Elektrik Mühendisliği · Sayı 460 · Mart 2017
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI’NDAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ’NE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2017
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 15 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Anayasa değişikliği
- 16 Nisan referandumu
- başkanlık sistemi
- EMO
- Hayır kampanyası
- OHAL
Özet
EMO Yönetim Kurulu eski başkanları, 16 Nisan 2017'de yapılacak Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin görüşlerini paylaşarak başkanlık sistemine ve yetkilerin tek elde toplanmasına karşı 'Hayır' çağrısında bulunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI’NDAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ’NE
İLİŞKİN GÖRÜŞLER…
Elektrik Mühendisliği Dergisi, 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişikliklerine ilişkin referanduma yönelik olarak şube yönetim kurulu, temsilcilikleri ve EMO Yönetim Kurulu eski başkanlarına görüşlerini sordu.* Meclis’in yetkisizleştirilip, tek adamda yetkilerin toplanması ve buna karşın denetimin öngörülmemesi Anayasa değişikliğine yöneltilen eleştirilerin ortak noktasını oluşturdu. Ülkemizin içinde bulunduğu sorunların ağırlaşacağı kaygısı dile getirilirken; demokratik, laik bir hukuk devletinde eşit yurttaşlar temelinde barış içinde bir arada yaşam umudu için “Hayır” vurgusu yapıldı.
27-28-29-30-31-32-34. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanı Teoman Alptürk: Anayasa bir toplumsal sözleşmedir. Bu sözleşmenin geçerli olabilmesi için toplumun tüm kesimlerini mutlu etmesi gerekir. Ama en baştan partili yandaşlara, vatandaşlara öncelik, üstünlük verilirse bu yasayı uygulamak mümkün olmaz. Bir tarafta parti damgalı insanlar, diğer yanda ötekiler. Böyle bir şey olamaz, uygulanamaz. Hele bu Anayasa o ülkede özgürlükleri yok edecek yapıya sahipse, tek ve partili bir kişiye ülke yönetimi teslim ediliyorsa kargaşa ve kaos kaçınılmazdır. Bugün olduğu gibi ifade özgürlüğü kısıtlanıyor, vatandaşlar görüşleri nedeniyle şiddet görüyorsa, yeni Anayasa bunu düzeltemiyorsa “Hayır” cevabını alır. Orwell, “Özgürlük, insanlara duymak istemedikleri şeyleri söyleyebilmektir” demiş. Voltaire de “Senin görüşlerine katılmayabilirim, ama onları toplumda ifade edip söyleyebilmen için canımı feda edebilirim” demiş. Şimdi bu değişiklik isteğiyle gelenlerin yaptıklarına bakınca ülkeye, şiddet, zulüm ve kaostan başka bir şey getirmeyecekleri açıktır. Tek adam yönetimi ile ülkemiz yönetilemez, Türkiye bunu hak etmiyor. Bu yüzden Anayasa teklifine “Hayır” diyorum.
33. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Bozoklar: Özgür bir ülkede yaşamak için “Hayır.” Türkiye toplumunun güncel ve hiçbir temel ihtiyacını karşılamaktan uzak başkanlık referandumunun oylanmasına az bir süre kaldı. Türkiye bu referandumla kesin bir yol ayrımına giriyor. Siyasi iklimi her gün biraz daha sertleştiren AKP ve yandaş medyası zorla yaratılan fiili tek adamlık rejimini anayasal kurala dönüştürmek istiyor. Yakamıza yapışıp sarsarak, korku ve tehditle “Evet” demeye zorlanıyoruz. İşte bu sebeple “Hayır” oyu çok önemli. Bu kadar baskıyı, medyanın baskı altına alınmasını, milletvekillerinin hapse atılmasını, belediyelerin kayyuma devredilmesini, çalışanların KHK’larla işlerinden edilmesini ve gelecekte şu an düşünemediğimiz türlü diğer antidemokratik uygulamaları referandumda güçlü bir “Hayır” oyunun çıkması durdurabilir. EMO olarak Hayır Kampanyası’nda yer almak, bunun mücadele ve çalışmasını yapmak her seviyede yönetici ve üye için hayati önemdedir. Şu an halka ulaşmak için bilinen demokratik yollar kapatılmaya çalışılıyor. Yeni yollar bulmak, sokak sokak, ev ev dolaşarak getirilmek isteneni anlatmak zorundayız.
Bunu yaparken bağırana karşı daha fazla bağıran, gerginlik yaratana karşı daha fazla gerginlik yaratan olmamalıyız. “Hayır”ın belirleyici olmasında kararsızların ikna edilmesi önemlidir. Pozitif bir Hayır Kampanyası ile kazanmak mümkün olacaktır. Örgütlü olmak her zaman işe yarar. TMMOB ve EMO örgütlülüğü ile umut veren bir Hayır Kampanyası’nı barışçıl yöntemlerle sürdürmeli ve bütün bir ülkeyi anahtar teslimi bir kişiye devretmemek için “Hayır” demeliyiz.
35. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Asım Rasan: AKP İktidarı 14 yılı aşan bir süredir ülkemizi yönetmektedir. Bu süre içerisinde uyguladığı neoliberal politikalarla ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir. Bu durumun yaratıcıları; yarattıkları sonu gördürdüklerinden kendilerini kurtarmak ve iktidarlarını devam ettirmek için çıkış yolunu; kurguladıkları Anayasa değişikliği ile başkanlık sistemi olarak görmektedirler. Meclis’teki oylamalar sonucunda yapılması planlanan Anayasa değişikliği, kabul için yeterli sayıya ulaşmadığından referanduma götürülmektedir. Yapılmak istenen değişikliğe bakıldığında; yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, muhalefetin tümüyle baskılandığı tek adam diktasına dayanan gerici bir rejim inşa edilmek istenmektedir. Hak ve özgürlüklerin bulunmadığı baskıcı faşist bir rejime anayasal bir kılıf geçirmek ve bunu kurumsallaştırmak istemektedirler. Referanduma sunulan bu Anayasa değişikliğine “Hayır” demek ve “Hayır” dedirtmek için çalışmak; demokrasiye inanan, insan hak ve hürriyetlerine saygı duyan, ülkesini seven her kesimin görevidir. Bu anlamda halktan, emekten ve demokrasiden yana tavır alarak; halkımızın tüm kesimlerine uygulanan neoliberal politikaların sonuçlarını; ülkemizin doğal kaynaklarının, tarihsel ve kültürel miraslarının yağmalandığını; ülkemizde oluşturduğumuz değerlerin özelleştirme adı altında yok pahasına peşkeş çekildiğini; üretimden kopan, sadece inşaat sektörüne dayanan kof büyümenin getirdiği işsizlik ve buna bağlı olarak artan yoksulluğu anlatmak; bizlerin bu dönemdeki en büyük görevimizdir. Bu nedenlerle ayrılıkları ve iç tartışmaları bir yana bırakarak 12 Eylül ve OHAL uygulamalarının kalıcı hale gelmemesi için “Hayır” diyelim, “Hayır” dedirtelim.
* Gelen tüm görüşlere yer verilmiş olup; İstanbul ve Trabzon şubelerimizden görüş gönderilmediği için yayımlanamamıştır.
36 ve 37. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanı H. Ali Yiğit: Ülkemiz eşitsiz koşullarda yeni bir Anayasa referandumu sürecindedir. OHAL koşullarında, seçime katılma hakkı olan siyasi partiler dışında kalan toplumsal muhalefetin her türlü girişimi hukuksuz bir biçimde engellenmektedir. 2010 Referandumu sonrasında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte ülke içinde hukuki bir dayanağı olmaksızın fiili bir tek adamlık süreci yaşanmaktadır. Hitler’in meşhur “Ein volk, ein führer, ein ja-tek millet, tek lider, tek evet” sloganı “Tek millet, Tek lider, Tek bayrak” olarak servis edilmeye başlandı. Şimdiden kulağımız “Reis”e alıştırılmaya çalışılıyor. Böylesi bir ortamda; TBMM’den geçirilerek referanduma sunulan temel değişikliklere baktığımızda; - Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yetkileri tek elde toplanmaktadır. - Partili Cumhurbaşkanlığı’nın önü açılacaktır. - Cumhurbaşkanı bakanları tek başına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayı olmaksızın göreve atayabilecektir. Bakanlar, bürokrat konumundadır. - Bakanlar Kurulu ortadan kalkacaktır. - Bakanlar Meclis dışından olabilecek, bakanlar hakkında gensoru, Meclis Soruşturması vb. uygulamalar olmadığı gibi bakanların TBMM’ye karşı sorumlulukları da olmayacaktır. - Meclis bütçe yapamayacaktır. - Cumhurbaşkanı’nın istemediği hiçbir yasa Meclis’ten kolay kolay geçemeyecektir. Çünkü eskiden Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilen yasalar TBMM’de basit çoğunlukla görüşülürken bu defa nitelikli çoğunluğa ihtiyaç duyacaktır. - TBMM, tatile girdiğinde kendi iradesiyle toplanamayacaktır. Ancak Cumhurbaşkanı toplantıya çağırabilecektir. - Seçilmemiş ve sayısı belirsiz Cumhurbaşkanı yardımcıları olacaktır. (Bunun en güzel örneği Azerbaycan’da yapılan benzer Anayasa değişikliği sonucu Cumhurbaşkanımızın yakın dostu İlham Aliyev karısını birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapmıştır.) - Tüm yetkiler Cumhurbaşkanı’nda olmasına karşın milletvekilleri Cumhurbaşkanı’na soru soramayacaktır. Soruların muhatabı Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar olacaktır. - Cumhurbaşkanı, parti genel başkanı da olacağından adaylığını belirlediği milletvekilinin kendisine soru sorma şansı da ortadan kalkmaktadır. - Yüksek yargının tüm üyelerinin seçimi doğrudan veya dolaylı olarak Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecektir. - Cumhurbaşkanı kendisine verilen kararname çıkarma yetkisiyle, tüm devlet mekanizmalarının yatay ve dikey örgütlenmesini dilediği gibi değiştirebilecek ve hatta varlığını ortadan kaldırıp başka bir kuruluş da oluşturabilecektir. Birlikleri lağvedebilecek ve yeni birlikler oluşturabilecektir. Bütün bu uygulamalarda TBMM devre dışıdır. - Cumhurbaşkanı’nın herhangi bir şekilde suç işlediği tespit edilse bile bunun TBMM’de gündeme getirilmesi için 301 oy, görüşülmesi için 360 oy ve Yüce Divan’a sevki için de 450 oy gerekmektedir. Bu durum Cumhurbaşkanı görevden ayrıldığında da aynen geçerlidir. Daha da vahimi aynı haklar atanmış (seçimle gelmeyen) Cumhurbaşkanı yardımcıları için de geçerlidir. Tarihimizdeki ilk yazılı Anayasamız olan ve 23 Aralık 1876 tarihinde yürürlüğe giren Kanuni Esasi üzerinden 130 yıla yakın zaman geçti. Bu Anayasa’da bile yetkilerin tümü Padişah’ta değildi. En azından Sadrazam vardı, Meclis vardı, Meclis Başkanı vardı. 23 Aralık 1876 tarihinde başlayan anayasa serüvenimizde tarihsel bir dönüm noktasındayız! Gerek Siyasi Partiler Yasası’nın antidemokratikliği gerekse seçim sisteminin getirdiği antidemokratik uygulamalar (%10 seçim barajı, daraltılmış bölgeye göre milletvekili seçimi vb.) zaten demokratik muhalefetin temsiliyetinin önünü tıkamaktaydı. Bu sistemle ülkemizin her şeyini tek başına bir kişi belirleyecektir.
Doç. Dr. Alican Kaptı ve Doç. Dr. Sebahattin Gültekin’in Nisan 2015’te yayımlanan “Karşılaştırmalı Sistemlerle Başkanlık Sistemi ve Türkiye” kitabında yapılan tespitlere bakıldığında da başkanlık sisteminin daha büyük sorunlara yol açacağı görülmektedir. İyi yönetim indeksine göre en başarılı 10 ülkenin 8’i parlamenter sistemle yönetilirken, son 10’da bulunan ülkelerin 9’unun başkanlık sistemiyle yönetildiği görülmüştür. Ayrıca ülke kırılganlık indeksine göre en kırılgan durumda olan ilk 10 ülkenin 9’u başkanlık sistemiyle yönetilirken, en az kırılgan olan (en dayanıklı) 10 ülkenin 8’i parlamenter sistemle yönetilmektedir. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin büyük çoğunluğunun siyasi ve politik istikrarsızlık içinde bulundukları ve ülke yönetimlerinin de büyük sorunlarla karşı karşıya oldukları ortaya çıkmaktadır. ABD dışındaki gelişmiş Batı demokrasilerinin hemen hemen tamamı parlamenter sistemle yönetilmektedirler. Başkanlık sisteminin ABD’de başarılı olmasının temel nedeni, bu ülkenin kendine has özellikleri ve yapısıdır: Yasama ve yargı en az yürütme kadar güçlüdür. Başkanı sınırlayan yerleşmiş bir sistem mevcuttur. Hayırdan yana olmak lazım, şerden yana değil! Görüleceği gibi TBMM’den geçen Anayasa Değişikliği Yasası pek de memleketin hayrına değil. Aksine şerlerle dolu. O halde memleket hayrına bir şeyler yapmak lazım. 16 Nisan 2017 Pazar gününün “Hayır”lara vesile olmasını diliyorum.
TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi ve 42-43. Dönem EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş: Referandum ile önümüze getirilen bu Anayasa değişikliği önerisine “Hayır” denilmesi için toplumun hemen her kesiminden haklı itirazlar yükseliyor. Bu itirazların ortak paydası ise yapılmak istenen değişikliklerle bir diktatörlük rejiminin yaratılacak olması kadar, ülkemizin uzun yıllar içerisinde AKP tarafından iyi yönetilmiyor olmasının yarattığı acı sonuçların biliniyor olmasıdır. Bugün ülkemiz için en önemli sorun, AKP iktidarı ile adım adım geliştirilen ırkçı ve gerici bir siyaset anlayışının ürünü olarak tüm yaşam alanlarında toplumun giderek daha fazla ayrıştırılmasıdır. Demokratik hak ve özgürlüklerin yok edildiği bu süreçte eşitlik ve özgürlük isteyen emek ve demokrasi güçlerinin toplumun bütün kesimlerine ulaşması ve bu karanlık gidişe dur demesi ülkede barış ve demokrasi adına hayati bir öneme sahiptir. Biz mühendisler; ülkemizin sorunları ile mesleğimizin sorunlarını birbirinden bağımsız görmeyen bir anlayıştan hareketle neden “Hayır” dediğimizi halkımıza net bir şekilde anlatmak sorumluluğundayız. Tam da bu çerçevede; getirilmek istenen Başkanlık Sistemi’nin olumsuzluklarını anlatırken, bugüne dek uygulanan neoliberal politikaları sorgulamak ve sonuçlarını halkımızla paylaşmak için bir kez daha önemli bir fırsat doğmuştur. Bugün mühendislik alanlarımızdan söyleyeceğimiz en önemli şey, bilimsel-teknik gelişmelerin, dolayısıyla sağlıklı bir üretim ve sanayileşmenin demokrasi ile doğrudan ilgili olduğunun öncelikle altının çizilmesidir. İşsizlik ve yoksulluğun arttığı koşullarda, kentlerimizin, doğal kaynaklarımızın, kültürel ve tarihsel mirasımızın yağmalanmasına karşı demokratik bir Türkiye’nin savunulması için hangi siyasal eğilimden olursa olsun toplumun “Hayır Kampanyası” ile yeni bir başlangıç için birleştirilmesinde mühendisler kendi alanlarından tarihsel bir sorumluluk ile karşı karşıyadır. Son olarak; ülkenin sürüklenmek istendiği karanlığı aşmak üzere, sadece kendi programımızı dayatmadan, kimin hangi gerekçe ile “Hayır” dediğinin iç tartışmalarına kapılmadan, her kesimin kendi özgül yaklaşımları ile yürüttüğü “Hayır” çalışmasını kendi alanından bir veri kabul ederek bu karanlık gidişi tersine çevirmek, bu oyunu bozmak birinci sorumluluğumuz olmak zorunda.
Adana Şube Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mak: Sözüm ona “Yeni Türkiye” adıyla başlatılan reformlarla ülkemizin tüm sorunları sözde çözülmüş sıra bu sorunların kaynağı olan yönetim sistemine gelmiştir. Halka yönelik algı yöntemiyle, çoğulcu demokrasi veya parlamenter sistemden kaynaklandığı ileri sürülen sorunların dünyada olumlu benzeri olmayan kişi-parti yönetimi, bir diğer adıyla dikta veya “bize has” bir başkanlık sistemiyle çözüleceği aşılanmaya çalışılıyor. Olağanüstü hal döneminde, gazetecilerin, milletvekillerinin, akademisyenlerin ve karşı düşünen herkesin tutuklandığı bir dönemde temel çözümü tek adamın yönetimine bırakan akıl tutulması diye tanımladığımız başkanlık için referandum ne kadar adildir. Ülkemizde bugüne kadar görülmeyen tasfiye ve sindirme hareketine girilmiştir. Özetle tasfiye edilenler; kadınlardır, çocuklardır; felsefedir, bilimdir, sanattır; Parlamento’dur; farklılıklardır, ötekilerdir; edebiyattır, tiyatrodur; uygarlık tarihidir, dünya coğrafyasıdır; çevredir; evrensel değerlerdir, hak ve özgürlüklerdir; bilim kişileri, eleştirel sorgulayan düşünen gençler, aydınlardır; gazetecilerdir; dinciliğe, mezhepçiliğe muhalefet edenlerdir; hakkı, özgürlüğü savunanlardır. Kısaca tasfiye edilen hayatın ta kendisidir, toplumdur, kişidir, demokrasidir; yerine konan ise gericiliktir. Çocuklarımızın kaderini sürekli yanılan ya da kandırılan bir kadroya emanet etmemek için, onlara en iyi miras “Hayır”dır. Bunlar, kadının “yüksek erkek kültürünü” kirlettiğini varsayar, cinsçidir, ataerkilcidir. Kadınlarımız “Hayır” diyorsa “Hayır.” Her gün seni aşağılayacak bir başkan istemiyorsan “Hayır.” Düşüncelerimizi kalıplara hapseden zihniyet için “Hayır.” TMMOB ilkeleri için “Hayır.” Memleket için, tam bağımsız özgür Türkiye için, halkların eşitliği için ve aydınlık gelecek için “Hayır.” Hayat bir hareket ve mücadeledir. Kara akılların işi o kadar kolay değil, Nisan’da bahar gelecek.
Ankara Şube Yönetim Kurulu Yazmanı Alaattin Ali Yolcu: İyi bir insan, iyi bir mühendis hangi ortamda yetişir? Ülkesinin huzurlu olduğu, insanların kendini güvende hissettiği ortamda, vatandaşlarının fikirlerini özgür ve bağımsız ortamlarda ifade ettiği, çağdaş demokratik sosyal hukuk devletinin varlığını koruduğu ortamda “iyi bir insan, iyi bir mühendis” filizlenir, gelişir ve yetişir. Mustafa Kemal Atatürk’ün seslenişi ile bitirelim: “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller ister!”
EMO Antalya Şube Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Metin: Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları son derece zor şartlar altında kurtuluş mücadelesi vererek, ulusça çok büyük bedeller ödeyerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Devletin yönetim biçimi; güçler ayrılığının ve dengesinin esas alındığı demokratik parlamenter sistemdir. Yapılmaya çalışılan Anayasa değişikliği ile bu sistem değiştirilmek istenmektedir. Güçler ayrılığı ve dengesinin ortadan kalkacağı, tek merkezli inisiyatiflerin kullanılacağı bu değişiklik ile telafisi olmayan yapısal değişikliklerin ve buna bağlı uygulamaların olması çok büyük tehlike arz etmektedir. Bu tehlikelerin yaşanması halinde “Pardon yanılmışız, aldatılmışız, kandırılmışız” deme şansımız hiç olmayacaktır. “Ben istedim yaptım” dayatmasına karşı, kendimiz için, çocuklarımız
için böylesi yaşamsal bir risk almamak için bu değişikliğe dur demeliyiz, “Hayır” demeliyiz.
Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Çınar: 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilecek referandumda oylanacak olan Anayasa değişiklik maddeleri incelendiğinde referandumda; Atatürkçü, çağdaş, demokrat, ilerici, yurtsever karakteriyle Cumhuriyet’in değerlerini özümsemiş, insan odaklı, aklı ve bilimsel yaklaşımları göz önünde bulundurarak karar veren tüm yurttaşlarımızın “Hayır” diyeceğine inanıyoruz. Referandumda; Ülkenin yıkıma, halkın uçuruma daha fazla sürüklenmesini önlemek için, Çocuklarımızın savaşlarda kırılmasını engellemek için, Türkiye’nin Libya, Irak ve Suriye’de yaşanan türden katliamlara sahne olmaması için, Ülkenin bir tek kişi tarafından yönetilmesinin önüne geçmek için, Nasıl düşüneceğimize, neye inanıp-inanmayacağımıza, yaşam tarzımızın nasıl olacağına olağanüstü yetkilerle donatılmış bir adamın karar vermemesi için, Grev ve direniş, söz, basın-yayın ve örgütlenme hakkının bir kişi tarafından kontrol altına alınmasına dur demek için, İrademizi, seçme-seçilme hakkımızı bir tek kişinin eline teslim etmemek için, Parlamento’nun, mahkemelerin, üniversitelerin bir tek kişinin keyfi yönetimine bağlanmasını önlemek için, Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin oyununu bozmak için “Hayır” demeliyiz.
Denizli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala: Geleceğimiz olan çocuklarımıza demokrasinin hakim olduğu, kutuplaşmadan birlik içinde yaşayabileceğimiz özgür bir ülke bırakmak için “Hayır” diyorum.
Denizli Şube Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Arif Dönmez: Meclis’in tasfiyesine, teslim alınmış yargıya, seçilmiş krallığa “Hayır!” Ortak değerlerin tahribine, kuvvetler ayrılığının sonlandırılmasına, rejim değişikliğine “Hayır!”
Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Orak: Anayasalar; toplumsal mutabakatla ortaya çıkan sözleşmelerdir. Anayasalar, dili, dini, ırkı ve mezhebi ne olursa olsun her kesimi tüm renkleri ile yansıtmalı, kucaklayıcı olmalıdır. Sadece bir kesim veya bir kişiye özgü bir anayasa olmaz, olmamalıdır. Fakat ülkemizde son dönemde ısmarlama yoluyla, alelacele bir şekilde toplumsal mutabakat aranmadan, tekçi bir zihniyetin ürünü olarak görülen 18 maddelik bir Anayasa değişikliği Meclis’ten geçirilerek 16 Nisan’da referandumda önümüze getiriliyor. Ülkemizde ve özellikle bölgemizde OHAL uygulamaları en ağır bir şekilde devam ediyorken, insanlar sokakta düşüncesini özgürce dile getiremiyorken, “Hayır” diyen tüm kesimler terörist ilan ediliyorken, siyasi partiler referandum çalışmalarını yürütemiyorken yapılacak bir referandumda sağlıklı bir sonuç elde edilemeyecek, bu şartlarda yapılacak bir oylamanın meşruiyeti de olmayacaktır. Söz konusu 18 maddelik Anayasa değişikliğinin, AKP-MHP işbirliği ile Kürt düşmanlığı üzerinde inşa edildiği açıktır. Kürt halkının seçilmiş iradesi
şu anda zindanlarda tutsak altındayken ve yerel yönetimlerine hukuksuz bir şekilde kayyumlar atanmışken önümüze getirilen bu Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda çok daha vahim sonuçların ortaya çıkacağı aşikardır. Bu Anayasa değişiklik önerisinin kabulü halinde tüm yetkiler tek elden bir kişiye devredilecektir. Bu yetkilerle donatılmış bir yönetim sistemi, halklarımıza, meslek örgütlerine ve meslektaşlarımıza daha fazla demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik getirmeyecek; kazanılmış olan tüm özgürlükleri yok edecektir. İşte bu nedenle bu Anayasa değişikliğine “Hayır, Hayır, Hayır” diyoruz. Em Jİ bı kürdi dıbejın “NA, NA, NA” (Kürtçe de söylüyoruz “Hayır, Hayır Hayır”).
Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tuna: Bilime dayalı eğitim, özgür araştırma ve özgür bilgi paylaşımı, bağımsız yargı, toplumların gelişmişlik düzeylerini artırır. Biat kültürü, koşulsuz itaat, dogmatizm, bilimin aydınlığına son verir. Aydınlık bir gelecek için tek adam yönetimine hayır!
Gaziantep Şube Yönetim Kurulu: Elektrik Mühendisleri Odamızın kamu kurumu niteliğinde demokratik bir kuruluş olduğu, mesleki birliktelik esasına dayandığı ve üyelerinin değişik siyasi ve ideolojik görüşlerde olduğu, dolayısıyla referandumda “Evet” veya “Hayır” tercihlerinde bulunabilecekleri göz önüne alınarak EMO Gaziantep Şube Yönetim Kurulu olarak tercih belirtmenin doğru olmayacağını düşünmekteyiz. Referandum ve seçimlerin temelinde, halkın egemenlik yetkisini kullanması, aktif vatandaşlığa teşvik edilmesi, halkın kamusal meselelerle ilgilenmesi vardır. Önemli olan, referandum konusu hakkında vatandaşların doğru ve etkin bilgilendirilmesidir. Akademik Meslek Odası olarak analitik düşünme yeteneğine sahip üyelerimizin de, konuyu bizzat okuyup, inceleyip, en doğru kararı vereceğine inanıyoruz. Referandumun ülkemiz yararına olacak şekilde tecelli etmesini diliyoruz.
İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş: Yürütmeye sunduğu olağanüstü güç ve yetkiler nedeniyle 12 Eylül Anayasası’nı bile geride bırakan; güçler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran, TBMM’’yi işlevsizleştiren, yürütmeyi denetim dışı tutan, yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran bu düzenleme ciddi sakıncalar taşımaktadır ve ne yazık ki çağdaş, müreffeh, üreten ve hakça bölüşen bir ülke özlemimize hizmet etmemektedir. O yüzden “Hayır.”
Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sözen: 12 Eylül darbecilerinin eseri mevcut Anayasa’nın kabul edildiği 1982 yılından bugüne gelen tüm siyasi iktidarlar, bunun bir Darbe Anayasası olduğunu kabul etmelerine rağmen, hiçbir zaman bu Anayasa’yı evrensel normda yeniden düzenleme yoluna gitmediler. Ya mecbur kaldıkları veya işine gelen bazı maddeleri, istedikleri yönde değiştirdiler. Bırakın anayasayı, 35 yıldır salt çoğunlukla bile her iktidarın değiştirebileceği, birçok antidemokratik, örneğin YÖK, Seçim ve Siyasi Partiler yasaları gibi olanlara bile dokunulmadı. Bugün yapılmak istenen düzenlemeler, mevcut sorunlu Anayasa’yı bile aratmaktadır. Bugün getirilmek istenen düzen-
lemelerin hiçbirinde evrensel hukuk, evrensel demokrasi ve evrensel özgürlük alanları, bireysel hak ve özgürlük alanlarının genişletilip geliştirilmesine yönelik evrensel hiçbir madde ve norm yok. Tam tersine demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı, yani yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrı ve bağımsızlığı zaten sorunlu iken, tamamen ortadan kaldırılarak, tek elde toplanmaktadır. Tek kişiye, Meclis’i feshetme yetkisi verilmektedir. Yargı bağımsızlığı ve denetim yetkisi, yüksek yargının çoğunluğuna tek kişinin yapacağı atamalar ile ortadan kaldırılmaktadır. Meclis’in denetim yetkisi ortadan kaldırılmakta, yasama yetkisi kararnameler ile adeta yürütme erkini elinde tutan tek kişiye bırakılmaktadır. Böyle bir Anayasa değişikliği ile ülkeyi otoriter ve totaliter bir yönetime sürükleyip sürüklememek, sadece başkan seçilmiş olan kişinin insafına bırakılmaktadır. Anayasalar kişiye göre değil, evrensel normlara göre yapılır. Böyle bir Anayasa değişikliğine “Hayır” demek, ülkesini seven her yurttaşın en temel görevi olmalıdır.
Mersin Şube Yönetim Kurulu Geleceğimize, ülkemize sahip çıkıyoruz! 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumunda, bin yıllık kardeşliğin bozulmaması, çimentosunda 72 milletin kanı bulunan ve muasır medeniyet seviyesine ulaşması için gece gündüz çalıştığımız ülkemiz için “Hayır” diyeceğiz! İnsan haklarına, Cumhuriyet’e, demokrasiye inancımızın vücut bulması için “Hayır” diyeceğiz. Baskılara tepkimizi “Hayır” diyerek yansıtacağız. 12 Eylül Darbesi’nden sonra silahların altında, faşist bir Anayasa’nın millete dayatıldığını unutmayarak, bugün dayatılan tek adam rejimine karşı “Hayır” diyeceğiz! Hükümet eliyle devletin tüm imkânları kullanılarak ülkenin temellerine konulan dinamiti “Hayır” ile bertaraf edeceğiz. Korkmayacağız. Yılmayacağız. Öfkemizi “Hayır” diyerek haykıracağız. Ülkemize sevdamızı “Hayır” diyerek göstereceğiz.
Samsun Şube Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özdağ: EMO özgün ve bilimsel gerçeklerle politika ve kararlar üreten TMMOB çatısı altında bir meslek örgütü ve aynı zamanda demokratik bir yapı olarak bu ülkenin nefes alabilmesini sağlayan önemli kurumsal yapılardan biri olma özelliğini halen cesaretle sürdürmeye devam ediyor. Bu Anayasa değişikliği önerisi ile adı ne olursa olsun bize dayatılan, TMMOB ve EMO gibi tüm kurumsal yapıların domino taşları gibi yıkılması, özgün yapılarının bozulması ve işlevsizleştirilmeleri ile tek adam rejimine geçiştir. Bunun sonu ise efendi/kulluk ilişkisidir. Efendi/kulluk ilişkisine “Hayır” diyoruz.
Bodrum Temsilcisi İsmail Sever: Yapılmak istenen bu değişikliğin tüm maddelerine hiçbir tereddütte meydan bırakmadan külliyen karşıyım.
Erzurum Temsilcisi Namiye Sınırkaya: İçeriği ne olursa olsun Atatürk ilke ve devrimleri ile bağdaşmayacak bir düzenleme ülkenin hayrına olamaz. Çünkü Cumhuriyet şu gün itibariyle bu kadar saldırı ve tehdide karşın hala ayakta durabiliyorsa buna neden, temelinin sağlamlığıdır.