Elektrik Mühendisliği · Sayı 249 · Eylül 1977
ELEKTRİK VE MAGNETİK ALANLARIN BİYOLOJİK ETKİLERİ
Elektromanyetik alanlar ve sağlık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1977
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Elektromanyetik alanlar ve sağlık
İlgili: Yüksek gerilim, koruma ve ölçme, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- yüksek gerilim hatları
- elektrik alanı
- magnetik alan
- vücut akımı
- Demetevler
- CIGRE
Özet
Yüksek gerilim hatları ve trafo merkezlerinde oluşan elektrik ve magnetik alanların canlılar üzerindeki biyolojik etkilerine ilişkin uluslararası araştırmalar özetlenmekte, ölçme, laboratuvar ve kuramsal yaklaşımlar tartışılmakta; Türkiye'de bu konuda çalışma yapılmadığı ve Ankara Demetevler örneğiyle gecekondu bölgelerindeki riskler vurgulanmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ELEKTRİK VE M/lGıMHİK ALINLARIN BİYOLOJİK ETKİLERİ
EKTRtK MÜHENDİSLİĞİ 249
Yüksek Gerilim (YG) hatlarının çevresinde oluşan elektrik ve magne tik alanların, bu alanlar içinde bulunan canlılar üzerindeki etkile ri son yıllarda yoğun araştırmalara konu olmuştur. Hatların taşıdığı gerilimin değerinde her geçen gün artışlar olmaktadır. 1000 kV'luk hatların yapımı gerçekleştirilmekte, 1500 kV'a doğru gidilmektedir. İletilen enerjinin artırılması gerilimin değeri büyütülerek sağlan maktadır. Hatlardaki kayıplar iletilen akımın değerinin belirli bir sınırın üstüne çıkartılmasını engellemektedir. Artan gerilim, hatla rın çevresindeki elektrik alanının yeğinliğini de artırmaktadır. Akı mın hat kayıplarının düşük bir düzeyde kalması için küçük tutulması magnetik alan etkilerini elektrik alanının benzer etkilerine göre daha az önemli kılmaktadır.
Gerilim değerlerinin artması trafo merkezlerinde ve salt sahalarında yeni sorunlar doğurmaktadır. Bakım ve onarım personeli giderek daha yeğin alanlar içinde bulunmak durumundadır.
Başlangıçta yeğin alanların canlılar üzerindeki etkileri üzerine ya pılan incelemeler, oldukça sınırlı sayıda kişinin ilgi alanı içinde kaldı. 1960'ların sonlarına doğru özellikle ABD'de yapılan araştır maların alan etkilerinin önemli olmadığı yolunda sonuçlar vermesi daha ileri araştırmaların yapılmasını gereksiz kılmış, çalışmalar bir bakıma sonlandırılmıştır. Ancak 1972'de CIGRE'de sunulan bir Sovyet araştırması durumu değiştirmiş, çok yoğun bir araştırma, in celeme dönemini başlatmıştır. Bundan sonra ABD, Avrupa ve SSCB'de sayısız araştırma gerçekleştirilmiştir. Yayınlanmış makalelerin da
ha ileriki bölümlerde sunulan listesi bu konuda iyi bir fikir vere bilir.
Yapılan araştırmalarda gözönüne a l m a n iki farklı durum vardır. Bi rincisi hatların hemen altında yada çok yakın çevresinde yerleşmiş canlıların alan etkimeleri karşısındaki durumları. İkincisi trafo merkezlerinde, indirici merkezlerde ve salt sahalarında çalışan iş letme personeli ve hat bakım işçilerinin durumu.
Bu iki durumun çözümlenmesinde de üç farklı yaklaşım vardır.
1) Hatlarda, trafo merkezleri ve salt sahalarında yapılan alan ye ğinliği ve vücut akımı ölçmeleri. Bunun için bazı ölçme aletleri ve düzenekleri geliştirilmiştir. Ölçmeler farklı gerilimdeki hat larda yapılmıştır. Hat bakımının servisin sürekliliğinin bozulma dan yapılması gereksinimi, hat üzerinde ya enerjili hat aletle riyle yada çıplak elle çalışmayı gerektirmektedir. Çıplak el yön teminde hat işçisi hat ile aynı gerilimdedir ve enerjili hat üze rinde çıplak eliyle çalışmaktadır. Elektrik alanının yeğinliğinin hatta yaklaştıkça artması nedeniyle işçi çok yeğin alanların et kisi altındadır. İncelemeler göstermektedir ki herhangi bir koru yucu önlemin (örneğin ekranlama) alınmadığı durumda vücut akımla rı algılama eşik değerinin ( 1 5 mA) oldukça üzerine çıkabil mekte ve tehlikeli olabilmektedir.
2) Laboratuvar deneyleri. Özellikle Avrupa'da gerçek çalışma yerle rindeki alanlar laboratuvarda benzeştirilerek pekçok deney yapıl mıştır. Bu deneylerde gerçek durumdaki koşulların aynısını elde etmeye özen gösterilmiştir. Deneyler hem insanlar hem de organiz maların işlevleri bakımından insana benzeyen hayvanlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Deney süresince vücudun tüm işlevlerine ilişkin çeşitli parametreler sürekli gözlenerek değişiklikler kaydedilmiştir. Çeşitli araştırmaların sonuçları arasında farklı lıklar görülmektedir. Bazı araştırmacılar alanların olumsuz etki lerinin olmadığı sonucuna varırken diğer bazıları önemli fizyolo jik bozuklukları alan etkisine bağlamaktadır. Yine de ortak yar gı, alanların bir şekilde etkilemesinin kesin olduğudur. Alan et kisinin olmadığı sonucuna varan araştırmacılar daha uzun deney sürelerinin, daha yeğin alanların farklı sonuçlar verebileceğini de gözden uzak tutmamaktadırlar. Vücudun içinde endüklenen akım ların, hücre düzeyindeki elektrokimyasal tepkimeler sonucu oluşan akımların büyüklüğünde hatta daha fazla olması, alan etkilerinin varlığı için ciddi bir fiziksel kanıttır.
3) Kuramsal yaklaşım. YG hattının hemen altında, yerde duran bir adam yada ekranlı kovası içinde bakım yapan hat işçisi uygun bir geometrik şekil ile modellenir. Sonra bu şekli bir eşpotansiyel yüzey yapacak eşdeğer noktasal yükler uygun yerlere yerleştirilir. Potansiyel dağılımı ve endüklenen vücut akımları bu noktasal yük lerin potansiyelleri hesaplanarak bulunur. Bu yöntem yaklaşık bir yöntemse de oldukça yeterli sonuçlar verdiği görülmüştür. Daha ayrıntılı ve duyarlı bir çözüm için bilgisayar kullanmak gerek mektedir. Laplace bağıntısı ilgili koordinat sisteminde sayısal teknikler kullanılarak çözülür.
Şimdiye değin anlatılanlardan görüleceği gibi 50 (yada 60) Hz sıklık lı yeğin elektrik ve magnetik alanların canlılar üzerindeki etkile rini bulmaya yönelik çalışmalar hem sosyalist hem de kapitalist ül kelerde ciddi olarak ele alınmaktadır. ABD, İtalya ve Fransa'da ulu sal enerji kuruluşları bu incelemeler için fonlar ayırmakta, çeşitli araştırma projelerine mali destek sağlamaktadır. Ayrıca üniversite ler de konuyla ilgilenmekte, birçok lisansüstü tez çalışması bu ko nuya yöneltilmektedir. Elektrik işletmelerinde yeni türden iş kaza larının ortaya çıkmasını engellemek bu araştırmaların sonuçlarını titizlikle değerlendirerek mümkün olacaktır. Batıda, şimdilik alan ların bugünkü hat gerilim değerleri ve kullanılagelen koruyucu önlem lerle (ekranlama) öldürücü etkilere yol açmadığı yargısı egemendir. Ama bu yargıda bulunanlar da daha ileri düzeyde araştırmaların ge
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 249
SLEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 249
rektiğini belirtmektedirler, öte yandan alanların çok zararlı etkile rinin olduğu iddiaları vardır. Özellikle Sovyet araştırmacıları alan etkisiyle oluşan pekçok rahatsızlık sıralamaktadırlar. Bu konuda Sov yetler Birliği'nde çok sayıda araştırma yapılmış, makame yazılmıştır. Alanların canlılar üzerindeki patolojik etkilerinin varlığını vurgu layan yalnızca Sovyet bilim adamları değildir. Avrupada da aynı göz lemlerde bulunan araştırmacılar bulunmaktadır.
Bu genel çerçeve içerisinde konunun ülkemizi ilgilendiren y a n m a ve bunun önemine gelince önce şu söylenebilir; şimdiye dek Türkiye'de yukarıda özetlenene, benzer bir çalışma yapılmamıştır. Daha çok top raklama hatalarının ve doğrudan elektrik çarpmalarının neden olduğu kazaların önlenmesi için çalışmalar olmuştur. Ülkemizde kullanılan en yüksek hat gerilimi 380 kV'tur. Hatların bakımı hat enerjisiz iken yapılmaktadır. Bunun servisin sürekliliğini belirli bir süre aksatması dikkate alınmamaktadır. Ancak çarpık da olsa gelişen sana yinin bu tür kesilmelere tahammülünün olamayacağı ileriki dönemlerde hat enerjili iken bakım yapılması istenebilecektir. Böylesi bir du rumda alan etkimesiyle oluşan ve belirtilerinin ortaya çıkması be lirli bir süre alan rahatsızlıklar önemli olmaya başlayacaktır.
Trafo merkezleri, salt sahaları ve indirici merkezlerde elektrik şok larına, kısa devrelere karşı koruyucu önlemler vardır. Bu önlemler, alan etkimelerine karşı da işçiyi kısmen korumaktadır. Ancak yeterli koruma önlemleri alan etkilerinin ayrıntılı çözümlemesi yapılmadan alınamayacaktır.
Konunun, çarpık kentleşmenin ve yanlış konut politikasının sonucu olarak gecekondularda yaşayan binlerce dar gelirli, emekçiyi ilgi lendiren yanı da vardır. Her ne kadar YG hatlarının yapımına ilişkin şartnameler, hatların yerleşim merkezlerinin dışında yada açığında kurulmasını gerektiriyorsa da, gecekonduların konut planlarında yer almayan yerleşim birimleri olmaları bazı durumlarda YG hatlarını ge cekondularla içice duruma getirebilmektedir. Örneğin başkent Ankara1 da 'on katlı gecekondular' semti olarak bilinen Demetevler'de, blok lar arasından 154 kV'luk YG hatları geçmektedir. Nemli ve yağışlı havalarda evinin penceresinden çamaşır silkelerken çarpılan ev ka dınlarının öyküleri dilden dile dolaşmaktadır. Binlerce emekçi, bir yandan doğanın ve içinde bulunduğu toplumsal yapının önüne koyduğu bazen çok şiddetli soğuk, bazen nefes almayı güçleştirecek kadar kir li ve ağır hava biçimindeki çetin koşullarla çok kısıtlı olanakları ölçüsünde mücadele ederken, diğer yandan sürekli olarak alanların büyük bir olasılıkla olumsuz etkileri altında yaşamını sürdürmekte dir. Alan etkileri bugünden yarına görülecek etkiler değildir, uzun dönemde ortaya çıkar ve kalıcı olabilirler. Yetersiz bakım ve bes lenmenin gecekondularda yaşayanlarda yerleştirdiği hastalıkların ya nısıra çevredeki YG hatlarının olası olumsuz etkileri de gözle gö rülmez, alttan alta işleyen bir rahatsızlıklar kaynağıdır.
Demetevler, gözler önünde çarpıcı bir örnektir. Daha pekçok benzer durumun olduğu ülkemizde öyle büyük düzensizlikler, umursamazlıklar vardır ki elektrik ve magnetik alanların olumsuz etkileri ancak ikinci, üçüncü derecede önemli kabul edilebilir.
Sonuçları bakımından farklılıklar gösteren ve hatta birbiriyle çeli şen bir dizi araştırma makalesini ileriki sayfalarda sunuyoruz. Bu makaleler Sovyetler Birliği, ABD, İtalya, Fransa, B.Almanya ve is panya'da yapılan araştırmaları özetlemektedir. Türkiye/de benzer bir araştırmanın yapılmamış olması bu makalelerle sürdürülen canlı tar tışma ortamına bizim doğrudan girmemize olanak tanımamaktadır. Ancak bu konuda araştırmalar yapmak güç olmadığı gibi çok büyük paraları da gerektirmemektedir. İlgili kurumlar ve üniversitelerde inceleme ler başlatılabilir. Bunun için gerekli bilgi birikimi ve olanaklar vardır. İşte bu özel sayı, dışarda ciddi olarak ele alınan ve üze rinde mühendislerden, doktorlara, fizikçilerden teknisyenlere kadar pekçok kişinin çalıştığı bir konuya dikkat çekmek, ülkemiz açısından konunun önemini belirlemek ve gerekli araştırma ortamını oluşturabi lecek bir itici etki sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.