Elektrik Mühendisliği · Sayı 23-24 · Kasım-Aralık 1958
6235 SAYILI KANUN TADİLATI HAKKINDA NOT
Mevzuat ve hukuk Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1958
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 19 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- 6235 sayılı kanun
- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
- esbabı mucibe
- meslek odaları
- meslekî ahlâk
- ücret tarifesi
Özet
Yazar, 6235 sayılı TMMOB Kanunu'nun gerekçe lâyihasında sıralanan maddeleri tek tek ele alarak, odaların ihtisas kolları oluşturma, teknik mevzuat hazırlama, meslekî ahlâkı denetleme ve planlama organı olma gibi görevlerinin gerekliliğini eleştirel biçimde sorgulamaktadır. Yazının devamında kanunun zorunlu üyelik gibi maddi eksiklikleri de Ticaret ve Tabip Odaları örnekleriyle karşılaştırılarak tartışılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
6235 Sayılı Kanun Tadilâtı Hakkında Not:
(10 Aralık 1957 de Elektrik Mühendisleri Odası Umumi Katipliği tarafından vaki İstek üzerine hazırlanmıştır)
1 — Kanun Hangi Maksat ve Gayeleri İstihdaf
Etmek Üzere Teklif Olundu ?
—
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar O
daları Birliği kanununun esbabı mucibe lâyi
halarında bu kanunun getirilmesini icabetti
ren âmilleri bir bir tadat edip gözden geçir
mek faideli olacaktır. Biz aşağıda bu iki lâyi
hadan en mufassal olanını nazarı itibara al
dık. Diğer lâyihanın ruhu ve mefhumları aşa
ğı yukarı bunda mündemiç bulunmaktadır:
1) Mühendis ve Mimarların meslekî bil
gilerini Standard bir seviyeye yükseltmek ve
ihtisas kolları vücude getirmek.
Mütalâa: Evvelâ, Mühendis ve Mimarlar dan, meslekî bilgileri standard bilgi seviyesi nin altında olanlarını bu seviyeye yükselt mek hususunu ele alalım. Tamamen tahsil müesseselerini ve diploma veren mercileri il gilendiren, bu iş için yeni bir kanun getirme ğe niçin lüzum görülmüştür? Bir kerre mes lektaşlarımızın bugünkü tahsil seviyelerinin, standardlarm altında olduğunu zannetmiyo ruz. Eğer Mühendis ve Mimarların seviyeleri nin zamanla bu standardın altına düşebilece ğini kaıbul ediyorsak o halde bunları vakit vakit denemelerden geçirip seviye altında bulunanları kurslara mı sevkedeceğiz? Şu takdirde ancak teknik yayımlar yapmak ka lıyor. Şu kadar ki, hâlen memleketimizde teknik yayınlar esasen yapılmaktadır; bu ya , yınlara alıcı ve okuyucu rağbeti arttıkça el betteki malî porteleri ve hacimleri de yük selecek ve bunlara yenileri de katılacaktır. Görülüyor ki bunun için de bir kanuna ihti yaç yoktur; filvaki kanun Mühendis ve Mi marlara zorla teknik yayın okutacak da de ğildir.
Şimdi fıkranın «ihtisas kollan vücuda ge tirmek» kısmını mütalâa edelim. Odalar Bir liği, ihtisas kollarını yani Mühendislik branş lanru nasıl vücuda getirebilir ? Bunu tekni ğin ve cemiyetin inkişafları vücuda getiriyor. Yok eğer «ihtisas kollan vücude getirmeyi», aynı branşdaki mühendisleri bir araya getir mek manasına ahrsak, bu takdirde bir gaye değil, olsa olsa bir vasıta karşısında bulu nuyoruz demektir. Halbuki bir esbabı mucibe raporu vasıtalan değil, gayeleri tadat ve mü dafaa ettiğine göre ihtisas kollan vücude ge tirmek mefhumunun bahis konusu esbabı
E. M M. — 23 24
mucibe lâyihasında esasen hiç bir yeri ola mıyacağı anlaşılır 2) Gerekçenin, bu kanun için göstereceği di ğer bir mucip sebep «teknik elemanlara iş bulmak» konusudur». Elhamdüllâh memleke timizde işsiz teknik eleman görülmüyor, bi lâkis gündüzün mumla anyoruz. Boş eleman olunca, Mühendis arayan iş sahası da bulu nunca, teknik elemanla saha birbirlerini mik natis gibi nasıl olsa çekiyorlar. Hattâ bazan lüzumundan fazla çekiyorlar.
3) Teknik işler için memleketin her ye rinde tatbik edilecek hesap ve inşa usulleri, yapı kabul şartnameleri ve istihkak raporu tanzim usullerini tesbit etmek; malzeme ve konstrüksiyon hakkında memlekete uygun yönetmelikler, normlar ve şartnameler ha hırlamak:
Muayyen inşa usulleri, şartnameler, yö netmelikler, normlar hakikaten bir ihtiyaçtır. Bu cihet doğru. Fakat acaba bu işlerin bu o dalara mı yaptırmalı idi ? Meselenin müna kaşa edilecek tarafı budur; Bu işler büyük bir ihtisas mevzuudur; Bunun için Akademi ler, Enstitüler, Laboratuvarlar kuruyorlar; o halde oda idare heyetlerinin veya akşamlan yorgun argın azasiyle toplanan komisyonla nn içinden kolay kolay çıkabileceği bir iş ol masa gerek bu. Esasen bir Hükümetin en mühim dahilî vazifesi âmmenin memleket ölçüsündekı işlerini tanzim suretiyle yardım cı ve nâzım olmak olduğuna göre Maarif, İmar, Nafia, Sanayi, Ticaret Vekâletlerinin vazifeleri meyanında bu nizam ve mevzuatın da kurulmasının esasen mündemiç bulunma , sı asıl değil midir ? Siz1 eri bu konuda daha fazla yormaya ne hacet bizzat 6235 sayılı ka nun metni bile bunu imkânsız görmüş ola cak ki, lâyihayı tekzip etmiş ve odalara bu usullerin, şartnamelerin, yönetmeliklerin ve normların ihzan vazifesini değil, sadece ih zaır edıüıniş olanları hakkındaki düşüncele rini bildirmek imkânını vermiştir.
4) Tekniğe lüzumu kadar önem verile rek memleket ihtiyacına ve karakterine gö re teknik işlere veçhe verilmesi.
Cümlenin birinci kısmı olan «tekniğe ö nem verme» ibaresini bir aktivite mefhumu na bağlıyabilmek için bunu en optimist ola rak «halkın ve hükümetin tekniğe önem ver mesini odalar temin edecektir» şeklinde tef sir edebiliriz. Halkın tekniğe önem vermesi ancak refahla ve kültürel gelişme ile müte nasip olarak vâki olur. Halkımızın bugün yal
nız tekniğe mi önem vermesi lâzım: Vatan sevgisine ve müdafaasına, okuyup yazmaya, sıhhatine, tarlasında veya dükkânında çalış maya, hemcinslerinin hukukuna riayete,, ah lâka ve insanlığa, evine barkına ve daha bir çok şeylere ve bu arada bir de tekniğe önem vermesi lâzım. Bütün bunları cins cins oda larla temin edelim dersek Türkiye'yi baştan başa odalarla örnek lâzım.
«Hükümetin tekniğe önem vermesini te min» konusuna gelince, Hükümetin tekniğe önem verecek sektörü, tabiatiyle çalışma sa hasına tekniğin girdiği sektörlerdir. Güzel ama bugün Nafia, Sanayi, Münakalât Vekâ letlerinin, Demiryolları ve Posta Telgraf İda relerinin kendi sahalarındaki tekniğe önem vermediğini iddia ederek tedbir almaya kalkış mak bilmem yerinde olur mu ?
Şimdi fıkranın ikinci ibaresine gelelim : «Memleket ihtiyacına ve karakterine göre tek nik işlere veçhe verilmesi». Eğer bundan mak sat teknik mevzuat ise, bunun bir oda işi ol madığı neticesine yukarda zaten vardık. Yok eğer kasıt memleketteki teknik işlerin plan lanması ise bunu da aşağıda 5 nci fıkra mü nasebetiyle tahlil ediyoruz ve keza bir oda işi olmadığını görüyoruz:
5) Odalardan memleketin teknik şûra ve plânlama organı olarak faydalanılması.
«Memleketin Teknik Şûrası» tabiriyle, memleketin iman ve cihazlandınlması konu larında kendisinden mütalâa istenecek bir topluluğun kasdedilmiş olduğunu tahmin e diyoruz ki, cümlenin ikinci unsuru olan «Plân lama Organı» mefhumu aynı fonksiyonu da ha kuvvetli ve geniş olarak ihtiva etmekte dir. O halde mevzu «Odalardan memleketin Plânlama Organı olarak faydalanması» konu suna raci olur. Fakat Odaların memleket plânlama organı veya organlarından biri o larak kabulü caizmi dir? Plânlama işlerinde mütalâa verebilecek bir makamın elinde her şeyden evvel kendi işine uygun donneler ve istatistikler, bulunmalı. Bugün bu gibi malû matı haiz olan müesseseler muhtelif Devlet Dairelerinin ilgili seksiyonları ile istatistik dairesi ve Sanayi ve Ticaret Odalarıdır. Di ğer taraftan memleket planlanması, memle ket malî ve iktisadî imkânlariyle hem tahdit ve hem de teşvik edildiğinden plânlama mer cii, malî ve iktisadî mevzular üzerinde rahat ça dolaşabilecek bir pozisyonda olmalıdır Ni hayet memleket plânlaması, umumî memle ket politikasının ayrılmaz bir rüknüdür. Mü cerret, gayrı mes'ul ve cihazlanmamış bir merciden bu geniş ve muğlak konuda müta lâa sorulmayacağını tahmin ediyoruz. Der piş olunan Mimar ve Mühendis Odaları, ne «Devletin İktisadî Kurmay Heyeti» ne de bir
«Müşavir Mühendislik Bürosu» rolünü oyna yabilecek bir taazzuv değildir.
6) Meslekî ahlâkın tesisi ve yükseltil mesi, iktidarsız ve kötü niyetli Mimar ve Mü hendislere cezalar verilerek ıslahı.
Bunu prensip olarak ilk nazarda çok gü zel bulmamak elden gelmez. Fakat tatbikatı nasıl olacak? Kötü niyetliyi nasıl bulup çı karacağız; tevsik edeceğiz? Odalar, On bin lerce Mühendis üzerinde bir kontrol tatl ık edemıyeceğıne göre kusurun meydana çıkma sı ancak iş verenin şikâyetine bağlı. İş veren Devlet ise, esasen cezalandırma imkânına da bizzat maliktir. İş veren şahıs ise, o da en hassas terazi olarak tanıdığı Devlet Adalet cihazına baş vurmağı tercih edecektir. Kaldı ki, Odaya baş vuran iş sahibi neticenin ken di aleyhinde zuhur etmesi hâlinde ayrıca irphı'empve baş vuracağı gibi lehinde zuhur etmesi hâlinde de tazminat ve zarar ziyan ba kımından yine mahkemeye gidecektir. Fil vaki Odalar Kanunu sadece kabahatli Mü hendise bir ceza vermekte olup, şikâyetçinin zararını telâfi keyfıyetiyle uğraşmamakta dır.
Kaldı ki kötü niyetli mühendisin mü hendis olarak çalışmasına yani mühendis di ye imza atmasına mâni olsak bile,, o şahıs he men hemen aynı genişlikteki çalışma saha sında başka bir nam altında, meselâ müteah hit namı altında yine de faaliyet göstere bilecektir.
Zaten, kötü niyetli mühendis demek kö tü niyetli insan demektir. Onu mühendislik âleminden değil, bütün insanlık âleminden tecrit etmek lâzımdır. Mahkeme ile kötü in san arasına Oda olarak girmeyelim ; bıraka km mahkemeler âmme önünde kötüyü teşhir ederken kötülük göreni de tazmin ettirsinler. (Mütalâamıza göre rasyonel şekil madde V h daki gibidir.)
7) Yayınlar ve konferanslar tertibi. Bu konu, İ nci fıkrada «Mimar ve Mühendislerin bilgilerinin standard bir se viyeye yükseltilmesi» konusunun içine girer ki o fıkranın muta'âasında esasen ele alın mış ve bir kanun çerçevesine alınmak zaru reti olmadığı tebeyyün etmişti.
Hakikaten ne yayın, ne de konferans için kanun çıkarmağa ne lüzum vardır? Dünya üzerinde hergün binlerce teknik mecmua neşrediliyor ve binlerce konferans veriliyor. Bunlardan hiçbiri kanun icabı değildir.
Yeter ki makale yazan ve konferans ve ren bulunsun; organizasyon işi İçin vasatlar ve imkânlar daima etrafımızdadır.
8) Fen adamları mesaî ücret tarifesi ha zırlamak.
E.M M. —23 24
Odaların mesaî ücret tarifesi hazırlama sı demek icabında bu tarifeyi müdafaa etme si de demektir ki bu takdirde sendikacılığa doğru kaymış olacakdır Binaenaleyh bu mad de, tenkidini yaptığımız bu esbabı mucibe lâyihasının desteklemekte olduğu tasarının umumî ruhuna da muhaliftir. Kaldı ki, bu tarifeyi arz ve talep kaidesi tanzim eder; Devlet sektörü de aşağı yukarı buna tâbi olur.
9) Muhtelif kademelerdeki mühendisler arasında bağ ve ahenk kurulmasını, işçi ve mühendislerin vasıflarının ve kademelerinin yükselmesini sağlıyacak imkânları hazırla mak.
Bu fıkranın bağ ve ahenk kısmı her hal de bazı toplantıları ve teknik gezileri imâ et mekte olup mühendislerin vasıflarının yük selmesi konusunu zaten yukarıda tetkik et miş, bunun hakikatte memleketin umumî in kişafiyle muvazi gideceği, yayınların bu mev zuda faydalı bir yardımcı olarak mülâhaza edilebileceği, ancak bu keyfiyetin bir kanun konusu olmadığı sonucuna varmıştık .
Mühendislerin kademe kademe yükselme sine gelince, bu yükselme kısmen evsaf yük selmesine ve formasyona bağlı ve psikolojik şartlara da yakından bağlıdır. Fakat, bir te şekkül, içindeki mühendisin o teşekkül için deki yüksek kademelere çıkması daha ziyade o mühendis ile teşekkül arasındaki bir konu olduğundan buna üçüncü şahısların müdaha lesini yerinde görmemekteyiz. Demek ki bu sonuncu fıkra bakımından da bir kanun mev zuu karşısında değiliz.
Bu suretle esbabı mucibe lâyihasında zik rolunan mucip sebeblerden hiçbirinin haki katte bir kanun mevzuu teşkil etmediğini a çıkça görmüş bulunmaktayız.
II — Kanunun Bazı Aksak Noktaları: Şmdi, hâli tatbikte bulunan 6235 sayılı kanun maddelerine göz atalım:
Bu kanun 1 nci maddesiyle, bütün Mimar ve Mühendisleri bu Odalardan birine girme ye ve bütün ma1! vecibelerini ifa ederek o Odada kalmaya mecbur etmektedir. Bu key fiyeti müdafaa edenler Ticaret ve Tabip O dalariyle Avukatlar Barosunu misal gösteri yorlar. Bir teşekkülün ne kuruluş esbabı mu cit esi ne de ana prensipleri misaller üzerine bina edilemez Buna rağmen bu misalleri de ele alırsak yine yanılmakta bulunulduğunu göreceğiz. •
Ticaret mektepleri mezunları Ticaret O dasına girme_kle.:müke]ler tutulmazlar, hattâ bir Ticaret mektebi mezunu serbest bir teşek külün içinde çalışsa bile. Ticaret Odası âzası yalnız müesseseler ve firmalar veya esnaftır. Barolarda da durum aynıdır.. Ne bir .Devlet
E. M M..— 28 24 '
İdaresinde çalışan Ticaretçi, ne de Hukukçu, ne de Hâkim Odaya ve Baroya girmekle mü kellef değildir. Tabiblere gelince, Devlet sek töründeki tabibler de Tabip Odasına giriyor sa da bu tabiblerin dahi bir miktar serbest faaliyet sektörleri bulunduğunu nazardan u zak tutmamak lâzımdır.
Halbuki Mühendis Odaları Kanunu, me mur olsun, âmdT olsun, hoca olsun, asker ol sun her mühendisi Odaya girmeye mecbur ediyor. Girmezse mühendisliğini yaptırmıyor, hattâ bir daireden mühendislik memuriyeti yaparak ekmeğini kazanmasına bile mâni o luyor. Şayet bir kerre girmiş bulunuyor da aidat ödemekte kusur ediyorsa bu defa icra dan icraya sürükletiMyor Memur mühen dislerin de Odaya kaydolunmalan mecburi yetinin, sırf Oda aidatını arttırmak gayesini güttüğü hissine kapılmamak elden gelmiyor. Bizim bildiğimize göre meslek ve san'at Oda ları, kendi başlarına buyruk olarak icrayı san'at edenleri bir araya toplamak için kuru lurlar.
Odaya girmeyen bir Mühendise verilen cezanın büyüklüğü karşısında hayret etme mek elden gelmiyor. Çünkü bu mühendis ar tık mühendisliğini yapamıyor. Limit «gaye» bir misal olarak hiçbir Türk Mühendisinin O daya kaydolmadığmı kaıbul edersek Türk va tanındakı bütün imar ve cihazlarıma işleri nin ve, fabrikaların duracağını görürüz. Ya hut daha az şümullü bir misal olmak üzere Devlet sektöründeki Mühendislerin kaydol madıklannı farzedersek bu sektördeki her türlü umar, inşa, tesis ve fabrikasyon işleri durmuş olacak. Neyin hatırı için: Odaların hatırı için,, cürüm ile cezalanın bu derece nisbetsiz oluşu hakikaten ender rastlanır şeylerdendir.
6235 sayılı kanun, meslekini kötüye kul lanan bir Mühendise yüksek haysiyet divanı kanaliyle mühendislikten ebedî olarak el çektirebilir Aynı kanun Odaya dahil olma ' yan bir mühendisi de aynı akıbete duçar et tiğine göre sanki katille, katili yakalamıya koşmayan mahalle komşularını aynı ceza ile tecziye etmiş gibi olmuyor muyuz ?
İşittiğimize göre diğer memleketlerde bu • gibi mühendislik teşekküllerine böyle kanun tazyiki altında değil, bilâkis nazla âza kay dedılırmiş. Bazan tahsil durumuna, bazan tecrübe ve maziye bakılır, hattâ bazı yerlerde de bir imtihan geçirtilirmış; fakat buna rağ men her mühendis bu teşekküllere kaydol • mak için can atarmış. Halbuki bizim Odaları mız, kayıttan kaçan mühendisleri arayıp ta rayabilmek için ' teknik tahsil müesseseleri ne ve resmî makamata müracaat ederek ' ve
akla. hay.ale gelmiyecek yerlere baş vurarak mühendis diploması almış olanların izlerini bulup zorla kaydetmeye çalışıyorlar. Bir ta raftan da mühendislerin çalıştığı resmî dai relere , notalar verirken, vergi dairelerinin ev rakında tahkikat yaptırıp mühendislerin ka zançlarını öğrenmeye çabalıyorlar. Ne kadar acı ve makûs tecellilerdir.bunlar.
6235 sayılı kanunun mühendis odalarına, bir cemiyet ana tüzüğünün normal olarak haiz olduğu fonksiyon ve mefhumlara ilâve ten kanun olarak neler ilka etmiş olduğunu tetkik etmek enteresandır. Görüyoruz H bu cihet sadece birlik yüksek haysiyet divanına 3 Devlet.,Teşekkülünden birer âza. ithali (Madde 8), Haysiyet Divanlarının takdir et ği nakdî cezalar ile aidatını .ödemeyenlerin icraya sevkı. (Madde 30) ve bir de ecnebi mühendislerin çalışma şartı (Madde 34 ve 35) hususlarına inhisar etmektedir.
Bunlardan ecnebi mühendislerle ilgili maddeler, hakikatte mühendis Odaları Ka . nununu prensip olarak hiç ilgilendirmemek tedir. Hattâ bu kanunun Büyük Millet Mec lisi Umumî Heyetinde müzakeresi sırasında Sayın Azadan birisi bu cihete hakh bir işa rette bulunmuş ve bunun üzerine kanunun 34 ncü maddesinde' hâlen mevcut 'olan «Oda lar Birliği'nin mütalâasını almak ve Bayın dırlık Vekâletinin tasvibinden geçirmek şar tiyle» kaydı bir takrir' ile i'âve olunmuştur. Bu suretle işbu 34 ve 35 nci maddeler bir ta rafa konursa kanunun 'Mühendis Odaları Tüzüğüne girişi sadece Madde 8 ve Madde 30 da kendisini göstermektedir. Demek ki Oda lar Birliğinin diğer Cemiyetler gibi bir ana tüzükle kurulması yerine bir kanunla kurul ması sadece bü Birliğin kendi' uzuvlarına kat'î cezalar vermesi imkânını sağlar yönde olmuştur.
Halbuki gönül arzu ederdi ki Mühendis Odaları Birliğini teçhiz eden kanun, ona yal nız kendi azasını, tecziye etmeye yarayan bir silâh gibi verilmesin, bilâkis hem memlekete ve hem de Odalara ve binnetice azasına bazı faydalar sağlayabilen yapıcı bir ruh taşısın
6235 sayılı kanunun maksat ve gaye kıs mında vuzuhsuzluklar görülmektedir. 2 nci maddedeki «amme hizmetlerine yarar bir teşekkül o1an Birliğin » ifadesinden mak sadın ne olduğu bugüne kadar tam bir şekil de tefsir edilememiş ve Odalar bünyelerinde bir çok uzun müzakere ve münakaşalara yol açmıştır. Bir taraftan mutlak hükümle âzalık tesis etmek, hem âmmeye hâldim ve hem de meslekî olmak keyfiyeti bir sakatlık teşkil etmektedir. Aynca, normal gelirinin en mü him kısmını icra yoluyla sağlayan bir teşek kül tasavvur olunamaz.
IH —. Tatbikatta Görülen Güçlükler ve Zuhur Eden Problemler:
Bilfarz Elektrik Odasının 1956 da' kayıtlı 803 âzasından yalnız 211 i %05 terini ödemiş ti. Oda, 1957 de %05 ler bakımından 445 <ve yılkk aidat bakımından 411 ' azasını icraya' vermişti: 1957 aidatını ödememiş olanların yekûnu »ise 600 ü tecavüz etmektedir.
1956 da Mimarlardan ancak % 10 nu ai dat ödememiştir. Diğer Odalarda da durum aşağı yukarı böyledir. Bugün öyle bir hal var dır ki Mühendisler Odalarından, Odalar hem Mühendislerden hem Birlik'ten, Birlik de O dalardan gayrı memnun ve şikâyetçidir.
Birlik İdare; Heyetinin toplantılarından çoğunda Odalar arasındaki ihtilâflar konu şulmaktadır. Birlik İdare Heyeti Odaların muhtariyeti geniş manada anlamaları şartı altında Birlikten fayda gelemiyeceği kanaa tındadır. Bazı Odalar da Birlikle alâkasını tamamen kesmiş gibidir ' Odaların müstakil hareketleri Birliği tecezziye götürmektedir. Odalar Birliğe aidat göndermiyorlar ve mün ferit teşebbüslerde bulunuyorlar. • •
Bu neticeler durumun ciddî ve. hattâ va him olduğunu açıkça göstermektedirler.
Bir taraftan yıllık aidata ilâveten gelir, üzerinden kesilen %05 ler mevzuu Mühendis leri ve Odaları fazlaca taciz etmekte ve. çile den çıkarmakta iken,/muhtelif Odaların ayrı ayrı olmaları da masraf1 an ve formaliteleri, komisyon ve komite adetlerini arttırmakta, apartman daireleri, kırtasiye cihazları, tele fonlar ve şahıslar işgal edilmekte, hiç de pro düktif olmayan bir çok insan gücü, vakit ve nakit sarfiyatı icra edilmektedir. • ..
IV — Ne Yapılabilir ? Bu raporun takdim yazısında da belirtil diği veçhile 6235 sayılı kanunun mümkün ol duğu kadar süı atle ilgasının teminiyle, ob jektif ve ilmî esaslara dayanarak yapılacak derin ve geniş bir etüdü müteakip, gerektiği takdirde ayrı. hüviyette yeni bir Mühendislik teşekkülünün tüzüğü ve kanun himayesi de isteniyorsa kanunu tanzim ve ısdar olunma lıdır. Aksi takdirde Mühendislik ailesinin dü zeni bir kaşık suda boğulmaya mahkûmdur.
a) Ama, bu kanunun İlgası şu veya bu sebeple bir miktar teahhura uğrayacak olur sa şu tedbir'eri sür'atle almak da zaruridir
— Odaları müşterek bir çatı altında top lıyarak muhtelif masraflardan ve za mandan tasarruf sağlanması ve frik siyonların bertaraf edilmesi,
— Kanundaki % 0 5 lerin ilga olunarak aylık aidatın, Devlet sektöründe çalı şanlar için senede 80, hususi sektörde .ve tamamen serbest olarak çalışanlar
B.M.M. — 2 3 2 4
için senede 120 lira maktu olarak tes
biü. .
•
b) Bu muvakakt tedbir alınmış oladursun,
öte yandan Mimarlık ve Mühendislik âlemini
obçektif gözle tetkik ederek varsa noksanları
nı tesbit ve bunları tâyin edecek olan ilmî he
yet çalışmasına başlamıştır. Bu heyet ya Oda
lar kanaliyle veya doğrudan doğruya resmî
— yarı resmî— hususi sektörler vasıtasiyle
kurulabilir. Bu heyete herhalde bir kaç aylık
bir zaman bırakılmalı ve bir müddet hududu
nun nahoş tesir ve tazyiki altında bulundu
rulmamalıdır.
Ancak Heyetten, Mühendis camiası karşı
sında yeni müessesenin tasan metni ile çık
ması talep olunmalıdır. Bu tasan ya kanunla
teçhiz edilmesi lüzumlu tipten veya buna za
ruret olmayan tipten zuhur edebilir. Her şe
hirdeki veya bölgedeki mühendislerin 1/10 u
ile Ankara'da toplanacak kongreye arzedile
cek olan bu tasan veya onun muaddel şekli
mevcudun ,2/3 ekseriyetiyle kabul «dildikten
sonra bir muvakkat İcra Komitesi seçilir. Bu
komite kabul edilen tasarının nizamî hüviye
tini alabilmesi için lüzumlu prosesleri taki
berek, intacını müteakip ilk olağan Genel Ku
rulu toplar.
V — Teni bir Mühendis ve Mimarlar Oda sının bünyesi hangi prensiplere dayanmalı:
a) Ya bütün mühendislik brançlannı için de toplayan, ancak her branş için bir mesle kî komiteyi ihtiva eden bir tek Oda, veyahut da birbirinden tamamen müstakil branş Oda lan kurulmalı. Bugün için birinci şekil, 15 20 sene sonrası için ise ikinci şekil daha pratik görülmektedir.
b) İster Devlet sektöründe, ister hususî sektörde çalışan diplomalı bir Türk Mühen disinin Odaya girebilmesi için Oda âzasından asgarî, üç kişinin müsbet referansı olmalı ve giriş, Oda İdare Heyetinin karan ve ilk top lanacak Genel Kurulun tasvibi ile kat'iyet kes betmeli, c) Yabancı Mühendislerin Odaya girmesi bâzı hususî şartlara bağlı kılınmalı.
d) Şeref üyelikleri ve fahrî üyeliklerle muhtelif payeler ve namzet üyelikler ihdas olunmalı.
•e) Oda aidatı üç ayda asgarî 15 lira olmak ü2ere tesbit edilmeli. Bunun fiilî miktannı ise âza Odaya girerken vereceği taahhütnameye yazmalıdır
• f) Odanın Haysiyet Divanına Şurayı Dev letten, Temyiz Mahkemesinden ve Nafia Ve kâletinden birer mümessil alınmalıdır. (Kanuna gîtmek suretiyle). ' ' ' g) İdare Heyeti 2/3 ekseriyet karariyle
E. M M. '23 r
şeref üyelikleri ve fahrî üyeliklerle muhtelif payeler hakkında umumî heyet tasvibine ik tiran etmek üzere karar alabilmeli:
h) Haysiyet Divanı, mesleğini kötüye kul landığı ve iktidarsızlığı veya diğer' bir kusuru kendisine aksettirilen âza için 2/3 ekseriyet le dikkat çekme, ihtar, tevbih, muvakkat ih raç, daimî ihraç kararlan almalı. Daimî ihraç karan ilk Genel Kurulun tasvibi ile kat'iyet kesbetmeli.
(Not: 1 — Görülüyor ki, bu esaslara gö re Odadan muvakkaten veya daimî ola rak ihraç edilen bir mühendisin mühen dis'ik vasfına ve Mühendis olarak ça lışmasına kat'iyyen dokunulmamakta dır Not: 2 — Hem her aklına gelen mühen disin Odaya girmiş oknadığfhı, hem de Odada kötü mühendisin durdurulmıya cağını mühendislere iş verecek muhitler bilecek, bu muhitler mühendis ararken büyük bir itimat hissiyle ve hattâ teha lükle Odaya koşacaklardır. Bu durum mühendislerin Odaya girme arzusunu da körükliyecek ve Odadan çı karılmanın vereceği manevî ve maddi eziyet düşüncesi altında âza mühendis kat'iyyen kusur yapmamağa çalışacak tır).
i) Bilcümle Devlet sektörleri teknik ehli vukufa ve teknik jüriye ihtiyaçlan olduğunda Odaya müracaatla ihtiyaçlarının nev'ini ve ihtiyaç adedini bildirmekle mükellef tutulma lı. Odalar, ihtiyaç miktarının iki misli adette mühendisi müracaat eden makama bildirecek ve o makam ihtiyacını bunlar arasından se çecektir.
(Not: Bu maddenin yürüyebilmesi için de kanunla teçhiz edilmesi lâzımdır. Ta biidir ki Oda (veya Odalar) memleket içinde bir kere tanındıktan' ve bir oto rite haline geldikten sonra bu madde nin kanuniyeti ehemmiyetini gaip ede cektir). i) Memlekette imar veya sınaî cihazlarıma işleri için yatırım yapan veya "kredi açan res mî ve hususî bütün bankalar her yıl bu Oda ya sermâyelerinin 1/50.000 i nisbetinde bir te diyede bulunacaklardır. • k) Odanın teknik eserleri ve mevkuteleri ihtiva eden bir kütüphanesi olarak, yayın konferans gibi işlerle iştigal edecektir. 1) Oda, kendisine kayıtlı azadan başka, imkân nisbetinde memleketteki bütün mühen dislerin've mühendislik bürolarının sicilini tur tacak ve bunları, mühendisleri birbirlerine W memlekete tanıtma bakımından zaman zaman neşredecektir. Memleketin her branştaki mü hendis ihtiyâcını da etüd" edecektir.
ti
m) Memleketteki teknik nizamnameleri tetkik edecek ve bunlar hakkındaki mütalâa lariyle yeniden ihdas olunacaklar hakkındaki tekliflerini ilgili resmî, yan resmî veya husu sî sektörlere bildirecektir.
n) Oda, ecnebî memleketlerdeki mühen dislik Odalariyle gereği kadar temasta buluna caktır. Odanın dahilî kompozisyonuna veya fonkslanna ait maddelerin herhalde çok bü yük bir hususiyeti oknıyacaktır
Teşekkül ve maksat kanevası yukarıda açıklanmış olan böyle bir mühendislik teşek külünün mühendisleri hakikaten birbirine
yaklaştıracak ve sevdirecek, mühendislik mes leğinin itibarını ve değerini artıracak ve mem lekete temiz iş yapılmasını sağlıyacak vasıfta olduğunu tahmin ediyoruz. Muhakkak bundan farklı ve çok daha iyi tarzı haller bulunması da mümkündür.
Memleketi, mühendisliği ve mühendisler âlemimizi samimî olarak sevdiğimize ve hür met ettiğimize göre yollar sonunda birleşe cektir.
Ankara, 7.1.1958 Elektrik Mühendisi
Zeki TURGAY
Ankara, 12/1/1968 Elektrik Mühendisleri Odası 4. Umumî
Heyetinin teşkil etmiş olduğu
«6235 Sayılı Kanun Tadilâtı Komisyonu» Raporu
Komisyonumuza bu mevzuda Oda İdare He yeti tarafından tanzim ettirilmiş olan üç rapor tevdi edilmiştir. Bu raporlardan biri Hüsa mettin Ateş, diğeri Muhittin Gürbüz ve üçün cüsü de Zeki Turgay tarafından hazırlanmış tır. Her üç raporun tetkikinde evvelâ şu ci , het nazarı dikkati celbetmiştir ki, her üçün de de tetkik mevzuu olan Mühendislik te şekkülüne bilcümle Mühendislerin âza olma ğa mecbur edememesinin, bu teşekkülün hü viyeti ve bekası bakımından zarurî olduğu müdafaa edilmiştir.
Komisyonumuz da bu temel esası bakı mından bu hususa müttefikan mutabık olup ancak, içimizden Bay. Eskenazi «mevcut pra tik durum muvacehesinde Odaların yaşama sını sağlaması mütalâasiyle geçici bir zaman için bu mecburiyetin muhafazasına taraftar olduğunu» ilâve etmiştir.
Komisyonumuz bu durum muvacehesin de Mühendislik camiamız İçin yeni hüviyet te bir teşekkülün kurulmasını sağlayacak ye ni bir projenin ehil bir Heyet tarafından ge niş ve derin tetkiklerle hazırlanıp Mühendis ler topluluğunun tasvibinden geçirilerek fili yata konmasını uygun görmüştür.
Ancak, bu keyfiyetin tahakkuku için ol dukça uzun bir zamana , ihtiyaç bulunduğu nazarı itibara alınarak, bu gayeye erisilince ye kadar hâlihazır tatbikatta bazı değişiklik lerin yapılması da zarurî görülmüştür:
aj %05 lerin bundıan böyle tahsilinden sarfınazar edilmesi.
b) Yıllık aidatın Devlet sektöründe " ça lışanlar için yılda seyyanen 50 lira ve serbest • sektörde çalışanlar için de 75 olarak tesbiti.
c) Odaların bir yerde toplanılarak bina kirası, muhtelif personel, telefon, muhaberat vesair masraflardan tasarruf sağlanması. Bundan maksadımız merkezi Ankara'da olan Odaların imkân nisbetinde Ankara'da ve İs tanbul'da olanların İstanbul'da bir tek yerde toplanmalarıdır.
Bu değişikliklerin hiçbiri esasen bir ka nun tadilâtına da lüzum göstermemektedir.
Diğer taraftan a ve b fıkraları sadece O damız bünyesi içinde hal edilip karara bağ lanabilecek bir husus olup sadece c fıkrasını tahakkuk ettirmek için diğer Odalar1 a muta bık kalmak icabettirecektir. Bu bakımdan O damızın bu fıkrayı âcil tedbir olarak Birlik Umumî Heyetine göndermesi yerinde olacak tır.
Bu muvakkat tedbirlerle bugünkü nahoş durumun izalesi mümkün olduğu kadar sağ lanmış olacaktır.
Komisyonumuz, memleketimiz Mühen dislik camiası için temenni ettiği bugünkün den tamamen farklı hüviyette teşekkülün pro jesine ait ana hatları aşağıda arzetmiştir. > a) Ya bütün Mühendislik branşlarını içinde toplayan, ancak her branş için bir
E. M. M. — 23 24