Elektrik Mühendisliği · Sayı 205-206 · Ocak-Şubat 1974

ODA ÇALIŞMALARI

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
1974
Sayfa
6
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • EMO İstanbul Şubesi Genel Kurulu
  • EMO İzmir Şubesi Genel Kurulu
  • Genel Af
  • petrol politikası
  • hidrolik potansiyel
  • üniversite gençliği baskıları

Özet

EMO İstanbul ve İzmir şubelerinin XIV. ve VII. olağan genel kurullarında seçilen yönetim ve denetim kurulları duyurulmakta, İstanbul Şubesi'nin basına verdiği elektrik enerjisinde ulusal kaynaklara dayanma, genel af, halka açık şirketler ve üniversite gençliğine uygulanan baskılar konularındaki bildiriler yer almaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

EMO İSTANBUL ŞUBESİ XIV. OLAĞAN GENEL KURULU Y APILDI

Odamız istanbul Şubesinin XIV. Genel Kurulu 20 Ocak 1974 günü yapılmış, yeni Yönetim ve Denetim Kurulları ile yedekler şu biçimde oluşmuştur:

Alâaddin ANAHTARCI Selçuk ESEN Atilla ÖZSÖZ Ersin KAYA Berkay GÜNAY Karabey KALKAN Yüksel BÎRDAL

(166) (156) (155) (148) (146) (145) (145)

Önder ÖZKAYNAK Üstün KIRDAR Ünal ERDOĞAN

(165) (162) (162)

ZekiÖZKARA

(83)

Erdinç ERSARI

(55)

Nusret ALPERÖZ

(81)

Cihat ERGÎNAY

Mustafa CÎVEK

(75)

Yaşar URAL

(31)

Turan AYDEMÎR

(70)

Ahmet AKIN

(68)

Çetin GÜLER

(61)

Cengiz GÜLDAMLASI

Yönetim kurulu görev bölümü yapmış ve başkanlığa Yüksel Birdal, başkan yar dımcılığına Ersin Kaya, yazman üyeliğe Selçuk Esen, sayman üyeliğe Karabey Kalkan, üyeliklere de Alâaddin Anahtarcı, Berkay Günay ve Atilla özsöt seçil mişlerdir.

EMO İSTANBUL ŞUBESİ XIV. GENEL KURULUNDA BASINA VERİLMESİ OY BİRLİĞİY LE KARARLAŞTIRILAN BİLDİRİ

ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNDE DE ULUSAL KAYNAKLARIMIZA DAYAN MALIYIZ

Orta Doğu olayları nedeniyle güncellik kazanan petrolün ulusal önemini artık ülke miz politik iktidarları reddedemiyorlar. O iktidarlar ki özellikle 1965 yılından bu yana özkaynaklanmıza yönelmeyi öneren bütün ilerici demokratik güçlere saldır mışlardı. Ve o saldırganlar petrol rezervelerimizin kullanılmasını bu günkü acıklı duruma getirdiler.

Yurt kalkınmasında kapitalist modelli sanayileşme tercihine yönelen ekonomik po litik güçler, uluslararası tröstlere bağımlı petrol politikası ile ülkemizde tüketi len petrolün % 66 smı ithal etmektedir. Tüm elektrik enerjisi üretimi de aynı güç? lerce petrol ürünlerine dayandırılmak istenmiştir. Bu yolda ilerici güçlerce veri lebilen mücadele petrol ürünlerinin elektrik enerjisi üretimindeki payının 1962 de % 7,6 dan 1972 de % 39,8 e çıkmasını önleyememiştir.

Yurdumuzda 1972 yılı sonunda tüketilen elektrik enerjisi 11 milyar kilovatsaattir ve bugünkü tüketim ihtiyacı, bugünkü üretimle karşılanamazken, politik iktidarla rın da inkâr edemediği, yılda 80 milyar kilovatsaatlık hidrolik potansiyelimizin ancak 4 milyar kilovatsaati kullanılmaktadır. Bunun yanında ruhsatlı alanlardaki rezervimizin 25 milyon ton olduğu bilinen petrolün 4 milyon tonu üretilmekte, 10 milyon tonluk ulusal tüketimin 6 milyon tonu ithal edilmektedir. Üretilen elektrik enerjisinin 1972 deki rakamlara göre % 39,8 i petrol ürünlerinden olduğu düşünü lürse elektrik enerjisinin de ne ölçüde dışa bağlandığı anlaşılır. Ve yine elektrik enerjisi üretiminin ana kaynaklarının en önemlisi olan kömürün yurdumuz sap tanabilmiş alanlardaki rezervi 7 milyar tondur. Bunun elektrik enerjisi karşılığı 6000 milyar kilovatsaattir.

özkaynaklarımızın verilen rakkamlarla elektrik enerjisi üretimi için gösterdiği geniş olanaklar değerlendirilmemiş ve şimdiye dek halkımız yararına kullanılma mışsa bunun suçlusu elbette yönetici güçlerdir.

Artan hayat pahalılığı karşısında personel kanunu ile ücretleri dondurulan teknik elemanlar yoksulluğa itilmiş, kamu sektörünü terke, hatta ülkeyi göçe zorlanmış lardır. Enerji sorununu etkileyen nedenlerden biri de beyin göçü karşısında yaban cı teknik hizmet ithalini teşvik eden dışa bağımlı kalkınma politikasıdır. Sanayi leşme sürecinde en önemli temel madde olan elektrik enerjisi üretiminin de yok sul halkımızın yararına ve mutluluğuna dönük yürütülmesinin şimdiye dek oldu

(.

ğundan daha titiz, daha şaşmaz takipçisi olacağımızı Türk kamuoyuna duyuru ruz.

GENEL AF KONUSU

Cumhuriyetin 50. yılında çıkartılacağı vaad edilen «Genel Af» halâ gerçekleştiril memiştir.

Türkiyenin birkaç yıldır içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal bunalımın sorumlu ları, bozuk düzenin suçlu kıldığı kurbanlar değildir. Bu sorumluluk, halkının yok sulluktan, gerilikten kurtulmasını amaçladığı için zindana düşmüş aydınlara ve gençlere de asla yüklenemez.

Gerçek suçlular 1961 Anayasasının öngördüğü reformları uygulamayan Jhalk kit. lelerinin demokratik taleplerini cevaplamayan .ülkemizi yabancılara peşkeş çeken, teknik gücümüzü güdümlü ve güdük bırakan, pahalılık ve işsizliğe çare getirmeyen, ekonomik ve sosyal anarşiyi körükleyen, kışkırtıcı ajan üreticisi, faili meçhul ci nayetler düzenleyicisi geçmiş siyasal iktidarlardır.

Genel Af aslında bu gerçek suçluların affı olacaktır.

Tüm elektrik mühendisleri fikir suçu kavramına karşıdırlar.

Halkımız da son seçimlerde toplum yararına işleyen bir demokrasiden ve toplum sal barıştan yana olduğunu oylarıyla açıklamıştır. Halkımızın isteği bir an önce ge niş kapsamlı af kanunu ile yerine getirilmeli, yurtsever aydınların özgürlükleri ia de edilmelidir.

BÜYÜK ŞİRKETLERİN HALKA AÇILMA YARIŞINA GİRMELERİ ULUSLARARA SI TEKELCİ SERMAYENİN BİR OYUNUDUR

Tüm yurt sorunlarını yakından izlemeyi ve gereken yerde ezilen halkının yanında yer almayı bir yurttaşlık görevi sayan elektrik mühendisleri, büyük şirketlerin halka açılma yansının altında yatan gerçekleri kamuya duyurmayı görev bilmiş tir.

Büyük şirketlerin, sermaye guruplarının, Holdinglerin halka açılmasıyla ilgili, bu güne kadar basında çıkan çeşitli çevrelerin yazılarını tek tek inceleyip tartışan elektrik mühendisleri;

Halka açık şirketler eliyle halktan toplanan küçük tasarrufların, yerli tekelci ser maye tarafından halkı soyma aracı olarak uluslararası sermayenin emrine sunul mak istendiğini saptamışlardır.

Büyük sermaye ekonomik iktidarını pekiştirmek arzusuyla elini halkın cebine bi. raz daha sokarken şu gerekçelerle dikkatleri başka yönlere çekmek istemektedir:

— «Büyüme ve ortak pazar koşullarında rekabet edecek güce erişme temel hedef tir».

— «Üçüncü Beş Yıllık Planla başlayan dönemde optimal büyüklükteki yatırımla rın gerçekleştirilmesini temin amacıyla halka açılma zaruret halini almıştır».

— «1974 yılında özel sektörde finansman kaynakları güçlükleri olacaktır, özellik le Merkez Bankasının son aldığı karar ve reeskont hadlerinin arttırılması, önemli bir kaynak olan vadeli kredi imkânlarını da kısıtlamıştır».

— «Kalkınmış ülkeler geri kalmışların çileleri ile, baskılan ile rahatsız olurken, bir ülkedeki yurttaşların ekonomik kalkınmanın nimetlerini adaletsiz olarak bölüş meleri düşünülemez».

— «Varlığı yaygın halk kitlelerine maletme, geliri belli kutuplarda toplama yeri ne halka yayma ve bir ülkede sivrilmiş, göze batan zengin gurupları dengeleme büyük sosyal önem taşır».

— «Şirketlerin bu genişlikte halka açılması demokratik düzenin iş hayatına ge çişini sağlayacaktır».

— «Özel kesim sevilen ve sayılan bir girişim gurubu olarak kalacaksa, ekonomik mutluluğunun bedelini kamuya açık hizmet ve kirasıyla ödeyecektir».

Halkın parasıyla halkı soyma planları kuran tekelci sermaye, girişimlerine hukukî bir kılıf olacak Sermaye Piyasası Kanununun çıkmasını bile beklememekte, nasıl olsa kanunun kendi istekleri doğrultusunda çıkacağını bildiklerinden «biz şirketle rimizi halka açalım da kanun arkadan gelsin» demektedirler. Bütün büyük serma ye temsilcileri, halkın parasını ulus yararına olmayan; diledikleri yerde, diledik leri gibi kullanabilmek arzusuyla:

— «Hissemiz ne olursa olsun, yönetim bizim elimizde bulunacaktır» demektedir ler.

Uluslararası sermayenin istediği doğrultuda yatırımlara gidebilmek için, geri bı raktırılmış ülkelerde belirli bir sermaye birikimine ihtiyaç duymaktadırlar. Sürek li enflasyonist politika büyük sermayenin sermayesini daha da büyütme amacına yöneliktir. Ve bu politika sonunda tekelci sermaye büyürken, hayat pahalılığı da yanılmaz hal almakta, dar gelirli vatandaşın belli biraz daha bükülmektedir. Bu tedbirlerle de ihtiyacı olan birikimi sağlayamayan tekelci sermaye, yeni likidite bulmak amacıyla, halkın küçük tasarruflarına göz dikmiştir.

Çağımız, emperyalizme karşı kurtuluş savaşlarının verildiği ezilen kitlelerin hızla bilinçlendiği bir çağdır. Bundan sonra bunalıma sürüklenecek olan tekelci serma yenin, kurtulmak için son çırpınışları da sonuçsuz kalacaktır.

Uluslararası emperyalizmle birlikte, ülkemizin de bunalımdan bunalıma sürüklen mesi istenmiyorsa, ulusal çıkarlarımıza ters düşen dışa bağımlılıktan bir an ön ce kurtulmamız gerekmektedir. Bu amaçla tüm anti emperyalist ve millîci güçleri göreve ve güç birliğine çağırıyoruz.

YÜKSEK ÖĞRENİM GENÇLİĞİNE UYGULANAN BASKILAR KALDIRILMALI DIR

Toplumumuzun ezilen kesimlerinin demokratik eylemlerle ağırlıklarını hissettir meleri üzerine getirilen baskıcı yönetim, son iki yılda en yoğun biçimiyle yüksek

g

öğrenim gençliği üzerinde de hissedilmiştir. Düzen çarkının kimin yararına ve na sıl işlediğini açıklıkla gören, bu işleyişin değiştirilmesi gereğine inanan toplumun uyanık bir bölümünü susturmak, etkisiz hale getirmek, elbette egemen güçlerce ihmal edilmemeliydi. Bu nedenlerle Üniversiteler Kanununda, Cemiyetler Kanu nunda maksada hizmet edecek anti demokratik değişiklikler yapıldı. Ekonomik güç süzlüğün getirdiği çağdışı beslenme, ilkel koşullarda barınma, araç ve gereçsiz, ki tapsız öğrenim yapma zorunluğu, çağdaş bilim ve kültürün olanaklarından yete rince yararlanamama gibi bunalımlara, yasal bir terör eklendi. Örgütleri aracılığıy la sorunlarına nispî çözüm bulma ve sorunlarını kamuoyuna duyurma olanağı da Üniversite gençliğinin elinden alındı.

Üniversite gençliğine uygulanan bu baskı, bilinç düzeyi ileri çizgiye ulaşan mühen dislik ve mimarlık öğrencisi gençlerde özellikle yoğunlaştırıldı. Sıkıyönetim di rektifleriyle, bazen disiplin yönetmeliklerinin her tarafa çekilebilen ifadelerinin elâstiki yorumlan gerekçe gösterilerek, kimi zaman da hiç gerekçe gösterilmek sizin, Üniversite geçmişinde görülmemiş bollukta ceza dağıtımı yapıldı. Hazırlanıp sınava girmeye gelen öğrencilere sınav kapısında alelacele cezaları tebliğ edildi. Danıştaya başvurmak üzere yapılan itirazlar savsaklanarak zamanında cevap veril medi ve yasal haklar bürokratik zorbalıkla işlemez hale getirildi.

Her mühendis ve mimar yetiştiren kurumda kendine özgü ayrı bir yönetmelik uy gulaması keşmekeşi sürmekte iken ÎTÜ ye getirilen son yönetmelik toplu sindir me amacını gerçekleştirmeye yönelik kullanıldı. ÎTÜ öğrencilerinin % 10 una yak laşan sayıda, 350 400 öğrenci bir kalemde Üniversiteden çıkarıldı. 350 400 kişinin çoğunun 3 veya 4 yıllık öğrenci olması bu kararla, sadece Üniversite yatırımları açısından, on milyonlarca liranın sokağa atılması anlamına gelmektedir.

Toplumunun ve gençliğinin geleceğinden sorumluluk duyan elektrik mühendisle ri olarak, bizler;

Halkımızın çağdaş uygarlığa erişme savaşma, yetişmiş insan gücü olarak ve çıkar dışı toplumsal görüşlerle büyük katkılarda bulunacak Üniversite gençliği üzerin* deki tüm anti demokratik baskıların kaldırılmasını, bu amaçla Üniversiteler Ka nunu ve Dernekler Kanununun değiştirilmesini,

Üniversite gençliğinin ekonomik bakımdan güçlendirilmesini,

Üniversitelilere verilen cezaların bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını, politik nedenlerle maddî ve manevî mağduriyete uğratılanlara kaybettikleri zamanın karşılığı olarak tazminat ödenmesini,

Mühendislik öğretiminin ülkemiz çıkarlanna uyan tek tip bir yönetmelikle gerçek leştirilmesini,

ÎTÜ de halkımızın yarattığı değerlerin ve küçümsenemeyecek bir oranda birikmiş insan emeğinin heba olmasına yol açan yönetmeliğin değiştirilmesini ve yönet melik kurbanlannm Üniversiteye geri alınmasını,

istiyoruz.

EMO İZMİR ŞUBESİ VII. OLAĞAN GENEL KURULU Y APILDI

Odamız îzmir Şubesinin VII. Genel Kurulu 19 Ocak 1974 günü yapılmış ve yeni Yönetim ve Denetim Kurulları şu biçimde oluşmuştur:

Altan BAŞARAN

Vural DURAK

Şermi DOLMEN

Erdoğan ŞAHÎN

Ergun ELGİN

İsmail TOROS

Süleyman GÜLERYÜZ

Doruk KARAOGLU

Yüksel LEVENDOĞLU

Erbil SÎREL

Abdullah CINGILLIOĞLU Cezmi KANÇOBAN Onur TAŞKENT

Yönetim kurulu görev bölümü yapmış ve başkanlığa Ergun Elgin, başkan yar dımcılığına Doruk Karaoğlu, yazman üyeliğe Yüksel Levendoğlu, sayman üyeliğe Erbil Sirel, üyeliklere de Altan Başaran, Şermi Dolmen ve Süleyman Güleryüz se çilmişlerdir.