Elektrik Mühendisliği · Sayı 41-42 · Haziran-Temmuz 1960
MESLEKDAŞLARLA BİR DERTLEŞME
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1960
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- 27 Mayıs
- TMMOB
- meslek ahlakı
- kalkınma hareketi
- fetva
- demokrasi
Özet
Yazar, 27 Mayıs sonrası dönemde demokrasinin soysuzlaşmasında mühendislerin ve meslek örgütlerinin (Birlik ve Odalar) menfaat kaygısıyla verdiği yanlış teknik onayların (fetva) rolünü eleştirmekte ve meslektaşlardan medeni cesaret göstermelerini istemektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Meslektaşlarla bir dertleşme
Okyanusya adaları civarında fırtınaya tu tulan bir gemi, adalardan birinin sahilinde karaya oturur ve içindekiler karaya çıkarlar. Fırtınada geminin puslası kırıldığı için hangi adaya çıktıklarını bilemiyen yolcular, telâş içindedirler. Çünkü müthiş fırtına ile boğuş tuktan sonra yamyamlar tarafından yenmek te vardır. Bu hususu münakaşa ederek gider lerken içlerinden biri bağırır.:
— Arkadaşlar korkmayınız, burası mede niler adaşıdır. Çünkü karşıda bir dar ağacı görüyorum. Burada insanı ka nunla öldürüyorlar.
Aramızdaki sohbete böyle bir fıkra ile başlayışımızı meslektaşlarımız her halde ya dırgamıyaoaktır. Çünkü son senelerde mem leketimizde kanunlarla neler yapıldığını he pimiz biliyoruz. Türk toplumunun el atılma dık hiç bir sahası kalmamış, hür düşünce ve müstakil hareketin filizleneceği her müessese bir kanunla veya kararla vesayet altına alın mıştı Çok şükür 27 mayıstan beri bu vesayet ten toplum olarak kurtulma yolundayız.
Şimdi meseleyi bir riyaziyeci mantığı ile tahlil edelim :
1946 yılında tek parti devrini kapamış, de p ' , Q mokrasi rejimine girmiş, 19/0 dakı iktidar de
1 * ğışıkliği ile her şeyin tamamlandığını sanmış tık. Fakat on sene sonra bugün, her şeye ye niden başlamak gibi bir durumla karşı karşı yayız. Bu, niçin böyle oldu ? Yani Türkiyede mutlak olarak siyaset dışı bir müessese olan ordumuzun müdahalesi olmaksızın demokra tik rejimi soysuzlaşmaktan niçin kurtarama dık ? Bu suale sadece «sakıt ve sabık iktidar liderleri ile D. P. Meclis Grubunun kötü muh teris, beceriksiz insanlardan müteşekkil oldu ğunu» soyliyerek cevap verirsek meseleyi hal letmiş sayılmayız. Mesele aslında çok muğlâk tır ve kanaatımızca muayyen bir zihniyetin iflâsı manasına gelmektedir. Şimdi bu zihni yeti izaha çalışalım:
Demokratik bir idare, zannedildiği gibi sadece siyasî partilerin mücadelesinden ibaret değildir. Demokratik bir idared e kanunî te minat müesseseleri yanında hürriyeti siyasî olmıyan bir takım müesseseler daha vardır ki bunların da vazifelerini yapmaları ve kiritik bunların da vazifelerini yapmaları ve kritik
Mehmet ERDEMİR
Y Müh Etibank sas Odaları ve Birlik te bu müesseselerdendir. Kanaatımızca rejimi soysuzlaştıran ve son se nelerdeki duruma getiren amillerin başında meşhur «kalkınma hareketi» gelmektedir. Bu kalkınma hareketlerinin tatbikatçıları ise esas itibariyle ihtisas odalarımızın mensuplarıdır. Buna göre bilhassa son senelerde şiddetli bir * münakaşa konusu olan bu hareketleri, Birlik ve Odalar Umumî Heyetlerinde görüşüp bu meselelere ışık tutamaz mıydık ? Atılan sayı sız yanlış adımlara dur ! diyemez miydik ? Maalesef bu vazifeyi başaramadığımızı itiraf etmeliyiz. Bırakınız müessese olarak bu yanlış adımlara dur ! demeyi, bunlara fetva verenle rin ekseriya meslektaşlarımoz olduğunu düşü nürsek, yüzümüzün kızarmaması mümkün de ğildir. Peki niçin başarısızlığa uğradık ? El bette bunun bir çok sebepleri var. Fakat kor kulur ki en başta gelen sebep menfaat kaygu sudur
Yıllar yılı bu kaygu üe sakin bir yolda mukadder akıbetine doğru ılerliyen bir ikti dara akıl hocalığı eden ve onların arzularına göre fetva veren meslekdaşlarımız bu camia içinde maalesef az değildir. Dün, aklın, man tığın, tekniğin ve ekonomi ilminin kabul ede miyeceği projelere evet diyenlerin bugün bun ları bizzat lüzumsuz göstermek gibi bir zıddi yetle karşı karşıya gelmeleri de çok acınacak bir durumdur. Hiç bir meslektaşın bir daha bu duruma düşmemesini temenni edelim. An cak bu temenninin gerçekleşebilmesi için bir miktar medeni cesarete sahip olmaya gayret etmek lâzım geldiğini de hatırlatalım.
Bu imtihandaki başarısızlık amillerinden bir başkası da siyaset anlayışımızdır. Bu anla yışın en garibini/bir meslektaşımızın Teknik Haber gazetesindeki «Hürriyet» başlık yazı sında gördük. Bu yazıda ordunun 27 mayıs hareketi övüldükten sonra iftiharla «Birliğin, siyasî münakaşalar dışında kaldığı» ifade edi liyor. Yarahbi, ne utandırıcı bir itiraf ! Bir kaç senedenben memleket korkunç bir dikta toryaya doğru sürükleniyor ve T M M O B kı lını kıpırdatmıyor. Maamafih, Birliği ve Oda ları sakıt hükümetin emrin*' sokmak için elin den geleni yapmış olan bu kalemin sahibin den daha başka türlüsü de beklenemezdi.
Şimdi bir ilim heyeti, yurdumuzda de mokrasinin tam manasiyle yerleşebilmesi için.
E M M 41 42
lüzumlu teminat müesseselerini tespite çalı şıyor. Fakat her şeyin anayasa ve diğer te minat müesseseleri ile halledileceğini zan netmek hatalı bir görüştür. Demokrasi rejimi de bütün teminatlarına rağmen insanla ikbâl bulur ve yine insanla çöker. Bu sebeple şim diye kadar olduğu gibi bundan sonra da ge rek fertlere ve gerekse cemiyetlere ve bilhas sa meslek gruplarına büyük uyarma vazife ' lerı düşmektedir Çoğumuz devlet müessese lerinde çalışmaktayız ve bu itibarla yapılan yanlış işlere herkesten evvel vukuf peyda et mekteyiz. Binaenaleyh yine herkesten evvel uyarına vazifesi de bizlere düşer Eski fetva
cıların çoğu yine yerlerinde oturmaktadırlar. Bunlar, eski idarecilere olduğu gibi yeni ida recilere de fetvalar vermekte devam edecek lerdir. Bunların mühendisliğe sığmayan fet valarını haber alınca gerekli müdahaleyi ya parsak yeni rejime karşı en büyük vazifemizi yerine getirmiş oluruz. Çünkü yeni idare bü yük bir hüsnüniyetle hareket etmekte ve ida re mekanizmasını lâyıkiyle tanımadığı için de bu fetvacılar yerlerinde kalmaktadırlar Bu ıyı niyetin istismarına mani olmak ta yine medeni cesaret sahibi meslektaşlara düşmek tedir. Haydi gayret!
Sanayi Bakanından Dileğimiz.
Bugün millet ve ordunun elele başardığı inkilâp hareketinin üçüncü haftasını idrak etmiş olmamıza rağmen, 27 Mayıs sabahının erken saatlerinde duyduğumuz sevinç ve he yecanı halâ muhafaza etmekteyiz. Her geçen gün yapılan açıklamalardan memleketin ne feci akibetlere doğru sürüklenmekte olduğu nu daha yakından anlıyor ve bu güne kavuş muş olmanın saadetini bir kat daha fazla his sediyoruz.
İktisadî politikada bugüne kadar takip edilmekte olan sakat ve dümıensiz gidişe bir son verileceği, bundan böyle yeni yatırımların inceden inceye tetkik ve etüt edilerek gayn iktisadî ve mevsimsiz projelere kat'iyyen yer venlmıyeceğı gibi meslek içinde ve dışındaki herkesi ötedenberi özlediği düzenli bir yola girilmiş olduğunu görmek bizleri, memleketin geleceği hesabına çok ümitlendirmiş bulun maktadır. İnkilâp hükümetimizin yarattığı bu iç ferahlatıcı ortam içinde şimdi her Türk vatandaşına düşen vazife, kendi iş muhitin de bulunduğu mevki'in mes'uliyet çerçevesi içinde yapılan çalışmalara yeni bir imanla sa rılması ve bir çeki düzen vermesidir. Bu sa tırların yazarı, enerji işlerimizde, senelerdir süregelmekte olan ve ehemmiyeti hakkında kimsenin tereddüt etmediği bir mes'eleyi sa yın bakanın gözleri önüne sermenin ve ondan artık bu tefessüh etmiş yaraya sür'atle bir neşter vurmasını istemenin bir memleket da vası olduğu kanaatındadır
Bilindiği üzere enerji islerimizin idaresi halen çok dağınık ellerde bulunmaktadır. Muhtelif tarihlerde çıkarılan kanunlarla ku
E M. M 41 42
Ahnıet Suzi ÖRNEKOL
Y Müh E I E rulan müesseselerin herbiri enerji sahasında hemen hemen aynı derecede yetki ve vazife lerle tavzif edilmişlerdir. Bugün Etibank, D. S. İ, İller Bankası, E. İ. E ve Enerji Dairesi gi bi bellibaşlı teşekküllerin fiilî çalışma durum larına ve bilhassa merkez mühendislik teşki lâtlanma şemalarına bir göz atılırsa, bu mü esseselerin hemen hemen hepsinde birer plânlama ve birer proje büroları bulunduğu nu; görmek kabildir. Bunların dışında beledi ye elektrik işletmeleri de başlı basma bir mevzudur. Enerji işlerinin bir monopol tara fından idaresinin memleket için çok lüzumlu olacağı esbabı mucıbesiyle son yıllarda TEK (Türk Elektrik Kurumu) kanun tasarısı mec lise sevkedilmiş ve fakat bilinmeyen bazı se beplerle aynı tasan sabık hükümet tarafından geri alınmıştı. Bu geri alınışta gizlenen se beplerin memleket menfaatini değil bazı züm re menfaatlerini haleldar eden sebepler oldu ğu hakkında teknik adamlarda bir umumî kanaat vardır. İnkilâp hükümetimizin, mem leketin ana davalarını halledebilmek için bi le yeter uzunlukta bir zamana sahip olmadı ğını idrak ediyor ve bu bakımdan Türkiye'nin enerji politikasında atılması gereken büyük adımların ancak seçimlerden sonra kurula cak yeni hükümetlerce ele alınabileceğini ka bul ediyoruz. Fakat burada ortaya atmak is tediğimiz dert ne bir kanun teklifine ihtiyaç gösterir ve ne de uzun çalışmaları, etütleri icabettirir cinsten bir mevzu değildir. Mes'ele, sanayi vekâleti bünyesinde bulunan ve Tür kiye'nin enerji, işlerinde hemen hemen aynı ' yetkilerle teçhiz edilmiş görünen iki dairenin durumudur.