EMO Kadın Bülteni · Sayı 3 · Nisan 2015

Kadın Hareketinin Süreçleri, Talepleri ve Kazanımları

Hale Kolay

Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme

Yıl
2015
Sayfa
7
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • feminizm
  • kadın hareketi
  • Osmanlı Kadın Hareketi
  • Türk Kadınlar Birliği
  • sufrajetler
  • Simone de Beauvoir

Özet

Yazı, dünyada ve Osmanlı/Türkiye'de kadın hareketinin tarihsel gelişimini, feminizmin birinci dalgasını, kadın dernekleri ve kazanımlarını tarihsel bir çerçevede ele almaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

KADIN HAREKETİNİN SÜREÇLERİ, TALEPLERİ VE KAZANIMLARI

Hale Kolay [email protected]

İnsanlık tarihi, milyonlarca mesine yol açan toplumsal rulanması) adlı kitabı feminist

yıl öncesine dayanır. Ancak bu kurumsallaşmaların temeli düşünce için özel öneme sadönemlerle ilgili bilgilerimiz atılır.2 Tek tanrılı dinler ve fel- hiptir. Kitap, kadınların insan

oldukça sınırlıdır. Geçmişteki sefi düşünce akımları, kadın haklarına vurgu yapmaktadır.

insan yaşamlarıyla ilgili gü- ve erkek arasındaki farka vur- Wollstonecraft, kadınlara yüknümüze ulaşan bilgiler M.Ö. gu yaparak, insanlığın erkek lenen ev içi görevlerin, iddia

10000 yıl öncesine dayanmak- cinsinde temsil edilmesine ze- edildiği gibi, onların doğasının

tadır. Birinci Neolitik Dönem min hazırlar. Kültürel, siyasal, gereği olamayacağını öne süolarak adlandırılan bu dö- dinsel ve toplumsal kurumlar, rer. Ayrıca başta eğitim hakkı

nemde, avcılık ve toplayıcılı- ataerkil sisteme uygun biçim- olmak üzere erkeklerin sahip

ğın yanı sıra çapa ile yapılan de inşa edilir. Kadınlar ev içi olduğu haklardan kadınların

tarıma geçilmiştir. Araştırma- alanlarda; yaşlı, çocuk bakımı, da yararlanması gerektiğini

cılar bu döneme ait toplumları temizlik, yemek pişirme gibi dile getirir.3 Kitabın en önem-

“dağınık” ve “barışçıl” olarak nitelendirmektedir.1 Kadınlar ve erkekler yaşama eşit olarak katılmaktadır. Cinsiyetler arasında üstünlük veya hakimiyet

ev işlerine yönlendirilirken, erkekler toplumsal kurumlarda; eğitim, siyaset, hukuk, din, sağlık, kültür, sanat alanlarında etkin olmaktadır.

li işlevi, eşit haklar ve temel özgürlüklere dikkat çekmesi; böylece feminist mücadele için öncü rol üstlenmesidir.4 Kadınlar, erkeklerle eşit ve özgözlenmez.

M.Ö. 6000-3000 yılları arası Orta Neolitik Dönem olarak adlandırılır. Bu dönemde yerleşik düzene geçilmeye başlanmıştır. Teknik anlamda gelişmeler artar. Tarlalarda saban ile yapılan tarıma geçilir. Özel mülkiyet gelişmeye başlar. Bu dönemden itibaren kadınların ikincil konuma geç-

1 Michel, Andree. Feminizm. Çev. Şirin Tekeli. İstanbul: İletişim Yayınları. s: 11- 16.

Aydınlanma Dönemi sonrasında, kadınlar eşitsizliklere ve toplumsal rollerine karşı itirazlarda bulunmaya başlarlar. Özellikle Fransız Devrimi ile insan haklarına yapılan vurgu, kadınların da seslerini duyurma girişimlerini tetikler. Mary Wollstonecraft’ın 1792’de yayımladığı A Vindication of the Rights of Woman (Kadın Haklarının Doğ-

2 A.g.e. s: 17-23.

gür olarak dünyaya geldiklerini, ancak yaşamlarının, eşit koşullarda devam etmediğini fark ettiklerinde, hak ve özgürlük taleplerini dile getirmeye başlamışlardır.

19. Yüzyıl’ın başlarından itibaren siyasal, ekonomik, sosyal ve düşünsel alanlarda değişim yaşanması, toplum-

3 A.g.e. s: 45- 46.

4 Arat, Necla. Feminizmin ABC’si. İstanbul: Simavi Yayınları, 1991. s: 16.

ların gelişme ve özgürleşme veren kadınlara “sufrajetler” taleplerini basın yoluyla dudüzeyini arttırmıştır. Eşitlik ve denmektedir. Türlü toplumsal yurmaya çalışmışlardır. Çakır,

özgürlük idealleri, toplumsal ve hukuksal baskılarla karşı- Osmanlı Kadın Hareketi adlı

yaşama uygulanmaya baş- laşan bu feminist aktivistler kitabında kadınlara ait dergi

lanmıştır. Evrensel gelişme- sayesinde 20. Yüzyıl’da tüm ve gazetelerle ilgili ayrıntılı

lerin yaşandığı bu dönemde; kadınlar seçme ve seçilme bilgilere yer verir.7 Kadınlar

kadınlar, benimsenen eşitlik hakkına kavuşmuştur.

çok çeşitli konularda talep ve

ve özgürlük ideallerinin kendi

Birinci Dünya Savaşı’nın şikayetlerini dile getirmişleryaşamlarına uygulanmadığını görmüşlerdir. Ayrıca bu durumun biyolojik cinsiyetlerinin değil, cinsiyetçi toplumsal örgütlenmelerin sonucu olduğunu fark ederek, eşitlik mücadelesine girişmişlerdir. Yaşanan tarihsel dönüşümler ve Sanayi Devrimi, kadınların özel alanla sınırlandırılmasını pekiştirmiştir. Kamusal alanda etkin özneler olan erkekler akıl ve kültür ile kadınlar ise akıl-dışılık ve doğa ile özdeşbaşlamasıyla, erkeklerin savaşa katılmaları nedeniyle, kadınlar evlerinden çıkarılıp fabrikalarda çalıştırılmaya başlanmıştır. Ancak kadınlara ödenen ücretler aynı iş için erkeklere ödenenden daha azdı. Sürdürülen mücadeleler sonrasında feministler, 1918’de Versailles Antlaşması ve Milletler Cemiyeti’ne “eşit işe eşit ücret” ilkesini koydurmayı başarmışlardır.6 Ancak

dir. Örneğin; erkeklerle aynı ücreti ödemelerine karşın vapurlarda kadınlara kötü yerlerin ayrılması, çok kadınla evlilik, eğitim hakkı, toplumunun gelişiminden pay alamamak.

Bu yayınlarda, kadınları bilgilendirmeye yönelik, evlilik ilişkileri, çocuk bakımı ve sağlık konularına yer verilmiştir. Ayrıca edebiyat, siyaset, sanat, ahlak ve tarih alanlarında kadınların kaleme aldığı

leştirilmektedir. Aile kurumu savaş sonrası erkeklerin işle- yazılar yayımlanmıştır. Kadın-

içinde kadın ve çocuklar, erkek rine dönmesiyle kadınlar iş- ların, hem kültür düzeylerini tarafından himaye edilmekte ten çıkarıldılar. Kadınlardan yükseltmeyi, hem de ülke içi

ve namusları güvence altına evlerine dönmeleri, istihdam ve dışında yaşananlardan haalınmaktadır.

olanaklarını erkeklere bırak- berdar edilmelerini amaçlamaları istendi. Ev kadınlığı ve mışlardır.

Kadınların eşit haklar ve özgürlükler için başlattıkları mücadele, 19. Yüzyıl’ın ortalarında “feminizm” adını alır. Hooks, feminizmi “cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürü ve baskıyı sona erdirmeyi amaçlayan bir hareket” olarak tanımlar.5 Feminizmin tarihsel süreci üç döneme ayrılmaktadır. 19. Yüzyıl sonu, 20. Yüzyıl başlarını kapsayan dönem feminizmin birinci dalgası olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemdeki temel mücadele alanı, kadınlara oy kullanma, eğitim ve mülkiyet haklarının tanınmasıdır. Amerika ve Avrupa’da kadınlar için oy hakkı mücadelesi

5  Hooks, Bell. Feminizm Herkes İçindir. Çev.

annelik yüceltilerek kadınlar kamusal alandan dışlanmaya çalışıldı.

Batı’daki kadın hareketine koşut olarak ülkemizde de kadınlar, Tanzimat Dönemi’nde, bulundukları toplumsal yaşam koşullarına itirazlarda bulunmaya başlamışlardır. Modernleşmeye yönelik yapısal değişimler, II. Meşrutiyet Dönemi’nde başlamıştır. Bu değişimler, kadınların ev içinde anne ve eş olarak sınırlandırılmış yaşamlarını sorgulamaya başlamalarına neden olmuştur. Kendilerine yönelik eşitsiz toplumsal koşullara karşı hak ve özgürlük

İlk kadın romancılarımızdan Fatma Aliye Hanım, kadınların gelişiminin erkekler tarafından engellenmesini evrensel bir sorun olarak görür. Avrupa ve Amerika’daki erkeklerin de Osmanlı erkekleri gibi, bilim ve sanat kapılarını kadınlara kapadığını ifade eder. Fatma Aliye Hanım’ın bir diğer önemli tespiti ise kadınların kendi tarihlerini bilmediklerini dile getirmesidir. 1892 yılında yayımladığı Ünlü İslam Kadınları adlı kitabı için araştırmalar yaparken, kendisi de geçmiş kuşaktan kadınlara ilişkin bilgilere ulaşmada sorunlar yaşamıştır. Batı’daki

E.Aydın, B.Kurt, Ş.Özgün, A.Yıldırım. İstanbul: 6  http://www.anarkismo.net/article/4070

7 Çakır, Serpil. Osmanlı Kadın Hareketi. İstan-

Çitlembik Yayınları, 2002. s: 1.

06.11.2009.

bul: Metis Yayınları, 1996 2.basım

meslektaşlarından çok daha lek Hanım tarafından ku- Dernek, Kadınlar Dünyası adlı

önce kadınların kendi tarihle- rulan “Ma’mûlât-ı Dahiliye yayın organıyla, kendi etkinlikrini araştırmalarının önemine İstihlâkı Kadınlar Cemiyet-i lerini kamuoyuna duyurmuşdikkat çekmiştir.8

Hayriyyesi”dir. Derneğin tur. Ayrıca, “bilinçlendirme

Osmanlı kadınları, bir taraftan duygu ve düşüncelerini yayımladıkları gazete ve dergiler aracılığıyla duyururken, öte yandan kurdukları derneklerle örgütlü biçimde eyleme geçmeye başlamışlardır. Kadınlar, yardım, eğitim, kültür amaçlı derneklerin yanı sıra ülke sorunlarına çözüm arayan ve siyasal partilere bağlı derneklerde de görev almışlardır. Yardım dernekleri, örgütlü kadın hareketinin ilk aşamasını oluşturur. Kadınlar çeşitli etkinliklerin sonucunda topladıkları para ve eşyayı yoksul kadın ve çocuklara ulaştırmışlardır. Eğitim amaçlı kurulan dernekler, her yaştan kadınların eğitim alabilmesini hedeflemiştir. Bu amaçla

amacı, Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlılığını azaltmak için, yerli malı ürünlerin kullanımını teşvik etmektir. Bu amaçla dernek, sadece yerli malzemelerin kullanıldığı bir terzihane açmıştır. Burada, hem tümüyle yerli ürünler imal edilmiş, hem de yoksul kadınlara iş verilerek kalkınmalarına destek olunmuştur. Düzenlendikleri sergiler ve Siyanet adlı dergileriyle yerli ürünlerin tanıtımını yapıp, kullanımını özendirmeye çalışmışlardır. Dergide dönemin toplumsal yaşamı, kadınlara yönelik eğitim, çalışma ve edebiyat konularına da yer verilmiştir. Dernek, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, İstanbul’un çeşitli semtlerindeki terzihanelerinde asker çamaşırları

ve yol gösterme işlevleriyle Osmanlı kadınına yeni bir rol kazandırmaya çalıştığı gibi, kadınların harekete geçmesini de sağlamıştı.12 ”Kadınların toplumsallaşmasının önünde engel olarak gördükleri gelenekler; eşitsizlikler, hukuksal ve eğitim hakları yoksunluğuna karşı mücadele vermeye girişmişlerdir. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında evlerinden çıkıp ülke menfaatleri için çalışmaya başlayan kadınlar, siyasetle de ilgilenmeye başlamıştır. Feminist hareketin birinci dalgası olarak adlandırılan bu dönemde, Batılı ve Osmanlı kadınlarının birbirine benzer mücadele pratikleri olduğu görülmektedir.

okullar açmış ve yoksul kız dikme işini de üstlenmiştir.10

Siyasi anlamda kurulan

öğrencilerin gereksinimleilk örgüt, 1923 Haziran’ında

rini karşılamaya çalışmıştır.

Siyasi partilerin kadın der- Nezihe Muhiddin başkanlı-

Kadınların mesleki eğitim al- nekleri de kendi ideolojileri ğında kurulan “Kadınlar Halk

ması ve iş yaşamına girmeleri hedeflenmiştir. Kültürel açıdan kadınların gelişimini sağlamaya yönelik dernekler

doğrultusunda konferanslar vermişler ve kadınlar partinin faaliyetlerinde görev almışlardır.11

Fırkası”dır. Adında “fırka” sözcüğü geçse de, örgütün ilk hedefi siyasi değil; ülke genelinde kadınların geri kalde etkindir. Kütüphane, müze, Osmanlı kadınları tara- mışlığının eğitimle üstesinden

atölye ve laboratuvarlar ku- fından kurulan tek feminist gelinerek, kadınların toplumrarak kadınları eğitmeyi, bu dernek “Osmanlı Müdâfaa-i sal yaşama dahil olmaları ve

yolla toplumsal konumlarını Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti”dir ülke kalkınmasında etkin rol

iyileştirmeyi amaç edinmiş- (Osmanlı Kadınının Hukukunu almalarını sağlamaktır. Uzak

lerdir. Müzik, resim, edebiyat, İngilizce öğrenimi ve bilimsel araştırmalar teşvik edilmiştir.9

Savunma Derneği). Mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm Osmanlı kadınlarını asil üye, yabancı kadınları ise yardımcı

hedefleri içinde siyasi haklar da mevcuttur. Ancak parti kurma istekleri onaylanmaz. Ankara’da “Halk Fırkası” kuru-

Ülke sorunlarına çözüm üye olarak kabul eden dernek, luş aşamasında olduğundan, bulmak için kurulan der- 28 Mayıs 1913’te kurulmuştur. başında “kadınlar” sözcüğü

neklerden en önemlisi, Me-

8 A.g.e. s: 23- 29.

10  Çakır, Serpil. Osmanlı Kadın Hareketi. İstanbul: Metis Yayınları, 1996 2.basım. s: 54- 55.

olsa da benzer adla parti kurulması uygun görülmemiştir.

9  A.g.e. s: 43- 54.

11  A.g.e. s: 55- 56.

12  A.g.e. s: 57.

Parti kurma istekleri redde- yasalarla sağlanmış eşit ko- Kadınların erkeklere tabi oldilen kadınlara cemiyet kur- şullara karşın, erkeklerden duğu ve ikincilleştirildiği ev

maları önerilir.13 Nezihe Mu- farklı yaşamsal pratiklere içi alan ve aile kurumunun

hiddin başkanlığında 7 Şubat sahiptir. Kadınlar, uymaları da ataerkil cinsiyetçi sömü-

1924’te “Türk Kadınlar Birliği” beklenen toplumsal normların rüyü üreten alanlar olduğu

kurulur:

biyolojik cinsiyetlerinin değil, dile getirilir. Carol Hanish’in

“Türk Kadınlar Birliği 1935 yılında Cumhuriyet’in ilk uluslararası Dünya Kadınlar Birliği toplantısına da ev sahipliği yapmıştır. 1935 yılında yapılan 5. Dönem Milletvekili

ataerkil sistemin ürünü olduğunu fark ederler. Bu durum, Simone de Beauvoir’ın “Kadın doğulmaz, kadın olunur” sözüyle sloganlaşır. Simone de Beauvoir “İkinci Cins” adlı ki-

“Kişisel olan politiktir” sözü, feminist hareketin en önemli sloganlarından biridir.15

Kadınlar, bedenlerinin erkek denetiminden çıkmasını talep etmişlerdir. Batı’da,

Seçimleri’nde, Meclis’e 18 ka- tabında, kadınlık durumlarının cinsellikle doğurganlığın birdın milletvekili girmiş ve Türk psikolojik, sosyolojik ve fel- birinden ayrılması için doğum

Kadınlar Birliği de, amaçlarını sefi temellerini incelemiştir. kontrolünün yaygınlaştırılmagerçekleştirdikleri düşünce- Yazar, çok sayıda örneğe yer sı talebi gündeme getirilmişsiyle, Dernek için fesih kararı vererek kitabının okuyucular tir. Tam olarak güvenli bir

almışlardır.”14

tarafından anlaşılır olmasını doğum kontrol sistem, henüz

1949’da tekrar açılan dernek günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

sağlamış, bu yönüyle feminist literatürün temel eserlerinyaratılamadığı için, kürtaj hakkının tanınması, kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olması istenmiştir. Kür-

Türkiye’de 5 Aralık

taj hakkı, İngiltere’de 1967,

1934’te Anayasa’da yapılan değişiklik ile kadınlara seçme

ABD’de 1973, Fransa’da 1975, İtalya’da 1978 yılında

ve seçilme hakkı verilmiştir.

tanınmıştır.

Birçok Batılı ülkede de bu

hak, Birinci Dünya Savaşı sonrası süreçte tanınmıştır.

1960 sonrası dönemde de, kadınlar seslerini duyu-

En temel mücadele alanı olan siyasal haklar elde edilmiş;

den biri konumuna gelmiştir.

rabilmek için örgütler kurmuşlardır. Bunlardan biri de,

kadın hareketi bu kazanım

Kadınlara eğitim alma, ABD’de 1966 yılında Betty

sonrası durgunluk dönemine çalışma yaşamına katılma, Friedan tarafından kurulan

girmiştir. Bu duruma; gerek siyasi yapılar içinde yer alma NOW (National Organisation

mücadele edilmesini gerekti- ve güzel sanatlar alanlarında of Women-Ulusal Kadın Örren koşulların ortadan kalk- kendilerini geliştirme hakları gütü) olmuştur. Özellikle evli

tığının düşünülmesi, gerekse tanınmıştır. Ancak kadınlar, ve çocuklu kadınları bir aradünya savaşları sonrasında yasalarla tanınan haklarını; ya getiren örgütün üye sayısı

ülkelerin kalkınmasının kadın- yerleşik toplumsal normlar, 1971’de 10 bine ulaşmıştır.

lar için de öncelikli bir sorun gelenekler ve cinsiyetçi yak- NOW, kadınların insan haklaolarak görülmesi yol açmıştır. laşımlar nedeniyle tam olarak rına vurgu yaparak, toplumun

İkinci feminist dalga Batı’da 1960’lı yılların sonlarında ivme kazanmıştır. Kadınlar,

yaşam pratiklerine geçirememektedir. Ayrıca ataerkil yapılanmanın hüküm sürdüğü ev içi alandaki eşitsiz roller

kişisel gelişimleri için fırsat tanımasını ister: Çalışma yaşamına girebilmek, ücret eşitliği, aile hukukunun eşitlikçi

13  Toprak, Zafer. “Halk Fırkası’ndan Önce Kurulan Parti Kadınlar Halk Fırkası”. Tarih ve Toplum (51). İstanbul: İletişim Yayınları,

de sürmektedir. “Özel alan” temelde gözden geçirilmesi olarak tanımlanan evsel alan- ve medyadaki cinsiyetçi tem-

1988. s: 30- 31.

ların aslında o kadar da özel 15  Donovan, Josephine. Feminist Teori. Çev.

14  http://www.turkkadinlarbirligi.org/tar. htm 18.11.2009.

olmadığı öne sürülmüştür.

A.Bora, M.A.Gevrek, F.Sayılan. İstanbul: İletişim Yayınları, 2005 3.basım. s: 273.

sillere son verilmesini talep yaratılmaya çalışılmış ve so- tir. Tekeli, bunu ilk feminist

ederler.16

nucunda yasalarda şiddeti ön- eylem olarak nitelendirir.19

Avrupa’da da ayrımcılığa karşı mücadele edebilmek için, örgütler kurulmuş, dergiler çıkarılmıştır. Üniversitelerde “Kadın Çalışmaları” bölümleri ve “Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezleri” açılmıştır. Feministler; medya, edebiyat, bilim dalları, kültürel ve sanatsal alanlarda, kadın temsillerini sorgulamaya başlamışlardır. Toplumsal cinsiyet rollerinin pekiştirildiği ders kitaplarının, cinsiyetçi kodlarını deşifre etmişlerdir. Feminist akademisyenler ve araştırmacılar, düşünsel, sanatsal ve bilimsel alanda araştırmalar yaparak, cinsiyetçi yapılanmanın kodlalemeye yönelik iyileştirmeler sağlanmıştır.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1975-1985 dönemi “Kadın On Yılı” ilan edilmiştir.17 Ülkemizde ikinci dalga feminist hareket, bu dönemde canlanmaya başlamıştır. Batılı feminist yazarların kitapları Türkçeye çevrilmeye başlar. 1975 Aralık ayında, 27 kadın derneği tarafından “Ankara Kadın Kongresi” düzenlenir, kadınların lehine yasal düzenleme önerileri dile getirilir. 1978’de Uluslararası Nüfus Konseyi ile Türk Sosyal Bilimler Derneği ortaklaşa bir seminer düzenlemiş; sunulan bildiriler “Türk Top-

Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın takipçisi olan feministlerin, ikinci eylemi bir yıl sonra İstanbul’da gerçekleşir. Bir yargıcın, bir kadının boşanma davasını, “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” diyerek reddetmesi, kamuoyunda büyük tartışmalara yol açmış ve feministler tarafından “Kadın Dayağına Karşı” yürüyüş ve protesto eylemleri düzenlenmiştir.20 Feministler; Türkiye’de de cinsiyetçi sömürü, şiddet ve ayrımcılığa karşı tepkilerini kampanyalar, protesto eylemleri, dergi ve kitapları aracılığıyla, kamuoyuna duyurmaya çalışmaktadır.

rını açığa çıkarmışlardır:

lumunda Kadın” adlı kitapta 1989 yılında, ilk “Kadın

“Siyasi ideolojilerin tümü, özel alan-kamusal alan ayrımını destekler, kadınları özel alanlarla sınırlar. Kadınların, biyolojik cinsiyetleriyle bağlantılı olmayan ev içi rolleriyayımlanmıştır.18 1981 yılında, küçük gruplar halinde bir araya gelen feministler, bilinç yükseltme toplantıları yapmaya başladılar. 1982 Nisan ayında, YAZKO (Yazarlar ve Çevirmenler Kooperatifi)

Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi” İstanbul Üniversitesi’nde açılmıştır. Daha sonra aynı üniversitede, Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde “Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı” açılarak

nin sürmesi, ataerkil sistemin tarafından, Fransız feminist yüksek lisans eğitimi verilkendini yeniden üretmesi ve Gisélle Halimi’nin de katıldı- meye başlanmıştır. Zaman

varlığını sürdürmesine yol ğı 4 günlük “Kadın Sorunları içinde diğer üniversiteler ve

açar. Kökleri çok eskiye daya- Sempozyumu” düzenlenmiş- illerde de “kadın merkezleri”

nan ataerkil sistem, kadınların tir. Aynı yıl, haftalık Somut ve “kadın çalışmaları ana bigörünmeyen ve ücretlendiril- Dergisi’nde, 6 ay süreyle, lim dalları” açılmıştır.

meyen ev içi emeğinin sömürülmesine dayanır.”

feminist bir sayfa yayımlanmıştır.

1990’lı yıllar, feminizmin üçüncü dalgası olarak adlan-

Kadınların, en önemli mü-

CEDAW “Kadınlara Karşı dırılır. Bu dönemde, kadınlar

cadele alanlarından biri de, Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan arasındaki farklılığa vurgu yakadına yönelik şiddet ve te- Kaldırılması Sözleşmesi”nin pılmaya başlanır. Tüm kadıncavüzü önleme amaçlıdır. Aile yaşama geçirilmesi için imza ların ezilme biçimleri aynı deiçi, cinsel, fiziksel, psikolojik kampanyası düzenlenmiş; ğildir. Toplumsal gelenekler,

ve ekonomik, her türlü şiddete karşı kampanyalar dütoplanan 7 bin imza, 8 Mart 1986’da TBMM’ne iletilmiş-

19 Tekeli, Şirin. “Birinci ve İkinci Dalga Feminist Hareketlerin Karşılaştırmalı İncelemesi

zenlenmiş, bu yolla konuyla

Üzerine Bir Deneme”. 75 Yılda Kadınlar ve

ilgili farkındalık ve duyarlılık

17 Arat, Necla. Feminizmin ABC’si. İstanbul: Simavi Yayınları, 1991. s: 73

Erkekler. Ed.A.B.Hacımirzaoğlu. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1998. s: 342.

16  Michel, Andree. Feminizm. Çev. Şirin Tekeli. İstanbul: İletişim Yayınları. s: 83- 85.

18  Arat, Necla. Feminizmin ABC’si. İstanbul: Simavi Yayınları, 1991. s: 75

20  Arat, Necla. Feminizmin ABC’si. İstanbul: Simavi Yayınları, 1991. s: 77

etnik kimlik, cinsel yönelim ve sıtlayan geleneklere karşıdır. Kurumun misyonu kendi

ait olunan sınıf, kadınlar arası farkları oluşturur. Feministler, farklılığın görülmesinin ve ezilme biçimlerine göre politika üretilmesinin önemini vurgular. Bu dönemde, kadınların erkeklerle eşit hak ve özgürlüklere sahip olma talebinin ötesinde, tüm dünyanın daha yaşanabilir bir yer olmasını talep eden “ekofeminizm” gibi daha kapsayıcı akımlara tanık olmaktayız. Bağımsızlık

Türkiye’de, 1990’da kadınla ilgili birçok kurum faaliyete geçmiştir. Başbakanlığa bağlı “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü” kurulur:

“Avrupa’da birçok ülkede, kadın-erkek eşitliği konusunda kurumsallaşma süreci 1970’li yıllara denk düşerken bizim ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin devlet içinde kurumsallaşma süreci 1987 yılında DPT

İnternet sitelerinde şöyle tanımlanır:

“Ülkemizde kadın erkek eşitliğinin sağlanması, toplumsal yaşamın tüm alanlarında kadınların konumlarının güçlendirilmesi ve kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için politikalar üretmek, strateji geliştirmek, tüm paydaşlarla işbirliği yapmak ve koordinasyonu sağlamak.”23

Bildirgesi’nden esinlenerek bünyesinde Sosyal Planlama Vizyonu ise “Toplumsal cinyazılan ekofeminist manifesto Genel Müdürlüğü bünyesinde siyet eşitliğinin gerçekleştiril-

“Karşılıklı Dayanışma Bildir- kurulan Kadına Yönelik Politi- mesi ve sürdürülebilirliğinin

gesi” şöyle başlar:

sağlanmasında ürettiği poli-

“İnsanın gidişatı karşısında, yeryüzündeki insanlar arasında onları birbiritika ve geliştirdiği stratejilerle etkin ve başarılı bir kurum olmak” şeklinde ifade edilir.

ne bağlayan, doğa yasaları

Aynı yıl içinde, çalışanlaaltında eşit sorumluluklar

rının tümünü gönüllülerin

yükleyen, insan türünün ve yeryüzündeki tüm canlıların

oluşturduğu, “Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi

refahına yeteri kadar saygılı

Vakfı” kurulmuştur. Kurumun

yeni bir bağ yaratmanın zoamacı, kadın hareketinin

runlu hale gelmesi, Karşılıklı

tarihi ve kadın çalışmaları

Dayanışmamızı Açıklamamızı gerektiriyor.”

kalar Danışma Kurulu ile başlamıştır. Kadınlara Karşı Her

alanında yapılan her türlü araştırmanın, yazılı ve görsel

Bildirge şu sözlerle de son Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi yayınların bir merkezde topbulur:

Sözleşmesi, 6. Beş Yıllık Kal- lanmasıdır. Aynı yıl, başka bir

“İnsan türünün hayatın ipliğiyle dokunmuş olmadığını kabul ediyoruz; biz bu dokumada ipliğiz. Dokuma için yapacağımız her şeyi, kendimiz için yapıyoruz. Yeryüzünün başına gelecek her şey yeryüzü ailesinin başına gelir.”21

Feministler dünya barışını tehdit eden her türlü unsura; savaşlara, çevre kirliliğine, nükleer enerjiye, insanların temel hak ve özgürlüklerini kı-

21 Donovan, Josephine. Feminist Teori. Çev. A.Bora, M.A.Gevrek, F.Sayılan. İstanbul: İletikınma Planı ve Nairobi İleriye Yönelik Stratejileri kadınla ilgili koordinatör veya icracı bir birim kurulmasını gerekli kılmıştır. Kadınlara eşitlik içinde, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda hak ettikleri statüyü kazandırmak üzere şimdiki adıyla Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü; 20 Nisan 1990 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 422 sayılı KHK ile ‘Kadının Statüsü ve Sorunları Başkanlığı’ adıyla ve Başbakana bağlı olarak kurulmuştur.”22

önemli kurum olan, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı; şiddete maruz kalan kadınların tüm gereksinimlerini karşılamak; aile içi şiddeti görünür kılmak ve mücadele pratiklerini yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuştur. Vakfın kurulması, dayağa karşı kampanyalar sırasında ortaya çıkan gereksinime dayanır:

“Kampanya sürecinde ortaya çıkan tanıklar, karşılaş-

22.11.2009

23 http://www.ksgm.gov.tr/misyon-vizyon.

şim Yayınları, 2005 3.basım. s: 394.

22  http://www.ksgm.gov.tr/gmh_tarihce.php php 22.11.2009

tığı şiddet nedeniyle avukat, liyetleri düzenleyerek destek- panyanın tüm açıklama, ilan,

doktor, kalacak yer talep eden lenmesini sağlar. Bütün siyasi görselleri yanında konferans

kadınlar, dayanışma ağlarının partilere eşit uzaklıkta dur- içeriği ve araştırmamızın

oluşturulmasını zorunlu hale mayı ilke edinen dernek, ka- tümünü yine ‘Medyada Cingetirmişti. 1989 yılı Ocak dınların yönetimde yer alma siyetçiliğe Son’ adıyla kitapayında şiddete maruz kalan kadınların hukuksal ve pratik destek alabilecekleri bir telefon ağı oluşturuldu. Ancak bir

konusundaki demokratik haklarını kullanmasını destekler. Ancak desteklenecek adayların “yenilikçi, toplumu ileriye

laştırdık:

•Yöneticilerinin yüzde 15’i kadın yüzde 85’i erkek

süre sonra dayanışma ağlarının da yetmeyeceği, bir sığınağın gerekli olduğu somut biçimde ortaya çıktı. Şiddetle yüz yüze olan kadınlarla dayanışmayı sürdürmek, aile içindeki şiddete karşı mücagötürecek projeleri olan, her türlü fanatizme, yobazlığa, ırkçılığa, toplumsal kirliliğe, şiddete ve savaşa karşı çıkan, çevreyi koruma bilincine sahip kadınlar olması” koşulu da getirilmiştir.26

• Köşe yazarlarının yüzde 12’si kadın yüzde 88’i erkek

• Televizyonların siyasi tartışma programlarına katılan konukların yüzde 11’i kadın yüzde 89’u erkek

deleyi yaygınlaştırmak amacıyla 1990’da Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kuruldu.”24

1991 yılında, koalisyon hükümetinin ortağı olan SHP’nin önerisi üzerine kadın sorunlarıyla ilgili bir devlet bakanlığı

Cinsiyetçi temsilin, en yaygın ve sürekli bulunduğu ortam, medyadır. Medyadaki cinsiyetçiliği izlemek ve müdahale etmeye çalışmak için, 2006 yılında kurulan MEDİZ (Kadınların Medya İzleme Gru-

• Haber kaynaklarının yüzde 18’i kadın yüzde 82’si erkek

• Arka sayfa ‘güzellerinin’ yüzde 100’ü kadın yüzde 0’ı erkek

•Genel yayın yönetmenlekurulur. 1993 yılında, Kadın bu) 2008 yılında “Medyada rinin yüzde 0’ı kadın, yüzde Dernekleri Platformu tara- Cinsiyetçiliğe Son” kampan- 100’ü erkek olan medya-

fından Medeni Kanun deği- yasını sürdürmüştür:

daki cinsiyetçiliğe itiraz ve

şikliği konusunda toplanan 100 bin imzalı dilekçe Meclis Başkanlığı’na sunulur.25

“-Medyanın arka sayfasında ‘güzel’, gündüz kuşağında ‘kurban’ ya da ‘cani’ hikamüdahale etmeye devam ediyoruz...”27

İnsanlığın yarısını oluştu-

1990’lı yıllarda kuru- yelerinde ‘fedakar anne’, ‘iyi ran kadınların, haklarından

lan, kadın derneklerinden aile kızı’ ya da ‘kötü kadın’, yararlanabilmesi ve özgürleen önemlilerinden biri, Ka- siyaset sayfalarında ‘başör- şebilmeleri için, bugüne dek

dın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği’dir. (KA-DER) 1997 yılında kurulan derneğin kurucularından Kılıç, amaçlarının, siyasette ve kamu görevlerinde yer alan kadınların sayısının artmasını sağlamak olduğunu dile getirir. Dernek, kadın adayların kadınlık bilinci konusunda eğitim alması ve seçilebilmesi için gereken faa-

24  http://www.morcati.org.tr/tanisalim_bizimoykumuz.html 22.11.2009.

25  Tekeli, Şirin. “Birinci ve İkinci Dalga Femitüsü’ ya da ‘bayrak taşıyıcısı’ ve mutfağında çalışıp ‘görünmez’ olmaktan bıktık!- diyerek başladığımız kampanya sırasında Medyada Kadınların Temsil Biçimleri Araştırması ile ulusal medyayı iki hafta boyunca düzenli izledik. Hem izlemenin sonuçlarını hem de medyada cinsiyetçiliği, ‘Cinsiyetçi Olmayan Medya İçin’ başlıklı konferansta konunun muhatapları ile tartıştık. Kambüyük mücadeleler verilmiştir. Cinsiyetçi toplumsal düzenlemelerin açığa çıkarılması, kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet ve hak ihlalleri için verilen mücadeleler sonucunda, toplumsal duyarlılık yaratılmaya ve yasalarda gerekli düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Tümüyle eşitlikçi toplumsal örgütlenmeye yönelik, atmamız gereken daha çok adım olduğu görülmektenist Hareketlerin Karşılaştırmalı İncelemesi Üzerine Bir Deneme”. 75 Yılda Kadınlar ve

26  Kılıç, Zülal. “Cumhuriyet Türkiyesi’nde Kadın Hareketine Genel Bir Bakış”. 75 Yılda

dir.

Erkekler. Ed.A.B.Hacımirzaoğlu. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1998. s: 343.

Kadınlar ve Erkekler. Ed.A.B.Hacımirzaoğlu. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1998. s: 360.

27  http://www.mediz.org/Kategori/16/1/ Mediz-Hakkında.aspx 22.11.2009