Elektrik Mühendisliği · Sayı 460 · Mart 2017
EDİTÖRDEN:DENETİMSİZ GÜÇ TEKELLEŞMESİNE HAYIR
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2017
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 3
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Anayasa değişikliği
- referandum
- güçler ayrılığı
- Cumhurbaşkanlığı sistemi
- demokrasi
- EMO
Özet
EMO Yayın Kurulu üyesi, 2017 Anayasa değişikliği referandumunu güçler ayrılığı ve denetim mekanizmalarının ortadan kalkması açısından eleştirerek mühendislik mesleğindeki denetim ilkesiyle karşılaştırıyor ve 'Hayır' oyu çağrısında bulunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EDİTÖRDEN
DENETİMSİZ GÜÇ TEKELLEŞMESİNE HAYIR
Nedim Bülent Damar Elektrik Mühendisliği Dergisi Yayın Kurulu Üyesi
Dergimizin bu sayısının ana teması; Anayasa değişikliği referandumu nedeniyle Anayasa-mühendis ilişkisi
Halkoylamasına sunulan yeni Anayasa paketinde TBMM’nin denetleme yetkisini belirleyen 87. Madde’den “Bakanlar
çerçevesinde Anayasa değişikliği konusunun irdelenmesi
Kurulunu ve bakanları denetlemek, Bakanlar Kuruluna
olarak belirlendi.
belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yet-
Öncelikle Anayasa değişikliği konusunun Elektrik Mükisi vermek” bölümü çıkartılarak, TBMM’nin denetleme
hendisliği Dergisi gibi teknik içerikli bir dergide neden
yetkisi tamamen ortadan kaldırılmıştır. Madde 98’de yapılan
gündem olması gerektiği konusuna bakmak gerekir diye
değişiklikle de “Meclis araştırması belli bir konuda bilgi
düşünüyorum.
edinmek için yapılan incelemeden ibarettir” denilmiş ve
böylece TBMM yalnızca yürütme tarafından yapılan faali-
Anayasa bir ülkenin yurttaşlarının hak ve yükümlülüklerini
yetler ile ilgili bilgi alan bir kurum durumuna sokulmuştur.
belirleyen temel yasadır. Bir ülkenin yurttaşları anayasalarında belirtilen temel hükümler çerçevesinde oluşturulan
Kamu adına denetimi esas olarak yapan yargı organıdır. Bu
yasa ve yönetmeliklerinde belirtilen kurallara göre yaşam-
Anayasa paketi ile en üst yargı organı olan Anayasa Mahkelarını sürdürürler. Yani kısa bir tanımla anayasalar;
mesi’nin toplam 15 üyesinden 12’sinin yürütmenin
yurttaşların nasıl bir yaşam sürmelerini en geniş
başı konumundaki Cumhurbaşkanı tarafından
anlamda belirleyen temel yasalardır.
Mühendisler
seçimi; Anayasa Mahkemesi’nin büyük oranda
Demokratik bir ülkede eğer ülke yönetim
olarak,
yürütmeye bağlanması, bağımsız ve tarafsız olamaması sonucunu doğurmaktadır. Böybiçimi Cumhuriyet ise o ülkede yaşam
başkalarını
lece denetimsiz bir yürütme organı ortaya
biçimini belirleyen ve yurttaşların genel
etkileyecek tüm
çıkmaktadır.
yönetimini sağlayan üç temel erk vardır: Yasama, yürütme ve yargı. Yurttaşlar
işlemlerimizi bilimin
Yürütme organının denetlenemez olduyasama ve yürütme organlarını seçerler.
ve tekniğin gereklerini
ğu toplumların demokratik bir toplum
Yargı ise bağımsız ve tarafsız bir şekilde Anayasada belirlenen kurallara göre yasama ve yürütmenin ortak kararlarıyla veya bazı ülkelerde olduğu gibi
yerine getirerek yapmak zorundayız. Pratik hayatta bu kimi zaman bir şartname,
oldukları söylenemez. Eksik de olsa bağımsız bir yargının olmaması, toplumları; önlerini göremez, yarınlarından emin olamaz, her zaman yürütmenin
yasama-yürütme organ seçimlerinden
kimi zaman bir deneyimli
gerekçesi bile açıklanmayan keyfi bir
bağımsız olarak yine yurttaşlar tarafından seçilir. Demokratik anayasalarda bu üç kuvvetin ayrılığı, görevlerinin ayrılığı ile belirlenir. Temel kriter; her birinin
kişi, kimi zaman da bir kabul heyeti olmaktadır. Ama her zaman bir denetleyenimiz
kararıyla tüm yaşamı değişebilecek etkisiz bir yapı haline getirir. Yürütmenin iyi niyetli olması veya olmaması bu durumu değiştirmez, çünkü denedenetlenebilir olmasıdır.
vardır. Bu Anayasa
timsiz gücün sapkınlık doğurmadığı
Devlet aygıtının uygulamalarının halkın
paketinde ise denetimsiz
bir toplum bugüne kadar görülmemiştir ve denetimsiz bir yürütmenin olduğu bir
seçmiş olduğu kişiler tarafından yapılan yabir yönetim
toplum, modern bir toplum olamaz. Bugün
salar ve halkın kabul etmiş olduğu Anayasaya
yaratılmaya
dünyada mazlum halkların büyük bölümü
uygunluğunun bağımsız ve tarafsız bir yargı eliyle denetlenmesi; demokratik Anayasanın
çalışmaktadırlar. denetleyemedikleri yöneticiler tarafından zulüm altında yaşamaktadırlar. Dünyanın birçok
esasını teşkil etmektedir. Yargı kararı kesindir
ülkesindeki özgürlük ve demokrasi mücadeleleve uygulamayı kabul veya reddeder. Kabul, işlemin
rinin hedefinde denetime izin vermeyen egemen
Anayasa ve ona bağlı olarak yapılan yasalara uygun
yöneticiler vardır.
olduğunu; ret ise yapılan uygulamanın Anayasaya uygun
olmadığını, yok hükmünde sayılmasını ve uygulamanın iptal
Ülkemiz Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne geçen yüz
edilmesi gerektiğini ifade eder. Burada esas olan o dönem
yıla yakın zamanda eksikleri çok olmakla birlikte yurttaşlık
seçilmişlerin tüm yurttaşlar tarafından onaylanmış olan Anayasaya uygun davranıp davranmadığını denetlemektir. Yani seçilmişlerin “Anayasayı da, beni de yurttaşlar seçti. Dolayısı ile ben her istediğimi halk adına yaparım” diyememeleri için bağımsız yargı gerekmektedir.
hakları olduğu bilincine ulaşmaya başlayan bir toplum olma yolunda ilerlemektedir. Egemen yöneticilerin uygulamalarına karşı kendilerini savunabilecekleri bağımsız ve tarafsız bir yargının olabileceğini; yoldan çıkmış yöneticileri yola getirebilecek bir Anayasa Mahkemesi’nin varlığının toplum için ne derece önemli bir güvence olduğunu bilmektedir.
Yasama organı da ayrıca yaptığı yasanın yürütme tarafından
Toplumun bu bilince tam olarak ulaşmasının, kendi düdoğru olarak ve o yasanın yapılma esasına uygun olarak
şündüklerini halkın düşüncesi olarak sunan egemen yöneuygulanıp uygulanmadığını denetler.
ticilerin işine gelmeyeceği açıktır. Bu nedenle bu Anayasa
paketi ile denetimsiz bir yönetim ve kendileri için dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışmaktadırlar.
Türkiye toplumu bu düşünceye “Evet” dememeli ve Anayasa değişikliğine “Hayır” diyerek çağdaş bir toplum olma yolunda gelmiş olduğu noktanın gerisine düşmemelidir.
Yukarıda basitçe anlattıklarımız mühendislerin yapmış olduğu bir işlemin hayata geçirilebilmesi için yapılanlara ne kadar çok benzediğini gözlemlediğinizi sanıyorum. Bizler de mesleğimizi bilimin ve tekniğin denetiminde yapmakla yükümlü olan bireyleriz. Kendimiz olarak ancak deney yapabiliriz; ama başkalarını etkileyecek tüm işlemlerimizi bilimin ve tekniğin gereklerini yerine getirerek yapmak zorundayız. Pratik hayatta bu kimi zaman bir şartname, kimi zaman bir deneyimli kişi, kimi zaman da bir kabul heyeti olmaktadır. Ama her zaman bir denetleyenimiz vardır. Hazırlayanın, yapanın, kabul edenin aynı kişiden talimat alan bir kuruluş olması durumunda ortaya çıkacak işlemin ne gibi sonuçlar vereceği; olabilecek yanlışlıklardan kime hesap sorulacağı; yapılan yanlış ise ve öngörülen işlevi yerine getirmezse bu iş için yapılan harcamaların ne olacağı belirgin olmaktan çıkar ve en üst yetkili ne derse o olur. Bu ise basit tanımı ile israftır. Eğer yapılan iş kamuya ait ise halkın parasının israfıdır.
Belki de bu paket ile istenen böyle bir toplum yaratmaktır, ama bilim ve teknoloji ile donatılmış biz mühendisler için böyle bir uygulama biçimi kabul edilemez.
Eğer bu anayasa paketi halkoylamasında kabul edilirse; 1- TBMM’nin yasama ile ilgili tüm yetkileri Cumhurbaşkanı’nca kullanılabilecek, 2- TBMM’nin denetleme yetkisi olmayacak, 3- Cumhurbaşkanı, olağanüstü hal de dahil olmak üzere her türlü yasama yetkisini kanun hükmünde kararnamelerle kullanabilecek, 4- Cumhurbaşkanı herhangi bir denetime ve onaya gerek duymadan Cumhurbaşkanı yardımcıları da dahil olmak üzere tüm bakan ve üst düzey yöneticileri atayabilecek, tüm yürütme işlemlerini yapabilecek; yani yürütmenin tamamı kendisine bağlı olacak, 5- Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini doğrudan Cumhurbaşkanı seçecek, 6- Yargının üst kuruluşu olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun çoğunluk üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir.
Yani tüm yürütme, yasama ve yargı organları; Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişilerin hakim olduğu kuruluşlar olacaktır. Seçimle gelecek olan TBMM istenirse istişari mahiyette kullanılabileceği gibi, hiçbir işlem yapmaması da ülkenin Cumhurbaşkanı’nca yönetilmesine bir engel teşkil etmeyecektir. Doğaldır ki bu koşullarda bu kuruluşlar da herhangi bir kuralı dikkate almaksızın yürütmenin direktifleri ile hareket edeceklerdir. Aksi halde yerlerine yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı tarafından istediği şekilde hareket edecek kişiler atanacaktır.
Yani eğer bu Anayasa değişikliği kabul edilirse ülkenin her türlü yönetim faaliyeti tekleştirilmiş olacaktır.
Böyle bir durumda geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının korunamayacağı açıktır. Bir egemenin düşünce ve görüşlerine göre hareket eden devlet aygıtından toplumun tüm kesimlerinin isteklerine uygun davranmasını beklemek olanaksızdır. Bugün olduğu gibi toplumun çok önemli bir bölümünün rahatsızlık duyduğu sorunlar artarak devam
edecektir. Yurttaş ancak 5 yılda bir seçim zamanında oy kullandığında görüşünü ifade edebilecektir. Eğer egemeni değiştirmeyi gerekli görürse, tüm devlet aygıtını da değiştirmesi gerekecektir. Böyle bir yönetim sisteminin topluma çok büyük bedellere mal olacağı açıktır. Oylamaya sunulan Anayasa paketine “Evet” denilmesi halinde; toplum denetlenemez bir egemenin eline bırakılacak ve toplumun tüm faaliyetleri egemen ve ortaklarının insafına terkedilecektir. Demokrasi ile yönetilen tüm toplumlarda; pakette onaya sunulan maddelerin aksine, seçilenlerin serbestçe seçilebilmesi, ancak yapacaklarının yine mevcut bir Anayasa ve yasalar ile denetleneceği sistemler kurulmuştur. “Ben seçildim, halk tarafından yetkilendirildim; gelecek seçime kadar istediğimi yaparım. Halk beğenmez ise bir daha seçmez” anlayışı demokrasi değil otokrasi getirecek bir sistemdir. Bu anlayış; yaptığı yanlışların suç teşkil etmemesi ve bir sonraki seçimlerde tekrar tekrar seçilebilmek için egemenlerin her türlü erki kullanabileceği ve istediği yasayı çıkarabileceği gücü elinde tutması sonucunu doğurabilecektir. Unutulmamalıdır ki modern toplumlar seçilmişlerin iyi niyeti ile değil, iyi niyetle toplum yararına yapılmış yasalarla yönetilirler ve denetimin olmadığı her yerde mutlaka kötü niyet filizlenir. Yeni anayasa paketi yukarıda anlatılmaya çalışılan tekleştirmeyi getireceği güçler ayrılığı ilkesinin tam tersi olarak tüm toplumsal gücün bir egemenin elinde toplanmasını sağlayacağı için, Türkiye’nin hedef aldığı demokrasi ilkelerini derinden yaralayacak sonuçlara yol açabilecektir. Bu nedenle tüm EMO üyeleri açısından hayati öneme haizdir ve üzerinde önemle durulmalı, incelenmeli, tartışılmalı ve onaylanmamalıdır. EMO; tüm mesleki birikimini toplum yararına kullanmak amacı ile hareket eden ve demokrasi ilkelerine yürekten bağlı bir meslek kuruluşu olarak, üyelerini ve örgütsel varlığını derinden etkileyecek bu denli önemli bir konuda teknik dışı bir dergi yayımlayarak; Oda üyelerini referandumda verecekleri karardan önce konularında uzman kişilerin ve kuruluşların görüşlerinden haberdar etmek ve bu konuda bilgilendirerek toplumsal görevini yerine getirmeyi amaçlamaktadır. Çabalarımıza yardımcı olarak bu sayıda anayasa değişikliği teklifini çeşitli açılardan inceleyerek kıymetli görüşlerini bizlere ulaştıran yazarlarımıza minnetlerimizle teşekkür ederiz.
Seçilmişlerin “Anayasayı da, beni de yurttaşlar seçti. Dolayısı ile ben her istediğimi halk adına yaparım” diyememeleri için bağımsız yargı gerekmektedir.