Elektrik Mühendisliği · Sayı 460 · Mart 2017

“SON DERECE TEHLİKELİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR

Erdal Eren

Toplum, demokrasi ve emek Söyleşi

Yıl
2017
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • Anayasa değişikliği
  • referandum
  • Korkut Boratav
  • Mülkiyeliler Birliği
  • güçler ayrılığı
  • OHAL

Özet

Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Erdal Eren'in Anayasa değişikliğine ilişkin görüşleri ve Prof. Korkut Boratav'ın 16 Nisan referandumunu 'karşı devrim girişimi' olarak nitelendirdiği kısa söyleşi yer almaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

Erdal Eren Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı

Çeşitli alanlarda acilen çözülmesi gereken sorunlarla karşı karşıya iken, ülkemizin bir kez daha Anayasa değişikliği gündemine kilitlenmiş olmasını doğru bulmuyoruz.

Toplum uzun yıllardır, kapsayıcı ve modern bir anayasa olmamasından da kaynaklanan bir gerilim ve kutuplaşmayı yaşıyor. Evrensel insan haklarına dayanan bir anayasayla bu kutuplaşmayı gidermek mümkün. Nihayetinde anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. Ancak bugün tartışılan anayasa değişiklikleri toplumsal gelişmenin yasal-anayasal düzlemde duyduğu ihtiyacı karşılamaktan

uzaktır. 35 yıldır tartışılan bir Anayasa’ya “yama yapma” yoluyla sorunların giderilmesi mümkün değildir. Diğer yandan söz konusu değişiklik önerilerinin 12 Eylül’ün ruhunu yansıtıyor olması da başka bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

12 Eylül Darbesi ile başlayan tahribatın giderilebilmesinin tek yolu, toplumsal uzlaşmaya dayanan, siyasi partilerin, başta hukukçular olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin, meslek örgütlerinin, üniversitelerin önerileri ve katılımıyla, bütünüyle sivil bir anayasa yapmaktır.

Bütün çağdaş, demokratik ülkelerin üzerinde titizlikle durduğu en önemli konu, güçler ayrılığı ilkesidir. Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden ayrı güçler olması ve karşılıklı denetlemelerle, bu güçlerin çalışmalarını sürdürebilmeleri esastır. Bu üç temel güçten herhangi birinin baskın hale gelmesi, demokratik toplumlar açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

Anayasa değişikliklerinin referandumda onaylanması, yasama ve yargıyı yürütmenin, yürütmeyi de tek bir kişinin kontrolü altına sokması nedeniyle, kişilerden bağımsız olarak, son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Toplumsal kutuplaşmayı artıracak, istikrarsızlığa neden olacak bu süreçten, ülkemizin ve vatandaşlarımızın fayda sağlayabilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle bizim talebimiz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bütün olumlu mirasını da kapsayacak şekilde, çağdaş bir anayasa için harekete geçilmesidir.

PROF. BORATAV: KARŞI DEVRİM GİRİŞİMİ

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli akademisyenlerden ve önde gelen iktisatçılarından Profesör Korkut Boratav, yapılmak istenen Anayasa değişikliğini “karşı devrim” girişimi olarak nitelendirdi. 16 Nisan’da referanduma sunulacak Anayasa değişikliğini 1982 Anayasası referandumuna benzeten ancak daha ağır bir gerilemenin söz konusu olduğu uyarısını yapan Boratav, çoğulcu parlamenter rejimin tasfiyesinin hedeflendiğini söyledi. Prof. Korkut Boratav, Anayasa değişikliği ile ilgili Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin sorularını kısaca şöyle yanıtladı:

Türkiye’nin tarihsel çizgisi içerisinde değerlendirdiğinizde Anayasa değişikliğini nerede konumlandırıyorsunuz? Boratav: Anayasa hukuku tarihi açısından bir “karşı devrim” girişimidir. 12 Eylül rejimi tarafından 1961 Anayasası’nı değiştiren 1982 Anayasası referandumu gibi… Yalnız, daha ağır bir “regresyon” söz konusudur.

Türkiye’nin içinde bulunduğu OHAL ortamı, terör eylemleri ve Ortadoğu’daki savaşın etkilerini dikkate aldığımızda Anayasa değişikliğini nasıl değerlendirmek gerekir? Boratav: OHAL altında bir Anayasa Referandumu yapılması, sonucun meşruiyetini peşinen ve ciddi olarak zedelemektedir.

Anayasa değişikliğinin sizce hedefleri nelerdir? Anayasa değişikliğine “Hayır” demenizin nedenlerini açıklar mısınız? Boratav: Cumhuriyetin tarihsel kazanımlarının ve bu kazanımların ileri bir noktası olan plüralist parlamenter rejimin tasfiyesi hedeflenmektedir. Bu teşhis doğruysa, aydınlanmacı, solcu, liberal, demokrat herkesin veya Türkiye toplumunda bunların tümünü ve biraz fazlasını içeren “Cumhuriyetçi blokun” referanduma “Hayır” demesi doğal sonuçtur.

2017 Mart • Sayı-460