yeni alıcıların toplum tarafından kabullenebilmesi için, ilk yatırımın düşük olması yanında pil sarfiyatının da aşırı olmaması gereklidir. Bu son gereğin yerine getirilebilmesi R Ü Ç olabi lir. Tek yan bantlı bütün alıcılarda önde ge len gereklerden biri de, taşıyıcının demodülas yon için yeniden üretilmesidir.
Tek yan bant ve bağımsız yan bant sistemlerinde bunun gelen taşıyıcı ile faz bakımından kilit lenmesi şart olmayıp, 2 Hz'e kadar olan frekans hataları kabul edilebilir. Böylece ya gelen ta şıyıcı bileşeni süzülerek genlik sınırlamasına uğratılır, va bir osilatör bu işarete kilitle nir, ya da yüksek nitelikli bir sentezleyici tarafından lokal olarak kilitlenir, tzli yan bant da ise demodülasyon taşıyıcısının gelen ta şıyıcıya faz olarak kilitlenmesi gerektiğinden bu işaretin yerel olarak ve gelen taşıyıcıdan bağımsız üretilebilmesi olanaksızdır.
Önerilen farklı yöntemler arasında yerel sentez leyici yöntemi, en kolay akort olanağı sağlaya caktır. Giren taşıyıcı bileşeninden faydalanan öbür yöntemlerde ise, akort gerekleri ile bayıl madan koruma, yan kanallara kilitlenme ya da is tenmiyen işaretlerin yan bantlarını bastırma ge rekleri çelişmektedirler. Bağımsız yan bant alı cıları istenmiyen yan bantı kuvvetli bir şekil de bastırmak olanağına sahip olmak zorundadır. Her iki taşıyıcıya ait işaretler aynı verici ta rafından yayınlanmışsa, en az 40 dB'lik bir ayı rım gereklidir. Bu da yalnızca ara frekans seçi ciliği ile sağlanamıyacağından 90° lik faz kay ması sağlıyan detektör sonrası devrelere gerek vardır. 50 Hz'den 5 kHz'e kadar bir bant geniş liği gerektiren program kanalları için, bu tür devrelerin ekonomik olarak geliştirilebilmesi çok güç olacaktır. İki yan bant coğrafi olarak ayrılmış vericiler tarafından yayınlanıyorsa, girişim sorunlarına karşı yayın bölgesinde yu karıda belirtilen tedbirlerin alınması gerekli
UZİLETİŞİM BİRLİĞİ TOPLANDI
Uzun ve orta dalga bantları uluslararası an laşmalar gereğince ülke içi radyo yayınları na ayrılmıştır. Avrupa Radyoyayın Bölgesin de bu bantların kullanılışı 1948 yılında Ko penhag'da yapılan frekans tahsis planı ile düzenlenmiştir. Gerek Kopenhag planının ye terli olmaması, gerekse ihtiyaçların giderek artması ve bu artan ihtiyaçların teknolojik gelişmeye parelel olarak yüksek güçlü veri cilerle giderilmesi son yıllarda orta ve uzun dalga bantlarında önemli girişim problemleri yaratmıştır.
Türkiye'nin de dahil bulunduğu Avrupa Radyo yayın Bölgesinde girişim sorunu ve Kopenhag planında Öngörülen toplam güçten fazla güç kullanılması özellikle geceleri istasyonla rın yayın alanlarının daralmasına neden ol maktadır.
Bu sorunlara çözüm bulmak ve geliştirilen yeni teknik ölçütlere göre Amerika kıtası dışında kalan bölgeler için yeni frekans tahsis planları yapmak ve eldeki planları yeniden düzenlemek amacıyla Uluslararası Uziletişim Birliği bu bölgelerdeki tüm ulus ların katılacağı bir konferans düzenlenmesi ne karar vermiştir.
Ayrıca bu konferansın iki bölüm olarak dü zenlenmesi, birinci bölümde teknik ölçütle rin ve planlama yöntemlerinin saptanması, ikinci bölümde de saptanan bu teknik ölçüt lere göre orta ve uzun dalga bantlarında frekans tahsis planlarının yapılması karar laştırılmıştır.
Konferansın birinci bölümü 7 25 Ekim 1974 tarihleri arasında Cenevre'de toplanmış ve konferansa Avrupa, Asya, Afrika ve Okyanus ya'dan 91 ülke ve 400'den fazla delege ka tılmıştır. Ayrıca birçok uluslararası kuru luşların gözlemcileri de oturumları izlemiş tir.
Uç hafta süren konferansta özellikle orta dalgadaki aşırı yüklü frekans kanallarını
ve birbirini rahatsız eden istasyonları be lirli planlama ilkeleri ile disiplin altına alabilmek için sunulan çeşitli öneriler tar tışılmış, yayın, iletim karakteristikleri, koruma oranları ve minimum alan şiddeti de ğerleri gibi konularda bazı ayrıcalıklarla anlaşmaya varılmıştır.
Konferansın en önemli konularından biri olan uzun ve orta dalga bantlarında kanal aralık larının saptanması ile ilgili olarak uzun ve çetin görüşmeler olmuş, Türkiye'nin de dahil bulunduğu bir grup ülke, kanal aralık larının 8 kHz olmasında İsrar etmiş, buna karşılık Doğu Avrupa ve Afrika ülkeleri ha len kullanmakta oldukları 9 kHz kanal aralı ğını değiştirmemek görüşünü benimsemişlerdir. Asya ülkeleri, önce halen kullanmakta olduk ları 10 kHz kanal aralığında ısrar etmişler, konferansın sonuna doğru bu ısrarlarından vazgeçerek kanal aralığının 9 kHz olması gö rüşündeki ülkeler grubuna katılmışlardır. Bu durumda da 8 kHz kanal aralığı üzerinde ısrar eden ülkeler de 9 kHz'i istemiyerek benimsemek zorunda kalmışlardır. 8 kHzkanal aralığı, bu konferansın uzun süren hazırlık yıllarında yapılan teorik ve deneysel çalış malarda da görülebileceği gibi girişim so runlarını çözecek en iyi çözüm olmasına rağ men, teknik dışındaki birçok etkenler, 8 kHz kadar iyi bir teknik çözüm olmayan ve bugün kü durumu istenildiği gibi düzeltemiyecek 9 kHz kanal aralığının kabul edilmesinde rol oynamıştır.
Konferansın ikinci bölümünün 1975 yılının Ekim ve Kasım aylarında Cenevre'de yapılma sı öngörülmektedir. Avrupa, Asya, Afrika ve Okyanusya için orta ve uzun dalga bantların da frekans tahsis planlarının yapılacağı bu konferansın, birinci bölümde teknik ölçütler ve planlama yöntemlerinde tam bir anlaşma sağlanamadığından, çok çetin geçeceği tah min edilmektedir.
(TRT İç Haberleşme Bülteni, Sayı 8'den özet lenerek alınmıştır) .
dir. 20 dB'lik bir ayırım oranı kabul edilirse, bu yan bant bastırma sorununu bir ölçüde kolay laştıracaktır.
90° faz kaymalı süzgeçler yine gerekli olacak, fakat bunlar için gerekli toleranslar oldukça azalacaktır. Yeni modülasyon sistemi için tasa rımlanan bütün alıcıların, çift yan bantlı ya yınları da alabilmesi, değişim sürecinde bu ya yınlar bir süre daha yayınlanacaklarından, ge rekli olacaktır. İzli yan bant alıcıları ve ba ğımsız yan bant alıcıları 40 dB'lik ayırım ola nakları nedeniyle, çift yan bantlı işaretleri, kendi işaretleri gibi, kabul edeceklerinden ken diliklerinden uyumlu olacaklardır. Tek yan bant lı alıcılar ve yan bant ayırma özelliği zayıf olan bağımsız yan bantlı alıcılar ise, çift yan bantlı yayınları alabilmek için bazı ek devreler daha gerektireceklerdir. Bu durumda en basit yön tem ara frekans bant genişliği ayarlanabilir bir zarf detektörü kullanmak ve gerekirse elle veya otomatik bir anahtarla, bunu devreye sokmaktır.
nodülasyon sisteminin, izli yan bant ya da tek yan bant artı taşıyıcıya değiştirilmesi karar laştırılmış olsaydı, çevrim işleminin ne şekil de yapılabileceğini düşünmek daha zor olurdu. tki seçenek vardır. Bunlardan birincisi orta dalga bantını yeni sistemle çalışan vericilere ayırıp, yeni alıcı sayısı arttıkça burdaki ya yınları arttırmaktır. Diğeri ise vericileri bi rer birer uyumlu kuvvetlendirilmiş taşıyıcılı bir tek yan bant sistemine çevirmek ve orjinal çift yan bant kanal ayırımını korumak ve sonra dan geçiş sürecinin son aşamalarında, daha sık kanal aralıklı uyumsuz yan bant sistemini kul lanmaktır.
Her iki yöntemle de geçiş aşamalarının ilgili bütün ülkeler tarafından birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Geçiş işlemi, bütün dinleyicile rin yeni tip alıcıları edinmesiyle son bulacak tır. Bu yeni alıcılar maliyet, işletme masraf ları ve işletme kolaylıkları bakımından halk tarafından benimsenmedikleri takdirde, geçiş
planının tamamlanması, süresiz olarak uzayabi lir. Geçiş döneminde eski tip alıcı sahipleri gittikçe artan bozulma, girişim ve program seç me kısıtlanmasından şikayetçi olurken bunlara karşılık hiçbir üstünlük sağlanamıyacaktır.
Yeni sistem bağımsız yan bant artı taşıyıcı şek linde ise, değişme gene adım adım olacak fakat gerekli uluslararası planlama çok daha basitle şecektir. Üye ülkeler kendilerine ayrılmış kanal ları, kanal başına 2 program olarak bağımsız yan banta çevirebilecekler, ya da arzu ettikleri du rumda çift yan bantlı yayınlara devam edebilecek lerdir.
Böylece Cenevre konferansının amacı bütün orta ve uzun dalga bantlarının en sonunda yeni bir modülasyon sistemine çevrilmesi şeklinde olsa bile, bu sürecin uzun bir zamana yayılması ge rekecektir. Kısa vadeli planın bu bantların bü yük bir kısmında gene çift yan bantlı yayınlara devamı şeklinde olması gerekmektedir.
Orta ve uzun dalga bantlarının Avrupa'daki bu günkü durumları kesin bir planlanmaya dayanma makla beraber, bu durum uzun süreli deneysel ve pratik deneylerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle konferans sonucu ortaya çıkacak pla nın girişim düzeylerini büyük ölçüde azaltması beklenmemelidir.
Kanal Frekansları ve Bant Genişlikleri Vericilerin doğru kanallara ve doğru yerlere ko nulması gibi temel planlama gereklerinden başka, girişimin azaltılabilmesi için; başka yöntemler de vardır. Bütün vericilerin taşıyıcı frekansla rı kanal aralığının tam katları yapıldığı tak dirde (örneğin 8 kHz'lik bir aralık için bütün taşıyıcı frekansları 8n kHz olacaktır, n tam sa yı olmak üzere). Kanallar arası girişim frekans ları ya 0 Hz olacak ya da kanal aralık frekansı nın katları kadar olacaktır. Bu da bugünkü du rumda ses frekans bantında çeşitli ıslıklar şek linde duyulan girişim olayından çok daha kolay lıkla giderilebilir. Ancak mevcut alıcı tasarım larıyla bu önerinin ara frekans tolerans değer leri nedeniyle fazla bir faydası olmıyacaktır. Gelecekte, alıcı imal tekniğinde elde edilecek yerel osilatör yerine basit frekans sentezleyi cileri kullanmak gibi gelişmelerle yukarıdaki öneriden büyük faydalar sağlanabilecektir. Kon ferans, frekanslarla ilgili bu öneriyi uygula maya değer görebilir.
BBC dahil bazı yayıncılar tarafından kabul edil mekte olan başka bir öneri de orta dalga ve uzun dalga vericilerinin bant genişlikleri sınırlamak tadır. Burada öne sürülen görüş S kHz üstüne çı kan, program frekanslarının zaten mevcut alıcı lar tarafından büyük çapta zayıflatılması nede niyle bunların programın kalitesine fazla bir katkıda bulunmadıkları ancak bitişik kanallar la olan girişimleri büyük çapta arttırdıkları dır. Yayınlanan ses frekans bant genişliğini ka nal frekans aralığının yarısını geçmemesi öne sürülmektedir.
Böylece alıcı, ara frekans bant genişliği de benzer şekilde sınırlanırsa, bitişik kanallar arasındaki girişimler ortadan kalkacaktır. Bu öneri kabul edildiği takdirde gece vakti sınır yayın alanlarında bulunan dinleyicilerin fayda lanabilmeleri için bütün dinleyicilerin günün
her saatinde aldıkları program kalitesi kısıt lanmış olacaktır. BBC tarafından tercih edilen işletme şekli uzun ve orta dalga vericilerini 1 kHz'le 4,5 kHz arasında kazancı yavaşça yükse len ve 5 kHz'de hızla kesime giren alçak geçiren süzgeçlerle donatmak şeklindedir. Bunun harcıalem alıcılarda kaliteyi düşürmeksizin bitişik kanal lar arası girişimi azalttığı görülmüştür.
Orta ve Uzun Dalga Bantlarından En İyi Ne Şekilde Y a r a r l a n a b i l i r i z ? Cenevre Kon feransı sonunda, yayımcılar ellerindeki kanallar dan en iyi ne şekilde faydalanacaklarını karar laştırmak zorundadırlar. Bugüne kadar İngiltere' de orta, uzun ve çok kısa dalga bantlarındaki ya yınlarımızın mümkün olduğu kadar tekrar edilme sine çalıştık. Fakat Radyo I ve II'nin bir VHF kanalını paylaşması ve açık üniversite, okul ya yınları gibi yayınların Radyo III ve IV'ü zaman zaman ele geçirmesiyle bu politikanın uygulan ması gittikçe daha güç olmaktadır. Azınlık dil lerinde program yapılması yönünde gittikçe ar tan istekler, yolculara trafik koşulları hakkın da bilgi verilmesi gibi özel program talepleriy le bu tekrarlanma terketmek zorunda kalacağımız bir lüks haline gelecektir. Eğer bu gerçekleşir se orta, uzun ve çok kısa dalga bantlarında hiz metlerin dağıtımı, kanal özelliklerini program ve dinleyici özelliklerini de göz önünde tutma lıdır.
Bazı uzman dinleyici kitlelerini kolaylıkla a yırt edebilmek mümkündür, örneğin taşıt sahiple ri gibi. Orta ve uzun dalga bantı özel olarak ta şıt radyoları için düşünülmüş programlarda bir çok üstünlükler sağlamaktadır. Verici tarafın dan özellikle düşük frekanslarda kapsanan alan büyük olacağından VHF'e göre daha az istasyon ayarı gerekecek ve sürücünün dikkati esas göre vi olan trafik koşullarından ayrılmıyacaktır. Ayrıca yer dalgası, VHF yayınlarında görülen şiddetli alan değişimleri görülmiyeceği gibi, işaret düzeyi daha tutarlı olacaktır. VHF tara fından sağlanan üstün yayın kalitesi ve düşük işaret oranı arabada mevcut kötü akustik ortam nedeniyle gerekli olmıyacaktır.
Uzun ve orta dalgaların VHF'e göre tercih edil diği başka bir durum da hareket halinde dinle yicilerdir, örneğin evinin içinde portatif bir alıcıyla dolaşan ev kadını veya plajda portatif alıcısıyla uzanmış bir turist gibi. Bir ev için de VHF'nin duran dalga şekilleri VHF tipi bir portatif radyonun çalışma kalitesinin büyük çap ta değişmesine neden olabilir. Açık havada ise yatay polarizasyonlu bir VHF işaretinin alan şiddeti teorik olarak sıfır olup, pratikte de durum buna oldukça yakındır.
VHF'in en uygun olduğu dinleyici kitlesi, sabit bir alıcıyla kendi evinde yayınları dinleyen ka lite bakımından daha titiz olan kitledir. Bunlar da daha yüksek kalite için daha fazla masrafı gözönüne alabilirler. Eğer bir genelleme yapıla cak olursa orta ve uzun dalgalar ciddi olarak dinlenme gerektirmezken VHF ciddi dinlemeğe da ha yatkındır. Bütün bunları söyledikten sonra hangi programların ciddi olmıyan ve hangileri nin ciddi olan dinleme gerektirdiğini sınıflan dırmadıkça fazla bir ilerleme kaydetmiş olamayız ve unutmamalı ki bir dinleyici için ciddi olmıyan bir yayın, diğer dinleyici için ciddi olabilir.