EMO Kadın Bülteni · Sayı 3 · Nisan 2015

Söyleşi

Emel Akpınar

Kadın ve toplumsal cinsiyet Söyleşi

Yıl
2015
Sayfa
8
Okuma süresi
17 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • LGBT
  • heteronormativite
  • cinsel yönelim
  • homofobi
  • transseksüellik
  • ayrımcılık

Özet

Remzi Altunpolat ile yapılan söyleşide cinsel yönelim, heteronormativite, homofobi ve transseksüellik kavramları tartışılarak LGBT bireylerin Türkiye'de yaşadığı ayrımcılık, hak kayıpları ve toplumsal-hukuki zorluklar ele alınıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

SÖYLEŞİ: Remzi Altunpolat

Emel Akpınar

İstersen

Bir bakıma

başlarken bi-

Su testisi

raz literatüre

su yolunda

ısınalım ve

kırılır zihkendimizi eril,

niyeti. Peki,

heteroseksist

ayrımcılığa,

dilden kurtadışlamaya,

ralım. Örneğin hep duyduğumuz bir tartışma ile başlayabiliriz: Neden “cinsel tercih” değil de “cinsel yönelim”?

“Tercih” sözcüğü oldukça sorunlu bir kavram. Öncelikle şu soruyu sormak gerekli “cinsel tercih” denildiğinde

kavramsallaştırmasının altını kazıdığımızda şöyle bir zihinsel koda yaslandığını görürüz: “Eşcinseller kendi eşcinselliklerini tercih ediyorlar.” Eşcinselliğin tercih olarak adlandırılmasının mantıksal olarak vardığı yer; eşcinsellikten

ötekileştirmeye maruz kalacağını bile bile kişi hakikaten böyle bir zor hayatı niye “tercih” etsin?

Yani egemen algı bunu bir “hastalık” olarak kodlayarak “iyileşme” fikrini bilinçaltına üflemeye çalışıyor.

neden akla LGBT’ler geliyor vazgeçilebileceği, tedavi yo- Aslında esas mesele; cinda heteroseksüeller gelmi- luyla düzeltilebileceği. Hatta selliğin belli bir türünü, ki o da

yor? Söz konusu adlandırma “Ayrımcılığa uğruyorsan yahut heteroseksüelliktir, merkeze

niçin LGBT’ler için kullanılı- şiddet görüyorsan katlana- almak. Heteroseksüellik dışınyor da heteroseksüeller için caksın, zira sen kendin tercih daki cinsellikleri, cinsel hallekullanılmıyor? Cinsel tercih ettin”. Öldürülebilirsin de. ri, cinsel kimlikleri doğal ol-

mayan, norm olandan sapmış, süelliğin merkeze alındığı, eş- leri heteronormatiftir. Nasıl

meşru olanın dışında tanımla- cinselliğin, transseksüelliğin ki cinsiyetçilik patriyarkanın

mak ve ikincil/tâbi bir konuma ya da şu an aklınıza gelmeyen neticesi olan bir ideolojiyse,

yerleştirmek. Çünkü egemen her türlü cinsel oluşun/pra- heteroseksizm de heteronorsistem, cinselliği üreme, nes- tiğin/kimliğin reddedildiği ve matif sistemin doğurduğu bir

lin devamı esası üzerine inşa tüm toplumun buna göre ya- ideolojidir. Bir tür ırkçılık, Etiediyor; dolayısıyla eşcinsellik/ pılandırıldığı “heteronormatif enne Balibar’ın deyimiyle “ırkı

biseksüellik/transseksüellik sistem” - heteronotmativite, olmayan bir ırkçılık”. Homofodoğal akışı bozan varoluşlar kapitalizm gibi, ataerkillik gibi bi, transfobi ve bifobi aslında

olarak işaretleniyor.

bir sistemdir- LGBT’lerin hak- bir sonuç, heteronormativite-

Bu bağlamda LGBT hareketinin politik olarak da salarını da yok sayacaktır. Şunu da unutmamak gerekir: Henin, heteroseksist ideolojinin bir sonucu. Bu arada homohiplendiği “Cinsel yönelim” kavramı şu itirazı içeriyor: Hayır bu basit bir tercih deteronormatif sistem sadece LGBT’leri inkâr etmekle ve ezmekle kalmaz heterosekfobi, LGBT’lerin yok sayılmasını ya da LGBT’lere yönelik düşmanlığı tüm boyutlarıyla

ğil, insan cinselliği toplumsal, psikolojik, biyolojik pek çok parametrenin devreye

süelleri de “gerçek kadınlar ve erkekler” olmaya zorlar. Yani verili erkeklik ritüellerini

anlamlandırmak için yeterince açıklayıcı bir kavram değil. Meseleyi sadece psikolojik bir

girdiği karmaşık bir süreçler bütünü. Bu süreçler içerisinde şekillenen bir cinselliğe

yerine getirmeyen bir erkek, heteroseksüel de olsa onun erkekliği şüpheli hale gelir.

duruma indirgediği gibi bildiğimiz anlamda fobilerle de benzerlik göstermiyor. Mese-

sahibiz. LGBT hareketinin tarihine bakıldığında, hareketin

Sistem açısından bakınca, heteroseksüellik bu kadar merla karanlıkta kalma korkusu gibi bir korku değil bu.

ilk ortaya çıktığı 1960’ların kezde olmasa, bir “gerçek” ka- Fobi gerçekten psikolojik

sonunda; eşcinselliği “doğa- dın ve erkek tanımlamaya ya bir rahatsızlık; ama homoya aykırı” kabul eden hâkim da bunun üzerinde düşünmeye fobiden doğmuş bir nefret

söylem karşısında eşcinselli- gerek kalmayacak.

eylemini“hastalık” olarak

ğin de heteroseksüellik kadar

açıklamak, konuyu politik

doğal ve normal olduğuna dair Elbette. Çünkü bu iktidar bağlamından koparıp şiddeti

güçlü bir söylemsel stratejinin düzeneği, toplumsal cinsiyetin meşrulaştırıyor olsa gerek.

araçlarından aynı zamanda cinsel yönelim kavramı. Zira heteroseksüellikle “eş/eşit” olmaya dair bir vurgu.

her iki yanını, yani kadınlığı ve erkekliği, bunlara dair rolleri, performansları, kadın ve erkek bedenlerini yapılandırıyor. Mevcut olandan her türlü fark-

Kuşkusuz öyle. Homofobi dediğimizde sanki homofobik davranış gösteren kişinin bireysel bir özelliğiymiş gibi

Peki, yaşama karşı bu po- lılık ya da farklılaşma eğilimi bir algıya yol açıyor. Oysa toplitik duruştan yola çıkarak, o damgalamayı da beraberinde lumsal iktidar ilişkileri içinde

yaşamın pratiklerine gelelim. getiriyor. Hakikaten eşcinsel ortaya çıkan, belirlenen ve

Örneğin gündelik hayatta çe- olup olmadığınızdan bağımsız egemenlerce yönetilen bir

şitli alanlarda karşılaşılan hak olarak da damgalanabilirsiniz. düşmanlık var.

kayıpları neler?

Heteronormatif sistem, sizi bu Başa dönersek, muhak-

Hak kayıplarından ziyade hegemonik erkeklik değerleri- kak ki verili sistem içerisinde

acaba LGBT’ler mevcut hak- ne ya da verili kadınlığa uyma- LGBT’lere yönelik ayrımcılığın

lardan eşit şekilde yararlana- ya zorlar. Dolayısıyla ataerki farkında olmak, bu ayrımcılıkbiliyorlar mı yahut bu haklara ile iç içe geçmiştir. Devlet he- la mücadele etmek ve kurumerişebiliyorlar mı diye formüle teronormatiftir, ekonomi bü- ları bu yönde düzeltmeye çaetmek lazım zannımca. Biraz yük ölçüde heteronormatiftir, lışmak önemli. Ancak ayrımcıönce dediğim gibi heterosek- toplumsal hayatın bütün yüz- lık bir sonuç, bu ayrımcılığı ya-

ratan ve tüm yaşamı kaplayan çalışılmamış olması ayrıca sa da şu ayrıma değinmek ve

heteroseksist ideolojiyle mü- ironik.

bir nebze açmak gerek: Bir

cadele etmenin esas olduğunu akıllardan çıkarmamak gerekiyor. Bugün Batı’da- merkez kapitalist ülkelerde- LGBT’ler yurttaşlık hakları düzleminde önemli kazanımlar elde etmişlerdir; ama baktığınızda sistem hala heteroseksistir. Heteronormativite hala yerli yerinde. Türkiye’de ise ayrımcılık her alanda, her zeminde üretilmektedir. Bu ayrımcılık devlet tarafından, kurumlar tarafından, toplum tarafından sistematik bir

Sorun şurada; erkeklik aslında bir iktidar pozisyonunu işaret ediyor. Bu anlamda erkek eşcinselliği, “erk ve “erkeklik kaybı” eş tutulur. Eşcinsel erkek “efemine/efemineleşmiş” olandır. Dolayısıyla kadınsı sayılan işlerde çalışan işlerle iştigal eder. Kuaför, modacı, sanatçı olabilir. Tekstil ya da reklam sektöründe çalışabilir. Son yıllarda ana akım medyanın öne çıkardığı eşcinsel figürü

“eşcinsel kimliği” var, bir de “eşcinsel davranışlar ve pratikler” var. Eşcinsel pratikler çok daha yaygın, ancak pek dile getirilmeyen, mahrem alanda yaşanan edimler ve tecrübeler. Eşcinsel pratikleri yaşayanların çoğu bunu bir “kimlik” olarak tariflemiyor. Onu kimliğinin bir parçası haline getirmiyor. Eşcinsel benlik algısına sahip, kendini eşcinsel olarak tanımlayan insanların çoğu ise baskı ve ayrımcılığa uğrama korkusu,

biçimde üretilmeknormal olana bente ve organize edilzeme kaygısıyla

mektedir. LGBT’ler

kendini gizlemek

en iyi ihtimalle damzorunda kalıyor.

galanır, belirli alanlara ve mekânlara hapsedilir. Çalışma hayatında, imal edilmiş eşcinsel stereotipine, imajına uygun işlerde

Askere gidiyor, evleniyor, çocuk sahi-

bi oluyor. Yani açık

kimliğiyle, kendini

gizlemeden yaşayan eşcinseller

çalışabilirsiniz. Tabi

çok daha küçük

bu arada söz konusu

bir kesime tekabül

eşcinsel imajının/

ediyor.

stereotipinin erkek eşcinseller bağlamında imal edilmiş olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Zaten eşcinsel denilince akla ilk gelenler eşcinsel erkeklerdir, kadın eşcinselliği üzerine pek düşünülmez. Olsa olsa bir tür pornografik malzeme, fantezi unsuru haline getirilmiştir.

de bunu destekleyecek mahiyette: İyi tüketim alışkanlıkları olan, iyi bir gelire sahip her daim neşeli/eğlenceli ve zevkleri olan orta-orta üst sınıf insanlar. Hakiki durum böyle mi? Değil. Aslında bu da stereotipleştirme. Bir hekimin, mühendisin, avukatın, öğretmenin, sanayi işçisinin

Eşcinsel olduğunuzu açıklamanız, kendi hayatınızı nasıl yaşayacağınıza dair bir karardır. Size dayatılanın dışında bir hayat tasavvurunuz var ve adımlarınızı bu doğrultuda atıyorsunuz. Bu nesnel olarak politik bir karardır. Şöyle ki, “Ben şimdi politik bir karar vereceğim, eşcinsel olduğumu

Erkek-merkezli heterosek- eşcinsel olabileceği pek akıl- açıklayacağım” demezsiniz elsist sistemin içinde lezbiyenlik lara getirilmiyor. Her sınıftan, bette. Ama bunu açıklıyorsagaliba biraz “erkekliğe haka- her ideolojiden, kendilerini nız kendinizi belirleme hakkıret” gibi algılanıyor… Tabi ül- milliyetçi ya da muhafazakâr na sahip çıkıyorsunuz, eşcinsel

kemizde bu kadar önemsenen olarak adlandıran insanların olarak tanınmak, eş tutulmak

bir “erkeklik” kavramı üzerine olduğu gözlerden kaçırılıyor. ve saygı görmek istiyorsunuz

çok da fazla düşünülmemiş, Yeri gelmişken mutlak olma- demektir.

“Kişisel olan politiktir” nok- Kanunu’na göre “memuri- gerek- Transseksüellik ise kitasına geliyoruz.

yet sıfatı ile bağdaşmayan şinin cinsiyetiyle ilgili. Kişinin

Tabi. Bundan sonra nasıl yaşayacağım, nasıl var olacağım, nasıl görüneceğim... Arkadaş çevresinden dışlanabilir, ailenizle problemler yaşayabilir, işten atılabilirsiniz.

Daha küçüklükten itibaren bir çocuğun oynadığı oyuncaklar ve oyunlar cinsiyet temelinde biçimlendirilir. Bir çocuğun hemcinsleriyle oynamaması, belli oyuncaklara yönelmemesi, “değişik” davranması ailede endişe uyandırır. Okulda sorunlar yaşanır,

davranış”tan dolayı kamu görevinden çıkarılabilirsiniz. Yargıya başvurduğunuzda olumlu bir sonuç almanız nadiren karışılaşabilecek bir durum. “Nasıl olsa olumlu sonuç elde edemem” diye düşünür, “üstelik rezil olurum, herkes öğrenir, başka yerde iş bulamam.” korkusuyla yargıya başvuramazsınız. Bunları göze aldınız ve yargı yoluna gittiğiniz bu sefer de “Erkek adalet”imiz yüzünüze kapı gibi çarpabilir.

doğduğunda kendisine atanan cinsiyetin dışında/ötesinde bir ruha sahip. Yani doğduğunda erkek olarak tanımlanmış ama kendisini kadın olarak hissediyor ya da tersi doğduğunda kadın olarak tanımlanmış ama kendini erkek olarak hissediyor, öyle görüyor ve görünmek istiyor. Aynaya baktığınızda ne görmek istediğimizle ilgilidir transseksüalite. Bu anlamda bedenimizde kendimizi ait hissettiğimiz cinsiyete ait dönüşümler gerçekleştirmek isteyebiliriz. Dolayısıyla transöğretmenler ve idare devreye

ların kendilerini gizleyebilmegirer, o okuldan alınması isteleri çok mümkün değil.

nir ya da uzaklaştırılır. Son-

Bu “fark edilebilirlik” tranrasında psikolog, psikiyatr,

seksüeller açısından hayatı

bitmek tükenmek bilmez işkenceye dönüşen tedavi süpek çok boyutuyla zorlaştırıyor. Bunun hukuki boyutu var,

reçleri. “Bu çocuk anormal” ile

tıbbi boyutu var, psikolojik bobaşlayan bir süreç ve “tedavi”

yutu var.

olunamayacağı- hem neden

tedavi olmak zorunda olsun

Bir kere ilk başta eğitim

ki, yeniden heteronormatihayatının dışına atılınca topviteye dönüyoruz - gayet iyi

lum açısından saygın bulunan

bilinen bir durumun bir şeyin

avukatlık, mühendislik, hekimyıllarca tedavi edilmek istenlik, eczacılık gibi profesyonel

mesi… Diyelim ki bir biçimde

mesleklerden hiç birini yapabu süreçleri atlattınız kendimıyorsunuz. Aile, büyük ölçünizi gizlemeye başardınız(!)

de dışlayıp ötelediğinden ve

Üniversiteye geldiğinizde

Translar açısından durum formel emek piyasasında da iş

mesela kaldığınız yurtta problem yaşabilirsiniz, o yurttan ayrılmak zorunda kalabilirsiniz. Alın size barınma sorunu. Üniversiteyi bitirdiniz, çalışma hayatına atıldınız. İşyerinde kimliğinizin açığa çıkması, mobbinge uğramanız, işinizi kaybetmenizi de beraberinde getirecektir büyük bir olasılıkla. Kamuda çalışıyorsanız, 657 sayılı Devlet Memurları

ise çok daha vahim. Çünkü eşcinsellik sizin cinsiyetinizle alakalı değil. Cinsel yöneliminizi bir biçimde saklamanız, “normal” addedilen davranış kalıplarına uygun davranarak normal (!?) görünebilirsiniz. – Tabi kendini saklamak/gizlemek zorunda hissetme halinin de ayrı bir şiddet olduğunu vurgulamak

bulamadığınızdan hiçbir sosyal güvenceniz yok. Bu durumda ne yapacaksınız? Yaptığınız şey -kimilerinin fuhuş dediğiseks işçiliği. Adına ne denirse densin mahiyeti değişmiyor, siz bu işi yapmak zorunda kalan bir kesim oluyorsunuz. İşin garibi, bunu yaptığınız için de ayrıca suçlanıyorsunuz.

Toplum, aslında insanları bu noktaya kendi getiriyor;

ama uyguladığı şiddeti de bu ardı edildi: Korkunç boyutlara trans ölümü -fiili bir cinayet

noktadan meşru kılabiliyor: oluşan taciz, işkence ve para olsa da olmasa da- sistemin

Sistemin ikiyüzlülüğüne açık cezaları; zorla saçların kesil- bir sonucudur.

bir kanıt.

Aslında bu çok büyük bir “yapısal şiddet”tir. Kişinin kendisi olmasını engelleyen, bir yandan da “sen busun” diyerek onu işaretleyen, bunu kafasına vura vura hatırlatan bir sistem. Sizi belli bir mesleğe hapsettiği gibi belli alanlara, belli mekânlara ve

mesi, dayak, günlerce nezaret… Türkiye’de muhalif kesimlere yönelik işkencelerden hep bahsedilir fakat translara yönelik işkencelerden yeni yeni konuşuyoruz. Hele bir de yakın zamanlara kadar bir trans öldürüldüğünde gazetelerin bu cinayeti haber yapma şekillerini düşünün...

Transların, cinsiyet “geçiş” operasyonundan sonra -cinsiyet “değiştirme” operasyonu denmesi yanlış, zira cinsiyetini değiştirmiyor, bedeninde tıbbi müdahale ile kendini ait hissettiği cinsiyete ait bir geçiş yapıyor- formel istihdam alanlarında iş buldukları, bir biçimde kamusal alanda yer

belli zaman dilimlerine de Bir transeksüel öldüğünde, aldıkları tekil örnekler var. hapsediyor. LGBT Hareketi’nin cenaze töreni bile aslında seç- Ancak çoğu geçmişine sünyıllardır dillendirdiği “gece- tiği hayata uygun yapılmıyor ger çekmek zorunda kalıyor.

lere ve gettolara hapsolma” değil mi? Bu bile aslında başlı Zaten geçiş süreci psikolojik,

meselesi.

başına bir mesele: Ölürken bile tıbbi ve hukuksal açıdan san-

Hiç dikkatimi çekmemişti; eşit değilsiniz. Hayatta da ay- cılı bir süreç. Medeni Kanun’a

ama gerçekten de gündüz çok rımcılık, ölümde de ayrımcılık. göre cinsiyet geçiş operasyonadir karşılaşıyoruz transek-

Güzel söyledin. Geçenlerde nu olabilmeniz için üreme yesüellerle.

çok sevdiğim bir trans arka- teneğinizden yoksun olduğu-

Sokaktan gündüz vakti öyle daşım- Ayda- öldü. İlk bakış- nuzu ispat etmeniz gerekiyor.

kolay geçemezsiniz, parmak- ta hastalık nedeniyle ölüm, Aslında sistem üreme yela gösterilirsiniz. Laf atılır, nefret cinayeti kurbanı değil. teneği olmayan, yani halk

hakaret edilir, dalga geçilir. Fakat bu normal bir ölüm arasında kısır olarak adlandı-

Dolayısıyla gecelere hapso- sayılabilir mi? Sistemin yapı- rılan heteroseksüel bireylere

lursunuz. Gecelerde de yap- sal şiddeti, belli bir hayata

böyle bir “ispat” yükümlütığınız şey bellidir, seks işçiliği. “mahkûm” edilmek

lüğü getirmiyor. Çifte

Tabi burada trans kadınlardan trans ölümlerini

standart!

bahsediyorum. Size doğduğunuzda atanan, penisinize bakıp yapılan “bu erkektir” belirlemesine itiraz ettiğiniz andan itibaren kamusal alanın dışına atılıyorsunuz. Öldürüldüğünüzde ciddi anlamda ceza indirimleri uygulanıyor. Sanık diyor ki “Kadın sandım, dönme

zamana yayılan bir intihara dönüştürüyor.

Bu tür intiharlara aslında düpedüz cinayet diyebiliriz.

Evet. Dolayısıyla kimlik alma, isim değiştirme, cinsiyet geçiş operasyonları oldukça problemli süreçler.

çıktı.” ve yargı nezdinde bu bir Tabi, transların

Sağlık, eğitim,

“ağır tahrik indirimi” sayılıyor. ölümlerinden sistem

sosyal hizmetler, barın-

Yani adalet sistemi öldürmeyi sorumludur, ölüm sebebi her ma, istihdam, medya bu başteşvik ediyor. Polis şiddeti za- ne olursa olsun. Çünkü trans- lıkların her biri LGBT’ler açıten malum, Türkiye’de bundan ların anormal/ucube olarak sından katmanlı problemlere

nasibini almayan zaten yoktur. kodlanarak kamusal alanını işaret ediyor. Barınma açı-

Ancak transseksüellere yöne- dışına atıldığı, hayatın kıyıla- sından ele alalım: Bir transın

lik polis şiddeti uzun süre göz rına itildiği bu dünyada, her şimdilerde moda olan terimle

yaşadığı “mahalle baskısı”nı biçimde şiddet uyguladığını, var sanırım. Üniversite dışıngöz önüne getirin. Bir transın aşağılandığınızı size küfredil- da demokratik kitle örgütleri

herhangi bir eve heteroseksü- diğini, dövüldüğünüzü, yara- ve sivil toplum kuruluşları var

el bir bireyden daha yüksek landığınızı gözlerinizin önüne LGBT konusuna duyarlı olan.

miktarda, fahiş kira ödemek getirin.. Dolayısıyla bir trans CETAD (Cinsel Eğitim, Tedavi

zorunda kaldığını düşünün. bireysel şiddete başvuruyorsa, ve Araştırma Derneği), TPD

Ya da kentsel/rantsal dö- başvurmak zorunda bırakılı- (Türk Psikologlar Derneği),

nüşüm nedeniyle transların yorsa, bu aslında baskıcı bir TTB (Türk Tabipleri Birliği),

linç kampanyalarıyla yaşam toplumsal sistemin kendisine ATO (Ankara Tabip Odası) ve

alanlarından sürülmelerini karşı uyguladığı, kendini gayr-ı SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet

hatırınıza getirin. Marmara insani derecesine indiren şid- Emekçileri Sendikası) gibi ya-

Depremi’nde o bölgenin terk dete karşısında gösterdiği di- pılar LGBT başlığında çalışmaedilmesinden sonra transların rençtir. Ezilenlerin şiddetidir. lar yürütüyor. Ancak sağlık öryerleştiği ama şimdi kentsel

Aslında ağır tahrik indiri- gütlerinin bu mecraya girişi

dönüşüm sebebiyle yeniden minin tam burada söz konusu oldukça yeni sayılabilir. Sağlık

değerlenen İstanbul’daki Avcı- olması gerekiyor.

çalışanlarının LGBT’lere dular Meis Sitesi bunun en yakın

yarlı sağlık hizmeti vermeyi

zamanlardaki örneklerinden

Bence de. Şiddete uğruyor- geçtim, LGBT konusunda bir

biridir. Translar orada 12-13 yıldır oturuyordu, ne oldu da birden istenmeyen insan oldular? Sadece “ahlaki” kaygılar mı? Böyle düşünmek saflık olur. Orada bir rant meselesunuz, hastaneye gidiyorsunuz ama karşınıza homofobik/ transfobik yahut öyle olmasa bile farkındalığı ve donanımı yetersiz sağlık çalışanları çıkıyor.

farkındalığı bile yok maalesef. Örneğin bakıyorsunuz cinsiyet geçiş operasyonu olmamış bir trans kadın. Henüz mavi kimliği var. Sağlık çalışanı herkesin içerisinde kimlikteki ismiyle

si olduğunu görmek gerekir. Bütün hastaları heterosek- çağırıyor, oysa o kişi kimlikteki

Daha önce Tarlabaşı’nda ve süel varsayan bir tıp eğitimin- ismi kullanmıyor ki. Siz ona

Ülker Sokak’ta da aynı şeyler den bahsediyoruz.

kimlikteki ismiyle seslendiğiyaşanmıştı. “Translar yüzünden çocuklarımız, karılarımız, kızlarımız sokağa çıkamıyor; translar şiddet uyguluyor,

Kesinlikle. Tıp fakültelerinde eşcinsellikten, transseksüellikten, egemen olandan farklı cinselliklerden ya hiç

nizde çağırdığınızda onu ifşa etmiş ve bir kere daha işaretlemiş oluyorsunuz. Aslında bu yaptığınız bir ayrımcılık.

vuruyor, kırıyor...” söylemiy- bahsedilmez ya da üzerinde Aslında cinsel kimliği,

le meşrulaştırılan bir nefret fazlaca durulmadan geçiştiri- yönelimi sistemin “normal”

karşımızdaki. Bir an için trans- lir. Eşcinselliği, transseksüel- tanımına uyan, LGBT farların şiddete başvurduğunu liği hastalık olarak anlatanları kındalığı/bilgisi/deneyimi

kabul edelim, eskiden ana anmıyorum bile.

olmayan insanlar da bu gibi

akım medyada çok daha sık

karşılaşmalarda ne yapacakkullanılırdı: “Travestiler yine dehşet saçtı”.

“Yine”

Evet “yine”… Peki, o aşamaya gelene kadar bu insan-

Bildiğim kadarıyla Çapa Tıp Fakültesi’nde transseksüellerle ilgili çalışma yapan bir bölüm var. Bunun dışında Türkiye’de böyle bir hizmet veren başka kurum var mı?

larını şaşırıyorlar. Sosyal anlamda bu zor bir an aslında. Sistem LGBT’leri belli zaman ve mekânlara hapsederken, “normal” dediği bireyleri de onlardan izole ederek hapselar ne yaşadı? Evinizin sürekli Hepsini bilmiyorum ama diyor. Tabi bu “normal”lerin

taşlandığını, camlarınızın indi- Ankara Üniversitesi ve Hacet- mahkûmiyet alanı kıyaslanarildiğini, kapınızın kırıldığını, tepe Üniversitesi tıp fakültele- mayacak kadar geniş, ama o

sokakta müşterinin, mahalle- rinde de LGBT’ler konusunda “öteki” alana geçememek de

linin, polisin size sürekli bir çalışmalar yürüten birimler bir tür hapis.

K a t ı l ı y o r u m . S i s t e m düşünebiliriz. Örneğin “Kız/ Aslında LGBT olarak admuğlâklığı istemiyor; herkesi erkek arkadaşın var mı?” ye- landırılan küme niye senden

“anlaşılabilir” kılmak istiyor. rine “Sevgilin/partnerin var bütünüyle “farklı varlıklar” ol-

Zira anlaşılabilir kategorileri mı?” gibi daha cinsiyetsiz sun ki? Diğer yandan LGBT’ler

ne kadar güçlendirirse, sınır- sorular yöneltebiliriz. İkincisi tamamen homojen bir kitları ne kadar keskin, belirgin ise karşımızdakinin hakikaten le mi? Heteroseksüeller ne

ve kalın hale getirirse yönet- kendisini ne olarak tarif ettiği, kadar heterojense, çeşitlilik

mek de o derece kolay hale tanımladığı, anlamlandırdığı gösteriyorsa LGBT’ler de öyle

gelecek. Birilerini dışarıda ve kendisine ne şekilde ses- çeşitliliğe sahip. LGBT dediğibırakarak, baskılayarak, yok lenilmesini istediği. Erkek, miz küme sınıfsal konumları,

sayarak, hiçleştirerek; diğer- kadın yahut cinsiyetsiz olarak etnik-dinsel aidiyetleri, kültülerini de sürekli normalize et- çağrılmak. En azından bunla- rel ve ekonomik sermayeleri,

meye çalışarak varlığını ida- rı konuşabilirsek yol alabiliriz. statüleri, politik tercihleriyle

me ettiriyor. Ama şu da var, LGBT’lerle ilgili şakalar tabiri birbirinden oldukça farklılık

insanlar her şeye rağmen o caizse “geyikler” yapmaktan gösteren insanları kastedi-

“tekinsiz” denen ara, muğlâk, vazgeçebiliriz. Bunları yaptığı- yor. Dolayısıyla bir eşcinsel

müphem alanlara girebiliyor. mızda LGBT’lerin kendini sak- yahut transseksüel prototipi

Bir iletişim çabası var aslında ortada. Biraz rölantide, risk almadan. Ciddi bir tedirginlik noktası orası, çünkü bazen kalakalıyorsun.

O noktada muhatabına

lamak zorunda kalacaklarının bilincine sahip olmak gerek. Bunlar yapılmasa dahi kişi açılmak istemeyebilir, ama bu davranışlar tekrarlandığı, katmerlenerek devam ettiği müddetçe eşcinsellerin kenüzerinden söz üretmek gerçekliği bütünüyle kavramamızı önler. Bir bölüm insan için eşcinsellik sadece bir edimden/pratikten ibarettir. Adını bile koymadan eşcinsel pratikleri yaşar/tecrübe eder.

bunu sormakta fayda var. dini güvende hissetmesi ve Başka bir gurup insan içinse

Örneğin kendisine nasıl hitap açılması mümkün değil.

eşcinsel, biseksüel yahut trans

edilmesini ya da nasıl davranılmasını istiyor?

Birçok insan işin teorik ya da politik yanından çok pratik

olmak bir kimliği ifade eder, bu kimliklerin- başka toplumsal kimlikler de olduğu

Bunu sormak kolay olmu- yanını bilmek istiyor aslında. gibi- yarattığı bir alt kültür,

yor her zaman. Çünkü karşı- Şiddet, cinayetler, bunların bir habitat ve bir “habitus”

nızdaki henüz size açılmış biri hepsi çok büyük meseleler. An- vardır. Bu alt-kültür, habitat

değil. Kendi istediği zaman cak belki de sistem tarafından içerisinde kendisini inşa eder

açılmasını beklerken bu te- üretilmiş bu nefreti aşmanın ve buna uygun bir habitus gereddüt büyüyor. Şu an aslın- yolu bu sosyal iletişimin güç- liştirir. Bu bağlamda LGBT’leri

da kişisel deneyimlerimden de lenmesi.

homojen bir kitle olarak göryola çıkarak çok bencilce bir soru sorduğumun farkındayım ama…

Bunun bir reçetesi yok, ancak şu adımları atmak yürüdüğümüz yolda mesafe katetmemizi sağlayacaktır: Birincisi insanları heteroseksüel varsaymaktan vazgeçmek. Hayatın her alanında böyle

İnsanlara temas etmek, yargılamadan dokunmak ve birlikte yaşamayı deneyimlemektir mesele. Diğer türlü davranmak dışarıdan bakmaktır. “LGBT’ler ayrımcılığa uğramasınlar.”, “Saygı duyuyorum, onlar da insan.”, “Benim de eşcinsel arkadaşlarım var.” söylemlerinden

mekten vazgeçmek, LGBT meselesini kesişimsel bir alanda anlamaya çalışmak zaruri. Mesela “Eşcinseller çok neşeli, çok duyarlı insanlar” sözleri ilk anda kulağa hoş gelebilir ama bir yaftadır neticede. Zira eşcinselleri aynı paketin içine sokup etiketlemek de, çeşitliliği reddetmektedir.

dayatıldığı için zor, ama var- öteye gidemeyen, hakiki ve Aslında insanın insan kimsaymayabiliriz. Bunun üzerine eşit ilişki kuramayan bir dil. liğini, cinsel yönelimine ya da

cinsiyet kimliğine hapsetmek bir bakıma… Oysa bir insanı tanımlayan tek şey cinsel yaşamı, yönelimi olamaz.

- Tabi. Bütünüyle heteroseksüelden ayrı bir varlık tanımlıyorsunuz ki bu da heteroseksist ideolojinin tezahürüdür. Muhakkak ki LGBT’ler benlik algıları, ait hissettikleri kimliğe özgü ritüeller, performanslar, devindikleri alanlar ve ezilme/dışlanma pratikleri açısından heteroseksüellerden farklılık gösteren bir ortaklığa sahipler. Ancak bunlar insani varoluşu itibariyle eşcinseli heteroseksüelden bütünüyle ayırmayı, ayrı bir insan türü olarak kodlamayı ve ona göre muamele etmeyi gerektirmiyor. Tikellikleri, öznellikleri de gören bir perspektif yararlı olacaktır.

Öyleyse okurlarımızı bir süre için bu düşünceyle baş başa bırakalım ve söyleşimize bir sonraki sayımızda devam edelim. Daha önümüzde militarizm, LGBT örgütlenmesi, Onur Haftası, Gezi Direnişi, seçimler gibi pek çok konu var. Bir mola vermek yerinde olacaktır.

(Söyleşimizin devamı bir sonraki sayımızda yayımlanacaktır.)

Remzi Altunpolat

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Politikası Yüksek Lisans Programı’nda ders aşamasını tamamladı. Gazi Üniversitesi’nde araştırma Görevlisi olarak çalıştı. Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi yönetiminde ve Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu’nda görev aldı. Şu anda Türk Eczacıları Birliği’nde araştırma uzmanı olarak çalışıyor.

Pembe Hayat, Kaos GL ve Uluslararası Af Örgütü’nde gönüllü olarak çalıştı. Geçtiğimiz yıldan bu yana Kaos GL Genel Sekreterliği görevini yürütüyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurucu üyesi ve Parti Meclisi üyesi.

Konuşmacı olarak pek çok panel, konferans, sempozyum, söyleşi ve eğitime katıldı, çeşitli yayın organlarında yazıları yayımlandı. Kaos GL, Kaos Q+, Praksis, Yaşayan Marksizm, Eleştirel Pedagoji dergilerinin yayın kurulu üyesi.

Toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsel kimlikler, feminizm, erkeklik, LGBT çalışmaları, Queer teori, eğitim ve sağlık politikaları, sendikal hareketler, insan hakları, sosyal ve siyasal teori başlıca ilgi alanları arasında yer alıyor