Elektrik Mühendisliği · Sayı 251 252 · Kasım-Aralık 1977

ÇOK AMAÇLI ENERJİ TESİSLERİ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1977
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Nükleer enerji

Anahtar kelimeler

  • kojenerasyon
  • merkezi ısıtma
  • Dünya Enerji Konferansı
  • nükleer ısı
  • çok amaçlı su kaynağı kullanımı
  • yakıt tasarrufu

Özet

10. Dünya Enerji Konferansı'na sunulan tebliğlerden derlenen yazıda, birincil enerji verimliliğini artırmak için ısı-elektrik birlikte üretimi, akarsuların çok amaçlı kullanımı ve nükleer santrallerden ısı üretimi konularında farklı ülke uygulamaları örneklenerek Türkiye'nin bu alanda yetersiz kaldığı eleştirilmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ÇOK AMAÇLI ENERJİ

TESİSLERİ

Aşağıdaki gazı, birincil enerjinin verimliliğinin artırılması konusunda çok amaçlı enerji tesisle rinin kullanımı ile ilgili olarak çeşitli ülkele rin 10.Dünya Enerji Konferansına sunduğu tebliğ lerden derlenmiştir. Bu derleme, dünyadaki bu uy gulamadan ülkemiz için de dersler çıkarılabilece ği düşünülmüştür.

Günümüzde, tüm dünya ülkelerinin primer enerjinin verimliliğinin artırılması konusunda yo*un bir çabanın içinde olduğu gözlenmektedir. Enerji tü ketinKhızının, kaynak üretimi hızından belirgin şekilde deha fazla olması, bu çabaların haklı ol duğunu ve ülkemizde de bu türden girişimlerde bu lunulması gerekliliğini kanıtlamaktadır. Primer enerjinin verimliliğinin artırılması ile ilgili çalışmalar çoğunlukla şo üç nokta üzerinde yoğun

1 aşmaktadir:

1) Isı ve elektrik enerjisinin birlikte üretilme si.

2) Su kaynaklarının çok amaçlı bir biçimde kulla nılması.

3) Nükleer enerji üretim tesislerinden ısı üreti mi için yararlanılması.

Isı ve elektrik enerjisinin birlikte üretilmesi fikri, yaklaşık olarak 30 yıldan beri var olmakla birlikte, geçen birkaç yıla kadar ancak birkaç ülkede uygulamaya konulmuştu. Yakıt fiyatlarının giderek yükseldiği günümüzde ise, bu yöntem gide rek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Isı ve elektrik enerjisinin birlikte üretilmesinden iki ana yarar beklenilmektedir:

a) Elektrik ve ısı enerjilerinin ayrı ayrı üretil mesi durumuna oranla, sağlanacak büyük çaplı yakıt tasarrufu, b) Verimlilik, süreklilik, yaşam standardı ve çev re kirliliği üzerinde önemli olumlu etkileri olan merkezi ısıtma sisteminin uygulanmaya ko nulmasına olanak vermesi.

Isı ve elektrik enerjilerinin birlikte üretilme sine ağırlık veren ülkelerden Romanya'da, 1975 yılında bu yolla 2.2 milyon ton kömür eşdeğeri yakıt tasarrufu sağlanmıştır. 1975 yılındaki top lam kurulu gücü 8,539 MW olan Romanya'da, ısı ve elektrik enerjisini birlikte üreten tesislerin kurulu gücü ise 3,285 MW olmuştur. Bu rakam, top lam kurulu gücün % 38.6'sına karşıt gelmektedir. Öte yandan Demokratik Alman Cumhuriyetinde, 1975 yılında 750 000 olan merkezi ısıtma sistemine bağlı konut sayısının 1980 yılında 1 165 000'e çıkarılması planlanmış bulunmaktadır. Aynı ülke nin, 1990 yılına kadar enerji arzı politikası şu temeller üzerine oturtulmuştur:

• Tüm kentlerde ve kırsal yerleşim merkezlerinde merkezi ısıtma sisteminin kurulması.

• Bu sistemlerin beslenebilmesi için gerekli olan ve katı yakıt kullanan ısı ve elektrik enerjisi üretim tesislerinin kurulması.

• Isı depolama tesislerinin kurulması. • Büyük kapasiteli, yüksek ısılı sıcak su genera törlerinin kurulması ve katı yakıtların kulla nılabilmesi için gerekli olan ve standart bile şenlerden oluşan ısıtma merkezlerinin kurulması. • Etkin bir dağıtım sisteminin kurulabilmesi ve işletilebilmesi için bilgisayarlardan yararla nılması.

Essen'deki STEAG Aktiengesell Schaft adlı ku ruluşun başkanı Dr.Heinz Schulte (Federal Almanya) ise, bu konuda şunları söylemektedir: "Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hızla artan enerji gereksinmeleri karşısında, sıvı ve gaz fosiller den oluşan enerji kaynaklarının yakın bir gele cekte tükenmesinden korkulmaktadır. Öte yandan Federal Almanya'da kullanılmakta olan enerji dö nüşüm sistemlerinde, primer enerjinin yaklaşık % 67'si kaybedilmektedir. Ekonomimizi bir darbo ğazdan kurtarabilmek için, dönüşüm sırasında kay bolan bu enerjinin aşağıdaki sahalarda ve ısıtma amacı ile kullanılabilmesi için gerekli çalışma lar ivedilikle hızlandırılmalıdır:

• Elektrik üretimi. • Endüstriyel işlevler. • Merkezi ısıtma sistemleri."

Ülkemizde ise, hayati önem taşıyan bu konuya, ge reken titizlikle eğilinmediği görülmektedir.

Zamana ve yere göre düzensiz bir rejim gösteren akarsulardan yalnızca elektrik enerjisi üretimi için yararlanmak, ekonomik bir tutum olmamakta dır. Birçok bilim adamı, yaptıkları araştırmalar sonucunda, bu türden akarsulardan, kurulacak komp leksler sayesinde, elektrik enerjisi üretiminin yanısıra başka amaçlara da hizmet edecek şekilde ve ekonomik olarak yararlanılabileceğini göster miş ve birçok ülke de bu doğrultuda çalışmalara girişmiştir. Akarsu rejimlerinin oldukça düzensiz olduğu ülkemiz açısından, bu çalışmalara bir göz atmak yararlı olacaktır. Bu konuda ileri bir aşa maya varmış olan Portekiz'de, bu türden üç çok amaçlı tesis kurulmaktadır. Bu tesisler, elektrik enerjisi üretiminin yanısıra, sulama, içme suyu ve endüstri için su arzı, taşmaların önlen mesi, nehir taşımacılığı gibi amaçlar için de kullanılmaktadır. Bu konuda önemli geliş meler kaydetmiş bir ülke olan Bulgaristan'da ya pılan çalışmaları P.Darvarov, şöyle özetlemekte dir: "Ülkemiz akarsuları, en yüksek debilerine Şubat, Mart ve Nisan aylarında ulaşmaktadır. Oy sa, sulama için en uygun aylar Temmuz Ağustos ol makta, elektrik enerjisi üretimi için ise Aralık, Ocak, Şubat aylarında büyük miktarda su gereksin mesi bulunmaktadır. Bu nedenle, bir yıl içerisin de aylara göre ve genel anlamda yıllara göre, ne hirlerden akan suyun miktarını sabit tutmak ve bu arada çeşitli kullanıcıların taleplerini kar şılayabilmek amacı ile, ülke çapında bir rezervu ar sistemi kurulmuştur ve bu sistem günden güne geliştirilmektedir."

Öte yandan, nükleer enerji kullanımının yaygınlaş ması, özellikle birincil enerji kaynaklarını akıl cı bir biçimde kullanma geleneğine sahip bazı ül kelerde, bu kaynaktan ısı ve elektrik enerjileri nin birlikte üretilmesi kavramını da beraberinde getirmiştir. Örneğin, Finlandiya'nın Olkiluoto kentinde kurulması planlanan 1000 MW gücündeki nükleer santraldan, yüksek basınçlı doymuş buhar dan oluşan "nükleer ısı"nın kente dağıtımı için gerekli şebekenin etüdleri de yapılmaktadır. Bo ru hattının alıcı ucuna, artan enerji ile çalışa cak olan bir "uydu türbin" konulması planlanmış tır. Bu yolla elde edilecek termik enerjinin, kullanıcıya ulaştığı noktadaki fiyatının gelenek sel santrallarda üretilen termik enerjinin aynı noktadaki fiyatından daha yüksek olmayacağı be lirtilmektedir.

Aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği, İsveç'in de bulunduğu birçok ülkede "nük leer ısı"nın kullanılması yolunda çeşitli düzey lerde çalışmalar sürdürülmektedir.

Başlangıçta, çalışmaların üzerlerinde yoğunlaştı ğı belirtilen üç nokta, özünde birincil enerji kaynaklarının akılcı bir biçimde kullanılmasının bir gereğinden başka anlam taşımamaktadır. Ülke mizde bu türden çalışmalara rastlanılmayışı ise, kanımızca tüm birincil enerji kaynaklarımızın son derece irrasyonel bir biçimde kullanılmış olması nın bir sonucu olarak yorumlanmalıdır.