Elektrik Mühendisliği · Sayı 217 · Ocak 1975

TRT TELEVİZYONUNDA YASAKLAR

M. Tali Öngören

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1975
Sayfa
8
Okuma süresi
28 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • TRT Televizyonu
  • sansür
  • yayın yasağı
  • Kanlı Pazar
  • Atatürk
  • özerklik

Özet

Yazar, TRT Televizyonu'nun ilk kuruluş yıllarında görev yaptığı dönemde yaşadığı yayın yasakları ve sansür örneklerini kişisel gözlemlerine dayanarak anlatıyor; Osman Nuri Koçtürk ve Şevket Süreyya Aydemir'in ekrana çıkarılmaması, 'Kanlı Pazar' filminin yasaklanması ve 10 Kasım 1969'da Atatürk'le ilgili bir filmin yarıda kesilmesi gibi olayları aktarıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

trt televizyonunda

ra.talî tagûren

BÎR AÇIKLAMA

Bu satırların yazarı TRT Tele vizyonu'nu 1967 Ekim'inden iti baren yayıma hazırlamakla gö revlendirilmiş ve teknik bakım dan yayım yapabilecek duruma ge tirilen ilk resmî Türk televiz yonunu 31 Ocak 1968 tarihinde de hizmete sokan ekibin başında yer almıştır. Bu nedenle ilk ya yım gününden itibaren TRT Tele vizyonu'ndaki yasaklamaları gö revi başında izleme olanağını bulan yazar aşağıda bu konuyu ancak çeşitli gözlemleri ve iz lenimleri birbiri arkasına sı ralayarak incelemektedir. Aşa ğıdaki inceleme henüz bilimsel bir düzeye oturtulmamıştır. Fa kat yazar konuyla ilgili ola rak verdiği her örneği gerekti ği takdirde belgeleriyle de ka muoyunun önüne serecek durumda dır. Daha açıkçası, aşağıda be lirtilen örnekler birer sav de ğil, gerçektir. Fakat inceleme henüz bilimsel açıdan yapılama dığı için her noktayı dipnot

larla ve belgelere dayanarak ortaya koymak mümkün olamamış tır. "Elimizde Olmayan Nedenler" adıyla yazar tarafından hazır lanmakta olan bir kitapta bu konu bilimsel yönden işlenerek sergilenecektir..

DENEME YAYIMI DÖNEMİ

TRT Televizyonu 31 Ocak 1968 tarihinde, TRT Yönetim Kurulu' nun kararıyla, temelde hiç bir hazırlık yapılmadan ilk yayı mına başladı. Ancak dört aylık kısa bir süre içinde sadece el deki olanakların yine eldeki

koşullara uygun bir biçimde de ğerlendirilmesiyle bu deneme yayımına geçilmişti. îlk resmî Türk Televizyonunun TRT'nin 8 zerklik dönemine rastladığını özellikle anımsatmak yararlı olur. Çünkü bu dönem içinde radyoda yayımlanan pek çok program hakkında savcılar so ruşturma açmışlar, fakat hiç bir radyo programcısı bu soruş turmalar sonucunda mahkemeye düşmemişti. Özerklik anlayışı ile hazırlanan bu radyo prog ramlarının çoğu ülkenin ger çeklerini sadece sesle dile getirdikleri için iktidarın

şimşekleri TRT'nin üzerinde çakıyordu. Artık televizyon da yayıma geçmişti. Özerk TRT' nin televizyonu acaba nasıl davranacaktı? Fakat 31 Ocak 1968 tarihinden 22 Şubat 1969' a dek Ankara Televizyonu adı ile yayım yapan TRT Televiz yonu her hangi bir ciddi ya yım yasağı ile karşılaşmadı. Çünkü temelde ve yıllarca ön ce hiç bir TV yayım hazırlığı yapılmamış olduğu için, bu ye tti yayım organı ancak kendi iç sorunları ve haftada üç ya yım gününü aksatmamak çabası ile meşguldü.

Yaklaşık olarak bir yılı alan başlangıç süresi içinde üst ka demedeki TRT yöneticileri, bu satırların yazarına iki isim üzerinde titizlikle durulması gerektiğini sözlü olarak bil dirdiler. Bu iki isimden biri kesinlikle, ikincisi ise müm künse TV yayımlarına çıkarıl mayacaktı. Birinci isim Osman Nuri Koçtürk, ikincisi ise Şevket Süreyya Aydemir'dir. Böyle bir davranışa neden o lan program, Mart 1.968'in ba şında yayımladığımız "Halife liğin Kaldırılması" adlı bir TV programıydı. Sayın Aydemir bu program içinde kısaca ha lifelik nedir, onu açıklıyor du. Programdan sonra yapılan dostça (!) uyarıda söz konusu yazarın bir kez daha programa çıkarılıp çıkarılmamasının ye terince düşünülmesi isteniyor du ama, Osman Nuri Koçtürk ke sinlikle hiç bir TV programı na çağrılmamalıydı. Neden? Ne deni bir türlü açıklanmamış, fakat kendisinin "alanında çok büyük bir ısrarla sorunların üstüne gittiği" biçiminde bir garip gerekçe ileriye sürül müştü. Doğrusu istenirse, bir insanın alanındaki sorunların üzerinde ısrarla durmasının niçin onun aleyhinde kullanıl dığını bu satırların yazarı o günlerde bir türlü anlayama mıştı. Fakat yıllarca sonra, aynı suçlama ile pek sık kar şılaştıktan sonra, her şey a paçık ortaya çıkmaktadır. Evet, siz siz olacaksınız ve yüzde yüz aksaklıklarını gördüğünüz bir konunun üzerine gitmeyecek siniz, sesinizi çıkarmayacak sınız. Yoksa sizi, hangi dönem de olursa olsun, mimleyecekler ve adınızın peşine bir tanımla yıcı kelime ekleyecekler: "Ge çimsiz". Türkiye'de bazı ıs rarlı davranışlarda bulunanla

rın yazgısında bu kelime önem li bir rol oynar.

Bu uyarıya karşın, sayın Ayde mir bir iki kez daha TV prog ramlarında görünmüştür. Hatta 10 Kasım 1969 tarihinde fırtı nalar koparan TV yayınımdaki, bu satırların yazarı tarafın dan hazırlanan "Mustafa Kemal'i Tanımak" adlı programda onun "Tek Adam" adlı kitabından da yararlanılmış, bu durum o ak şamki yayımın sonunda yazılı olarak belirtilmiş ve sonra a çılan soruşturmalarda söz ko nusu nokta TV aleyhinde de kullanılmıştır. Ama bu satır ların yazarının görevden alın masından sonraki ilk 10 Kasım programında (1970'de; yer alan bir açık oturuma sayın Aydemir de çağrılmıştır. Fakat 12 Mart Muhtırası'nın verilişinden son ra TRT'de hazırlanan Atatürk'le ilgili bir dizi programa aynı yazarın çıkarılması yasaklanmış tı.

Sayın Koçtürk'e gelince, yukar da sözü edilen uyarıdan sonra onu TV programlarına çıkarma dık. Bunun tek nedeni vardır. Bu uzmanın konusuyla ilgili bir program yapamadık. Ne var ki "beslenme" konusunun TRT Televizyonu'ndaki Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırla nan programlarda ele alındığı bir gerçektir. Fakat TRT yöne timi Milli Eğitim Bakanlığına programların yapımında her han gi bir şekilde karışmıyordu. Bu nedenle Bakanlık programcıları nın sayın Koçtürk'ü çağırmak isteyip istemediklerini bile meyiz. Ama bize yapılan uyarı, niçin onlara da yapılmamış ol sun? Çünkü sayın Koçtürk so runların üzerine büyük bir ıs rarla giden geçimsizin (!) bi ri değil miydi?

ÎLK CÎDDÎ YASAKLAMA

TRT Televizyonu'ndaki ilk cid di yasaklama Başbakanlık'tan TRT'ye 22 Şubat 1969'da gelen bir yazı ile gerçekleşti. Baş bakanlık yazısı "16 Şubat 1969 Pazar günü İstanbul'da oluşan olayların filminin" TRT Tele vizyonu'nunda gösterilmesini 359 sayılı TRT Yasasının 17. maddesine göre engelliyordu. Söz konusu film "Kanlı Pazar" olaylarının filmidir. Böyle bir filmin varlığı tarafımız dan öğrenilmiş ve film İstan bul'dan istenmişti. Başbakan

lık yasağı TRT'ye yazı ile ile tildiği zaman, "Kanlı Pazar" olaylarının filmi henüz elimi ze geçmemiş ve tarafımızdan da izlenmemiştir. Daha açıkçası, Başbakanlık henüz TRT Televiz yonu 'na gelmemiş, sorumlular tarafından görülmemiş, yayım lanıp yayımlanmamasına henüz karar verilmemiş bir filmi ya saklamaktadır. Eğer film gelir se, eğer yayıma uygun görülür se, cumartesi günleri göster diğimiz "Panorama" adlı TV programının içinde yer alacak tır. Fakat bundan daha fazla bir görüşe ya da daha belirli bir karara sahip değilken ko nulan yayım yasağı bir gerçe ği de ortaya çıkarmaktadır: Adım adım izlenmekteyiz ve ne yayımlamayı düşündüğümüz bile ilgili yerlere anında iletil mektedir. 0 zamanki gözlemimiz şudur: Bu koşullar altında ya yım yapabilmek korkunçtur. Ama bizim için korkulacak bir du rum olamaz. Çünkü yayımlamayı düşündüğümüz programlar ve film ler gizlice değil, açıkça gös termeyi düşündüğümüz belgeler dir. Fakat bu yasaklama kara rından sonra, ne denli yanıl dığımızı anlıyoruz. Bazı çev relerde yapılan konuşmalarda "Kanlı Pazar" filmini göster mek isteyen TRT'cilerin "Dev letin temeline dinamit koymak isteyenler" olduğu belirtilmiş ve bu suçlama diğer yayımları mızdan sonra çok daha ısrarla ileriye sürülmüştür.

Yayım yasağından sonra İstan bul'dan gelen "Kanlı Pazar" filmini TV binasının alt ka tında izledik. Karanlık sahne lerle dolu ve sessiz bir film di bu. Fakat teknik bakımdan yayımlanması olanaksız değildi hiç bir zaman. Ama başka ba kımlardan yayımlanmasına elbet te izin verilmezdi. Çünkü İs tanbul'daki olayların iç yüzü nü oldukça belirli bir şekilde ortaya çıkarıyordu. îşte bu filmi yayımlamayı düşünerek TRT Televizyonu dikkatleri çek ti. Bazı çevreler bu gibi ko nuları işleyebileceğimizi ve bu gibi filmleri gösterme eği liminde olduğumuzu anladılar. TRT'nin üst kademesi ki yıllar dan beri özerklik mücadelesi verir gibi yapmıştı programlar üzerinde eskisine kıyasla ^da ha çok, neler yayımlayacağımı zı öğrenmek ve son dakikada bazı programları engellemeye kalkmaktan öteye gidemedi.

"ATATÜRK GELİYOR" TRT Televizyonu'ndaki en büyük yasaklama örneğine ise 10 Kasım 1969 tarihinde rastladık. Bu yasaklama örneğinin çok uzun bir öyküsü v a r d ı r . Tüm ayrıntı ları burada anlatmaya ise ola nak bulunamaz. Konuyu kısaca şöyle ortaya koyabiliriz: TRT Genel Müdürlüğünde radyo ve TV programlarını yayımdan önce de netlemekle görevli bir daire vardır. Fakat TRT'nin kurulu şundan, yani 1964 yılından 10 Kasım 1969 tarihine dek bu dai re gerektiği gibi çalıştırılma mıştır. TV programları yayım dan önce bu daire tarafından kesinlikle denetlenmemektedir. Dolayısıyla da 10 Kasım 1969 tarihinde TRT Televizyonu'nda yayımlanacak programların ve filmlerin her hangi bir dene timden geçmesi söz konusu de ğildir. 0 akşamki programda "Türkiye'nin Kalbi Ankara'dır" adlı bir film yer a l ı r . Bu film bir Sovyet yapımıdır ve 1933 yılında Atatürk'ün çağrı sıyla Türkiye'ye gelen filmci lere yaptırılmış ve Türkiye'de ç e ş i t l i yerlerde gösterilmiş ve Türkiye hakkında resmi kuru luşlar tarafından yaptırılan filmlerde de kaynak olarak kul lanılmıştır. İşte 1969 yılının 10 Kasım'ında bu filmi yayıma almış bulunuyoruz. Elbette du runu TRT içinde her hangi bir kademeye bildirmekle yükümlü değiliz. Çünkü ilk yayım günün den beri yapılan uygulama böy le bir davranışı öngörmüyor. 0 akşam TV haberlerinden sonra yayımda "Saat 9.05" diye bir program var. Bu programda An kara'da saatler dokuzu beş ge çerken Atatürk'e saygı duruşun da bulunan ç e ş i t l i k i ş i l e r gös teriliyor. Bu kişilerin arasın da kentliler olduğu gibi köylü ler de var. Kasketlerini e l l e rine almışlar, duruyorlar. Kas k e t l i l e r i n TV ekranında görün mesi meğerse bazı TRT Yönetim Kurulu üyelerini bile tedirgin etmiş. Arkasından "Mustafa Ke mal'i Tanımak" adlı program geliyor. Tüm olarak Osmanlılı ğın karşısında bu program. Da ha sonra Türkiye'de Atatürkçü lüğün uygulanmadığına dair ko nuşmaların yapıldığı bir açık oturum yer alıyor yayımda. En sonunda da: "Türkiye'nin Kalbi Ankara'dır". Film Atatürk ön cesi Ankara ile Atatürk sonra sı Ankara'yı karşılaştırıyor. Önce yıkık, eski ve harap An kara'yı görüyoruz. Daha sonra,

yeni ve modern Ankara. Film Cumhuriyet'in 10. yıldönümü için yapılan geçit töreninden izlenimleri ve Atatürk'ün ay nı yıldönümünde yaptığı konuş mayı kendi sesiyle ilk kez ile tiyor bize. Fakat Ankara'lı se yircilerin filmin ikinci yarı sını izlemelerine olanak ta nınmıyor. Sadece Ankara'nın es ki püskü durumunu izliyorlar. Film, bu sahneler ekrandayken kesiliyor.Çünkü e l i kasketli lerin görüntüsüne bozulmuş o lanlar, bir de Ankara'nın ha rap durumunu yayımlatmaya kat lanamıyorlar. Devamlı olarak TRT Genel Müdürünün evini a r ı yorlar ve onu bu konuda uyar maya çalışıyorlar. 0 da bu t e lefonların etkisi altında kal kıp, TV binasına geliyor. F i l mi yarıda kestirecektir. 0 sı rada binada yayım nöbetçisi programcı Adem Yavuz vardır." Fakat Adem Yavuz'u dinleyen kim? Kesin bir komutla, f i l min ikinci ve Atatürk'ü kap sayan bölümünün yayımlanması yasaklanıyor.

SORUŞTURMALAR

Bir filmin yayımı sırasında ya saklanarak kesilmesine başka bir ülkede rastlandığını pek sanmıyoruz. Gerek bu filmin, gerekse yukarda kısaca bilgi verilen programların yayımı do layısıyla bu satırların yazarı ve iki programcı hakkında TRT Genel Müdürlüğünün çağrısı üze rine savcılıkta soruşturma açı lıyor. TRT Genel Müdürlüğü de yine aynı kişiler hakkında ida ri soruşturmaya başlıyor. Bu soruşturmalar tamamlanmadan bu satırların yazarı TRT TV Prog ram Dairesi Başkanlığından ve vekaleten yürüttüğü Ankara TV Müdürlüğünden alınıyor. Fakat TRT Yönetim Kurulu'nda beş ü yenin karşı çıkması üzerine bu uygulama durduruluyor. İki üç ay sonra savcılık 10 Kasım 1969'da yayımlanan programlar da her hangi bir suç unsuru bulmuyor. Ama TRT Genel Müdür lüğünün açtığı idari soruştur ma sürüp gidiyor ve aylarca bir sonuca ulaşmıyor. Bu ara da başka olaylar dolayısıyla TRT aleyhinde Danıştay'da bir dava açmak zorunda kalıyoruz. Bu davada aleyhimizde bazı o lumsuz noktalar ileriye sür mek isteyen TRT Genel Müdürlü ğü, tam 11 ay sonra söz konu su idari soruşturmayı sonuç landırıyor ve sonucu bize bil

dirmeden Danıştay'a iletiyor. Biz de Danıştay'daki dosyamız dan 12 ay kıdem indirimi ceza sını aldığımızı anlıyoruz ve TRT Genel Müdürlüğüne başvu rup cezanın bize de bildiril mesini istiyoruz. Bu satırla rın yazarına ve 10 Kasım 1969 tarihinde görevli iki program cıya verilmiş olan kıdem indi rimi cezası, zamanın Devlet Bakanı tarafından, bir soru üzerine, TBMM'de dile getiri liyor. Aynı akşam TBMM'deki bu konuşmalar AnkaTa Radyosu' nun "TBMM'de Bugün" adlı prog ramında da tüm kamuoyuna yan sıtılıyor.

1971 yazında Danıştay'da bir başka dava açarak 12 aylık kı dem indirimi cezasına itiraz ediyoruz ve bu davayı 1974 yı lının başlarında kazanıyoruz. Fakat elbette aynı radyo, da vayı kazandığımızı bildirmek zahmetine katlanmıyor. İşte yayımcılık tarihimizin, bizce . en önemli yasaklama öyküsünün özeti. Öyle sanırız ki bu ya saklama örneği ve onu izleyen soruşturmalar ibretle anılma ya değer birer baskı ve yeter sizlik örneğidir. Çünkü bir zamanlar özerklik mücadelesi ne çıkan TRT yönetiminin hu kuk bilgisinden ne denli yok sun olduğu bu yasaklama olayı dolayısıyla Danıştay'da açı lan davada anlaşılmıştır. 12 aylık kıdem indirimi cezası veren Disiplin Komisyonu'nda bulunan Genel Müdürün bu ce zaya itiraz ettiğimiz zaman toplanan Komisyonda da bulundu ğu böylece anlaşılmış ve bir görevlinin hem ceza verip, hem de bu cezaya yapılan itirazı görüşen komisyona üye olamaya cağının TRT Genel Müdürlüğü ta rafından unutulduğu ortaya çık mıştır.

BİR KARŞILAŞTIRMA

10 Kasım 1969 tarihinde TRT Ge nel Müdürünün evine çeşitli ki şilerin telefon ettiğini basın dan öğrenmiştik. Böylece TRT Genel Müdürü etki altına alın mak istenmiş ve bunda kısmen de olsa başarıya ulaşılmıştı. Çün kü bu telefonlardan sonra TV binasına gelen Genel Müdür, ya yım nöbetçisi Adem Yavuz'un u yarısına karşın yayımı kesmek te bir sakınca görmemişti. İçin de bulunduğumuz yıl buna benzer bir başka yasaklama ve baskı ör neği ile karşılaştığımızı unut mamak gerekiyor. TRT Televizyo

nunda "Soylu Yabani" adlı bir film gösterilirken de Adalet Bakanı'nın evine telefon edile rek bir çeşit baskı yaratılmak istenmiş ve filmin müstehcen olduğu ileriye sürülmüştür. Fa kat pek çok örnekte de görüldü ğü gibi savcılar bilirkişi ra poruna da başvurarak, "Soylu Yabani" adlı filmi müstehcen bulmadı. İlgili kişileri evle rinde telefonla arayarak TV yayınları hakkında dikkatleri ni çekmek, yukarda belirtildi ği gibi, 1969'da başlamıştır ve günümüzde de sürüp gitmek tedir.

SÜREKLİ YASAKLAMALAR

10 Kasım 1969'daki TV yayımla rı TRT'nin tarihinde bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu olaydan sonra TRT Genel Müdürlüğü, 1964 yılından beri yasalara aykırı olarak çalıştırmadığı denetim ünitesini faal bir duruma ge tirdi. Fakat bu ünite program ları ancak bir sansür anlayışı ile inceleyerek, TRT'nin üst kademesinin hoşuna gitmeyen programların yayımına engel ol maktan başka bir işe yaramadı ğını açıkça ortaya koydu. 1 A ralık 1969'da TRT Genel Müdür lüğünün emriyle, uzman rapo ruyla ve de TRT Genel Müdür Yardımcısının bilgisi ve ona yı ile "Pir Sultan Abdal" ad lı tiyatro oyunundan bazı sah nelerin TRT Televizyonu'nda gösterilmesi önlendi. Bu oyu nu Ankara'da "Halk Oyuncuları" sahnelemişlerdi. Tiyatro oyun larının yasaklanması TRT Tele vizyonu için hiç de şaşırtıcı bir olay olmamıştır ilerdeki tarihlerde de. TRT Yönetim Kurulundan bazı üyelerin son derece gizli tuttuğu bir dav ranışla TRT Televizyonu yöne tim kademesinde yapılan deği şiklikten sonra Can Yücel'in çevirisi olan "Salozun Mavalı" belli bir gerekçe gösterilme den, 12 Mart 1971 tarihinden sonra da Çekhov'un Üç Kız Kar deş 'i "Türk televizyonunda Rus subaylarının üniformaları gösterilmez" gerekçesiyle ya saklandı. Her iki oyundan an cak bazı sahnelere bir tiyatro programında yer verilecekti.

Yine aynı dönemde, yani 12 Mart 1971'den sonra İstanbul' daki Dostlar Tiyatrosu ve An kara'daki Ankara Sanat Tiyat rosu TRT Televizyonu'nun sü rekli olarak yasakladığı iki topluluktu. Bu toplulukların

oynadığı oyunların televizyon da gösterilmesini bir kenara bırakınız, TRT Televizyonu her iki tiyatronun adını bile yayımlarında anmıyordu.

TRT'nin son döneminde de ya saklanan tiyatro oyunları var. Mart 1974'de Necati Cumalı'nın "Nalınlar" adlı oyunu TRT De netleme Kurulu tarafından "müs tehcen" bulunarak, TV yayımla rına alınmadı. Yine aynı dönem içinde de Devlet Tiyatrosu ta rafından sahnelenen bir Ameri kan oyunu da televizyonumuzun sanat programına alınmadı. Sa nat programında sadece bir sahne gösterilecekti. İleriye sürülen savlara göre, bu sah nede çıplak bir erkek heykeli göründüğü için oyunun filmi yasaklanmıştı. Fakat gerçekte 14 Ekim 1973 seçimlerinden • sonra iş başına getirilen ye ni TRT yönetiminin bu sahneyi bir başka nedenle yasakladığı görüşü üzerinde durmak yerinde olur. "Rüzgarın Mirası" adlı bu piyes din sömürücülüğünü ve bunun politikayla birleş tirilmesini sergilemekteydi. Böyle bir konunun iktidardaki koalisyon hükümetinin MSP ka nadını kızdıracağı düşünülmüş tü.

Görülüyor ki TRT Televizyonu1 nun ilk yıllarındaki yasakla rın arkasındaki anlayışla, bu günkü anlayış arasında pek bü yük bir ayrılık yoktur. Her iki. anlayışın yasakladığı TV programları, görüldüğü gibi, kültürle ve elbette politika ile yakından ilgilidir.

Orhan Kemal'in ölümünden hemen sonra ilk TV yönetimi tarafın dan hazırlanan anma programı nın başına gelenler de bu gö rüşümüzü güçlendirmektedir. Televizyonumuzun ilk yılında ki kısıtlı olanaklara karşın, en kısa zamanda hazırlanan "Orhan Kemal" programı TRT'nin denetleme kurulundan da geçmiş fakat TRT Genel Müdürlüğünün emriyle yayıma girmesi engel lenmişti. Bu konuda uzun tar tışmalar oldu. TV yönetiminin tüm ısrarlarına karşın, TRT Ge nel Müdürlüğü'verdiği karardan dönmek istemedi. En sonunda, bu engelleme yazarın ölümünden bir ay sonra birdenbire kalktı ve program geç de olsa TV yö netimi tarafından yayıma so kuldu. Söz konusu programın yasaklanmasıyla ilgili ilginç bir nokta şudur: Genel Müdür lükten her hangi bir kimse

programı yayımdan önce izle dikten sonra yayıma engel ol muş değildir. Demek ki program da sakıncalı bir nokta bulun duğu düşünülemez. 0 halde sırf Orhan Kemal adı üzerinde durul muştur. Böyle bir anlayışa na sıl olur da bir TRT görevlisi sahip olabilir?

50.YIL BROŞÜRÜ

Yukardaki olaya TRT Televizyo nu'nun ilk yıllarında rastlan dı. Belki pek çok kimse böyle bir yasaklamaya inanmayacak tır. Fakat yıllarca sonra, Cum huriyetin 50. yıldönümü dolayı sıyla TRT Genel Müdürlüğünün bastırdığı broşürde yapılan hoş (!) bir hata yukarda başı mızdan geçen yasaklama olayı nın nasıl gerçek olduğunu göz ler önüne seriyor. Söz konusu broşür TRT tarafından radyoda ve televizyonda yayımlanacak olan programları tanıtmak ama cıyla hazırlanmış. Fakat bro şürü hazırlayanların bir dal gınlığına gelmiş olacak ki "50. Yıl dolayısıyla Yaşar Ke mal, Kemal Tahir ve Orhan Ke mal gibi yazarların yapıtların dan televizyonda söz edilip e dilmeyeceğine dair Genel Mü dürlükten izin alınmasının" ge reğini belirten bir de satır araya karışmış. Böylece anla şılıyor ki 50. Yıl programla rında her yazardan söz edile bilir, ama yukarda adları sı ralanan üç yazarla ilgili bir söz geçerse, ayrıca izin ge rekli. Nitekim 12 Mart Muhtı rası 'ndan hemen sonra Ankara Radyosu'nda yayımlanmakta o lan "İnce Mehmet" derhal dur durulmuş ve yapıtın sahibi Ya şar Kemal'in nedeni öğrenmek için gösterdiği tüm çabalar boşa gitmiş, Kemal Tahir'den ölümünün birinci yıldönümüne dek TRT'de hiç söz edilmemiş ve Orhan Kemal ise yukarda söz konusu edilen programdan son ra bugüne dek TRT Televizyonu' nda hiç ele alınmamıştır.

YALNIZ KÜLTÜR DÜŞMANLIĞI DEGÎL

TRT Televizyonu'nun ilk yılla rında yasaklanan programlar yalnız kültür programları de ğildir. 0 dönemde televizyon da günlük sorunları inceleyen çeşitli programlara bugünkün den çok daha etkin bir şekil de yer verilirdi. Sözgelişi Türkiye'deki Amerikan üsleriy le ilgili bir kısa bölümün "si lahsızlanma" alanına ilişkin

bir programa konulması için çok uğraşılmış ve 15 Aralık 1969'da bu konuda TRT Genel Müdürlüğüne yapılan başvurma geri çevrilmişti. Dolayısıyla program Türkiye'deki yabancı üslerin durumu incelenemeden yayımlandı. Bu programda CHP İstanbul Milletvekili Sezai Orkunt, Tabii Senatör Haydar Tunçkanat ve bir hükümet tem silcisinin konuyla ilgili gö rüşlerine yer verilecekti. Bugün Sezai Orkunt'un TRT Yö netim Kuruluna girmiş olmasını bu örnek dolayısıyla anımsama mız ilginç olacaktır.

TRT Televizyonu'nun ilk yılla rına değerli programlarıyla katkıda bulunan ilk Türk te levizyoncularından Adem Yavuz1 un yasaklanan en önemli progra mı "Gençliğin Kavgası" adını taşıyordu.

"Gençliğin Kavgası" 15 Ocak 1970 tarihinde yayımlanacak tır. O günlerde TRT Genel Mü dürlüğü TV programlarını beş kademede denetlemeyi uygun gör mektedir. Her program önce "program fikri" olarak denet lenir. "Fikir" olarak onaydan geçen programların daha sonra aylık bir listesinin de TRT Genel Müdürlüğü'nün onayından geçmesi istenmektedir. Gerçek te, TRT Genel Müdürlüğü bu lis telerin aylık değil, üç aylık süreyi kapsayan bir dönem için hazırlanmasını istemiştir. Fa kat hem i ene t im beş kademede yapıldığından pek çok program fikri bu listeden çıkarılmak tadır, hem de teknik ve prog ram olanakları çok kıt olan Ankara Televizyonu'nun üç ay lık program listesini hazırla ması son derece zorlaşmakta dır. Bu nedenle liste ancak bir aylık olarak yapılmaktadır, îlk kademede her programı sa dece "fikir" olarak gözden ge çiren TRT Genel Müdürlüğü, i kinci kademede de bir aylık listeyi inceleyerek onaylan mış programların bu listeye girip girmediğini denetlemek tedir. Ayrıca bu listede prog ramları kimlerin hazırladığı ve TRT dışından söz konusu ı programlara kimlerin katıldı ğı da TV yönetimi tarafından belirtilmektedir. Bu da TRT Genel Müdürlüğünün emridir. Böylece ikinci kademede yal nız sakıncalı (!) programların yer alıp almadığı değil, TRT Televizyonu içindeki ve dışın daki sakıncalı (!) kişilerin

bu programların yapımında gö revli olup olmadığı da denet lenir. Eğer TRT Genel Müdür lüğü sakıncalı kimselerin programlara katkıda bulundu ğunu bu denetim sonucunda or taya çıkarırsa, ÎV yönetimine emir vererek, zararlı (!) fi kirlerin ve kişilerin ekrana çıkmalarını önler.

Burada üzerinde dikkatle du rulması gereken bir nokta var. Söz konusu denetim biçimi, 12 Mart 1971'den sonra Türkiye' de başlatılan faşist dönemde geliştirilmemiştir. Çok daha önce, TRT'nin özerkliğini ko rumak için sözde mücadele ve renlerin birer kahraman ola rak TRT Genel Müdürlüğü kade mesinde görev yapmaya devam ettikleri bir zamanda bu yo la başvurulmaya başlanmıştır. Liste onaylandıktan sonra sı rada' her program metninin de TRT Genel Müdürlüğü tarafın dan denetlenmesi gelmektedir. Bu üçüncü denetim kademesi dir. Daha da sonra yine her programın görüntü yanının de netimi vardır. Yani her prog ramın içinde yer alan filmler ve eğer film yoksa TV stüd yosundaki görüntüler gözden geçirilir. "Gençliğin Kavga" sı" ilk iki kademeden geçmiş tir. Fakat sıra program met ninin ve görüntülerin deneti mine gelince, iş değişir. TRT Genel Müdürlüğü program met ninde aşağıda belirtilen yer lere takılmıştır. Görüntü de , netiminde ise filme alınmış bazı demeçler ve röportajlar vardır. Bunları denetlemek i çin TRT Genel Müdürlüğünden bir denetçinin kalkıp TV bi nasına gelmesi ve filmleri izlemesi gerekir. Fakat genel müdürlük denetçilerinin buna niyeti yoktur. Onun için TRT Genel Müdür Yardımcısı TV Mü dürlüğü'ne bir yazı yazarak, bu filmlerdeki konuşmaların metne geçirilmesini ve Genel Müdürlüğe teslimini ister. E ğer dördüncü kademedeki bu de netimden de geçerse, her prog ram gibi "Gençliğin Kavgası" da TRT Televizyonu'ndan ya yımlanacaktır. Vakat bir be şinci denetim kademesi daha vardır. 0 da her yayım günü TRT Genel Müdür Yardımcısının o gün yayımlanacak tüm TV programlarını bir kez daha denetlemesi ile oluşur. Söz konusu tarihlerde bu uygula maya yalnız "Gençliğin Kav gası" için değil, tüm TV

programları için başvurul maktadır.

Fakat "Gençliğin Kavgası" da ha üçüncü kademede, yani me tin denetiminde engellenmiş tir. Bu arada dördüncü dene tim kademesinin de uygulan ması istenmiş ve yapımcı Adem Yavuz'un filmde bulunan de meçleri ve röportajları kağı da geçirmesi ve TRT Genel Mü dürlüğüne vermesi öngörülmüş tür. Yapımcı Adem Yavuz, ilk Türk televizyonunun en ciddi ve titiz programcıları ara sındaydı ve söz konusu prog ramın yayımlanmasını da bü yük bir rrzu ile istiyordu. Bu nedenle, TRT Genel Müdür lüğü 'nün arzusunu yerine ge tirmek için kollarını sıvar ve işe girişir. Fakat o gün lerdeki TRT Televizyonu bu günkü gibi eleman, para ve aygıt bakımlarından bolluk içinde yüzen bir televizyon değildir. Program ve yönetim işlerinin başında yalnız bir amir vardır. Bugünkü gibi a dım başında bir müdüre ve şe fe rastlanmamaktadır. Bugün yalnız "Sinekli Bakkal" gibi bir film dizisine harcanan parayla, o günlerdeki TRT Te levizyonu en az üç ay program yapmaktadır. Üstelik aygıtla rın sayısı, nitelikleri ve kullanıldığı yerler ve amaç lar son derece sınırlıdır. Dolayısıyla da özellikle prog ramcılar olağanüstü gayretler le birden fazla işe koşmakta dırlar. İşte bu sıkışık çalış ma nedeniyle yapımcı Yavuz, programın film bölümündeki sesleri zamanında TRT Genel Müdürlüğüne sunamaz. Bu durum da TRT Genel Müdür Yardımcı sının TV yönetimine kınayıcı bir yazı göndermesine yol a— çar.

Aynı Genel Müdürlük "Gençli

ğin Kavgası" adlı programda

ki". .. gençler öldürüldü,

zindanlara atıldı", "üniver

sitelerin, yüksek okulların

halktan uzak olduğu bir ülke

de, gençlik hareketlerine u

zak kalmak imkansızdı " ve

"bugün Türkiye'de kişiler ve

bölgeler arasında okuma eşit

liği farklılığı rakamlarla

ortadadır " gibi cümlelere

takılmış, yine programdaki

"Vietnam pasifikasyon hareka

tını CİA adına yöneten Korner'

in Türkiye'ye gelişi....,.",

"

Taylan Özgür'ü kimin öl

dürdüğü ortaya çıkarılamadı.

ADEM YAVUZ TÖRENLE TOPRAĞA VERİLDİ

Basın Yayın Genel Müdürlüğündeki katafalktan alınan Adem Ya vuz'un cenazesi, Anka Ajansı önündeki saygı duruşundan sonra eskt işyeri olan TRT Televizyonu'na getirildi ve burada da saygı duruşu yapıldı...

Maltepe Camii'ndeki dini törende Cumhurbaşkanı'm temsilen bir yaver binbaşı, Senato Başkanı Tekin Arıburun, Millet Meclisi Başkanı Kemal Güven, Başbakan Bülent Ecevit, Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ve parti yöneticileri, CGP Ge nel Başkanı Turhan Feyzioğlu, Milli Savunma Bakanı Hasan Işık, Turizm ve Tanıtma Bakanı Orhan Birgit, Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Devlet Bakanı İsmail Hakkı Birler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru, Adalet Bakanı Şevket Kazan, Maliye Bakanı Deniz Baykal, Gençlik ve Spor Bakanı Muslihittin Yılmaz Mete, Senatör ve Milletvekilleri ile başta Adem Yavuz'un eski İşyeri TRT Genel Müdürü İsmail Cem olmak üzere birçok müste şar ve genel nüdür hazır bulunmuştur.

(Günaydın, 28 Ağustos 1974)

Bu tip öldürmelerin arkası gel miyordu " cümleleri üzerinde durmuştu. Fakat bununla birlik te, adı geçen pro gramın kesin likle yasaklandığı TRT Genel Müdür Yardımcısının yazısında belirtilmiyordu. Çünkü yazı i le belirterek böyle bir sorum luluk altına girmeyi kimse gö ze almak istememişti. Hatta yardımcının yazısında ek ola rak bulunan ve "Gençliğin Kav gası"nın yayımını dolaylı o larak önlemeye çalışan rapo run altında hiç bir denetimci nin imzası bile yoktu.

Yapımcı Adem Yavuz bu imzasız rapora kendi imzasıyla hazır ladığı bir başka raporla açık ça karşı çıktı. Türkiye'nin sosyal ve ekonomik ortamı için de gençlik hareketlerinin in celenmesinin ve bu hareketlere bir ad konulmasının niçin ge rektiğini belirtti ve raporu nu şöyle bitirdi: "Biz daha ad koymayı bırakın, bu hare ketlerin doğuşunu, gelişmesi ni bile veremiyoruz." TRT Ge nel Müdürlüğünün imzasız rapo runa açıkça karşı çıkan yapım cı Adem Yavuz'un "Gençliğin Kavgası" adlı programı en so nunda TRT Genel Müdür Yardım cısının TV yönetimine gönder diği el yazısı ile karalanmış bir notla yayım günü olan 15 Ocak 1970 günü akşam üstü ya saklandı. TRT Genel Müdürlüğü programın yayınını yasaklamak için resmi bir yazı gönderme yi göze alamamıştı. 0 akşam saat 20.00'de yayımlanacak o lan "Gençliğin Kavgası" adlı programın yerine, "Denizlerde Mercan Kayalıkları" adlı ya bancı kaynaklı bir film koy

mak zorunda kaldık. Durumu seyirciye kısa bir açıklama ile bildirdik.

Hazırlayıcılarının adlarını koymaktan çekindikleri TRT _ Genel Müdürlüğü raporuna adı nı gizlemeden karşı çıkan ya pımcı Adem Yavuz'un durumuna gelince, "Gençliğin Kavgası" adlı programdan önce ve sonra aynı çizgide başarılı program lar ortaya çıkardı. Hatta "31 Mart Olayı" ile ilgili olarak hazırladığı TV programı yasak lanmadan yayımlandı, ama büyük tepkiler yarattı. 12 Mart 1971 den sonra Yavuz TRT Televizyo nu'ndan ayrılarak, askere git ti. Ama dönüşünde TRT'ye alın ması yasaklandı. 14 Ekim 1974 seçimlerinden sonraki TRT yö netimi de ona görev vermedi. Adem Yavuz, Kıbrıs'da gözleri bağlı iken Rum kurşunları ile yaralandı, Türkiye'ye getiril di ve Adana'da öldü. TV haber lerinde ondan söz etmek gere ğini duyan TRT, kendisini bü yük tepki yaratan "31 Mart 0 layı" adlı programdan bir sah ne ile seyircilere gösterdi.

ŞEYH SAİT İSYANI

TRT Televizyonu'nun 12 Mart Muhtırası'nın verilişine dek sürdürdüğü dönem içinde ya saklanan programların sayısı bir hayli yüksektir. Fakat bunlardan bir tanesi daha var ki, burada üzerinde duramadan geçemeyiz. Program Şeyh Sait isyanını inceleyecekti. Ya pımcısı Varlık Özmenek'ti. Özmenek programın metnini ha zırladı ve Anadolu'da bir iki yerde film çekti. Tüm bunlar

TRT Genel Müdürlüğünün beş ka demede uyguladığı denetim ka demelerinden geçilerek yapıl mıştı. Konunun onaylandığına dair elimizde resmi yazı var dı. Fakat daha program ortaya çıkmadan, birtakım basında e leştirilmeye başlandı. Böyle ce "Şeyh Sait İsyanı" yayım lanmadan e l e ş t i r i l e n ilk prog ram oldu herhalde yeryüzünde. En sonunda TRT Genel Müdürlüğü yine hiç bir resmi yazı yazma dan, bu programın yayımını ya sakladı. Fakat olay unutulmadı. 12 Mart 1971'den sonraki dönem içinde gerek ilk TV yönetici l e r i , gerekse Adem Yavuz ve Varlık Özmenek gibi e t k i l i programcılar hakkında soruş turmalar yapılırken, "Şeyh Sait İsyanı" adlı programın metni de incelendi. Hatta b i r ara bu metni TV arşivlerinde bulmak da olanaksızdı. TRT dışındaki başka çevrelerce gözden g e ç i r i l d i . Şimdi yeri ne konup kanmadığı bilinmez. Bu arada Varlık Özmenek1in de 12 Mart'tan sonraki durumu hakkında bilgi verelim. Özme nek askerliğini yapmış olduğu için TRT'den ayrılması söz ko nusu değildi. 0 halde çarkla rı başka türlü çalıştırmak ge rekiyordu. TRT'nin yangın yö netme ligindeki güvenlikle i l g i l i bir maddeden yararlana rak Özmenek'in işine son ve rildi.

BORAKS ÜZERİNE DÖNEN DOLAPLAR

Yine i ş i n e son verilmiş olan b i r başka programcı, Melih Aşik, boraks konusuna önem v e r d i . Programın konusunu TRT Genel Müdürlüğüne o n a y l a t t ı k . Melih Aşık, boraks konusu üze rinde araştırma yapmak ve film çekmek üzere ç e ş i t l i g e z i l e r e ç ı k t ı , konuyu enine boyuna i n celedi. Türkiye'de boraks ko nusunda dönen dolapların iç yüzünü a r a ş t ı r d ı . Dönüşünde, ortaya her bakımdan b a ş a r ı l ı b i r program ç ı k t ı . Fakat 12 Mart'tan önceki özerk TRT'nin baş y ö n e t i c i l e r i bu programın yayınlanmasını önlediler. 12 Mart Hükümetleri s ı r a s ı n d a ise madenlerin m i l l i l e ş t i r m e s i söz konusu ediliyordu. TRT'deki bo raks programının varlığı i l g i l i l e r e b i l d i r i l d i . Fakat Melih Aşık'in boraks programını ya yımlamak yine mümkün olamadı.

TRT Televizyonu'nun deneme ya yım döneminin b e l k i de en son

Elektrik Mühendisliği 21 7

yasağına 31 Aralık 1970 gecesi rastladık. Yapımcı Tunca Yön der "Yeni bir Dünya İstiyorum" adlı dört beş dakikalık bir film hazırlamıştı. Filmde kü çük bir çocuk patlayan bomba lar altında oraya buraya koşu yor ve en sonunda tüm bu sorun lardan yoksun bir dünya istedi ğini dile getiriyordu. Film ye ni yıla girildikten hemen son ra yayımlanacaktı ve o akşam yayıma başlarken program lis tesini veren spiker tarafından da böyle bir filmin TV yayımın da yer alacağı belirtilmişti. Fakat "Yeni Bir Dünya İstiyo rum" yayımlanmadı. Çünkü daha erken bir saatte o akşamki ya yımları gözden geçiren yöneti ciler böyle bir filmin göste r 4. İme s ini uygun bulmadılar. Böylece de ilk kez bir film, TV yayımı başladıktan sonra, yasaklanıyordu. Yapımcı Tunca Yönder'in durumuna gelince, TRT'nin dışında kalmak zorunda bırakılmış, fakat bugünkü TV yönetimi onun bir iki TV prog ramını dışardan hazırlamasına izin vermiştir.

PROGRAMCILARIN ADLARI YASAKLANIYOR

12 Mart'tan sonra TRT yönetimi sık sık programsız kalıyor ve eskiden yayımlanmış, ama sakın calı (!) sayılmayan bazı prog ramları yinelemek yoluna gidi yordu. Bu programlardan beş al tı tanesi Adem Yavuz, Melih A şık, Varlık Özmenek, Koray Düz gören gibi programcılar tarafın dan hazırlanmıştı. TRT yönetimi bu programları ikinci kez ya yımlamadan edemeyecekti. Çünkü elinde başka program yoktu. A ma söz konusu programların ha zırlayıcılarının tümü TRT'nin yangın yönetmeliğinin güvenlik maddesine uygun olarak Kurum' dan çıkarılmışlardı. Acaba ne yapmak gerekirdi? Derhal prog ramcıların adları filmlerden çıkarıldı ve programlar bir kez daha TV yayımlarında göste rilerek program fukaralığından kıvranan TV yönetiminin açığı kapatıldı. Bu programlardan biri "Silifke Folkloru" adını taşıyordu ve Adem Yavuz tara fından hazırlanmıştı, ikinci gösterilişi ile TRT Televizyo nu'na büyük ilgi çekti. Çünkü programın ikinci kez gösteril diği günlerde, televizyonun ya yım alanı genişlemiş ve TV da ha büyük bir seyirci kitlesi toplamıştı.

Blektrik Mühendisliği 217

PROGRAM MÜDÜRLÜĞÜ Sayı:083 2 0/8 5/435 Konu:Yasaklanan türküler Hk.

28.4.1972

ÖNEMLİ

Genel Müdür Program ve Haber Yardımcılığının 25.4.1972 gün ve 063/994 sayılı yazıları sureti aşağıda çıkarılmıştır.

Gereğini önemle rica ederim.

YEKTA ŞENSOY PROGRAM MÜDÜRÜ

Merk. Prog. Dal. Bşk. Sayı:083 51/994 Konu: Yurttan seslerde okunan türkü sözleri hk.

25.4.1972

ANKARA RADYOSU MÜDÜRLÜSÜNE

ÎLGl: 15.4.1972 gün ve 083 2 0/0 7/356 sayılı yazınız.

Radyonuz Yurttan Sesler korusunca söylenen ve sakıncalı olabileceği düşünülen Türkü sözlerinin ve buna benzer olanların bugünkü ortan göz önüne alındığında programlara konulmamasında yarar vardır.

Bilindiği gibi konu yalnız radyonuzu ilgilendiren bir konu değildir. Kısa zaman içinde kurulacak Repertuar Kurulları aracı lığıyla Radyoların tüm repertuarları gözden geçirilecek ve sakın calı parçalar ayıklanacaktır.

Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

ŞEMSETTİN GÖNENÇ PROGRAM VE HABER YARDIMCISI

TRT GENEL MÜDÜRÜ A.

Yukarıdaki yazının ekinde gönderilen 54 türkülük listeden yalnızca birkaç örneği aşağıda veriyoruz.

Duman almış mezarımın üstünü Kömür gözlüm bilmem bana küstü mü Yeşil olur polislerin şeridi Yüreğimde yağ kalmadı eridi

Çıktım kozanın dağına Karı dizleyi dizleyi Yaralarım göz göz oldu Cerrah gözleyi gözleyi

Suda balık yan gider Açma yarem kan gider Buna tabib neylesin Ecel gelmiş can gider

İhtiyatlar silah çatmış yolun üstüne Nazlı yarim gelivermiş sol dizin üstüne

Sarı zeybek şu dağlara yaslanır

Mahpusane içinde mermerden direk Yağmur yağar silahları ıslanır

Kimimiz on beşlik kimimiz kürek Yazık oldu telli doru şanına

İdam cezasına dayanmaz yürek

Eğil bir bak mor cepkenin kanına

YASAKLANAN YALNIZ PROGRAMCI ADI MI?

12 Mart'tan sonraki dönem için de özellikle radyo yayımların da yasaklanan adlardan biri de "Mustafa Kemal"dir. Kurtuluş Savaşı ve bu savaşı izleyen günlerde yazılmış olan belge ler bile radyodaki programlar da okunduğu zaman, imza ola rak "Atatürk" adı kullanılmış

tır. Fakat Atatürk'le ilgili en büyük yasaklardan birine TRT Televizyonu'nda rastlamış tık. 10 Kasım 1970 için TV programları planlanırken, Ata türk'ün konuşmalarından birin den esinlenerek "Ordularının Selamı" adlı bir program dü şündük. Bu programda "Atatürk1 ün Orduları" olarak Silahlı Kuvvetlerimiz, gençlik, işçi

lerimiz, köylülerimiz ve tüm çalışanlar arasında röportaj lar yapılacak ve genel durum 1970 yılının koşulları altın da incelenecekti. Fakat TRT Genel Müdürlüğü bu programı derhal yazdığı bir yazı i l e yasakladı ve bu yazıda da Ata türk'ü "sadece bir ölü olarak" anmamızı istedi. Uç dört gün sonra da bu satırların yazarı görevinden alındı. Ve 10 Kasım 1970'de de Atatürk gerçekten "bir ölü olarak" anıldı, öyle de anılmaya devam ediyor.

12 Mart dönemi, TRT içinde en çok kültürel yayımları biçti. Ne denli i l e r i c i yazar, sanatçı ve yaratıcı varsa, radyo ve TVprogramlarına alınmadı. Hat ta 1971 Mayıs'ında Devlet Ti yatrosu Sanatçısı Kerim Afşar' in Sait Faik'le i l g i l i program yapması bile yasaklandı. Aynı sanatçının 1972'de Ahmet Arif in ş i i r l e r i n i okuması önlendi. Bu örneklerin sayılarını art tırmak mümkündür.

YÜZEYSEL YASAKLAR

Her faşist dönemde olduğu gibi,

12 Mart döneminde de radyoda ve televizyonda yüzeyde kalan bazı yasaklarla sözde ahlâk

korunmaya çalışılmıştır. Bazı müzik programları kaldırılmış, reklamlardaki "Lambayı aç kız, oh de de aç kız" gibi şarkıla rın yayımına izin verilmemiş, ayıp sözleri kapsadığı ileriye sürülen halk türküleri yasak lanmıştır. Bu arada toplumsal konulara ya da noktalara deği nen parçaların da önlendiği gö rülmüştür.

Daha sonra da uzun saçlı ve bı yıklı sanatçıların ekrana çık maması sağlandı. Fakat bu ya saklama kararı da yukardakiler gibi geçerli olamamıştı. Çünkü yasaklama kararından bir süre sonra, özellikle şov ve hafif müzik programları için kısa saçlı ve bıyıklı sanatçı bula mayan TRT Televizyonu büyük zorluklarla karşılaştı. Ama buna karşın, 7 Şubat 1973 ta rihli Hürriyet gazetesinden öğrendiğimize göre "TRT'nin Arı Stüdyosunda Cumartesi Ge cesi Eğlence Programı çekimi sırasında TRT Genel Müdürü ani bir kravat teftişi yapıverince, haftalar önce parayla davetiye satın alan spor kıyafetli se yirciler içeriye alınmamış, he le kravatsız TRT görevlileri aniden ortadan kaybolmuşlar dır."

GEVŞEME BAŞLIYOR

14 Ekim 1973 seçimlerinden son ra TRT'nin denetiminde de bel li bir gevşemenin başladığı görülür. Fakat elbette bu, ye terli bir ortama ulaşıldığını müjdeleyen bir davranış sayıl maz. Çünkü TRT çok daha rahat davranma olanaklarına sahip olmakla beraber, bu olanakları kullanmaktan çekinmektedir. A ma TRT Televizyonu'nun ikinci yıldönümü olan 31 Ocak 1969'da ilk kez bir TV programına çı karılan Ruhi Su hiç olmazsa i çinde bulunduğumuz dönemde TRT Televizyonu'nda rahatça prog ram yapabilmektedir. Ama yine şu soru sorulmalıdır: Aynı ra hatlık bir Can Yücel ya da Ba laban için de var mıdır? Şubat 1974*te TRT Televizyonu'nda "50 Yılda Türk Şiiri" adlı program da Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan, Melih Cevdet Anday'dan ve hat ta Nazım Hikmet'ten söz edil memesi gerçeği yukardaki soru yanıtını oluşturur.

12 Mart döneminin başında, TRT' nin 1970'de açtığı yarışmalar da ödül alan filmlerin pek ço ğunun da televizyonda gösteril mesi yasaklanmıştı. Bu filmle * cin şimdi de ekranlara çıkarıl maması TRT'nin rahatlıkla prog ram hazırlayamadığını mı göste riyor acaba? Ayrıca Yılmaz Gü ney 'in Yumurtalık'ta başına gelenlerden sonra, TRT'nin da ha önceden yapılan anlaşmaya uymayarak ünlü filmcinin "Umut" adlı filmini TV yayımından kal dırması da bugünkü anlayışı bir başka açıdan ortaya koy maktadır.

SONUÇ

TRT Televizyonu'ndaki yasakla rı 1968'den bugüne dek gözden geçirirsek, elbette bu yazıda kısaca belirtilen örneklerle yetinemeyiz. Ne var ki burada Üzerinde durduğunuz yasaklar son 6 y ı l içinde tek yayım ku ruluşumuz olan TRT'nin geçirdi ği evreler hakkında biraz da olsa bir fikir verebilmektedii sanırız.

Bütün bu evreler boyunca (ve bugün de) TRT'ye hakim olan an layışın Türkiye'nin sosyal ve ekonomik sorunları i l e i l g i l i olduğu bir gerçektir. îşte bu noktaya dikkatleri çekebildik •e, amacımıza biraz yaklaşmış oluruz.