Elektrik Mühendisliği · Sayı 217 · Ocak 1975

TELEVİZYONUN KAPSAMADIKLARI

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Görüş ve değerlendirme

Yıl
1975
Sayfa
3
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • TRT
  • televizyon vericileri
  • Vericiler Dairesi Başkanlığı
  • işletme örgütü
  • dağ tipi TV istasyonları
  • yayın şebekesi

Özet

TRT'nin hızla genişleyen televizyon verici ağının işletme örgütlenmesindeki yetersizlikler, bakım-ölçü standartlarının uygulanmaması ve özellikle dağ başındaki istasyonlarda çalışan personelin çalışma koşulları, iş güvenliği ve ücret sorunları eleştirel biçimde ele alınıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

televizyonun kapsayamadık

GİRİŞ

TRT Kurumu ilk televizyon yayını nı antene verdiğinden buyana altı yıldan uzun bir süre geçmiştir. Başlangıçta uzunca bir süre ya yınlar deneme yayınları olarak sürdürülmüş ve yayın alanı sadece Ankara ve yöresini kapsamıştır. Normal yayınlara geçilmesinden sonra, 1972 yılı başından itiba ren TV şebekesi gelişmeye başla mış ve 1973 yılı başında 8 veri ci istasyonu işletmeye girmiştir. 1973 yılı ortalarından başlıya rak günümüze kadar gelen süreyi ise bir "TV patlaması" evresi o larak tanımlamak yanlış olmaz. 0 noktaya kadar dört yıldan uzun bir süre içersinde 8 istasyon iş letmeye açılmışken patlamayı iz leyen bir buçuk yıl içinde tam 24 istasyon devreye girmiştir.

Açılan her yeni istasyonla TV yayınlarının ulaştığı o bölgeyi bir "kurtarılmış bölge" ilan et menin heyecanıyla demeçler veren TRT yöneticilerinin yapmayı asla ihmal etmedikleri "kapsanan alan kapsanan nüfus" hesaplarının gös terdiğinin ötesinde, bu genişle me olarak nitelenebilir mi?

Yukardaki soruya verilecek karşı lığın kesin ve doğru bir yargı niteliğinde olabilmesi için TRT kurumunun teknik yapısının plan lama yatırım işletme araştırma imalat eğitim bütünselliği içer sinde ele alınarak nesnel ve ay rıntılı bir biçimde incelenmesi gerekir.

Bu yazının, amaç ve kapsamı iti barı ile, böylesine bir yargıya varmak gibi bir iddiası yoktur. TRT kurumunun görünürdeki ve^ uygulamadaki politikasının tek programlı bir TV yayınını yurt düzeyine yaymak olduğu gerçe ğinden hareketle, son seneler deki genişlemenin en belirgin bir şekilde TV vericileri ağı nın işletmesi ile ilgili sorun lara yansıyacağı, bu sorunla

rın ele alınış ve çözümleniş biçimlerinin incelenmesi ile de büyümenin ne derece sağlık lı olduğu konusunda geçerli bir fikir edinileceği düşünül müştür. Bu yaklaşım, inceleme de yukarda sayılan öğeler ara sından işletmeye (TV vericile rinin işletmesine) ağırlık ver mek tercihini zorunlu kılmaktadır .

İŞLETME ÖRGÜTÜ TV vericilerinin işletmesini yü kümlenmiş olan örgüt, TRT Kuru mu Genel Müdür Teknik Yardımcı lığına bağlı Vericiler Dairesi Başkanlığı'dır. Bu örgütün TV vericilerinin işletmesi ile il gili bölümleri ise iki ana ka tegoride toplanmıştır.

TV Vericileri İşletme ve Ba kım Müdürlüğü* (TVÎBM) Bölge Müdürlükleri Mevcut mevzuat açısından, yani kuramsal olarak TVÎBM'nün bütün teknik konularda beyin rolünü oynaması, Bölge Müdürlüklerinin ise 'beyin' tarafından saptanan esaslar çerçevesinde işleri yü rütmesi düşünülmüştür. Ancak TVİBM bugüne kadar gerek eleman, gerekse başka olanaklar bakımın dan kuruluşunu tamamlamamış ve yakın zamanlara kadar TV ile il gili yazıların havale edildiği bir masa olmaktan öteye gideme miştir. Bu durumda Bölge Müdür lükleri işi bütün yönleriyle yükümlenmek zorunda kalmışlar dır. Ancak Bölge Müdürlükleri de böylesine bir işlev düşünü lerek örgütlenmiş olmadıkların dan pratikte bir çok zorluklar la karşılaşılmış ve işletmenin yeni bir örgütlenmeye gitmesi bugünlerde en çok üzerinde du rulan konu haline gelmiştir.

İŞLETMENİN İŞLERLİĞİ İrili ufaklı 32 istasyonla yurt sathına yayılan TV ağının işlet meyi ne denli ağır bir yük altı na soktuğu açıktır. Ancak, bu istasyonların büyük çoğunluğunun son iki yıl içinde açıldığı, bu na karşılık işletmenin hâlâ ör gütlenememiş durumda olduğu ha tırlanırsa, aslında bu yükün ki şilerin sırtında olduğu ve işle rin, zorunlu olarak, "yumurta kapıya geldikçe" bulunan yüzey sel çözümlerle yürütüldüğü ko layca tahmin edilebilir. Buna rağmen konuya biraz daha ayrıntı lı bakmak aydınlatıcı olacaktır. İşletmenin temel görevini yayını kesintisiz ve kaliteli bir biçim de sürdürmek olduğuna göre, tip ve markalarına göre eldeki sis temlerin "bakım ölçü ayar"larının genel standartlara ve her siste min özelliğine uygun olarak ya pılmasının gereği tartışma götür mez. Oysa bugüne kadar bu konuda kalıcı hiçbir çalışma yapılmamış tır, ve genellikle uygulamadaki tek ölçüt ekrandaki resim, ho parlördeki ses ve sistemlerin üzerindeki ölçü aletlerinden o kunan kontrol ölçüleridir.

İşletmelerin işlerliğinin araş tırılmasında mutlaka irdelenme si gereken bir ikinci faktör ise verimliliktir ve bu faktörün za man içersinde alınan sonuçların istatistiksel olarak değerlendi rilip, işletme ilkelerinin bu de ğerlendirmelerin ışığında sürek li eleştirilmesi sonucu, artı rılması esastır. TV vericileri işletmesinde örneklersek, ye dek malzeme aktivitesinin de netimi, arıza türlerinin zama na göre değerlendirilmesi, ö

* Buradaki "işletme ve bakım" deyimi ile yazıdaki "işletme" deyimi arasında fark vardır. Yazıda "işletme" sözcüğü bakım, ölçü, ayar, arıza, çalıştırma ile ilgili teknik ve idari bütün hususları kap sar şekilde kullanılmaktadır. Söz konusu müdürlüğe verilen addaki "işletme" sözcüğü ise kuruluş ve görevle ilgili mevzuattaki kulla nılışı bakımından daha çok "çalıştırma" anlamında ele alınmaktadır.

TRT GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL CEM RADYO VE TV'DEKİ GELİŞMEYİ AÇIKLADI

"Kurum son 12 ayda İki kat gelişmiştir. Yılsonu hesaplarına göre bu gelişmeyi rakamlarla şöyle açıklamak mümkündür.

1974 Ocak ayında 60 bin k m 2 lik bir alana TV yayını yapılır ken, bu yayın alanı Aralık 1974'de 140 bin kit^yi kapsamış , büyüme oranı % 233'ü bulmuştur. Bu artış sonucu televizyon yayın alanındaki nüfus da % 54 artarak, yılbaşındaki 11 mil yondan, yıl sonvnda yaklaşık 17 milyona ulaşmıştır. 1975'in ilk aylarında bu rakkamın 20 milyona varması beklenmektedir.

1974 başında 5 gün ve 20 saat kadar olan haftalık televizyon yayın süresi % 250 oranında bir artış göstererek, 1974 son baharında 50 saat dolaylarına varmıştır. Bu yayın bütünü i çinde haber programlan (ortalama ve yaklaşık olarak) 3 saat ten 7 saate, eğlence, spor, müzik yayınları 10 saatten 20 saate, kültür ve eğitim yayınları İse 7 saatten 23 saate çı karılmıştır.

(Ekonomi Politika, 28 Aralık 1974)

nemli aktif devre elemanları nın (güç lambaları gibi) ve rimlilik araştırmaları vb. hep istatistiksel yöntemlerle ele alınması gereken konulardır ve herhalde kabul edilir ki, en az ekranda resim olup olmama sı kadar işletmenin işler olup olmadığını belirler. TRT kuru mundaki uygulamada ise böyle bir işleyişin olmadığını söy lemek, olanın, o da çağdaş bir gereksinme sonucu değil de,, radyo işletmeciliğinin getirdiği bir alışkanlık ola rak, ne hazırlayanın, ne de transit imza atanın nereye neden gittiğini bilmediği, klasik bir rapor trafiğinden ibaret olduğunu belirtmek, sanırız ki yeni bir bilgi vermek olmayacaktır.

Burada, bir de "işletmenin insancıllığı" konusuna değin mek istiyoruz. İşletmede, bu raya kadar değindiğimiz, ölçü yapılması, verimlilik gibi noktalardan çok daha fazla unutulan bir konu vardır, tek deyişle "insan faktörü" di yebiliriz buna. Gerçekten de uzun radyo tecrübesinin sonu cu şimdiye kadar değindiğimiz konulara kavram olarak yatkın olan işletme, yerleşme mer kezlerine ve yere yakın olan radyo verici tesislerinin iş letilmesinden edindiği tecrü beden, dağ başlarına kurulan TV istasyonlarının işletilme sinde yararlanamamış ve bu konuda (hem bir deyim olarak, hem de yalın sözlük anlamında) yaya kalmıştır... Konuyu biraz daha açabilmek için sorunu "çalışma düzeni" , "iş güvenli

ği" , ."moral unsur" ve "ücret ler" olarak ele alalım:

Dağ tipi TV istasyonlarında çalışma düzeni "uzun süreli nöbet" şeklinde tanımlanabi lir. Özellikle kış aylarında ulaşım zorluğundan dolayı nö bet süreleri 10 15 günü bula bilmektedir. Mevcut mevzuat ise bu tür bir çalışma düze niyle kesinlikle bağdaşmamak ta ve bu yüzden dağ başların da tüm özgürlüklerinden yoksun zaman zaman fırtına yüzünden bina dışına bile çıkamadan nö bet tutan görevlilerin gerçek te çalıştıkları süreleri mev zuatla bağdaşır kılmak için bu sürelerden "uyku saatleri", "istirahat saatleri", "yemek saatleri" düşmek gibi haksız ve kanunen tartışılabilir uy gulamalara gidilmektedir.

"İş güvenliği" ise tek keli meyle yoktur. Görevliler nö bet süreleri boyunca başları nın çaresine bakmakla yükümlü dürler. Bu konuda asgari ihti yaçlar olan tel örgü, silah ve en önemlisi dış dünya ile haberleşme olanağı gibi husus larda yapılan istekler TRT yö neticilerinin her konuda pek de göstermedikleri bir tutum luluk sonucu, kar yağdığında tümden kar altında kalıp kay bolan güdük tel örgülerden başka bir sonuç vermemiştir.

"Moral unsur" ise uzun süreler le insanlardan ve her türlü im kandan uzakta görev yapanlar için çok önemli bir işletme faktörü olarak düşünülmesi ge rekirken, söz konusu istas yonlar en basit günlük ihtiyaç ları karşılayacak (mutfak ban

yo gibi) olanaklardan bile yok sun olarak açılırlar.

Ve nihayet, bu gerçekten zor koşullar altında görev yapan kişiler ne gibi bir ücretle "taltif" edilirler? Bu istasyon larda çalışanlara normal maaş, tazminat ve fazla çalışma (ger çekte yapılan çalışmanın tama mının karşılığı olmamakla bir likte) ücretlerinin dışında diğer personele oranla bir mahrumiyet zammı öngörülmüştür. Fikir olarak yerinde bir şey olmasına rağmen bu zamlardan personelin büyük çoğunluğu faydalanamaz; kimisi genç ol duğu için (!), kimisi ise bir türlü çıkarılmayan kadrolara alınmadıkları, asli görevli olamadıkları için. Çektirilen somut mahrumiyete karşın TRT yöneticilerinin çektiği soyut mahcubiyetin ifadesi olsa ge rektir bu ödenemiyen, soyut zammın (buna "mahcubiyet zam mı" diyebiliriz), büyük çoğun luğa ödenemiyeceği biline bili ne, "tantana" ile ilan edil mesi.

Evet, değindiğimiz kadarıyla dahi insan faktörünün bütünüy le unutulduğu ve işletmenin "mevzuat cenderesi" içinde sı kışıp çaresiz kaldığı ortaya çıkmakta ve akıllara ister is temez şu soru gelmektedir: TRT yöneticileri yeni bir "adamsız çalıştırma" modeli mi geliştir •mektedirler?...

SADECE İŞLETME Mî?

"En başta konuya nasıl yakla şıldığı açıklanmış olmakla birlikte, buraya kadar söyle nenlere bakıp bütün yükü iş letmenin sırtına yıkmak akla gelebilir. Ancak bu hatalı bir yorum olur; hatta konuya sade ce bugün ortaya çıkmış olan durumu çözümleyip çözümleyeme mek açısından bakarsak işlet meyi takdir etmek gerekir. Gerçekten de bugünkü duruma bir kez düşüldükten sonra bu çemberin klasik bürokratik kalıplar çerçevesinde alınan tedbirlerle kırılmasını bekle mek yerine, tüm olanaksızlık lara rağmen ekranları boş bı rakmamak için didinen ve bu kadarında da bugüne kadar ba şarılı olan işletmeyi kutla mak gerekir. Ancak bu, "bugün kü duruma nasıl gelindi?" so rusuna cevap ararken işletme nin vebalini görmemek sonucu nu getirmemelidir. Başlangıç

Elektrik Mühendisliği 21 7

ta uzunca bir süre oldukça ra hat koşullar altında çalışan işletme, bu süreyi değerlendir mek yerine adeta kış uykusuna yatmayı tercih etmiştir. Oysa konuya sarılınsa idi, daha o günlerden var olup da bugünkü kadar büyümemiş olan sorunla ra kalıcı çözümler istemek ve almak mümkün olabilir, hatta TRT'nin planlama ile ilgili üniteleri olumlu yönde etkile nerek en azından "insan unut kanlığı "nın önüne geçilebilir di. Çünkü bütün fonksiyonları ile çalışan bir işletme, üre timi gerçekleştiren birim o larak sorunları özünden kavra mak ve bunlara kalıcı çözüm ler istemek ve bu çözümlerin gerçekleşmesinde motor rolü oynamak yeteneğini içinde ta şımalıdır, tşte TRT'de işlet me bu hareketliliğe zamanında girmediği için bugünkü keşme keşin vebaline ortak olmuştur.

Bu ortaklığı saymazsak işlet menin büyük oranda işin plan lama ve yatırım kısmı ile il gili birimlerin kurbanı oldu ğu ortadadır. Gerçekten de planlamayı yapıp buna göre açılacak istasyonların yerini seçen ve ondan sonra her tür lü tesisi ile istasyonları ku ran birimin ekrana resmi çıkar dığı an kuruluşu da tamamladı ğını kabul etmesi ve bina ve yan.tesisler olarak işi tamam lamadan işletmeye devretmeyi neredeyse adet haline getir miş olması işletmenin zaten zor olan koşullarını daha da ağırlaştırmaktadır. Bu acele cilik özellikle yardımcı veri ci (yansıtıcı) diye adlandırı lan istasyonların kuruluşunda göze çarpmaktadır. Yansıtıcı ların teknik olarak sağlıklı bir şekilde çalışmasında en ö nemli öğeler olan alıştaki a lan şiddetinin standartların çok (örneğin 20 dB) altındaki değerlerde seyrettiği yerlere istasyon açılması, çok sayıda yansıtıcının zincir halinde birbirini beslemesi gibi ile ri (!) teknik yöntemlerle sağa sola yayın götürülmesi ve bu yanlışlarda ısrar edilmesi, i şin basit bir acelecilikten ö teye, kelimenin tam anlamıyla planlamanın rafa kaldırılması gibi bir durumun söz konusu olduğunu ve TV şebekesinin son senelerdeki genişlemesinde ter cihlerin doğrudan doğruya ge nel müdürlüğün baskısı doğrul tusunda yapıldığını ortaya koy maktadır.

Bu yorumu getiren örneklerin sıralanması sayfalar doldura bilir.

SONUÇ

TRT kurumundaki genişlemenin "ekran arkası"nın oldukça ka rışık olduğu ortadadır. Ayrın tılara inmeyen ve sorunlara işletmeye yansıdıkları şekliy le bakan bu inceleme dahi ge nişlemenin sağlıklı bir geliş me olduğu konusunda ciddi kuş kular duyulmasına yetmektedir. Gene burada yapılabildiği ka darıyla planlama ve yatırım hizmetlerine bir göz atmak da

hi aynı kuşkuyu doğrulamakta dır. TRT Kurumunda bir Araş tırma Müdürlüğü bulunduğunu ve bunca yıldan sonra bu müdürlü ğün kendisine yer bulunamaması dolayısı ile laboratuvarının kapısına kilit asıp, yer ara nıyor gerekçesiyle aylardır bütün faaliyetini tatil edebi lecek kadar işsiz olduğunu; u zun zamandan beri eksikliği duyulmasına rağmen halen tek nik eğitim sorununu kalıcı ve kökten bir çözüme bağlamayı amaçlıyan tek bir girişim bile yapılmadığını da hemen burada eklersek, duruma daha da açık lık getirmiş oluruz.

32. 30 28. 26< üi

ÜLKEMİZDE TELEVİZY ON VERİ Cİ LERİ Nİ N Y ILLARA GÖRE DEĞİŞİMİ

ın18.

LU

10 8 .. 6 •• i, •• 2 ••

1975 YILLAR