Elektrik Mühendisliği · Sayı 235 · Temmuz 1976
TEKNİK DİL (BİLİM VE TEKNİK DİLİ TÜRKÇE)
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 11 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
İlgili: Mühendislik eğitimi, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- Türkçe
- teknik dil
- terim üretimi
- Türk Dil Kurumu
- anadili eğitimi
- Osmanlıca
Özet
Yazar, Türkçenin bilim ve teknik dili olarak gelişmesinin önemini tarihsel ve dilbilimsel bir çerçevede tartışıyor; teknik terimlerin ancak halk tarafından benimsendiğinde yaşarlık kazanacağını ve eğitimde anadilinin kullanımının bilimsel düşünce için gerekli olduğunu savunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
teknik dil
Bilim ve tekniğin ülkemizde ge lişmesi ile ilgili pek çok so run arasında bilim ve teknik dili olarak Türkçenin gelişme si de yer almaktadır. Bu konu nun önemini göz önünde tutan Odamız, üyeleri arasından bir "Teknik Dil Komisyonu" görev lendirmiş ve "Elektrik Mühen disliğinin bundan sonraki sa yılarında, bu konuya da sürekli olarak yer ayırmaya karar ver miştir. İlk yazıyı aşağıda su nuyoruz.
ELEKTRtK MÜHENDİSLİĞİ 235
bilim ve teknik dili türkce aydın koksal
Cumhuriyet öncesinde Türkçenin halk dili olarak egemen sınıf larca hor görülmesi, sanatta Farsçanın, filimde Arapçanın Türkçeye yeğ tutulması sonucu, gerçekte hiçbir halkın konuş madığı, fakat bu üç dilin ses leri, kökleri, türetim, çekim ve sözdizim kurallarının karma şık biçimde, rasgele işletildi ği bir yapma dil türedi. Dilin bir uzlaşma olduğunu göstermek üzere en anlamlı örnek belki de Esperanto değil, Osmanlıca dır. Esperanto, ulusların or taklaşa kullanabilecekleri ev rensel bir dil olarak önerilmiş fakat hiçbir zaman yaşarlık ka zanmamıştır. Osmanlıca ise, hiçbir zaman hiçbir halkın öz dili olmamakla birlikte, yüz yıllar boyu devlet dili olarak canlılık kaz anabilmiş t ir.
Çinli bilge Konfüçyus, "Bir ül keyi yönetme görevini bana ver seler, hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlarım" diyor. "Çünkü dil yetersizse sözcükler iletişimi sağlayamaz, düşünce anlatılamaz, ödevler gereğince yapılamaz; töre, ekin bozulur. Töre, ekin bozulursa tüze yan lış yola sapar. Bu durumda şaş kınlığa kapılan halk ne yapaca ğını şaşırır, işin neye varaca ğını kestiremez." Erdem, yöne tici ile halk arasındaki açık seçik bir iletişimi sağlayabil mededir. Konfüçyus'un erdemini benimsemeyen, hiçbir halkla iletişim kurmak istemeyen ayrı calıklı küçük bir egemen sını fın, sanki özellikle halk anla masın diye kendilerince uydurup biçimlendirdikleri bir dilin bu denli gelişebilmesi şaşkın ıydın Koksal, Hacettepe Univ. Bilgiişlem Merkezi
lık vericidir. Ne var ki din sel dogmacılığın egemenliğini sürdürdüğü, ulusçuluğun henüz doğmamış olduğu bir çağda halk dilinden ayrı devlet dilleri, din dilleri, halka karşı bir tutumun simgesi olarak kullanı lagelmiştir. Halkın dilinden ayrı dil olduktan sonra, doğal dil olmuş yada yapay dil olmuş, halkın karşı karşıya bulunduğu sorun değişmez. Halkça payla şılmadıktan, halk katında ge çerlik kazanması ilkede amaç lanmadıktan sonra, sözcük yada terim uydurmaktan kolay ne ola bilir? Ama sonuçta, yalnız dil de değil, siyasada ve genellik le bütün yaşamda halkın çıkar larıyla çelişen bu erdemsiz yaklaşım, yapay dil de içeride, bütün kurumlarıyla erdemsiz devletin çökmesiyle sonuçlanır. Devlet dili, eğitim dili, bilim dili olarak yüzyıllarca kulla nılamayan, sözde kaba ve elve rişsiz sayılan halk dili ise, halka dönük, ulusçu bir devrim eyleminde umulmadık hızla geli şebilir. Nitekim ulusçuluk Ve halka dönüş Osmanlıca'nın yı kılışını ve Türkçenin dirilişi ni de birlikte getirdi.
"Türkçe'nin özleşmesi" yerine "Türkçe'nin dirilişi" deyimini yeğ tutmamızın nedeni, bugünkü Türkçe'nin gerçekten Osmanlıca' nın özleşmiş bir biçimi olmayı şındandır. Bu sürecin bir evrim olduğunu ileri sürmek pek güç tür. Bunun için "Türk Dil Dev rimi" söz konusu edilir. Devrim, egemen Osmanoğulları'nın dili olduğu için Osmanlıca denilen uydurma dilin bırakılıp, yerine halk dili Türkçe'nin benimsen mesidir. Yetenekleri yüzyıllar ca işletilmediği için çağın ge reklerine göre yer yer güdük kalan halk dilinin devlet ve ekin dili olarak işlekliğe ka vuşup gelişmesi süreci ise devrim değil, devrim sonrasın da Türkçe'nin doğal gelişmesi dir. Bu gelişme, bütün diller deki doğal gelişine gibi, dilin kurallarını işleterek sözcük ler, deyimler, terimler, tümce ler üretir. Bu, bireylerin ve toplumun, güncel gereksinmele ri için ana dillerini kullanma larıdır. Yeni sözü, deyimi yâda terimi birey kullanır, öneri, dilin kurallarına uygunsa, hal kın anadil bilincine ters düş müyorsa, halkın dil beğenisini okşuyorsa, toplumca benimsenir, paylaşılır.
TÜRKÇE'NİN GELİŞMESİNDE BİR DÖNEMEÇTEYİZ
Türkçe'nin devlet dili olarak canlanmasından sonra, en önem li gelişme Türk Dil Kurumu'nun çalışmalarıyla başladı. Günü müzde, birçok yazar Türkçe'nin nasıl yetkinleştiğini göstermek üzere Türkçe kökenli sözcükler le yabancı kökenli sözcüklerin oranlarındaki gelişmeye deği n i r . Özde sorun kökende değil, dilin iletişim aracı olarak, kendi anlamsal, ve yapısal tu tarlılığı içerisinde, sağlaya bildiği anlatım olanaklarında dır. Gelişine hangi yöntemle öl çüye vurulursa vurulsun, Türk çe'nin bugün anlatım olanakla rı zengin, gelişkin bir ekin ve yazın d i l i olduğu ortadadır. Son zamanlarda ellerindeki yö netim yetkilerini bu konuda ge riye dönük zorlamalar için kul lanmaktan çekinmeyen çevrele rin baskısına karşın, gerek gündelik dilde, gerek sanat ve yazın alanında Türkçe'nin yet kinleşmesi süreci, halk katın da, iyice benimsenmiştir. Bu bakımdan ekin ve yazın d i l i olarak Türkçe'nin bugünkü du rumunu övmeği artık bir yana bırakıp günümüz Türkçe'sinin karşı karşıya bulunduğu öteki sorunları çözmeğe çalışmak ge rekir. Bu sorunların başında Türkçe'nin bilim ve teknik di li olarak nasıl gelişebileceği gelir.
Bilim ve teknik d i l i olarak Türkçe'nin gelişmesi, bütünüy le dilin sağlığını ilgilendiren »nemdedir. Çünkü, teknikbilimin uluslararası düzeyde gözlenen başdöndürücü gelişme hızı, az gelişmişlik ortamında bile yı ğınların gündelik yaşamını et kileyen sonuçlar doğurmaktadır. Böylece pek çok Batı kökenli sözcük Türkçe'ye sızmaktadır. "Tranzistor", "fuel oil", "brü lör" gibi örnekler çoğaltıla b i l i r . Teknikbilimle i l g i l i birçok dalda yapılan eğitimde kullanılan Türkçe i s e , kimi ör neklerde, anlamsal hiçbir çağ rışım yapmayan birçok yabancı kökenli terim ve deyimlerle yüklü, bir tür Yeniosmanlıca görünümündedir. Böyle bir i l e tişim aracıyla teknik bilginin toplumda yaygınlaştırılması amacı bağdaşmaz. Teknikbilimin ülkemizde gelişmesini istiyor sak, bütün öteki koşullarla birlikte, Türkçe'de yazın di
linde sağlanan gelişmeyi tek nik dilde de sağlamak zorunda yız.
Herhangi bir bilim dalına iliş kin bilimsel dil doğrudan o bi lim dalının ayrılmaz parçası dır. Bilimsel ve teknikbilimsel kavramları adlandırma dizgesi olan terimler, bilimsel ve tek nik tanımlarla bunlar arasında ki kavramsal ilişkileri göste ren tek araçtır. Bilimsel yak laşımın sınıflandırma yöntemi ancak terimlerle gerçekleşir. Terimler dizgesinin bir bütün olarak kendi içerisindeki tu tarlılığı, bundan dolayı, pek önemlidir. Dilin yalnızca bir iletişim, aracı olmakla kalmayıp aynı zamanda bir düşünme aracı olması da bununla ilgilidir. Anlam ayrımlarını yeterli dü zeyde gösteren, bu ayrımlar arasındaki kavramsal ilişkile ri tutarlı bir sözdizim ve an lambilgisi dizgesi biçiminde bütünleştiren bir dil yapısı kullanmadan kişinin düşünmesi olanaklı değildir. Kullanılan dil anlamsal ve biçimsel tutar sızlıklarla dolu ise, kavram sal ayrımlar, ilişkiler, kar şıtlıklar dilin biçimsel yapı sında saydam biçimde gözükmü yorsa, tersine, dili kullanan lar sık sık kavramsal belirsiz liklerle karşı karşıya kalıyor larsa, böyle bir dille örülen düşüncenin de benzer aksaklık lar, tutarsızlıklarla dolu ol ması kaçınılmazdır. Düşünce tutarlılık, açıklık kazanabil diğinde, ilişkili alanlardaki sözcük ve deyimler de tutarlı biçimde oluşmağa yüz tutar. Gelişkin dil düşüncenin olunma sına olanak verir, düşünce ise dilin gelişmesini sağlar.
Teknik ve bilimin gelişmesi ile dil konusu arasında yer alan başka bir önemli sorun da, öğ renme süreci ile anadili kavra mı arasındaki ilişkidedir. ln sanoğlukaç dil bilirse bilsin, bunları kullanmadaki ustalığı nı ne denli geliştirirse geliş tirsin, hiçbir zaman iki dili birden anadili düzeyinde kendi nin yapamıyor. İnsanın ancak tek bir anadili olabildiği ve kişiliğinin en derin ruhbilim sel süreçlerinde anadilinin baskın çıktığı biliniyor. Ana dilinin bu ayrıcalığı, ruhbi 1 imsel karmaşık bir süreç olan öğrenme sürecinde de ortaya çıkmaktadır. Kişinin yabancı dilde öğrenme olanağı kuşkusuz
vardır, ama kavramları derinle mesine kendinin kılmak, öğreni len bilgiyi gerçekten yaratıcı bir düşüncenin temeli olabile cek biçimde, en kestirme yoldan özümsemek ancak anadili kulla nılarak sağlanabilir. Genç be yinler, anadillerinden başka bir dille bilim öğrenerek, bi limsel düşünceye dolaylı yol dan, kendi benlikleri bakımın dan yüzeysel biçimde yaklaşır lar. Bu tür yaklaşımla bir ulu sun teknik ve bilimsel gizilgü cünün yaratıcılık bakımından engellendiği doğallıkla söyle nebilir. Teknikb il imsel bilgi ye erişebilmek için iyi düzey de yabancı dil bilmek kuşkusuz gereklidir. Ama bu, o bilgiyi özümseyip halkı için yaratıcı biçimde kullanmak üzere anadi liyle kullanmaktan bütünüyle başka bir şeydir.
Teknikbilimin kendimize mal edilmesi ve ekonomik ve toplum sal gelişme gibi konularla iliş kili olması nedeniyle, Türkçe' nin bilim ve teknik dili olarak gelişmesi, önemli olduğu ölçüde karmaşık bir sorundur. Yazın ve ekin dili olarak yetkinle şen Türkçe, halk çoğunluğunda beliren toplumsal ve ekonomik gelişme isteğine ilişkin bi linçle birlikte, bugün yeni bir dönemeçte sayılabilir. Türkçe bilim ve teknik dili olarak gelişecek midir? Türk toplumu gelişecekse evet. Türk çe'nin gelecekteki varlığı bu dönemeci, dil yapısındaki tu tarlılığı yaralamadan, başarıy la dönmesine bağlıdır. Endüstri ve teknikbilim olmadan, salt yazın halkın karnını doyurma yacaktır.
TEKNİK DİL NASIL GELİŞİR?"
Teknik dil olarak Türkçe'nin gelişmesinde sorumluluk, doğal lıkla, yazın adamlarına değil, teknik adamlara, demokratik meslek örgütlerine, teknik okul ve üniversite öğretmenlerine düşmektedir. Genel dilde olduğu gibi burada da, yeni terim ve deyimlerin yaşarlığı bu teknik leri uygulayan ve bundan ya rarlanan halk kesimlerinin ana dil bilincinde bu yeni terim lerin benimsenmesiyle gerçek leşir. Eğitim, bilimsel araş tırma yada gündelik yaşam düze yinde olsun, teknik bilginin toplumsal etkileşim sağlayama dığı ortamda, bu süreç oluşa maz, yeni deyim yapaylıktan
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 235
kurtulamaz, örneğin "bilgisa yar" sözcüğü teknik adamlar "bilgisayar"ı daha geniş bir halk çevresine anlatmaya çalış madıkça, en iyimser kestirimle, sınırlı bir meslek çevresinin yapay biçimde onayladığı, uy durma bir terim olarak kalır. Teknik adamlar bu konudaki uğ raşılarını, bilgilerini, amaç larını daha geniş bir çevreye iletmek üzere çaba gösterir lerse terim, daha geniş bir meslek çevresinin, giderek hal kın beğenisinde sınanma olana ğı kazanır, doğal dilin yadır ganmayan bir sözcüğü durumuna gelebilir.
Örgün eğitim, teknik bilginin yayılmasında kullanılan en Önemli araçtır. Türkçe'nin tek nik ve bilim d i l i olarak, ge lişmesinin zorlanması, yeni te rimlerin halkın uyanık bir tem BIICISI sayılabilecek öğrenci yığınının anadil bilincinde s ı nanması ilk elde eğitim ortamı nın toplumsal görevidir. Teni terim ve deyimlerin, bir yandan 3a, uygulama alanına atılanlar jre öğretmenler eliyle daha ge jıiş bir halk kesimiyle i l i ş k i lerde sınanması, böylece halk tatında doğal ayıklamadan geç lesi gerekir. Teknik dil böyle e gelişir, bu d i l i kullanarak ğitim yapmak ve teknik bilgiyi ygulamak, yaymak olanak kaza ır. Türkçe'nin teknik dil ola ak yetersizliğini öne sürerek ğitimi ye uygulamaları Türk alkı için anlamsız yabancı kö enli terimler karmaşası kulla arak sözde Türkçe yapmak ada, daha i l e r i giderek, çözü U doğrudan bir yabancı dilin ğitim aracı olarak kullanılma mda görmek önümüze ancak iki eçenek getirir: İleride ya alk yararına, halk eliyle yay m biçimde uygulanan bir tek Lkbilitnin Türkiye'de gelişme inden umut kesmek yada Türkçe' sn vaz geçmek. Bugün karşı ırşıya bulunduğumuz güç bir >run varsa, bunu, ileride bi L bekleyen seçenekleri bilerek izmeye çalışmaktan başka yol ıktur. Buna inanmak için, yal Lzca, Osmanlı Devleti zamanın ı açılan Tıbbiye deneyini umsamak bile yeter. Tıbbiye, ımanlıca'nın bu alandaki ye srsizliği neden gösterilerek, içici bir süre için Osmanlıca :rs kitapları hazırlanana dek, ;itime Fransızca i l e başlamış, ıcak kırk yıla yakın bir eği
EKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 235
tim döneminden sonra, bu konuda hiçbir gelişine olmadığı gibi, bütün mezunların da Fransızca1 ya yatkın azınlık çocukları ara sından ç ı k t ı ğ ı görülmüştür.
ULUSLAR DİLLERİNE ÖZEN GÖSTERİYORLAR
Uluslararası düzeyde teknikbi limin gelişmesi, çağdaş koşul larda, yalnızca Türkiye gibi kalkınma çabaları içinde bulu nan azgelişmiş ülkeleri değil, endüstrileşmiş ve kendi teknik bilimini geliştirmiş ülkeleri b i l e , birçok alanlarda sorun larla karşı karşıya bırakmakta dır. Bunun en güzel örneklerin den b i r i s i , yukarıda bilim d i l i olarak andığımız Fransızca'dır. Fransızca'ya son onyıllarda sızan pek önemli sayıda İngi lizce söz nedeniyle, Fransızla rın alay yollu "Franglais" yada Türkçe'ye uyarlarsak "Frangi lizce" diye adlandırdıkları karışık bir dil ortaya çıkmaya başlamıştır. Kamuoyunda beliren tepkiler sonucunda, 1972 Oca ğında yayınlanan "Fransız Di linin Zenginleştirilmesine İ l i ş k i n Kararname" uyarınca, çağdaş bilimin hemen bütün alanlarında kullanılan Anglo sakson kökenli sözcükler yerine Fransızca köklerden' türetilip yaratılan terimler, hükümet ka rarnameleri biçiminde, l i s t e l i s t e , Fransız Cumhuriyeti Resmi Gazetesi'nde yayınlana gelmektedir.
Azgelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere değin, değişik türde çabalar örnek olarak gösterile b i l i r . Uluslar teknik ve bilim alanında Anglosakson kökenli terimlerin baskısına karşı ana d i l l e r i n i yaşatmak istiyorlar, örneğin "bilgisayar"ın adı bu nun için her yerde "computer" değil, Fransa'da "ordinateur", İspanya'da "ordenador", Yugos lavya1 da "raçunar", Almanya'da "datenverarbeitungsanlage", Rusya'da "vişçisnetelnaya ma şina", Japonya'da "denşi kei sanki". Uluslar dillerine özen gösteriyorlar.
TÜRKÇE'NİN OLANAKLARI ~
Teknik d i l i n en önemli özellik lerinden birisi, terimlerin iyice tanımlanmış tek bir an lamı göstermesi zorunluğudur. Ayrıca, yüzbinlerce terim ge rektiren teknik kavramların, en ince anlam ayrımlarını vere
bilmesi için dilin kolayca i ş l e t i l e b i l e c e k sözcük yapım ku ralları bulunması, ek ve kökle rinin zengin ve yeni sözcük üretmeye e l v e r i ş l i olması gere kir. Ayrıca, dilin sözcükleriy le anlamları arasındaki i l i ş k i nin tutarlı bir dizge biçimin de, açık seçik anlaşılması, tü retim» çekim ve sözdizim kural larının düzenli olması, teknik dilde aranacak niteliklerdir. Bu n i t e l i k l e r i n hepsi Türkçe'de en belirgin biçimde vardır. He l e , olağanüstü büyük sayıda tü retim ekleriyle, hemen hiçbir dilde gözlenmeyen ölçüde düzen li işleyen sözdizim kuralları bakımından Türkçe'nin olanakla rı bütün dünya d i l l e r i arasında ilgi çekicidir.
Türkiye Bilişim Derneği'nin "Bilişim" adlı dergisi, Elek trik Mühendisleri Odası1nın "Elektrik Mühendisliği" dergi si gibi yayınlarda başlayıp sü ren teknik d i l i geliştirme ça baları da bu olanakların i ş l e t i l e b i l e c e ğ i n i şimdiden göster ; inektedir. Ancak bu başlangıçta karşılaşılan sorunlar da' pek büyüktür.
"Elektrik Mühendisliği" bu so runları tartışmak, EMO üyele nin teknik dil konusundaki dü şünce ve eğilimlerini öğrenmek amacıyla, okuyucuları i l e i l i ş ki kurmak, onlardan, bu konuda ki gelişmelere ilişkin geribil dirim almak isteğindedir. Onun için bundan sonraki sayıları mızda teknik d i l konusuna yer ayıracağız. Bir yandan kulla nılmağa başlanan yeni terimle r i , gerekçeleri ve düşündürdük l e r i i l e birlikte tanıtmağa çalışacak, öte yandan Türkçe' nin birtakım olanaklarını ve sorunlarını kısa ve güncel yo rumlar biçiminde sergilemeğe çalışacağız. Amacımız Türkçe' nin teknik dil olarak gelişme sine i l i ş k i n olarak hepimize düşen sorumlulukları en geniş bir meslek çevresi i l e paylaşa rak tanımağa çalışmak, yanlış yollara gitme olasılığında bunları düzeltme olanağı sağla maktır.
Teknik dil konusuna ayrılacak sayfalar, kuşkusuz, ancak okur larımızın görüşleri, soruları, yorumlarıyla anlam kazanacak tır.
Türkçe'nin teknik ve bilim di li olarak geleceğine güven du yarak katkılarınızı bekliyoruz.