Elektrik Mühendisliği · Sayı 235 · Temmuz 1976
ÜNİVERSİTE SEÇME SINAVLARI ÜZERİNE
Mühendislik eğitimi Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 16 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- üniversite seçme sınavı
- fırsat eşitsizliği
- DPT anketi
- dershane kursu
- baba geliri
- bölgesel eşitsizlik
Özet
Yazar, 1974 ve 1976 üniversite seçme sınavlarına ilişkin DPT/DİE anket verilerini kullanarak sınav başarısının il, kent-kır, baba geliri, baba mesleği ve dershane kursu gibi etmenlere göre nasıl farklılaştığını inceleyerek eğitimde fırsat eşitsizliğini ortaya koyuyor. Ayrıca mevcut masraflı sınav sistemine alternatif olarak daha az maliyetli fakat aynı eşitsizlikleri koruyan bir puanlama yöntemi önerisi sunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
güney gönenç
1976 Üniversite Seçme Sınavı geçtiğimiz günlerde yapıldı. Verilen resmi bilgilere göre 30 000 kişilik bir görevli kad ronun gözetiminde, 1021 binanın 10 3A2 salonunda yapılan sınava 316 341 kişi katıldı. Bu 316 341 adayın 45 000'i üniversite ve yüksek okullara girebilecek; demek ki başvuran her 100 kişi den yaklaşık 14'ü yüksek öğre nime alınacak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sınavlarda kimi yerlerde olaylar çıktı. "Güven lik kuvvetlerine yardımcı" güç ler yer yer etkinlik gösterdi ler, hemen her sınav binası do layında bildiriler dağıttılar. Gazeteler çeşitli sınav merkez lerinde sınava giren kimi aday ların üzerinde cevap anahtarla rının yakalandığını yazdı. Bu anahtarların kodlanmış olarak kimi adaylara ulaştığı yolunda yoğun söylentiler var. Böylece yakalanan bir anahtarın gerçek cevap anahtarına uymadığı, de mek ki sahte olduğu, kolaylık la söylenebiliyor.
anlara göre sıralaması verildi. Mezunları sınava girmiş olan toplam 1279 lise ve dengi okul içinde özel okullar, yabancı okullar (kolejler) baş sıralar da yer alıyor. Bir'inci sırada Fen Lisesi (Ankara) geliyor; bunu şu okullar izliyor: özel Alman Lisesi (İstanbul), Ame rikan Robert Lisesi (İstanbul) Bornova Koleji (İzmir), Özel Saint Joseph Lisesi (İstanbul) İstanbul Erkek Lisesi, Üsküdar Amerikan Kız Koleji. Örneğin Adana Akşam Lisesi bu listede 749. sırada, Yerköy (Yozgat) Lisesi 803. sırada. 1279 okul luk bu uzun l i s t e bir günlük gazetede günlerce tefrika edildi. 1975 seçme sınavların da en yüksek puanları tutturan 50 öğrenciye de kimi bankala rımız, çarşaf kadar gazete ilan
l a r ı ile duyurarak,özel ödüller verdiler. Bu 50 kişiden 17 ta nesi Fen Lisesini bitirmiş, 12 tanesi ise özel liselerden. 50 öğrencinin kentlere bölümü şöyle: Ankara 27, İstanbul 16, İzmir 2, Öteki İ l l e r 5.
Üniversite seçme sınavlarını fırsat eşitliği açısından çok daha ayrıntılı bir biçimde in celeme olanağı bir süredir e l i mizde. 1974 seçme sınavlarına katılan adaylar üzerinde Devlet Planlama Teşkilatı bir anket uygulamıştı. Bu anketin sonuç ları Devlet İ s t a t i s t i k Enstitü sünce yaymlandı(l,2). 1974 sı navına giren 229 907 adaydan 165 625'i DPT'nin bu anketine katılmış. Tümü 130 sayfa tutan anket sonuçlarının burada yal nızca birkaç tanesi üzerinde duracağız.
1.1. Sınavı Kazananların î İ l e r e Göre Dağılımı
Sınavı kazananların geldikleri (başvurdukları) i l l e r e göre da (1) Milli Eğitim İ s t a t i s t i k l e r i . 1974 Üniversitelerarası Seçme Sınavı Anket Sonuçla rı ve 1974 75 öğretim y ı l ı başı Yüksek öğretim İsta t i s t i k l e r i . DİE, 1975, An kara.
(2) Bu anketin sonuçlarının bir çözümlemesi için bak: İlhan Tekeli, Üniversiteye Giriş te Fırsat Eşitsizlikleri, Ekonomi Politika, 3 Kasım 1975.
1. FIRSAT EŞÎTSÎZLÎĞÎ üniversite giriş sınavlarının fırsat eşitliği sağlamadığı gi derek daha çok vurgulanıyor. Bu sınavlardaki fırsat eşitsiz liğinin en belirgin örneklerin den biri olarak, Türkiye'deki liselerin (mezunlarının) 1974 seçme sınavında aldıkları pu
Güney Gönenç, Y.Prof .Dr., ODTÜ
MTBBtaTEUMİJUNaOEZl
•1 V I » .
LJ 20'den yukarı
IH 16 20
7'den aşağı
Şekil 1. 1974 üniversite seçme sınavlarına giren adayların başvurdukları illere göre sınavı kazanma • şansları (yüzde olarak). (Türkiye ortalaması: 16,2)
ğılımı, eğitimde fırsat eşit sizliğinin somut bir belgesi olarak ortaya çıkıyor. Sınav kazanma oranı (şansı) en yük sek ilimiz tzmir; bu ilden baş vuran her 100 kişiden 25,7'si (her 3.9 kişiden biri) sınavı kazanıyor. Buna karşılık en sondaki Hakkari'den başvuran
ÎL izmir istanbul Ankara Bursa Bilecik
BHUs Van Kars Artvin Tunceli Bingöl Adıyaman Ağrı Hakkari
TUrklye Ortalaması
A
25,7 25,6 21,8 20,5 20,0
7,0 6,6 6,5 6,1 6,0 5,5 5,3 •4,5 3,5
16,2
B
7,4 8,0 11.9 4,0 2,5
2.5 3.3 5,2 6,7 5,8 1,7 2,6 2,6 0,9
5,7
CA B
190,2 204,8 259.4 82,0 50,0
17,5 39.3 33,8 40,9 34,8
9,4 13,8 11,7
3,1
92,7
A : 1974 seçme sınavlarına g i r e nl e r i n başvurdukları i l l e r e güre sınavı kazanma şansları (yüzde o l a r a k ).
B : tide yasayan her 1000 k1s1 basına sınava girenler sayısı.
C : İ lde yasayan her 100 000 k1$1 basına yllksek öğrenime gi r e bi l e nl e r sayısı
Y alnızca A katsayısı bakımından en Us t ve en a l t kümeye giren 111er gösterilmiştir.
Tablo 1.
ELEKTRİK HÖHBNDİSLÎÖÎ 235
her 100 kişiden ancak 3,5'u (her 29 kişiden biri) sınavı kazanıyor(3). Demek ki îzmir1 den gelen öğrencinin kazanma şansı, Hakkari'den gelene göre 7,3 kat fazla. Bu sayılar Tab lo l'de en üst ve en alt küme deki i l l e r için verilmiştir. Şekil l'de de bütün i l l e r 5 kü me içinde gösterilmiştir. .
Bu sayılar, üniversite kapıla rına gelebilenler arasındaki oranları vermektedir. Soruna bir de bir ilden üniversite seçme sınavına gelenlerin o i l i n toplam nüfusuna oranı açı sından bakarsak, çok daha den gesiz bir durum karşımıza ç ı kar (Tablo 1, B sütunu). Anka ra'da 1 nüfus başına 12 kişi sınava girerken, bu sayı Hakka ri'de binde 0,9'a düşmektedir (Ankara'nın 13'te l ' i ) . Son olarak, Tablo l ' i n C sütununda 1974 yılında her ilden nüfusun her 100 000'i için kaç kişinin (3) Oranlar değil de, üniversi teye girenler sayısı olarak duruma bakarsak, 1974 yılın da İstanbul'dan 7911, An kara'dan 6680, izmir'den 3172 kişinin; buna karşılık Bingöl'den 20, Hakkari'den 4 kişinin üniversiteye gir meye hak kazandığını görü rüz.
üniversiteye girdiği gösteril miştir. Burada en yüksek ve en düşük düzeydeki illere ilişkin sayıların oranı 259,4/3,1 = 83,7 olmaktadır.
1 . 2 . S ı n a v ı Kazanmada Kent Kır F a r k l ı l a ş ması
Sınava katılanların oturdukla rı yerin kentte yada kırda ol , ması açısından ortaya çıkan durum ise Tablo 2'de görülmek tedir. Kırda yaşayanların top lam nüfusa oranı X 58,2 olduğu halde, kırda yaşayanların seç me sınavına girmede payı % 30,3; sınavı kazananlar ara sındaki payı ise Z 18,6'dır.
NUfus
Sınava Sınavı
dağılımı girenler kazananlar
•1975 sayım (4) dağılımı dağılımı
(yüzde) (yüzde) (yUzde)
Kent
41.8
69.7
81.4
Kır
58.2
30.3
18.6
Tablo 2. Adayın oturduğu yerin kentte (il ilçe merke zi) yada kırda (bucak, köy) olmasına göre durum.
(4) 26 Ekim 1975 genel nüfus sayımı, telgrafla alınan geçici sonuçlar, DİE, 1975, Ankara.
M~V
, illi
Kazanma şansı
^Zde» 40
(i) « i t i n i
20 görmemişler)
Sınava kaçıncı kez girdiği
1 . kez 2. kez 3. kez 4. kez
Tüm Adaylar
Kurs Görmüş
Kurs Görmemiş
tüm adayların
Kazanma şansı B
tlim adayların
Kazanma şansı C
B/C
(yüzde)
(yUzde)
7,4
92,6
2,5
24,4
75,6
2,2
24,1
75,9
1.4
19,0
81,0
1,4
14,6
85,4
2,1
Tablo 4. 1974 yılında sınava girenlerin kaçıncı kez girdikleri ve kurs görmüş görmemiş olduklarına göre dağılımları ve kazanma şansları. B/C oranı, kabaca, kurs görmüş olmanın üstünlüğünü belirlemektedir.
0,5 1,5 2,5 3,5 4,5 5,5 6,5 G babanın g e l i r i ' (1000 TL/ay)
Şekil 2. Baba gelirine ve kurs görme durumuna göre sınavı kazanma şansı.
1 . 3 . S ı n a v ı Kazanmada Baba Kazancının ve Sınavdan önce Kurs Görmüş Olmanın Etkileri
Sözünü ettiğimiz DÎE yayınının 42. ve 88. sayfalarında baba kazancına ve kurs görmüş olup olmamaya göre sınava girenlerin ve kazananların sayıları veril miştir. Bu sayılardan Tablo 3 düzenlenmiştir. Tablo 3'de el de edilen m (kurs görmüş bir adayın kazanma şansı) ve n (kurs görmemiş bir adayın kazanma şan s ı ) değerleri Şekil 2'de baba gelirleri gruplarının orta de ğerlerine (G) karşı çizilmiş t i r . Şekilden, m ve n değerle rinin G i l e hemen hemen doğru sal bir i l i ş k i içinde oldukla rı görülür. En küçük kareler yöntemiyle doğrusal bağıntılar
2 AO + 13,4
(D
+ 7,3
(2)
olarak elde edilir. Bu bağın tılar Şekil 2'de gösterilmiş t i r . Buradan üniversiteye gir me şansının kurs görmemiş bir aday için aylık baba gelirinin her 429 TL'sı için (yüzde) 1 puan artmakta olduğu görülür. Bu rakam kurs görmüş bir aday için 240 TL/ay'dır.
1 . 4 . Sınava Kaçıncı Kez Girildiğinin Etkisi
Sınava kaçıncı kez girildiği i l e kurs görme durumu ve kazan ma şansı arasında ilginç bağın tılar gözlenebilmektedir. Fazla ayrıntılarına girmeyeceğimiz bu konuda birkaç noktaya değinece ğiz. Tablo 4'de görüldüğü gibi kurs görmüşlerin oranı 1. kez sınava girenlerde küçükken 2 . , 3. ve 4. kez sınava giren lerde büyümektedir. Buradan kurs görenlerin sınava "asıl" girişlerinin 2. kez olduğunu
G babanın geliri .
TL/ay
S toplam sınava girenler
K kurs görmüş ol ani ar
0 999 1000 1999 2000 2999 3000 3999 4000 4999 5000 5999 6000 + bilinmeyen T0RK1Y E
27 456 62 791 35 530 16 458
7 028 6 253 6 251 3 858 165 625
1 948 7 079 5 772 3 665 1 823 1 753 1 589
509 24 138
A sınavı kazananlar
2 204 6 915 5 528 3 172 1 765 1 472 1 569
461 23 086
D sınavı kazananlar dan kurs • görmüş olanlar
248 1 375 1 429 1 098
679 607 593 127
6 156
m kurs görmtls bir adayın kazanma şansı (yüzde)
12,7 19,4 24,8 30,0 37,2 34,6 37,3
n kurs görmemiş bi r adayın kazanma şansı (yüzde) 7.7 9,9 13,8 16,2 20.9 19,2 20,9
25,5
12,0
Tablo 3. Babanın aylık geliri ve kurs görme durumuna göre adayla rın kazanma şansları. [m = D/K ; n = (A D)/(S K)]
söyleyebiliriz. Ne var ki kurs görmeyenlerde kızanma şansı 1. kezden 4. keze doğru az da olsa bir artış gösterirken, kurs görmüşlerde düşüş göster mektedir; kurs görmüşlerin kurs görmemişlere göre şans üstün lüğünü gösteren B/C katsayısı da 2,5'tan 1,4'e kadar düşmek tedir.
Tablo 4'de 1974' te ankete ka tılanlar arasında 24 138 kişi nin kurs gördüğü anlaşılmakta dır; bu, tüm sınava girenler için 33 000 dolayında bir sayı verir. Bu sayının 1976'da 50 80 bin dolayında olduğu tah min edilebilir. Bu da, yine ge nel ve yaklaşık bir tahminle yarım milyar TL dolayında bir parasal çerçeve demektir, özel dersanelerin varlık nedenleri tartışılırken bu konu üzerinde önemle durmak gerekir.
1.5. Baba Mesleğinin Etkisi
Seçme sınavını kazanmada baba mesleğinin de önemli bir etmen olduğu gözlenmektedir. Her ba ba mesleği grubunun seçme sı navını kazanma şansı Tablo 5'de gösterilmiştir.
Bu bulgular karşısında, bugün yapılmakta olan seçme sınavla rının sonuçlarını büyük ölçek te (global) benzer biçimde ve recek üstelik her yıl adaylar dan alınan harçlarla çerçevesi 75 80 milyon TL'na erişen, 30 000 gözcülü, 10 000 salonlu büyük organizasyonlar gerektir meyecek bir yöntemi, sınavlar yerine önerebiliriz. Bu yöntem de adaylara hangi ilden geldik leri, baba gelirleri, baba mes
ELBKTRtK MÜHENDtSLİĞÎ 235
'HHI3E
Baba mesleği
Kazanma şansı ^yüzde)
Serbest meslek, memur
Sanayici
Tüccar
Esnaf ve sanatkâr
îşçi
Çiftçi
Tablo 5. Adayların baba mesle ğine göre seçme sına vını kazanma şansı.
1 ekleri, kırdan mı kentten mi oldukları, kurs görüp görmedik leri ve buna benzer daha bir kaç soruya karşılık verecekle ri bir form doldurtulur. Aday dan, kimi sorulara ilişkin belgeler de istenir. Her soru ya verilen karşılıklar belirli ağırlıklarla çarpılarak adayın sıralama puanı saptanır. Böyle bir yöntem bugünkü eşitsizlik leri yine koruyacak, ancak çok daha az masraflı olacaktır. Ayrıca sorular el altından ki mi adaylara verildi verilmedi tartışmaları da engellenmiş olacaktır.
2. ÜNİVERSİTE SEÇME SINAVLARI NEYÎ SEÇİYOR?
Buraya kadar seçme sınavlarının yarattığı fırsat eşitsizliği üzerinde durduk ve bu sınavla rın yarattığı fırsat eşitsiz liğini yalnızca birkaç açıdan da olsa kanıtladık. Şimdi ak la şu soru geliyor: Üniversi telerimizin eğitim sığaları bir veri olarak belirli olduğuna göre ve üniversiteye girmek is teyenlerin sayısı bu sığanın çok üstünde olduğuna göre, bu istekliler içinde en yetenekli leri, en zekileri yada en bil gilileri seçmek zorunda değil miyiz ? Zaten kısıtlı olan eği tim olanaklarımızı salt fırsat eşitliği sağlayabilmek için en yeteneklilere ayırmaktan vaz mı geçmeliyiz ?
Bu sorun, aslında, bu biçimde soyutlanarak ele alınmaması
BLBKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 2.35
gereken bir sorun. Örneğin, bu sorunu ülkedeki genel sosyo ekonomik dengesiz yapıdan, or ta öğretimin sorunlarından, ge nel olarak eğitim planlamasın dan, üniversitelerin ve yüksek okulların sorunlarından, top lumun eğilimlerinden ayırarak incelemek olanaksız. Ama, biz burda bu sorunu şimdilik kendi başına ele alacağız ve tartı şacağız.
Üniversite seçme sınavlarının amacının, bugünkü durumda, üni versiteye girdikten sonra en başarılı olacak öğrencileri seçmek olduğu söylenebilir. Şimdi, bu konuda yapılmış bir kaç bilimsel araştırmanın bul gularını sergilemeye çalışalım.
Giriş sınavlarının geçerliğini irdeleyen çalışmalarda öğren cilerin giriş sınavlarında be lirli bir testten aldıkları puanlarla üniversitedeki başa rıları iki değişken olarak ele alınır ve aralarındaki ilişki (korelasyon) katsayıları bulu nur (5). Bu çalışmalardan ilki ni Tan yapmıştır(6). Tan, 1961 1962 öğrenim yılında ODTÜ1 ye alınan öğrencilerin birinci yıl sonunda tutturdukları not ortalamaları ile giriş sınavın da aldıkları toplam puanlar arasında 0.16 ile 0.48 arasın da değişen ilişkiler bulmuş t u r ^ , 8 ) . Yine aynı çalışmada not ortalaması ile giriş sınav larındaki beş ayrı test'in (5) 1.E.özgüven, Üniversite öğrencilerinin Akademik Ba şarılarını Etkileyen Zihin sel Olmayan Faktörler Bir Araştırma, Ankara, 1974, s.13.
(6) H.Tan, Giriş Sınavlarımı» îyi öğrenci Seçebiliyor mu? ODTÜ Yayınları, Ankara, 1966.
(7) 1.E.özgüven, a.g.e., s.14.
(8) İlişki (korelasyon) katsa yısı, bilindiği gibi, iki (kimi zaman daha çok) değiş ken arasında bir bağlılık olup olmadığını belirleyen bir katsayıdır. Genellikle iki değişken arasında doğ rusal bir ilişki olup olma dığı ölçülür ve bu ilişkiyi belirleyen katsayıya "doğ rusal ilişki katsayısı" (genellikle kısaca "ilişki katsayısı") denir. Bu kat sayı (r) 1 ile 1 arasında
herbiri ile olan ilişkiler 0,44 ile 0,48 arasında bulun muştur, ilişkilerin çoğu 0.30 ile 0.40 arasında toplanmışr tır(7).
Kendir(9) Siyasal Bilgiler Fa kültesine 1965 1966 ders yılın da alınmış olan öğrencilerin giriş sınavlarının çeşitli testlerinden aldıkları puanlar la fakültedeki bir yıl sonunda ki başarıları arasındaki iliş ki katsayılarını veriyor. Bu katsayılar toplam puan için 0,24; zeka puanı için 0,02; fen bilimleri puanı için 0,80 ve sosyal bilimler testi puanı için 0,28'dir(7). Kendir sonuç olarak SBF giriş sınavlarında kullanılan testlerin üniversi te başarısını yordama (predict) yönünden bir katkısı olmadığı görüşünü belirtmiştir. Kendir, başka bir çalışmasında(lO) Hu kuk Fakültesi için benzer bir inceleme yapmış, giriş sınavın daki toplam puanla birinci yıl sonu başarı durumu arasındaki ilişkiyi 0,14 olarak bulmuştur. Zeka puanı yine sıfıra yakın negatif ilişki katsayısı ver miştir !
Şimdi de bir başka araştırmayı ele alalım. Bu araştırma Hacet tepe üniversitesinde yapılmış. Hacettepe Üniversitesi her bö lüme ait kontenjanının % 20' sini sınavsız olarak lise bi rinci, ikinci ve üçüncülerin den almaktadır. Fakat bu öğren bir sayıdır. r=0, "iki de ğişken arasında hiç ilişki yok" anlamına gelir; r=l ise iki değişken arasında "tam bir doğrusal bağıntı var" anlamına gelir; r ne gatif ise, ters yönde (biri arttıkça öteki azalan) bir ilişki var demektir, r= l ters yönlü ama tam bir iliş ki olduğunu gösterir.
(9) S.E.Kendir, üniversite 6i riş Sınavları Üzerinde İs tatistiksel Bir Deneme. Üniversitelerarası İstatis tikçiler Konferansı, Eylül 1967, Ankara.
(10)S.E.Kendir ve C. Tuncer, A.ü.Hukuk Fakültesi öğren cilerinin Üniversite Giriş Sınavlarında Aldıkları Pu anların Birinci Sınıftaki Başarıları ile Karşılaştı rılması, A.Ü.Hukuk Fakülte si Dergisi, 1969, 26, S.365 376.
çiler girme şansını ve bölüm tercihini arttırmak için üni versite giriş sınavlarına da girmektedirler. Toker(ll); bir bölüğü bitirdikleri liselerin birinci, ikinci ve üçüncüleri olduğu halde, üniversite giriş sınavlarında Türkiye'deki hiç bir üniversiteye giremeyecek kadar düşük puan alan ama % 20 kontenjandan Hacettepe'ye kay dolan; bir bölüğü de yeterli puan alan ve puanlarını kulla narak yada % 20 kontenjandan yararlanarak kaydolan lise bi rinci, ikinci ve üçüncülerinin (173 kişi) Hacettepenin toplam 867 birinci sınıf öğrencisi içindeki başarı durumunu ince lemiş. Toker'in araştırmasın dan(12) yalnızca birkaç bulgu yu aynen aktarıyoruz:
"üniversiteye kaydolan l i s e bi rinci, ikinci ve üçüncülerinin tümüne ait giriş puanları or talamaları birinci yılın diğer öğrencilerinin giriş puanları ortalamalarından daha düşüktür. Buna karşılık l i s e birinci, ikinci ve üçüncülerinin tümü nün güz sömestrindeki başarı ortalamalarının diğer öğrenci lerinkinden daha yüksek olduğu bu araştırmanın bulguları ara sındadır... Puanlarına göre üniversitenin hiçbir bölümüne giremeyecek olan fakat % 20 kontenjandan kaydolan l i s e bi rinci, ikinci ve üçüncülerinin başarıları i l e bütün diğer bi rinci yıl öğrencilerinin başa rıları arasında, Türkçe dersi, hariç, fark yoktur. Bu sonuç, liseyi ilk Uç dereceyle bitir miş olmanın, tek başına, üni versitede diğer öğrenciler ka dar başarılı olmayı yordayabi lecek güçte olduğu düşüncesini desteklemektedir. Giriş sına vında üniversitenin herhangi bir bölümüne girecek kadar pu an alamayan [birinci, ikinci ve üçüncü olarak mezun] öğren cilerin matematik ve yabancı dil derslerinde diğer öğrenciler ka dar başarılı oldukları halde, Türkçe dersinde onlar kadar ba (ll)F.Toker, B.Uçkunkaya ve G.Gülcü, 1968 1969 öğretim Yılında Hacettepe üniversi tesine Kaydolan Lise Birin c i , İkinci ve Üçüncülerinin Başarıları Üzerinde Bir A raştırma , H.ü.öğrenci l ş leri Öd. Araştırma Bölümü, Ankara, 1969.
(12)F.Toker, a.g.e., s.25 26.
ş a n gösterememelerinin nedeni aranmış ve bu öğrencilerin daha çok eğitim olanakları dar böl gelerden geldikleri görülmüş tür (Tablo 10) (13).
Bu sonuç, bu öğrencilerin hem Üniversitelerarası Giriş Sına vında düşük puan almalarını hem de Türkçe dersinde daha az başarılı olmalarını açıklar mahiyettedir..."
Anılan yapıtın "özet ve Sonuç" bölümünde ise(14) araştırıcılar şöyle diyorlar:
"... lise birinci, ikinci ve üçüncülerinin birinci yıl güz sömestrindeki başarıları araş tırılmış ve bu öğrencilerden puanları girdikleri bölüm için yetersiz olanların diğer birin ci yıl öğrencileri kadar başa rı gösterdikleri saptanmıştır (11).
Bu bulgular karşısında özgü ven(15) şöyle diyor: "Üniversi te giriş sınavlarında hiçbir üniversiteye giremeyecek dere cede başarısız oldukları halde bu öğrencilerin, üniversiteye bir hayli yüksek puanlarla gi ren öğrenciler derecesinde ba şarı sağlamaları, üniversite giriş sınavlarının geçerliği hakkında ciddi endişeler uyan dıracak niteliktedir... memle ketimizdeki merkezi örgütün uy guladığı sınav sisteminin de geçerliliğinin çok düşük oldu ğuna dair ipuçları bulunmuş tur."
Yine özgüven, Hacettepe Üniver sitesine 1968 1969 öğrenim yı lında giren öğrencilerin giriş puanlarıyla üniversitedeki 3. yarıyıl akademik ortalamaları arasındaki ilişki katsayıları nı, zihin kabiliyeti testi için 0,051; fen bilimleri testi için 0,142; sosyal bilimler testi için 0,177; yabancı dil testi için 0,201; toplam puan için 0,242 olarak bulmuştur. Bu sa yıların çok küçük olması kar şısında, özgüven "üniversite giriş sınavlarında kullanılan testlerin üniversitedeki başa rıyı yordama gücünün bir seç me sınavından beklenen en iyi öğrencileri seçme maksadına ye teri kadar hizmet etmekte oldu ğu söylenemez" demektedir.
(13)Bu tablo, yazıyı uzatmamak için buraya alınmadı.
(14)F.Toker, a.g.e., s.28 (15)Özgüven, a.g.e., s.15 16.
Liseyi bitirme dereces1
Pekiyi iyi Orta
ÜNİ VERSİ TEDEKİ BAŞARI
DERECESİ
Toplam
100 100 100
Tablo 6. öğrencilerin lise bi tirme derecelerine göre üniversitedeki başarı dereceleri. Sayılar belirli lise bitirme derecesindeki öğrenci lerin yüzdesini gös termektedir.
İstediği bölüme girme durunu
İstedikleri bölUme girenler
ÜNİVERSİTEDEKİ BAŞARI DERECESİ
İstediğine
yakın bölUme 23
girenler
İstedikleri
beiune
giremeyenler
Toplam 100 100 100
Tablo
7. öğrencilerin girmeyi istedikleri bölüme girme durumuna göre üniversitedeki başarı dereceleri. Sayılar yüzde olarak verilmiş tir.
özgüven ç e ş i t l i etmenlerin öğ rencilerin başarılarına etki sini de araştırdığı inceleme sinde öğrencilerin üniversite deki başarılarıyla yakından i l i ş k i l i bulduğu etmenlerden yalnızca ikisini burada anmak istiyoruz(16). Bunlardan biri öğrencinin l i s e bitirme dere cesidir. Lise bitirme derecesi i l e üniversitedeki başarı de recesi arasındaki i l i ş k i kat sayısı 0,37 bulunmuştur, ki bu rakam üniversitedeki başarı i l e giriş sınavı puanları ara , sındaki en yüksek i l i ş k i olan 0,242'nin epey üstündedir (Tab lo 6). Değineceğimiz ikinci i l i ş k i öğrencinin istediği bö lüme girme durumuyla Üniversi tedeki başarıları arasındaki i l i ş k i d i r (Tablo 7). tki değiş ken arasında oldukça önemli bir bağımlılık vardır. İlişki katsayısı 0,26 olarak bulunmuş tur.
(16)özgüven, a.g.e., tablo 37 (s.74) ve tablo 44 (s.85).
EĞİTİM BİR Tİ^CETİM MADDESİ DEĞİLDİR!
İktidarların üniversitelerde ve bazı yüksek okullarda üçlü eğitin yaparak yada başka yöntemlerle büyük sığa artışları yaratmaya çalıştıkları gözleniyor. Siyasetçilerin bu önerilerinin sağlıklı olup olmadığını eleştirmeden önce bilinmesi gereken toplumumuz daki yüksek öğrenim talebinin niteliğidir. Kentsoylu ailelerimiz, çocuklarının eğitimine daha çok dayanıklı tüketim mallarının gösterişçi tüketimine benzer şekilde yaklaşıyorlar. Birçok ailenin özel araba sahibi olmasındaki davranışı ile, çocuğunu ayrıcalıklı bir "kolej'de okutması aynı tür sosyal "statü" sağlama isteğine dayanıyor. Daha ilkokula girerken, küçücük çocukları ayrıcalıklı okulların sınavına sokuyoruz. Bu yaşlardan bir yarışma ortamına giriyorlar, ayrıcalık sağlamanın bilincini ediniyorlar.
Bütün bu istekler, en son hedefine, çocuğun yüksek öğretimde gireceği üniversite ile ulaşacak Ailenin çocuğu toplumdaki "statüsünü" yada kentsoylu olmaya yaraşan yerini bu üniversite eğitiminden sonra alacak. Hiçbir ailenin gönlü çocuğunu bu "sta tü" den ve bunun sonucu elde edilen rahat'tan mahrum etmeye el vermiyor. Böylece, öğrenciler daha alt eğitim kademelerinden ' " kendisini hayata çıkaracak okulları seçmiyorlar, yüksek okul ka pılarına yığılıyorlar.
EĞİTİM : YATIRIM MALI
Böyle bir talep yapısı akılcı planlama öğretilerine ters düşüyor. Akılcı düşünce, eğitimi bir dayanıklı tüketim malı gibi değil, daha çok bir yatırım malı gibi görme alışkanlığındadır. Eğitim ekonomisi modelleri hep üretimden yola çıkıyor. Gelecekteki üretim miktarının ne olacağını saptayıp, bu üretim için gerekli insan gücünün nasıl yetiştirileceğini bulmaya çalışıyor, ülkenin kıt kaynaklarının en etkin kullanılışının ne olduğu araştırılıyor, tik bakışta oldukça sağlam bir yol gibi görünüyor ama pratikte toplumsal gerçeklerle bağdaşmıyor, yalnızca üretim ve eğitim sisteminin ilişkisini kurmak yeterli değil, ayrıca bunun toplumun eğitim talebi ile tutarlı hale getirilmesi gerekli, ama kapitalist sistem içinde bunu sağlayacak araçlar yok.
Pek çok sorunda olduğu gibi bu sorunun çözümü de ekonomik analiz lerden geçmiyor, siyasal seçmelerden geçiyor. Onu da toplumun güçler dengesi belirleyecek.
(•politika, 3 Kasım 1975, kısaltılarak alınmıştır)
Buraya kadar ele aldığımız bul gular üniversitelerarası seçme sınavlarının "en iyi" daha doğ rusu "üniversitede en başarılı olacak" öğrenciyi seçmedeki etkinliği üzerinde çok ciddi kuşkular duymamız için yeterli olduğu kanısındayız. Bu neden le örnekleri çoğaltmayacağız.
3. SONUÇ Seçme sınavlarının başlı başı na bir eşitsizlik kaynağı ol duğu, ayrıca en başarılı ola cak öğrencileri de seçemediği ortaya çıkınca şu soruyla kar şı karşıya kalıyoruz: Seçme sı navları neyi seçiyor ? Kanımız ca, seçme sınavları yüksek öğ renim görme olanaklarından ay rıcalıklı sınıf ve tabakaların
yararlanmasını sağlamanın meş ruluk kazandırılmış yöntemidir.
Daha önce de belirttiğimiz gi bi, biz bu yazımızda yalnızca seçme sınavlarının kimi nite likleri üzerinde durduk. Elbet te sorunu ülkenin tüm koşulla rı içinde yerli yerine oturta rak ele almak gerekir. Şimdi lik, "üniversiteye giriş" soru nu üzerindeki birkaç gözlemi kısa kısa saymakla yetinece ğiz.
1, îlk ve orta öğretim düzeni miz, kişileri 11 yıllık bir eğitimle "vasıfsız işçi" olarak yetiştirmektedir. Öğrenciler orta öğretimde mesleki ve teknik okullara yönlendirilmemekte, ortaokul ve liselerde ise yaşamda işe yarayacak hiçbir bece riyle donatılmamaktadır.
Bir örnek verelim. 1970 yı lında ilkokullardan mezun
olan 710 983 kişinin dağılı mı(17) yüzde olarak şöyle dir: Hiçbir okula giremeyen ler 50, ortaokula girenler 46, imam hatip okullarına girenler 1.8, sanat ve mes lek okullarına girenler 1.4 ilköğretmen okullarına gi renler 0,6 •
2. Toplumun koşullandırılması üniversite kapılarındaki yığılmayı körükleyici yön dedir. Yedeksubaylık vb. yasalar da bu olguya yardım cı olmaktadır. Önemli önlem ler alınmazsa, yığılma, 5 6 yıl sonra 1 milyona ulaşa caktır. Bu yığılma, bu ta lep, İlhan Tekeli'nin be lirttiği gibi eğitimin bir yatırım malı olarak değil, bir tüketim malı olarak gö rülmesinin sonucudur.
3. Üniversiteler, özerklik per desi altında, toplumun is temlerine sırt çevirmişler, öğrenci sığalarında gülünç artmalarla yetinmişlerdir. Üniversitelerimizde 1 öğren cilik sığa artışı için ge rekli yatırımın 1 milyon TL dolayında olduğu gözlenmiş tir. Bu duruma da bağlı ola rak, iktidarlarca kimi yer de yetersiz, kimi yerde za rarlı uygulamalara girişil miş, mektupla eğitim, Yay Kur gibi modeller ortaya çıkarılmıştır. Öte yandan, ekonomi aynı hızla gelişme diğinden üniversite ve yük sek okul mezunlarının büyük bölümü "işsiz diplomalılar" ordusuna katılmaktadırlar.
4. Teknolojik gelişim, özellik le bilgisayarların kullanı ma girmesi, düzenin çarpık lığı sonucu, eşitsizliğin sürdürülmesinin bir aracı olarak kullanılmaktadır. Bu denli büyük sayıda insanın "sınav"dan geçirilmesi, gi derek olanaksızlaşacaktır. Seçme sınavlarının böylece sürdürülmesi beklenemez, önümüzdeki yıllarda bu sis tem şöyle yada böyle çökmek durumundadır.
5. Kısa erimde, seçme sınavla rı yerine, adayları lisede ki başarılarına göre seçmek, yada kura ile seçmek yoluna gitmek ciddi olarak düşünül melidir.
(17)Milli Eğitim Hareketleri 1942 1972, DÎE, 1973, s.23.