Elektrik Mühendisliği · Sayı 251 252 · Kasım-Aralık 1977

10. DÜNYA ENERJİ KONFERANSINDAN ÇIKAN EKONOMİK VE POLİTİK SONUÇLAR

Abdulkadir Kahraman

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1977
Sayfa
2
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

Anahtar kelimeler

  • Dünya Enerji Konferansı
  • petrol bunalımı
  • enerji tasarrufu
  • kömür
  • nükleer enerji
  • UNIPEDE

Özet

İstanbul'da düzenlenen 10. Dünya Enerji Konferansı'nda ele alınan enerji kaynaklarının yeterliliği, tasarruf, petrol ve kömür sorunları özetlenmekte; kapitalist ve sosyalist ülkelerin enerji politikalarına yaklaşımları karşılaştırılarak sosyalist sistemin üstünlüğü vurgulanmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

İO.DÜNYA ENERJİ KONFERANSINDAN ÇIKAN EKONOMİK VE POLİTİK SONUÇLAR

Abdülkadlr Kahraman

Uluslararası örgütlenmelerden biri olan Dünya Enerji Konferansının istanbul'da yapılan 10. top lantısında, günümüzde enerji üretimi ve kullanımı ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunlara yer ve rildi. Konferansın önemli bir bölümünü oluşturan teknik oturumlarda, 43 ülke ve birçok uluslarara sı kuruluş tarafından sunulan 142 tebliğ tartışıl dı. Bu tebliğlerin gruplandığı belli başlı başlık lar, ayrıca "yuvarlak masa toplantıları" denilen uluslararası paneller biçimindeki oturumlarda da irdelendi. Tartışma olanakları sınırlı olmakla birlikte, bu paneller delegelerin ilgisinin odak laştığı toplantılar olarak belirdi.

Konferansın ana teması, "Enerji Kaynaklarının Ye terliliği ve Rasyonel Kullanımı". Bu başlık altın da yer alan tebliğler 4 ayrı bölümde toplanmıştı.

a) Klasik Enerji Kaynaklarının Gelişimi. b) Enerji Kullanımında Tasarruf. c) Birincil Enerjinin Dönüşümü. d) Klasik Olmayan Enerji Kaynakları.

Teknik oturumlardan ayrı yapılan yuvarlak masa toplantılarında ise Türkiye'nin enerji modeli, talep ve tasarruf, uluslararası işbirliği, kömür, nükleer enerji ve klasik olmayan diğer enerji kaynakları gibi konular irdelendi.

Bu noktada, enerji alanında ortaya çıkan sorunla ra ve görüşlere ilişkin kısa bilgiler aktarmakta yarar var.

Konferansa, enerji tasarrufu ve petrol konuları nın egemen olduğu söylenebilir. Bu olgu, yukarda sıralanan bölümlerin genel bir değerlendirilmesi ni yapmak ve özet raporlar sunmakla görevli rapor törlerin raporlarında da görülmektedir. Raportör lerin tümü petrol ve doğal gaz pahalılaştığı ve azaldığı sürece doğal kaynakların rasyonel kulla nımına önem verilmesi gerektiğinde birleşmekte dir. Tasarruf da kullanımla bağlantılı bir konu. Uygulanması yönünden ise önerilen sektörlere bağ lı olarak farklılıklar belirmektedir, örneğin, ka pitalist ülkelerde kısa vadeli tasarruf önlemleri ön plana çıkmaktadır. Bunlar arasında binalarda

Abdülkadîr Kahraman, EHO Genel Sekreteri, 10.DEK Basın Komitesi üyesi.

ısı kayıplarının azaltılması, aydınlanma için da ha az elektrik tüketilmesi ve bu önlemlerin uygu lanması doğrultusunda özendirmenin geliştirilmesi gibi öneriler yer almaktadır. Buna karşı Uluslar arası Endüstriyel Enerji Konferansının (ICOIE) tebliğinde gerçek enerji tasarrufunun endüstride sağlanabileceği, özellikle enerji maliyetlerinin artmasıyla birim mamul madde üretimi için harcan ması gereken enerji miktarının saptanması gereği belirtilmektedir. Bu önerinin, sosyalist ülkeler de zaten uygulandığı, yoğun enerji kullanan elek trik, alüminyum, çelik, çimento ve petrokimya sa nayilerinde etkin önlemlerle enerji tasarrufu sağlanabileceği olgusu, özellikle Sovyetler Bir liği 'nin sunduğu tebliğde görülmektedir.

Konferansta, doğal kaynakların gelecekteki enerji talebini karşılayacak ölçüde geliştirilmesi soru nu petrol konusunu da ön plana çıkardı. Konuya belirgin biçimde duyarlık gösterenler genellikle, petrol bunalımından etkilenen batılı ülkeler. Üye lerinin çoğunluğunu Batı Avrupa ülkelerinin çoğun luğu Uluslararası Elektrik Üretim ve Dağıtım Bir liğini (UNIPEDE), gelecek için çıkış yolunu, kö mür ve nükleer yakıta dayalı elektrik enerjisinde bulmaktadır. UNIPEDE'nin görüşleri arasında, petrolün diğer enerji kaynakları ile ikamesinin araştırılmasıyla birlikte bu kaynaktan yoksun ül kelere satabilmek üzere değerli bir ticari ürün olarak saklanmasının akılcı bir tutum.olacağı da yer almaktadır.

Endonezya ve Arjantin örneklerinin ortaya koyduğu şekilde, petrol ihraç edenler de dahil olmak üze re pek çok ülkenin enerji tüketimi yüzde seksene varan ölçülerde petrolden karşılanmak durumunda. Bu ise petrol rezervlerinin azalma olasılığı da gözönüne alındığında, onun yerini neyin alacağı sorusunu birlikte getiriyor. Geri kalmış ülkeler açısından bu boşluğun, henüz büyük bir oranı kul lanılmamış su kaynaklarıyla doldurulması mümkün . görünüyor. Ancak bu durumda, geri kalmış ülkele rin önüne yatırım olanaklarının geliştirilmesi sorunu çıkmaktadır.

İkame yakıt olarak önem kazanan kaynaklardan bi ri de kömür. Konferansa sunulan kömür kaynakları konulu komisyon raporunda, önümüzdeki 10 15 yıl içinde dünyanın büyük çapta petrol ve doğal gaz

eksikliği ile karşılaşacağı ve bunun sonunda kö mür ve nükleer enerjinin daha çok kullanılma zo runluluğunun belireceği üzerinde durulmaktadır. Aynı rapora gere, kömürün petrol açığını kapata cak ölçüde çıkarılması için gerekli yatırımlar şimdiden yapılmadığı takdirde, çok geç kalınaca ğı da belirtilmektedir, öte yandan Tasarruf Komis yonu, kömürle ilgili bazı zorluklara dikkat çeki yor. Raporda, kömür ve linyit üretiminin artabil mesi için başta ulaşım olmak üzere önemli altyapı tesislerinin kurulması gereği vurgulanıyor. Yine aynı rapora göre, madencilik teknolojisini geliş tirme yatırımları ve yoğun emek gerektirmesi, çevre kirlenmesini önleyecek yatırımlar, kömür ticaretinin gelişmesinde yeterli güvencenin bu lunmaması ve bu çabaların uzun sürede ürün verme özelliği gibi nedenlerle; bu alandaki üretimin geliştirilmesi cazip olmayan bir iş alanı olarak belirmektedir. Bu nedenle Konferansa sunulan bil dirilerden, kömür üretiminde artış sağlayacak teknolojik araştırma ve geliştirme çalışmalarını işbirliği içinde ve başarıyla sürdüren ülkelerin, yalnız sosyalist ülkeler olduğunu görmek doğal.

Konferansta alışılmamış (klasik olmayan) enerji kaynakları üzerinde de önemle durulmuştur. Alışıl mamış enerji kaynakları arasında nükleer enerji dışında güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, dalga enerjisi, gel git (med cezir) enerjisi, jeotermal enerji, organik artık enerjisi ve füzyon enerjisi bulunmaktadır. Bu kaynaklardan yararlanmak ise, henüz yoğun bir bilimsel araştırma, deney ve tek nolojik gelişim gerektirdiğinden genellikle 2000 yılları için düşünülmektedir. Ayrıca bu kaynakla rın bir bölümü birçok ülkede bulunmadığından, ül keleri aynı oranda ilgilendirmemektedir.

10.Dünya Enerji Konferansı, dünyada mevcut ekono mik sistemlerin birbirleri karşısındaki konumu, gelişme perspektifleri ve ileriye yönelik değer lendirmeleri hakkında belirli ip uçları vermekte dir. Bu anlamda, enerji planındaki veriler, sos yalizmin kapitalizme üstünlüğünü sergileyen temel karakteristiklerden biri olarak ortaya çıkmakta dır.

Kapitalizmin çözümsüzlüğü, her alanda olduğu gibi enerji alanında da toplumsal gereksinmelerin en iyi biçimde karşılanması zorunluluğu ile, kâr me kanizmasının çatışmasından doğmaktadır. Petrol yerine enerji kaynağı olarak kömür çıkarma tekno lojisinin geliştirilmesi ve gerekli altyapı te sislerinin kurulabilmesi sorunu bir örnektir. Al ternatif Enerji Stratejileri Semineri Başkanı bu soruna değinirken yapılacak yatırımlar büyük ol duğu için kömür çıkarma işlemlerini üstlenen fir malara hükümetlerin daha fazla kâr olanakları sağ lamalarını, aksi halde cazip bir iş alanı olmak tan çıkacağını söylemiştir. Oysa planlı ekonomiye sahip sosyalist ülkelerde yatırım sorunları çözül düğü gibi, yerin daha derin tabakalarından kömür çıkarma yada yatakta iken gaz elde etme konusunda şimdiden yol alınmış durumdadır.

Bilim ve teknikteki gelişmelerin, ister kapita list ister sosyalist olsun tüm gelişmiş ülkelerin kazanımları olduğu bilinir. Ancak ürünlerinden toplum düzeyinde yararlanılması, sistemler ara sında farklılıklar gösterir. Bilimsel ve teknik ilerlemeler kapitalist ülkelerde topluma sınırlı ve geç yansımaktadır. Konferansta ele alınan ta

sarruf konusunda da bu durum görülmektedir. Kapi talist ülkeler sanayi sektörünü ön plana alan ve üretimdeki birim enerji miktarını azaltmayı amaç layan tasarruf önlemleri konusunda güçlüklerle karşı karşıyadır. Bu nedenle yer yer kısa vadeli tasarruf önlemlerini yani kısıtlamaları ön plana çıkarma zorunda kalmaktadırlar. Sosyalist ülkeler de ise bilim gerçek anlamdaki bu tasarrufun hiz metindedir. Sovyetler Birliği'nde geliştirilen Magneto Hidro Dinamik (MHD) santrallarında klasik termik santrallara oranla yüzde on fazla verim elde edilmiştir.

Enerjinin rasyonel kullanımı konusu etrafında Uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi, Konfe ransın önemli hedeflerinden birini oluşturuyor. Kapitalist ülkeler bu kavramı soyut düzeyde ele alırken, sosyalist ülkeler somut uygulama biçim lerinin varlığını hatırlatma gereğini duydular. Ülkelerarası işbirliğinin her alanda karşılıklı yarar esası üzerinde geliştirilmesi, Helsinki Konferansı kararlarında yer almaktadır. Önemli bir sorun haline gelmiş bulunan enerji kullanımı nın yalnız teknisyenler değil, aynı zamanda hü kümetler düzeyindeki ilişki ve işbirliği ile çö züme ulaştırılabileceği görüşü yaygın. Nükleer bir yakıt olan plütonyumun enerjide kullanılması da aynı konu içine girmektedir. Nötron bombası gibi kitle imha araçlarının geliştirildiği bir ortamda, saldırgan militarist çevrelerin plüton yum üretimine özel bir ilgi gösterdikleri düşünü lürse, ciddi ve barışçıl amaçlı kullanıma daya nan ilişkilerin önemi anlaşılır. Nitekim Konfe ransta, kapitalist ülkelerin yanaşmamasına rağmen sosyalist ülkeler, plütonyumun kullanılması konu sunda teknik düzeyden çok, hükümetler düzeyinde görüşülmesinde ısrarlı davrandılar.

Konferans, kapitalizmin çıkmazını ve bunalımları nı sergilerken emperyalizmin, bunalımları ertele me çabaları doğrultusundaki planlarını da açığa çıkarmıştır. Kapitalist ülkeler kendilerinin sa hip olduğu yada denetledikleri doğal kaynakların ve ikame enerji kaynaklarının geliştirilmesini öngörürken, bir yandan da başta nükleer enerji ol mak üzere alışılmamış enerji kaynaklarına ilişkin teknolojileri pazarlama çabası içindedirler. Alı şılmamış enerji kaynaklarının gerektirdiği tekno lojinin üretilmesi zor ve pahalıdır. Bugün için bu teknolojilerden yararlanmak özellikle geri kal mış ülkeler açısından düşünülemez. Oysa teknoloji pazarlama yoluyla, hem kâr mekanizmasını işletmek, hem de geri kalmış ülkeleri deney alanı olarak kullanmak amaçlanmaktadır. Bu yola başvururken de, klasik enerji kaynaklarını olduğundan az göster mek yada kullanılmasının önüne türlü engeller çı kararak alışılmamış kaynaklara yönelinmesini sağ lamak stratejisi güdülmektedir. Tebliğlerinin ço ğunda, alışılmamış kaynaklar geri kalmış ülkeler adına öngörülmüştür.

Sonuç olarak, 10.Dünya Enerji Konferansı, gelece ğe ilişkin karamsarlıklarla uygarlığın sınırına gelindiği doğrultusundaki idealist düşünceyle, in sanlığın gelişme ufku önündeki engellerin aşıla bileceğini gösteren düşüncenin karşılaştığı bir alan olmuştur. Türkiye de dahil olmak üzere tüm geri kalmış ülkelerde, toplumun refahına giden yolun temelde ekonomik sistem değişikliği sorunu na bağlı olduğu bir kez daha doğrulanmaktadır.