Elektrik Mühendisliği · Sayı 213 · Eylül 1974

ABD PETROL İRKETLERİNİN KORKUNÇ OYUNLARI

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
2
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • petrol krizi
  • ABD petrol şirketleri
  • OPEC
  • Aramco
  • nükleer enerji politikası
  • enerji bağımlılığı

Özet

Le Nouvel Observateur'den çevrilen bu yazı, 1970'lerin petrol krizinin arkasında Amerikan petrol şirketlerinin bilinçli stratejilerinin bulunduğunu, Avrupa'nın enerji bağımlılığının nasıl kurulduğunu ve ABD'nin kömür, uranyum ve alternatif enerji kaynakları üzerindeki tekelini sağlamlaştırma çıkarlarını anlatmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ABD petrol şirketlerinin horhunç oyunları

Nihayet sonun başlangıcına gel miş bulunuyoruz; daha bir yıl öncesine kadar ilgililerin i nanmayı reddettikleri sonun başlangıcına. Artık petrol üre ten ülkeler sattıkları miktarın ve mallarının fiyatının kontro lünü elde etmiş durumdalar.

Beyaz adam gururları ve sömür gecilik alışkanlıklarıyla baş ları dönmüş ve ilerde göreceği miz gibi, Amerikan şirketleri nin çevirdikleri oyunlara ka pılmış olan Avrupalılar bütün ekonomilerini, üçüncü dünyanın rezervleri hiç tükenmiyecekmiş çesine, petrol üzerine kurmak tan çekinmemişlerdi. Petrol bu gün Fransa'nın enerji tüketimi nin % 65'ini meydana getirmek tedir.

Peki 1969 1970 yıllarında, Fran sız yetkililerinin nükleer ça lışmaları, petrolle rekabet o lanaksızlığı nedeniyle önce ge ciktirip sonra durdukları, ERAP Başkanı Pierre Guillaumat'nın Fransa'nın Cezayir'de kalmakta ki çıkarlarına Cezayir'in artık varil başına 2,35 doları yeter li bulmadığını öne sürerek şüp heyle bakılmaması gerektiğini söylediği günlerde neler olup bitiyordu acaba? 0 güzel gün lerden beri, Kuzey Afrika pet rolünün fiyatı varil başına 9 dolara yaklaşırken, Basra körfe zinden gelen petrol varil başı na 5 doları buldu. Bu arada kö mür ocakları kapandı, madende çalışacak işçi bulmak imkansız laştı ve nükleer enerji üzerine yapılan çalışmalar yarıda bıra kıldı, yani Avrupa seçme olana ğını kaybetti.

Ergeç bu noktaya geleceğimizi kestirmek bu kadar zor muydu a caba? Kiç de değil. Uzun zaman dır herkes, petrol tüketimi ay

nı hızla devam ettiği takdirde 1980'lerde dünya petrol rezerv lerinin tükeneceğini biliyordu. Tüketimi artırmadan aynı hızla sürdürmek bile petrolün 2000 yılından önce bitmesini önleye meyecekti. Yeni kaynakların bu lunması söz konusu olabilirdi belki. Ama yeni kaynaklardan elde edilecek olan petrol eski siyle kıyaslanamayacak kadar pahalıya mal olacaktı.

Peki, neden bütün bunları her kesten iyi görmeleri gereken büyük şirketler, tüketimi, ö zellikle Avrupa'da kısıtlamak için gerekli tedbirleri almadı lar? Tedbirsizlik mi? Hayır, dahiyane bir hesap. Bunun ana lizini "Petrol Üzerine Oynanan Oyunlar" adlı dikkate değer e serde buluyoruz; analizi Ameri kan kapitalizminin özellikle uluslararası şirketlerin, işle yişini hem teorik, hem de pratik açıdan~çok yakından tanıyan genç bir iktisatçıya, Jean Marie Chevalier'ye borçluyuz.

' rafları düştü ve en önemlileri Occidental Petroleum olan yeni şirketler o zamana kadar üreti mi ellerinde tutmuş olan yedi şirketin fiyatlarını kırmaya başladılar.

Görünüşte büyük bir bolluk hüküm sürüyordu. Avrupa devletleri yemi yutmuşlardı bile; kömür o cakları kapatıldı, nükleer ça lışmalar durduruldu ve petrole dönüldü.

1970'ten itibaren kaçınılmaz sonuçlar ortaya çıkmaya başla dı. Petrol kıtlığı başgöstertne ye hazırlanıyordu. Artık tüke tici ülkeler "büyüklerin" öne sürdüğü şartları kabul etme du rumundaydılar. Şirketler de petrol konjonktüründeki yeni gelişmelerden habersiz değil lerdi. 1970'de Kaddafi devlet leştirmeye gidip petrolün es ki çılgın tempoda çıkarılmasını engellediği zaman Amerika'dan en ufak bir protesto sesi yük selmedi. Büyükler kızgın değil lerdi. Amerikan hükümeti de...

Büyük şirketlerin güttüğü tak tik, "petrolün kaderini tayin" şeklinde özetlenebilir. Bu şir ketler ellerinde kalan kısıtlı süre içinde (20 yıl kadar) pet rol endüstrisinden, geçirecek leri değişimin masraflarını çı karmak amacıyla, maksimum kâr sağlamaya çalıştılar, yani pet rolün yerini alacak yeni enerji kaynaklarının tekelini ellerin de tutabilmelerine elverişli bir ortam yaratmak için ellerin den geleni yaptılar.

tik iş baljğm oltaya yakalan masını sağlamaktı; yani Avrupa ve Kuzey Amerika'yı enerji açı bından mümkün olduğu kadar ba ğımlı bir hale getirmek... 1970 1971 buhranına kadar çok basit bir işti bu. Gerçekten de 1950 1960 yıllarında Basra kör fezi çevresi ve Libya'da önemli yatırımlar yapıldı. Üretim mas

Arap ülkeleri gibi Amerika da Avrupa'nın ithal ettiği petrolü kendi çıkardığı petroldan ucuza maletmesini garip buluyordu. A merika kendi petrolünü varil başına dört dolara malederken, Avrupa Arap ülkelerinden aldığı petrol için varil başına iki do lar ödüyordu. J.M. Chevalier' nin belirttiği gibi "Amerika'nın 1970'de kendi durumunu dengele mek, ticari rakipleri olan Av rupa devletlerinin ve Japonya' nın avantajlarını azaltmak ve Amerikan petrolünün rekabet ko şullarını geliştirmek için A merika dışına çıkarılan petrolün fiyatındaki artışları körükle mekte büyük çıkarı vardı. Ve petrol fiyatlarını, Amerikan çıkarlarına uygun bir tarzda ve tam Arap petroluyla Amerikan petrolü afasındaki fiyat farkı na eşit oranda artırma talebi

Le Nouvel Observateur'den alın mıştır (Yeni Ortam, 4 Mart 1974).

mi ektrik Mühendisliği 213

nin, hiç kimseden değil de İran Şahından gelmesi hiç de bir rastlantı değildi. Krizin bu yanı ustaca hazırlanmış bir o yun sonucu örtbas edilmişti.

Ne Kadar tuhaf görünürse görün sün petrol fiyatlarındaki artış karteli meydana getiren şirket lere zarar vermek şöyle dursun, bu şirketlerin çıkarları açı sından son derece yararlı olmuş tur. Şimdi petrolü daha pahalı satın alıyorlar. Bu durumda bü tün yapmaları gereken, kendi satış fiyatlarını alış fiyatla rından meydana gelen artıştan daha yüksek bir oranda artırmak olacaktır. J.M. Chevalier'nin açıklamasına göre, Aramko, us talıkla çevirdiği birtakım da lavereler yoluyla inanılmayacak bir iş başarmıştır. Bu dalave reler sonucu Suudi Arabistan kendi kaynaklarının dörtte bi rini beş yüz milyon dolar kar şılığında Amerikan şirketlerin den satın aldı. Daha da güzeli, İran'ın Kuzey Denizindeki pet rol araştırmalarının ve Avrupa' da kurulacak olan petro kimya komplekslerinin finansmanına katılmaya ikna edilmesiydi.

BCKJİ KRjZÎ VBı!DÖNE*ÖN BÖUJŞÜIAESÎ

Sirçc* sanayi ülkesini sarsmakta olan kriz ç e ş i t l i açılardan İn celenebilir": B a t ı l ı i k t i s a t ç ı l a r bu incelemsyi, güç i l i ş k i l e r i n i ,1» k a p i t a l i s t sistem içindeki i l i ş k i l e r i gözönünde tutmaian yap saikta. Bu durum onlara göre, bazı doğal kaynakların, ö z e l l i k l e petrolün kısa b i t süre i ç i n tükenmesinin sonucu, b i r enerji kri zidir. Bu uzmanlara göre kriz, nükleer enerjinin g e l i ş t i r i l m e s i ile çözülebilir. .

Ana gerçekte duan çak daha başkadır. Birinci Dünya Savasının o

laoağını önceden haber veren emperyalizm üzerindeki ünlü yazısm

& tenin, Manc'ın bir düşüncesini g e l i ş t i r m i ş t i r . Bu düşünceye

göre, enperyalizm çağında, kapitalist s i s t e m büyük kapitalist •

ülkelerin, e ş i t olmayan gelişmeleri gozönünde tutulursa

ka

flfvUmaz b i r şekilde, pazar ve hanmaddelerin sürekli olarak ye

dağıtılBBBUu. amaçlayan dünya çapında sürtüşmelere yol a»

Yİrmi sene arayla i k i dünya savaşı bu görüşün dogrulu

1945 1971 devresine kadar irilebilir

savaşının iktisadi ve s i y a s i

başladığı. *%

Burada en önemli nokta bir kes daha, dünya pazarının.:

h d r t l i üaotaüludur.

»engin ve yoksul ülkeler arasındaki

\dkJdŞ*^^ÖLg

sıkıntısı

Ca :<on»gin

yeni eşltsi*İİÖ*r yaratacaktır

irimden, egeronJ ftffiin* .avnga ve J< : .t:

ortaya şimdiye dek ğÇcttu

için yararlanppk

Taraflardan, uzun vadede belir li bir amaca yönelmiş olan ve belirli taktikler güden yalnız Amerikan şirketleriydi ve bu şirketler için "petrolün kade rini tayin etmek" Arap petrolü nün fiyatının başdöndürücü bir hızla artmasını sağlamak ve bu fiyat artışlarını Alaska'daki, Okyanus diplerindeki, Kolorado' daki petrolün çıkartılması ve işlenmesi kâr getirir hale ge linceye kadar sürdürmekten i baretti. Bu şekilde ABD enerji açısından bağımsız olacak ve kalan petrol rezervlerinden ge len kâr artık petroldan daha u cuza maledilecek olan kömür ya taklarının işletmeye açılmasın da kullanılarak Amerika'nın ka yıtsız şartsız üstünlüğü sağ lanacaktı. Daha sonra da nükle er, jeotermik ve güneş enerji lerinin kullanılması safhasına geçilecekti.

Bütün bunlar birtakım hayaller değildi, üstelik J.M. Chevalier Amerikan petrol krallarının dünya uranyum rezervlerinin % 48'ini ellerinde tuttuklarına dikkati çekmektedir. Amerika' daki kömür madenlerinin üçte birini ele geçirmeleri içinse iki yıl yeterli olmuştur. ABD nde dokuz yüz metreden daha az bir derinlikte, dünya petrol

rezervlerinin beş misli kömür bulunmaktadır. Petrol fiyatları varil başına sekiz dolardan do kuz dolara çıktığı anda bu kö mürün işlenmesi kâr getirir ha le gelecektir. Bu şekilde Ame rika enerji açısından bağımsız lığını kazanırken, Avrupa ve Japonya Basra körfezinden gele cek ve ABD'nin alacağı tedbir ler sayesinde Amerika'da çıkan kömürden daha pahalıya malola cak olan petrola bağımlı kala caktır.

Standard Oil ve Gulf Oil şirket leriyle Rockefeller ve Mellon bankaları tarafından yapılan hesaplar bunlardı. Sözü geçen kuruluşların hepsi petrol üzeri ne oynamaya karar vermişlerdi.

Chevalier şöyle devam ediyor: "Bu sırada Batı Avrupa son de rece mantıksız bir enerji poli tikası gütmekte devam ediyordu. Nükleer enerji konusunda bir birleriyle çelişkiye düşen ka rarlar alınarak tam bir çıkmaza girildi. Gazla ilgili durum büsbütün karışıktı."

Bu bakımdan sorulacak soru, "E nerji sıkıntısı çekilecek mi?" değil, "Gerçekten bu kadar e nerjiye ihtiyacımız var mı?"ol

malıdır. Bu soruyu cevaplandı rırken ABD'nden gelen bazı ra kamlara baş vurabiliriz: Otomo billerin tükettiği benzin, hız sınırı 100 km'den 80 km'ye in dirildiği takdirde % 20 oranın da azalacaktır. Resmi taşıtlar düzene sokulduğu takdirde bu o ran % 90'a kadar yükselebilir. Binalara izolasyon tertibatı yapıldığı takdirde evlerin ısı tılması için yapılan enerji masrafları % 12,5 oranında dü şecektir. Renkli televizyondan vazgeçilirse televizyonların tükettiği enerji % 30, otomatik buz eritme tertibatından vazge çilirse buzdolaplarınmki % 40 azalacaktır.

Bunlar, alınabilecek temel ted birlerin yanında "damlaya dam laya göl olur" kabilinden şey ler. Asıl tedbir, üretilen mal ların dayanıklılığına, kapitalin dolaşım hızından daha çok önem vermek, daha iyi yaşamak için daha çok değil, daha az çalış mak ilkesini benimsemek, hiyerarşi, rekabet, "her kesten daha iyisini ve daha ço ğunu elde etmek" gibi kavramlar yerine, toplum çıkarlarının toplum tarafından korunması kavramını geliştirmek olacaktır.

Elektrik Mühendisliği 213 508