Elektrik Mühendisliği · Sayı 246-247 · Haziran-Temmuz 1977
TÜRKİYE'DE RADYO TELEVİZYON TARİHÇESİ
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1977
- Sayfa
- 22
- Okuma süresi
- 66 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- radyo tarihi
- televizyon
- PTT
- Telsiz Yasası
- Ankara Radyosu
- Demokrat Parti
Özet
Yazı, Türkiye'de radyo yayıncılığının 1927'den 1975'e kadar geçirdiği tarihsel gelişimi vericiler, yayın içerikleri ve yasal düzenlemeler açısından dönemlere ayırarak inceliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
D
UüüJUü güney gönenç
I. GİRİŞ
Bu yazıda ülkemizde radyo ve televizyonun tarihçesi, ilk radyo istasyonunun 1927'de ça lışmaya başlamasından 1975'e kadarki gelişmeler kısaca ve rilmiştir. Gelişmeler şu yön leriyle ele alınmıştır:
a) Kurulan vericiler, alıcı sayıları, b) Yayınların ve programların niteliği, c) Yasal düzenlemeler.
Radyo ve televizyon dalındaki gelişmeleri ülkenin sosyal ve ekonomik koşullarından soyut layarak ele almaya olanak ol madığından, gerektikçe, bu ko şullar üstünde de kısaca durul muştur .
Gelişmeler zaman içindeki akı şıyla ele alınmış, bu bakımdan 1927 1975 arasındaki 48 yıllık süre yedi döneme bölünmüştür.
Bildiğimiz kadarıyla ülkemizde
Güney Gönenç, Y.Prof .Dr., ODTÜ.
radyo ve televizyonun tarihiy le ilgili kapsayıcı bir yapıt henüz yayınlanmamıştır. Bu ne denle, bu yazıdaki bilgiler çokça sayıda yazı ve yapıta da ğılmış bilgilerden derlenmiş, kaynaklar yazının sonunda gös terilmiştir.
2. RADYOCULUĞUN BAŞLANGICI (1927 1938)
2.1. İlk Radyo istasyonları
Türkiye'de radyo yayıncılığı 1927 yılında başlar. Yürürlük teki 406 sayılı Telgraf ve Te lefon Yasasına göre telsiz ha berleşmesi kendisine bırakıl mış olan PTT yönetimi iki veri cinin kurulması ve işletilmesi işini bir Fransız firmasına ve bu firmanın öncülüğüyle kurul muş olan "Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi"ne bıraktı1. İs tasyonların işletilmesinin 10 yıl süreyle devredildiği bu şirketin ortakları arasında İş Bankası, Anadolu Ajansı ve kimi özel girişimciler vardı2. Şirketin yapacağı yayınların denetimi, sözleşmeye göre, PTT'ce atanan bir komiserce yü rütülecekti. Şirketin gelirle ri alıcı sahiplerinden alınacak 10 TL, hayır kurumları ve res mi dairelerden alınacak 5 TL ve ithal edilecek radyoların değerinin yüzde 25'i olarak saptanmıştı . Vericiler Anka ra (193 KHz) ve İstanbul'da (250 KHz) 1927 yılında yayına başladılar (Çizelge 1 ) . Her iki verici de 5'er KW gücünde idi1. Bu radyoların yayınları genel likle çok yetersiz düzeyde kal dı.
Türk Telsiz Telefon Anonim Şir keti'nin sözleşmesi, süresi bittiğinde yenilenmedi ve is tasyonların işletilmesi 1936'da PTT'ye devredildi. Eldeki iki verici güç bakımından çok ye tersiz olduğu için güçlü bir istasyon kurdurulmasına karar verildi. 120 KW gücündeki Anka ra vericisi İngiliz Marconi firmasına yaptırıldı ve 1938 sonlarında yayına başladı. 20 KW gücündeki Ankara kısa dalga verici istasyonu da aynı günlerde işletmeye açıldı. 1938 yılında ülkede 46 000 dolayında
ruhsatlı radyo alıcısı vardı1 (Şekil 1 ) .
2.2. Telsiz Yasası Haberleşme açısından bu dönem deki en önemli gelişme, 1937'de çıkarılan 3222 sayılı Telsiz Yasasıdır. Bu yasa "Elektroman yetik dalgalar vasıtasıyla her nevi resim, işaret ve sesleri vermeğe ve almağa yarayan bi lumum telsiz tesisatı ve işle tilmesi hükümetin inhisarı al tındadır" hükmünü getiriyordu. Görüldüğü gibi yasa yalnız radyoyayın değil tüm haberleş me tekelini devlete vermekle radyo amatörlüğünü de yasakla mış oluyor. 0 dönemin "sonra düşmanın işine yarar" anlayı şıyla karayolu yapımına karşı çıkan "askerî zihniyet"inin eseri olan bu hüküm, aradan 40 yıl geçmesine, bu süre için deki çeşitli uğraş ve çabalara, kimi Amerikan generallerinin ve Nato çevrelerinin bile kar şı çıkmasına karşın değiştiril memiştir. Buna karşılık Türki ye'deki yabancı elçiliklere, petrol arama şirketlerine ve CIA'ya (bölüm 4.2'ye bakınız) verici kurma yetkisi veren ya sa değişiklikleri gerçekleşti
\
Türkiye'nin ilk radyosunun (İs tanbul) hem yöneticisi, hem sp ikeri Mesut Cemi 1 .
rilmiş, yasaya aykırı olarak ABD üs radyoları, polis radyo ları, ordu radyoları kurulagel miştir.
3, SAVAŞ VE BASKI YILLARI (1938 1950)
3.1. Genel Görünüş
İlk yüksek güçlü verici istas yonunun kurulmasıyla Türkiye radyoculuğunda yeni bir dönem başlamış oluyordu. 1938 sonra sını asıl simgeleyen olgular İkinci Büyük Savaş ve ülkemiz de tüm özgürlüklerin yokedilme sidir. Almanya'da 1933'te yöne timi ele geçiren Naziler 1939' da Çekoslovakya ve Polonya'yı, 1940'ta Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika ve Fransa'yı i s t i l a e t t i l e r . 1941'de Yugos lavya ve Yunanistan'ı işgal eden Nazi Almanyası aynı yıl Sovyetler Birliğine saldırdı. Türkiye'yi yönetenler, Nazi' lerin zafer yıllarında ülkede faşizan bir yönetim kurdular. Büyük savaş öncesinde Türkiye, dış ticaret bakımından Almanya' ya bağımlı bir duruma g e t i r i l mişti. Almanya'nın 1929'da dış ticaretimizdeki payı ihracatta yüzde 16, ithalatta yüzde 23,5 iken bu oranlar Hitler'in ik tidara gelmesinden sonra hızla artmış, 1939'da ihracatta yüz de 42, i t h a l a t t a yüzde 53'e ulaşmıştı1*. 1939'da gazetele rin "hükümetin genel politika sını zedeleyici" yayın yapma l a r ı yasaklanıyor, 1940'da bir yandan "Milli duyguları inci ten ve tarihi yanlış yansıtan" yayınların suç olduğu b e l i r l e nirken öte yandan Ulus dışında gazetelerin sayfa sayısı 6 ola rak donduruluyordu5. 1940 y ı l ı ünlü Milli Korunma Yasası y ı l ı dır. 1941'de Almanya ile bakır krom ihraç etmek üzere anlaşma imzalanıyor, 1942'de Varlık Vergisi uygulaması başlıyordu. Bu yıl Nazi Faşist birliğinin ilerlemesinin sona erdiği yıl oldu. 1943 sonlarında İtalya teslim oldu. 1944'te Romanya, Polonya, İtalya, Fransa kurta r ı l d ı . Aynı yıl ülkemizde Var l ı k Vergisi yasası k a l d ı r ı l d ı . Almanya'ya krom ihracı İngil
tere'nin bir ültimatomu üzeri ne durduruldu. 1945'te Savaş Nazi'lerin yenilgisiyle sona erdi. Savaş biterken, 23 Şubat 1945'te, Türkiye,Almanya ve Japonya'ya savaş a ç t ı , aynı gün ABD i l e Kiralama ve Ödünç Verme Anlaşmasını imzaladık. 0 günden başlayarak ülkemiz egemenlerinin Türkiye'yi ABD etki alanına sokma yönündeki kararı uygulama alanına kondu.
3.2. Radyolar 1938 yılında yayma giren 120 KW'lık Ankara Radyosu ilk prog ramlı yayma 1939 ortalarında başladı, tik programlı yayın gününün (7 Temmuz 1939) progra mı6 şöyleydi: 7.30 Program ve Memleket saat ayarı, 7.33 batı müziği, 7.45 ajans haberleri, 8.00 batı müziği, 8.15 evin s a a t i , 8.30 batı müziği, 8.45 kapanış, 12.30 program ve mem leket saat ayarı, 12.33 Türk müziği, 12.45 ajans haberleri, 13.00 Türk müziği, 13.30 batı müziği, 14.00 kapanış, 18.00 program ve memleket saat aya r ı , 18.03 batı müziği, 18.50 Türk müziği, 19.15 batı müziği, 19.30 ajans haberleri, 19.45 serbest saat, 20.00 Türk müzi ği, 20.45 batı müziği, 23.00 kapanış (Toplam yayın süresi 465 dakika, yüzde olarak: b a t ı müziği 45, Türk müziği 29, ko nuşma 13, haber 13) (1945 yı l m a kadar radyo haberleri Ana dolu Ajansınca hazırlanırdı,
1930'larda radyo.
bu nedenle haberlere "ajans haberleri" denirdi).
1949'a kadar ülkede iki radyo v e r i c i s i vardı: Ankara Uzun Dalga (120 KW) ve Ankara Kısa Dalga (20 KW) v e r i c i l e r i . 1949 Kasım'ında 150 KW gücünde İ s tanbul Radyosu yayma başladı. Bu radyonun vericisi ve tüm donatımı Amerikan RCA firması na y a p t ı r ı l m ı ş t ı . Yine bu dö nemde planlanıp ihaleye çıkar tılan Ankara ikinci kısa dalga v e r i c i s i (Marconi Firması, 100 KW) 1950 Ekim'inde işletme ye g i r d i 1 . 1950 yılında Türki ye'deki ruhsatlı radyo a l ı c ı larının sayısı 360 000 dolayın da i d i .
1946 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi radyosunun 1 KW güçle 6280 KHz üzerinden yayı na başladığını da ekleyelim.
3.3. Yasal Düzenlemeler
Türkiye'de yasal düzenlemesi en sık değiştirilen kuruluşu muz radyo olmuştur. 1927 36 arasında özel bir şirketçe i ş l e t i l e n radyolarımız 1937 40 arasında PTT Genel Müdürlüğün ce yönetildi. 1940'da çıkarı lan bir yasayla Başbakanlığa bağlı bir "Matbuat Umum Müdür lüğü" kuruluyor ve radyoları mız bu kuruluşa devrediliyordu. Bu yasada, "Matbuat Umum Mü dürlüğünün görevleri arasında "memleket içinde ve dışında milli siyaset ve menfaatlarımı
zı ihlâle matuf olabilecek pro pagandaları karşılamak, reji min dahilî ve haricî siyaseti hakkında kamuoyunu aydınlatmak ve gereğine göre uygun görece ği araçları kullanarak yayın yaptırmak ve yaydırmak, devlet i c r a a t ı n ı kamuoyuna layık o l duğu ölçü ve önemde duyurmak, radyo postaları aracılığı i l e halkın siyasi, içtimai, harsi ve bedii ihtiyaçlarını tatmin edecek programlar yapılması ve yayınlanmasını sağlamak, memle keti yabancı memleketlere t a nıtmaya yarayan her türlü fay dalı yayını yapmak" sayılmak tadır . Uygulamada da bütün sözlü yayınların saptanması ve yayın metinlerini vize yetkisi Genel Müdürlükte toplanmıştı. 1943'te yeni bir yasayla "Ba sın ve Yayın Umum Müdürlüğü" kuruldu, yeni düzenlemelere g i d i l d i . Bu yasada da söz ya yınları için çok sıkı bir san sür öngörülmekte, Genel Müdüre yayınlar üzerinde mutlak yetki tanınmaktaydı1
3.4. "Çok Partili Demokrasi"ye Geçiş
Savaş sonrası döneminin geçiş yılları olan 1945 ve 1946 yıl ları ülkede baskıların yoğun laştığı yıllar oldu. 1945 so nunda İstanbul'da ilerici gaze te ve dergilerin basımevleri CHP'nin teşvik ettiği çapulcu sürülerince yakılıp yıkıldı (Tan Olayı). 1946'da Demokrat Parti kuruluyor, ABD ile aske ri yardım anlaşması imzalanı yor, Ceza Yasasına 141 ve 142' inci maddeler ekleniyordu. Yi ne aynı yılın Haziran'ında Der nekler Yasasında yapılan bir değişiklik üzerine çok sayıda işçi sendikasıyla birkaç sosya list parti kuruldu. İşçilerin kitle halinde sendikalarda ör gütlenmeye başlaması üzerine 6 ay sonra bütün işçi sendika ları, partiler ve 6 gazete sı kıyönetimce kapatıldı7'9 . 1947' de ise okuldışı din eğitimi serbest bırakılıyor, ABD sena tosu Türkiye'ye 100 milyon do larlık yardımı onaylıyor, ilk ABD askeri yardım heyetleri Ankara'ya geliyorlardı.
Demokrat Partinin kurulmasıyla "çok partili demokrasi"ye ge çildikten sonra, 1949'da, rad yoların yönetimini düzenleyen ya sa bir kez daha değiştirildi. Yeni "Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü" yasasında, ba
1. Türkiye'de ruhsatlı radyo alıcıları sayısının yıllara göre değişimi. Kaynaklar: ı • 1 ~ ' "* 6
1. Ankara (120 kw) istasyonunun yayma başlaması
2. İstanbul (150 kw) istasyonunun yayma başlaması 3. Sıkıyönetim bildirilerinin etkisi.hi
zı koşullarla, siyasi partile re seçim döneminde radyodan konuşma süresi ayrılması öngö rülüyordu2. Partilerin yapacağı radyo konuşmalarının önceden savcı denetiminden geçmesi zo runlugu vardı. Demokrat Parti nin sürekli eleştirileri sonucu 1950'de çıkartılan seçim yasa sında partilere radyodan çok daha geniş biçimde ve savcı ön denetimi olmaksızın konuşma hakkı tanındı. 1950 seçimleri bu yasaya göre yapıldı .
4. RADYOLAR DEMOKRAT PARTİ EMRİNDE (1950 1960)
4.1. Genel Görünüş
1950 1960 dönemi tarihimize "Demokrat Parti iktidarı döne mi" olarak geçmiştir. 1946'da başlayan ABD'ye bağımlılık bu
dönemde perçinlendi. DP'nin iktidar olmasından iki ay son ra hükümet Kore'ye asker gön derme kararı aldı (25 Temmuz 1950) ve NATO'ya üye olmak üzere başvuruda bulundu (1 Ağus tos 1950). NATO'ya 20 Eylül 1951'de girildi; Ceza Yasasına 1946'da sokulan 141 142'inci maddeler 1951 sonunda daha da ağırlaştırıldı, 142'inci madde ye idam cezası eklendi. 1955' te sonradan adı CENTO olan Bağ dat Paktı oluşturuldu, iktida rın kışkırtmasıyla 6/7 Eylül olayları yaratıldı. 1959'da ülkede ABD füze üsleri kurul du5'7 .
Radyoculuk yönünden 1950 1960 dönemini iki ana özellik sim geler. Bu 10 yıllık dönem, bi rinci olarak ülkede devletin bir tek radyo vericisi bile kurmadığı, ikinci olarak da devlet radyolarının tam anla mıyla iktidar partisinin sesi haline geldiği bir dönem oldu.
4.2. Radyolar: Yasadışılık Ön Planda
1950'de DP iktidara geldiğinde ülkede 120 KW gücünde Ankara ve 150 KW gücünde İstanbul rad yoları vardı. Dış yayınlar ise 20 ve 100 KW gücünde kısa dalga Ankara vericileriyle yapılmak taydı. 1950 1960 arasında yayı na giren tek devlet radyosu İz mir'de 0,4 KW güçlü kısa dalga "Fuar Radyosu" oldu (1951). Bu çok düşük güçlü radyo da sık sık bozulması nedeniyle kısa bir süre sonra yayından çıkar tıldı. Buna karşılık, bu dönem de ülkede yasa dışı radyolar kurulmaya başlandı (Çizelge 3 ) . Günümüzde de yayınlarını sürdü ren bu radyoların ilki Ankara' da 1954 yılında kurulan 350 Wattlık Ankara Polis Radyosu' dur. Kuruluş amacını "polis halk münasebetlerini tanzim ve halka hizmet" biçiminde tanım layan bu radyo, kuruluş yılla rında haftada 3 saat yayın yap maktaydı. Sonradan bu radyo hem yayın saatlerini artırmış , hem güçlü kısa dalga ve çok kı sa dalga istasyonları kurmuş hem de Ankara'ya ek olarak İs tanbul ve İzmir'de yayına gir miştir9 (Çizelge 3 ) . Ankara Po lis Radyosu halen günde 10,5 saat, İstanbul Polis Radyosu günde 2 saat yayın yapmakta dır3 "*. Yayınların % 89'u müzik % 11'i söz yayınıdır, söz ya yınları genellikle kayıp ilan ları ve trafik konularındadır, "son zamanlarda bu yayınlara ek olarak yer yer, müzik program ları arasında milliyetçi duygu ları kuvvetlendirmesi amacıy la"9 yayınlar da yapılmaktadır.
1954'te ABD ile imzalanan iki li "askeri kolaylıklar" anlaş ması uyarınca ülkemizdeki ABD üslerinde 6 tane verici istas yon kuruldu. Bu vericilerin yerleri şöyleydi: Çiğli (İzmir) İncirlik (Adana), Karamürsel, Samsun, Trabzon, Sinop. 1972'de bunların sayısı 3 olarak görün mektedir: İncirlik (10 K W ) , Pirinçlik (Diyarbakır, 50 W ) , Karamürsel (50 W ) 3 ' 9 ' 3 5 . Bugün de aynı 3 radyo yayınlarını sürdürüyor (Çizelge 3 ) . Bu rad yolardan Diyarbakır Radyosu Adana'dan naklen yayın yapar. Her üç radyo da günde 24 saat yayın yapmaktadırlar. "Radyo yayınları kendi dinleyicileri dışında özellikle Türk gençle ri tarafından, hafif batı mü ziği alanında son şarkıları
Çağımızda, emperyalizm yalnızca ordularına dayanmıyor. Ekonomik üslere (yabancı sermaye, çok u luslu şirketler vb.), kültürel üslere (işbirlikçi basın, iş birlikçi yerli radyo TV, çeşitli yayınlar, plaklar vb.) ve başka üslere dayanıyor. Bunlar'arasın da radyoyayın üslerinin de önem li bir yeri var. Aşağıda ABD'nin kendi toprakları dışındaki ve rici istasyonlarının 1976 lis tesini veriyoruz. Bu listede A marikan askerî radyo vericileri gösterilmemiştir (örneğin Fede ral Almanya'da 31 orta dalga, 8 çok kısa dalga olmak üzere 39 tane, Türkiye'de 3 tane orta dalga ABD askerî vericisi var dır) . listede gösterilen radyo lardan Holzkirchen, Biblis ve Lizbon'daki vericiler "Özgür Avrupa Radyosu"na; Lamphertheim ve Playa de Pals kentlerindeki vericiler "Özgürlük Radyosu"na aittir. Bu iki radyo CIA'ya bağlıdır, öteki radyo istasyon ları "Amerika'nın Sesi" verici leridir.
ABD'NİN RADYOYAYIN ÜSLERİ
KENT
SAYI, GÜÇ ve DALGA*
Fas
Tanca
1 tane 100 kW, 2 tane 50 kW, 4 tane 35 kW hepsi KD
Federal Al manya
Münih Lamphertheim (B) Holzkirchen (A) Biblis (A)
300 kW OD, 4 tane 100 kW KD 9 tane KD (20 100 kW)
150 kW OD 9 tane KD (10 50 kW)
(Poro
Fil ipinler (Tınang
1000 kW OD; 2 tane 100 kW, 3 tane 50 kW, 2 tane 35 kW KD. 10 tane 250 kW, 3 tane 50 kW KD.
İngiltere Idoofferton
2 tane 250 kW KD.
ispanya
Playa de Pals (B) 6 tane KD (100 500 kW)
Liberya
Monrovia
6 tane 250 kW, 2 x 5 0 kW KD.
Portekiz
Lizbon (A)
18 tane KD (10 250 kW).
Ryukyu Adi . Okinawa
1000 kW OD, 100 kW KD, 2 tane 35 kW KD.
Sri Lanka Colombo
3 tane 35 kW KD.
(Kavala
500 kW OD, 10 tane 250 kW KD.
Yunanistan \ Rodos
150 kW OD, 2 tane 50 kW OD.
*OD: orta dalga, KD: kısa dalga.
(A): "özgür Avrupa Radyosu" vericileri.
(B): " özgürlük Radyosu" vericileri.
çalma olanağına sahip oluşun dan ötürü, i l g i y l e izlenmekte d i r . .. Adı geçen tüm istasyon l a r ı n gerek teknik ve gerekse program yönünden i ş l e t i l m e s i Amerikan askerî personeli t a r a fından yürütülmektedir. Türk makamları tarafından herhangi b i r denetim söz konusu değil dir".9
Demokrat P a r t i döneminin ilginç gelişmelerinden b i r i de ABD'nin CIA'ya bağlı "Özgür Avrupa Rad yosu" vericilerinden b i r bö lümünü istanbul'da kurma g i r i şimleridir. 1954'te basında "Hür Avrupa Radyosu İstanbul' da kuruluyor" biçiminde haber ler çıkmaktaydı.
3222 s a y ı l ı Telsiz Yasası'nın 1.maddesi " . . . bilumum t e l s i z t e s i s a t ı ve i ş l e t i l m e s i hükü metin i n h i s a r ı a l t ı n d a d ı r " hük münü i ç e r d i ğ i i ç i n yukarda be l i r t i l e n radyolar için yasamız uygun düşmemiş, bunun üzerine yasanın 5.maddesi 18.5.1955 gün ve 6566 s a y ı l ı yasayla de ğ i ş t i r i l e r e k gücü 1000 KW'tan aşağı olmamak, y a y ı n l a r ı kar ş ı l ı ğ ı b i r ücret almamak ve en çok 10 y ı l ı geçmeyecek olan b i r süre sonunda t e s i s a t saha sına dahil bütün arazi ve arsa lar ve tesisat devlete terk
edilmek kayıt ve ş a r t ı y l a ve r i c i l e r kurulabileceği hükmü g e t i r i l m i ş t i r 3 7 . Hemen b e l i r t e lim k i , hele 1955 y ı l l a r ı n d a , 1000 KW v e r i c i gücü görülmemiş derecede yüksek b i r güçtü. Ör neğin Türkiye'nin 1955'te kuru lu 4 vericisi vardı ve bunların toplam gücü 390 KW i d i .
Bu v e r i c i l e r i n kurulması gerçek leşmedi. Bunun nedenlerini b i l miyoruz. Ancak yine 1954 y ı l ı n da CHP'nin de radyo istasyonu kurma g i r i ş i m l e r i olduğu b i l i niyor. CIA'nın v e r i c i l e r i bu gün Federal Almanya, Portekiz ve İspanya'da kuruludur. Bun l a r ı n toplam v e r i c i gücü 1967' de 4100 KW i d i .
Demokrat P a r t i Hükümeti 10 Şu bat 1959'da 27 ilimizde 2'şer KW gücünde o r t a dalga v e r i c i l e r i kurulmasına karar verdi. Bu v e r i c i l e r l e i l g i l i sözleşme 1959 Eylül'ünde imzalandı. Son raları özellikle işletme açı sından önemli sorunlar yarata cak bu " i l radyoları"nın yapımı
1960 y ı l ı sonunda 27 Mayıs Hü kümetince durduruldu, yalnızca üretim aşamasına geçilmiş 7 t a nesinin kurulmasına karar ve r i l d i (Çizelge 1). Bu radyolar üzerinde b i r sonraki kesimde duracağız.
4.3. Televizyon
Ülkede televizyon yayını i l k kez İstanbul Teknik Üniversi t e s i tarafından 9 Temmuz 1952 günü b a ş l a t ı l d ı , l ' i n c i bant tan 100 Watt güçle yayın yapan İTÜ TV v e r i c i s i Philips Şirke tinden temin e d i l m i ş t i 1 0
Demokrat P a r t i döneminde ABD' nin Türkiye'de televizyon şe bekesi kurmak üzere sürekli gi rişimlerde bulunduğunu görüyo ruz. 1952'de dört ABD'li uzman dan oluşan b i r özel komisyon Türkiye için radyo, televizyon ve bağlantı (link) ağı incele mesi yaparak bir rapor halinde Adnan Menderes'e sundu. Bu r a pordaki bağlantı ağı daha son ra NATO i l e t i ş i m ağı olarak gerçekleşti. Televizyon ağı kurmayı amaçlayan girişimlerin 1954'te yinelendiğini görüyo ruz. Semih Tuğrul'un "Türkiye' de Televizyon ve Radyo Olayla r ı " adlı yapıtından3 öğrendi ğimize göre DP i k t i d a r ı n ı n son y ı l l a r ı n d a ünlü ITT firmasının komisyoncusu olarak ABD'den Güney Dakota Senatörü Cari E. Mundt ülkemize geldi. CIA i l e i l i ş k i l e r i b i l i n e n , Amerikan Haberler Merkezi (USIS) in ku rulmasında y a r a r l ı hizmetleri geçen C.E.Mundt, Türkiye'de bü
tün ülkeyi kapsayacak bir tele vizyon örgütü ve ağının kurul ması iç ön temaslar yapmış, sonradan aralarında elektronik mühendisleri, televizyon tek nisyenleri bulunan kalabalık bir heyeti Ankara'ya göndermiş tir. Bu heyet yanına Türk ilgi lilerini de alarak TV istasyon larının yerlerini saptamak ama cıyla özel uçaklarla inceleme uçuşları yapmışlardır. ITT fir masının bu girişimleri 27 Mayıs 1960 günü DP iktidarının yıkıl masıyla sonuçsuz kalmıştır.
Ülkede televizyon alanında ön celiğin 27 Mayıs 1960'dan son ra nasıl ABD'den Almanya'ya geç tiğini ilerde göreceğiz.
4.4. Devlet Radyoları: DP'nin Borazanı
Ülke yönetimindeki ağırlığın bürokrat kesimden burjuvaziye geçtiği 1950'den sonra bu ge çişe koşut bir uygulama başla dı: Reklam yayınları. Hüküme tin 27 Ocak 1951'de aldığı bir kararla radyo yayınlarında rek lamlara yer verilmeye başlandı. Reklam yayınları radyolarımız da o günden beri süresi gittik çe artarak sürdürülmektedir, televizyon yayınlarını da kap lamıştır ("Radyo ve televizyon da reklamlar" bölümüne bakınız). Demokrat Partinin iktidara gel mesinden sonra radyolarımızda (7 Temmuz 1950'den başlayarak) Kuran yayınlarına yer verildi. Bu arada içkili gazinolardan, gece kulüplerinden naklen ya yınlar başlatıldı. Giderek ül kedeki Amerikalılar için Noel ve Paskalya programlarına ve benzeri utanç verici uygulama lara kadar gidildi.
1951 yılında İstanbul ve Anka ra radyolarının günlük yayın süreleri şöyleydi. İstanbul Radyosu: Cumartesi günleri 12.57 24.00; Pazar günleri 12.57 23.30 (toplam: haftada 59 saat 36 dakika). Ankara Radyosu: Cumartesi günleri 7.28 9.00, 12.15 15.00, 16.58 23.30; Pazar günleri 17.58 23.00; öteki günler 7.28 9.00, 12.15 14.00, 17.58 23.00 (toplam: haftada 62 saat 58 dakika)1 .
Demokrat Parti iktidarı 1954' te çıkardığı 6334 sayılı "Ne şir yoluyla veya radyo ile iş lenecek bazı cürümler hakkın daki" Yasa ile buna ek olarak çıkardığı 6732 ve 6733 sayılı
yasalarla ülkede "basın özgür lüğü denebilecek ne varsa or tadan kaldırdı. 1954 genel se çimlerinden iki ay sonra, 30 Ha ziran 1954'te kabul edilen 6428 sayılı seçim yasası ise siyasal partilerin seçim dönemlerinde radyoda konuşma hakkını kaldırı yor, buna karşılık "Devlet ve hükümet işlerinde vazife alan ların, bu işler etrafında yapa cakları konuşmalarla, alakalı daire ve müesseselerin kendi faaliyetlerini gösterir şekilde yayınlayacakları her türlü mat buat seçim propagandası mahiye tinde sayılmaz" (m.44) hükmünü getiri/ordu. Yasanın gerekçe sinde "Kamu hizmetine verilen ve devlet sesini aksettirmesi gereken devlet radyosunun seçim propagandası sırasında devlet otorite ve güvenliğini bozacak" şekilde kullanılmaması gerek tiği; devlet radyosunun "her şeyden önce bir terbiye ve kül tür müessesesi olduğu" belirti liyordu2. Radyolar, 1950'den başlayarak, ama özellikle 1957 seçimlerinden sonra Demokrat Partinin borazanı haline geti rildi. Demokrat Parti kongrele rinden naklen yayınlar ve Vatan Cephesi'ne (Demokrat Partiye) girdikleri iddia edilenlerin adlarının saatlerce okunması 1957 sonrası radyosunda ola ğan "program"lar arasındaydı. Yassıada'da ele alınan davalar dan biri de "Radyo Davası" ol du. Gerek 1950'den önce CHP dö neminde, gerek 1950 1960 DP dö neminde devlet radyolarının partizanca kullanılışı, iktidar partilerinin sesi haline dönüş türülmeleri, 1961 Anayasasında özerklik ilkesinin benimsenme sinin ana nedeni olmuştur.
5. GECIS DÖNEMİ (1960 1964)
5.1. Yeni Anayasa
27 Mayıs 1960'da Demokrat Par ti iktidarı yıkıldı, askeri yö netim işbaşına geldi. Temmuz 1960'da radyolardan yılda 4 mevlüt ve yalnız Cuma günleri ezan yayınlanmasına karar ve rildi. Aralık 1960'da Basın Ya sası 1950'den önceki biçimine getirildi. 9 Temmuz 19^1'de Anayasa halkoyuna sunuldu, oy
lamaya katılanların yüzde 60,4' ünün oylarıyla kabul edildi. 15 Ekim 1961'de seçimler yapıl dı. 1965'teki seçimlere kadar ülke İnönü koalisyonlarıyla yönetildi. Demokratik özgürlük ler açısından ülkemizin tari hinde önemli bir aşama oluştu ran 1961 Anayasası radyo (ve televizyon) ile ilgili iki önem li madde içeriyordu: 26'ncı ve 121'inci maddeler. Bu maddeleri aşağıya alıyoruz.
"Madde 26 Kişiler ve siyasi partiler kamu tüzel kişileri elindeki basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından faydalan ma hakkına sahiptir. Bu fayda lanmanın şartları ve usulleri demokratik esaslara ve hakkani yet ölçülerine uygun olarak ka nunla düzenlenir. Kanun, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşması nı ve kamuoyunun serbestçe olu şumunu köstekleyici kayıtlama lar koyamaz."
"Madde 121 Radyo ve televizyon istasyonlarının idaresi, özerk kamu tüzel kişiliği halinde, kanunla düzenlenir.
Her türlü radyo ve televizyon yayımları, tarafsızlık esasına göre yapılır.
Radyo ve televizyon idaresi, kültür ve eğitime yardımcılık görevinin gerektirdiği yetkile re sahip kılınır.
Devlet tarafından kurulan veya devletten mali yardım alan ha ber ajanslarının tarafsızlığı esastır."
Görüldüğü gibi, bu maddelerle getirilen ilkeler o zamana ka darki uygulamalara göre ilerici idi. "Kamuoyunun serbestçe olu şumu kösteklenemez", "radyo te levizyonların yönetimi özerktir ve tarafsızlık temeline daya nır", "resmi haber ajanslarının tarafsızlığı esastır" biçiminde özetlenebilecek bu ilkeler, as lında, o günden bu yana tam an lamıyla hiç uygulanmadı. Bu il kelerin bir bölümü de, biraz aşağıda göreceğimiz gibi, 12 Mart zorbalık döneminde Ana yasa'dan silindi. Her şeye kar şın, 1961 Anayasa'sının başka bazı ilkelerle birlikte getir diği bu ilkeleri Türkiye'nin sosyal ve politik değişim çiz gisi içinde demokratikleşme aşamaları saymak yanlış olma yacaktır. Bu ilkeler ışığında hazırlanan ve kabul edilen TRT
GÜÇ
YER
DALGA (KW)
YAYINA BAŞLAMA TARİHİ
BİLGİLER
1 İstanbul
CD
1927 250 KHz. ç a l ı ş m ı y o r .
2 Ankara
1927 193 KHz. ç a l ı ş m ı y o r .
3 inkara
28.10.1938 Marconi. 1974'te k a p a t ı l d ı .
4 Ankara 5 İstanbul
28.10.1938 Marconi. Aralık 1970'de k a p a t ı l d ı . 19.11.1949 RCA. Ünraniye. TRI II, 701 KHz.
6 Ankara
Ekim 1950 Marconi. Y u r t d ı ş ı y a y ı n l a r .
7 İzmir
0,4 Ağustos 1950 "Fuar Radyosu" (47m). Çalışmıyor.
8 Erzurum
Aralık 1960 TMO'dan. Çalışmıyor.
9 Ankara
1961 Marconi. TRT I, 200 KHz.
10 İstanbul
24.9.1961 TEM. TRT III, 963 KHz.
11 İzmir
1.12.1961 TEM. TRT III, 1033 KHz.
12 Ankaia
20.3.1962 TEM. TRT III, 1484 KHz.
13 Adana
Nisan 1962 TEM. 1.12.1968'den b e r i Trabzon i l , 1484 KHz.
14 Antalya
Haziran 1962 TEM.
15 Caziantep
15.8.1962 TEIT. G a z i a n t e p i l , 1210 KHz.
16 Kars
15.2.1963 TEM. TRT I, 1165 KHz.
17 Diyarbakır
Ekim 1963 TMO'dan. Halen ç a l ı ş m ı y o r .
18 İskenderun
Ekim 1963 TMC'dan. Halen ç a l ı ş m ı y o r .
19 V, .n
5.10.1964 TEM. Van i l , 1178 KHz.
20 Erzuruir.
7.5.1967 Thomson CSF. TRT I, 245 KHz.
21 İzmir
22.8.1967 Thomson CSF. TRT I, 926 KHz.
22 Ankara
0,25
3.3.1968 T R T I I I ; 88 MHz.
23 Çukurova
3.3.1968 NEC ( J a p o n ) . Bölge r a d y o s u , 629 KHz.
24 Diyarbakır OD 300
25 Ankara
8.11.1969 NEC ( J a p o n ) . TRT I, ICC i KHz. 30.12.1970 Brovn Boveri. Y u r t d ı ş ı y a y ı n l a r .
26 Ankara
UD 1200
21.11.1972 Thomson CSF. TRT II, 182 KHz.
27 Antalya
4.4.1973 NEC ( J a p o n ) . TRT I, 890 KHz.
28 Hakkari
24.4.1973 Gates (ABD). TMC'dan. İl radyosu, 7650 KHz.
29 İstanbul 30 İzmir
OD 1200
1.5.1974 Thomson CSF. Yalova. TRT I, 1016 KHz. 15.11.1974 Thomson CSF. 1967'de kurulana ek.
31 Erzurum
17.11.1974 Thomson CSF. 1967'de kurulana ek.
32 İstanbul
ıc
33 İzmir
34 Eskişehir ÇKD
1975 1975
TRT III; 88,2 MHz.
TRT III; 88 MHz. TRT III; 94,4 MHz.
35 Ankara 36 Edime
1976 TRT III; 95,2 MHz. 1976 TET III; 91 MHz.
37 Trabzon
OD 300 t 1978 o r t a s ı NEC ( J a p o n ) . Bölge radyosu.
38 Ankara 39 Ankara
KD KD
250 250
^ 1978 o r t a s ı Brovn Boveri. Y u r t d ı ş ı y a y ı n l a r .
Çizelge 1. Yayma giriş sırasıyla radyo istasyonları.
Yasası üzerinde durmayı biraz ileriye bırakarak şimdi bu dö nemde kurulan radyolar konusu na geçiyoruz.
5.2. îl Radyoları ve Getirdiği Sorunlar
1960 64 döneminde radyo i s t a s yonlarında önemli bir gelişme olmadı. Daha önce b e l i r t t i ğ i miz gibi, Demokrat Parti yöne timinin 27 tane küçük güçlü " i l radyosu" kurulması kararı 27 Mayıs Hükümetince Aralık 1960'da k a l d ı r ı l d ı . Yalnızca yapımına başlanmış 7 radyonun yapımının sürdürülmesi karar l a ş t ı r ı l d ı . Bu radyolar 2 KW gücünde orta dalga vericileri i d i l e r . İstanbul'da kurulu TEM adlı Türk Şirketince tasarım lanıp yapıldılar. Kuruldukları kentler ve kuruluş t a r i h l e r i şöyledir: İstanbul (Eylül 1961) İzmir (Aralık 1961), Ankara (Mart 1962), Adana (Nisan 1962) Antalya (Haziran 1962), Gazi antep (Ağustos 1962), Kars (Şubat 1963). Bu 7 istasyonun yapımı bittikten sonra, yapım cı firma tarafından başlangıç tan beri prototip olarak kul lanılan bir verici de Ekim 1964'te Van'a kuruldu. Bu rad
yolar kuruldukları günden beri çeşitli sorunlar ortaya çıkar dılar. Bunları şöyle sıralaya biliriz:
a) Orta dalga bandında böyle çok küçük güçlü vericilerin, özellikle Türkiye gibi yüzöl çümü büyük ve verici istasyon lar bakımından çok yoğun bir bölgede olan bir ülkede e t k i l i olamayacağı açıktır. Nitekim bu istasyonlar kurulu bulundu ğu kentin kenar mahallelerin den bile zor dinlenmekte, kent içinde de doyurucu bir dinleme sağlanamamaktadır.
b) Bu istasyonların kurulduğu kentlerin seçimi yanlış yapıl mıştır. 1960 yılında güçlü ve r i c i l e r yalnızca Ankara ve İ s tanbul'dadır, bu iki radyo bir likte ülkenin yüzölçümü bakı mından ancak dörtte birini kapsamaktadır. 7 il radyosun dan birer tanesi de Ankara ve İstanbul'a kurulmuştur. Ülkenin özellikle doğu yörelerinde, güçlü vericilerimizden uzakta, örneğin Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Urfa, Trabzon gibi kentler dururken, salt "ikinci program yapıyoruz" diyebilmek uğruna, birer istasyon İstan bul ve Ankara'ya kurulmuştur.
c) İstanbul ve Ankara (ve 1
Ocak 1970'den sonra İzmir) il radyoları batı özentisi bir tür "müzik kutusu" yada "anten li pikap" uygulamasına g i r i ş mişlerdir. Söz programlarına hiç yer vermeyen, haber yayın lamayan, ulusal bayram günle rinde yada başka önemli gün lerde bile program kalıbı hiç değişmeyen, yayınlarının yüz de 100'ü batı müziğinden (yüzde 60 hafif batı müziği, yüzde 40 klasik batı müziği) oluşan, ülkeye s ı r t ı n ı dönmüş bir tür mutlu azınlık yayıncı l ı ğ ı y ı l l a r y ı l ı sürdürülmüş tür. Bu radyoların, "dinleyici istekleri" olarak göndermek üzere vereceği "parti"nin gün ve saatiyle tam o saatte ça lınmasını istediği parçaların adlarının yazılması için yer l e r i bulunan istek kartları dü zenleyerek matbaada bastıran ve deste deste postalayanlara hizmet etmesi doğal sayılmıştır. "Özellikle hafif batı müziği türünde Amerikanvari plak sunu culuğu (disk jokey) cambazlığı
TRT I
Ankara Kars Erzurui" izmir Diyarbakır Ar.ralya İstanbul
20C KHz 1165
245 926 106] 890 1016
120 KW
200 200 30C 600 1200
(9) (16) (20 v 31) (21 ^ 30) (24) (27) (29)
TRT II
İstanbul Ankara
701 KI'z U2
150 M." (5)
(26)
TRT I I I
İstanbul İzmir Ankara
Ankara tstar.bi'l tzir.ir Ankara Edi rne
F.ÖLGl
CuV.urr.VE
963 KIlz ıc::
UM 8P yuz st
8E ,2
629 KHz
I:1.. 2 r ıc
10 5
(IC) (1!) (12)
122) (?2) ı J ;) ("5)
cn
;ıoo İV
(23)
İL
Caziantep Van Trabzon hakknri r.skişef ir
121C V.Kz 117F 14 et
7e;o
94 ,5 fHz
Ki.'
(15)
(1?)
(13)
(28)
(34)
"ı İTİLİŞİ •ulYIM.AF
9315 KHz
1 9515
Uiasc
100 KW ( 6 )
(25)
Çizelge 2. 1977 başında TRT radyoları. Ayraç içindeki sayılar radyonun Çizelge 1'deki sıra sayısını gösteriyor.
1. Türkiye Polis Radyosu (Ankara, 1954, 1500 W, 6340 KHz) [9,34]
2. ABD Askeri Radyoları (AFRTS= Armed Forces Radio and Television Service. Merkez: Netvork Headquarters, Comm. Facility, Tuslog, det. 124, APO, NewYork 09289, ABD) [9,34] a) Adana (İncirlik, 1590 KHz) b) Diyarbakır (1570 KHz) c) Karamürsel (1590 KHz)
3. Mamak Ordu Radyosu (Ankara, 1960, 7240 KHz, 2 KW) [9]
4. Meteorolojinin Sesi Radyosu (Ankara, 1961, 6865 ve 7634 KHz, 5 KW) [9,34]
5. istanbul Polis Radyosu (1965, 6325 KHz) [9,34]
6. İzmir Polis Radyosu (75 W)
7. Havacıların Sesi Radyosu (Ahlatlıbel, Ankara, 1966, 7852 KHz, 2500 W) [9]
8. Ankara Polis Radyosu (Çok Kısa Dalga. ABD hediyesi)
9. Ereğli Kömür İşletmeleri Radyosu (Zonguldak, 1967 ?, 1515 KHz) [9]
10. "Azmi'nin Radyosu" (Kozan, Adana, 1974 ?) [3,39]
11. "ESEDR" Radyosu (?) (Ankara, 1202 KHz) [34 (sayfa 378)] çizelge 3. Türkiye'de yasalara aykırı olarak radyoyayın yaptığı bilinen vericiler. [ ] içindeki sayılar kaynakları gösteriyor.
na hevesli gençlere mikrofonlar açılmış; ve bu delikanlılar... olmayacak hafiflikler, eşi ör neği az bulunur laubali davra nış ve sözlerle yerli ve yaban cı bazı plak şirketlerini zen gin etmek için ellerinden gele ni yapmaktan geri kalmamışlar dır"3.
d) Radyo yönetimlerinin ülkeye dağılmış, o günkü koşullara gö re çok sayıda denebilecek bu radyoları gereğince yönetecek, işletecek eleman bulmakta zor luk çekmesi yüzünden bu radyo ların işletilmesinde çeşitli sorunlar çıkmıştır. Bu radyo ların tümü (hem stüdyo hem ve rici olmak üzere) yıllarca ki ra ile tutulmuş yapılarda ça lıştırılmıştır. Özellikle mer keze uzak kentlerdeki istasyon lar bir tür "sürgün yeri" işle mi görmüştür. Kendi nişan töre nini stüdyoda yaparak radyodan yayınlayan (spikerliğini de radyonun müdürüne yaptıran) spikerler; kahvede çay içerken kahvede oturanlardan biri "kek lik türküsü"nü isteyince gar sonla spikere haber yollayıp radyodan istenen türküyü çal dıran radyo müdürleri görülmüş tür '.1 radyolarında6.
e) Anadoludaki il radyoları An kara'dan gönderilen program bantlarını yayınlamakla yetin mişler, kendi bölgelerinin in sanlarına o bölgelerin müziği ni, o bölgelerin sorunlarını ele alan programlar bile suna mamışlardır . Bu durum, ayrıca Ankara Radyosuna çözümü güç program kopyalama, bant çoğalt ma yükü getirmiştir.
5.3. Başka Gelişmeler
Bu dönemde 120 KW gücündeki es ki Ankara vericisine paralel çalışacak 120 KW'lık bir ek ve rici îlarconi firmasına kurdu ruldu, böylece Ankara vericisi nin gücü 240 KW'a çıkarılmış oldu (1961). Ancak Ankara (TRT I) vericisi halen 240 de ğil 120 KW güçle yayın yapmak tadır. Ayrıca yukarda andığı mız 2 KW'lık "il radyoları"nm yanısıra, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin vericilerinden ve yapılarından yararlanılarak Erzurum'da (Aralık 1960), Di yarbakır'da (Ekim 1963) ve İs kenderun'da (Ekim 1963) yayına geçildi. 1 KW güçle ve kısa dal gadan yapılan bu yayınlar ge nellikle etkili ve yararlı ola ' madı.
1960 yılında Hamak Ordu Radyo su (7420 KHz, önceleri 0,4 son ra 2 K W ) , 1961'de Meteoroloji nin Sesi Radyosu (6865 ve 7634 KHz, 5 KW) adlı istasyonlar devletin radyoyayın dizgesi dı şındaki istasyonlar kervanına katıldılar9.
Temmuz 1963'te çıkarılan 265 sayılı Turizm ve Tanıtma Bakan lığı yasasıyla radyoların yö netimi yeniden düzenlendi. 1961 Anayasası doğrultusundaki 359 sayılı Türkiye Radyo Tele vizyon Kurumu Yasası ise 24 Aralık 1963 günü kabul edildi ve 2 Ocak 1964 günü yayımlandı. Yasanın yürürlük maddesine gö re, TRT Kurumu 1 Mayıs 1964 günü çalışmaya başlayacaktı.
6. TRT'NIN KURULUSU VE GELİŞMESİ (I964 I97I)
6.1. TRT Yasası
TRT Yasası 1 Mayıs 1964 günü yürürlüğe girdi. Yasanın ilk maddesi şöyleydi:
"Madde 1 Türkiye Radyo Tele vizyon Kurumu adıyla, tüzel kişiliğe sahip özerk bir kamu iktisadi teşebbüsü kurulmuştur.
Kurumun remzi TRT'dir.
Kurumun merkezi Ankara'dadır."
Böylece radyo (ve televizyon) yönetimi ilk kez özerk bir sta tüye bağlanmış oluyordu. Kuru mun görevlerini belirleyen 2.maddeyi de buraya aynen alı yoruz:
"Madde 2 Türkiye Radyo Tele vizyon Kurumunun görevleri:
a) Radyo ve televizyonla haber hizmet görevlerini görmek; eğitici, öğretici, kültür ve eğitime yardımcı, eğlendirici, yurdu içerde ve dışarda tanıtı cı, yeterli, doğru ve tarafsız yayın yapmak;
b) Yurdun gerekli yerlerinde yeni radyo ve televizyon tesis leri kurmak, bu tesisleri iş letmek, mevcut radyo ve yayın tesislerini ihtiyaca göre ge liştirip genişletmek;
c) Radyo ve televizyon postala rı arasındaki iş ve yayın ahen gini sağlamak ve bu kanunda gösterilen esaslar içerisinde
iil 1 et! erarası teşekküller ve ; bnncı radyo ve televizyon ku ruluşları i l e münasebetler dü zenlemek; ve d) Yayınlarının nünıkün olduğu kacinr geniş bir alanda en iyi bir şekilde yapılabilmesi için araştırmalarda bulunmak, ted b i r l e r almak ve gerekiyorsa, kendi tesislerinde kullanılacak alet ve cihazlar üzerinde araş tırma yapmak, bunları kısmen veya tamamen imal etmek ve bu nun için gerekli t e s i s l e r i kur maktır."
TRT Yasasının 18.maddesi 12 Mart zorba yönetimi döneminde değiş t i r i l d i . Bu değişiklikler, Ana yasanın 121'inci maddesinde ger çekleştirilen derişiklik doğrul tusunda olmuştu; biraz aşağıda bu değişiklikleri kısaca ele alacağız, l ' i n c i maddenin temel hükmü olan "özerklik", 2'inci maddenin en önemli öğeleri "eğitici, öğretici,..., yeter l i , doğru ve tarafsız yayın yap mak" i l k e l e r i 12 Mart yasasıyla yokedilen ilkeler arasındaydı.
Yasaya göre Kurum'un en yüksek karar ve yönetim organı Yöne tim Kurulu'dur. Kurum, Yönetim Kurulu'nun aldığı kararlar çer çevesinde ve onun gözetimi al tında, genel müdür tarafından yönetilir. Yönetim Kurulu 9 ki şiden oluşur. Bu 9 kişiden i k i si Hükümet tarafından atanır; üçü üniversitelerden ( b i r i elektrik elektronik, b i r i hu kuk iktisat sosyal bilimler, biri edebiyat dil güzel sanat lar dallarından), b i r i konser vatuvarlardan (müzik temsil sa n a t l a r ı dalından), i k i s i TRT kurumu personelinden ( b i r i yö n e t i c i , b i r i elektrik mühendi si) s e ç i l i r . Genel Müdür de Yö netim kurulunun üyesidir. Yöne tim Kurulu kendi arasından, ge nel müdür dışında bir başkanla bir başkan yardımcısı seçer. Genel Müdür, Yönetim Kurulunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığına inhası ve Bakanın teklifi üze rine, Bakanlar Kurulu kararna mesiyle atanır.
6.2. TRT'nin Çalışmaya Başlaması
TRT'nin ilk Yönetim Kurulu 28 Nisan 1964 günü toplandı. Yönetim Kurulu şu kişilerden oluşuyordu: Sedat Tolga, Behçet Kemal Çağlar (Hükümet temsilci l e r i ) ; Bedri Karafakıoğlu, t s met G i r i t l i , Halil Dikmen (Üni
versitelerden); Refik Ahmet Sevengil (müzik temsil dalın dan); Senia Eke, Ulvi Çulpan (TRT personelinden). Yönetim Kurulu, Başkanlığa Sedat Tolga' yi, Başkan Yardımcılığına Beh çet Kemal Çağlar'ı seçti (Çağ l a r 1965 Mart'ında Başkanlığa s e ç i l d i ) . 29 Nisan 1964 günlü ikinci toplantıda TRT Genel Mü dürü olarak Adnan Öztrak'm in hası oybirliğiyle kararlaştı r ı l d ı . 4 Mayıs günü Öztrak Ge nel Müdür olarak işe başladı. TRT'nin devraldığı vericiler şunlardı: Yüksek güçlü 2 yurt i ç i istasyon: Ankara (240 KW) ve İstanbul (150 KW), 7 tane 2'şer KW'lık " i l Radyosu", An kara'da yüksek güçlü kısa dal ga istasyonu (20 ve 100 KW'lık), 3 çok küçük güçlü kısa dalga v e r i c i s i (Erzurum, Diyarbakır ve İskenderun). Bunlardan İ s tanbul vericisi 150 KW olarak anılmakta ama teknik yetersiz l i k l e r yüzünden ancak 120 KW güçle çalıştırılabilmekteydi6. TRT Kurumu çalışmaya başladı ğında ülkedeki kayıtlı radyo a l ı c ı l a r ı sayısı 2 184 125'dir. Kuruma Turizm ve Tanıtma Ba
kanlığından 634 personel dev redilmiş, personel sayısı 1964 y ı l ı sonunda 939'a yükselmiş tir.
6.3. Engellemeler, Baskılar
TRT'nin ilk yılları "örgütlen me ve kendini kabul ettirme" yılları oldu. Kuruluş, görev, kadrolar, personel yönetmelik l e r i , yayın ilkeleri, ücret tarifeleri saptandı. Bu arada yeni yapılar kiralanması, iha leler, çeşitli danışma kurul ları vb. gibi çalışmalar yoğun biçimde sürdürülüyordu. "Kendi ni kabul ettirme" başlığı a l tında toplayabileceğimiz ça lışmaların özeti şöyle verile b i l i r : Bu kadar e t k i l i bir i ş levi olan ve özerk b i r devlet kuruluşu i l k kez kuruluyordu. Egemen çevrelerin ve bürokra sinin alışamadığı bu oldu. TRT Kurumunun Başbakanlıkla ve bakanlıklarla doğrudan yazışma yapamayacağı b e l i r t i l d i , bu yazışmalar engellendi. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı TRT'nin hesap ve işlemlerini yasadışı olarak t e f t i ş etmeye k a l k ı ş t ı .
Söz Haber Reklair Türk müziği Batı müziği
Toplam
17,2 2,3 A,5
17,2 2,3 4,5
40 24,5
7,2 82,5 53,4
19,3 11,8
3,5 39,7 25,7
207,6
Çizelge 4. Bütün Türkiye radyolarının ortalaması olarak haftalık yayın süreleri ve türlerin toplam yayın süresine oranları. Kaynak: Özakman^.
Ankara İstanbul İzmir
Bölge ve İ l radyoları
Ankara İstanbul "2.program"
Söz
Haber
10*
Re ki r,n
5**
Türk nüziği
Batı tn:zij*i
Toplan
ıoc
Çizelge
5. 1969 yılında radyolarımızda yayn türlerinin toplam yayın sürelerine oranları (yüzde olarak)Kaynak :Özakman6 "İl radyolarında daha yüksek. "" Çukurova radyosunda reklamlar yüzde 10'u aşmaktadır.
Yasadışı teftiş heveslileri .ırasına daha sonra Maliye Ba kanlığı da rr.irdi. TRT'nin per soneline ek çalışma ücreti ver mesi engellenmek istendi. Bun lar ve benzeri yasadışı müda halelerin hepsi Danıştay'ca durduruldu yada iptal edildi. TRT'nin özerklimi konusu 1968' de Anayasa Mahkemesine kadar gitti.
15 Ekim 1965 seçimleriyle Ada let Partisi iktidara geldi. Süleyman Demirel Başbakan ol du. Özellikle bundan sonra TRT'nin girişimleri hükümet lerce sürekli olarak engellen di, TRT parasal yönden zor du rumda bırakıldı. Özerk TRT, karşısında hep hükümetleri bul du. 1965 1970 dönemi, iktida rın Anayasa'yı çiğnediği, öz gürlükleri kısmak için elinden geleni yaptığı bir dönem oldu. TRT açısından bu çabalar 1969 başlarında Meclise getirilen TRT yasa tasarısı ile doru ğuna ulaştı. Tasarı, ikti darın hazırladığı ünlü "Ana yasa Düzenini Koruma" yasa ta sarısıyla birlikte sunulmuştu Meclise. Bilim adamları tasarı lara karşı çıktılar. TRT yasa tasarısına karşı çıkanlar ara sında iki yıl sonraki zorba dö nemin destekçileri înönü, H.Tunç ve Nihat Erim de vardı. Nihat Erim Yasa Tasarısı hakkında şöyle söylüyordu: "TRT'yi iste dikleri gibi sindiremediler. Şimdi kanun deriştirerek TRT'yi muhalefete karşı tek taraflı kullanılacak hale sokmak hevesi içindeler"1 '1 12. Yasa değişiklik leri kamuoyunun şiddetli tepki si sonucu gerçekleştirilemedi, daha doğrusu 12 Mart dönemine ertelenmiş oldu.
Bu dönemde TRT bir yandan ik tidarca kösteklenirken öte yan dan sağcı basınca da sürekli eleştiri, saldırı ve yıpratma kampanyalarına hedef oldu.
TRT yayınları hakkında 200'den fazla soruşturma açıldı, bu so ruşturmaların yalnızca 2'si da va konusu oldu, geri kalanları takipsizlik kararı aldı. Bu 2 yayın da (kitap saati ve De Gaulle hakkındaki yorum) beraat etti3'6 . Buna karşılık TRT ya sasının hükümetlere verdiği "milli güvenliğin açıkça gerek li kıldığı hallerde bir haber veya yayını menetme" yetkisi zorlanarak yasaklamalara giri şildi. Örneğin 15 Aralık 1969
da TÖS ve Îlk Sen'in boykotuy la ilgili haberlere yayın yasa ğı kondu7. 16 Şubat 1969 Pazar günü ("Kanlı Pazar") İstanbul' da oluşan olayların filminin televizyonda gösterilmesine de yayın yasalı konmuştu33 .
6.4. Kültür Sanat ve Bilim ödülleri
TRT Yönetim Kurulu 10 Mayıs 1970 günlü toplantısında "TRT Kültür Sanat ve Bilim Ödülleri" adı altında her yıl bir dizi ödül verilmesini kararlaştırdı. Yarışmalar bilimsel araştırma, müzik, tiyatro, film, edebiyat, resim heykel dallarında 26 kol da açıldı. Yarışmalara 3090 ya pıt gönderildi. 16 büyük ödül, 117 başarı ödülü verildi. Örne ğin, roman kolunda (büyük ödül verilmedi) başarı ödüllerini Fakir Baykurt (Tırpan), Tarık Buğra (İbişin Rüyası), Abbas Sayar (Yılkı Atı), Sevgi Sabun cu (Yürümek), Melih C. Anday (Gizli Emir), Mehmet Şeyda (Yanartaş), Demirtaş Ceyhun (Asya), Oğuz Atay (Tutunamayan lar) aldılar. Müzik dalında Yalçın Tura 13 ödül aldı13. Toplam olarak 602 bin lirası ödül, 356 bin lirası da seçici kurullar gideri olarak 958 bin lira harcandı.
Ödüller 1971 Şubat'mda açık landı, ilk ve son verilişi de bu oldu. 12 Mart'in TRT Genel Müdürü Musa Öğün 1971 Eylül' ünde yaptığı bir basın toplan tısında ödüller üstüne şunları söyledi: "... ödül verilen eser lerden bir kısmı saptırılmış ideolojilere fikir ve sanat yo luyla yönelme etkisi bırakmaya çok müsait durumdadır. Yine bu eserlerden bir kısmı TRT'nin yayın ilkeleri, programların amaç ve gidişatı yönünden uygun değildir. Bu eserlerden biri de mahkeme tarafından müstehcen bulunarak toplattırılmıştır. Böylece 1 milyon dağıtılan ya rışmanın TRT'ye 1 kuruşluk dahi yararı olmamış ve 12 Mart'tan sonra da ödül verilen eserlerin TRT mikrofon ve ekranlarına çıkması önlenmiştir. "ı't
Uzun "beyanat"mdan yalnızca bir bölümünü buraya aldığımız Sayın General, 3000'den fazla yapıtın katıldığı bir yarışma için 958 bin liranın pek çok olduğunu savunuyor. 6 bölümlük bir yerli dizi filmin maliyeti nin 1,5 milyon lira; bu yazının hazırlandığı günlerde yapımına karar verilen toplam 55 bölüm
lük 8 yerli dizinin tahmini ma liyetinin 12,6 milyon lira; 26 bölümlük "Polis Dosyası" di zisinin başka tüm giderler ha riç yalnız Türkçeleştirme gide rinin 160 bin lira, örneğin İz mir TV istasyonunun maliyetinin 30 milyon lira olduğunu anımsa yalım. Sayın General'in "müs tehcen bulundu" buyurduğu Sevgi Sabuncu (Soysal)'m yapıtının ise beraat ettiğini belirtelim.
Musa Ogün'ün TV ekranlarından yaptığı uzun suçlamalara TRT Yönetim Kurulu başkanı Prof.Dr. Suat Sinanoğlu karşılık verdi. Musa Öğün daha ağır ve suçla yıcı biçimde yeni bir beyanat ta bulundu, iş bu kadarla kal madı. Yönetim Kurulu üyeleri hakkında "görev ve yetkilerini kötüye kullanmak"tan dava açıl dı. Yönetim Kurulunun Hükümet çe atanmış iki üyesi, Hıfzı Timur ve Emin Hekimgil davaya dahil edilmediler. "Cumhurbaş kanı adına at yarışları, fut bol maçları düzenlenen, ödül ve kupa dağıtılan bir ülkede, kültür sanat ve bilimin geliş mesini teşvik edici bir sistem kurulması", görevi kötüye kul lanma sayılıyordu15. Mahkeme 10 ay kadar sürdü; sonunda Prof.Dr.Suat Sinanoğlu, Adnan Öztrak, Prof.Uğur Alacakaptan, Emil Galip Sandalcı, Muammer Sun ve Sunuhi Cav 1972 Ekim' inde beraat ettiler15.
6.5. Radyolar
TRT dönemine geçilmesiyle rad yo istasyonlarının kurulmasın da önemli bir hızlanma oldu (Çizelge 1 ) . 8'inci il radyosu 1964 Ekim'inde Van'da yayına başladı. Fransız Thomson CSF firmasına ihale edilen 100 KW gücündeki Erzurum Radyosu 1967 Mayıs'ında, yine aynı firmanın kurduğu 100 KW gücündeki izmir Radyosu 1967 Ağustos'unda ça lışmaya başladı. Japon NEC fir masınca kurulan 300 KW'lık Çu kurova Radyosu (Tarsus'ta) 1968 Mart'mda, 300 KW'lık Diyarba kır Radyosu 1969 Kasım'ında ya yına geçtiler, isviçre Brown Boveri firmasına ihale edilen 250 KW'lık kısa dalga Ankara Radyosu da Aralık 1970'de ça lışmaya başladı. Çok kısa dal ga Ankara vericisi 0,25 KW güç le 1968 Mart'ında işletmeye girdi. TRT kurulduğu zaman 530 KW dolayında olan toplam radyo verici gücü 1970'e gelin diğinde üç katına çıkmış 1580
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 246 247 260
KW olmuştu. 1970'de ülkedeki k a y ı t l ı radyo a l ı c ı l a r ı n ı n sa yısı 3 milyonu aşmış; 1000 k i şiye düşen kayıtlı radyo a l ı c ı sı sayısı 88 olmuştu.
TRT kurulduktan sonraki iki ay içinde radyoların y?/ın sürele rinde yüzde 40'la 70 arasında a r t ı ş l a r sağlandı6. Yayınların süreleri ve oranları 1964 ba şında ve 1969'da yaklaşık ola rak Çizelge 4'de gösterilmiştir. Burada bütün radyoların ortala ması alınmış ve haftalık yayın süreleri verilmiştir. Görüldü ğü gibi, yayın süresi yaklaşık iki katma çıkmış; oransal ola rak haberlerde büyük a r t ı ş ol muştur.
Çizelge 4, bütün radyoların or talaması olan gerçekdışı bir radyonun yayınlarını gösterme si bakımından y a n ı l t ı c ı d ı r . Ya yın türü yüzdeleri açısından değişik türdeki radyoları ayrı ayrı ele almak ilginç olacak t ı r . Sonuç Çizelge 5'de görül mektedir.
Ankara ve İstanbul il radyola rı (2.program) "müzik kutusu" n i t e l i k l e r i n i 1964 1970 döne minde de aynen sürdürdüler. Bu kervana 1968'de Ankara ÇKD i s tasyonu da (3.program) katıldı (Çizelge 2). 1970'de İzmir il radyosu da aynı n i t e l i k t e yayı na geçti. 12 Mart döneminde de aynı durum sürdürüldü.
6.6. Yasadışı Radyolar Sorunu
TRT Yasasının 35'inci maddesi TRT'ye açık ve kesin biçiminde radyoyaym tekeli verdiği hal de, yasadışı radyolar TRT ku rulduktan sonra da yayınlarını sürdürmüşlerdir. Üstelik bunla ra yenileri eklenmiştir. 1965' de İstanbul Polis Radyosu (6325 KHz, 200 W) yayına başla mış; bunu Ankara'da yeni Polis Radyosu (1,5 KW), Ahlatlıbel Havacıların Sesi Radyosu (7852 KHz; 2,5 KW), İzmir Po l i s Radyosu (75 W), ve Ankara ÇKD Polis Radyosu izlemiştir. Ereğli Kömür İşletmeleri Eği tim Radyosu adlı korsan radyo nun yayına başlaması ç e ş i t l i tartışmalara yol açmıştır, Zon guldak'ta 1515 KHz'de çalışan bu radyonun siyasal yayınlar yaptığı bile söylenmektedir. Bütün bu gelişmeler karşısında TRT çekingen ve tereddütlü davranışlar i.çinde olmuş, kay da değer hiç., ir önlem almamış
yada aldırainamıştır, böylece de yasadışılığa, korsanlığa prim v e r i l m i ş t i r . 9
359 sayılı TRT Yasasının 30' uncu maddesi TRT'nin "amaçları na uygun olmak ş a r t ı y l a . . . yer li veya yabancı tüzel k i ş i l e r le" ortaklıklar kurabileceğini belirtmekte, "bu ortaklıklar tarafından kurulacak istasyon l a r ı n yayınları, Kurumun göze tim, denetim ve sorumluluğu al tında yapılır" demektedir. Ana yasa 'nm 121.maddesine aykırı olan ve "radyodifüzyon ve t e l e vizyon tesislerinin kurulması ve işletilmesi hakkı, yalnız TRT'ye a i t t i r " hükmünü getiren 35'inci maddeyle de çelişen bu maddeden yararlanmak ve rad yo yayıncılığı alanına el atmak isteyen Hürriyet Gazetesi 1968' de TRT'ye başvurmuştur.2'9 TRT ilkin bu başvuruyu olumsuz kar şılamamış, Hürriyet'ten TRT'nin reklam g e l i r l e r i için teminat i s t e m i ş t i r . 9 0 sıralar bu ko nuyla i l g i l i ç e ş i t l i yolsuzluk söylentileri çıkmıştı. Hürriyet Gazetesi bu girişimini olumlu sonuçlandıramadı. 1969 Mayıs1 ma kadar TRT Yönetim Kurulu üyesi olan Prof.İsmet G i r i t l i 7.4.1970 günlü Milliyet Gazete sinde yazdığı "Anayasa'da Radyo ve Televizyon Tekeli Var mı?" adlı yazıda İstanbul Üniversi tesi Hukuk Fakültesinde yapılan bir doktora çalışmasından söz ederek bu tezde öne sürülen "özel teşebbüse ait radyo ve televizyon istasyonlarının ku rulması, TRT yasasının 30.mad desinin iptaliyle olanaklıdır" görüşünü savunmaktadır.2 Daha sonraları t i c a r i yayınlar yap mak amacıyla İstanbul Belediye si de özel istasyon kurmak ama cıyla başvuruda bulunmuştur. TRT'nin, o zaman, bu girişimle re temelde Anayasa ve yasalar müsaade etmediğinden değil, TRT'nin reklam g e l i r l e r i açı sından karşı çıktığı anlaşıl maktadır.
6.7. Televizyon
ITT şirketinin Türkiye'yi t e l e vizyon ağıyla örmesi girişimi nin Demokrat Parti iktidarının yıkılmasıyla başarısızlığa uğ radığını yukarda belirtmiştik. 27 Mayıs'tan sonra televizyon konusundaki ilk girişimler Fah r e t t i n Işıkçı'nm açıklamasına16 göre şöyle oldu: 27 Mayıs'ı iz leyen günlerde Federal Almanya büyükelçisi Cemal Gürsel'i z i
yaret eder. Elçinin "size ne gibi bir yardımda bulunabili riz?" sorusuna Gürsel "bize bir televizyon kurun" diye kar şılık verir. Bunun üzerine Al manlarla bizim i l g i l i l e r ara sında görüşmeler başlar. Işık çı Almanya'ya giderek tetkik lerde bulunur. Dönüşünde zama nın Basın Yayın Genel Müdürü Altemur K ı l i ç ' l a mühendisler Hacim Kamoy ve Fahrettin Işık çı'dan oluşan heyetle Alman basın ateşesi toplanıp bir anlaşma düzenlerler. 9 Nisan 1963 günlü anlaşmaya göre Al manlar Ankara'da kapalı devre çalışacak bir eğitim merkezi için gerekli donanımı verecek ve Almanya'da Türk personelini eğitecek. Işıkçı 20 kişilik he yetin başında Almanya'ya gider, orada "bir yıl kalarak t e l e vizyonu öğrenirler". Bu arada TRT Kurumu kurulmuş, durum bir olup bitti olarak TRT'ye dev redilmiştir. Işıkçı ve arkadaş l a r ı kapalı devre bir yayın yaparlar. Yayını izleyen Genel Müdür ve Başbakanlık Yüksek Murakabe Heyeti üyeleri yayını pek beğenirler, derhal antenli yayına geçilmesi için çalışma lara başlanmasını i s t e r l e r .
Tek eksik vericidir. Almanlar hemen bir verici hediye etmeyi kabul ederler (Bu vericinin de ğerinin 5 6 milyon TL dolayında olduğu tahmin ediliyor. Oysa TRT bundan sonraki 8 y ı l içinde yaklaşık 300 milyon l i r a l ı k TV vericisi satın almıştır). 1967' deki bu ek anlaşmayla 3 Alman uzmanı da (tüm giderleri TRT' ce karşılanmak, herbirine birer makam otomobili verilmek koşu luyla) Türkiye'ye gelecektir (Bu uzmanlardan birinin TV i l e yakından uzaktan hiçbir i l i ş kisi olmadığı, Almanya'nın Se si Radyosunun muhabiri olduğu sonradan ortaya ç ı k m ı ş t ı r 3 ) . Ankara'da Dededoruk tepesine kurulan 3 KW güçlü hediye veri ciyle 31 Ocak 1968 günü ilk t e levizyon yayını başlar. Deneme yayını adıyla başlayan yayın lar haftada üç gün olarak dü zenlenmiştir.
Bu süre içinde 20'ye yakın ya bancı firmanın temsilci ve ko misyonları Türkiye'yi televiz yon şebekesiyle donatma öneri leriyle TRT'nin kapısını aşın dırmaktaydı. Önerilerin çoğu firmaların ülkelerinin uzun va deli kredi vaadlerini de içe riyordu. Bu arada Türkiye'de
satılacak TV alıcılarının it hali yada yapımı tam bir tekel düzeninde kendi şirketlerine verildiği takdirde televizyon şebekesinin tümünü bedava kur maya gönüllü olduğunu bildiren firmalar da vardı.3'17 Fede ral Almanya'nın Türkiye'de te levizyonun ilk kuruluşundaki katkıları, bu ülke açısından, umulan sonucu vermiş; Türkiye televizyon donatımlarının yak laşık yüzde 80'i bu ülkeden sa tın alınmıştır.3 TV alıcıları için de aynı durum gerçekleş miştir. Bu arada 16 Haziran 1970'te Federal Almanya ile İs tanbul için 600 W l ı k bir TV vericisinin Türkiye'ye karşı lıksız verilmesi için anlaşma yapılmıştır.2 Televizyon ya tırımları için Federal Almanya Cumhuriyetine 60 milyon mark dolayında borçlanılmıştır.
Birinci Beş Yıllık Planda te levizyon alıcılarının Türkiye' de yapımına başlanması, böyle ce halka ucuz alıcı sağlama konusu çözülmeden Türkiye'de televizyon yayınlarına geçil mesi sakıncalı görülmüştür. Te levizyonla ilgili yatırımların İkinci Beş Yıllık Plana alınma sı da aynı gerekçelerle Yüksek Planlama Kurulunca reddedilmiş ti.3 Birinci planın 1963 1967, İkinci planın 1968 1972 yılla rını kapsadığını anımsayalım. 1968 1972 dönemi, ülkede alıcı yapımı için en ufak bir hazır lık ve çalışma olmadığı halde, TV verici istasyonlarının (özel likle 1971 72 de) yerden mantar biter gibi kurulduğu, tüm top luma televizyon hastalığının aşılandığı, gümrük yönetmelik lerinde televizyon aygıtı için özel kolaylıklar konulduğu, ka çakçıların, "Amerikan pazarla rı"nın tepeleme televizyonla dolduğu yıllar oldu. Türkiye1 de Kalkınma Planlarının ne den li "kural koyucu" olduğu ve Planlara ne denli uyulduğu yal nızca bu örnekle bile açıkça görülebilir.
7. ZORBALIĞIN EGEMENLİĞİ (I97I I974)
7.1. Giriş
12 Mart 1971'de Türkiye'de ye ni b i r dönem başladı. Ülkede giderek gelişen ve dinamik ka zanan toplumsal uyanışın zorba
lık yöntemleriyle geriletilme si "operasyonu"na g i r i ş i l d i . Meclisteki tüm burjuva p a r t i l e rinin desteğiyle parlamenter faşizm'e geçildi. Bu rejim ül kedeki tüm demokratik kurum ve kuruluşlara el a t t ı . TRT de bu müdahaleden payını fazlasıyla aldı. Radyo ve Televizyon birer beyin yıkama aracı haline geti r i l d i . TRT Kurumu "tam bir gar nizon düzenine" sokuldu.3 Ana yasa ve TRT Yasası d e ğ i ş t i r i l di.
7 . 2 . Musa ööün TRT'ye Ayak Basıyor
Dört Komutanın muhtırası TRT'ye 12 Mart 1971 günü saat 12.30 dolayında g e t i r i l d i . 0 günlerin TV Haberler Müdürü Zeki Sözer olayı şöyle anlatıyor: "...Ben saat 12.30 sıralarında o sıra da TRT Haber Müdürü olan Doğan Kasaroğlu'nun odasına inmiştim. Odada MİT örgütünde ç a l ı ş t ı ğ ı nı bildiğim biri oturuyordu... Tam bu sırada dışarda bir telaş oldu ve hemen arkasından da odaya önce Musa Paşa, arkasın dan Tunusluoğlu ve Uğur girdi l e r . . . Musa Paşayı ilk defa görüyordum. Elinde sarı b i r zarf vardı, zarfı Kasaroğlu'na uzattı ve 'bunu 13 bülteninde yayınlayınız* dedi, sesi sert ve emredici i d i . Ardından da ekledi: 'Radyonun etrafında gerekli askeri tedbirler alın mıştır' . Kasaroğlu zarfı a ç t ı , MÎT mensubu hemen ç ı k t ı . Odada bulunan diğer şube müdürü arka daşlarla b i r l i k t e muhtıranın üzerine eğildik ve heyecanla okuduk. 'Hayırlısı olsun' de dik. Subaylar da 'Hayırlısı' dediler. Bu sırada Musa Paşa, Kasaroğlu'na 'Zarfın üzerine tebellüğ ettim diye yazın ve imzalayıp bana verin' dedi. Kasaroğlu isteneni yaptı. Hemen arkasından da 13 haberlerini okuyacak spiker Çetin Çeki'yi çağırdı. 'Bu metni dikkatle okuyunuz, ilk haberdir' dedi... Üç subay b i r taraftan limonlu ıhlamurlarını yudumlarlarken b i r taraftan da Çetin Çeki'nin sesinden muhtıranın radyodan verilişini dinlediler..."18'19
7 . 3 . Dört Buçuk Oyla " S e ç i l e n " Genel Müdür
12 Mart'ı izleyen günlerde Ad nan Öztrak 2 Haziran 1971'de
TRT Genel Müdürlüğünden çekil di. Çekilirken de Haber Daire si Başkanı Cemal Aygen'i yeri ne vekil bıraktı. TRT Kuruluş ve Görev Yönetmeliğinin 8'inci maddesi, Genel Müdürün görevin den geçici yada sürekli ayrıl ması halinde kendisine bir Ge nel Müdür Yardımcısının vekalet edeceğini açık biçimde belirti yordu, bu nedenle Genel Müdüre Cemal Aygen'in vekalet etmesi yasalara aykırıydı. Tam bu sı ralarda Tümgeneral Musa Ogün'ün TRT Genel Müdürlüğüne getiril mek istediğine ilişkin söylen tiler yoğunluk kazandı. Yönetim Kurulunda daha sonraki günlerde yapılan görüşmelerden öğrenil diğine göre ünlü "makable şamil kanuncu" Başbakan Yardımcısı Sadi Koçaş Yönetim Kurulu üye lerine Musa Öğün'ü Genel Müdür seçmelerini salık vermişti.
TRT Yasasının 9'uncu maddesine göre Genel Müdür Yönetim Kuru lunca seçiliyor ve Bakanlar Kurulu kararnamesiyle atanı yordu. Aynı yasanın 6'inci mad desine göre Yönetim Kurulu ka rarlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alıyordu, yani ka rar alınması için en az 5 oy gerekiyordu. TRT Yönetim Kuru lunda o tarihte şu kişiler bu lunuyordu: Prof.Suat Sinanoğlu, Doç.Ergun Özbudun, Muammer Sun, Emil Galip Sandalcı, Sunuhi Cav, Emin Hekimgil ve Ali Bozer. Do kuz üyeden oluşan Yönetim Kuru lunun bir üyeliği yasaya göre üniversitelerin elektronik elektrik dalından gelecek üye nin saçimini yaptırması gereken ÎTÜ Rektörü Prof.Sağıroğlu'nun seçimi 2 yıldan beri yaptırma ması nedeniyle boş bulunuyordu.
Dokuzuncu üyelik de Genel Müdür görevden ayrıldığı için boştu. Yönetim Kurulunun 3 üyesinin (Muammer Sun, Emil Galip San dalcı, Sunuhi Cav) Musa Ogün'e oy vermeyeceği bilinmekteydi.
Geriye 4 üye kalıyordu. Cemal Aygen bu noktada devreye sokul du, Genel Müdür Vekili sıfatıy la Yönetim Kuruluna yasadışı olarak "girdi". 25 Temmuz günü Yönetim Kurulunda çok sert tar tışmalar oldu. İş, TRT Savunma Sekreteri görevindeki bir emek li albay'm Yönetim Kurulu odasına girerek bir üyenin ya kasını tutmasına, "sizin hesa bınızı göreceğim" demesine ka dar vardı. Sonunda Sinanoğlu, Özbudun, Hekimgil, Bozer ve
8'inci "üye" Cemal Aygen'in oy larıyla Tuğgeneral Musa Öğün Genel Müdürlüğe seçilmiş ol d u 2 0 ' 2 1 . Ve TRT Yasasının 9' uncu maddesinin 3'üncü fıkrası şöyle diyordu:
"Genel Müdür ve yardımcısı ola bilmek için:
a) İktisadi ve sosyal bilimler veyahut haberleşme veya radyo televizyon tekniği veya prog ramcılığı alanında yüksek öğre nim yapmış olmak, b) Kurumun Genel Müdürlük veya yardımcılığı görevini yerine getirebilecek bilgi ve tecrü beye, ve c) Memurin Kanununun 4.maddesi nin A, B, C, H ve V bentlerin deki niteliklere sahip bulun mak gerekir."
Daha sonraki günlerde E.Galip Sandalcı ve Muammer Sun çeşit li nedenlerle hapse atıldılar, Yönetim Kuruluna TRT'deki elek trik mühendisleri arasından gi ren Odamız üyesi Sunuhi Cav ise Türkiye'den ayrıldı.
Musa Öğün 27 Temmuz 1971 günü TRT'nin ikinci genel müdürü ilan edildi. Musa Öğün TRT1si nin niteliklerini okurlarımız unutmamışlardır. Biz kısaca genel çizgiler üzerinde dura cağız.
a) Yayınlar bir yandan ilkelle şirken öte yandan çeşitli san sürlere ve yasaklamalara uğra maya başladı. Örneğin soyadı yasasından önceki dönemler söz konusu olduğunda bile "Mustafa Kemal" adının kullanılması ya saklanıyordu.33 İçinde "Nazlı yarim gelivermiş sol dizin üs tüne" türünden dizeler bulunan 54 türkü programlardan çıkar tılıyor, "Kısa zamanda... rad yoların tüm repertuvarları göz den geçirilecek ve sakıncalı parçalar ayıklanacaktır" emri veriliyordu.1*2 Sait Faik'e ilişkin bir program bile yasak lanıyordu.
b) Musa Öğün TRT'yi kısa süre de bir garnizon görünümüne sok mayı başardı. Pek çok göreve assubaylar yada emekli subaylar getirildi. Erkek personelde düzgün saç sakal traşı, kravat takılması; kadınlarda kısa etek pantolon yasağı gibi konulara büyük önem verildi. Hatta bir süre uzun saçlı bıyıklı sanat çılara ekranlar yasaklandı. Musa Öğün döneminde TRT perso nel sayısında yaklaşık 700 ar
tış oldu. Bu 700 kişinin 200'ü televizyona alınmıştı; radyola rın personel sayısı azalırken yaklaşık 500 kişi de radyo ve televizyon dışındaki hizmetle re alınmıştı. 1973 sonunda TRT de çalışanların sayısı 3000 do layındaydı.
c) Daha önce TRT'den esirgenen
mali olanaklar bu dönemde cö
mertçe Musa Ogün'ün emrine ve
rildi. Örneğin Ankara 1200 KW
vericisi gümrüğe geldiği halde
parasızlıktan çekemeyen, Antal
ya Radyosu donanımını gümrükten
çekebilmek için İstanbul Radyo
evinin ipotek edilmesiyle para
bulabilen bir TRT bulan Musa
Öğün, iki yılda yalnızca yeni
televizyon vericileri için
100 milyon lira dolayında pa
ra harcayabildi. TRT'nin dışar
dan satın aldığı araç ve gereç
lerden gümrük alınmaması konusu çözüme bağlandı.3 Televizyon
alıcısı sahiplerinden alınacak
ruhsat ücretleri konusu kolay
lıkla çözüldü, ilk televizyon
ruhsat ücreti 1971 yılı sonuna
kadar toplandı.10'
Parasal
olanakların açılması, televiz
yonun beyin yıkayıcı etkisin
den bir an önce yararlanma is
teğiyle birleşince sonuç hızla
televizyon vericileri kurulma
sı oldu. Biraz aşağıda bunları
sayacağız.
d) Musa Öğün geldiğinde tele vizyon yayınları haftada 3 ge ce yapılıyordu. 1 Ocak 1972'de yayınlar haftada 4 geceye, 21 Haziran 1972'de 5 geceye çı karıldı. Uzayan yayın saatleri bol eğlence, spor, dizi filim, propaganda ile dolduruldu. Kaçak, Sirk Dünyası, Uzay Yolu, Göre vimiz Tehlike, Ben ve Şempanze, Shirley'in Dünyası türünden di zi filimler izleyici sayısının en çok olduğu saatlerde ekran lara getirildi. Saçma sapan ya rışma programları, ABD televiz yonlarındaki "Candid Camera" dan kopya "Gizli Kamera" oyun ları (çok şiddetli tepkiden ötürü vazgeçildi), "sağda sol da vuruşanlar", "12 Mart'a na sıl geldik?" türünden ilkel beyin yıkama programları, 32
1970 1971
"72 1973 1974 1975 1976 1977 y ı l l a r (ocslc a y l a r ı )
2. Türkiye'de televizyon verici istasyonlarının ve ruhsatlı televizyon alıcısı sayıları. (Gerçek televizyon sayıları ruhsatlı alıcı sayısının yaklaşık 1,5 2 katı olarak tahmin ediliyor. Örneğin 1976 başında ruhsatlı TV sayısı 790 000 dir, tahmini gerçek TV sayısı ise 1 400 000'dir; 1977 başında ruhsatlı TV sayısı 1,5 milyon, tahmini gerçek TV sayısı ise 2, 7 milyondur). Kaynaklar: / 1 9 43,4^,1*5
radyo ve televizyonda
Radyolarımızda reklam yayınları Demokrat Parti iktidarının se kizinci ayında, 27 Ocak 1951 günlü Bakanlar Kurulu kararıyla başladı. Radyolar yönetiminde önemli görevlerde bulunmuş olan Hasan R. Ertuğ1 bu konuda şöyle diyor: "İstanbul Radyosunun fa aliyete başlaması ve memleketi mizde hür seçimlere dayanan de mokratik idarenin kuruluşu ne ticesinde, radyolarda ticari ilan ve reklam yapılması mese lesi yeniden canlanmıştır." "te levizyonda reklam yayınları da 2 Mart 1972'de hiç bir ön ha zırlık yapılmadan ani bir ka rarla başlatıldı. Reklam uygu
laması öylesine alelacele dev reye sokuldu ki, TRT'de Mart Eylül 1972 dönemi TV reklamla rına ilişkin en ufak bir veri bulunmamakta.50
Radyo ve televizyonun devlet e linde bulunduğu pek çok ülkede reklam yayınlarına izin veril memektedir, "televizyon yayınla rı bulunan 121 ülkeden ancak 46'sı reklam yayınlarına yer vermektedir. ** İngiliz devlet radyo televizyonu BBC yayınla rında reklama hiç yer verilmez ken, Fransız Radyo ve "televiz yonu reklamlara önemli kısıtla malar koymakta, ancak satışları nın artmasından ülke ekonomisi ne yarar geleceği tarafsız bir kurul aracılığıyla saptanan malların reklamını yapmaktadır.3 Gereksiz yere ithalatı özendi recek malların; margarin» gazoz türü içkiler, oyuncak, eğlence yerleri, sigara vb. reklamı ya saktır.50 Fransız radyolarında marka adı açıklanan reklamlar yapılamaz.3 Çeşitli ülkeler te levizyon ve radyolarında reklam lar süre açısından da kısıtlı dır. ABD'de ve Yunanistan'da bu tür bir kısıtlama yokken, Porte kiz'de saatte 8 9 dakika, İs panya'da saatte 6 dakika, Mona co'da (R3M) günlük yayın süresi nin yüzde 7'si, İtalya (RAİ)de yüzde 5'i, Fransa (ORTF) 1. ka nalda günde 21 dakika, 2. ka nalda 12 dakika, Federal Alman
ya'da (ARD) günde 20 dakika (pazar bayram günleri reklam yok), Hallanda'da (NOS) günde 15 dakika ile sınırlıdır.50 Türkiye, saatte 6, günde 30 da kikalık sınırla yukardaki lis tede ABD, Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın hemen ardından gelmektedir. Kaldı ki naklen yayınlar ve "özel yayınlar"da bu sınırlamalar da yoktur.
Türkiye'de reklamcılık ileri kapitalist ülkelere göre ilkel bir düzeydedir(Çizelge 1 ). 1974 yılı verilerine göre ül kede basına giden reklam har camaları yuvarlak olarak 160 milyon TL, televizyonda reklam harcamaları 147 milyon TL, rad
top.reklam hare.
(milyon Dolar)
ABD (1970) Federal Almanya (1970)
Japonya (1970) İ ngiltere (1970) Kanada (1968) Fransa (1968) Türkiye (1972)
20 000 2 700
2 100 1 300
902 890 24
Çizelge 1. Altı ileri kapitalist ülkede ve Türkiye'de yıllık toplam reklam harcamaları. (Türki ye için değer 378
*milyon TL olup, 16 TL= 1 dolar üze rinden çevrilmiştir) Kaynak:1'*"
kısımlık sıkıyönetim bildiri leri ve de Devlet Adamlarımız: Nihat Erim, Sadi Koçaş, Atilla Karaosmanoğlu ve benzerleri — İşte 12 Mart ekranlarının kısa bir özeti.
e) Televizyonlar 2 Mart 1972 gününden başlayarak reklam ya yınlamaya başladı. Tüketim en düstrisinin palazlanıp Anadolu' ya açılması süreci içinde tele vizyon da kendine düşen önemli görevi böylece üstlenmiş olu yordu. Televizyonda reklam ya yını uygulaması o günden beri yoğunlaşarak sürüyor ("Radyo ve televizyonda reklamlar" bö lümüne bakınız) .
Musa Öğün 1973 seçimlerinden bir süre önce ordudaki görevi ne geri döndü. Yerine 3 Eylül 1973'te Genel Müdür Teknik Yar dımcısı Doğan Erden vekaleten atandı. Doğan Erden bu görevde
İsmail Cem1in atanmasına kadar kalacaktır.
7.4. Televizyon Şebekesindeki Genişleme
12 Mart yönetimi İstanbul'da televizyon yayınlarını önce Philips'ten (30 Ağustos 1971) daha sonra da aylığı 10000 l i raya İstanbul Teknik Üniversi tesinden (3 Aralık 1971) kira lanan vericilerle gerçekleştir d i . 2 100 KH'lık Çamlıca verici si 30 Aralık 1972 de hizmete g i r d i . İzmir'de de önce küçük güçlü bir vericiyle 6 Aralık 1971'de başlatılan yayınlar, 28 Ağustos 1973'ten başlayarak 50 KW'lık yeni vericiyle sür dürüldü. 1972 y ı l ı içinde Es kişehir (5 KW), Edirne (5 KW), Balıkesir (0,7 KW), Elmadağ (0,7 KW) ve İzmit (0,7 KW) i s
tasyonları yayına başladı. 1973'te yayına geçen istasyon l a r da şunlar: Erzurum (0,7 KW), Aydın Söke (0,7 KW), Bolu (0,7 KW), Düzce (0,7 KW), Zon guldak (2 tane 0,07 KW). Böy lece 1973 sonuna gelindiğinde 13 istasyon vardı. Bu i s t a s yonların kapsadığı alan içinde 11 milyon k i ş i yaşıyordu.
Kayıtlı televizyon alıcılarının sayısı 1971'de 102 000'e, 1972' de 157 000'e, 1973'te 267 000'e ulaşıyordu. Gerçek sayıların bu sayıların yaklaşık 1,5 2 ka tı olduğu söylenebilir.
7.5. Radyolar
Daha önce ihale edilmiş olan 1200 KW gücünde Ankara (Thom son CSF firmasından) vericisi 1972'de, 600 KW gücünde Antal ya (Japon NEC firmasından) ve ricisi 1973'te hizmete girdi.
yoda reklam harcamaları ise 71 milyon TL'dir. Televizyon reklam harcamalarının toplam reklam harcamalarına oranı ABD ve İn giltere'de yüzde 25, Fransa'da yüzde 20/ Federal Almanya'da yüzde 10 dolayındadır. Türkiye' de bu oranın ABD ve İngiltere' ye göre oldukça yüksek olduğu löylenebilir."
TRT'nin reklam gelirleri ruhsa tiye gelirlerinden (ve toplam gelirlerinden) daha hızla art maktadır (Çizelge 2). TRT kurul duğunda reklam gelirleri toplam gelirin 1/3'ü iken, bu oran şimdi 2/3 dolayına yükselmiştir. TRT, giderek reklamlara tam ola rak bağımlı duruma getirilmiş tir. İsmail Cem döneminde ha zırlanan TFT 1975 Yayın Progra irjjıda51 "başlıca yol ve araçlar" dan biri olarak "TRT'ye sağlam ve sürekli gelir kaynakları sağ
yıllar
1964 1968 1970 1971 1972 1973 1974 1975
rsS radyo
55.9
55,9
69,9 33,8 103,7
75,0 81,2 156,2
71,4 146,8 218,2
69,7 254,9 324,6
ruhsatiye gelirleri radyo TV toplam
34,5 80,0 91,4 89,0 85,9 84,3
16 0 34 3 59,0 100 3 196 3
34,5 96,0 125,7 148,0 186,2 280,6
Çizelge 2. TRT'nin reklam ve ruhsatiye gelirleri (milyon TL) *yaklaşık değer.
layabilmek için radyo ve tele vizyon reklamcılığını geliştir mek"ten söz edilmektedir. Cem1 in kendisi bu konuda şunları söy lüyor: "Televizyonun gelişme si ve haftada dört gün 20 sa at yayından haftanın her günü ve 50 saate yükselmesi, Türki ye'nin hemen her yanına hızla uzanması ve reklam yönetmeligi ne getirdiğimiz bazı değişik likler sonucu, televizyonun reklamları bir yılda % 100 art tı."31 Gerçekten de Şekil l'de görüldüğü gibi televizyonda ay lık reklam süresi Ocak 1973'te 301 dakikadan Aralık 1975'te 857 dakikaya yükselmiştir.Rad yolarımızda da reklam süreleri (ve toplam yayın süresine oranı) şöyle oldu: 1970'te 3458 (% 4,7), 1972'de 3869 saat (% 5,9), 1973' te 4138 saat (% 6,2), 1974'te 4200 saat (%4,5), 1975'te 5500 saat (% 4,3) . Yüzdelerde azal manın nedeni TFT Il'nin devreye
| | 800 i —6 0 0
| 400 •Jf 200
Şekil 1. Televizyonda aylık reklam yayın süreleri.
girmesidir. Reklamların toplam yayın süresine oranı İstanbul Radyosu için % 12 17, Ankara ve İzmir Radyosu için % 10 14, Çu kurova Radyosu için % 6 9, ö teki radyolar için % 1 4, Kısa Dalga Türkiye'nin Sesi Radyosu için % 0,5 1,2 dolayındadır.5"*7
TRT'de reklam yayınları için 2,5 yıl önce söylediklerimiz, kanımızca, geçerliğini artan ölçülerde saklamaktadır:"TRT radyoları ve özellikle televiz yonu, öteki yayınlarını bir ya na bile bıraksak, salt reklam larzyla kitlelerin şartlanma sında araç işlevi görmektedir. Yalın bir örnekle bu görüşümü zü belirginleştirelira: Moda ol gusunun batı toplumunun tüketim ekonomisinin bir öğesi ve kit leleri gereksiz tüketime iten bir kurum olduğunu vurgulayan diyelim 20 dakikalık bir program yayınlayan televizyon/ buna karşı, tanrının günü bi linen "Moda Vakkodur.. .Beymenle farkedilirsiniz...îGS..." rek lamlarını yayınlıyorsa, yayınlar la ilgili tartışmalarda sözünü ettiğimiz 20 dakikalık progra mın yeri olamaz... Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Karşımızda İki olgu var: Tüketim endüstri sinin palazlanıp pazar geniş letme sorunuyla karşılaşması ve ülkenin el çabukluğuyla radyo TV istasyonlarıyla örülüverme si. Bu iki olgunun tam aynı za
3. Türkiye'de verilen yeni radyo ruhsatları, imal edilen radyo sayıları ve ruhsatiye gelirleri. Kaynaklar: t6.t7.ite
İlgili yılda alınan ruhsatiye ücreti.
İlgili yıl
içinde verilen yeni ruhsatname sayısı.
İlgili yıl içinde Türkiye'de imal edilen radyo alıcısı
sayısı. (1972 74 verileri bulunamamıştır). Ülkede imal
edilen radyo sayısının çok üstünde sayıda radyonun
bedelsiz ithalat yoluyla yurda girdiği de biliniyor.
Toprak Mahsulleri Ofisinden alınan kısa dalga 1 KW gücünde Hakkari Radyosu da 1973'te ça lışmaya başladı (Çizelge 1). Bedelsiz ithalat yoluyla yurda giren radyo a l ı c ı l a r ı bir yana, ülkede imal edilen radyo sayı sının bile çok gerilerinde ka lan verilen ruhsatname sayıla rında sıkıyönetim b i l d i r i l e r i nedeniyle 1971 yılında büyük bir sıçrama gözlenmiştir1*6 (Şekil 3).
7.6. Anayasa1 nm ve TRT Y a s a s ı n ı n Değiştirilmesi
Kabul edildiği günden beri ege men sınıfların değiştirme çaba sı içinde oldukları 1961 Anaya sası 12 Mart'in baskı ortamında d e ğ i ş t i r i l d i . CHP Meclis Gru bunda Anayasa Taslağı inönü tarafından savunuldu, İnönü'den
inanda ortaya çıkması raslantı değildir".31
Televizyon reklamlarının ürün ler hicretler arasında payla şımı da (Çizelge 3) yukarda söylediklerimizi doğrulamakta dır. Sonuç olarak, kapitalizmin egemen olduğu bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de rad yonun ve özellikle televizyonun planlanmasında ve gelişmesinde ana etkenlerden birinin tüketim ekonomisine hizmet olduğunu be lirtebiliriz.
Burjuva demokrasisinin ve onun dayandığı kapitalist düzenin bir özelliği vardır: Yasalar, kurallar konur ve bunlara o ya saları, kuralları koyanlar uy
Bankalar
Dokuma giyim
Temi zli k malzemesi
Dayanıkiı ev esyası
Gıda maddeleri
Möto rl u araçl ar
Meşrubat, bira
İnşaat malzemeşi
Bası n
Başka
Çizelge 3. 1974 yılında TRT televizyonundaki reklamların süre yönünden hizmet ürün dallarına dağılımı (yüzde olarak). Kaynak:*"
mazlar. Radyo ve televizyon reklamları için de TRT, "Reklam Esasları" koymuştur. Ama mikro fonlarda, ekranlarda serbest rekabetin orman yasaları daha ağır bastığından olsa gerek bu 'reklam esasları"nın hep ih lal edildiğine tanık oluruz.
TV'de reklamları iki katına çı kardığından övünçle söz eden "halkçı" genel müdür döneminde de, ondan önceki ve sonraki iş gal dönemlerinde de aynı biçim de süren bu olgu üzerinde, ço cukların reklamlarda sönürül meleri açısından, Semih Tuğrul5 önemle duruyor. Biz yalnızca birkaç örnek vereceğiz. TRT Te levizyon Reklam Esasları'nın 35"inci maddesi "etnik gurup ayrımı yapan reklamlar kabul edilmez" diyor, 44'üncü maddede de "reklamlarda ağız ve lehçe ancak konunun gereği olarak is tisnaen kullanılabilir" hükmünü getiriyor. Şimdi, "at oni, al buni" (kağıt mendil reklam),
"alt gattahiler bişmiyo "(ısı yalıtkanı reklamı), "vay babo, hem süpirir hem yıhir, müdür be ge söyleyem bana da bir hover süppirgesi olsın" reklamların daki "ağız ve lehçe"lerin konu nun gereği olarak kullanıldığı nı kim savunabilir? (Ağız ve lehçelerin "konu gereği" kulla nılabilmeleri de nereden çıkı yor, bu hükmü kim, neye hizmet için koymuş, bu ayrı sorun).
Aynı Esaslar'in 29'uncu maddesi "Reklamlar halkı aldatıcı, yanıl tıcı ve haksız rekabete yol açı cı nitelikte olamaz" diyor. Bü tün reklamların, aslında halkı aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte olması gerektiği gerçeğini bir yana bırakalım, kuralları koyan kapitalist düşüncenin açısından bakalım. Bankaların ikramiye verebildikleri dönemlerde yıl başından üç ay sonra çekiliş yapacak bankaların reklamları "yılbaşı çekilişinde 1 milyon lira" türünden verilmekteydi hep. Yada son zamanların bir lotaryacı gazete reklamını a nımsayalım: Bir genç kız papat ya falına bakıyor, çiçeğin taç yapraklarını sırayla koparıyor. "Yalova, Kuşadası, Bodrum, Yalo va, Kuşadası, Bodrum. Çıktı '." Açıkça "hiç boş yok"a getiriyor
sonra konuşan Ecevit 11'inci madde dışındaki değişiklikleri olumlu karşıladığını belirtti. Bu konuşmasından sonra İnönü Ecevit'i yanaklarından öptü CHP Grubunda değişiklik tasla ğı 1 red oyuyla (t.Öktem) ka bul edildi. Millet Meclisinde ise 2'ye karşı 357 oyla kabul edildi, 2 olumsuz oyu Aybar ve Kargılı vermişlerdi. Senatoda 12'ye karşı 134 oyla kabul edi len yeni Anayasa 22 Eylül 1971' de yürürlüğe girdi.23 Radyo ve televizyonla ilgili 121'inci madde, değişiklikten sonra şu biçimi almıştı:
"Madde 121 Radyo ve televizyon istasyonları ancak devlet eliy le kurulur ve idareleri taraf sız bir kamu tüzel kişiliği ha linde kanunla düzenlenir. Ka nun, yönetim ve denetimde ve yönetim organlarının kuruluşun
da tarafsızlık ilkesini bozacak hükümler koyamaz.
Her türlü radyo ve televizyon yayınları, tarafsızlık esasla rına göre yapılır.
Haber ve programların seçilme sinde, işlenmesinde ve sunul masında ve kültür ve eğitime yardımcılık görevinin yerine getirilmesinde Devletin ülke si ve milletiyle bütünlüğünün, insan haklarına dayanan milli, demokratik, laik ve sosyal Cum huriyetin, milli güvenliğin ve genel ahlâkın gereklerine uyul ması, haberlerin doğruluğunun sağlanması esasları ile organ ların seçimi, yetki, f;örev ve sorumlulukları kanunla düzen lenir.
Devlet tarafından kurulan veya Devletten mali yardım alan ha ber ajanslarının tarafsızlığı
esastır
Görüldüğü gibi 1961 Anayasası na göre temel değişiklikler şunlardır:
a) TRT özerk olmaktan çıkarıl mıştır, "özerk" yerine konan "tarafsız", sözcüğünün fazla hükmü yoktur, çünkü aslında tüzel kişilerin değil, onların faaliyetlerinin (örneğin ya yınların) tarafsız olup olma ması söz konusudur, bu da za ten hem eski metinde, hem yeni metinde (2.fıkra) belirtilmiş tir.
b) 1971 Anayasasının orasına burasına serpiştirilen "ülkesi ve milletiyle bütünlük... milli güvenlik..." deyimleri bu mad deye de sokulmuştur. Ayrı de yiir.ler, bizce çok daha "vahim" bir biçimde 26.maddeye de ek lenmiştir. Ru maddedeki "Kanun, halkın bu araçlarla (kamu elin
lotaryacının reklamı. Açıkça "halkı yanıltıcı". Aroa ekran a ğaları uygun buluyorlar. Daha pek çok örnek verilebilir ya nıltıcı, aldatıcı reklamlara. Bu tür reklamların şaheseri Mayıs 1977'de ekranlara geldi.
Biliyoruz, bu yıl üniversite seçme sınavlarında değişik bi yöntem uygulanacak, 4 yanlış karşılık 1 docrruyu götürecek. "Götürecek de ne olacak, 358 bin adaydan ancak 35 bininin okuma olanağı bulacağı gerçeği orta yerde durmuyor mu?" sorusunu bir yana bırakalım yine, Seçme Sınavlarının başı Prof. A.Günalp demeç üstüne demeç veriyor "4 yanlış 1 doğruyu götürecek" di ye. Ve televizyonda reklam ay nen şöyle:"4 yanlış 1 doğruyu nasıl götürmez. 16 Mayısta... Dersanede". Halkı aldatıcı, ya nıltıcı ve haksız rekabete (hem de devletle haksız rekabete) yol açıcı olmak bakımından bundan daha üstününü düşünebilen varsa beri gelsin. Bir başka madde, Madde 35 c şöyle diyor:"Aşa ğıda sayılan ürün ve hizmetler le benzerlerinin reklamı kabul edilmez: Kanuni dayanağı olma yan şans oyunları." Bilindiği gibi para olarak ikramiye dağı tılan her tür piyangolar yasa lara göre devletin tekelinde dir, o nedenle bu tür piyango lar, eğer özel kurumlarca dü zenleniyorsa kanunsuzdur. Bir
büyük lotaryacı gazetenin bu tür piyangolarının reklamlarına mahkeme eliyle piyangonun ken disi yasaklanıncaya kadar— te levizyon ekranlarında bol bol yer verildi. "Günaydın numaralı tek gazetecir. Her gün çekiliş, her gün 20 bin lira Günaydın"da" "Şimdi Pepsi'den size milyon larca lira tutarında ikramiye ler. Para ikramiyeleri, bedava Pepsıler..." reklamları ise sü rüp gidiyor. Bir başka örnek de ünlü "Ecevit Ecevit'i anlatıyor" reklamı (Bu reklam önce redde dilmişti TKT'ce. Sonradan Kara tâş' in müdahalesiyle yayınlan dı) . Reklam Esasları'nm 30 ve 31'inci maddeleri ise şöyle: "Reklamlarda kişilerin övgüsü ve yerilmesi yapılamaz (30). Reklamlarda politik propaganda
amacı güdülemez. Dolaylı veya doğrudan politik nitelik taşı yan reklamlar kabul edilemez (31)". Mahut kuralların 47'nci maddesinin c fıkrası da şöyle diyor:"Bira reklamı yalnız be lirli markayı satmak veya ta nıtmak için yapılır. Seyirciler yazı, söz ve görüntü ile bira nın tiryakisi olmaya veya daha fazla içmeye teşvik edilemez". Epey karışık bir tümce. Ama a çık olan şu: Yüzlerce genci el lerinde şişelerle ve "Biracılar merhaba:1' hitabına "Merhaba!" diye karşılık verirken gösteren reklam bu maddeye kesinkes ay kırı. Son örneğimizi 38'inci maddeye ilişkin verelim. Bu madde şöyle: "Reklam yayınla rında seks, merhamet, korku ve benzeri unsurlara yer verilemez ve seyircinin ilgisini çekmek için bir vasıta olarak kullanı lamaz" . Hemen farkına varılıyor bozuk Türkçenin; Madde 38'deki cümle düşük. Ama bu, ekranlara "Love Story"yi getirenlerin de, "kadının bacaca görünüyor" diye "filmin 20 dakikalık bölümünü kesenlerin" de devrinde, TRT televizyonunda çocukların park ta üzerinden kayması için kul lanılan eğik düzlemlerde yada merdivenlerde "ısrarlı etek u çuşması" numaralarıyla, külotlu çorap yada "popo okşama" numara larıyla blucin reklamı yapılma sındaki moral düşüklüğü örtemi yor.
deki basın Jışı haberleşme ve yayır. ararları) haber almasını, düşünce ve kanaat lor o ulaşması nı ve kamuoyunun serbestçe olu şumunu köstekleyici kayıtlama lar kovaca;:" tümcesi şu biçimi almıştır: "Kanun, Devletin ül kesi ve milletiyle bütünlüğü nün, insan haklarına dayanan milli, demokratik, lâik ve sos yal Cumhuriyetin, milli güven liğin, ve ger. el ahlakın Korunma sı halleri dışında kalan bir sebebe dayanarak halkın Lu araçlarla haber almasını, dü şünce ve kanaatlara ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşu runu enr:e 1 ley i ci kayıtlar ko \ amaz" .
Anayasanın 26'ncı maddesindeki "Kişiler ve siyasi partiler kt mu tüzel kişileri elindeki ba sın dışı : abeîleşme ve yayın araçlarından faydalanma hakkı
ELEKTRİK
Mİ'HENDrSLİCİİ
na sahipti] " hükmü, devlet te kel indeki radyo ve televizyo nun ancak tarafsız ve bağıirsız bir "enetin altında olmasıyla zedelenneniş olur. Bu bakımdan da Anayasanın 26'ncı ve yeni 121'inci maddeleri birbiriyle çelişki içindedir. 121'inci maddenin bu açıdan iptali için Anayasa Mahkemesinde dava aça bilmek olanağı da, bilindiği gibi, yeni Anavasanm 147'nci maddesivle kaldırılmıştı. Ger çi bu olanak yasal olarak kal dırılmamış olsaydı bile, Mec liste bu konuya sahip çıkabi lecek hiçbir parti yoktu.
Anayasa deği sikliğinden sonra, sıra TFT Yasasını değiştirmeye gelmişti. TFT Yasasının 18 mad desini değiştiren tasarı TEM1!' ye "re fonu vasaları" dizisi içinde ve öncelik ve ivedilik le ^o rüs;' J:vk ürere sunuldu ve
I kabul edilerek 8 Kart 1972'de yürürlüğe girdi. Yeni yasanın kabulüyle ilgili bir konuşma yapan Devlet Bakanı Ali İhsan Göğüs şöyle diyordu: "Bu tasa rının kanunlaşması ile Türkiye ülkesi ve milleti ile bir bü tün olan ve Atatürk'ün çizdiği hedefe ulaşacak yönde yayınlar yapan, yani, Türkiye'nin sesi bir TRT'ye kavuşacaktır. Bu ka nunla demokratik düzeni korumak ve savunmak iradesini Atatürk' ün çizdiği hedefe varmada ki bağlılığı bütün dünyaya göster miş bulunuyoruz artık, bundan sonra, radvoda ihtilâl bildi rileri haber diye yayımlanmaya cak, anarşistlerle açık oturum lar düzenlenmeyecek, kamuoyunu oluşturuyoruz diye sapık ve aşırı ideolojilere TRT yayınla rında ver verilmeyecektir... Atatürk'ün dışında TFT hiçbir kılavuza muhtaç değildir." 23
Yeni yasa TRT'yi doğrudan Hükü metin denetimine sokuyordu, özerklik kaldırılıyor, "taraf sızlık" getiriliyordu. Kurumun görevleri arasından "e»itici, öğretici, eğlendirici, yurdu içerde ve dışarda tanıtıcı, yeterli, doğru ve tarafsız ya yın yapmak" çıkarılmış; "kül tür ve eğitime yardımcılık gö revi" deyimi "milli kültür ve eğitime yardımcılık görevinde Türk Milli Eğitiminin temel görüş, amaç ve ilkelerine uy mak" biçimine sokulmuştur. Ay rıca "yayınların kolayca anla şılabilir bir dille yapılması nı sağlamak", "Milli Güvenlik ile genel ahlâkın gereklerini ve milli gelenekleri gözetmek", "Türk Devletinin ülkesi ve mil leti ile bütünlüğüne bağlılığı güçlendirmek" gibi deyimler ek lenmiştir. En önemlisi, eski yasa "TRT yayınlarının taraf sızlığı" ilkesini getirmişken, yeni yasada (Anayasaya rağmen) yalnızca haberler için taraf sızlık ilkesinden söz edilmek tedir.
Yeni yasada Yönetim Kurulu 11 kişiden oluşuyor; bunların 3'ü hükümetçe atanıyor, 3'ü üni versitelerden seçiliyor ancak bu kez bu seçim dört dereceli hale getirilmiş. Yönetim Kuru luna müzik çevrelerinden de (yine dört dereceli seçimle) iki üye seçiliyor; TRT çalı şanlarından seçilen iki üyelik kaldırılmış, bunun yerine en çok üyesi olan gazeteciler ce miyeti, işçi sendikaları kon federasyonu, işveren sendika ları konfederasyonu ile Tür kiye Esnaf ve Sanatkârlar Kon federasyonu, Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ve Ziraat Oda ları Birliğinin seçecekleri adaylar arasından (yine dört dereceli seçimle) gelen iki üyelik getirilmiş. Yönetim Ku rulunun yetkileri iyice kısıl mış. Artık Yönetim Kurulunun başkanı Genel Müdür. Genel Mü dür ise artık Yönetim Kurulun ca seçilmiyor, Bakanlar Kuru lunca doğrudan atanıyor. Her yıl toplanacak 30 kadar üyeli bir TRT Danışma Kurulu öngörü yor yeni yasa. Bu kurulda 8 ay rı bakanlıktan temsilciler, Devlet Opera ve Balesi'nden Es naf ve Sanatkârlar Konfederas yonuna, Diyanet İşleri Başkan lığından Ticaret ve Sanayi Oda ları Birliğine, Ziraat Odaları Birliğinden Kızılay'a kadar çe
çitli kuruluşların teirsilcile ri katılıyor, ^ir.a Anayasal ku ruluşlar olr.n T!C!OB, Türk Ta bip Odaları Birliği, Türkiye Baro] r.r Eirligi gibi kuruluşla rın temsilcileri yok Danışma Kurulunda.
Eegişiklik sırasında bir de "ek modde 4" eklenivermiş ya saya: "TRT Kurumu radyo ve te levizyon işletmeleri 275 sayı lı Toplu Sözleşme ve Grev ve Lokavt Kanununun 20'nci madde sinin 8'inci fıkrasında öngö rüldüğü anlamda eğitim ve öğ retim kurumu sayılırlar". "TRT'yi eğitim ve öğretin ku rumu saymanın nedeni ne ola?" derseniz 275 sayılı yasanın 20'nci maddesinin 8'inci fık rasına bakın, şunu görürsünüz: "Eğitim ve öğretim kurumların da grev yapılamaz". Yöntem do lambaçlı da olsa amaç açık.
Yeni yasa, yürürlüğe girdiği gün (Genel Müdür seçiminde davranışını gördüğümüz) mevcut Yönetim Kurulunun görevinin so na ereceğini de hükme bağlama yı ihmal etmiyordu.
8. "HALKÇI" TRT (1974 1975)
8.1. ismail Cem Genel Müdür
14 Ekim 1973 seçimlerinde halk faşizme karşı tavrını koydu. 1950'den beri ilk kez CHP Mec liste yüzde 40'in üstüne çıka bilmişti. Uzun çabalardan son ra 25 Ocak 1974'te Ecevit Hü kümeti kuruldu. 14 Şubat1ta da İsmail Cem TRT Genel Müdürlü ğüne atandı. Böylece TRT'de 15 ay sürecek yeni bir dönem başlıyordu. Bu 15 ay, son 6 yıl içinde TRT'nin başında ya salara uygun olarak gelmiş bir Genel Müdürün bulunduğu tek za man aralığıdır.
İsmail Cem TRT'nin başına fa şist bir dönemin ardından gel di; bu nedenle Cem TRT'si üze rine yazılanlar, söylenenler genellikle karşılaştırma nite liği taşıdı. Hele bugün geri baktığımızda Cem döneminin en büyük özelliğinin iki faşist dönem arasında sıkışmışlığı olduğunu görüyoruz. İki koyu karanlık arasında bir nefes al ma, bir ferahlama olarak karşı mıza çıkıyor bu dönem, ve doğal
olarak öyle ele alınıyor. Bu ise değerlendirmelerin eksik, hatta yanlış olması sonucunu doğuruyor. Cem döneninin yeter li bir çözümlemesi henüz yapıl mış defil, oysa böyle bir çö~ zümlene özellikle şu günlerde çok gerekli. Biz burada birkaç ana nokta üzerinde kısaca dur makla yetineceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi 1973' ten sonra 12 Mart' in TRT'de gerçekleştirdiği yıkımı gidere cek hiçbir çabada bulunamadı. İki önemli etken rol oynadı bu olguda. Bir kere CHP 12 Mart dönemindeki Anayasa değişikli ğine karşı çıkmamıştı, TRT'nin özerkliğinin yokedilmesinde önemli payı vardı. İkinci ola rak, CHP hükümet olduktan son ra ülkedeki toplumsal muhale feti derleyip toparlayamadı, toparlamak şöyle dursun bundan sürekli uzak durmayı yeğledi. Kendini Meclise "hapsetti" (mu halefete geçtikten sonra bu tu tumu çok daha belirginlik ka zandı. Bu olgu, elbette, CHP' nin sınıfsal niteliğinin sonu cu). Bu tutum içinde TRT'nin bir zananlar özerk olduğu unu tuldu. İsmail Cem Genel Müdür olduktan sonra verdiği demeç lerden birinde TRT'nin özerk olup olmamasının pek önemi bu lunnadığını, tarafsızlığı göze terek Kurum sanki özerklik sta tüsüne sahipmiş gibi çalışaca ğını açıkladı3.(Bu konuda Elek trik Mühendisliği, Ocak 1975'te şöyle diyordu25 : "TRT Genel Mü dürü İsmail Cem 'TRT'nin özerk liğe ihtiyacı yoktur' diye bu yuruyor, öyledir. Çünkü TRT'nin halkın gerçek çıkarları yönünde bir yayın amacı yoktur ki özerk liğe ihtiyacı olsun".) Cem'in Genel Müdür yardımcısı Hıfzı Topuz'dan aşağıdaki iki alıntı iki yılda nereden nereye geli nebileceğini göstermek bakımın dan ilginç: "TRT'nin özerk ol mamasını uygulamada hiç hisset medik. Ama özerkliğin yasal te mellere oturtulması elbette radyolar için de güvencedir" (1975 N i s a n 2 6 ) . "Her şeyden önce radyo ve televizyonu hü kümetin elinden kurtarmak ge rek. Yarın Halk Partisi ikti dara gelse bile radyo ve tele vizyon hükümete bağlı olmama lı... Bizde de Milliyetçi Cep he koalisyonunun radyo ve te levizyonu nasıl kullanmaya kalk tığını gördükten sonra bu tür yollara başvurmak gerekiyor.
Bu bir yasal sorun. TRT'nin statüsü ve yapısını derhal de ğiştirerek demokratik ve dev lete karşı bağımsız bir yapıya yönelmek gerek." (1977 Ma yıs 2 7 ' 3 9 ) .
İsmail Cem TRT'nin başına geldi ğinde televizyon haftada 5 ak şam (yaklaşık 20 saat) yayım yapıyordu. Cem geldiğinin 18' inci gününde "Telespor"u ekle yerek, 31'inci gününde yayınla rı haftada 6 geceye çıkararak yayın süresini haftada yaklaşık 30 saate yükseltti. Bundan iki ay sonra da maç nakillerinden oluşan çarşamba programlarıyla yayınlar 7 güne yayıldı. Cem'in büyük bir başarı olarak sunduğu süre uzatılması aslında yeterli hazırlık olmadan gerçekleşti rilmiş, kolay alkış toplamaya yönelik bir uygulamadır. Eir kez şu gerçeği anımsayalım: 1973'te 91725 kişi üzerinde ya . pılsn bir ankette28 TV seyir cilerinin yüzde 100'e çek yakın bir kesiminin televizyonlarını yayın başlar başlamaz açtıkları ve yayın biterken kapattıkları saptanmıştı. Böyle bir izleyici ortamında yayınların süresinden önce içeriği üzerinde durmak gerekir. Değerli araştırmacı Uygur Kocabaşoğlu29 bu konuda şunları yazıyor: "Yayın saatle rini olanakların ötesinde ar tırmanın sakıncaları üzerinde çok söz edildi. Bazılarının 'televizyonun çocukluk hasta lığı' dediği bu illete TRT yö netimi daha işin başında yaka landı. Karşısında her türlü ye niliğe hasret, TV denen bu si hirli kutudan yayınlanan herşe yi kabullenen bir seyirci kit lesi de bulunca, TRT yönetimi, TV yayınınıhaftada 7 güne ve or talama 50 saatin üzerine çıkar dı. Yalnız çocuklukta değil, bü yüdükçe de televizyonun yakası nı bırakmayan bu hastalık, yani niteliğin yerini niceliğin al ması, ilk bakışta şu gelişmele re yol sçtı:
1) Öz kaynaklarla yayın süresi ni doldurmak olanağı bulunama dığı için, yabancı programlara kucak açıldı. 2) FfUence, spor, aktüalite, magazin tipi programlar ağır lık kczandı. 3) Özellikle TV oyunu ve film giti program türleri sonu bir türlü gelmeyen dizi programla ra dönüştü.
... İleri kapitalist ülkelerce
ortaya atılan bir norma göre, bir TV sisteminin gelişmişliği ni günlük yayın süresiyle ölç mek gelenek olr.uş. Böylece ne söylendiği, kime söylendiği ve nasıl söylendiği ikinci planda kalıyor. Haftanın ne kadar çok günü, ne kadar çok yayın yapa bilirsen o kadar başarılı sa yılıyorsun. TRT Genel Müdürü de buna yakın bir anlayışla olsa gerek, yaptığı bir basın toplan tısında, yeni yayın döneminde yayın süresinin, 'gelişmiş, oturmuş ülke televizyonlarının yayınına eşit' olduğunu söylü yordu (Barış Gazetesi, 5 Eylül 1974). Gelişme durumunda olan televizyonlar bir kez bu çarka kapıldılar mı, ekranları en uzun süre dolduracak program ları yapmaya, daha doğrusu it hal etmeye karşı konulamıyor."
Yayın süresinin artırılmasıyla da gerçekten ekranları "bol spor, bol eğlence, bol müzik" kapladı. Televizyon; Görevimiz Tehlike, Kaçak, İki Açıkgöz, Korkusuz Kahramanlar, Demir Maskeli Adam, Tatlı Cadı, Bonanza, Aşk Hikâyesi, Söz Savunmanın, Tatlı Sert, Kaygı sızlar, Uzay Yolu ve benzeri dizi filimlerin istilasına uğ ratıldı. Bunların önemli bir bölümü haberlerden hemen önce ki ve hemen sonraki saatlere yerleştirildi. Ekim 1974'te yeni sezon "40 hafta 2 bin saat" sloganıyla, "Kaçak'tan büyük kentler bıkmış, ama Ana dolu istiyor... Alo Polis çok tuttu" gibi demeçlerle açılı yordu30 . örnekleri çoğaltmak olanaklı ama gereksiz. 1974' ten 1975'e televizyon toplam yayın süresi yüzde 62 artarken spor yayımlarının süresi yüz de 320, müzik eğlence yayımla rının süresi yüzde 200, reklam lar yüzde 100 arttı; buna kar şılık kültür eğitim yayımları nın süresi yüzde 43 azaldı. So nuçta, 1975 yılında televizyon ekranlarına yaklaşık 800 saat film ve dizi film, 500 saat ha ber, 450 saat müzik eğlence, 280 saat spor, 170 saat kültür eğitim programı, 160 saat ço cuk programı, 150 saat reklam geliyordu. Filr.ler ve dizi filmler bir yana kültür eğitim programlarının, çocuk program larının büyük bolünü dış kay naklıydı, hatta kiüıi çocuk di zi filmleri Türkçeleştirilme den İngilizce olarak oynatılı yordu.
Özellikle denetim yetersizlik lerinden ve hızlı süre uzatı mından ötürü müzik programları da her tür niteliksiz, yoz mü ziğe açıldı. İlkin iddialı bir biçimde başlatılan, müziğe yer vermeyeceği açıklanan Hafta So nu programları da birkaç hafta dan sonra aynı yolun yolcusu oldu3 . P.adyo ve televizyonların plak şirketlerinin gizli rek lamcılığını yaptığı söylentile ri artarak sürdü.
Yukarda ayrıntılarına girilme den belirtilen genel anlayış ve yayın çizgisinin yanısıra TRT'de olumlu girişimlere de tanık olduk. Özellikle, daha önce de değindiğimiz gibi, 12 Hart TRT'sinden sonra Cem TRT'si demokratik radyo ve te levizyona doğru bir adım oluş turdu. Faşizmin açık beyin yı kama programlarına son veril di. Eldeki olanaklar içinde doğru dürüst yerli yapımlar (Evler Evler, Yaşar Yaşamaz gibi) gerçekleştirildi. Tele vizyonda gösterilen filimler daha iyi bir seçimden geçiril meye başlandı. 20'nci Yüzyıl Dosyası gibi yararlı dizi filmler de ithal edildi. Haber ler daha doğru, daha güvenilir duruma getirildi. Kıbrıs. Sava şı süresince yeterli, etkili yayın yapıldı, şovence yayın lara pek yer verilmedi. Yukar danberi saydığımız nedenlerden ötürü bu dönemde TRT sağ cep henin sürekli eleştirisine he def oldu. Kanımızca TRT yöne timinin geneldeki başarısızlı ğının temel nedeni (özerk ol mayışının yanısıra) bu alanda eleştiri hakkının sadece sağa bırakılmış olmasıdır. 1975 yı lı başında bu temel nokta şöy le dile getiriliyordu: "Bu dö nemin en az başarılı uygulama ları, bütün eleştiri hakkının sadece sağa bırakıldığı alanlar da görüldü. Sağın, kurnazca sap tadığı bir taktik sonucu, kuv vetli bir ateş altında tuttuğu alanlarda Kalk Partisi devamlı olarak geriledi. Sağdan gelen eleştiri bombardımanı karşısın da solun içine düştüğü anla şılır.ası zor suskunluk sadece sağın işine yaradı. Üstelik sağın devamlı baskısı altında, tek yanlı eleştiri altında or taya çıkan ürünün ilerici bir özellif i olduğu inancı yayıl dı. En tehlikelisi, bu uygula maların yürütücüleri de yaptık larını ilerici işler sanmaya
başladılar. Böylece sağın en çok hücum e t t i ğ i uygulamaların solculuk sayılması gibi garip bir gelişçe doğdu. Gerçekle hiçbir i l g i s i yok iken...
Eirinci örnek, TRT i l e i l g i l i . İlk denemelerden sonra sağ cep he buradaki zayıflığı hemen sezdi. Ve hep b i r l i k t e her haf ta devamlı olarak TRT'yi eleş t i r d i . TRT bu e l e ş t i r i l e r kar şısında gittikçe geriledi. Ta rafsız olması gereken bu yayın crganı yayınlarıyla sağın en güçlü seslerinden b i r i s i h a l i ne geldi. Hâlâ da öyle. Hem güncel konularda, hem de uzun dönemin yayıncılık anlayışında. Çürüyen toplumlarda radyo ve televizyonculuğa düşen "uyutu culuk" görevini, tüketim ekono misini kamçılama işlevini, yay gın bir biçimde yayma endişesi içinde...
TRT'deki oyun bir süre sonra anlaşıldı. Belki de göze hitap e t t i ğ i için. Ama anlaşıldığı zaman iş işten çoktan geçmiş Li...32"
Ecevit Başbakanlıktan ayrıldık tan sonra Cem'e yöneltilen e l e ş t i r i l e r yıpratma, karalama kampanyalarına dönüştü. Meclis te özellikle AP ve DP'li tem s i l c i l e r i n zaman zaman Cem'e şiddetle hücum e t t i k l e r i görül dü. Milliyetçi Cephe Hükümeti 31 Mart 1975'te güvenoyu almış t ı . İsmail Cem'in görevden alınma kararnamesinin Cumhur başkanı nc.ı imzalanmayacağı umu luyordu, bu umut boşa ç ı k t ı , kararname 11 Mayıs'ta Korutürk tarafından imzalandı, 16 Mayıs' ta da Cem'e b i l d i r i l d i . Aynı kararname Yalçmtaş'ı TRT Genel
2 70
Müdürlüğüne getiriyordu. Böyle ce 17 Mayıs 1975'te TRT'de ka ranlık donem başladı.
8.2. Cem Döneminde Padyolar
Radyolarda 1 Ocak 1975'ten baş layarak üç ayrı programdan olu şan "şebeke düzeni" uygulamaya kondu. I. Program adı verilen ve daha çok geniş kitlelere dö nük yayın yapacağı açıklanan program Ankara (200 KHz, 120 KK) İstanbul (1016 KHz, 1200 K W ) , İzmir (926 KHz, 200 K K ) , Antal ya (890 KHz, 600 K W ) , Diyarba kır (1016 KHz, 300 K W ) , Erzurum (245 KHz, 200 KW) ve Kars (1016 KEz, 2 KW) vericilerinden ya yımlanacaktı. II. Program daha çok haber, yorum; daha "yüksek düzeyde" programlar içerecek, Ankara (182 KKz, 1200 KW) ve İstanbul (701 KHz, 150 KW) ve ricilerinden yayımlanacaktı. Daha önce Ankara, İstanbul ve İzmir il radyolarına verilmiş (yukarda üzerinde durduğumuz) "mutlu azınlık için müzik kutu su" işlevi,şebeke düzeninde III. Program Ankara, İstanbul, İzmir "il radyoları" (orta dal ga, 2 KW) ve Ankara, İstanbul çok kısa dalga vericileriyle yayına başladı.
Bu dönemde hepsi Fransız Thom son CSF firmasından olmak üze re İzmir ve Erzurum 100 er KW' İlk ek vericileriyle 1200 KW gücünde İstanbul vericisi hiz mete girdi (Çizelge 1, 2 ) . Bu firmadan almar. vericiler için 5 milyon Fransız Frankı dola yında borca girilmiştir. Daha önce sözünü ettiğimiz 1200 KW gücündeki Ankara vericisiyle Mayıs 1974'te hizmete giren 1200 KH'lık İstanbul vericisi
ni kurulduklarından bugüne ka dar doğru dürüst çalıştırma olanağı bulunamadı. Kati ka bulleri de yapılan bu verici ler, günümüzde de, ortalaina birkaç saatte bir yayın kesil mesi ortaya çıkarmakta.
Korsan radyolar Cem döneminde de yayınlarını sürdürdüler. Adana'nm Kozan ilçesinde Ali Azmi Güven adlı vatandaşın kurduğu ve bölgede "Azminin Radyosu" adıyla tanınan radyo bu dönemde yayına geçti. Saba hın erken saatlerinden gece 23.00 e kadar yayın yapan bu radyoda "Başbuğ'un en sevdiği şarkılar ve MHP marşları çalın makta, Cuma günleri camiden naklen vaaz yayını yapılmakta, seks konuları ele alınmak ta"3'39 .
Yalnız yasadışı olnakla kalma yıp zararlı ve yoz müzik yayın larıyla TRT'nin zaten tutarsız ve yanlış kültür ilkelerini de altüst eden polis ve meteorolo ji radyolarını hiç olmazsa ya yınları açısından denetim altı na alma konusundaki girişimler hakkında Cumhuriyet** şunları yazıyor: "TRT Genel Müdür Prog ram Yardımcısı Hıfzı Topuz ge çen hafta polis ve meteoroloji radyoları yetkilileri ile bir toplantı yapıp TRT'nin kontro lü altına girmeleri gereğini açıkladı. Meteoroloji Radyosu Müdürü daha kontrol sözünü duyar duymaz 'Merak etmeyin. Biz o işi yaptık. Çalışan bü tün elemanlarımızın MiT'ten raporu var' dedi. Topuz söz konusu kontrolün kişiler değil, yayınla ilgili olduğunu uzun uzun anlattı. Türkiye'de radyo ile yayın hakkı kanunla TRT1 nin tekeline verilmişti... Bu iki radyonun müzik yayınları ise eleştiri konusu oluyordu... Polis Radyosu Müdürü, dolmuş müziğini mecburen yayımladık larını, çünkü bu yayın da ol masa halkın bu tür müzik din lemek için Demirperde gerisi radyolarını açacağını anlat tı... Örneğin Budapeşte Radyo sunun Türkçe yayınlarına gön derilen mektup sayısı ayda 20 bini bulmuştu... Topuz 'si zin radyolarınıza daha fazla tolerans gösterileceği muhak kaktır. Ama asgari bir denetim içine girmeniz gerek' dedi".
Yasa çiğneyenlere gösterilen "tolerans" o dönemde de, bu gün de aynen sürüyor.
8.3. Televizyonlar
1974 ve 1975 yıllarında tele vizyon istasyonları sayı ve güç olarak hızla artmaya devam etti. 1974'te Eskişehir (100 KW) Edirne (30 K W ) , Adana (30 K W ) , Elmadağ (10 KW) vericilerinin yanısıra 70 7OC Watt gücünde Diyarbakır, Gaziantep, Trabzon, Antalya, Afyon, Amasra, Ayva lık, Bursa, Cihanbeyli, Dcğu dağ, Kulu, Erdemli, Hatay, Kay seri, Kırıkkale, Topaklı, Mani sa ve Yozgat vericileri hizme te girdi. 1975 yılında da Di yarbakır (100 K W ) , Gaziantep (30 K V ) , Trabzon (30 KW) ve Samsun (30 KW) vericilerinin yanısıra küçük güçlü Kars, Konya, Amasya, Çorum, Gültepe (izmir), Küçükintilli ve Yar başı vericileri hizmete girdi.
KAYNAKLAR
1 Hasan Refik Ertuğ, Radyo İşletmeciliği ve Meseleleri, l . ü . İ k t i s a t Fakültesi yayın l a r ı , İstanbul, 1951.
2 Oya Tokgöz, Türkiye ve Or tadoğu ülkelerinde Radyo Televizyon Sistemleri, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakül t e s i yayınları, Ankara, 1972.
3 Semih Tuğrul, Türkiye'de Televizyon ve Radyo Olay l a r ı , Koza Yayınları, İ s tanbul, 1975.
11 Taner Timur, Türk Devrimi ve Sonrası 1919 1946, Doğan Yayınları, Ankara, 1971.
5 Türkiye Ansiklopedisi 1923 1973, Kaynak Kitaplar, İ s tanbul, 1974, s.1192, 1482.
6 Turgut Özakman, Radyo Not l a r ı , TRT Basılı Yayınlar Müdürlüğü yayını, Ankara, 1969.
7 Feroz ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye'de Çok P a r t i l i Poli tikanın Açıklamalı Kronolo j i s i , Bilgi Yayınları, An kara, 1976.
8 Türkiye İ ş ç i Sınıfı ve Müca deleleri Tarihi, Tüm İ k t i satçılar Birliği yayını, Ankara, 1976.
9 Aysel Aziz, "Yurdumuzda TRr
Dışındaki Yayın Durumu", A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakül tesi Dergisi, Cilt 26, Sayı 4, s.113 137, Aralık 1971.
10 Mahmut Tali Öngören, Tele vizyon Kılavuzu, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972.
11 Cumhuriyet, 24.3.1969.
Muammer Aksoy, "Mahkum Edi len TRT", Ortan, Sayı 5, 28 Haziran 1971.
13 "Milliyet 1971" Yıllığı, İstanbul, 1972, s.358 359.
ık Ortam, Sayı 16, 13.9.1971.
15 Toplum, Sayı 29, 20.10.1972.
ıs Cumhuriyet, 31.1.19 77.
17 Elektrik Mühendisliği, Cilt 7, Sayı 75/76, Mart/ Nisan 1963, s.16 17.
18 Milliyet, 12.3.1976.
19 Refik Özdek, Hedef TRT, Ekonomik ve Sosyal Yayınlar A.Ş. , Ankara, 1977.
20 Ortam, Sayı 9, 26 Temmuz 1971, s.17.
21 Ortam, Sayı 11, 9 Ağustos 1971, s.15.
2 2 "Milliyet 1971" Y ı l l ı ğ ı , İstanbul, 1972, s.145.
23 12 Mart 1971 M u h t ı r a s ı ' n m Birinci Yıldönümünde Türki ye'den Ç i z g i l e r , Anadolu Ajansı, Ankara, 1972.
211 Feyyaz Gölcüklü, Haberleşme Hukuku (Basın radyo TV), A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakül t e s i Yayını, Ankara, 1970, s.215 220.
25 Elektrik Mühendisliği, C i l t 19, Sayı 217, Ocak 1975, s. 13.
26 Cumhuriyet, 21 Nisan 1975.
27 M i l l i y e t , 28 Mayıs 1975.
28 H ü r r i y e t , 2 Temmuz 1973.
2 9 Uygur Kocabaşoğlu, " T ü r k i y e ' de Televizyon Uygulaması Üzerine", Elektrik Mühendis l i ğ i , Cilt 19, Sayı 217, Ocak 1975, s . 1 4 1 8 .
30 Haluk Ş a h i n ' l e Görüşme, Cumhuriyet, 23 Eylül 1974.
31 İ s m a i l Cem, TRT'de 500 Gün, Gelişim Yayınları, İstanbul, 1976.
32 Yalçın Küçük, "Halk P a r t i s i ' nin Sağı Solu", Cumhuriyet, 9 Ocak 1975.
33 M.T.Öngören, "TFJ Televiz yonunda Yasaklar", Elektrik Mühendisliği, Cilt 19, Sayı 217, Ocak 1975, s.29 36.
3k Vorld Radio TV Handbook 1976, Eillboard, Londra, 1976.
35 Korld Radio TV Handbook 1972, Billboard, Londra, 1972.
36 "Ülkemizde Radyo ve Televiz yonun Genel Çizgisi", Elek trik Mühendisliği, Sayı 217, Ocak 1975, s.7.13.
37 Düstur, III.Tertip, 1955, s.1461.
38 Hıfzı Topuz, Televizyon, Radyo, Basın ve Afişle Se çim Savaşları, Milliyet Ya yınları, İstanbul, 1977.
39 Ahmet Kahraman, "Azmi'nin Radyosu", Yeni Ortam, 4 Mayıs 19 75.
Cumhuriyet, 30 Eylül 1974. •ti Radyo Televizyon Ücret Ta rifesi, Resmi Gazete, Sayı 13848, 28 Mayıs 1971.
TRT Genel Müdür Yardımcısı Şemsettin Gönenç; 25.4.1972 gün ve 083 51/994 sayılı yazısı. Elektrik Mühendisli ği, Cilt 19, Sayı 217, Ocak 1975, s.35.
Siyah Beyaz ve Renkli Tele vizyon Etüdü, Elektronik Cihazlar İmalatçılar Derne ği Yayını, No 1.
Aylık İstatistik Bülteni, 1975, I IV, Devlet İstatis tik Enstitüsü.
"Televizyonun Kapsayamadık ları", Elektrik Mühendisliği, Cilt 19, Sayı 217, Ocak 1975, s.37 39.
İktisadi Rapor 1972, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Oda ları ve Ticaret Borsaları Birliği, Ankara, 1972.
Türkiye İstatistik Yıllığı 1975, DİE, Ankara 1976.
Türkiye İstatistik Cep Yıl lığı 1976, DİE, Ankara 1977.
Nevsueek, 22 Nisan 1974, s.34 35.
Tunçtan Baltacıoğlu, Türki ye'de TV Reklam Harcamaları, AİTİA Yayını No 90, 1975, Ankara.
TRT 1975 Yayın Programı, Genel Müdür Yardımcılığı Yayınları No 1, s.13.
2 71