Elektrik Mühendisliği · Sayı 23-24 · Kasım-Aralık 1958

OTOMATİK İMALAT, ATOM ENERJİSİ VE KOLLEKTİF EKONOMİ

Yunus Tankut

Nükleer enerji Görüş ve değerlendirme

Yıl
1958
Sayfa
3
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • otomasyon
  • elektronik beyin
  • atom enerjisi
  • kollektif ekonomi
  • işsizlik
  • devlet müdahalesi

Özet

Yazı, otomasyon ve atom enerjisinin sanayi, istihdam ve ekonomik sistem üzerindeki etkilerini ele alarak, bu teknolojik dönüşümün devlet müdahalesini ve kollektif ekonomiyi zorunlu kılacağını savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

OTOMATİK İMALÂT, ATOM ENERJİSİ VE KOLLEKTİF EKONOMİ

Yazan : Prof. Angelos Angelopoulos

Atom enerjisi dünyanın içtimaî bünyesin de büyük değişiklikler husule getirecektir; daha şimdiden otomatik imalât (otomasyon) iktisadî faaliyetlere yeniden istikamet verile mesini gerektiren bir takım meseleler ortaya çıkarmaktadır.

İnsanlar için, tabiat kuvvetlerini hüküm altına almak kâfi değildir, insanın çekmek te olduğu zahmet ve meşakkati azaltmak, ömrünü uzatmak ve geçim şartlarını islâh et mek için kuvvetleri insana hizmet edecek bir hale getirmek lâzımdır. İlmî sahadaki ilerle me bu vazifeyi yapamıyorsa bunun mesuli yeti ilme değil, bizi idare edenlere ve mevcut iktisadî sisteme aittir. Makinenin meydana çıkışı işçinin husumetini celbetmiş ise kaba hat» bu teknik İlerlemenin doğuracağı netice len önceden göremeyerek gereken tedbirleri zamanında alamamış olanlarındır; zira ma kineleşmenin gayesi ferdi tazyik etmek de ğil fakat onu kölelikten kurtarmaktır.

Albert Eınistein diyor ki: (icadedilen şey lerin insana temin ettiği en büyük iyilik onu son derece ağır olan adali çalışmadan kur tarması olmuştur. Bu tarz çalışma, daha ön ceki devirlerde, basit bir şekilde bile yaşaya bilmek için elzemdi. Bugün artık köleliği kal dırmış olmakla öğünebiliyorsak bunu büyük ölçüde ilmin pratik neticelerine borçlu bulu nuyoruz (1)

İlim gitgide tabiata hakim oldukça, insan aynı işi, daha çok istihsal ederek daha az za manda tamamlamakta ve makinenin sadece, kendi adalî kuvveti yerine değil, bazan kendi beyni yerine de kaim olduğunu müşahede ey lemektedir.

Filhakika, «elektronik beyinler» bir çok meslek şubelerinde personelden bir kısmının yerini almağa başlamıştır. Bunların yaptık ları iş randıman bakımından hatırı sayılır derecededir. Bir sigorta şirketi 200 memurun yaptığı işin, riziko ve simsar komisyonları hesaplan da dahil olmak üzere, on iki mese leyi aynı zamanda halledebilen bir makine ye yaptırmanın mümkün olduğunu tesbit et miştir. Amerikan Hükümeti Hazine Umumî Kâtibi Maliyede yakında 450 memurun yeri ni tutacak bir elektronik beyin servisi kuru lacağını ve bu suretle senede 2.250.000 dolar tasarruf sağlanacağını bildirmiştir. Bu ser (1) Conceptions selentlflques, morales et soclales

Çeviren: Tunus TANKUT vis, Hükümetin yılda çıkardığı 350 milyon çekin ihracına müteallik her türlü muhasebe hesaplarını yapacaktır. Şikago'nun büyük mağazalarından birinin kullanmağa başladı ğı bir robot, satılmakta olan 2500 çeşit mad denin her akşam envanterini yapmakta ve her hangi bir malın mevcudu muayyen bir seviyeden aşağı düştüğü zaman bu mal için kendi kendine sipariş bülteni hazırlamakta dır.

Elektronik cihazlar ışık süratine yakın bir müddet içinde en karışık hesap mesele lerini halletmektedirler. 1955 ekiminde Pa ris'te yapılan milletlerarası bir kongrede teş hir edilen bir makine dakikada 16.000 rakam okumuştur. «Hafıza» adı verilen manyetik bantlar sayesinde bu sürat daha da artırıl mıştır.

Elektronik endüstri hızla inkişaf etmek tedir. Birleşik Amerikada kontrol cihazları imali için 8000 yüksek mühendis çalıştıran 2500 e yakın şirket bulunmaktadır. Sovyetler Birliği de endüstrisinin faaliyetini artırmak için elektronikten faydalanmaktadır.

Cenevre konferansına iştirak eden mü tehassıslardan bazılarının söylediklerine gö re atom enerjisinin kullanılmasiyle tatbikatı sürat kazanacak olan otomasyonun, neticele ri ne olacaktır ? İlk önce, sanayide çalışan iş çilerin ve bürolardaki memurların miktarı azalacaktır. Amerikan sendikalarının tahmi nine göre bugün otomobil sanayiinde çalışan bir milyon işçinin yaptığı işi 200.000 işçi ile yapmak kabil olacaktır. Otomasyon,' Radyo elektrik sanayiinde çalışan personel miktarı nı da büyük mikyasta azaltacaktır.

İngiliz Sigorta Bakanlığı, servislerinde kurmak üzere bulunduğu bir elektronik beyin sayesinde otomatik daktilo kullanmağa baş lamıştır ki, bu makine üç nüsha olarak metin leri kopye etmekte ve 350 memurun yerini tut maktadır. Bu sahada şimdiden elde edilen neticelere bakılacak olursa otomasyon saye sinde bir gün gelecek işçiler haftada dört gün çalışacaklardır.

Bununla beraber, otomasyon daha az iş çi ile makinelerin çalışmasını temin etmekte ise de bir taraftan da, sadece mekanik ça lışmalar için değil aynı zamanda bizzat oto masyonun etüd ve ihzarı için iyi yetiştirilmiş mütehassıs personele ihtiyaç göstermekte dir. Büyük şirketlerden bir çoğunun ik tisat müşaviri olup otomasyon meselesini

esasla ıbir şekilde incelemiş olan / Pprofesö r Peter F. Drucker «otomasyon işinde en mü him mesele istihsal değil fakat teşkilât ve plân meselesidir.» demektedir. Hattâ, basit işler için dahi personelin iyi bir eğitime sahip olması lâzımdır. M. Drucker'in verdiği izaha ta nazaran, halihazırda 150/000 kişi istihdam eden ve senede ancak 300 kişiyi angaje eden bir Amerikan şirketinin otomatize tir hale geldikten sonra yı'da diplomalı 7000 persone le ihtiyacı olacaktır.

Bu teknolojik gelişme ve atom enerjisi nin endüstri hayatına girişi dolayısiyle per sonelin ilmî bir şekilde yetiştirilmesi keyfiye ti her memleket için âcil bir zaruret haline gelmektedir. Yarının su'th yansında, ordular teknisyen ve mühendislerden teşekkül ede cektir. O ha'de karşımıza çıkan dâva. kısa bir middet içinde memleket nüfusunun bü yük kısmını ilmî ve teknik bir şekilde yetişti rip hazırlamak davasıdır. Bugünkü mektep ler bu yem endüstri inkılâbının doğurduğu ihtiyacı karşılamağa artık kâfi değildir. UNEÖCO tarafından Cenevre konferansına sunulan bir tebliğde, yetişen neslin bu yeni teknik bünyenin icaplarına göre hazırlana bilmesi için yeni öğretim programlan tanzi mi Mzımgeldiği hususunda haklı olarak ısrar edi'm ektedir.

Makineleşme, otomasyonun yayılması ve bilhassa atom enerjisinin kullanılması cınaî, ticarî, ziraî sahalarda pek çok elemanın işsiz kalmasını mucip olacaktır. Zikrettiğimiz bir kaç misal bu hususta bir fikir vermeğe kâfi dir. Bazılannın iddiasına göre, bundan yirmi otuz sene sonra yeryüzü nüfusunun üçte bi rinin b af tada dört, beş saat çalışması insan lığın bütün maddî ihtiyaçlannin karşılanma sına kâfi gelecektir.

Yıldırım hızıylle gelişen bu teknik ilerle menin doğuracağı işsizliğin önüne nasıl ge çilecektir ? Çalışma saatleri indirildiği tpk dirde bu sefer de boş kalma meselesi meyda na çıkacaktır. Bunu nasıl halletmeli ? Bu boş zamanlan kültürle doldurmayı tavsiye eden İer var. Denıs de Rougemond : (kültürün ha yatta en ciddî meşgale olacağı devirlerin eşi ğinde bulunuyoruz ) diyor. Filhakika, ilmî terbiye, mesleke yöneltme, kültür, boş vakit ler, seyahatler, sporlar vesaire teşkilâtlandı rılıp plânlandınlmalıdır. Aksi halde karşıla şacağımız şey anarşi, işsizlik ve sefalettir. An cak iyi hazırlanmış bir plânlama bu içtimaî kötülükleri önleyebilir. Tekniğin inkişafı ile hergün biraz daha yayılan ve gittikçe lüzum lu bir hal alan bir plânlama devresine İster istemez girmiş bujunuyoruz Atom enerji sinden sarfı nazar tek başına otomasyon dahi yeni bir ekonomik nizam, yeni bir piya

sa ve inkişaf halinde bir iktisat sisteminin lü zumunu ortaya çıkarmıştır. İstihsal, uzun bir müddet, intizamlı ve gittikçe gelişen bir ritm takıp etmelidir. Otomasyonun iktisadî karar sızlığa tahammülü yoktur. Bu ritmi muhafa za etmek için uzun vadeli taleplerin inkişafı nı etüd etmek ve uzun vadeli imalât program lan üzerinde çalışmak şarttır. Yetiştirilmiş ve hususî olarak eğitilmiş personelin dışında her sahada ilerlemeyi temin edebilmek için, vuku bulacak hâdiseleri önceden sezmek, or ganizasyon ve koordinasyon yapmak kudre tini haiz bir idareye ihtiyaç vardır.

(Serbest teşebbüs) sisteminden çıkan Devlet acaba bu çeşitli meselelere bir hal ça resi bulabilecek durumdamıdır ? otomasyo nun muhtemel akislerini tetkik eden Prof. Drucker, teknik terakkiden sonra mevcut re İ min yaşayıp yaşayamıyacağı hususunda te reddüt göstermekte ve müesseselerin yeni teknik metotlara yavaş yavaş intibak edebi leceklerini müşahede ederek demektedir ki: (Muhakkak olan birşey varsa o da, otomasyo nun tatbiki, sembolü atom fabrikası olan, ba sit bir teknik inkılâptan ibaret değildir. Oto masyon Amerikan ekonomisinin bünye ve muvazenesinin her türlü istihsali ve tevzi ka demelerinde esaslı ve derin bir değişiklik hu sulüne sebep olacaktır). Netice olarak müellif, Amerika'da daha şimdiden kabul edilmiş olan devlet müdahalesinin önümüzdeki yirmi sene içinde hükümetin karşılaşacağı yeni ve ağır problemleri halletmek hususunda kafi bir te siri olup olmayacağını kendi kendine sormak tadır. Daha mühimi, bu meselelerden herbiri şiddetli siyâsî mücadelelere de sebebiyet ve recektir. Amerikan Sendikalan Başkanı Mr. Walter Reuter diyor ki: (Artan istihsal âdi lâne bir surette tevzi edilebildiği takdirde otomasyon biie gelecekte daha iyi bir hayat vâdetmektedir; aksi halde dünya işsizliğe ve sefalete sürüklenecektir.)

Bu bahsettiğimiz meseleler henüz atom dan önceki meselelerdir; ya atom enerjisi nin kullanılmasından doğacak meselelere ne demeli ?

Atom enerjisinin sosyal akisleri otomas yonunkınden daha da kuvvetli olacaktır. Mu azzam kudreti haiz olması ve inkişafı için çok büyük paraya lüzum göstermesi dolayısiyle ya Devlet yahutta Devletçe idare ve finanse edilen teşebbüsler tarafından kullanılabile cek olan atom enerjisi kollektif ekonomiyi kuvvetlendirecektir.

Eu tez başlıca iki delile dayanmaktadır: Birincisi: Hususî teşebbüsler, atom ener jisi inkişaf ve işletmesinin ültıva ettiği çok ağır yükü üzerlerine alabilecek imkânlara malik değillerdir Bundan başka; bü enerjinin

E. M M — 23 24

KAY IPLARIMIZ

Bekir Damar

Odamız üyesi Müh. Ebu Bekir Seyfullah DAMAE'ın 7/12/1958 tarihinde Tatvan'da vazife başında anî ola rakrak vefatını teessürle öğrenmiş bulunuyoruz.

1309 yılında Taş'teni'de (Türkistan) doğan Seyful lah Damar 1924 yılında Almanyada Tekniklim Strelitz Elektrik Fakültesinden mezun olmuştur. Merhum, Denizcilik Bankası Haliç Tersanesi Elektrik Atölye Şefliği vazifesi ni deruhte etmekteydi. Rahmetliye Tanrıdan mağfiret, meslekdaşiarımıza baş sağlığı dileriz.

işletilmesini teahhüt edecek hususî teşebbüs ler de fikrimızce, büyük maddî kayıplara uğ ramağa mahkûmdurlar. Henüz tecrübe dev resinde bulunmakta olduğumuzdan nükleer ilmin birbirini kovalayan mütemadi terakki leri öyle mühim değişiklikler doğuracaktır ki daha önce yapılan işler istifade edilemez bir hale gelecek ve vücuda getirilen tesisler bü tün kıymetini kaybedecektir. Mütehassısların hepsinin de inandıkları gibi, şayet yakın bir zamanda atomun birleşmesi ve gündelik ha yata tatbiki tahakkuk ederse, atomun parça lanması, o andan itibaren, atom devrinin ilk çağını teşkil edecek ve gerek doğrudan doğ ruya gerekse bilvasıta buna bağlı teşebbüsler harap olacaktır.

İkincisi: Atom enerjisinin beynelmilelleş tirilmesi ve muhtelif iktisadî sistemler ara sında daha şimdiden ticarî rekabetin başla ması kapitalist memleketlerde teşebbüsün u mumileştirilmesini zarurî kılmaktadır. Bugün dünyanın menfaatleri birbirine zıt iki bloka ayrılmış olması atomun endüstride kullanıl ması işini geciktirmeğe imkân vermektedir. Devletin istihsali tanzim ettiği ve fiyatları sadece ekonomik ölçülere göre değil aynı za manda politik mülâhazalara göre tesbit eyle diği bir memleket ile maliyet fiyatlarını hu susî teşebbüsün tâyin ettiği bir memleketten birincisinin daha ağır basacağına hiç şüphe yoktur. Bu takdirde, kapitalist memleketler de aynı idare tarzını takibederek her defa sında fiyatlarını aynı ölçülere göre tesbit et meğe ve başka bir tâbirle atom ve enerjisi is tihsal ve işletmesini resmî sektöre bırakma ğa mecbur olacaklardır.

Bundan başka, atom enerçisi büyük mik yasta bir fors motris temin ettiği ve mutad enerjiye nazaran maliyet fiyatı gittikçe düş tüğü andan itibaren bildiğimiz enerji ile iş leyen tesisler de yavaş yavaş kıymetini kay bedecektir. İstihsal fiyatının tesbitinde ener

ji faktörünün en büyük rolü oynadığı teşeb büsler için ela durum aynı olacaktır.

Atom bombalarının imali durur durmaz bu akis daha da kuvvetli olacaktır. Çünkü daha önceden yapılmış olan atom enerjisi stokları uzun yıllar enerji istihsaline yete cek elverişli malzeme temin etmiş olacaktır.

Şayet, düşündüğümüz gibi bu yeni ener ji bizi, âmme hizmetinin umumî bir mahiyet almasına, buyük istihsal vasıtalarının devlet leştirilmesine ve iktisadî bir plânlamanın ka bulüne doğru götürecek olursa sınaî kapita lizmin esasları temelden sarsılacaktır. Husu sî teşebbüs rejiminin halen oldukça ağır bir kriz geçirmekte olduğu gözönünde bulundu rulursa bu sosyal değişme daha da akla yakın gelmektedir. Şurasını unutmamak lâzımdır ki, piyasanın kısa vadeli icaplarına göre ça lışmakta o!an hususî teşebbüsler devamlı bir ilerlemeyi temin için en sonunda iktisadî ka rarsızlıktan kendilerini kurtaramayacaklardır. Andre Siegfrid diyor k i : (Gözlerimizin önün de dünya bariz bir şekilde değişmektedir... ölçülerimizin, metotlarımızın, münasebet sis temlerimizin, kıymet silsilemizin, hülâsa biz zat medeniyetimizin değişmesi lâzım. Bu me deniyete dün kültür hâkimdi, bugün ise tek nik zorla kendisini kabul ettirmektedir, öyle görünüyor ki, adını henüz bilmediğimiz bir çağ doğmak üzeredir.)

Adının (kolılektif Ekonomi) olacağına şüphe bulunmayan bu çağ herşeyden önce iktisadî plânlama teşkilâtının mahiyetine ait bir sürü meseleler meydana çıkarmaktadır. Zira kollektif ekonominin terakki ve refahı temin edebilmesi için yalnız devrimizin eko nomik ve teknik icaplarını değil, fakat aynı zamanda siyasî, içtimaî ve ahlâkî icaplarını da yerine getirmesi ve sonra da insanın te mel hak ve hürriyetlerini korumayı temin etmesi lâzımdır.