Elektrik Mühendisliği · Sayı 461 · Temmuz 2017
OSMANLI’DA SİVİL MÜHENDİS YETİŞTİRMEK ÜZERE AÇILAN HENDESE-İ MÜLKİYE MEKTEBİ
Şinasi Acar, Atilla Bir, Mustafa Kaçar
Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 2017
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 17 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mühendislik eğitimi
Anahtar kelimeler
- Hendese-i Mülkiye Mektebi
- İstanbul Teknik Üniversitesi
- Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn
- Osmanlı mühendislik eğitimi
- Baron de Tott
- Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn
Özet
Makale, Osmanlı'da sivil mühendis yetiştirmek üzere kurulan Hendese-i Mülkiye Mektebi'nin tarihçesini, İTÜ'nün kuruluş tarihine ilişkin tartışmaları ve askeri mühendislik okullarıyla ilişkisini arşiv belgelerine dayanarak inceliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Şinasi Acar Y. Müh., Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü konuk öğretim üyesi
Atilla Bir Prof. Dr., Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Bilim Tarihi Bölümü [email protected] [email protected]
Mustafa Kaçar Prof. Dr., Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Bilim Tarihi Bölümü, [email protected] [email protected]
Sanayi Devrimi öncesinde dünyadaki hızlı değişimin farkına varan Osmanlılar, 18. Yüzyıl sonlarından başlayarak önce askeri, daha sonra sivil alanda eğitim odaklı reformlar başlattılar. Bu reformların ilki ve en başarılı olanı mühendislik alanında kendini göstermiştir. Günümüzde başarılı teknik üniversitelerimizin tarihi temellerini oluşturan bu reformlar, aynı zamanda Türkiye’deki modernleşme tarihini de yansıtır. Deniz ve kara askeri mühendislik eğitimi konusunda yapılan araştırmaların sayısına karşılık, sivil mühendislik alanındakiler oldukça azdır. Bütün bunlara karşın mühendislik tarihimizin halen tam olarak aydınlatılamamış ya da tarih karmaşası yaşanan dönemleri bulunmaktadır.
Askeri ya da sivil olsun, mühendislik tarihimizin yolu, günümüzde Türkiye’de mühendislik eğitimi veren en önemli üniversitelerin başında gelen İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) kesişir. Bu yazımızda iki farklı tarih taşıyan İTÜ rozetlerinden hareketle, Türkiye’deki sivil mühendislik eğitimi, ders konuları ve eğitim seviyeleri hakkında yaptığımız araştırma ve incelemelerin sonuçlarını okuyucularla paylaşmak istiyoruz.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 1920’li yıllarda kabul edilip kullanılmaya başlanan1 “arı” amblemli ilk rozeti 1883 tarihlidir (Resim 1). Bu tarih, sivil mühendislik yüksekokulunun (Hendese-i Mülkiye Mektebi) öğrenime açıldığı yıldır. Daha sonraları 1773 tarihli yeni bir rozetin kullanılmaya başlandığı görülür ki bu da askerî mühendisliğin tedrisata başladığı yıl olarak kabul edilen tarihtir.
Hendese-i Mülkiye Mektebi’nin açılışına ilişkin kayıtlar, 1883 tarihli rozetin kuşkuya yer bırakmaksızın dayanağını oluşturmakta iken, 1773 tarihli rozetin tarihinde bazı tutarsızlıkların varlığı söz konusudur. Zira ilk askerî mühendislik eğitim kurumu 1773 tarihinde değil,2 Fransız devlet arşivlerinde yapılan son araştırmalarda gün ışığına çıkan belgelere göre 29 Nisan 1775 tarihinde Tersâne-i Âmire’de açılmıştır ve adı ‘Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’ değil, ‘Hendese Odası’dır3 (Resim 2). Sultan III. Selim (saltanatı: 1789-1807) tarafından 1793 yılında Haliç’te Halıcıoğlu semtinde inşa edilen Humbaracılar Kışlası içinde, istihkâm ve topçu sınıflarından oluşan ‘Mühendishâne-i Cedîde’ adıyla askerî kara mühendisliği yüksekokulu kurulmuştur (Resim 3 ve 4). Kara ve deniz mühendis okullarının sırasıyla ‘Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’ ve ‘Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’ olarak adlandırılması da, ancak 1806 tarihli Mühendishâne Kanunu ile gerçekleşmiştir.4
a
b
c
Resim 1. 1883 ve 1773 tarihli İTÜ rozetleri: a. 1 Kasım 1928 Harf Devrimi’nden önceki döneme ait 1883 tarihli rozet, uzun çapı 24 mm (Murat Hazinedaroğlu koleksiyonu); b. 1960’lı yılların ortalarına kadar kullanıldığı bilinen 1883 tarihli rozet, 11 mm x 17 mm (Burak Barutçu koleksiyonu); c. Günümüzde kullanılan 1773 tarihli rozet, 10 mm x 16 mm
* Dergimizin bu sayısında; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü’nce çıkarılan Osmanlı Bilimi Araştırmaları Dergisi’nin Cilt XVII, Sayı 2, 2016 nüshasında yayımlanan “Osmanlı’da sivil mühendis yetiştirmek üzere açılan Hendes-i Mülkiye Mektebi” başlıklı makalenin ilk 14 sayfasına yer veriyoruz. Tıpkıbasım olarak sunulan makale toplam 26 sayfadan oluşmaktadır. Makalenin dergimizde yayımlanması için Prof. Dr. Atilla Bir aracılığı ile izin alınmıştır.
1 Gökdoğan, Mukbil; “Arı Rozetinin Tarihçesi”, Bilgiye Yatırım Birlikteliğin Gücü/ İTÜ Mustafa İnan Kütüphanesi, İTÜ Rektörlüğü, 2008, s.96.
2 Hendesehâne’nin kuruluş tarihi hakkında biri 1773, diğeri 1776 olmak üzere iki farklı görüş ileri sürülmüştür. Son araştırmasında Kemal Beydilli, bu müessesenin kuruluşu sırasında Reisü’l-küttap Râif İsmail Bey’in (daha sonra paşa) bu vazifeye tayin tarihinin 1774 olduğuna dayanarak, bu müessesenin kuruluş tarihinin 1773 olamayacağını, doğru tarihin 1797 tarihli Küçük Hüseyin Paşa lâyihasında (tasarı) Hendesehâne’nin açılış tarihi olarak verilen Hicrî 1190 (Milâdî 1776) olması gerektiğini belirtmiştir. Kuruluş tarihi olarak 1773 senesinin verilmesi nedeninin ise Toderini’den kaynakladığını ve Toderini’nin (De la Literatüre des Turcs, c. I, Paris 1789, s. 159-167) Baron de Tott’un hatıratındaki anlatım karmaşasının kurbanı olduğunu söylemektedir (Kemal Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphânesi [1776-1826], İstanbul, Eren Yay., 1995, s. 23).
3 Fransız arşivlerindeki belgelere göre Hendesehâne’nin açılış tarihi 29 Nisan 1775’tir.
4 Mustafa Kaçar, Tuncay Zorlu, Burak Barutçu, Atilla Bir, C. Ozan Ceylan, Aras Neftçi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mühendislik Eğitimimiz, ed. Mehmet Karaca, İTÜ Vakfı yay. İstanbul, 2013, s. 128-129.
Resim 2. Mühendishânelerin, Fransız Harita Mühendisi F. Kauffer tarafından 18. Yüzyıl sonlarında çizilen harita üzerindeki yerleri: Üstteki daire içinde 1806’da çıkarılan kanunnâmede Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn olarak adlandırılan Kara Mühendishânesi ve alttaki daire içinde
Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn olarak anılacak olan Tersane Mühendishânesi binaları.
Bu tarih karmaşası günümüzde de devam etmektedir: Deniz Harp Okulu gibi, İstanbul Teknik Üniversitesi de geleneksel İTÜ Günü’nde kuruluş yılını 1773 olarak kabul etmektedir. Ancak İTÜ’den mezun olan mühendislerin diploma numaraları ‘Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’dan değil, ‘Hendese-i Mülkiye’den mezun 1 numaralı diploma sahibi öğrenciden başlatılmaktadır. Yeni belgelere dayalı
Resim 3 ve 4. Hicrî 1306 ve 1307 yılı (Milâdî 1889 ve 1890) sınav çizelgelerinin kapak tasarımları (Atilla Bir koleksiyonu). Her iki tasarımın ortasında sülüs yazıyla Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn Şâkirdânmın İmtihân-ı Umûmî Cedvelidir yazıyor. En üstte Sultan II. Abdülhamid’in El-gâzi tuğrası var. İkinci kapakta ek olarak
“Sene-i Hicriyye 1307” yazılmış (İlkinde 1306 yılı yazısı arka kapaktadır). Risâlelerin boyutları 32 x 23 cm’dir. Yılsonu sınavlarının yapıldığı Şaban ayı 1889’da 2-30 Nisan’a, 1890’da ise 22 Mart-19 Nisan tarihlerine isabet etmektedir.
bilgiler ile eski kabullerin arasında kalan ve hâlâ bir çözüme kavuşturulamayan İTÜ kuruluş tarihi ile ilgili tartışmalar, bu karmaşadan kaynaklanmaktadır.
Bir başka sorulması gereken soru, neden bir sivil mühendislik yüksekokulunun, Askerî Kara Mühendisliği Yüksekokulu’na mülhak (bağlı) olarak kurulduğudur. Bunun o gün için haklı nedenleri olsa bile, bağlandığı askerî okul yönetimi nezdinde bir ölçüde ikinci planda kalması, askerî ve sivil kadrolar arasında uyumsuzlukların yaşanması kaçınılmazdır. Özellikle sivil kadroların askerî disipline tâbi olması ve bu sıkı disiplini uygulayan askerlerin kimi zaman ölçüyü kaçırması, sivil kadroları bunaltacak düzeye ulaşabilmiştir. Nitekim 26 öğretim yılı süren bu mecburiyet, sivil mühendislik yüksekokulunun, askeriyeden ayrılarak gerçek anlamda sivil bir okul hâline dönüştüğü 1909 yılına kadar sürmüştür. İTÜ tarihine ilişkin yayınlarda da sivil mühendislik yüksekokulu ‘askeriyeye bağlı olarak kurulduğu için’ askerî mühendishânelerin tarihçesi kapsamında ele alına gelmiş olup, hâlen onların gölgesinde kalmaktadır.
Bir süre önce elimize geçen iki küçük kitapçık bu çalışmayı hazırlamamıza vesile oldu (Resim 3 ve 4). 1889 ve 1890 yıllarına ait, Kara Mühendisliği Yüksekokulu öğrencilerinin genel sınav çizelgelerini içeren bu risâlelerin, daha önce yayımlanmış tarihçelerde yer almadığını gördük. 1888 yılı için hazırlanan risâleye de Ankara’daki Millî Kütüphane arşivinden ulaştık. Hem risâlelerdeki ayrıntılı notlardan hem de diğer yayınlardaki bilgilerden yararlanarak, sivil mühendislik yüksekokuluna ilişkin bağımsız bir yazı hazırlamanın yararlı olacağı kanısıyla bu makaleyi kaleme almaya karar verdik. Makalenin İTÜ hoca, öğrenci ve mezunları kadar, mühendislik camiası için de yararlı olacağına inanıyoruz.
Hendese-i Mülkiye Mektebi’nin, kuruluşunda ve sonrasında uzunca bir süre Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’a bağlı bulunması, çok kısa da olsa askerî mühendislik okullarının tarihçesinden bizim de söz etmemizi zorunlu kılmaktadır.
Askerî Mühendislik Okullarının Kısa Tarihçesi Yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizdeki resmî mühendislik eğitimi ‘Hendesehâne’de başlamıştır.5 Hendesehâne, Kapudan-ı Derya Gazi Hasan Paşa’nın matematik ve istihkâm eğitimi veren bir okulun kurulmasını istemesiyle, 29 Nisan 1775 tarihinde, o sırada İstanbul’da padişahın hizmetinde bulunan Baron de Tott’un nezaretinde ve yine bir Fransız mühendisi olan Kermorwan’ın yönetiminde “Tersâne’nin Darağacı mevkiinde, eski kadırgaların çekildiği gözlerden birinde” açılmıştır. M. Saint Priest’in 3 Mayıs 1775 tarihinde Paris Dışişleri Bakanlığı’na göndermiş olduğu 10 numaralı raporda geçen “L’Ecole de Théorie a été ouverte le 29 Avril dernier à l’Arsenal sous la direction du Sr. de Kermorwan et d’un Renégate anglais nommé Mustapha Aga, avec la surveillance de M. de Tott. On lui a envoyé ce qui se trouvait d’instruments de Mathématique au Sérail en assés mauvais ordre pour la plus part; mais il les a très aisément remis en état. Les élèves au nombre de dix commencent à tirer des lignes et marquent de la bonne volonté (Hendese Odası, geçen 29 Nisan’da Tersâne-i Amire’de Sr. Kermorwan’in ve İngiliz asıllı Mustafa Ağa’nın idaresinde Baron de Tott’un nezaretinde açılmıştır. Kendisine, Saray’da mevcut bir kısmı kötü durumda bulunan matematik âletleri yollanmış ve o da bunları bizzat kolayca onararak kullanılabilir hâle getirmiştir. On kadar hevesli talebeyle derslere başlanmıştır)” ibaresi, hiçbir şüpheye yer bırakmadan, Mühendishâne’nin 29 Nisan 1775 tarihinde Baron de Tott’un nezaretinde Tersâne-i Âmire’de açıldığını ve Sr. Kermorwan’ın ve İngiliz asıllı Mustafa Ağa’nın idaresinde derslere başlanıldığını kanıtlamaktadır6 (Resim 5). Baron de Tott, Eylül 1776’da İstanbul’dan ayrılmış olsa da eğitime Tersâne-i Âmire’deki Hendese Odası’nda (Resim 6), devam edilmiştir. 1781 yılından itibaren de Hendese Odası’na “Mühendishâne” denmeye başlanmıştır.
Resim 5. Raporun ilk sayfası (solda) ve Mühendishâne ’nin açılışı ile ilgili paragraf (sağda). (Archives des Ministère des Affaires Etrangères
[Paris] Correspondance Politique Turquie, vol. 161/ 171R).
Resim 6. 1795’te açılan “Mühendishâne-i Cedîde” (Yeni Mühendishâne [Kara Mühendishânesi]) binasının ilk hâlini gösteren gravür (Mahmoud Rayf Efendi, Tableau des Nouveaux Reglemens de l’Empire Ottoman, A Constantinople 1798, Levha 15). Gravürün sağındaki bahçe duvarı Humbaracı ve Lağımcı Kışlası’na aittir. Giriş kapısı ve kışla günümüzde mevcut değildir. Bina ise değişikliğe uğramış şekliyle günümüze ulaşabilmiştir (Resim 8 ve
Resim 10’da D Blok)
1782 yılında sadrâzamlığa getirilen Halil Hâmid Paşa, orduda başlattığı reform hareketi kapsamında Fransa’dan yeni mühendisler ve askerî uzmanlar talep etmiştir. Fransa, Rusya’ya karşı Osmanlı ittifakı çerçevesinde 1783 yılından itibaren İstanbul’a çok sayıda mühendis ve uzman göndermiştir. Gelenler arasında J. Gabriel Monnier ve Lafitte-Clavé adlı iki Fransız mühendis de bulunmaktadır. Bunlar Mühendishâne talebelerini istihkâm konusunda yetiştirmekle görevlendirilmiş ve Aynalıkavak Kasrı eğitim mekânı olarak belirlenmiştir. Burada ilk ders, 28 Ekim 1784 tarihinde verilmiş ve bu derse 10-12 öğrenci katılmıştır. Ancak 1786 yılında Fransa-Rusya ittifakı sonucunda Fransa hükümetinin çağrısı üzerine Fransız hocalar ülkelerine dönmüştür. Buna rağmen Mühendishane’deki eğitim, Osmanlı hocaları nezaretinde kesintisiz sürdürülmüştür. Fransız ve Osmanlı hocalarından istihkâm dersleri almış olan bu talebeler, Lafitte-Clavé’nin Fransa’ya dönüşünden 6 yıl sonra 1793’te Sultan III. Selim tarafından Halıcıoğlu’nda Humbarahâne’de açılan Yeni Mühendishâne’nin ilk Türk mühendis hocaları olmuşlardır. Bunların arasında Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’un ilk başhocası olacak olan Hüseyin Rıfkı Tamanî de bulunmaktadır7.
Sultan III. Selim döneminde kara ordusundaki mühendis boşluğunu gidermek için de yeni bir okul açılması uygun görüldü. Eyüp’te “Mühendishâne-i Sultânî” adı altında bir okul açıldı. Burada öğrencilere daha çok temel eğitim mahiyetinde kuramsal dersler verilmekteydi. Bir yandan da Hasköy taraflarında yeni bir okul binasının inşasına başlandı. Ve inşaatın önemli kısımlarının tamamlanmasıyla birlikte, 1795’te, kara ordusunun topçu ve istihkâm mühendis-subaylarını yetiştirmek amacıyla ‘Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’ (Devlet Kara Mühendisliği Yüksekokulu) törenle öğretime açıldı8 (Resim 8 ve 9). Öğretim sürdürülmekle birlikte ikincil inşaat işleri 1796 yılına kadar devam etti. Okul iki katlı olup her katta iki oda ve iki derslik bulunuyordu. Bir
5 Osmanlı yazınında Hendese Odası, Hendesehâne ya da Mühendishâne olarak geçen bu müessesenin adı, Fransızca belgelerde École de Mathématique (Matematik Okulu) ya da École de Théorie (Kuram Okulu) olarak zikredilmektedir.
6 Fransa, Archives Ministère des Affaires Etrangères [Paris] Correspondance Politique Turquie, vol. 161/171R.
7 İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mühendislik Eğitimimiz, s. 77-78.
8 Zamanın Galata Mevlevîhânesi şeyhi olan ünlü şâir Şeyh Galib’in (1757-99) yazdığı manzum kitâbe, mermere oyularak giriş kapısının üzerine konulur. Kitâbenin tarih mısraı “Mühendishâne-i nev resm-i vâlâ” (Yeni Mühendishâne’nin büyük [açılış] töreni) ebced hesabına göre Hicrî (816+356+38=) 1210 (Milâdî 1795) yılını vermektedir.
de kütüphanesi vardı. Her dersliğe üçer sıra9 konulmuştu. Sıralarda kitap defter koymak için çekmeceler vardı. Hocaların ders verdiği kürsülere üçer basamaklı merdivenle çıkılıyordu. Öğretim süresi dört yıldı. Öğrenciler 10’ar kişilik gruplara ayrılarak dört sınıf oluşturulmuştu. Kuramsal dersler Hendesehâne’de, “tatbikat” (uygulamalı dersler) Humbaracı ve Lağımcı ocakları kışlasında görülüyordu (Resim 7). 1796’da okulun matbaası da faaliyete geçmiş ve derslerde okunan telif ve tercüme ders kitapları burada basılmaya başlanmıştı. Dönemin en yetkin ve tanınmış kişileri arasından seçilen hocaların hem maddî açıdan hem de iş güvencesi açısından tatmin edilmelerine özen gösterilmiş; ayrıca memur ve öğrencilerin de dönemin rayicine göre iyi maaş almaları sağlanmıştı. Temelde askerî birer okul olan mühendishânelerin disiplini de doğal olarak askerî disipline dayanmaktaydı.
Resim 7. Halıcıoğlu’ndaki Humbaracı kışlası gravürü (Mahmoud Rayf Efendi, Tableau des Nouveaux Reglemens de l’Empire Ottoman, A Constantinople 1798, Levha 11). Sultan III. Selim tarafından 1793-97 yıllarında yaptırılan kışlanın Hasköy’e bakan sağ bloğu Humbaracı Ocağı, Sütlüce’ye bakan sol bloğu Lağımcı Ocağı tarafından kullanılmaktaydı. Hendese-i Mülkiye Mektebi’nin sağ ön tarafında yer alan kışla binası günümüzde mevcut değildir.
Resim 9. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn binası, Humbaracı kışlası ve arka planda -avlusundaki- Vâlide Sultan Camisi’nin Ayvansaray sahilinden görünüşü (Kartpostal, A. Bir Koleksiyonu). Vâlide Sultan ya da öteki adıyla Humbarahâne Camisi, Sultan III. Selim’in annesi Mihrişah Vâlide Sultan adına 1803-04 yıllarında inşa edilmiştir.
Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn, gerek araç ve donanım, gerekse kütüphane ve sair olanakları açısından, 20 yıl önce Tersane’de açılmış bulunan Mühendishâne’den çok daha zengin ve mükemmeldi. Matbaası, dökümhanesi, modern sınıflarda her türlü teknik ve ders araçlarına sahip bulunuyordu. Bu nedenledir ki Denizcilik Yüksekokulu “halife” (kalfa)10 ve öğrencileri, haftada iki gün Tersane’den Hasköy’e gelerek ders görüyorlardı (Resim 10).
Bu arada padişah III. Selim’in Hasköy’deki yeni mühendishâne ile özel olarak ilgilendiği, yetenek ve bilgisine güvendiği kimseleri okula hoca veya halife olarak görevlendirdiği ve onları sık sık ödüllendirdiği, dahası kimi zaman sınavlarda bulunup öğrencileri teşvik ettiği bilinmektedir.
1807’de vuku bulan Kabakçı Mustafa isyanı sonucunda Sultan III. Selim tahttan indirilir ve bütün yenilik hareketleri durdurulur. Âsiler, Sultan IV. Mustafa’yı tahta çıkarırlar. Ancak kısa bir süre sonra Alemdar Mustafa Paşa’nın desteğiyle Sultan II. Mahmud (1808-39) Osmanlı padişahı olur.
Resim 8. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn binasının (Resim 10’da D Blok) -sahil yolunun henüz açılmadığı dönemde- Haliç’ten görünümü (Osmanlı Mektepleri: Fotoğraf ve Planlar, Derl. O. Doğan, İstanbul 2007). Sultan III. Selim tarafından 1795’te yaptırılan Kara Mühendishânesi binası, Sultan Abdülmecid (183961) ve Sultan II. Abdülhamîd (1876-1909) dönemlerinde yapılan yenileme ve genişletme çalışmaları sonucu değişerek günümüze ulaşabilmiştir. Hicrî 1264 (Milâdî 1847/48) tarihli tamir kitâbesi binanın avlusuna açılan kapısının, Hicrî 1307 (Milâdî 1889/90) tarihli tamir kitâbesi ana giriş kapısının üzerinde bulunmaktadır. İkinci tamir kitabesinin başında Eylemişdi Hân-ı Selîm -i sâlis rahmetnişîn / Sâha-i pirâyende inşâ Mühendishâne’yi (Rahmetli Sultan III. Selim Mühendishâne’yi [bu] güzelleştirilmiş alana kurmuştu) denilerek yapının kurucusu da anılmaktadır.
Resim 10. Günümüzde Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi (FSMVÜ) yerleşkesi içinde yer alan kimi eski mühendishane binalarının yerleşim planı. A ve B Blokları: Humbarahâne kışlası yıkıldıktan sonra yapılan yeni binalar. C blok: Hendese-i Mülkiye Mektebi. D Blok: Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn. Günümüzde
Milli Savunma Bakanlığı, İstanbul Askeralma Bölge Başkanlığı olarak kullanılmaktadır (Yazarlar tarafından bilgisayarda çizilmiştir).
9 Okulda öğrenciler, medrese öğrencileri gibi yerde oturmuyor, dersleri sandalyeler üzerinde izliyor, ödev ve sair çalışmalarını masa üstünde yapıyorlardı. Öğrencilerin ‘Avrupa’da olduğu gibi’ sıra ve sandalyelerde oturtulması ve sınıflarda karatahta kullanılması, ilk kez bu okulda uygulanmıştır.
10 Hoca deyimi, “profesör veya doçent”, kalfa ya da halife ise “hoca yardımcısı, asistan” anlamındadır. Ayrıca sınıf düzenini ve disiplini sağlamak amacıyla sınıfın en iyi öğrencilerinden biri mülâzım olarak ayrılmakta ve ön sıranın başına oturtulmaktadır.
1826’da Yeniçeri Ocağı ortadan kaldırılır, yerine ‘Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye’ (Muhammed’in muzaffer askerleri) adıyla yeni bir ordu kurulur. Sivil ve askerî okullarda yeni düzenlemeler yapılır. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’da “mansûre mühendisliği” ihdas edilir11, okulun öğrenci sayısı artırılır. Yeni kurulan ordunun her taburunda iki tane “mansûre mühendisi” bulundurulması zorunlu kılınır. 1834’te, yeni açılan Mekteb-i Harbiye bu görevi üstlenir ve askerî mühendislik eğitimi bu okulun bünyesinde sürdürülür. Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn, Bahriye Mektebi olarak yeniden teşkilatlanır ve önce Kasımpaşa’da, daha sonra Heybeliada’da inşa edilen yeni binasında faaliyetini sürdürür. Yüksekokullara ve mühendishâneye hoca yetiştirmek amacıyla -Türk eğitim tarihinde ilk kez- İngiltere’ye 2 subay hoca ve 10 öğrenci gönderilir. Tedrisata çeşitli nedenlerle zaman zaman ara verilmekle birlikte, bu iki mühendishânede ordu için gemi kaptanları ile topçu ve istihkâm subayları yetiştirilmeye devam olunmuştur.
Sultan II. Mahmud sivil okullara da önem vermiş, ilk, orta ve lise okulları açtırmak suretiyle, ileride kurulması düşünülen yüksekokullara öğrenci yetiştirecek eğitim kurumlarını hazırlatmıştır.
Sanayi devrimi sonucu ortaya çıkan vapur, tren ve telgraf gibi yeni buluşlar ülkeye getirilmiş ve faaliyete geçirilmiştir. Bu arada küçük çapta da olsa kimi fabrikaların açıldığı gözlenmektedir. Bu yeni durum, ülkede sivil mühendis ve teknik eleman yetiştirme ihtiyacını da beraberinde getirmiştir.
Hendese-i Mülkiye Mektebi’nin (Sivil Mühendislik Yüksekokulu) Kuruluşu
Dönemin Nâfia Nezâreti (Bayındırlık Bakanlığı) bünyesinde karayolu, demiryolu12 ve köprü işleri teşkilâtı ile madenler ve posta-telgraf idareleri bulunmaktadır. Bakanlığın bu alanlardaki sivil teknik eleman gereksinmesi, zaman içinde, sivil mühendis yetiştirecek bir okulun açılmasını zorunlu kılmıştır. Açılacak mühendis okulu öğrencilerinin Mekteb-i Sultânî (Galatasaray) ve Dârüşşafaka liseleri mezunları arasından seçilmesi düşünülür.
Ancak Galatasaray lisesinde çoklukla gayrimüslim çocukları bulunmaktadır.13 Eğer sivil bir mühendislik okulu açılırsa, çoğunluğu onların oluşturacağından endişe edilir. Oysa gayrimüslimlerin çocukları askerî okullara girememektedir. Bu nedenle yeni açılacak sivil mühendislik yüksekokulunun askeriye bünyesindeki Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’a bağlı olmasına karar verilir. Esasen en iyi hocalar ve teknik elemanlar bu okulda bulunmaktadır.
Okulun, askerî bir görüşle hazırlanan kuruluş nizamnâmesine (tüzük) göre Hendese-i Mülkiye Mektebi, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’a bağlı olacak, ancak tüzüğün uygulanmasına Tophâne-i Âmire Müşîriyyeti (Müşirliği) ile Nâfia Nezâreti ortaklaşa yetkili olacaktır. Okulun kuruluş tüzüğü Hicrî 25 Şaban 1301 (Milâdî 19 Haziran 1884)
tarihlidir. Tüzüğe göre okulun adı ‘Hendese-i Mülkiye Mektebi’dir14 (Resim 11, 12 ve 13). 105 kişiyle sınırlı öğrenci sayısı 7 sınıf üzerine düzenlenmiş olacak ve açılış yılından başlayarak her yıl birer sınıf oluşturulacaktır. Öğrenim parasız olduğu gibi, öğrencilerin yeme-yatma ve giyim-kuşam giderleri de okul yönetimince karşılanacaktır. Tüzük gereğince okula Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne, Mekteb-i Sultânî (Galatasaray) ve Dârüşşafaka liseleri mezunları ile bunlara eşdeğer okullardan diploma alanlar sınavla mühendislik bölümüne; askerî ve sivil rüşdiye okulları (ortaokul) ile onlara eşdeğer olan okullardan mezun olanlar ise yine sınavla idâdî (lise) kısmına alınacaktır. Okula başvuracak öğrencilerin yaşları 15’ten aşağı, 20’den yukarı olmayacaktır (Resim 14 a ve b, Resim 15).
Resim 11. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn binası (solda) ile Hendese-i Mülkiye (sağda en arkada) ve ek hizmet binalarının (Hendese-i Mülkiye’nin önünde sağda ve solda) görünümü (Osmanlı Mektepleri: Fotoğraf ve Planlar, Derl. O. Doğan, İstanbul
2007). Hendese-i Mülkiye’nin önünde yer alan sağdaki binada mutfak, kiler, hamam ve revir bölümleri, sol taraftaki yapıda kütüphane, idâdî sınıfları, depo ve helâlar bulunmaktaydı. Resim, Vâlide Sultan Camisi’nin minaresinden çekilmiştir. Ön planda görülen çatı, o tarihte henüz yıkılmamış bulunan Humbaracı kışlasına aittir.
Resim 12. Hendese-i Mülkiye Mektebi için Halıcıoğlu’nda yaptırılan ve 1884’te hizmete alınan bina (Resim 10’deki C Blok) (FSMVÜ
Fotoğraf Arşivi). Bu bina günümüzde Boğaziçi Köprüsü’nden geçen İstanbul Çevre Yolu (Otoyol 1, O1) üzerindeki Haliç köprüsünün alt tarafında, Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi’nin Haliç Yerleşkesi içindedir. 2010 yılında Üniversiteye devredilmeden önce bir süre Beyoğlu Adliyesi olarak da kullanılmıştır.
11 Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra oluşturulan yeni taburlarda bulunmak ve askeriyenin en hassas noktalarında kullanılmak üzere, Mühendishâne’nin sınıf-ı evvel (dördüncü [son] sınıf) ve sınıf-ı sânî (üçüncü sınıf) öğrencileri arasından seçilen 16 kişiden meydana getirilen sınıf. Bu sınıf mensuplarını, günümüzdeki “kurmay subay”lar gibi düşünmek mümkündür.
12 İskoç mühendis ve matematikçi James Watt’ın buhar makinesini buluşunun lokomotif ve vapurlarda kullanılmasıyla yeryüzü ulaşımında bir devrim yaşanmıştır.
13 O yıllarda Osmanlı coğrafyasındaki toplam öğrenci sayısının üçte ikisi Müslüman, üçte biri gayrimüslimdir. Okullaşma Müslüman erkeklerde yaklaşık %8 iken, kadınlarda %4 dolayındadır. Oysa bu oranlar gayrimüslim erkeklerde %12, kadınlarda %5 mertebesindedir (Ticaret ve Nâfia Nezâreti İstatistik Umûmî İdaresi, Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye’nin 1313 [Milâdî 1897] Senesine Mahsus İstatistiki Umûmîsi, İstanbul, 1316).
14 Hendese ve mühendis sözcükleri Arapça olup her ikisi de aynı köktendir ve ölçme ile ilgilidir.
Resim 13. Hendese-i Mülkiye binasının kitâbesi (FSMVÜ arşivi). Hâlen binanın ön cephe alınlığında bulunan kitâbe, özgün yerleşimde giriş kapısı üstünde yer almaktaydı. Restorasyon sırasında, buradaki sultan armasının yerine -bu kadar yüksekten okunması mümkün olmayan- kitâbe bloğu yerleştirilmiştir. Celî ta’lik yazıyla yazılmış manzum kitâbenin sol alt köşesindeki tarih mısraının ebced hesabıyla verdiği Hicrî 1302 yılı, rakamla da teyit edilmiştir.
Resim 14a ve b. Hendese-i Mülkiye öğrencilerinin haricî (okul dışı) kıyafeti (İTÜ arşivi). Yakalara takılan pirinç plakalarda sağda
Hendese-i solda Mülkiye yazıyor (Fotoğraf Aras Neftçi).
Resim 15. Hendese-i Mülkiye öğrencilerini tatbikat (uygulama) sırasında gösteren kartpostal (A. Bir koleksiyonu).
Sivil mühendis yetiştirecek bu okula halk önceleri temkinli yaklaşmıştır. İlk günler, okula çok az sayıda öğrenci kaydını yaptırır. Geniş halk kitleleri sivil okulların anlam ve önemini henüz kavrayabilmiş değildir. Öyle ki sokaklarda münâdîler (tellâl, çağırtkan) bağırtılarak okula öğrenci çekmeye çalışılır. Bu nedenledir ki öğrenime ‘birkaç aylık bir gecikmeyle’ Hicrî 1 Muharrem 1301’de (Rûmî 20 Teşrinevvel 1299, Milâdî 1 Kasım 1883) başlanabilir. (Resim 16).
Resim 16. Cerîde-i Havâdis’teki Hendese-i Mülkiye duyurusu. Cerîde-i Havâdis gazetesinin 6 Zilhicce 1300 (8 Ekim 1883) tarih ve 5466 sayılı nüshasının 1. sayfasında, yeni açılacak olan Hendese-i Mülkiye Mektebi’ne alınacak öğrencilere ilişkin bir resmî ilân yayımlanmıştır. İlân metninde “mülkçe derece-i elzemiyyeti müsellem olan (devletçe son derecede gerekli görülen) mülkiye mühendisleri yetişdirmeye mahsus bulunmak üzere, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn dâhilinde 100 kişilik bir mektebin müstakillen ve müceddeden (bağımsız ve yeni olarak) tesisiyle Mekteb-i Sultânî ve Mülkiye ve mekâtib-i rüşdiyye-i askeriyye (askerî ortaokullar) ve Dârüşşafaka şâkirdinin (öğrencilerinin) şehâdetnâmelerini (diplomalarını) almış olanlarından ahzi (alınması)... 2. ve 3. ve 4. sınıfları ileri senelerde teşkîl olunmak üzere, bu senelik 25 şâkirdden ibâret sınıf-ı evvelin (1. sınıfın) hemen küşâd (açılması) ve tanzimiyle (...) tedrisleri kararlaşdırılmış olmağın” denilerek, anılan okullardan mezun bulunanlardan Mülkiye Mühendisi Mektebi’ne girmeyi arzu edenlerin, kayıt için hemen başvurmaları istenmektedir.
Derslik gereksinmesi için, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’daki eski kılıçhânelerden biri boşaltılarak sınıf hâline sokulmuş ve Hendese-i Mülkiye’ye kaydolan öğrencilere tahsis edilmiştir. Bir yandan da Halıcıoğlu’nda, Mühendishâne’nin arka tarafında yeni bir bina yapımına başlanmış ve bir yıl sonra, 8 Muharrem 1302’de (28 Ekim 1884) ikinci öğretim yılına, törenle açılışı yapılan bu yeni binada başlanmıştır15 (Resim 11, 12 ve 13).16
15 Yeni binanın öğretime açılması münasebetiyle Seraskerlik mektupçusu Giritli Muhtar Efendi’nin (1847- 1910) yazdığı manzum kitâbenin tarih mısraı: “Hendese Mekteb-i Mülkîsi kılındı inşâ” ebced hesabıyle Hicrî (124+462+170+194+352=) 1302 yılını verir. Ay ve gün için Bkz. Sadık Erdem, Mir’ât-ı
16 Makalenin tamamına http://dergipark.gov.tr/iuoba/issue/24498/259655 adresinden ulaşabilirsiniz.
ELEKTRİK
Hazırlayan: EMO Enerji Birimi
İSTATİSTİKLERİ