Elektrik Mühendisliği · Sayı 235 · Temmuz 1976
YETENEK TESTİ EĞİTİMİ VE 'YETENEKLİ' SINAV UZMANLARI
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 11 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- üniversite seçme sınavı
- yetenek testleri
- zeka testleri
- test endüstrisi
- eğitimde eşitsizlik
Özet
Yazar, üniversiteye giriş sınavlarında kullanılan yetenek testlerinin nesnel bir zeka ölçümü sağladığı savını sorgulayarak, bu testlerin aslında öğrenilmiş deneyim ve test alışkanlığını ölçtüğünü, dolayısıyla sosyo-ekonomik eşitsizlikleri gizleyip pekiştirdiğini tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
YETENEK TESTLİ EĞİTİM ve
«YETENEKLİ* SINAV
UZMANLARI ali s. gitmez
Yetenek Testleri Uygulaması önce "bir "lüks" olarak girdi ülkemize yetenek testleri. Ame rika'dan dönen eğitilmişlerin görgülerini, yerli eğitmenler den üstünlüklerini göstermele rini sağlamak için. Böylece, birçok Amerika görmüş doktoralı eğitimcinin mesleği arasına girdi "testçilik". Sonra bu yük sek nitelikli insan gücünün de ğerlendirilmesi için testler çevrildi.dilimize Batı'dan. Ve ülkemiz bir test uygulama ala nına döndü. Bu oluşum, kendiliğinden geli şen bir durum değildi. Okul sa yıları çoğalmış, bazı okullara "seçme sınavı" ile öğrenci alın ması zorunlu olmuştu. Bir seçi ci, ayırıcı araca gerek vardı. Bu belli okullara, belli zihin sel güçte, belli bilgi aşamasın da kimseler alınmalıydı; bu da ancak "testler" yoluyla yapıla bilirdi. Testler gerekliydi, Batı'dan çevrildi yada uyarlan dı, geliştirici test uzmanı ge rekliydi, Batı'da öğrenim gör müş yüksek nitelikli eğitici ler bulundu. Artık büyük yanlış lıklar yapmadan ve "nesnel ko
ELEKTRİK HÜHENDİSLİÖl 235
şullar altında" uygulanan test lerle, gerçek ve güvenilir se çim yapılabileceği kanısı yer leşmişti .
Yetenek testlerinin üniversite seçme sınavlarında kullanılması ise, testleri öğretimin bir par çası durumuna getirdi. 0 kadar ki, yetenek testlerinin seçme sınavlarındaki ağırlığı, % 50 yöresinde dolaştı. Büyük olanak lara sahip geniş çevreden gelen öğrencilerle sınırlı olanaklar dan gelenler arasında eşitsiz sınav koşulu yaratan "bilgi testleri" karşısında, eşitliği sağlayacağı varsayılan yetenek testlerinin ağırlığı, her yıl artış gösterme eğilimindedir. İyi niyetli ilgililer, "ancak bu yolla halk çocuklarının, fa kir Anadolu insanının üniversi telere girme şansını artırabi leceğini" söylemekte. Çünkü, bilgi testleri, çevresel olum suz etkilerden dolayı, büyük kentler dışındaki adayların aleyhinde sonuç verirken, öğren cinin gizilgücünü, doğuşsal ye teneğini ölçen yetenek testleri, "nesnel" bir ölçme yapacaktır.
Bir ölçüde, akılcı bir yol bu. Bölgeler ve köyle kent arasın daki olanak farkı büyük olan ülkemizde böyle bir düşünce, son derece gerçekçi ve "halkçı" dır da. Bu yüzden, ülkemizde kısa zamanda bir "test endüs trisi"nin geliştiği, Batı kay naklı ve Batı kopyası yetenek testlerinin piyasayı kapladığı görüldü. "Sınav kazandıran" test kitapları ile dolup taştı kitap pazarları.
"Yetenekli" Sınav Uzmanları Çoğalıyor
Bilinen tek niteliği ve katkısı diploma vermek olan üniversite lere girebilmek, bir diploma sahibi olabilmek için "yetenek li" olmak zorunda kalan insan sayısı her yıl artmakta. Büyük bir yarış var diploma için ve bu yarışı kazanmada yetenek testi çok önemli ağırlık taşı makta, öyle ki, % 50'yi aşan ağırlığı ile, yetenek testi, diplomaya aday olmada en büyük etken durumundadır. Seçme sına vını kazanmak, okulda başarılı olmak yada bir şeyler öğrenmek ten çok, yüksek yetenek puanı almaya bağlı. Fen yada sosyal bilimlerin ağırlığı % 30 40 yöresinde iken, yetenek puanı nın % 50'nin üstündeki ağırlı
ğı, "yetenekli" olmanın önemini açıklar niteliktedir.
Bazı noktalardaki gelişmeyi de gözönüne almak gerekir. Önce, son birkaç yılın giriş puanla rında tavana yaklaşma görülmek te. Yani, sınava giren gençle rin puan başarıları yükselmek te. Bu, ya eğitim sistemimizin daha etkili olmaya, daha iyi öğ retmeye başladığını, yada genç lerimizin "sınav uzmanı" olmaya haşladığını kanıtlar. Sınav ka zanmanın yollarını öğretme, bir bakıma eğitim sistemimizin ama cı olmakta. Sonra, 1950 ve 1960 lardaki testlerle karşılaştırı lırsa, günümüzde yetenek test lerinin çok daha güç, karmaşık ve nitelikli olduğu görülüyor. Bu testler, yılların test gele neği olan Batı'daki testlerle eşdeğer durumda. Yine de, genç lerimiz bu testlerden yüksek puanlar almakta, bu güç testle •ri çözebilmektedir. Gençlerimiz belki üretime dönük bir eğitim alamamakta, ama test çözümü, sınav uzmanlığı konusunda gere ğinden, iyi yetişmektedir.
Yani, günümüz gençleri yalnız daha yüksek puan almamakta, ay rıca daha güç yetenek sorunla rını da çözebilmektedir. Her yıl üniversiteye başvuran kim senin, bir yıl öncekinden daha yüksek puan alması ancak yine de diploma adayı olamaması bun dan.
Görülen, sınav uzmanlığının yay gınlaştığı, yetenek testlerinin gittikçe daha çok çözüldüğü. Pi yasadaki "sınav kazandıran" ve çoğunluk "yetenek testlerinde çözüm taktiği" veren kitaplar la, yaygınlaşan "test endüstri si" bunda ana etkendir. Üretime dönük olmayı bir türlü başara mayan eğitim sistemimiz, sınav uzmanlığına neden olabilmekte.
Eğitim çıkmazımızla sorumlula rımızın önemli bir sorunu bu. Sayıca kabarık fakat nitelikçe düşük lise bitirenlerin yüksek öğretime yerleştirilmesi zorun luluğu "günübirliğine" karar örneği olarak test kullanımını gerektirmektedir. Bu testlerde dengenin hızla büyük kent aday larına yardım edecek biçimde kaydığını gören "iyi niyetli" sorumlu ise, daha nesnel oldu ğunu sandığı "yetenek testi" aracılığına başvurma çaresizli ğinde. Ne birincisi, ne de ikin cisi doğrudur. İki yanlışın bir arada uygulanması ise altından
kalkılmaz, düzeltilemez sorun lar yaratmakta.
Gözlemler ve uzun dönemli çalış malar, yetenek testlerinin "nes nelliği" konusunda hiç de iyim ser sonuçlar vermemektedir. Geç mişteki yetenek testleri dene yimleri ile toplumsal kültürel ortam koşulları, yetenek testle rinden alınan puanlarda ana be lirleyici durumunda. Sınırlı çevre koşullarından gelen ve test deneyimi olmayan kimseler zihinsel gücü ne derece olursa olsun, tersi durumundaki bir kimseye göre düşük puan alacak tır yetenek testlerinde. Bu gerçekten çıkarak, son yılların "sınav kazandıran" dersaneleri ile kitapları büyük ilgi topla maktadır.
Özellikle çok farklı sosyo eko nomik ortamdan gelen gençler açısından, "yetenek testleri" eğer birşey ölçüyorsa, o da ze ka değil fakat deneyim ve alış kanlık. Verilen yetenek testine benzer problemlerle daha önce karşılaşmış, onlarla alıştırma lar yapmış kimseler, yetenek dereceleri ne olursa olsun, bu tür testlerde başarılı olmakta dır. Bunun tersi, sonraki başa rıları ile kanıtladığı yeteneği ne derece fazla olursa olsun, bu tür testlerle alıştırmalar yapmayan, bu testlerle deneyimi olmayan kimse de, bu testlerde, yeteneğini gösterecek düzeye hiçbir zaman erişememektedir. Bu nedenle, yetenek testleri sonuçları, bir kimsenin yetene ğini, gelecekte ne derece başa rılı olacağını tahmin etmekten çok, bu testlere ne derece ya kınlığı olduğunu göstermektedir. Yani, bu testlere göre "yetenek li" olmanın en önemli koşulu, "bu testlere benzer testlerle deneyimi olmak, çok sayıda test sorusu ile önceden karşı karşı ya gelmek" olmakta.
İnsanları "yetenekli" kılan, onlara "sınav kazandıran" bir piyasa kitabı, "yetenekli" ol madaki taktiklerden birini vur gularken, yetenek testlerinin bu işlevini çok iyi açıklıyor: "... dikkatli ve akıllı bir test alıcısı hakkında hiç bil gi sahibi olmadığı konularda bile şans payının çok üzerinde bir puanı alabilir, alabilme lidir." tşin umut kırıcı yanı, test taktiği öğretme amacını güden bu çabalar, gerçekten de sonuç vermekte; taktiği iyi al
mış kimseler, "hakkında hiç bil gi sahibi olmadığı konulardan aldığı yüksek puanla (ve yüksek yetenekle) istedikleri öğrenim dalını seçebilmektedir. Böylece de, yüksek öğrenim kurumları, test cambazlığını iyi kavramış "yetenekli" öğrencilerle dolup taşmaktadır.
Ülkemiz, konusunu bilmeden "ye tenekli" olan, olabilen insan ların yetiştirildiği bir aşama da bu yüzden. Eğitim sistemi de, üretime değil fakat yer ka pabilmek için "yetenekli" olmak zorunda olan ezberci kimseler yetiştirmeye yönelik.
Zeka ve Zeka Testleri GerçeŞi
Zekanın anlamını en iyi veren şu tanım gibi: "zeka, zeka testlerinin verdiği bir sonuç tur." Bu tanımlama, bugün de en çok geçerli bir tanımlama, gerçeği de en doğru biçimde yansıtıyor. Gerçekten de zeka, bireyin varolan yeteneği değil, bir ölçü aracından aldığı dere cenin ifadesidir. Bugünkü eği tim sistemindeki anlamı da tü müyle bu sınırlama içindedir.
Seçme sınavlarında, çevre et kisiyle bilgi başarı yönünde farklılaşmış bireylerin "ger çek" gizilgüçlerini (zekaları nı) nesnel olarak değerlendir mek amacıyla "yetenek testle ri"ne başvurulması, yaygın bir uygulamadır. Çoğu durumlarda ise, bireyleri ayırmada tek öl çüt durumunda yetenek başarısı. Oysa, günümüzde henüz "zeka" nın ne olduğu tam anlamıyla bi linmediği gibi, bu bilinmeyen niteliğin ölçülmesi de açıklı ğa kavuşturulmamış durumda. Ne var ki, yetenek testlerinin bi reyin düşünme gücünü, gelecek öğrenme gücünü ölçmek yerine, onun öğrenilmiş çözüm alışkan lıklarını ölçmekte. Tıpkı, "ba şarı testleri"nin, öğrenilmiş konuların öğrenilme derecesini ölçmesi gibi. Aslında, son ve riler göstermektedir ki, zeka, bireyin doğuştan getirdiği bir "tanrı vergisi" olmaktan çok, doğuşsal bir kısım özellikle rin çevrede biçimlenmesi, çev reye etkili bir uyum yapmada kullanılmasıdır. Bireyde, baş kalarından farklı bir zihinsel güç belki vardır; ancak bu belli deneyimlerle, belli alış tırmalarla gerçeklik kazanır. Öğrenme, yeteneğin belirmesi
ve gelişmesinde ön koşul duru mundadır.
Öte yandan, 1920'lerde olduğu gibi, zekanın tek bir nitelik olduğu, insanların bu niteliğe göre "zeki", "orta zekalı" ya da "geri zekalı" olduğu da bu gün benimsenmemektedir. Dolayı sıyla, zekayı ölçen tek bir ölçü aracı da, zeka derecesini gösteren tek bir değer de söz konusu değil. Genel anlamda zeka, çok çeşitli yetenekler den oluşan bir "toplam" özel liktir ve sözkonusu bu yetenek ler her bireyde değişik ölçü lerde bulunur. Bazı kimseler de bazı yetenekler daha çok fa kat öbürleri daha az, bazıla rında da başka yetenekler daha çok fakat öbürleri daha az ge lişmiştir. Bu yüzden, yetenek testlerinin gerçekten de zeka gizilgücünü çevreden bağımsız olarak ölçtüğü varsayılsa bi le, bu ölçü araçlarında hangi yeteneklerin ve ne için, ne oranda örneklendiği de çok ay rı bir sorun getirir. Bu çözüm lenmeyince de, yetenek testi uygulaması anlamsızlaşır.
Kaldı ki, yetenek testi geliş r tirmenin temelinde yatan bir "standartlaştırma" sorunu da var. Seçmede kullanılan yetenek testi soruları, belli kültürel toplumsal değişkenlere göre ön denemeden geçirilip, geçerlik leri saptandıktan sonra "stan dart test" niteliği kazanır. Eğer bir ölçü aracı olacaksa, testlerin bu aşamadan geçmesi, "norm'.'larının saptanması, ge çerliklerini kanıtlaması gere kir. "Test endüstrisi", inandı rıcılığını bu uygulamadan almış tır ABD'de. Test aldatmacası, bu "bilimsel" örtüsü arkasında istenen seçme işlevinde, kulla nılır. Bu olmazsa, aldatmaca işlevinde bile kullanılmaz, kullanılamaz. Kentsoyluluğun bilimsel inandırıcılığı, inan dırma çabası, bu noktada kesin dir; inandırmak zorundadır, bi limsel konutla desteklemek ge reksinimi duyar.
Şu da var: Yeteneğin "uyum gü cü" biçiminde özetlenen bir ta nımınca, çeşitli türden prob lemleri çözebilen insanı, bi limsel olmasa da, "yetenekli" olarak görmek olasıdır. Başka ölçünün bulunmadığı durumlarda bu ayırıma katılınabilinir. An cak, bu seçime katılan insanla rın tümü aynı ortamdan (aile, toplum, okul) gelmeleri koşu
ELEKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 235
luyla. Çevrenin farklılaşması, bilgi kaynaklarının farklılaş ması, "eşitsizlerin katıldığı yarış" durumuna getirir seçme sınavlarını. Hele bir de "test taktikleri"ni yıllarca özümle j yerek gelenlerle, testle ilk ] kez karşılaşanları yarıştırır sanız, işte bu, "seçkinlerin seçkinleşmesi" diyebileceğimiz "elitist" bir eğitim düzenidir.
Özetlersek, bir kez, zekanın ne olduğu açıklık kazanmış de ğil, sonra, yetenek testlerinin neyi ölçtüğü belli değil, daha sonra ölçülen zekanın ve ölçü aracının niteliği belli olsa bile, ölçü aracının oluşturul masında (ki bu, meslek dilinde "aracın güvenirliği ve geçerli ği" deyimiyle özetlenir) gere ken kurallar yerine getirilme mektedir. Bu bilinmezlik ve bi limsizlik içinde biz, yetenek testlerini, geleceği kuracak insanları seçmede kullanmakta, bu seçimi kazananlara da "ye tenekli" ayıbını yakıştırmakta yız.
Oysa, yetenek testlerinden alı nan sonuçlar, öğrenilmiş çözüm yolları, deneyimler ve alıştır malara bağlı. Aynı deneyim ve alıştırma ortamından gelmeyen lerin yanyana aynı araçla ya rışmaları, "eşitsizlerin eşite yakın koşullarda" yarışması durumudur. Test ortamını ne de rece eşit kılarsanız kılın, eşitsiz koşullardan, farklı de neyimlerden gelen kimseleri ay nı değerlendirmeyle karşılaş tırmak akla aykırı, bilime ay kırı ve "göstermelik" test ger çeğine aykırıdır. Varolan yete nek testleri, ancak aynı yada benzer çevre koşullarından, toplumsal kültürel ortamdan ge len kimseler için belli belir siz bir ayırım yapabilmekte. 0 da, henüz tam kesin olmayan bir ayırım, zorunlu bir ayırım. Farkı yön ve derecelerde koşul lanmış, alıştırılmış zihinleri aynı ölçek yoluyla karşılaştır mak, çevre etkisini yadsımak, hiçe saymaktır. Çünkü yetenek, geniş ölçüde, alıştırmadır, de neyimdir, öğrenilmiş çözüm yol larından bileşim yapmaktır.
Sınıflı Toplumlarda yetenek Testleri
Ülkemizde uygulanma olanaksız lığı bir yana, yetenek testle
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 235
rinin Batı'daki uygulamasının da gerçek ve yansız bir seçim amacını güttüğü kuşkulu. Sınıf lı toplumlarda zekanın doğuştan getirilen bir nitelik olduğu vurgulaması, varolan "elitist" sistemin korunmasını amaçlamak tadır. ABD'de istatistik bilimi nin saptırıcı kullanım yerlerin den birisi de, zeka ile ekono mik başarı arasındaki yüksek ba ğıntıyı sağlayan çalışmalardır. İyi eğitim, yüksek kazanç ve toplumsal statü, zekanın göster geleri olarak sunulmakta; eği timi de genel olarak hep ekono mik gücü yerinde olanlar elde etmektedir. Böylece, zeka, eko nomik üstünlüğü sağlamada temel nitelik olduğu gibi, bu üstün lüğü başkasına kaptırmamada da ana savunma silahı durumunda dır. Bu yolla, biribirinin ay rılmaz parçaları olan iki du rumdan biri, öbürünün erdemini göstermede kullanılıyor.
Doğal olarak, eğitim sisteminin belli ekonomik güçlerin değer yargıları doğrultusunda örgüt lendiği, doğduğu gündenberi bu değerler içinde yaşamış kimse nin, bu değerleri, "dışardan" gelen bir kimseden daha üstün başarı ile yansıtacağı gözler den kaçırılmak zorunda. Kent soylu değerler sistemi, hem okul programlarında, hem de zi hinsel işlevİer ölçümünde, ken di değer sisteminde yetiştiril mişlere elbette öncelik tanıya caktır. "Yetenekli", bu değer ler sisteminden, "yeteneksiz" de, bu sistemin dışından gelen lerdir.
Ancak, doğrudan kentsoylu seçi mi, toplumsal tepki ve karşıko yuşla karşılanır öbür kesimler ce. "Test aldatmacası", siste min yasallaştırılması, karşıko maların önlenmesi amacına yöne liktir. Toplum zekanın doğuş sallığına, ölçülebilirliğine inandırılır ve bu uğurda bir "psikometri" bilimi geliştiri lirse, elitlerin kentsoylular arasından seçilmesi yasallaşır; emekçi şanssızlar, kaderlerine razı olur. Öyle ya, böyle bir "zeka" engeli olmasa, bir top lumsal sınıftan öbürüne geçme nin önü nasıl alınabilirdi? Aslında okullaşma yada eğitim de, kentsoylu değerleri yaratan, belli kentsoylu alışkanlıkları edinmiş bireylere sınıf değiş tirme olanağı veren fakat de ğer sistemi belli bir sınıfın tekelinde bir araçtır.
Görülen odur ki, zeka yada ye tenek, başarı yada mesleksel statüden pek farklı olmadığın dan, "zeka bölümü" değişik top lumsal statülere geçmede bir "tahmin ölçeği" olarak kulla nılmaktadır. Ancak bu, zekanın aslında ekonomik başarıda önem li, gerekli olduğunu göstermez, yalnızca, okul başarısı ile eko nomik başarı arasındaki aracılı ğından dolayı önemlidir. Yani, asıl olan, sınıflaşmayı oluş turmada okul başarısının etken olduğu, okullara seçilmek için de, zeka testlerinin "haklı, adil, yansız bir seçim" için kullanıldığı. Varolan toplumsal kurumların yasaliaşmasını sa vunmada, "bilimsel" bir kapatı cı olarak kullanıldığı. Bu yol la sınıfsal baskının uygulanma sının inandırıcılığı su götür mez. Kaynaklardan eşitsiz ya rarlanma, sıralamlı bürokratik yapının sürdürülmesi, başka nasıl doğal karşılanabilirdi büyük kesimlerce ? Kısacası, zeka testleri uygula ması, "herkesin kanun önünde eşit" olduğu çarpıtmacası inan dırıcılığında, sınıfsal yapı ile eşitsiz düzenin sürdürül mesinin "bilimsel" aracı duru munda. Başka türlü, eşit olma yanlar arasında bu derece eşit siz bir yarış olamazdı.
uıamı