Elektrik Mühendisliği · Sayı 205-206 · Ocak-Şubat 1974

NÜKLEER SANTRALLAR ZORUNLU MUDUR?

Hamit Çaçur

Nükleer enerji Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
8
Okuma süresi
14 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • nükleer santral
  • termik santral
  • su gücü
  • enerji politikası
  • yakıt maliyeti
  • DSİ

Özet

Yazar, Türkiye'nin elektrik enerjisi kıtlığına çözüm olarak önerilen santral türlerini (gaz türbini, su, petrol, kömür, nükleer) maliyet ve verimlilik açısından karşılaştırarak, ülkenin henüz kullanılmayan su gücü ve linyit kaynaklarının nükleer santrallara göre daha akılcı bir çözüm olduğunu savunur.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Hamit ÇAÇUR TEK

Son yılların aktüel konusu, dünyanın enerji sorunu, diğer ülkelerde olduğu gibi yur dumuzda da önemini korumaktadır. Genel enerji kıtlığı Türkiyede tümüyle elek trik enerjisi sorununa dönüşerek karşımıza çıkmaktadır. Gerek ülkemize özgü dav ranışlar, gerek sanayi kesimindeki oturmamışlık, gerekse ışıkların göz kırpışı ve güç dağıtımındaki kesiklikler elektrik enerjisi sorununu hızla, su yüzüne çıkarmak tadır. Bugün için gerçek ya da yapay olsun, ülkede başgösteren kıtlık, enerji de ğil elektrik enerjisi kıtlığıdır. Çünkü genel enerji fiyatların artması pahasına her zaman elde edilebilir. Ama elektrik enerjisi gibi olmayan nesneyi, fiyatını istediği niz kadar arttırın, daha fazla elde etmek olanaksızdır.

Hemen her konuda olduğu gibi, bu konuda da yanlış politikanın izleri görülmekte dir. Sektörün temel gereksinmeleri .çıkarcı politikanın keyfine terkedilmiştir. Şim di elektrik enerjisi kıtlığını ele alarak, bugün için ve gelecekte nasıl davranmamız gerektiğine ilişkin önerilerin irdelemesini yapalım.

Elektrik enerjisi üretimini arttırmanın gereği açıktır. Arttırmaya gidilmeden dağıtı mın zaman ve miktar itibariyle yöneltilmesi de, uygulanacak tedbirlerden birisi dir. Ancak bu, geçici olarak başvurulabilecek yoldur.

Üretimin arttırılması yanında, elektrik enerjisinin satın alınması da akla gelebilir. Satın alma komşu ülkelerden yapılabilir. Bu şekil kullanılmadığına göre, geriye tek çıkar yol kalıyor: Üretimin arttırılması. Bu amaca yönelik çalışmalar bir kaç şıkta toplanabilir. Bunlar birbirinden yalnızca santral türleri ve öncelikle ele alın

maları yönünden ayrılmaktadırlar. Ortaya atılan çözüm yollarına geçmeden önce, kurulu tesislerimizin niteliklerine göz atmak, üretim özelliklerini kısaca incelemek yerinde olacaktır.

ENERJİ ÜRETİMİNDE KAYNAKLARIN DAĞILIMI

Bilindiği gibi elektrik enerjisi yurdumuzda, petrol ürünleri, su gücü ve kömür gi bi birincil enerji kaynaklan kullanılarak elde edilmektedir. Bu kaynakların üre timdeki payları yaklaşık şöyledir:

Petrol ürünleri Su gücü

% 48 % 26

Kömür

% 26

Petrol ürünlerinden ağır yağlar, % 48 lik payın büyük bölümünü oluşturmaktadır. Küçük biı yüzdesi ise, % 25 gibi düşük verimle ve yüksek fiyatla motorin yaka rak darlığı kısa süredeki tedbirlerden biri olmak üzere gidermeye çalışan gaz tür binlerinde tüketilmektedir.

Kömür ile çalışan santrallarda, verim, yağ yakanlardan biraz düşük olarak % 30 dolayındadır. Burada kullanılan linyit ve taşkömürünün üretimdeki payları % 13 olarak hemen hemen aynıdır.

Su gücünün çeşitliliği, suyun kullanılış şekline göre, depolanmış ya da akar sudan yararlanma biçimindedir. Gerek barajlı, gerek nehir ve kanal santrallannda, türbin cinsine göre verimi % 80 90 olan su santralları en verimli, temiz, rahat, işletmesi kolay ve ucuz ayrıca yakıtı bedava üretim kaynağı olarak görünmektedir. Bu sant ral türünde iş, tezgah kuruluncaya kadardır denilebilir.

Türkiyede çeşitli amaçlarla yapılmış baraj sayısı 50 kadar olup, % 15 inden büyük ölçüde elektrik enerjisi elde edilmektedir. Ayrıca 15 kadar baraj sız küçük güçlü ne hir ve kanal santralı üretim yapmaktadır. Termik santrallardaki üretim için 1972 de 109 liralık yakıt kullanılmıştır. Önümüzdeki yıl yakıt fiyatlarının ve termik gücün artması ile bu harcama, 1,5. 10* değerine ulaşacaktır. Su santrallannın ise yakıt masrafı olmayıp, işletme ve bakım giderleri termik santrallarmkine oranla çok düşüktür.

Kurulu tesislerin bu kısa incelemesinden sonra, ilerde alınması gerekli tedbirlerin ve kurulması düşünülen tesislerin neler olduğuna geçelim.

önce de belirttiğim gibi, öne sürülen tekliflerin çeşitliliğini, yapılacak santral tür leri ve öncelikle ele alınmaları ortaya çıkarmaktadır. Alternatifler şunlardır:

1. Gaz türbinleri 2. Su santralları 3. Petrol ürünü kullanan termik santrallar 4. Kömür yakan termik santrallar 5. Nükleer santrallar

Elektrik Mühendisüği 205 206

Gaz türbinlerinin elektrik enerjisi elde etmede pek büyük rolü yoktur. Tek avanta jı çabuk kurulup devreye girmesi, dolayısıyle kısa sürede acil ve geçici çözüm getirmesidir. Verimi düşük, yakıtı pahalıdır. Ömrü bir kaç yıldır. Bu konuda fazla yazmak gereksizdir. Çünkü kurulan türbinlerin bir kısmı üretime geçmiş bir kıs mı da geçmek üzeredir. Kendisinden bekleneni verip vermediği zamanla anlaşıla caktır.

YETERLİ SU GÜCÜ VARDIR

Ülkemizin su gücünün henüz % 5 i kullanılıyor. Yararlanma konusunda Avrupa ülkelerinin en gerisinde bulunmaktayız. Rahat ve yakıt fiyatı sıfır olan su sant ralları bizi kuruluş sırasında en fazla yoran tesisler olmakta. Şöyleki; santral sürekli teçhizatı olarak ifade edilen ve maliyetin % 30 50 kadarını oluşturan tür bin, generatör, salt teçhizatı gibi elektriki kısımlar diğer santral türlerinde de var olup, tümü ithal malzemedir. Buhar santrallarında yukarıda sayılan sürekli teçhi zata karşılık olan kısımların dışında kalanlar da dış piyasaya ihale edilerek ra hatça sağlanmaktadır. Büyük su santralları için gerekli olan baraj ise bir inşaat işidir. Bir nehir havzasında baraj, santral, taşkın koruma, sulama, yeraltı suyu de velopmanı bir bütün halinde düşünülerek tesis maliyetleri, gelirler hesaplanıp o havzaya ait planlama raporları elde edilmektedir. Santralın yapılacağı yerin saptan ması için, ayrıntılı hidrolojik gözlemler, toprak etütleri, jeolojik etütler gereklidir. Bütün bu tasarlamaların raporunun hazırlanıp inşaatın gerçekleştirilmesi, yabancı büro ve şirketlerden fırsat bulunabildikçe bizim yaptığımız işlerdendir. Bu ba kımdan su santralı kurmak biraz daha masraflı ve yorucu olmaktadır. Masrafı na karşılık her barajın sulama, taşkından koruma; içme ve kullanma suyu sağla ması, ağaçlandırma, balıkçılık gibi yan konularda ayrıca yararlı olduğu görülmek tedir. Bir barajın böyle çok amaca hizmet edebilmesi, maliyetinin yüksekliğine kat lanmamızı kolaylaştırmaktadır. Nehir ve kanal santrallannın maliyetleri daha dü şük olmaktadır. Büyük biriktirme yapacak baraj inşa edilmediğinden, barajh bir rantrala oranla, maliyet, ortalama olarak aynı güç için bir kaç kere daha azdır. Fakat bu tip santrallar çoğunluk küçük güçlü olduklarından (1 10 50 MW), birim güç maliyeti genel su gücü ortalaması kadardır. Dünyada her yıl yüzlerce baraj ya pılmaktadır. Bütün ülkeler su kaynaklarından her yönde en fazla yararlanma ola naklarını genişletmektedirler. Yurdumuzda DSİ genel Müdürlüğü ekonomik sınır lar içinde yapılabilecek 350 su santralının planlama çalışmalarını tamamlamış du rumdadır [1]. önümüzdeki 10 yıl içersinde gerçekleştirilebilecek kesin projesi ya pılmış büyük su santrallannın gücüne göz atmak yararlı olacaktır.

Karakaya Ayvacık Balahor Oymapınar Aslantaş Karababa

1800 500 120 540 140 300

MW » » » » »

Altınkaya Adı güzel Köklüce Harşit II Keban Gökçekaya

MW

Projesi hazırlanmış, inşa halinde ya da bitmek üzere olan bu santrallann gücü toplanırsa, bugünkü tepe gücümüzün yaklaşık üç katma eşit olduğu görülür. Yu

kardaki santrallarda birim güç tesis maliyeti 3 5 TL/W dır. Su santrallarının öm rü, diğer santral türlerinin iki katı olmak üzere en az elli yıldır. Son yıl içindeki toplam enerji tüketimimiz, ekonomik olarak yararlanabileceğimiz su enerjisine yaklaşık değerdedir. Demek oluyor ki bütün — petrol, odun, kömür tezek, gibi kay naklardan elde edilen — enerji ihtiyacımızı, tümünü kullanmak koşuluyla su gücü müzle karşılayabiliriz. Su enerjisi konusunda söylenebilecek son söz, bu doğal kaynağın bizi 1990 yılma kadar rahatça idare edebileceğidir.

NE TÜR TERMİK SANTRAL

Petrol ürünü ağır yağ kullanan santrallanmızm sayısı yalnızca ikidir. Son petrol bunalımı üzerine kimsede bu cins santralı savunacak güç kalmamıştır sanıyorum. Niçin savunulamayacağını örneği ve hesabıyla görelim. Anbarlı termik santralı 2,5 TL/W birim güç maliyetiyle 1,5.10* TL harcanarak 630 MW gücünde tesis edilmiş tir. Yılda yaklaşık 7000 saat üretim yapmakta, 106 ton yağ yakmaktadır. 106 ton ağır yağ en iyimser fiyatla 500.106 TL eder. Bu sayı, dikkat edilirse santral maliye tinin üçte biridir. Demek oluyor ki, açar santral üç yılda kendini satın alacak ya kıt harcamaktadır. Bedavaya çalışmaz doğal olarak, fakat petrolümüzün üçte ikisini ithal yoluyla sağladığımızı gözönüne alırsak, dışarıya ödediğimizi siz hesap layın. Bir önemli nokta da şudur: Petrol ürünlerinden elektrik enerjisi elde eder ken verim % 35 in üzerine çıkmamaktadır. Oysa ısıtma tesislerinde verim, sant ralmkinin en az iki katıdır. Petrol ısıtma için kullanılıp elektrik enerjisi sudan el de edilirse, iki kere kârlı duruma geçilebilir. Bu yol tutulsaydı kazanç ne olur du, bir örnekle hesaplayalım. Yılda 5.109 kWh lık enerjiyi petrol ürünlerinden el de etmekteyiz. Bu kadar daha enerjiyi su kaynaklarımızla karşılasaydık, pahalı sanılan, aslında hiç de pahalı olmayan barajlardan bedava olarak elektrik enerjisi elde edecektik. Ayrıca termik santralda harcadığımız petrol ürününü iki kat ve rimle ısıtmada kullansaydık, aynı enerjiyi elde etmek üzere petrol ürününün yan sını arttırmış olacaktık. 2,5.10* kWh m patrol eşdeğeri kadar kazancımız olacaktı ki bu, 600.103 ton petrol ürünü ve piyasa fiyatıyla 300.10* TL demektir. Bu mebla ğın linyit ile çalışan 100 MW lık santralın keşif bedeli olduğu görülmektedir. Gü nümüzün zor koşullan altında ağır yağ santrallanmn kurulması düşünülemez.

Kömür ile çalışan termik santrallarda toplam verim, yağ yakanlara oranla biraz düşüktür. Kömür ve kül taşıması ise işletmeyi daha külfetli şekle sokmaktadır. Kö mür taşımacını azaltmak için, santral, yakıt yatağına yakın kurulup elektrik ener jisi tüketim alanlanna iletilmektedir( Kömür yakan santrallardan maden kömürü kastedilmemektedir. Rezerv miktan bir yana, başka amaçlarla kullanıldığından değerlidir). Kömür santralında, kendi kendine yanan linyit yataklanmızın değer lendirilmesi düşünülmelidir. Linyit kömürü kullanan 1000 MW lık bir santralın yakıt ihtiyacını hesaplayalım :

P = 10» W

Kömürün ısıl değeri E : 2000 kal/kg

Santral verimi g : 0,3 işin ısı eşdeğeri a : 0,24 kal/jul

Yakıt miktan,

A=

109.0,24 0.3.2000

= 400 kg/sn Saatte, 3600.400 = 1440 ton/saat yakıt gerekli.

Yılda 7000 saat çalışsa, Q = 1440.7000 = 107 ton/yıl.

Saptanmış kömür rezervlerimizin en kötü durumda 5.109 ton olduğu düşünülürse, 1000 MW gücünde, 7.109 kWh lık santrallann bizi nice elli yıllara ulaştırabileceği hemen anlaşılır.

Elektrik Enerjisi Teknik Kongresinde bir konuşmacı, linyit yataklarımızın aile şir ketleri elinde nasıl heba edildiğinin öyküsünü anlatmış, dinleyenleri derin düşün celere sevketmiştir. Böyle ulusal forvetlerimize bir an önce sahip çıkıp, onları ül kenin çıkarları doğrultusunda gereği gibi değerlendirmeliyiz.

ATOM SANTRALINA GELİNCE...

Bugün için ülkemizde, ticari olarak üretim yapmak üzere kurulmuş nükleer güce dayalı santral mevcut değildir. Atom santralı üzerindeki iddialar gerçek bir işletme tecrübesine dayanmamaktadır. Yapımı planlanmış ya da inşa halinde bir tesisimiz de henüz yoktur. Dolayısıyle, birim güç tesis maliyeti ve yakıt masrafı üzerine ortaya konulan sayılar kitaplardan aktarılma ve bize ait olmayan verilerdir. Her nekadar gerçeği tam göstermese de, yaklaşık fikir veren bu değerlerden nükleer santralı tanımaya çalışalım.

Nükleer santralda birim güç ve enerji maliyeti, santralın cinsine ve gücüne bağlı olarak çok değişmektedir. Genel santral karakterine uyarak güç büyüdükçe mali yetler düşmektedir. Türkiye elektrik şebekesinin kaldırabileceği en büyük güç, çe şitli nedenlerle 500 MW dolayında sınırlanmaktadır. Bunun için 500 MW gücünde hafif sulu, zenginleştirilmiş uranyum kullanan santralın bugünkü fiyatının, Birim güç maliyeti 6000 TL/kW Enerji maliyeti 14 krş/kWh olduğu dış kaynaklı verilerden anlaşılmaktadır. Fiyatların artma olasılığı fazla olup düşmesi beklenmemektedir. Santralın kuruluş süresi 5 10 yıldır. Tesis mali. yeti diğer santrallara oranla düşük görünmektedir.

Enerji üretimi dar boğazındat bir takım çekişmeler olmaktadır. 20 30 yıl sonraki gereksinmeler dile getiriliyor. 2000 yıllarında Avrupa ülkesi düzeyinde gelişmişli ğimiz kabul edilip, artan nüfusumuz da hesaba katılarak gelişmiş ülkeler stan dardlarma göre yılda 10" kWh enerjiye gerek duyulacağı öne sürülüyor. Sonra akıl yürütülüyor: Bunca enerji klasik santrallarla, su gücümüzle karşılanır gibi değil. O halde ne yapmalı? Büyük gelecek vadeden, ilerde bol ve ucuz enerji sağlayacak bitmez kaynak sam lan nükleer yakıta ve santrala yönelmeli, hiç zaman geçirmeden 10 yıl sonra orta ya çıkacak üretim açığını karşılamak üzere, atom santrallarının ihalesine giriş meli.

Nükleer santral pahalı bir üretim tesisidir. Yapılmış hesaplara bakarak enerjinin bize malolacak bedelini bulalım :

500 MW gücünde yılda 7000 saat çalışan 80 yıl ömürlü nükleer santralın ürettiği enerjinin fiyatı 14 krş/kWh olarak bulunmuştur. Bütün teknik kongre tebliğleri bu fiyatta birleşmektedirler. Nükleer santral savunucuları birim güç maliyetinin (TL/ kW) değil, birim enerji maliyetinin (krş/kWh) önemli olduğunu belirtip 14 kuruş luk fiyatın yağ yakan termik santralın maliyetiyle karşılaştırmasını yaparak ba şabaş geldiğini, hattâ daha büyük güçlerde termik santrala göre ucuzluk getirdi ğini iddia etmektedirler. 14 kuruşluk fiyatın değişmediğini kabul ederek, 30 yıl so nuna kadar, şimdi kurulduğunu varsayacağımız bir nükleer santral marifetiyle dışarıya ne miktar ödeme yapılacağını görelim.

Santral ömrü boyunca 30.7000 = 21.104 saat çalışacaktır. Gücü 500 MW olduğuna göre,

21.1OV5OO.1O3 = 105.109 kWh enerji üretecektir. Bu enerjinin kWh ı 14 krş olarak bulunduğundan,

105.109.0,14 = 14,7.10», yaklaşık olarak dışarıya 15.109 TL ödenecek demektir. Nük leer üretime hiç mi katkımız olmayacak ? Maalesef hiç denecek kadar küçük. Çünkü proje dış firmalarca yapılacak, santral tesisi, kontrollüğü ve müşavirliği yi ne dışarıya ihale edilecek, yakıt dışarıdan sağlanacak, işletme ve bakım yine yaban cılar tarafından yapılacaktır. Belki yüzde bir kaçını, tesis inşaatının yapıldığı ara zi parçası, bekçi ve kapıcı kadrolanyla yurt içinde tutabiliriz.

Nükleer teknolojiye bir an önce girmek için santral yapmayı düşünenler oluyor. Dünyanın en ileri tekniğini içeren, bütün dallarda yoğun bilgi ve tecrübe biriki minin geliştirdiği insan makina, teçhizat kadrolarının oluşturduğu bu gelişmiş ko nuya, yine bu teknolojinin en gelişmiş sonucu olan üretim tesisini satın alıp çalış masını seyrederek, berber çırağının ustasını gözleyip sanat öğrenmesine benzer tarzda bakılamaz. Motor satın alıp çalıştırmakla makina teknolojisinde, fotoğraf makinasıyle resim çekerek optik cihaz imalinde ilerleme sağlanamaz.

Yakıtı niçin dışarıdan getiriyoruz, uranyum yataklarımız yok mu diye düşünen ler bulunabilir. U3 O8 olarak 3600 ton rezerve sahibiz : Uranyum olarak 3000 tona eşdeğerdir. Doğal uranyumun % 99,3 ünü U238, % 0,7 sini U235 meydana getirmek tedir. Reaktörlerde parçalanarak enerji açığa çıkaran izotop, U235 dir. Teorik olarak 1 gr U235 in bütün atomlarının parçalanması sonucu 1 MW. Günlük (24000 kWh) enerji açığa çıkmaktadır. 1 MW. Günlük enerji ise, yaklaşık üç ton taş kö müründen elde edilebilecek enerjiye denktir. Demek oluyor ki, enerji bakımından birim ağırlıkta uranyum 3.10* kat ağırlıkta kömüre eşdeğerdir. Hemen 3000 ton uranyumun kömür eşdeğerini bulmaya kalkışılmamalı. îlk önce 3.1O6 çarpanının do ğal uranyumda 0,007 oranında bulunan U235 için geçerli olduğunu unutmamak ge rekir. Ayrıca uygulamada durum daha da kritiktir. Konuya ışık tutulması bakt mından Fransız SACLAY Nükleer Araştırma Merkezi eski müdürü JEAN DEBIS SE'in, Kasım 1973 de DSt Genel Müdürlüğünde verdiği konferansında yaptığı açıklamalara başvurabiliriz. Bay DEBISSE yavaş nötronlarla çalışan reaktörlerde 1 ton uranyumdan 7000 ton kömüre eşdeğer enerji üretildiğini; Feniks Tekniği adını verdikleri hızlı nötronlarla çalışan sodyum soğutmalı üretken reaktörlerde

ise, 112000 ton kömür eşdeğeri çarpanına ulaşıldığını ifade etmiştir. Bugün için en ileri tekniğin, teorik olan 3.106 katsayısını 112.103 olarak gerçekleştirebildiği görül mektedir. Ancak, uranyum rezervine sahip olmak santrala yakıt sağlamak bakımın dan hiçbir kazanç ifade etmemektedir. Cevher arıtılıp, zenginleştirilip yakıt elemanı haline gelmek için o kadar çeşitli evrelerden geçip pahalı işlemlere tabi tutulmaktadır ki, bu evrelerde kazandığı değer artışının yanında kendi değeri çok küçük kalmaktadır. Ayrıca yakıt imâl tesisleri de fevkalâde pahalı olup yakıt yö nünden dışarı bağımlılığımız yüzde yüzdür. Bir benzerliğe dikkati çekmek isterim. Nasıl bugün hidrolik ve termik santrallann enerji hammaddesi olan su gücümüz ve kömürümüz mevcut olduğu halde, onları kullanmak konusunda elimiz kolumuz bağlı durumda isek, ilerde yerleştirilmesine çalışılan nükleer sistemde de doğal uranyum yakıtımızı kullanma olanaklarından yoksun bırakılacağımız gayet açık se çik belli olmaktadır. Bir husus daha var. Adet olduğu üzere santral dış kredi ile yapılacaktır. Yine adet olduğu üzere kredi koşulları vardır ve bu koşullardan biri, eğer uranyum rezervimiz umut verici kazanç vadediyorsa yok pahacına dış ülkeye aktarılma maddesini de içerecektir. Fransa dünya uranyum rezervlerinin °/olO unu kontrolü altında bulundurmakta imiş. Oldukça büyük bir yüzde. Sözünü ettiğim kredi anlaşması yöntemiyle bu yüzdeyi daha da arttırması beklenebilir.

Plansızlık ya da esnek kalkınma planlan sayesinde yabancı kumpanyalar, özellikle kredili konularda yurdumuzu ekmeklik durumuna sokmuşlar, bize sattıklan ci hazlar ve yaptıklan işlerden büyük kazançlar sağlamışlardır.

Nükleer santral 30 yıllık ömrü boyunca 15.109 lirayı dışarıya sızdıracak, santralın bize yıllık döviz yükü 500.106 TL olacaktır. Yılda 500 milyon liranın neye tekabül ettiğini daha önce Anbarh Santralının üretiminde saptamıştık. Anbarh Santralı ömrü boyunca tesis bedelinin 10 katına eşdeğer yağ yakacaktır. Petrolümüzün 2/3 ünün dışarıdan sağlandığı düşünülürse, kurulacak bu cins santrallar bizi, dı şarıya maliyetlerinin en az beş katı kadar ödeme yapmak zorunda bırakacaktır. 30 yıl sonundaki bilanço,

1.5.109 (tesis) + 3O.O.5.1O9 (yakıt) = 16.5.1O9 TL olacaktır.

Sayın Hasan Halet Işıkpınann kongreye verdiği tebliğinde, 5700 MW hk linyit sant. rallarının bize 20.109 Liraya malolacağı hesaplanmıştı. Yaptığı konuşmada ise, 300 500 değil 10 bin 20 bin MW lık güçlerin gerektiğini, kalkınmayı sağlayabil memiz için gereksinme duyulan enerjinin ancak büyük güçlü nükleer santrallardan elde edilebileceğini savunmuştu. 500 MW lık santralın omuzlarımıza yükleyeceği 15.10' TL borcu gözönüne alıp, 10 bin MW lık santralların gerektirdiği harcamayı düşünebilmelidir.

Nükleer santral konusunda 5 10 kişiyi staj yapmalan, görgü ve bilgilerini arttırmak üzere dış ülkelere göndermek de, yeni teknolojiyi yurda aktarma bakımından ye terli olmayacaktır. Bugün işletilmekte olan termik ve su santrallan 15 20 yıl öncesi nin iyimser davranışlarına neden olmuş, ihale ve kuruluşlan sırasında dış ülkelere görgülerini arttırmak ve eğitim amacıyla mühendis, teknisyen kafileleri gönderil miştir. Fakat bu elemanların pek azı, tesislerin işletmesinde sürekli görev almış lardır. Mevcut tesislerimizin ne denli bilgiden yoksun kişilerce ve köhne yöntem lerle işletildiği bilinmektedir. Uygulanan personel politikası ve yetenekli eleman

kırlığı gibi yetersiz koşullar altında süper modern santral ve tesislere sahip ola cağımızı düşünenler, bu tesisleri işletemeyeceğimize inandıklarından, işletmeci per sonel de ithal etmek niyetindedirler.

SONUÇ

Yukarda anlatmaya çalıştığım durum, artık herkesçe bilinmektedir. Sokakta dola şan vatandaşı çevirin, neredeyse size bu huruslarda bilgi verecektir. Fakat bu gün için durumun bilinmesi önemini yitirmiştir. İçinde bulunduğumuz çıkmazdan kurtulma çarelerini bulma zamanı gelmiştir. İnsanımızı inançsız duygusuz bir asa lak haline koyan dışa bağımlı politikaya dur demek herkesin görevi olmalıdır. Bu toprakların teknik adamı olarak ağır sorumluluklar yüklenmiş olmamız gere kir. Cumhuriyetin ellinci yılında millet egemenliğinden özgürlükten söz ediyor, insanca yaşama türküleri çağırıyoruz. Günümüzde, egemen olmak, haritada bir top rak parçasını çizgiyle çevirmek demek değildir. O topraklar üzerinde kimseye el avuç açmadan, kimsenin sömürüsüne maruz kalmadan, siyasi olduğu kadar ikti sadi ve mali yönde de serbest ve bağımsız davranabilmek, kendi kendine yetebil me olanaklarına kavuşmuş olmak demektir, tik önce bir karara varmalıyız. Ya bancıların teknik uygarlığının onursuz, kişiliksiz kölesi olmakta devam edecek mi yiz, yoksa bilinçsizliğimizin, geri kalmışlığımızın simgesi olan kefeni yırtacak mıyız?

Yurtiçi olanaklar şöyle bir incelendiğinde derhal anlaşılacağı ve hepimizin bildiği gibi, yeterli doğal kaynaklarımız vardır; dışarıya ihraç ettiğimize göre, işçimiz ve beyin gücümüz vardır; işlerimizi yabancılara yaptırabildiğimize göre paramız da vardır. O halde neden gereksinmelerimizi kendimizin sağlayacağı ulusal bir po litika uygulanmıyor?

İçinde bulunduğumuz dar boğazda, TEK nun enerji kıtlığını kabullenerek elektrik enerjisi kısıtlamasına gitmesi yanında; frekansı 49 ve daha aşağı değerlere düşür mek suretiyle, tabiri caizse çaktırmadan müşterilerin tezgahlarını yorarak yüzde bir kaç enerji tasarrufuna gitmeye çalışması da, ayrıca üzücü bir durumdur.

Yetkilileri böyle sinsi tedbirler almaya sürükleyen 50 100 MW lık küçük güçler üze rinde çaresiz kalınırken, sanayileşmenin yavaşlamaması için bir kaç bin MW lann düşünülmesi tuhaf olmaktadır.

Sonuç olarak ülkemizde elektrik enerjisinin büyük kısmı su gücüne dayanarak üre tilmelidir. Su santrallannın devreye girmesine kadar ortaya çıkacak üretim açıkla rı, daha kısa sürede tesis edilebilen linyit santrallanyla kapatılmalıdır.

KAYNAKLAR

1. Türkiyedeki Baraj ve Hidroelektrik Santral tnşaat Faaliyetleri Hakkmda Kısa Bilgi., 1972.

2. Economical Trend Analysis of Power Plants., Türkiye Elektrik Kurumu, De cember 1972, NED 1 1.

3. 50. Yılda Yurdumuzun Enerji ve Doğal Kaynakları., Enerji ve Tabiî Kaynak lar Bakanlığı.

4. 50. Yıl., Türkiye Elektrik Kurumu.