Elektrik Mühendisliği · Sayı 246-247 · Haziran-Temmuz 1977

RADYO-TELEVİZYON-YAYINLARI

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Kitap tanıtımı

Yıl
1977
Sayfa
5
Okuma süresi
15 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • TRT
  • radyo-televizyon
  • Unsal Oskay
  • Mahmut T. Öngören
  • kitle iletişim araçları
  • azgelişmişlik

Özet

Radyo ve televizyon konularını ele alan çeşitli kitapların (Hedef TRT, Televizyon Kılavuzu, Toplumsal Gelişmede Radyo ve Televizyon, Radyo İşletmeciliği ve Meseleleri, Radyo Notları) tanıtımı ve kısa değerlendirmeleri yer almaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

radyo televizyon YAYINLAR

HEDEF TRT

Refik üzdek Ekonomik ve Sosyal Yayınlar, Ankara, 1977 339 sayfa, 30 TL.

Rauf Tamer, Aydın Yalçın, Mu harrem Ergin, Kubilay îmer tü ründen yazarların kitaplarını yayınlayan bir yayınevinin "sos yal yayınlar serisi"nin 14'üncüsü olarak yayınlanmış "Hedef TRT." Refik Özdek de milliyetçi bir yazar; TRT'ye ilişkin konuları kendi görüş açısından, biraz da Burhan Felek üslubuyla anlatıyor. Uzun uzun Cem'in marksçılığını belgeliyor örneğin. Biz burada Yalçıntaş dönemiyle ilgili bir alıntı yapacağız "Hedef TRT" den. "...masasının üzerindeki sumen, başkaları tarafından ha zırlanmış uzun listelerle, tav siye mektupları ve kartvizit lerle, iş talep edenlerin dilek çeleriyle dolup taşıyordu... Yalçıntaş'ı en çok tedirgin eden masa eşyası, uzun listelerle do lu olan o sumen idi... Küçük ama kilit noktaları tutacakları be lirleyen ilk listenin Yalçın taş 'ı Ankara Garında karşıla yanlar tarafından hazırlandığını söyleyebiliriz...Koalisyon hükü metinin diğer bir ortağından, san dalye sayısı bakımından ikinci sırayı alan partinin merkez ve yan kuruluşlarından gelen listeler bir başka görünüm taşı yordu. Her yaşta ve her işte çalışmış olanlar, hiçbir işte çalışmamış olanlar, tahsilli ve tahsilsizler...Bunlar, "bizden olsun da yaşları, işleri ve kabi liyetleri ne olursa olsun" inti baını veren, ama ille de TRT'de yer ve iş tutmak isteyenlerdi... Sandalye sayısı bakımından en küçük, ama, parlâmento dışı etkinlik ve hele gençlik olayları, sokak mücadelesi ve yıkıcıların, anarşistlerin eylemleri karşısın da en aktif olması ve gençlerden oluşan gönüllü güvenlik toplu luğuna sahip bulunması bakımından koalisyonun vazgeçemiyeceği hattâ mevcut şartlar altında onsuz edemiyeceği partiden ya da bu partiye bağlı kuruluş ve gruplardan de listeler geliyordu... Bütün siyasî partilerin gençlik kolları vardır, fakat mensupları nın büyük çoğunluğu gençlerden

oluşan ve hepsinden fazla gençli ğe dayanan parti, koalisyonun dör düncü ortağıdır.Başka bir deyişle bu parti, ön plânda, insana yatı rım yapmaktadır. Böyle bir par tinin ve yan kuruluşlarının TRT'ye de eleman yerleştirmek istemesi tahiîdir. Bunların ha zırladıkları liste, yukarıda an lattığımız özelliklere uygun düşüyordu: Hemen hemen hepsi genç, alt kademede iş isteyen, ama öğrenim ve yetenekleri bakı mından üst kademeye kısa zaman da tırmanabilecek nitelikte aday hazırlamağa çaba göstermişlerdi. Diğer partilerce hazırlanan lis telere göre en önemli görünüm far kı bu noktada idi. Elbette üst kademede göreve talip olanları da vardı ama, listenin özelliği, çoğunluğu gençlerin teşkil etmesi ve önceliğin onlara tanınması idi. TRT'de yer tutma çabasında elbette haklıydılar, fakat bir genel müdürün, hele fırının har lı zamanında içeriye giren Prof. Yalcmtaş'ın kısa bir zamanda yüzlerce adam çıkarıp, onların ye rine yüzlerce milliyetçiyi ala cağını ummakta hatalı idiler, Ne Yalçıntaş, ne de başka bir genel müdür, kendiliğinden kadro aça mazdı; TRT'ye sırasız, sınavsız adam alamazdı, "(s. 210 215).

TELEVİZYON KILAVUZU

Mahmut T. öngören Milliyet Yayınlan, İstanbul, 1972 303 sayfa, 20 TL.

Televizyona ilişkin pek çok bil giyi belli bir oyluma sığıştırma çabasının ürünü olan bu kitabın kanımızca yer yer yüzeysel ka lan yada gereksiz ayrıntılara giren bir yapısı var. Yine de genel olarak televizyonla ilgili bilgi edinmek için yararlı bir kitap. Bölüm başlıkları şöyle: Haberleşme devrimi; Ses, yayın ve yayının sosyal yönleri; Tele vizyon nedir; Televizyonun öbür alanlarla ilişkileri; Yayın ve yayın dışı amaçlar için televiz yon; Televizyonun teknik özel likleri: TV alıcısı, ruhsat vergisi ve TV anteni; TV nasıl izlenir ve TV'den nasıl korunu lur; Televizyonun tarihi; Açık lamalar.

TELEVİZYON FİLM YAPIM YÖNTEMLERİ

Mahmut T.öngören A.ü.S.B.F Yayınları , no 392, Ankara 1976 331 sayfa, 35 TL.

Hem televizyon hem film yapım yön temlerini içeriyor Öngören1in yapıtı. Pratik, yararlı bir kitap Kimi bölüm başlıkları şöyle: Kameranın kullanılışı ve yaratıcılık, Çekim, Kurgu ve geçişler, Televizyonda film ve oyun dizileri, ses düzenle mesi, Ses efektleri, Müzik kullanımı.

TOPLUMSAL GELİŞMEDE RADYO VE TELEVİZYON

Geri Kalmışlık Açısından Olanaklar ve Sınırlar

Onsal Oskay A.Ü.S.B.F Yayınları, no 316, Ankara 1971 118 sayfa, 10 TL.

Radyo ve televizyon, yıllar yılı, özellikle yetkililer, uzmanlar, komisyonlar ve ben zeri resmi ağızlarca Türkiye'de eğitim, kültür, toplumsal geliş me alanlarında tılsımlı anahtar olarak gösterildi. Okur yazarİlk, ulaşım gibi alanlarda geri durum da olan; öğretmen, okul gibi klasik eğitim olanakları sınırlı Türkiye'de radyo (ve hele tele vizyon) halk eğitimini, halkın "uyanmasını" sağlayıverecekti! Bu görüş, televizyon yayınları nın başlamasında temel gerek çe olarak (asıl amacı gözler den saklamak için) öne sürüldü. Şimdilerde de televizyonda ikin ci program için, tüm Türkiye'yi kapsayacak sıklık bindirmeli (FM) 3 ayrı yayın şebekesi için ve renkli televizyon için, al lanıp pullanıp yeniden gerekçe olarak ortaya çıkarılıyor. Ko nuyu "Vatan, millet, Sakarya" edebiyatından öte bir ciddiyetle ele alan hemen yok gibi.

Unsal Oskay sorunu bilimsel düzeyde ele alan bildiğimiz kadarıyla birkaç araştırmacı dan biri. Radyonun ve televizyo nun Türkiye gibi geri kalmış

bir ülkede toplumsal geliş me 'ye katkı olmak açısından olanakları nedir, işlevi ne olabilir, bu olanaklar nasıl artırılabilir sorularını ele alıyor Oskay. Şöyle diyor: "... Bu nedenle, bireysel yada toplumsal, hangi alanda olursa olsun, varolan toplum yapısına ilişilmediği sürece kitle haberleşme araçları kitledeki tutumları değiştirmekten çok onları pekiştirmektedirler. Bir başka deyişle, kitle haberleş me araçlarının hangi ülkede olursa olsun bazı etkileri ol duğu açıktır. Ancak bu etki ler, her teknolojik araçta olduğu gibi, aracı kul lanan 'insan' yada 'toplum' öğesinin niteliklerine,, amaçla rına ve dünya görüşüne bağlı dır. Bu düşünceyle, "Türkiye'de ekonomik, kültürel, toplumsal kalkınmada TRT'nin rolünü ince lerken radyo ve televizyonun et kinliğini yada etkisizliğini değil; Türkiye'nin toplum yapısı içinde bu iki kitle haberleşme aracının ne yönde etkide bulunabileceklerini; eğer bu yapı içindeki etkileri 'gelişmeye yararlı' olmuyorsa, ülkenin toplumsal gelişmesine daha uygun ve daha hızla kalıcı etkilerde bulunabilmeleri için neler yapılması gerektiğini sap tamaya çalışacağız" (S.11). "...'Batılılaşmak'. Ne var ki, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesinden sözeden lerin çokları bu kavramın içeri ğini incelemiş değillerdi. 'Batılaşma' dedikleri, Batılı gibi giyinmek, Batılıların 'uygarlığına' ait kültürel birim lerle ilişki kurmak, Batılı top lumların sosyal kurumlarını bu ülkeye aktarmak ve 'aşılamaktan' ibaretti... Kırk yılı aşkın bir süre sonunda Türkiye'de de anla şılmıştır ki... sosyal ve ekono mik yapı değiştirilmeden giri şilecek yüzeysel 'ıslahat' çaba ları 'batılılaşmayı' değil, dış kültürlere bağlılığı artıracakr tır... Bu çevrelerin istedikleri 'batılılaşma', teknolojisini ve 'know how'ını Batılı firmalarr dan emaneten aldıkları sanayi ürünlerini daha çok miktarlarda satabilmek için, halkın tüketim kalıplarını bu Batı teknoloji sinin üretimi olan mallar yönünde değiştirmekten ibaretir" (s.35 37)

TRT Yasası, TRT görev yönetmeli ği, DPT Eğitim özel komitesi

Radyo ile Eğitim Raporu, TRT Merkez Program Dairesi'nin yayın ladığı "Radyo ile Eğitim" adlı kitap, 2 BYKP Radyo ve Televiz yon Özel İhtisas Komisyonu Rapo ru, TRT Çalışma Programları gibi belgeleri teker teker ele alarak inceleyip eleştiren Oskay bunlar daki bilim dışı, yanlış savları çürütüyor; TRT'nin uygulamaları nı çözümlüyor. Bu konuda Oskay' in görüşleri şöyle : "Bu nite likleri ile radyolarımızdaki programlar, erişebilen yerlerdeki öğrencileri, ev kadınlarını, evin deki veya kahvesindeki köylüyü 'tutabildiği kadar tutabilen1, bu insanlara neyi, nasıl ve ne derecede öğretebildiğini bilmeden birşeyler öğretmeye çalışan prog ramlardır. Asıl önemlisi, öğre timin fonksiyonel bir çerçeveye oturtulmadıkça, toplumun iste mini uyandırmayacağını hesa ba katmayan; radyoculuk ve eği timcilik dışında toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesi sorununu yapısal açıdan ele alma yan programlar olmalarıdır.

Bunun başlıca nedeni ise, herşey den önce siyasal iktidarın b i çimlenişini belirleyen sosyal kuvvetlerin bu ve buna benzer sorunların değişik biçimde ele alınmalarını kendileri için yararlı bulmamalarıdır.

Bu yolla, hem teknolojik buluş lar ve olanaklardan kitlelere birşeyler veriyomuş gibi görün mek, hem de, teknolojik olanak ların gerçekten toplum yapısında ki 'gelişme' yönündeki değişti ricilik etkilerini silmek ve bunların halk katlarına inmesini önlemek birlikte ve aynı anda sağlanmış olmaktadır" (s.66 67).

TRT'de ve DPT'de oldukça yay gındır.

Temelde, ekonomik gelişmelerini tamamlamış bulunan Batı ülke lerinin 'yaratıcı müteşebbisler' 'işadamı zihniyeti' sayesinde geliştiğini ileri süren Weber ve Schumpeter gibi bilim adam larının görüşlerini andıran bu görüşlerin 'azgelişmiş' ülke lerde yanlış ve yanıltıcı ol malarının başlıca nedeni, Batı toplumlarının ' smaileşme öncesi' durumları ile bugünkü azgeliş miş ülkelerin ' smaileşme önce si1 durumlarını aynı sanmala ı Ldır. . .

Azgelişmişlik sorununun sadece tüketimde, giyimde ve günlük hayatın bazı pratiklerinde yüzey sel bir 'batılılaşma' sorunu olarak ele alınmayıp... siyasal ve sosyal bir yapı sorunu olarak ele alınması çok önemli bir ön koşul teşkil etmektedir.

Azgelişmiş ülkeler için, böyle bir değerlendirmenin dışındaki değerlendirmelerin gerçekçi olmayacağını; azgelişmiş ülkeler de yapısal değişimleri öngörmeden kültürel yenileşme olabileceği ni ve bunun topluma bir yarar sağlayabileceğini ileri süren bu tür değerlendirmelerin 'açlık' sorununu bile çözmekten uzak, aldatıcı ve oyalayıcı yüzeysel yenileşme programların dan öteye işler yapamayacağını anlamak için, Batı'nın bu konu da özel bir önem vererek destek lemeye çalıştığı Hindistan'daki uygulamaya bakmak dahi yetecek tir."

Kitabın "Sonuç" bölümünde görüş

lerini topluca sunuyor Oskay. Bu görüşleri özetlediğini saa

RADYO İŞLETMECİLİĞİ VE

dığımız bir bölümü aynen alıyo ruz: "Radyo ve televizyon yayın

MESELELERİ

ları ile Türkiye'de çok şeyler

Hasan Refik Ertuğ

yapılabileceğini savunan ilgili İstanbul üniversitesi

ler, işin en başından itibaren, İktisat Fakültesi Gazetecilik Ens

bilimsel bir tutumdan uzak düş yayım, no 1 İstanbul, 1951

müşlerdir. Radyo ve televizyonun, 206 sayfa, 315 kuruş.

az gelişmişlik koşullarından kur

tulamamış bulunan bir ülkede toplumun gelişmesi için gerekli olan yeni bilgilerin öğretilmesi, kitlelerin 'ihti yaçlarını hissedebilecek duru ma getirilmesi' gibi konularda dolaysız ve salt bu araçların belirleyebileceği etkilerde bulunabileceği yanlış ve yanıl

H.R.Ertuğ, Radyo işletmeleri mizde önemli görevler üstlen miş bir kişi. Ankara Radyo— evinin bir stüdyosu da bugün onun adıyla anılıyor. Türkçede konusunda ilk kitap olduğunu sandığımız bu yapıtta radyocu luk konuları daha çok bürokratik bir açıdan ele alınmış, "Mevzu

tıcı bir görüştür.Bu görüş ise, at" incelenmiş. Radyoculuğun

kısa tarihçesi, bu konudaki uluslararası anlaşmalar, Tür kiye'deki radyo idareleri ve teşkilatı, o zamanki Ankara, İstanbul, Ankara Kısa Dalga istasyonlarının tanıtımları, radyo programları, radyoyla il gili yasal düzenlemeler ele alınan konular arasında.

RADYO NOTLARI

Turgut özakman TRT Basılı Yayınlar Müdürlüğü Yayınları, no 6, Ankara 1969 127 sayfa

Radyoculuk alanında ülkemizde ne kadar az sayıda kitap yayın lanmış olduğu düşünülürse radyolarımıza uzun süre hiz met etmiş (kitap yazıldığı sırada Merkez Program Daire Başkanı) Özakman'in,temel özelliği "deneyimlerini ve bilgilerini içtenlikle aktar ma" olan bu yapıtının önemi anlaşılır. Yazar, önsözde amacını şöyle belirliyor: "TRT Türk radyocularının uzun yıllardır rüyasını gördükleri örgüttü. 1964'ten önce umutsuz luğa kapılıp radyo dışına ka yan radyocular da, görevlerini radyolarda yapmağa devam de vam edenler de Türk radyocu luğuna yeni bir öz ve yeni bir işletme düzeni getirecek bir örgüte umut bağlamışlardı. TRT, rüyası görülen örgüt olabildi mi? Radyoculuğun temel idealle rine ulaştı mı? Ne dereceye ka dar? Neden? Bu soruların cevap larını birlikte arayalım."

Kitap bir notlar derlemesi gö rünümünde, Radyo Programcılı ğının hemen her alanında (sü reler, oranlar, yayın düzeni program kalıbı, yapımda konü gereç ayıklama metin yazma— ses— lendirme montaj, yayın amaçları, işletme, söz yayınları, müzik yayınları vb...) genç programcıya iletilen bilgiler, deneyimler, anektodlar, tavsiyeler, uyarılar ... Özakman yapıtını şu tümceyele bitiriyor: "Bu alçak gönüllü kitapçığın, bilimsel, geniş ve özlü araştırma ve incelemelere başlangıç olacağı umuduyla". Aradan geçen sekiz yılda bu umudun ne ölçüde gerçekleştiği doğrusu çok tartışma götürür.

TELEVIZYON PROGRAM YAPIMI VE YÖNETİMİ

Güner Sanoğlu A.ü.S.B.F.Yayınları no 389 Ankara, 1976 373 sayfa, 40 TL.

1967'de "Televizyonda Yapım ve Yönetim" adıyla yayımlanan yapı tını genişletmiş ve geliştirmiş Güner Sarıoğlu. Bu derli toplu, açıkr ve anlaşılır bir dille yazıl mış, çok yararlı kitabın kimi bölüm başlıklarını ^ıralıyoruz: Temel optik, TV kameraları, ka mera kullanmada kuramlar ve yön temler, Aydınlatma, Sahne ve dekor, Makyaj giyim, Ses öğe si, Program yapımı ve planla ması, Metin yazma, Yönetim, Stüdyo planı, provalar ve ge çişler, Görüntüde düzenleme, Zaman, Televizyon programları yapımında yöntem, Habercilik, Çeşitli program türleri, Te levizyonda film çalışmaları Film yönetimi, Yapımın evreleri ve yapım çalışmalarının genel akışı. Kitabın sonunda çok yararlı bulduğumuz 65 say falık bir sözlük var.

TÜRKİYE'DE TV REKLAM HARCAMALARI

Dr. Tunçtan Baltacıoğlu Ankara iktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Yayım, no 90, 1975 W + 145 sayfa, 15 TL.

Kitabın içindeki bir nottan bu çalışmanın bir doktora tezi olduğunu anlıyoruz. Kimi harcı alem bilgilerle bol i s t a t i s t i k veri kitabın tümüne yakın bölümünü oluşturuyor. Yazar önsözde şöyle diyor: "Günümüz ekonomik yapısının rekabetçi özelliğinin bir gereği olarak işletmeler satışlarını artırmak için ç e ş i t l i yollara başvurmakla birlikte en etkin ve yaygın ola rak reklamı kullanmaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye'de henüz çok kısa bir süre önce başlayan TV reklamlarının bir kaç yıllık bir süre içinde harcamalar açı sından ne denli geliştiği, har camalar ç e ş i t l i açılardan değer lendirilmesi, uygulamada görülen aksaklıklar, bu aksaklıkların doğuş nedenleri ile önerilere yer verilmiştir." Kitapta çeşit

li sanayi dallarının 1973 ve 1974 yıllarında TV'de hangi reklam kuşağına ne kadar harcamada bulundukları, kaç dakika süreyle reklam yaptıkları, kaç görüntü ile reklam yaptıkları ay ay ve rilmiş .

TELEVİZYONUN YETİŞKİN EĞİTİMİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Dr. Aysel Azız Türkiye ve Orta Doğu Amme idaresi Enstitüsü Y a y ı n l a n , no 148, Ankara 1975 264 sayfa, 25 TL

Bir doktora çalışmasına dayanıyor bu yapıt. Ana konusu televizyonun 1973 yılına kadar yaptığı eğitsel yayınlarının topluma olan etkisi nin araştırılmasıdır. Araştırmada yalnızca yetişkin eğitimi konusu ele alınmıştır. Gerçekleştirilen anket sonuçları çizelgelerle ve rilmekte ve çözümlemeleri yapıl maktadır. Dr. Aziz'in bulguları içinde bizce en önemlisi izleyici lerin TV'yi büyük çoğunlukla eğ lence mi, eğitim mi, haber aracı olarak mı gördüklerine ilişkin olanıdır. Bilindiği gibi Hürri yet' in 1973 anketinde "TV sizi yeterince eğlendirip dinlendiriyor mu?" ana teması işlenmişti ve Hürriyet bu anketin sonunda şu sonuca varmıştı: "...özetlemek gerekirse, radyo ve televizyon insanoğluna günlük hayatında, hayal dünyasını çizecek, günlük hayatın dışına çıkaracak, kısaca sı onu oyalıyarak dinlendirecek, eğlendirecek bir araç olarak kabul edilmektedir"(Hürriyet,6 Temmuz 1973). (Karataş TRT'sinin düzenlediği "Ankara î l i TV seyircileri araştırması"nda te levizyonun eğitim aracı olmadan önce eğlence vakit geçirme aracı olduğunu "kanıtlayabilmek" için çırpınıp durduğunu anımsayalım).* Dr. Aziz'in vardığı kanı ise şu: "Verileri yorumlayacak olur sak, televizyonun, i l e r i sürüldüğü gibi %80 90 oranında eğlence aracı olarak görülmediği, müzik yayınları da eğlence yayınları içine katılırsa % 48,8 oranında eğitim ve haber aracı olarak kabul edilmektedir, "(s.105) Dr. Aziz, kitabının sonunda, araş

"Bu araştırmayla ilgili olarak bu sayımızın 296'ncı sayfasına bakınız.

firmadaki bulguların ve kanıtla nan varsayımların da yardımıyla 7 öneride bulunuyor. Bunların ilk ikisini buraya alıyoruz: 1. Televizyon bir eğlence aracı olarak değil, bir eğitim haber aracı olarak ele alınmalıdır, Eğlence yayınlarında bile izleyi ciye birşeyler katan, zevk ve be ğeni düzeyini yükseltici, zengin l e ş t i r i c i yanları olmalı, çok söylenen deyimi ile "eğlendirir ken eğitmeli"dir. 2. Eğitici yayınların amacının ne olduğu saptanmalıdır: Kime ne verilmek istenmektedir? Bunun için planlı bir çalışma i l e öncelik verilmesi gerekenin kim olduğu ve hangi konuda eğitilme si gerektiği incelenmelidir...

Sonuç olarak konuyla ilgilenen herkesin incelemesi gereken yaraı lı bir yapıt Dr. Aziz'in araştır ması.

RADYO VE TELEVİZYONA GÎRÎS

Dr. Aysel Aziz A.ü.S.B.F. Yayınlan , no 333 Ankara 1976 127 sayfa, 20 TL.

Radyo ve televizyon konularında araştırmalarından tanıdığımız SBF Basın ve Yayın Yüksek Okulu asistanı Dr. Aysel Aziz önde yiş'inde yapıtını şöyle nitelendi riyor: "[Bu] yapıt, radyo ve tele vizyon hizmetlerini uğraşı olarak seçeceklere ve bu konulara ilgi duyanları, radyo ve televizyon konularında teknik dışında başlangıç niteliğinde genel bir bilgi vermeyi, bu konuda yönlen dirmeyi amaçlamaktadır".

Dört yıllık bir ders uygulaması sonucunda hazırlandığı belirti len bu kitap, oylumunun küçük lüğüne karşın, yazarının öngör düğü amaca ulaşan yararlı bir kitap. Ana bölümlerinin başlık ları şöyle: Radyo ve televizyo nun tanımı ve tarihçesi; Radyo ve televizyon yayınlarının ör gütlenmesi; Radyo ve televizyo nun özellikleri karakteristik leri; Radyo televizyon ilişki si, etkileşimi ve diğer kitle haberleşme araçlarına olan et kileri; Radyo ve televizyonun toplumdaki yeri; izleyici araş tırmaları; Türkiye'de radyo ve televizyonun gelişimi.

TÜRKİYE'DE TELEVİZYON VE RADYO OLAYLARI

Semih Tuğrul Koza Yayınları, i s t a n b u l , 1975 255 sayfa, 20 TL.

TRT de Televizyon Dairesi Baş kanlığı; Genel Müdür Başkan Yar dımcılığı görevlerinde bulunan, 12 Mart döneminde bu görevden alınıp etkisiz bir danışmanlı ğa atanan Semih Tuğrul tanınmış bir gazeteci, yazar ve çevirmen. 10 Mayıs 1977'de kaybettiğimiz Tuğrul 7 yıldır TRT'de danışman olarak çalışmaktaydı.

Bu kitapta Semih Tuğrul radyo ve televizyonun dünyada ve ülkemizdeki gelişimi üzerinde duruyor, bu en önemli ve etkili kamu iletişim araçlarının toplum üzerindeki olumlu olumsuz etkilerini, basınla ilişkilerini ele alıyor. Türkiye'de radyo ve televizyonun kısa, ama "perde arkası" gelişmeleri de içeren tarihçeleri kitapta yer alıyor. TRT'nin kuruluşu, gelişmesi, 12 Martta yediği darbe; Cem dönemi nin tutarsız, dışa bağımlı TRT' si; televizyon yayınlarının beyin yıkayıcı işlevi, reklam ların niteliği özellikle üzerinde durulan konular arasında. Kitabın biraz düzensizce ve karışık yazılmış olması (kitabın "içinde kiler, dizin" gibi okumayı kolay laştırıcı bölümleri bile yok) yanında hiç işlenmemiş konuları ele alması, yaygın olarak bilin meyen kimi sorunları tartışması, içtenlikli bir anlatımı olması gibi üstünlükleri var.

TÜRKİYE VE ORTADOĞU ÜLKELERİNDE RADYO TELEVİZYON SİSTEMLERİ

Oya Tokgöz. A.ü.S.B.F. Yayınları, no 343, Ankara 1972 243 sayfa, 15 TL.

Bir doktora tezi olan kitabın te melini Türkiye'de radyo televiz yon sisteminin tarihçesi, hukuk sal düzeni ve bu düzende gerçek leştirilen değişikliklerle Orta doğu ülkelerinde radyo televiz yon sistemlerinin genel durumu: İran, Ürdün, Mısır, Irak, Suriye, ve Lübnan'daki uygulama oluş

turmaktadır. Bu konularda kitap

günün olaylarının belgelenme

yararlı bilgiler ve belgeler

si, muhabirler ile haber ver

sağlıyor. İncelemenin "Kuram

me, televizyon ile parti si

sal" bölümlerindeki görüşler ise yasası, televizyon ile genel

genellikle bulanık. Siyasal

bilgi, televizyon ile eğitim,

Sistemleri "başkanlık sistemi,

kişisel belgeleme, televizyon

parlamenter sistem, komünist

ile kişiler.

sistem" yada "siyasal demokra

siler, vesayet altındaki demok

rasiler, modernleşen oligar

şiler, totaliter oligarşiler,

geleneksel oligarşiler" biçimin

de yada başka biçimlerde sınıfla

yan en azından 10 sınıflamanın sayılması, hele bu sınıflamalardan

TELEVİZYONUN

ETKİLERİ

yukarda ikinci olarak verdiğimi zin geçerli sayılarak Türkiye, Lübnan ve İsrail'in "siyasal demokrasi", Ürdün ve İran'ın "geleneksel oligarşi", Irak, Suriye ve Mısır'ın "modernle şen oligarşi" olarak alınması

Hali oran, Masson, Brown ve McOuaıl Çeviren: Ayseli Usluata. İstanbul Reklam Yayınları, no 28, İstanbul 1973 60 sayfa, 20 TL.

bu duruma bir örnek. İçinde,

"yani, 'Lübnan'da televizyon

Kitap dört ayrı araştırmadan

yayınları rekabet içinde ya

oluşuyor. J.D.Halloran, "Tele

pılmakta, farklı görüşlere de

vizyonun toplum üzerindeki

yer verilmektedir' görüşleri,

etkileri" adlı yazısında

ancak görünüşte olmaktadır de

(s.8 18) televizyonun çocuklar

mek pek yanlış olmamaktadır"

üzerindeki e t k i l e r i , bilgi ve

türünden bulanık cümleler ve

tutumdaki değişiklikler, şiddet

"[ABD'de] kişinin ve onun

ile saldırganlık gibi konularda

özgürlüğünün önemli oluşu,

kimi görüşler i l e r i sürüyor. P.

radyo ve televizyon haberleş

Masson "Televizyonun öteki

mesindeki ulusal politikanın

araçlar üzerine e t k i l e r i " adlı

esasını teşkil etmektedir"

incelemesinde (s. 20 42) İngil

gibi doğruluktan uzak görüş

tere'de kitle iletişim araçla

lere raslanan yapıt yukarda

rının (gazete, dergi, sinema,

belirttiğimiz gibi içerdiği

televizyon) 1945'ten bu yana

veriler ve kimi bilgiler yö

gelişimi; televizyonun gazete

nünden araştırmacılar için

ve dergi satışlarına, sinema

yararlı olabilir.

seyirci sayılarına etkisi;

reklam harcamalarının k i t l e

araçları arasındaki bölüşümü

ele alınıyor. Veriler 1966

1968 yıllarına kadar geliyor.

R.L.Brown "Televizyon i l e Sanat"

adlı yazısında (s.43 51) tele

TELEVİZYONUN GERÇEK GÜCÜ

vizyonun sanat için bir araç olarak gizilgücü, özellikleri üzerinde duruluyor. Son bölümü

Norman Swallow çeviren: Aysel i Usluata İstanbul Reklam Yayınlan , no 32, i s t a n b u l , 1973 62 sayfa, 20 TL

D. McQuail'in "Televizyon ile eğitim" yazısı (s.53 60) oluşturuyor. Yazıda televizyo nun eğitim için kullanılışı, ortaya çıkan sorunlar, eğitim televizyonu üzerinde araştırma

Norman Swallow İngiliz televiz

lar, eğitim televizyonunun özel

yonlarında yazar, yapımcı ve

l i k l e r i , televizyonun eğitim

yönetmen olarak on altı yıl

üzerindeki e t k i l e r i , özellikle

çalışmış. Bu kitapta özellikle

İngiltere'deki uygulamalar açı

televizyonda görevli kişilerin

sından ele alınıyor.

sorunları, ortaya çıkardıkları

programlar, kullandıkları tek

Aynı dizi içinde başka kimi

nikler bir yapımcı gözü ile

kitapları da (örneğin "Otoma

inceleniyor. Ayseli Usluata'nın

tikleşme Çağı", "Elektronik

çok güzel çevirisiyle sunulan

Bilgi işlem") çevirmiş olan

kitapta şu konular (kısa bir

Ayseli Usluata'yı yalın,duru

biçimde) işleniyor: Televizyon

Türkçesinden; doğru ve güzel

ile dünya olayları, televizyon

çevirisinden ötürü kutlamak

haberleri, magazin programı,

gerek.