Elektrik Mühendisliği · Sayı 249 · Eylül 1977

50 HZ'DE ELEKTRİK ALANININ ORGANİZE ÜZERİNE ETKİSİ

Jiri Silny

Elektromanyetik alanlar ve sağlık Teknik / bilimsel makale

Yıl
1977
Sayfa
5
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Elektromanyetik alanlar ve sağlık

İlgili: Yüksek gerilim, koruma ve ölçme, Biyomedikal mühendisliği

Anahtar kelimeler

  • elektrik alanı
  • elektromanyetik alan etkisi
  • 50 Hz
  • biyolojik imler
  • hava hatları
  • elektroensefalogram

Özet

Yazıda, 50 Hz sıklığındaki elektrik ve manyetik alanların hayvan deneyleri yoluyla organizma üzerindeki etkileri incelenmekte; elektrokardiyogram, elektroensefalogram, solunum ve kan basıncı gibi biyolojik imler kaydedilerek elde edilen değişikliklerin fizyolojik sınırlar içinde kaldığı ve patolojik sonuç doğurmadığı sonucuna varılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

50HZDE ELEKTRİK ALANININ ORGANİZMA ÜZERİNDE ETKİSİ jiri silny

UDK: 538.3:621.3.029.42:574.6

ÖZET

Yazıda elektriksel ve magnetik alanların etkisinde kalmış kişilere ilişkin birçok gözlem yer almak tadır. Bu alanların etkileri organizma üzerinde bir hafta kadar sürmektedir. Elektromagnetik alan ların doku ve sinirler üzerinde doğuracağı uyarılar, ısı ve elektrokimyasal tepkiler gibi etkileri incelemektedir, özellikle 50 Hz'de ortaya çıkan etkiler, deneysel koşullarda incelenmiş ve biyolo jik imler kaydedilerek çözümlenmiş ve deneysel sonuçlar verilmiştir.

Bu sonuçlara göre kaydedilen hemen tüm biyolojik imlerde elektrik alanlarından doğan önemli sayıla bilecek değişiklikler gözlemlenmekle birlikte, değişiklikler fizyolojik verilerin doğal uzanım ala nında kalmakta, patolojik sonuçlar doğurmamaktadır.

SUMMARY

Numerous observations on men submitted to an electric or magnetic field are reported in the artic le. Ihey show a tteek influence on the arganism. The possible effects of electromagnetic fields, such as for exampla, stimulation of the nerves and tissues, production of heat, electrochemical reactions are investigated. Amongst these effects those produced at 50 Hz are examined mor e closely and experimental conditicns worked out, the biological signals recorded and analysed an finally the obtained experimental resul t s a r e stated successively.

The final concluslon is relatively cautious: although significant changes were observed in almost ali the recorded biological signals, due to electric fields, these changes are within the range of normal possible physiological data, and should in no way be considered as pathological conseguences.

1. GÎRÎŞ

Bugünkü durumuyla elektriksel iletimin en az mas raflı ve en pratik enerji iletim biçimi olduğu kanıtlanmıştır. Teknik nedenlerle bu çeşit enerji iletimi için, düşük sıklıklarda (16 2/3, 50,60 Hz) ve yüksek gerilimlerde çalışan hava hatları kullanılmaktadır. Hava hattının çevre sinde, yeğinliği, iletilen gerilim, akım ve ile tim öğelerinin geometrik özellikleriyle orantılı, karmaşık ve heterojen bir yapıya sahip, elektrik ve magnetik alanlar oluşur. Hatların yerden yük sekliğinden daha büyük uzaklıklarda alan oldukça zayıflar.

Elektrik ve magnetik alanların yeğinliği göz önüne alındığında, yerden bir metre yükseklikte doğrudan hattın altında en büyük değerler gözle nir. Halen kullanılan ve yakın gelecekte kurula cak olan hava hatları için bu değerler elektrik alanı için 20 kV/m'yi [l], magnetik alan için de 10 pT/kA'i [2] geçmez.

Doğa da yeğinliği yapay alanlarınkinden daha kü çük olan doğal, düşük sıklıklı elektrik ve mag netik alanlar da vardır. Bu doğal alanların sıcak kanlı hayvanlar üzerindeki etkilerini saptamaya yönelik ilk bilimsel çalışmalar, yapay alanların etkilerini bulmayı amaçlayan araştırmalardan da

ha ayrıntılı ve kapsamlı incelemeler için ola naklar ortaya çıkardı.

Modern yöntemlerle ve pek çok sayıda yapılan araştırmalara karşın, sorun bugüne değin hala çözümlenememiş durumdadır. Deneylerin sonuçla rı birbirinden farklı ve hatta birbiriyle çelişir olabilmektedir. Elektrik ve magnetik alanların etkilerinin oluşumunun tam olarak açıklanamaması na karşın, organizmanın herhangi bir şekilde et kilendiği açıktır.[3]

Deneylerin sonuçları arasındaki farklılıklar de ney koşullarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Bana göre şöyle bir varsayım da bulunmak olanak lıdır: elektrik ve magnetik alanların organizma üzerindeki etkileri azdır ve organizmanın reaksi yonu da farklı deney koşullarını yansıtır bir nitelik taşımaktadır.

Başka bir varsayım da şu olabilirdi: "Organizma elektrik ve magnetik alanların etkilerine karşı çok duyarlıdır. Farklı alan yeğinliklerine karşı gösterilen reaksiyonlar farklıysa da alan yeğin liği ile reaksiyonlar arasında doğrusal bir ba ğımlılık ypktur"

Bu ikinci varsayım diğerinden daha az akla yakın dır, çünkü sıcak kanlı hayvanlarda, bugüne dağin, alan etkimesi sonucu, herhangi bir anormal davra nış biçimi saptanmamıştır

Şekil 1. özgün .homojen alanın dağılımının bozulması.

f 20

! •İ H

Eo

1 m ••sa «i

•k

•s

I M SI • m m IH

TT

;

1V, ı' >

\ s \ı >

1.0 x/b

Şekil 2. İletken bir öğenin yüzeyi üzerinde göreli alan yeğinliği dağılımı.

2. OLASI ELEKTROMAGNETÎK ALAN ETKİLERİ

Hernekadar bir elektrik alanının v a r l ı ğ ı , Maxwell bağıntılarına göre b i r magnetik alanın varlığına siki sıkıya bağlıysa da, düşük sıklıklarda ve hat çevresinde elektrik alan esas olarak hattın geri limi, magnetik alan da hattın akımı tarafından belirlenir.

Topraklanmış şebekelerde her faz iletkeninin geri limi, toprakla hat arasında heterojen bir elektrik alanı oluşturur. Vücudu oldukça iyi bir iletken olan ve alan içinde ayakta duran b i r insan, alanın boşluktaki özgün dağılımını bozar (Şekil 1). Bu nedenle ve vücudun şekline bağlı olarak, vücudun üst ucunda, alan yeğinliği, normal değerinin 8 12 katına ç ı k a b i l i r (Şekil 2) [i]. Almaşık alanların çevredeki iletkenlerde akım endükledikleri olgusu göz önüne alındığında, vücudun üst yarısında en düklenen akımın daha büyük değerde olacağı açıktır.

Vücudun içinde, endüklenen akım iletim (conduction) akımına dönüşür. Bu akım da, ortalama yeğinliği 600 yV/cm olan ve ortalama 6 pA/cm2llik b i r akım

Îoğunluğu yaratan zayıf bir alan meydana g e t i r i r 4 ] . Bu alan özgün durumda homojen, yeğinliği 20 kV/m olan elektrik alanının içerisindedir.

İletkenliğin büyük ölçüde heterojen olması nedeniy le (100 2000 fi cm) vücutda endüklenen akımlar, yüksek d i r e n i l l i deri ve yağ tabakalarından geçe rek, düşük d i r e n i l l i (100 ficm) kan damarlarında dolaşmaya başlarlar.

Almaşık magnetik alanlar ise vücudu oluşturan tüm maddelerin içine işleyerek, örneğin 30 uT'lık bir en büyük magnetik alan yeğinliği için yaklaşık 100 pV/cm'lik bir elektrik alanı meydana g e t i r i r l e r . Bu elektrik alanının yeğinliğine ve vücutta ki maddelerin iletkenliklerine bağlı olarak, 1 yA/cm2 değerinde bir parazit akım yoğunluğu or taya, çıkar. Bugün için, organizmada raagnetik ala na duyarlı herhangi b i r hücre bilinmediği için olası bir magnetik alan e t k i s i n i , onun oluşturdu ğu ikincil b i r elektrik alanı sonucu olarak düşün mek gerekmektedir.

Sonuç olarak elektrik alanının olası e t k i l e r i n i şu şekilde sıralayabiliriz:

• Sinirlerin ve dokuların uyarılması, • Joule yasasına göre ı s ı oluşumu, • Elektrokimyasal reaksiyonlar,

Sinirlerin ve dokuların uyarım eşiğine (0,1 1 V/cm), pratikte rastlanan değerleriyle, ne elektrik alan etkimesiyle ne de yapay magnetik alanların endükle mesi yoluyla ulaşılabilir. Benzer şekilde, dıştaki alan tarafından vücudun içinde oluşturulan iletim akımı, deri ve iç organların farkedilir derecede ısınmasına yol açacak büyüklükte değildir. Bu son varsayım çok fazla sayıda deney yapılarak doğrula nabilir yada çürütülebilir, çünkü elektrokimyasal reaksiyonların yeğinliği oldukça küçüktür.

3. 50 Hz SIKLIKLI ELEKTRİK ALANININ ETKİLERİNİN ÇÖZÜMLEMESİ

A. Deney Koşulları:

Elektrik alanının organızm* Üzerindeki etkileri, bu etkilerin daha kolay gözlenebileceği hayvanlar üzerinde (özellikle fareler ve kediler) yapılan deneylerle incelendi. Alanın etkisi, biyolojik im leri kaydederek ve alan etkili sonucu oluşan de ğişikliklerin sayısal hesaplamalarını yaparak gözlendi. Deneylerin hatasız yapılabilmesi için gerekli koşullar kesin olarak belirlendi ve olanak lar elverdiğince standartlaşmaya gidildi.

Elektrik alanları, pratikte, ancak matematiksel yaklaşıklıklarla tanımlanan karmaşık ve çeşitli biçimler alabilen bir yapıya sahiptirler. Bu neden le, bu alanların deneylerde aynen yaratılmaları oldukça zordur. Ayrıca sonuçların karşılaştırılma sının güçlüğü yüzünden bu fazla önemli de değildir. Bir sığaçın plakaları arasında elde edilene olduk ça yakın, deneysel düzgün bir alan, bu yüzden, deneyler için yeterli sayılabilir. Bir yandan önce den belirlenmiş koşullara bağlı kalmak, diğer yan dan deney aletlerini olanaklar ölçüsünde hafif tut mak ve bu aletleri, deney nesnesinin özgün alanı düşey doğrultuda olabildiğince az bozacağı ve ya tay doğrultudaki bozulmaların sığaçın kenarındaki bozulmayla karışmayacağı biçimde seçmek gereklidir (Şekil 3 ) .

20 kV/m'lik alan içinde duran bir insanin üzerinde görülecek alan yeğinliğinin aynısını deneylerde de elde etmek için, yeğinliği farelerde 80 kV/m, ke dilerde de 60 kV/m olan 50 Hz sıklıklı alanlar oluşturuldu. Yeğinliklerin bu değerlerde seçilme

BLEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 249

't

Kayıt,Rcgratyon tJrisi,Korelosyon, I t t a t i c t i k n l t t c t U r

Şekil 3. Deneysel araçların yerleştirilmesinde, alan dağılımının (X,Z koordinat siste minde) bozulmasının şematik olarak gösterilişi.

sinin nedeni hayvanlar da alan yeğinliği değeri nin 1:5 oranında azalıyor olmasıdır[4].

Akustik uyarıların yada ısı değişimlerinin deney hayvanlarının yaşamsal işlevlerine zarar vermesini önlemek amacıyla, deney araçları, akustik ve ter mal olarak yalıtılır ve bir termostat kullanıla rak sıcaklık sabit bir değerde tutulur. •

Deney üç aşamada tamamlanmaktadır: hazırlık evresi, elektrik alanının etkisi altındaki aşama (A) ve alanın olmadığı denetim evresi (B).

Hazırlık evresi süresince biyolojik imlerin kaydı için kullanılan elektrodlar ya anestezi altındaki hayvana tutturulur (farelerde) yada daha önceden uygu» yerine takılmış özel başlıklara bağlanır (kedilerde). Hazırlık süresinin sonunda görülebi lecek herhangi bir uyuşukluk hali ortadan kaldı rılmalıdır. Hazırlık süresi farelerde yaklaşık 3 saat, kedilerde yarım saatdir. Elektrik alanının etkisi altındaki zaman süresi boyunca A ve B evre leri birbirini izler ve her evre dört saat kadar devam eder. En uygun deney koşulları göz önüne alı oarak hazırlanan program deneyin hangi evre de baş layacağını belirlediği gibi geçici değişimlerin istatistiksel olarak giderilmesini de olanaklı kı lar.

A ve B evrelerinin birlikte bulunacağı testlerin yanısıra, belirli bir programa uygun olarak dene tim testleri de (bir alan yok iken) uygulanır.

Farelerde 16 saat olan (ABAB.BABA, BBBB) tüm deney süresi,kedilerde 6 saate indirilmelidir (B/2, 3/2A)

B. Kaydedilmiş Biyolojik îmler ve

Çözümlemeleri:

Sıcak kanlı bir hayvanın organizması üzerinde 50 Hz'lik elektrik alanının etkisini saptamak için deney boyunca aşağıdaki parametreler sürekli ola rak kaydedildi ve kayıtlar çözümlendi: elektrokar diyogram, elektroansefalogram, solunum devri, atar damar basıncı, deri ve rektum ısısı. Einthoven tekniğinin biraz değişik biçimi kullanı larak elde edilen elektrokardiyogram kayıtları önce geniş bantda işleme uğrar, daha sonra da bu kayıtlar üzerindeki solunum eğrisi süzülerek ay^ rılır (Şekil 4 ) .

Ayırımdan sonra bu iki im üzerinde, kardiyak ve solunum sıklıklarının elde edilebileceği bir çözüm leme yapılır.

Şekil 4. Biyolojik imlerin sayısal incelenmesinde izlenen hesaplama aşamaları (akış çizimi).

Damar kasılma basıncı, hayvanların kuyrukları dü zeyindeki kan basıncı iminden yararlanarak ölçülür. Bu ölçme yönteminde aşağıdaki ilkeden hareket edi lir: Ölçme bileziğindeki dinamik basınç ne zaman anlık kan basıncına eşit olursa, bileziğin arka sında kaydedilen kan hasıncı dalgası sıfıra doğru gider. Bu nedenle, bilezikteki basınç, artışın baş lamasından basınçların eşitlenmesine değin geçen süreyi ölçmeyi olanaklı kılacak biçimde doğrusal olarak artar ve böylelikle bu zaman aralığının uzunluğu, atardamar kasılma basıncının doğrudan bir ölçütü olarak kabul edilebilir.

Elektrik alanının merkezî sinir simtemi üzerinde ki etkisini belirlemek için dört elektroansefalog ram kaydı alındı ve çözümlendi. Beynin işlevi ile ilgili bilgileri almak için, sağ ve sol korteks (kabuk) ile sağ ve sol hipokampus (beyindeki beyaz çıkıntılar) incelenmek üzere seçildi. Beyine pla tin elektrodlar yerleştirilerek alınan kayıtlar standartlaştırıldı. Bu kayıt yöntemiyle daha ka liteli biyolojik imler alınabilir. Ayrıca elek trodların, bir fiş kullanılarak kayıt aletlerine rahatça ve güvenilir biçimde tutturulması da ola naklı olur. Kayıt süresince 50 Hz'lik karışım imleri, dört elektroansefalogram kaydından uygun Bir yükseltmeyle ve özel süzgeçler kullanılarak ayrılır. Böylece elde edilen elektroansefalogram kayıtları üzerinde tayf yoğunluk çözümlemesi ya pılır.

Elektroansefalogram rastgele, durağan (stationary) bir im olduğundan (20 saniyeden küçük bir zaman aralığında gösterilebilen bir durağanlık) [4], ani güç yoğunluğu hesaplanmalıdır. Güç yoğunluğu nun gösteriminde dört ayrı band ayırdedilir: alfa bandı (18 13 Hz) , beta bandı (14 24 Hz) , delta bandı (0,5 4 Hz) ve teta bandı (4 8 Hz) (elektroansefalografideki alışılagelmiş bir yönte me göre). Her kayıta ilişkin ani güç yoğunluğunun elektrik alanı etkisindeki değerini alanın olmadı ğı zamanki değeriyle band band karşılaştırarak alanın kayıtlarda yapacağı değişimleri ortaya çı karmak olanaklıdır. Bu gösterim yöntemi yalnızca elektroansefalogramdaki değişimlerin gözle görüle rek değerlendirilmesine müsaade eder. Bu nedenle, alan etkisinin niceliksel bir değerlendirmesini yapmak için, alfa beta, delta ve teta bantları cinsinden ortalama güç yoğunluğu tanımı yapılmış tır.

Biyolojik imlerin bütün parametreleri, ilkesel ola rak, yalnızca test süjelerinin bir grubundan diğe

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 249 440

rine değil, aynı zamanda aynı tür içerisindeki öge ler arasında da kuvvetli değişimler gösterir. Zama na, yere, hayvan türlerine ve hatta tesadüflere bağlı olan bu etkiler ancak, çok sayıda deney sonu larına ilişkin sayısal istatistiksel değerlendirme ve hesaplamalar yapılarak yok edilebilirler. Test ler bu yüzden, en uygun deney planına uygun kural lara göre yapılmalıdır.

Deneylerin özdeş koşullarda birçok kez yinelenmesi rastgele hataların hesaplanıp, giderilmelerini ola nakli kılar. Deney sırasında sınıflandırmaya gidil mesi biyolojik imleri etkileyen geçici ve deneysel etmenlerin ortadan kaldırılmasını türünün incelen mesi gereklidir. Verilerin türdeşliği her deney için ortak bir temele göre istatistiksel sayısal bir işlemi gerektirir. Böylece, geçici değişimle rin eğilimini gösteren ortalama değerler varyans çözümleme yöntemiyle bulunur. Daha sonra her biyo lojik imin değişimlerindeki ortak noktalar regres yon ve korelasyon çözümlemeleriyle belirlenir. Bu yolla, organizma üzerinde olası bir etkinin kanıt lanması olanaklı olabilir.

HF AF BO

P/ 1 /dotoka|mmHg

RtorosY On H F . A F B D —F İ M ABAB

440 110 23>/f\,

HF Kardiyak sıklığı AF Solunum sıklığı BD Atardamar basıncı

A Alan var ,B Alan yok

350 95 18S

.

320 9 0 1 7 0 ^ — ' ~ Z ~ ~ \ .,' / **85 155 ." •

260 80 140

/! ^<S:<*" rr^*~ *\V <<

230 75 125 <%

•' ' , ' * •

A

t/saat

Şekil 6. Alan içinde yaşamsal işlevlerdeki değişmeler (test şeması ABAB).

C. Deney Sonuçları:

Bugüne değin fareler üzerinde toplam 64, kediler üzerinde de toplam 48 deney yapıldı. Bu deneyler denetim testleri ve elektrik alanının etkisi al tında yapılan testler olarak gerçekleştirildi. Aynı zamanda deney sonuçlarından ortalama değer ler çıkarıldı. Bu ortalama değerler (ilgili eğri ler ttzerrnde) zamana bağlı olarak küçük çarpılar la gösterilir ve regresyon eğrisinin çiziminde esas olarak alınırlar. Regresyon eğrisi yaklaşık olarak, onuncu dereceden bir polinom ile matema tiksel olarak ifade edilebilir. Sonuçlar 5'den 10'a kadar olan şekillerde gösterilmektedir ve şu öneme sahiptirler: Şekil 5'de kardiyak sıklı ğı, solunum sıklığı ve atardamar basıncı, 8 tane türdeş denetim testinin sonuçlarının ortalaması olarak gösterilmiştir (Test şeması BBBB). Her eğ rinin zamana göre değişimi ortalama değerin çev resindeki göreli küçük sapmaları göstermektedir.

Şekil 6'da ABAB şemasına göre gerçekleştirilen 9 tane türdeş testin ortalama sonuçları gösteril mektedir. Şekil 5 ile karşılaştırıldığında, bu

HF AF BD

%*J t ı _ m

420 t » 170

Rıgrocyon BTÂF. SB—F(t ) BABA UF

•380 120 16a

•C ^ ' . . . ^

*••

340110 15Ö

3 0 0 / 140 / • 90 130

HF Kardiyak sikli» AF Solunu m sıklığı BD Atardamar basıncı

180 70 110

140 60 100

A1

A2 t/SMİ

i 3 4 5 6 7 8 9 M 11 12 13 14 15 K

Şekil 7. Biyolojik imlerin alan etkisiyle değişimi (test şeması BABA).

ortalama değerlerden olan sapmaların daha büyük olduğu görülür. Bu, özellikle kardiyak sıklığı nın zaman içindeki değişiminin, olağandan çok bü yük artmaların kaydedildiği, ilk evresinde (A) açıkça görülebilir.

HF A F BO

p

^JOKCMOI mrr Hg

Rrarasyon HF. A * B D » F ( * ]

BBBB

HF kardiyak sikli»

AF—Solunum sıklığı

420 130 200 TT—T.

380 120 190

••. HF

,*

BD—Atardamar basıncı

Şekil 7'de kardiyak sıklığı, solunum sıklığı ve atardamar basıncının zamana göre değişimi, 7 ta ne alan testinin ortalama sonucu olarak gösteril miştir (Test şeması BABA). Bu şekilde adı geçen biyolojik imlerin alan etkisiyle değişmeleri açıkça görülmektedir (örneğin kardiyak sıklığın da ilk evrede, A, görülen artış).

340 110 « 0

300 100 170

260 90 160 ^2 0 80*150' 180 70*140 f 60 130*

»* * * ' " • — ^ ' • . , 1 ( . . . , *. *.BD

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

Şek.il 5. Denetim testi sonuçları.

Şekil 8'de, 6 denetim testinin ortalama sonucu olarak, sıcaklık eğrilerindeki geçici değişmeler gösterilmektedir. Kardiyak sıklığı.ve oda sıcak lığı, deri sıcaklığı ve rektal sıcaklığı ile bir likte ifade edilmektedir. Eğrilerin incelenmesiy le, test hayvanlarının durumlarında herhangi bir kötüleşme olmadığı sonucuna varılabilir, çünkü deri ve rektal sıcaklığının eşzamanlı değişimi aynen oda sıcaklığının değişimini izler.

Şekil 9'daki eğriler Şekil 8'de geçerli olan ko şulların aynısında elde edilmiştir. Yalnızca 50 Hz'lik bir alan 30 dakikalık bir testten sonra

uygulanmıştır. Denetim testlerinin aksine (Şe kil 8) deri ve rektal sıcaklıkları, 3 saatlik bir alan etkimesi sonucu farklı yönlerde değiş mektedirler.

Şekil 10'da bir elektroansefalogramm çözümlenme sine örnek olarak, alan testindeki sağ hipokam pusun kayıtları görülmektedir. Alan etkisiyle ani gücü ortalama yoğunluğunda, her dört bantta

Şekil 8. Rektal sıcaklığı r.c), deri sıcaklığı (s.c), kardiyak sıklığı (HF) ve oda sıcaklığının (RT) zamana göre değişimi (Denetim testi).

* t/h •

Şekil

9. Rektal sıcaklığı (r.c), deri sıcaklığı (s.c), kardiyak sıklığı (HF) ve oda sıcaklığının (RT), bir test alanı varken, zamana göre değişimi (test şeması B/2, A).

2.10"4v 2 Hi/Amlık. EES Sağ Hipokompu!

• Alfa Bandı

8 UHz

> Btta Bandı / 14 25 Hz

T 0.1ta Bandı / 1 4 Hz

ı «t a Bandı / 4 > Hi

10*.

Alan

5 0 Hi sohV/m

S

Tornan (soot)

i İO. a, 6, 6, 0 £>antiar.ında srüç yoğunluğunun zamana göre değişimi.

da hafif bir düşme olmaktadır. Bu, test hayva nındaki bir uyarım durumuyla açıklanmalıdır. Ala nın neden olduğu bu değişiklikler elektroansefa logramm bütün kayıtlarında, bazı farklılıklarla görülür. Denetim testlerinde bu tür değişim be lirtilerine ise rastlanmaz.

6. ÖZET

50 Hz'de elektrik alanının organizma üzerindeki etkisi araştırılırken, test alanının yeğinliği, bir yandan pratik değerlere uygun, diğer yandan test süjelerinin fiziksel yapısına elverişli ola cak biçimde ayarlandı. Elektrik alanının etkisi altında hemen bütün biyolojik imlerde önemli de ğişimler kaydedildi. Burada yalnızca, içerisinde yer alınan çevre koşullarında, alan etkimesi so nucu oluşan değişikliklerin normal sapma sınır larını aşıp aşmadığıyla ilgilenilmektedir. Elek troansefalogramın alfa, beta, delta ve teta bant larında (özellikle sağ korteks gözönüne alındı ğında) ani güç yoğunluğu yavaş yavaş düşerek ilk değerinin % 50'sine gelmekte ve alan etkisinin olduğu tüm evre boyunca bu göreli düşük düzeyde değişmeden kalmaktadır.

Her ne kadar, vücutta oluşan ve hesaplanarak de ney sonuçlarıyla karşılaştırılan alan yeğinlik leri, Joule etkisi sonucu, hissedilir bir ısıtma ya yol açmıyorsa da, alan etkisi sonucu, deri sı caklığı eğrileri ve rektal sıcaklığı eğrilerinin kesiştiği noktalar (yada eğrilerin birbirine do kunduğu temas noktaları) bulmak olanaklıdır.

Kardiyak sıklığının zaman içindeki değişiminde, genellikle alan etkisi sonucu % 10 20 oranında bir artış görülür. Bu artış farelerde sürekli bir büyüme gösterir, kedilerde ise bir salınım biçimini alır.

Bütün adı geçen değişiklikler fizyolojik olarak normal kabul edilen sınırlar içerisinde kalırlar ve hiçbirisi de patolojik olarak nitelenemezler. Etkilerin oluşum sorunu ise, henüz içerdiği zor luk nedeniyle, deneyler çerçevesinde çözülebilmiş değildir. Bu, karmaşık elektrokimyasal reaksi yonlara ilişkin bir sorun olup incelenmesi fiz yolojinin kapsamı içerisinde yapılmalıdır.

KAYNAKLAR

[l] Schneider,K.H., H.Studinger, H.Steinbigler, D.Utmishi, ve J.fiiesinger, "Displacement currents to the human body caused by the e l e e t r i c f i e l d under overhead l i n e s . " , CIGRE Report Group 36 (1974).

[2] Schneider, K.H., "Elektrische und magnetisehe Felder in Hochspannungsanlagen.", etz b, Band 28, 1976, s . 6 1 7 .

[3] Schmidt, H.G., H.Tolazzi, Gutachten über Art und Umfang der Gefahrdungsmöglichkeiten der Arbeitsnehmer an Arbeitsplatzen in e l e k t r i s ehen Hochspannungsanlagen durch die Einwir kung e l e k t r i s e h e r und elektromagnetiseher Felder, Universitat Berlin, 1974.

[4] Silnu, J., "Zur teçhnisehen Problematik der Untersuchung des Einflusses elektriseher 50 Hz Felder auf den Organismus." Dissertahon an der RWTH Aachen, Şubat i976.