Elektrik Mühendisliği · Sayı 161 · Mayıs 1970
GEÇEN AY
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1970
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- grev ve toplu sözleşme kanunu
- Personel Kanunu tasarısı
- Türk-İş
- Kamboçya işgali
- işçi eylemleri
- toprak işgalleri
Özet
Yazı, 1970 Mayıs ayında Türkiye'de ve dünyada yaşanan işçi, köylü, memur ve öğrenci mücadelelerini, Amerika'nın Kamboçya'ya saldırısını ve Personel Kanunu tasarısına karşı direnişi siyasi bir perspektifle değerlendiriyor. Mühendis kitlesinin de bu toplumsal mücadelenin bir parçası olması gerektiği savunuluyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
16 Haziran 1970 salı günü İstanbul'da İktidar, Türk İş ve muhalefet partilerinin çoğu nun anlaşarak çıkarmaya çalıştıkları işçi haklarını yoketmek isteyen yenil ««TiııHIraliiyna, grev ve toplu sözleşme kanon tasarısına karşı direnen onbirierce işçinin üzerine polis sakbrtzUo, ve çatışmalarda Abdunrahman Bozkurt, Yaşar YiMinm ve Mustafa Baylan adlarında Uç işçi öl dürüldü, yüzlerce işçi de yaralandı.
İşçilerin özgürce sendika seçme haklarını ortadan kaldırmak, kendi çıkarlarını savnnmak için yeni sendikalar kurmalarını önlemek, gittikçe gelişen işçi mücadelesi karşısında patronla rın çıkarlarmi korumak, işçi mücadelesini Türk İş gibi Amerika ve' siyas! iktidarın kontrolun dakl bir örgütün egemenliği altında ezmek ve yozlaştırmak, isçileri ilelebet köleliğe matıirihn etmek amacıyla hazırlanan tasarıya işçiler en sert eylem biçimleri ile karşı durdular. Bu ey lemlere Türk İş, iktidar ve bazı muhalefet partilerinin aynı ağızla hatta aynı kelimelerle kar şı durmaları işçi düşmanlarının kimler olduğunu, Türk Iş'in asanda kimin borusunu öttürdü ğünü, başındakilerin nasıl Amerika ve iktidar yardakçıları, işçi satıcıları olduklarını daha iyi ortaya koydu.
Aslmda işçisinden memuruna kadar bütün halk kitlelerinin direnişe geçtiği şu sırada ik tidarm ve onun yardakçısı Türk lş'in polis baskısından başka dayanacak bir şeyleri kalma mıştır. İktular gittikçe ülkeyi yönetemez, Amerika ve işbirlikçilerinin çıkarlarını eskisi gibi ra hatlıkla yürütemez hale gelmektedir. Son alman sıkı yönetim kararı bunun delilidir.
İşçiler kanlarını akıta akita mücadele bayrağını yükseltmektedirler. İşçi köylü memur genç asker bütün yurttaşların güçbirliği halinde işbirlikçi iktidara dur demeleri gerekmektedir.
SORUNLARA BİR BÜTÜN OLARAK BAKALIM
Sorunlara dar meslekî veya kişisel açılar dan bakmak bilimsel bir yol değildir. Böyle bir yol doğruları kavramamızı, doğru hedefle re yönelmemizi sağlayamaz. Olayları ve sorun ları ancak yurdumuzu ve dünyayı kucaklayan bir bakış açısı ile değerlendirirsek kavraya biliriz. İki günlük boykotla karşı durduğumuz personel kanunu tasarısı, özel yüksek okul lar, montaj sanayii, gittikçe artan hayat pa halılığı, inşaat, maden ve elektrik alanların da, her alanda yurdumuzu egemenliği altına alan yabancı şirketler sorunlarını ancak böy lesine bir değerlendirmeyle yerine oturtabili riz, yolumuzu seçebiliriz.
Şimdiye kadar çeşitli görüşler böyle dav ranmamızı engellemiştir. Bunlardan başta ge leni «politika ile uğraşmama» görüşüdür. Ger çekten bu görüşün yanlışlığını ortaya koy mak yolumuz üzerindeki önemli bir engeli kaldıracaktır. Aramızda yaygın olan bu ve bunun gibi yanlış görüşlerin eleştirisini baş ka bir yazıya bırakalım. Ancak şu kadarını belirtmek yerinde olacaktır : Bugün şikâyet çi olduğumuz bütün sorunlar ülkemize ege
Elektrik Mühendisliği 161
men belli bir politikanın eseridir. Bu politi kaya karşı durmadan, bunun karsısında ye rimizi saptamadan, politik bir mücadele yo lu seçmeden sorunlarımızın çözümleneceğini sanmak hayalciliktir. Esasen dar meslekî so runların kapsamını genişletmeden, onun si yasî yönünü ortaya koymadan girişilecek mü cadelelere şimdiki uygulamaların sorumlula rı canü gönülden razıdırlar. Gerçekten bu gün iktidarı ellerinde tutan güçler bütün mes lekî gurupların bir menfaat çatışması içinde olmasını, kendine yönelmeyen bu tür çatış maların alabildiğine alevlenmesini İsterler. Hattâ bunu teşvik ederler. Menfaatları aynı olan kitleler arasına kıskançlık ve düşmanlık tohumları ekerek böylesi mücadeleleri kış kırtırlar. Böylece «böl yönet» daha kolay iş ler. Sömürü gürültüsüz patırtısız devam eder. Son personel kanununu bu açıdan değerlen dirmeliyiz.
Biz bu yazıda, yukarda ortaya koyduğu muz görüş açısından geçen ay içinde dünya da ve yurdumuzda cereyan eden olayların bir dökümünü yapıp yorumlayarak mühendis kitlesinin mücadeleleri için ipuçları bulmaya çalışacağız.
PUNY ADA DURUM
Geçen ay dünyayı en çok ilgilendiren olay Amerika'nın Kamboçya'ya saldırısı oldu. Kam boçya 7 milyon nüfuslu bir Hindicini ülke sidir. Amerika uzun zamandanberi tarafsız bir yönetim uygulayan Norodom Sihanuk yö netimini devirmeyi çıkarlarına uygun bulu yordu. Bu amaçla ClA'nın desteklediği geri ci bir darbe düzenledi. Sonra da bu gerici lerle anlaşarak Güney Vietnamlı uşakları ile birlikte ülkeyi işgal etti. Bu saldırıyı Ame rikan halkı da dahil Amerika'nın en yakın müttefikleri bile kınamak zorunda kaldı. Dünyada sömürü ve saldırının baş temsilcisi olduğu iyice anlaşılan Amerikan emperyalist leri iyice teşhir oldular.
Bu saldırı, emperyalizmin saldırganlığını ve dünya halklarının baş düşmanı olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Gerçekten em peryalizm ortaya çıktığı asrımızın başından beri dünya halkları üzerindeki sömürüsünü sürdürebilmek için her fırsatta onları kana ve acıya boğmaktadır. Emperyalizm var ol dukça sömürü ve savaş durmayacaktır. Bu na karşılık ezilen halklar, dünyanın her ye rinde, Asya, Afrika, Latin Amerika'da kurtu luş bayrağını açmakta, bütün cephelerde em* peryalizmi kaçınılmaz sonuna, yokoluşa gö tü ren~ darbeler indirmektedir. Çağımız emper yalizmin yokoluş çağıdır.
Kamboçya saldırısı bu yokoluşu hızlandı racaktır. Yıllardır en insanlık dışı silâhlarla saldırdığı Vietnam halkı karşısında dize ge len Amerika son bir çırpınışla Kamboçya'ya saldırmıştır. Bu saldırı Hindicini halklarının birleşmesini, emperyalizme karşı ortak sa vaş vermelerini sağlamıştır. Emperyalistler kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir. Laos, Kam boçya ve Vietnam devlet adamları biraraya gelerek emperyalizme karşı ortak savaş ka rarı alıp ilân etmişlerdir.
Ortadoğuda ise Amerikan emperyalizmi nin uşağı İsrail ile Arap halklarının savaşı hergün şiddetlenerek devam etmektedir. Ame rika İsrail'i maddi ve politik bakımdan sonu na kadar desteklemektedir. Arap halkları asıl düşmanın Amerika olduğunu kavrayarak mü cadelelerini ona yöneltmekte, kahramanca sa vaşmaktadırlar.
Amerikan emperyalizmi ve yerli ortak ları, gittikçe sarsılan egemenliklerini, bozu lan ekonomik durumlarını korumak ve dü zeltmek için halklara karşı zulüm ve baskıyı şiddetlendirmektedirler. Amerikan halkı ve diğer kapitalist ülkelerin halkları bu baskı ve zulmün dışında değillerdir. Nitekim Kam boçya saldırısını protesto eden Amerikan gençlerinin üstüne saldıran polis dört kişiyi öldürmüştür. Fransa'da devrimci yayınlar ya saklanmakta, yazarlar hapse atılmaktadır. İtalya'da ve Japonya'da işçiler ve gençler sü rekli olarak polisle çatışmaktadırlar. Emper yalist sistemin sömürülen kutbundaki ülke lerde, bu arada yurdumuzda baskı ve zulüm daha da yoğun olmaktadır.
Y URDUMUZDA DURUM
Güçlenen kitle hareketleri karşısında ege men güçler «faili meçhul» cinayetler işlet mekte, öğrencileri kurşunlatmakta, doğu böl gesinde halkın meydanlara doldurulup iş kence edildiği komando baskıları düzenle mekte, gazeteleri toplatmakta, her türlü Ana yasa ve kanun dışı yolları denemektedir.
Buna karşılık yurdumuzda işçilerin, köy lülerin, gençlerin ve memurların kitle hare ketleri daha da yoğunlaşmaktadır. Bu hare ketlerin yalnız isimlerini saymak bile yurdu dumuzda kitle mücadelelerinin gelişmesi hak kında bilgi vermeye yetecektir.
Sungurlar Kazan Fabrikasında işçiler sen dika özgürlüğü, iş güvenliği gibi demokratik haklarını almak için fabrikayı işgal ettiler ve başarı kazandılar. Gene birtakım demokratik isteklerle İstanbul'da ECA Pres Döküm, Gün term, Java, Kristal Cam Fabrikası işçileriyle Ges İş'e bağlı binlerce işçi bütün yurtta gre ve gittiler. Üstün Çelik'te gene işçiler işgale başvurdular. Olukpınar köylüleri ağanın gas bettiği topraklarını işgal ettiler, Giresun'da fındık işçileri tefeciye karşı mücadeleye gi rişti; Irmakbaşı, Kilise, Küçükkaldırım, Arap lar köylüleri toprak kavgasını sürdürdüler. Değirmenköy'lüler jandarma sayesinde dur durulan işgal hareketlerinden sonra ağanın gasbedip ektiği topraktaki ürünü biçtiler. Pc latlı'nın 33 köyünün halkı toprak, ucuzluk ve benzer haklar için miting yaptı. Memur
kitleleri Personel Kanunu tasarısı karşısında harekete geçti. Teknik Personel iki günlük boykot yaptı, sağlık personeli binlerce kişi nin katıldığı bir yürüyüş yaptı, assubay aile leri yurdun her yerinde yürüdü, çeşitli me mur kuruluşları bildiriler yayınladı, tepkiler devam ediyor. Üniversiteler profesörü, asis tanı, öğrencisiyle iktidarın baskı ve Anayasa dışı tutumunu protesto için halkında katıl dığı bir yürüyüş yaptı. İstanbul'da on bin kişi işsizlik ve pahalılığı protesto eden bir miting yaptı.
Bunlara karşı, gittikçe bozulan ekonomik durumu düzeltmek ve sömürüyü daha da art tırmak için, kitle hareketlerini durdurmak amacıyla iktidar neler yaptı? Birde onun bi lançosunu çıkaralım. Sungurlar işçisinin kar şısına polis dikildi, Olukpınar'da köylülere ateş etmesi için jandarmaya ağa emir verdi. Siirt'te halkla iktidar kuvvetleri çatıştı, iki kişi öldürüldü. Kadirli'de halk polis ve jan darma baskısına karşı çıkınca iki kişi de ora da öldürüldü. Resmî polis Siyasal Bilgiler Fa kültesi ve Basın Yayın Yüksek Okulu'na bas kın yaptı, birkaç gün sonra iktidarın besle yip silâhlandırdığı emperyalist uşağı faşistler devrimci öğrenci Mustafa Kuseyri'yi kalleş çe arkadan vurup şehit ettiler. Doğu'da köy lere ve kasabalara komando baskınları de vam etti... Uzayıp giden bir zulüm ve baskı listesi.
Bütün bunlar neyi gösteriyor? İktidarın halkın kurtuluş mücadelesi karşısında geri lediğini, ayakta durabilmek için şiddet yol larına başvurduğunu gösteriyor. Elbette bat tıkça şiddet artacak, şiddet arttıkça müca dele güçlenecek ve tekrar batacaktır.
Bu gidişi anlayan iktidar çevrelerinden de sesler yükseliyor. Başbakana mektup yazan eski bir bakan iktidarın Anayasa ve Atatürk ilkeleri karşısındaki gerici tutumunu, kardeş zengin etmek gibi birçok yolsuzlukları açık ladı. Bazı iktidar milletvekilleri TRT, üni versite ve basına karşı baskı kanunları çı karmasını teklif ederken diğer bazıları ikti darı eleştirdi, hattâ biri «iktidar bugün uçu rumun kenarındadır» dedi. Batmakta olan ik tidar gemisinden kaçmaya çalışanlar, kitle
mücadelesi karşısında dizlerinin bağı çözü lenler çoğalmaya başladı. Bir kısım çevreler ise buhrana «yüksek seviyede» yaptıkları toplantılarla çözüm arıyorlar.
Bunların yanında meclise yeni sömürü ve baskı kanunları getiriliyor. Zam ve vergiler bunların başında geliyor. Personel Kanunu da zam ve vergilerin kılıfı. Memurların maaş larına gelecek ufak tefek artışlar daha ger çekleşmeden eridi gitti. Bütün sabit ve dar gelirliler şimdiden sıkıntıya düştüler. İşçiler büyük mücadelelerle kazandıkları ücret artış larını bir çırpıda kaybedip gittikçe yoğunla şan sömürü altında yoksullaşıyorlar. Köylü ler tefecinin kucağına daha fazla itiliyor. Ya ni bütün yurtta gittikçe genişleyen bir çoğun luk, halk kileleri daha yoksullaşıyor; gittik çe azalan bir azınlık daha zengin, daha mü reffeh oluyor.
Zam ve vergilerle getirilmek istenen başka kanunlarda var. Gençlik hareketlerini dur durmak için yeni cemiyetler kanunu, kitle hareketlerini sınırlamak için Anayasaca veril miş hakları ortadan kaldırmaya yönelen top lantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu, gene ay nı amaçları güden ateşli silâhlarla ilgili ka nun ve Türk Ceza Kanunu ve ceza usulü hu kukunun bazı maddelerini değiştiren kanun. Bunlarla hazırlanmakta olan Üniversite ve TRT'nin özerkliğini ortadan kaldıran tasarı ları da ekleyince tablo tamam oluyor.
işte bir ayın olaylarının görünüşü ve ül kemizdeki siyasal gelişmenin yönü böyle.
Elbette halkın kaderini paylaşan, son per sonel kanunu ile daha da yoğunlaşacak, her geçen gün daha kısırlaşan maddî ve manevî şartlar içinde köleleştirilmeye çalışılan mü hendis kitlesinin, halkın sömürü, baskı ve zulme karşı verdiği mücadelenin yanında ol maktan başka yolu olamaz. Bizim meslekî mücadelemiz ancak böylece başarıya ulaşır. Özgür, araştırıcı, yaratıcı insanlar olmanın, gerçekten onurlu insanlar gibi yaşamanın başka yolu olamaz. Personel Kanunu tasarı sı ile ilgili olarak gösterdiğimiz toplu direniş bu anlamda çok önemli bir harekettir. Bunu başka eylemler izlemelidir.