Elektrik Mühendisliği · Sayı 217 · Ocak 1975

ARAMIZDA

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1975
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • Enerji Ajansı
  • OECD
  • petrol politikası
  • çokuluslu şirketler
  • emperyalizm
  • yabancı sermaye

Özet

EMO Yönetim Kurulu, Türkiye'nin OECD bünyesindeki Enerji Ajansı'na üye olmasını eleştirerek bunun ekonomik ve politik bağımlılığı artıracağını, çokuluslu petrol şirketlerinin çıkarına hizmet edeceğini ve ülkenin Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini zedeleyebileceğini savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Sayın üyemiz,

Türkiye'nin sessiz sedasız Enerji Ajansına girmesiyle petrol sorunu yeniden önem kazandı. Koalisyonun dağılmasından hemen sonra alınan b i r kararla, başını ABD'nin çektiği ve " i k t i sadi Nato" diye nitelendirilen OECD bünyesindeki Enerji Ajansı sistemine ülkemiz de girmiş bulunuyor. Bu nedenle petrol sorununda varılan yeni boyutlara kısaca değinmek istiyoruz.

Enerji Ajansı, petrol üreticisi ülkelerin dünya petrol f i y a t l a r ı üzerindeki politikasına karşı, "savunmacı ve barışçı b i r yaklaşımla" müdahale olanakları sağlamak amacıyla kurul du. Kuruluş, Türkiye i l e b i r l i k t e , çoğunluğunu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu 16 üye ü l keden meydana geliyor, üyelerin petrol tüketimlerine göre saptanan oy hakkı bakımından, ABD, Batı Almanya ve Japonya'nın oy sayıları toplamı, toplam oy sayısının yarısından faz l a . Bu da bize, üye ülkelerin üç emperyalist merkezden oluşan eksenin yörüngesinde yer aldığını gösteriyor. Enerji Ajansı'nın kurulmasında çekimser oy kullanma yolunda ikna edi len Fransa yanında Norveç, Finlandiya ve Yunanistan da katılmayı reddeden ülkeler. Türki ye ise çekimser kalmak bir yana, ajansın kurulmasını engelleyebileceği halde, bu f ı r s a t ı kullanmayarak katılmayı yeğ t u t t u . OECD yasalarına göre, OECD çevresinde bu tür bir örgü tün kurulabilmesi i ç i n hiçbir üyenin muhalif kalmaması gerekli. Böyle bir organa katılma sında yarar görülmeyen ülkeler arasında sayılan ve yalnızca "iktisadi Nato"nun kurulması nı engellememesi istenen Türkiye, istenenden fazlasını yerine getirmiş oluyor.

ülkemiz açısından Enerji Ajansı üyeliğinin, ekonomik ve p o l i t i k bağımlılığın artması .yö nünde olumsuz sonuçlar doğuracağı kanısındayız. Yeni örgütün, petrol fiyatlarının indi rilmesi ve uzun erimli perspektif boyunca bağımsız tutulması ilkesine dayandırılan stra t e j i s i , barışçı olmaktan çok "Askeri Nato"yu da yedeğine alabilecek bir saldırganlık an laşması niteliğindedir. Ortaklığın alacağı kararlara uymak durumundaki Türkiye, emperya l i s t blokun üretici ülkelere karşı yürüteceği politikayı onaylamak zorunda kalacak, bel ki de kendini f i i l i çatışma ortamı içinde bulacaktır. Böyle bir durumda Türkiye, daha gü venilir olanaklarla petrol temin edebileceği Ortadoğu ülkeleriyle i l i ş k i l e r i n i koparacak ve üretici ülkelere karşı, emperyalistlerin safında yer almış olacaktır. Üyelik kararı, ülkemizin çıkarlarım daha da zedeleyecek n i t e l i k t e d i r . Batı dünyasının kendi yapısından kaynaklanan bunalımlarını çözmek için başvuracağı p o l i t i k girişimlerin yansıması b i r yana, ekonomik ve teknik bağımlılığın, yani sömürünün artması ye genişleme si de söz konusudur. Dış İ ş l e r i Bakanlığının üye olunmasını salık verdiği g i z l i b i r ra porunda, "teknolojik avantajlar", "yabancı sermaye olanakları" ve "batılıların enerji a lamndaki işbirliğinden yararlanma" savlarını savunduğu açıklanmıştır. Aynı raporda, ba t ı l ı l a r ı n , izlenecek petrol politikası için ellerinde bulunan tek dayanağın teknolojik qüç olduğu ve kuruluşa katılmayanlara teknoloji aktarmayacağı b e l i r t i l d i k t e n sonra, tek noloiik silahın asıl sahibi çokuluslu şirketlere "OECD ve mümkünse kalkınma yolundaki ü l kelerde ayrıcalıklı ve teminatlı statüler kazandırılması" gerektiği görüşüne de yer v e r i l miştir. Çokuluslu şirketler ve yabancı sermaye olgusunun ülkemizin nasıl yararına işle diği ise artık iyice bilinmektedir.

Türkiye'deki yabancı petrol ş i r k e t l e r i n i n , yeni sistemin "üs ve tesisleri" olması da ön görülmektedir. Diledikleri zaman hükümetleri, üretimi durdurma ya da petrol ithalatını kesme şantajı i l e tehdit eden çokuluslu şirketlerin boyunduruğundan kurtu manın ancak, pmDPrvaîizmi her alanda yenilgiye uğratacak uzun süreli toplumsal mücadelelerle mumkun o îaca^n M i y o r u z Yerli ^ a y n f ki ara dayalı enerji p o l i t i k a s ı , ülkedeki ham petrolün üre tim Se oazar amasının kamu e l i y l e yürütülmesi ve Enerji Ajansı'ndan bir an önce çıkılması g]bi istek?er!yurtsever™eknik elemanların kısa erimde savunacakları ilkeler arasındadır.

Saygılarımızla,

YÖNETİM KURULU

Elektrik Mühendisliği 217